Radyasyon Sızıntısı

Başlatan Tuğra, 17 Mart 2011, 03:13:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra

BİZ DE POTASYUM İYODÜR ALALIM MI?

Japonya’ daki nükleer santrallerden radyasyon sızıntısı tüm dünyayı endişelendirdi ama Amerika bu konuda da başı çekiyor.
Yetkililerin Amerika için radyoaktif iyot tehlikesinin söz konusu olmadığını, iki ülke arasındaki mesafenin çok uzak ve iyodun yarılanma ömrü de 8 gün olduğunu söylemelerine rağmen Amerikalıları tutabilene aşk olsun!

Milyonlarca Amerikalı radyasyona karşı koruyucu etkisi olduğu bilenen tek ilaç olan potasyum iyodür satın alabilmek için adeta çırpınıyor ama bu kimyasal maddeyi eczanelerde bulmak mümkün değil.

Radyasyon ölçümünde kullanılan Geiger sayaçları da yok satıyor.

Üç günde üç senelik satış gerçekleşti

En büyük potasyum iyodür üreticilerinden olan Recipharma’ nın Amerika’ daki Başkanı Jim Small “Son üç günde üç senede sattığımızdan daha fazla potasyum iyodürü sattık” diyor ve ekliyor:

“Bunların bir kısmı kişisel alımlar; çoğu ise Japonya’ da çalışanlarına verilmek üzere büyük firmalar tarafından alınıyor.

İhtiyaç o kadar büyük ki Recipharma Japonya’ ya çok uzak ülkelerden ellerindeki potasyum iyodür tabletlerini ödünç almayı da planlıyor.
Anbex isimli diğer bir üretici firmanın sözcüsü Alan Morris de günü geçmiş olmakla beraber hala etkili olan 2 milyon tableti hediye edebileceklerini açıkladı.

İyot ne işe yarar?

İyot, insan sağlığı için gerekli bir madde. Tiroit bezi tiroit hormonlarını iyottan üretiyor. Vücudun ihtiyacı olan iyot besinlerimizde bulunan iyotla karşılanıyor. Diyette yeteri kadar iyot bulunmadığı zaman bunun dışarıdan potasyum iyodür tabletleri ile verilmesi gerekiyor. Çünkü iyot eksikliği olduğunda tiroit hormonları da yeteri kadar yapılamıyor ve hipotiroidi adı verilen bir hastalık ortaya çıkıyor.

Potasyum iyodür ne işe yarıyor?

Radyoaktif iyot tiroit bezi tarafından tutuluyor ve bu da bir süre sonra tiroit bezinde kanser oluşumuna yol açıyor.

Potasyum iyodür (KI) vücudun diğer organlarını korumaz ve radyoaktif iyoda maruz kalınıp tiroitte hasar oluştuktan sonra da bir faydası yoktur.
KI, radyoaktif iyotla karşılaşılmadan önce tiroit bezinin iyotla doyması için veriliyor.

Bu kişiler daha sonra solunum veya ağız yoluyla radyoaktif iyot aldıklarında tiroit bezi iyotla doymuş olduğu için bunu alamıyorlar.

Potasyum iyodür Japonya’ daki gibi bir sızıntı olması durumunda nükleer santrallerin yakınlarında yaşayan insanlar için hayati önem taşıyor.
Zaten Fukuşima’ daki santrallerden sızıntı olduğu anlaşılır anlaşılmaz da yakın çevredeki insanlara hemen potasyum iyodür tabletleri dağıtılmaya başlandı.

İyotlu sofra tuzları potasyum iyodürün yerini alamaz mı?

İyotlu sofra tuzlarında da elbette iyot vardır ve bu diyetlerinde yeteri kadar iyot bulunmayan insanlar için gereklidir. Ancak bu tuzlardaki iyot tiroit bezini doyuracak kadar çok olmadığı için bunlar potasyum iyodürün yerini tutmaz.

Kimler potasyum iyodür almalıdır?

Bu tür bir radyoaktif sızıntı söz konusu olduğunda bebekler, çocuklar, 40 yaşına kadar olan genç erişkinler, gebeler, süt veren annelere hemen potasyum iyodür tedavisine başlanması gerekir.

40 yaşın üzerinde olanların çok yüksek miktarda radyoaktif iyot maruziyeti yoksa potasyum iyodür almaları gerekli değildir. Bunlarda iyot alerjisi ihtimalinin daha yüksek olduğu da unutulmamalıdır.

Potasyum iyodürün dozu nedir?

Potasyum iyodürün tablet ve sıvı şekilleri vardır. Bölünebilir olan tabletlerde 130 ve 65 miligram KI bulunur. Sıvı şekilde ise 1 mililitrede 65 mg KI vardır.
Radyoaktif iyotla karşılaşma tehlikesi olan veya karşılaşmış olan erişkinler için doz 130 miligramdır.

