Gönderen Konu: Problemden korkmamak için 3 temel yöntem  (Okunma sayısı 3155 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7473
Problemden korkmamak için 3 temel yöntem
« : 16 Ağustos 2012, 01:04:33 »

Problem nedir peki diyerek başlayayım bu durumda... Problem, kişinin günlük hayatında, herhangi bir konuda ulaşmak istediği bir amaca ulaşmasını engelleyen etmenlerden oluşan basit veya karmaşık bir süreçtir.


İnsanın olduğu yerde problem bitmez. Kork kork nereye kadar! Ya biz sorunlarımızı yeneceğiz ya da sorunlarımız bizi. Kim kime galip gelirse, kısmet artık!

Yok! O kadar da kısmet deyip kenara çekilmeyelim, ne dersiniz?

Ben sizlere biraz problemle başetme yöntemi anlatayım, sizler de elinizden geldiğince uygulayarak yaşam kalitenizi yükseltmeye çalışın. Harika olur bence.   

Psikolojik açıdan söylemem gerekirse, "aslında sorun diye bir şey yoktur"

Çok iddialı bir cümle olduğunun farkındayım; ama sorun dediğimiz şey, vakıaya yüklediğimiz anlamdır. Bu da demek oluyor ki iflas ettiği için depresyona girip intihar eden kişi ile, iflas ettikten sonra yoluna devam edip kendisini toparlamaya çalışan kişinin yaşadığı ana sorunda ciddi bir fark yok. Tek fark, bu iki kişinin iflas olayına yüklediği anlamla ilgili. Birinci kişi, iflas olayını dünyanın sonu gibi anlamlandırıyorsa intihar ediyor; ikinci kişi, kaybettiğim parayı da ben çalışarak kazanmıştım, yine çalışır yine kazanırım şeklinde düşünerek yoluna devam edebiliyor.

Demek ki herhangi bir durumun problem olarak algılanmasını veya algılanmamasını sağlayan süreç, yaşanan olaya yüklenen anlam.

Şimdi gelelim esas meseleye. Tamam tamam duyar gibi oldum bile; "İyi de Mehtap Hanım biz zaten, yoluna devam etmeyi gerektiren anlamı nasıl yükleyeceğimizi bilmiyoruz. Bize bu bilgi lazım..." benzeri sözlerinizi.

Problem nedir peki diyerek başlayayım bu durumda... Problem, kişinin günlük hayatında, herhangi bir konuda ulaşmak istediği bir amaca ulaşmasını engelleyen etmenlerden oluşan basit veya karmaşık bir süreçtir. Akşam eşinizin arkadaşlarıyla gezmeye gitmesini istemiyorsunuzdur. Fakat o ısrarla gidiyordur. Zaman içinde bu durumu, kendi günlük hayatınızın olmasını istediğiniz tarzına aykırı bir durum olarak algılayarak, sorun şeklinde yaşamaya başlarsınız. Nasıl çözeceğinizi bilmediğinizde de ilişki karışır. Suratlar asılır, öfkeler havada uçuşur gibi.

Peki, problem nasıl çözümlenir?

Öncelikle problemin insan için olduğu, insan için yaratıldığı akıldan çıkarılmamalıdır sevgili okurlar. Bu, önemli/etkileyici bir ilke. Çünkü önce insan yaratıldı. Yaratılmış, eksik/aciz/noksan/unutkan olan bu insan için problem "sonradan" yaratıldı. Dolayısıyla sorun ne kadar büyük görünürse görünsün, son kertede insandan daha küçüktür diye düşünülmeli.

Sorunlarıyla başedemeyen insanlarla çalışıyorum yıllardır, bu en temel ilke gözardı edildiği için pek çok kişinin zorluklar yaşadığını görüyorum. Bir başkası için çok sıradan ve atlatılabilir olan bir durumu, diğer kişi üstesinden gelinemeyecek kadar büyük bir olay olarak yorumlayabiliyor. Çözümleyebilen insanların temel prensibi, kendilerini sorundan büyük algılamalarından geçiyor. Yaşanan zorluk ne kadar ciddi/aşılamaz görünürse görünsün, kişi bu durumu aşabileceğini biliyor. Sorunu gözünde büyütmüyor. "Ben varsam sorun var, ben yoksam sorun yok! Demek ki sorun ben olduğum sürece işlevselliğini sürdürüyor, bana endeksli olarak kendisini var ediyor" diye düşünebiliyor.

