Gönderen Konu: Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıdır?  (Okunma sayısı 35124 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ankebut-57

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 908

Halis ECE

Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıydı?


Miladî-şemsî 2007 / Hicrî-kamerî 1428 yılındayız. On bir ayın sultanı mübârek Ramazan ayı da bitmek üzere, ama başlıktaki soru cümlesi halen karafaları-gönülleri karıştırmaya devam ediyor.

Her sene olduğu gibi, bu sene de ramazan ayına yeni imsâkiyelerle girdik. Memleketimizde çeşitli firmalar-kuruluşlar tarafından takvimler hazırlanmakta ve imsâkiyeler dağıtılmaktadır. Bu takvim ve imsakiyelerdeki namaz ve imsak vakitleri ise, maalesef iki farklı şekilde karşımıza çıkıyor. Bazıları, senelerdir kullanılmakta olan ve Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat âlim ve rasıtlarının/astronomlarının kıstaslarına-ölçülerine göre doğruluğunda en küçük bir şüphe ve tereddüt bulunmayan kriterleri esas almakta; bazıları da, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 1982'den sonraki hesaplamalarına göre hareket etmektedirler. Söz konusu fark da buradan kaynaklanmaktadır.
***

Vakit; namazın edâsı için şart, vücûbu için de sebeptir ve bu hususta namazla oruç müşterektir. Gerek namaz ve gerekse oruca zamanında başlanmaz ve zamanında bitirilmezse, bu ibâdetlerin boşa gitme tehlikesi vardır. Bu sebeple vaktin, usûlüne uygun şekilde doğru tesbit edilip ona göre belirlenmesi çok önemlidir.
***

1983 yılına kadar memleketimizde neşrolunan bütün takvimlerin namaz ve imsak vakitleri aynı idi. Fakat 1983'ten itibaren Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 21.01.1982 tarih ve 6 sayılı kararı ile Diyanet İşleri Başkanlığı, asırlardan beri ülkemizde kullanılagelmekte olan ve zamanın âlim, fakih ve râsıdları/astronomları ile mü'minlerin emîrleri tarafından tasvip edilmiş bulunan derecelerde değişikliğe gitmiş, temkin vakitlerini de kaldırmıştır. İşte bundan dolayıdır ki, ortaya iki farklı vakit cetveli çıkmıştır.

Bununla beraber, 1983 tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını Diyânet İşleri Başkanlığı dâhilbu işlerle ilgili herkes kabul etmektedir. Bu hususta bir ihtilaf söz konusu değildir. Nitekim, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı müftülüklere gönderdiği tamim (genelge)de şöyle deniliyor:

1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.”

Ancak bu tamimde göz ardı edilen bir husus var ki, onu bizim görmezmezlikten gelmemiz mümkün değildir. Zira yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, mesele, sadece temkin meselesi olmaktan çıkmış, vakitler için kriter olan derecelerde de değişikliğe gidilmiştir. O bakımdan ibâdetler tehlikeye girmektedir. Bilhassa yatsı ve imsak vakitlerinde, telâfisi kabil olmayacak derecede farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bırakınız dereceyle oynamayı, sadece temkini kaldırmak bile mahzurdan uzak değildir.

Bir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan beldenin arazi durumu; yani yükseklik-alçaklık, doğu-batı, kuzey-güney genişliği gibi hususların mutlaka dikkate alınması lazımdır. Bunlardan başka ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da en anormal hâli göz önünde bulundurularak vakti emniyet altına almak gerekir. Buna da vaktin temkini denir. Temkin, ibâdet vaktinin emniyeti bakımından kullanılması zarûridir-zorunludur. Temkinsiz yapılan hesapların isabetli olmayacağı, açık havada kuşluk vaktindeki Güneşin parlaklğı kadar açık bir gerçektir. Cenâb-ı Hak Kur‘ân-ı Kerim'de imsâkı târif ederken, “... Fecrin beyaz ipliği siyah ipliğinden seçilinceye (yani fecr-i sâdıka) kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun... Bunlar Allâh'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın(el-Bakara, 2/187) buyurmaktadır. Sınıra yaklaşmamak için de, vakitlerin hesaplanmasında mutlaka “temkin”in kullanılması gerektiği izaha gerek kalmayacak derecede nettir, görmemek imkânsızdır.