3 ila 18 yaş arası çocuklar için doz 65 miligramdır. Erişkin kilosuna sahip olan çocuklara yaşlarına bakılmaksızın 130 miligram verilmelidir.
1 aylık-3 yaş arası olanlar için doz 32 miligram; 1 aylıktan daha küçük olanlar için 16 miligramdır.

Tek bir doz tiroit bezini 24 saat süreyle korur. Gereğinden fazla KI alınmasının daha fazla koruyucu etkisi olmadığı gibi ciddi hastalıklara ve hatta ölüme bile sebep olabilir.

Potasyum iyodür kimler için sakıncalıdır?

Panik havası içinde tehlike altında olmayan insanların gelişi güzel potasyum iyodür almaları doğru değil çünkü bu kimyasal maddenin insan sağlığı üzerine pek çok olumsuz etkileri vardır.

Potasyum iyodür tükürük bezinde iltihap, mide-bağırsak bozuklukları, alerjik reaksiyonlar ve deri döküntülerine yol açabiliyor. Bu madde, guatr, hipertroidi ve Hashimato hastalığı olanlar için zararlı olabileceğinden bunlara ancak doktor tavsiye ve denetimi altında verilmelidir.

Dermatitis herpetiformis veya urticaria vasculitis isimli deri hastalığı olanların da KI almaları uygun olmaz.
Fazla miktarda potasyum kalp ve böbrek hastalığı olanlar için risklidir.

Gelelim neticeye

Ülkemiz için de radyoaktif iyot tehlikesi yok. Dolayısıyla potasyum iyodür almanın veya her ihtimale karşı bunları stoklamanın kimseye bir faydası olmaz.

Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2011/03/16/yazilar/tip-yazilari/modern-hayat/biz-de-potasyum-iyodur-alalim-mi/
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Radyasyon tiroidi tetikliyor

Guatr ve Tiroid Kanseri Derneği Başkanı ve nükleer tıp uzmanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, nükleer kazalardan sonra ortaya çıkan en yaygın, en sık kanser türünün tiroid kanseri olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Aktolon, Japonya`da toplam 4 nükleer reaktördeki hasar nedeniyle radyasyon sızıntısı saptandığını ve bu radyasyon sızıntılarından birinin de Tokyo yakınında olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Aktolun, nükleer kazaların çoğunluğunun insan hatası ile oluştuğunu dile getirerek, doğal felaket sonrasında reaktör hasarlarının pek yaygın görülmediğini, bu açıdan Japonya`da yaşanan reaktör patlamaları ve sızıntısının nadir olduğunu kaydetti.

Nükleer kazalar sonucu etrafa saçılan radyoaktif elementlerin iki tür radyasyon yaydığını vurgulayan Aktolun, şöyle devam etti:

Birincisi parçacık radyasyonudur. Cildimize bulaşırsa zarar verir. Nefesimizle, su ve gıda ile vücudumuza girer, kanser yapıcı etkisi yüksektir. Etkileri daha ziyade uzun süre sonra ortaya çıkar. Yarı ömrü onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca yıl olan radyoaktif elementler açığa çıkabilir. Patlamadan sonra uzakta bulunan insanlar bile bu radyasyondan etkilenir.

İkincisi iyonizan yani delici radyasyondur. Vücuda girer, diğer taraftan çıkar, bu arada vücuda bir miktar radyasyon enerjisi bırakır. Kanser yapıcı etkisi vardır ama daha ziyade kısa vadeli akut etkilerden sorumludur.``

JAPONYA`NIN TECRÜBELERİ

Prof. Dr. Cumali Aktolun, radyasyon kazalarından sonra ortaya çıkan sağlık sorunlarını dünyada en iyi bilen, bu konuda en tecrübeli ülkenin Japonya olduğunu vurgulayarak, Hiroşima ve Nagazaki`ye atılan atom bombalarının bugüne kadar yaklaşık 66 yıldır gün gün, ay ay ve yıl yıl bütün olumsuz etkilerinin Japonlar tarafından izlendiğini ve kayda geçirildiğini kaydetti.

Aktolun, sözlerini şöyle sürdürdü:

Japonya`daki reaktör sızıntılarının sağlık açısından faturası henüz kestirilemez, bilinmiyor. Kısa zaman sonra belli olacaktır. Reaktörden sızıntı, yer altı sularına ve reaktör altındaki katmanlara doğru olduğunda hasar daha azdır ancak patlama olup da radyoaktif elementler havaya saçılırsa, hasar daha yaygın olur. Havaya çıkan radyoaktif elementler havada süzülüp aşağı iner veya havada asılı kalır.

Uçucu özellikte elementler ise gökyüzünde hızla yer değiştirir. Bu esnada yağmur yağarsa toprağa, suya, evlere, taşıtlara bulaşır veya yere yakın bir noktada havaya ulaşır, besin zincirine girer, yediklerimizle, içtiklerimizle, cildimizle ve nefesimizle de vücuda girebilir. Vücuda girdikten sonra kalıcı hasarlar verir.

