Gönderen Konu: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]  (Okunma sayısı 14856 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« : 24 Ağustos 2008, 12:44:43 »



 
Hafta:    44


Mevzu: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı zeyl

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 187
Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #1 : 24 Ağustos 2008, 13:52:55 »
“Ramazan”  isminin lugat manasında; temizlik, yakmak ve  keskinlik manaları mevcuttur.
“Ramazan”; yaz sonunda yağıp, yer yüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına gelir. Bu yağmur yeryüzünu temizlediği gibi, Şehr-i Ramazan da, ehli imanı günahlardan yıkayıp, kalplerini temizler.
   Yine; kızgın yerde, yalın ayak yürümek sebebiyle, yanmak manasına gelir. Bu ayda çekilen açlık, susuzluk ve ızdırap sebebiyle Cenab-ı Hak, kulunun günahlarını yakar.
   Diğer bir manası da, kılıcı inceltip keskinleştirmek için, iki taş arasına koyup dövmektir. Her türlü kötülük ile bezenmiş olan nefis, bu ayda tutulan oruç ve yapılan diğer ibadetler ile terbiye edilir.  

   “Ramazan” isminin Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerinden biri olduğu rivayeti de mevcuttur. 1

   Ramazan-ı Şerif ayı bütün hayır ve bereketini, kendisinde nazil olan Kur’an-ı Kerim’den almıştır. Cenab-ı Hak ayet-i kerimesinde:
   “O şehri Ramazan ki, insanları irşad için hak fürkânı, hidayet delili beyineler halinde, Kur’an onda indirildi. Onun için, sizden her kim bu aya hazır olursa, onda oruç tutsun...” 2, buyurmaktadır.

   Peygamber Efendimiz Ramazan-ı Şerif ayının yaklaştığı bir sırada Ashabına bir hutbe irad ederek şöyle buyurdular:
    “Ey insanlar! İçinde, bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesinin bulunduğu bir ay, sizi gölgeledi. Cenab-ı Hak, onun orucunu farz, namazını da nafile kıldı. Bu ayda bir farz eda eden kimse, bir köle azat eden ve yetmiş farz edan eden kimse gibidir. Bu öyle bir aydır ki, onda müminin rızkı ziyadeleştirilir. Kim bir oruçluya iftar ettirirse, bir köle azat etmiş gibi sevap alır. Bu ay, sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise cennettir. Karşılıklı hoşgörü ayıdır.”
Bu müjdeleri dinleyen Sahabe-i Kiram: “Ya Rasülellah! Hepimizin elinde oruçluya iftar ettirecek bir şey yok.”, buyurunca, Peygamber Efendimiz:
 Hz. Allah bu sevabı oruçluya, bir hurma, bir yudum su ve süt ile iftar ettirene de verir. Bu öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret ve ahiri cehennemden azattır.3 , buyurdular.

   Enes R.A anlatıyor. Bir defasında Rasülüllah (S.A.V) ile beraber iftar etmiştik. Rasülüllah’a kuru üzüm ikram edildi. Ondan yedi. Biz de yedik. Yemeği bitirince şöyle buyurdular: “Yemeğinizden ebrâr yedi. Melekler sizin için istiğfarda bulundu ve yanınızda oruç tutanlar iftar etti.4

“Kim Ramazan-ı Şerif ayında zikir meclislerinden bir mecliste bulunursa, Cenab-ı Hak o kimse için attığı her adıma mukabil bir senelik ibadet sevabı yazar ve kıyamet gününde, arşın gölgesi altında benimle beraber olur. Kim ki Ramazan ayında cemaate devam ederse, Hz. Allah, kıldığı her rek’ate mukabil o kimseye Cennet-i A’lada nurdan bir şehir verir. Kim de  bu ayda anne babasına, elinden geldiği kadar iyilik yaparsa, Rabbül alemin ona rahmet nazarıyla nazar eder. Ben deonun kefili olurum. Ramazan-ı şerif ayında, efendisini râzı etmeyi isteyen hiçbir hanım yoktur ki, onun için Allah-ü Teala indinde Meryem ve Asiye’nin sevabı olmasın. Bu ayda kim bir müslümanın ihtiyacını giderirse Hz. Allah da onun binlerce ihtiyacını giderir. Kim de ehl-ü ıyali bulunan bir fakire tasaddukta bulunursa, Cenab-ı Hak ona binlerce hasene yazar, binlerce günahını siler, ve derecesini binlerce kat yükseltir. 5,