Keza şunu da ifade etmeliyiz ki;

İmsâkın başlama zamanını anlatan bu âyette geçen siyah iplikle beyaz iplik tâbirlerinde, “istiâre” dediğimiz edebî üslup vardır. Yani bunlar, gerçekten de ipliğin kendisi değil, fecr-i kâziple fecr-i sâdıkın birbirinden ayrılıp seçilebilmesidir. Bunun böyle olduğunu, bizzat Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Adiyy bin Hatem’e (r.a.) anlatmışlardır. Yoksa, dinî mes'elelere bigâne bir yazar (!)ın, müstehzî bir üslupla, “Eline iki iplik alacaksın, ufka doğru tutup bakacaksın. Siyah iplikle beyaz iplik ayırt edilir halde aydınlık varsa imsak girmiş diyeceksin...” saçmalığı gibi değildir! Hoş, edebiyattan-edepten mahrum olan, mecazdan-kinâyeden anlamayan birisinden de, elbette ki başka türlüsü beklenemez.
***

Bilindiği gibi ibâdetleri vaktinde edâ etmek şarttır. Vakti girmeden kılınan namaz sahih olmayacağı gibi, vakti çıktıktan sonra kılanan namaz da edâ değil ancak kaza olur. Oruç da aynen namaz gibidir; imsak vaktinden sonra veya güneş batmadan önce yenilip içilirse, oruç sahih olmaz, kaza edilmesi gerekir.
***

Kısacası, 1982'den sonraki Diyanet takvimleri ile onların hesaplamalarına uyularak hazırlanan diğer bütün takvimlerde, imsak vakti 10-15 dakika geciktirilmekte ve oruç tehlikeye sokulmaktadır. Bu itibarla orucun sıhhati için;

a) Ya vakitleri usûlüne uygun şekilde hesaplanmış takvimler-imsakiyeler kullanılmalı (Mesela Fazilet ve Türkiye takvimi ile bunlar esas alınarak hazırlanan imsakiyeler gibi),

b) Ya da kendimiz tedbirli ve temkinli davranıp, Diyanet takvimi ve buna göre hazırlanmış diğer takvim ve imsakiyelerin imsak vaktinden 10-15 dakika önce yeyip içmeyi mutlaka kesmelidir.

İbadetlerimizin özellikle de orucumuzun sıhhati açısından büyük öneme sahip olan bu hususu, mübarek Ramazan ayı biterken -gelecek yılları da göz önüne alarak- okuyucularımızın dikkatlerine sunmak istedik. Hatırlatması bizden… Ondan öte de yapabileceğimiz bir şey yok.
***

Cenab-ı Hak; kusurumuz-küsûrumuz, noksanımız-nisyanımız, hata ve isyanımızla beraber yaptığımız-yapacağımız ibadet-taat ve amellerimizi... bütün kulluk vazifelerimizi yüce dergâhında en güzel kabul ile makbul buyursun, bizleri muaheze etmesin.

Bu vesileyle bütün üyelerimizin, okuyucularımızın ve topyekün İslâm âleminin Hicrî 1428. yılı Ramazan bayramını tebrik eder, insanlık için hayırlı gelişmelere-inkişaflara sebep olmasını niyaz ederiz.
« Son Düzenleme: 22 Şubat 2010, 00:54:39 Gönderen: müteallim »
Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Çevrimdışı mütevazi

  • okur
  • *
  • İleti: 82
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #1 : 12 Ekim 2007, 00:19:36 »
bu güzel yazinizdan dolayi tesekkür ederiz

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #2 : 14 Ekim 2007, 01:48:07 »
önceleri bu farka dikkat etmiyordum ama geçen yıl sadakatte bunu öğrenince artık dikkat etmeye başladım..uyarıp bilgilendiren bütün arkadaşlarımızdan Allahrazı olsun

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #3 : 19 Ekim 2007, 15:31:33 »
Çok çok dikkat edilmesi gereken bir konu teşekkürler....