Nükleer kazalardan sonra ortaya çıkan en yaygın, en sık kanser türü tiroid kanseridir. Bu nedenle koruma için iyot tabletleri kullanılır. Bu tabletler diğer kanserlerden korumaz. Nükleer kazalardan sonra artış gösteren diğer kanser türleri kan ve kemik kanserleridir. Bunun yanı sıra her tür kanserde artış görülür. Tiroid kanserinden ayrı olarak hipotiroidi denilen bir tiroid hastalığı da ortaya çıkar.``

Nükleer kazalardan en çok sırasıyla ana rahmindeki bebekler ile çocuk ve 40 yaş altındaki insanların etkilendiğine dikkati çeken Aktolun, parçacık radyasyonundan korunmanın yüzde 100 olmasa da maske, eldiven ve özel önlüklerle sağlanabileceğini söyledi.

Aktolun, kazalarda iyonize radyasyondan korunma imkanının ise sınırlı olduğunu, en etkili yöntemin kaynaktan uzaklaşmak olduğunu dile getirerek, kurtarma ekiplerinin özel giysilerle kısmen korunabildiğini, halkın bu radyasyondan pek korunamadığını kaydetti.

Radyasyondan korunma amaçlı insanların kendiliğinden iyot tableti almamaları gerektiğini, ancak belli bir seviyeye çıkınca bu tabletlerin resmi kurumlarca verildiğini veya alınmasının önerildiğini belirten Aktolun, iyot tabletlerinin ciddi yan tesirlere neden olduğunu, hatta öldürebileceğine işaret etti.

realage
〰〰〰〰🐠

mazhar

#2
Japonlar da öfke ve acı kolkola


Japonya, tsunami felaketinin yıldönümünde, binlerce kurbanını anıyor. Son belge ve bulgularsa, hükümetin nükleer sızıntıyı 4 saat içinde fark etmesine rağmen halkı uyarmadığını ortaya koyuyor
Japonya bugün, geçen yıl 11 Mart'ta meydana gelen ve kayıplarla birlikte yaklaşık 20 bin kişinin hayatına mal olan deprem ile tsunami felaketinde kaybettiklerini anıyor. Çifte felaketin birinci yıldönümünde ülkenin birçok noktasında ve özellikle de tsunaminin etkili olduğu alanlarda anma törenleri düzenlenecek. Kore ve Endonezya gibi ülkeler de dün çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi.


' ÇOK FAZLA GÜVENDİK'
Bütün gözler ise, deprem sonrası nükleer sızıntısının ve büyük çaplı bir çevre felaketinin yaşandığı Fukuşima Daiichi nükleer santralında olacak. Nükleer felaket yüzünden 80 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldığı ülkede, yurt içi ve dışından gelen bir çok kuruluş, Japon yetkilileri felaketin boyutlarını önemsememekle, sonrasında ise gereken çalışmaları yapmayıp tedbir almamakla suçluyor. Japon Kızılhaç'ının Başkanı Tadaretu Konoe'nin hükümet yetkililerine, bir mastır planı hazırlayamamak ve koordinasyonu sağlayamamak eleştirisinde bulunduğu bir süre önce basına yansımıştı. Japonya Başbakanı Yoshihiko Noda da geçen hafta, nükleer güç konusunda aşırı bir güven yanılgısı içinde olduklarını, depremin ardından Fukuşima nükleer santralında yaşanan boyutta bir kaosa hazırlıksız yakalandıklarını itiraf etmişti. Fukuşima'da yaşanan nükleer felakete ilişkin hazırlanan bir raporun bağımsız yazarları da, elektrik şirketini ve hükümeti çifte felaket sonrasında paniğe kapılmakla suçlamıştı.


Bir yıl sonra...


İNTİHARLAR ARTTI
Önceki gün yayımlanan bazı belgeler ise Japon yetkililerin, Fukuşima'daki sızıntıyı tsunamiden 4 saat sonra hemen fark ettiklerini, sızıntının bir felaket boyutuna varabileceğini öngördüklerini ancak yine de halkı uyarmak için günlerce beklediklerini ortaya çıkardı. Associated Press haber ajansının elde ettiği belgelere göre, Japon yetkililer felâketle nasıl başa çıkacakları konusunda yaşadıkları ve günler süren bir paniğin ardından kamuoyuna 'sönük' bir açıklama yapma kararı almışlar. Japonya hükümetinin önceki gün paylaştığı bir istatistiğe göre ise ülkedeki aylık intihar rakamları tsunaminin ardından yüzde 20 arttı. Hükümet yetkilileri, deprem, tsunami ve nükleer felâket sonrasında yaşanan huzursuzluğun intiharları tetiklediğini kaydetti.Basından