“Ramazan-ı Şerif ayındaki Cum’a gününün, ayın diğer günleri üzerine fazileti, Ramazan ayının diğer aylar üzerine fazileti gibidir.” 6
   “Cum’a sağlam olursa günler; Ramazan-ı şerif ayı sağlam olursa sene sağlam olur.” 7

   Musa AS Cenab-ı Hak ile mükâleme ederken buyurdular: Ya Rabbi! Bana, seninle konuşma nimetini bahşettin. Acaba bana verdiğin bu nimetin benzerini, başka bir kuluna verdin mi? Bunun üzerine Cenab-ı Hak: Ya Musa Benim öyle kullarım var ki, ben onları ahır zamanda göndereceğim. Ve onlara Ramazan-ı Şerif ayını ikram edeceğim. İşte o kullarıma, senden daha yakın olacağım. Çünkü sen, benimle, aramızda yetmiş bin perde olduğu halde konuşuyorsun. Ümmet-i Muhammed, oruç tuttuğu,  dudakları beyazlayıp, renkleri sarardığı zaman, iftar edecekleri vakit, benimle onlar arasındaki olan bütün perdeleri kaldırırım. Ya Musa müjdeler olsun Ramazan-ı Şerif ayında susuzluktan ciğeri yanana ve karnı acıkana.

   Hz. Ali (R.A) şöyle buyurdu:  “Şayet Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammede azap etmeyi murad etseydi, Ramazan-ı Şerif ayını ve “Kul hüvellahü ehad” süresini onlara vermezdi. 8

   Peygamber Efendimiz: “Kim Ramazan-ı Şerif ayının girmesiyle sevinirse, Cenab-ı Hak o kimsenin cesedini cehennem ateşine haram kılar.” 9

   “Ramazan-ı Şerif ayında bir mümin, yatağındayken uyanıp, Allah’ı zikrederek, bir taraftan diğer tarafa dönerse, onun için bir melek: “Ayağa kalk, Allah sana rahmet etsin.”, der. Ayağa kalktığı zaman yatağı kendisi için: “Allahım. Bu kuluna Cennette en yüce yataklardan ver.”; elbisesini giydiği zaman, elbisesi: “Allahım. Bu kuluna cennet elbiselerinden ver.”; ayakkabılarını giydiği zaman ayakkabıları: “Allahım. Bu kulunun ayaklarını sırat üzerinde sabit eyle.”; Abdest almak için, su kabını aldığı zaman, su kapı: “Allah’ım! Bu kuluna  cennet kaplarından ver.”; Abdest alırken kullandığı su: “Ey Allah’ım! Bu kulunun, günah ve hatalarını temizle.”, diye dua eder. Eğer Allah’ın huzuruna varıp, namaz kılarsa, bu sefer Ka’be-i Muazzama: “Allahım! Bu kulunun lahdini nurlardır ve kabrini kendisi üzerine geniş kıl.”, diye dua eder. Neticede Cenab-ı Hak o kuluna rahmet nazarıyla nazar eder ve buyurur ki: “Ey benim kulum! Senden dua, benden icabet.” 10
   

 1 Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili c. 1 s. 643-44
 2 Bakara süresi 185
 3 Nüzhetül Mecalis c.1
 4 Zavü’ş-Şems c.2 s. 137
 5 Nuzhetül Mecalis c.1
 6 Nüzhetül Mecalis c.1
 7 Zavü’ş-Şems c.2 s. 13
 8 Zavü’ş-Şems c.2 s. 146
10 Nüzhetül Mecalis c1
 


« Son Düzenleme: 20 Ağustos 2009, 18:00:53 Gönderen: Ay Işığı »
Çocuk olsam yeniden..
Bir tek düştüğüm için acısa içim.. Kalbim; çok koştuğum için çarpsa sadece...