Bunu etrafımızdaki insanlara da anlatmamız gerek...

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #4 : 20 Ekim 2007, 07:06:06 »
Aslında mesele fetva boyutundan çok ,ciddi bir vebal meselesini gündeme getirmiş durumda..

Bu Ramazan ayında malum imsakiyeler ile ilgili meseleyi görüştüğümüz,uyardığımız hemen hemen herkes bizlere aynen şunu söyledi:

Bizler elimizdeki Diyanete göre hazırlanmış imsakiyelere bakıyor ve TV deki hoca(!) Ezan vakti su içerken,bizler de içiyorduk!

Acaba şimdi sorsak bunun hesabını kim verebilir?Yıllardır insanlarımıza oruç yedirildi.!...

Aradaki fark 15dk ve bazı yerlere göre daha fazla...İşin üzücü yanı,bilhassa bu uzun günlere orucun denk gelmesi ve imsak vakitlerini TV den takip eden birçok vatandaş Diyanete göre ayarlanan ve hakiki imsak vaktinden yaklaşık 15 dakika sonra su içerek,oruçlarını yemiş oldular!
« Son Düzenleme: 07 Aralık 2008, 01:28:38 Gönderen: Tuğra »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #5 : 20 Ekim 2007, 07:13:32 »
Ayrıca konuya çok güzel açıklık getiren ilgili linki inceleyebilirsiniz:

http://www.sadakat.net/forum/index.php?topic=4197.0

Allahu teâlâ razı olsun. Temkin vaktinin zaruri olduğunu bilmemek, teknolojiden ve dinden habersiz olmaktır. Dünyanın şekli hesaplamalarda kolaylık olsun diye jeolog alimlerince GEOİD denen figür ile açıklanır. Dünyanın kendi şekli ile bu imkansız denecek kadar zordur çünki. Yuvarlak olmayan şeyde hesaplamanın bir noktada %100 doğru olması mümkün ise de, bir alanda imkansızdır. Güneşin doğuşu ve batışı bir nokta için doğru olarak hesaplanabilse de, bir alanda noktaların yükseklikleri değiştiği için hesaplama imaknsız olur. Zira hesapladığınız ve "bu doğrudur" dediğiniz zaman, bir veya birkaç nokta için doğru olsa da, alanın tümü ve geneli için doğru olmaz. Olamaz.

İşte bir alan nasıl irtifa değişikliği sunabilir ve teknoloji bunu geoid ile nasıl çözer:


Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #6 : 26 Ağustos 2008, 12:04:30 »
Yazının gündemi tekrar geldi. Şöyle biraz listenin üst taraflarına çıksın. Ayrıca benim görüşüme göre, İslami sitelerde bu yazıyı alıntı olarak yazabiliriz. Böylece Müslümanlar bu konuda da daha duyarlı olurlar.
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı istanbuli

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 40
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #7 : 15 Eylül 2008, 01:16:41 »
silindi
« Son Düzenleme: 26 Nisan 2014, 19:39:34 Gönderen: istanbuli »

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Gündemden düşmeyen önemli bir soru ve cevabı...
« Yanıtla #8 : 15 Eylül 2008, 10:05:56 »
temkin vaktini...koca diyanet niye uygulamaz ? sebebini bilen varmı?bunca yıldır uyarılmalarına rağmen...

Çevrimdışı istanbuli

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 40
Ynt: Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıdır?
« Yanıtla #9 : 15 Eylül 2008, 16:23:54 »
silindi
« Son Düzenleme: 26 Nisan 2014, 19:39:43 Gönderen: istanbuli »

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıdır?
« Yanıtla #10 : 17 Ağustos 2009, 13:26:16 »
Diyanet takvimleri düzeltmiş diye duydum ne derece doğru acaba?
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıdır?
« Yanıtla #11 : 17 Ağustos 2009, 13:28:22 »
Takvimleri bilmiyorum ama teravih vaktinde kılınacak diye haberler vardı.