Bu düşüncenin hemen ardından gelmesi gereken ikinci temel bakış açısı; her problemin yapısı gereği belirli bir amaca hizmet ettiğini bilmekten geçiyor. En kolay sorundan, en zor görünen soruna kadar tüm problemlerimizin bir amacı, hizmet ettiği bir niyeti vardır. Yani eşinin arkadaşlarıyla gezmeye gitmesinin sorun olduğu durumda, bu sorunun hizmet ettiği bir amaç mutlaka vardır. Sorunu çıkaran kişiyle(diyelim ki kadın), sorunu çözmeye yardımcı olmayan kişi (diyelim ki erkek), aralarında olan biten anlaşmazlığın gerçek amacının ne olduğunu okumaya gayret etmeli.

Mesela sizler bu örnek sorundaki ana amacın ne olduğunu düşündünüz mü?

Çok kolay değil mi? Ana amaç; birlikte geçirdiğimiz zaman az ve mümkünse bunu artıracak bir şeyler yapalım!

Problemi yaşayan kişiler öncelikle bu sorunun kendilerinden ve ilişkilerinden küçük olduğunu düşünmeli. Sonra yapmaları gereken ikinci iş, amaca yönelmek olmalı.

Kadın; Eşimin gitmesine kızıyorum; ama aslında birlikte az zaman geçirdiğimiz için tepki gösteriyorum. Bu durumda gitmesine karşı çıkmak yerine, farklı bir gün birlikte birşeyler yapmayı teklif edebilirim, diye düşünmüş olsa...?

Erkek; Eşim gitmeme karşı çıkıyor; ama aslında birlikte az zaman geçirdiğimiz için tepki gösteriyor. Bu durumda eşimle farklı zamanlarda birlikte birşeyler yapsam, arkadaşlarımla toplanmama engel olmayacaktır,diye düşünmüş olsa...?

Ve problem çözmenin 3. temel ilkesi... yaşanan her problemde az iki tane birbirine alternatif çözüm mutlaka ama mutlaka vardır.

Pek çok insan sorun yaşarken, yaşadığı olumsuz duruma o kadar çok odaklanır ki, etrafında dolanıp neredeyse kendisine nanik yapan en kolay çözüm yollarını dahi göremez! Öfkesiyle çalışır, çaresizliğiyle çalışır, sıkışmışlığıyla çalışır... ama sorunun çözümüyle bir türlü çalışmaz. Derken gözünde büyüttüğü, büyüttüğü için sıkıntılar çektiği durumu iyice karmaşıklaştırır.

Oysa... oysa derin bir nefes alsa. Sorunun kendisinden küçük olduğunu ve aşılabilir olduğunu düşünse... aradan yıllar geçince bu sorunun zaten yok olup gideceğini bilse... ve yaşanan sorunun altında yatan temel gerekçeye odaklansa... sorunun temel amacını yakaladıktan sonra, etrafında dans eden çözüm yollarını tek tek yakalayabilse... yakaladığı çözüm yollarından akla ve duruma en uygun olanını seçip uygulamaya koysa... sonucunu değerlendirse...?

Problem insan içindir. İnsan, problem çözmek içindir. Etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayacak iki arkadaştır insan ve problem. Olaylara yüklediğimiz anlamlardır, yaşananları aşılamaz sorunlar haline getiren.

Nereden baktığımız, hayatı nasıl okuduğumuz, bulduklarımızı nasıl harekete geçirdiğimiz çok önemli. İnsanı insan yapan, başına gelenleri en iyi biçimde değerlendirmesi, biriktirdiklerini kendi geleceğine şans olarak ekleyebilmesidir. Her sorun bir fırsattır. Çünkü her fırsat, bedeli çok ağır olduğu için tecrübedir.

Sevgiler...

Mehtap KAYAOĞLU (Psikolojik Danışman &Psikoterapist)