Çevrimdışı fırka-i naciye

  • okur
  • *
  • İleti: 51
    • http://www.dinibilgiler.org
Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #2 : 24 Ağustos 2008, 18:42:42 »
imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur'an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zamâu vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecru inşaAllahü teâlâ) duasini okumak, teravih kilmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapilari açilir. Cehennem kapilari kapanir. Şeytanlar, zincirlere baglanir. Rahmet kapilari açilir. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanina yakişacak, kulluk yapmayi ve Rabbimizin razi oldugu, begendigi yolda bulunmayi, hepimize nasip eylesin! Âmin. (Mektubat ,1.c. 45.m.)

Açiktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kilmayanin da, oruç tutmasi ve haramlardan kaçinmasi gerekir. Bunlarin orucu kabul olur ve imanlari oldugu anlaşilir.

Ramazan-i şerifte, oruç tutmak çok sevaptir. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtir. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yil boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. [Tirmizi]
(Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.)

Ramazanda oruç tutmak hakkindaki hadis-i şeriflerden birkaçi şöyle:

(Ramazan ayi mübarek bir aydir. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kildi. O ayda rahmet kapilari açilir, Cehennem kapilari kapanir, şeytanlar baglanir. O ayda bir gece vardir ki, bin aydan daha kiymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrindan mahrum kalan, her hayirdan mahrum kalmiş sayilir.) [Nesai]

(Ramazan ayinda oruç tutmayi farz bilip, sevabini da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanin günahlari affolur.) [Buhari]

(Ramazan orucunu tutup ölen kimse, Cennete girer.) [Deylemi]

(Ramazan ayi gelince, Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek denir.) [Nesai]

(Ramazan bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan-ı şerif ayı geldiği zaman, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Cennetteki güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.) [İbni Nasr]

(Oruç tutan müminin susması tesbih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.) [Deylemi]

(Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Birisi size sataşırsa, ona ?Ben oruçluyum? deyin!) [Buhari]

(Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur.) [Hakim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.) [Taberani]

(Allah yolunda bir gün oruç tutanın yüzünü, Allahü teâlâ yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.) [Müslim]

(Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır.) [Müslim]

(Oruçlu iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken ölen Cennete girer.) [Bezzar]

(Oruç tutan, namaz kılan kimse, mükafatını kıyamette aklı kadar alır.) [Hatib]

(Oruç şehveti keser.) [İ. Ahmed]

Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur. (Mev'iza-i hasene)
"Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür." [ Zahid-ül-kevseri ]

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #3 : 24 Ağustos 2008, 19:05:33 »
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Manası:Ramazan ayı, öyle bir aydır ki, o ayda insanlara doğru yolu gösteren ve açık âyetleri cami olup hak ile bâtılın arasını ayıran Kur'an-ı Azîm nâzil olmuştur. İmdi sizden Ramazan ayında hazır bulunan, o ayın orucunu tutsun. Ve hasta veya sefer halinde bulunursa, diğer günlerde o miktar oruç tutsun. Allah Teâlâ sizin için kolaylık ister, sizin için güçlük istemez. Malumdur ki oruç adedini ikmal edersiniz. Ve size hidâyet buyurmuş olduğundan dolayı Allah'a tekbirde bulunursunuz ve şükredersiniz.(Bakara 185)

Cenab-ı hak rızasına ve kitabına uygun şekilde ifadeyi ve istifadeyi cümlemize nasip-i muyesser eylesin...