Elimize bir imsakiye geçerse anlarız.

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıdır?
« Yanıtla #12 : 24 Ağustos 2009, 18:07:23 »



Düzeltmemişler!   e44))


Halis ECE
Cenab-ı Hak; kusurumuz-küsûrumuz, noksanımız-nisyanımız, hata ve isyanımızla beraber yaptığımız-yapacağımız ibadet-taat ve amellerimizi... bütün kulluk vazifelerimizi yüce dergâhında en güzel kabul ile makbul buyursun, bizleri muaheze etmesin.

Amin... 
« Son Düzenleme: 24 Ağustos 2009, 18:10:02 Gönderen: günbatımı »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Mezher

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 127
Ynt: Ramazanda takvim ve imsâkiyeler neden farklıdır?
« Yanıtla #13 : 26 Ağustos 2009, 14:54:11 »
Anlatmaya mesul olduğumuz önemli bir husus...Allah razı olsun.

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1939
    • http://www.sadakat.net
15 saat aç kalmak!
« Yanıtla #14 : 28 Ağustos 2009, 16:56:20 »
Oruç tutmak da  yolculuğa  benziyor.
En büyük benzerliği ise  kalkış  ve  iniş  saatleri.
Yani sen vasıtaya girmedikten, uçağa binmedikten sonra istediği kadar   ben yolcuyum  de, veya uçağın ardından koşmaya çalış, faydasız!

 
Eskiden tarifelerde  yolcuların içeri alınma saati  yazardı. Gecikenler bile çoğu zaman yetişirdi uçağa.
Sonra birileri, hangi akla hizmetse, uçağın  havalanış saatini  yazmaya başladı kâğıtlara.
Böylece imsakiyeler arasında 15-20 dakikalık farklar oluştu...


Müezzin sesiyle oruca başlamaya alışıktı insanlar. Salâ (veya ezan) okununca son yudumlarını, ilaçlarını içip niyetlenirlerdi...
Şimdi ise insanlar  uçağın kalkış sesini  duyuyor!

Yani yiyip içmenin kesileceği dakikada değil de,
 sabah namazının kılınma vaktinde  uyarılıyorlar...
 

Acı olan şu ki; çoğu Müslüman samimiyet içinde sahura kalkıyor.
Zaman girdikten sonra da hâlâ üç beş dakika yemeye devam ederek oruçlarını bozuyor.

Ve ardından 15-16 saat aç duruyor! Yazık değil mi?
Uyarılanlar ise  olmaz öyle şey  diyorlar.
Sanki bu konunun gerçek oluşu; benim  olmaz  deyişim veya senin  olur  deyişinle değişecekmiş gibi!


Ben her imsakiyeye inanırım, demeden önce araştır bari yalan söylemeyenlere sor, eski takvimlere bak!
Enlem, boylam, sahil, yayla, dağ, deniz gibi her şey, hatta binaların yüksekliği bile etki ediyor vakte.

Bütün bunlar hesaplanıp  temkin vakitleri  konulmuş, oruçlar ziyan olmasın diye. Uymak lazım.
 Günahı onların boynuna  demek çare değil ki; sen, kendi çocuğunu yangından kurtarır gibi ilk önce kendi orucunu kurtaracaksın!..


Şimdi, iki yol kalıyor:
Ya  temkinsiz imsakiyelerden  15-20 dakika önce niyetleneceksin...
Veya fazladan 15 dakika (ezan okununcaya kadar) yiyerek 15 saat aç duracaksın!

 
Temkinli, dikkatli, akıllı yolcu hiç  UÇAK KALKMADAN ÖNCE  uçağa binmiş olmaz mı?
Stop
Muammer Erkul
28 Ağustos 2009 Cuma
« Son Düzenleme: 28 Ağustos 2009, 17:02:49 Gönderen: Miftahulkuluub »
İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."