Bu aya ramazan isminin verilmesi günahları yaktığı içindir... (İbn Kudâme, el- Muğnî, IV, 324)

Ramazan lugatta:kavurucu, şiddetli, kızgın sıcak anlamına geldiği gibi, yeryüzünü tozdan temizleyen, güz mevsiminin önünde, yaz mevsiminin sonunda yağan yağmur anlamına da gelir.(Kitabu'l-Ayn, Beyrut, ts., s.369)


Mubarek ramazanı şerifin  faziletini  Peygamber efendimiz bir çok hadisi şeriflerinde beyan buyurmuşlardır ki bunlardan bir kaç tanesini paylaşmak isterim.

--Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır. (Nesai)

--Ramazan bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır. (Taberani)

--Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur. (Buhari)

Ayeti kerime ve hadisi şeriflerden sonra en kuvvetli kaynak olan mektubatı şerifde müceddidi elfi sani olan İmam-ı Rabbani Ahmedi Faruki Serhendi (RadiyAllahu anh) hazretleri 1.cilt  45. mektuplarında.Bu mektûb, yine nakîb seyyid şeyh Ferîde “rahmetullahi aleyh” yazılmışdır. Kendine teşekkür etmekde ve insanın muhtâc yaratıldığını, Ramezân-ı şerîfi, orucu ve nemâzı bildirmekdedir:

Lutf etdiğiniz kıymetli mektûb, bizleri mubârek Ramezân ayında şereflendirdi. Bunun için, bu büyük ayın üstünlüklerinden birkaç satır yazmak hâtırıma geldi:

Mubârek Ramezân ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir orucluya iftâr verenin günâhları afv olur.

Cehennemden âzâd olur. O oruclunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur.

Ramezân-ı şerîf ayında, Resûlullah “sallAllahü aleyhi ve sellem”, esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günâh işliyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer. [Bu ayı fırsat bilmelidir.] Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir.

Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur’ân-ı kerîm, Ramezânda indi. Kadr gecesi, bu aydadır. Ramezân-ı şerîfde, iftârı erken yapmak, sahûru geç yapmak sünnetdir.

Resûlullah “sallAllahü aleyhi ve sellem” bu iki sünneti yapmağa çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru gecikdirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeğe ve dolayısı ile herşeye muhtâc olduğunu göstermekdedir. İbâdet etmek de zâten bu demekdir.Hurma ile iftâr etmek sünnetdir. İftâr edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâAllahü teâlâ) düâsını okumak, terâvîh kılmak ve hatm okumak mühim sünnetdir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslimân afv olur, âzâd olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytânlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mubârek ayda Onun şânına yakışacak, kulluk yapmağı ve Rabbimizin râzı olduğu, beğendiği yolda bulunmağı, hepimize nasîb eylesin! Âmîn.

Oruc tutmak güç olan yerlerde, oruc tutanlara ve din düşmanlarının yalanlarına aldanmayıp, oruclarını bozmıyanlara, dahâ çok sevâb verilir. Ramezân-ı şerîf ayı, islâm dîninin nâmûsudur. Âşikâre oruc yiyen, bu aya hurmet etmemiş olur. Bu aya hürmet etmiyen, islâmiyyetin nâmûs perdesini yırtmış olur. Nemâz kılmıyanın da, oruc tutması ve harâmlardan kaçınması lâzımdır. Bunların orucu kabûl olur ve îmânları olduğu anlaşılır.

                Bu ay içerisinde sahur iftar teravih namazı sadaka-i fıtır zekat gibi bazı unsurlar  vardır ki dikkat edilmesi labuttür...Hadisi şeriflerle  izah edecek olursak

SahurSahurda kalkıp yemek müstehabdır. Peygamberimiz: “Sahurda yemek yeyiniz, çünkü sahur da bereket vardır.(Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.144)

İftar: İftar vakti yapılan dualar kabul edilir. Peygamberimiz (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: “üç kimsenin duası geri çevrilmez, kabul edilir:
1- Oruçlunun iftar vaktindeki duası,
2- Adaletli hükümdarın duası,
3- Mazlumun duası.”(Tirmizi, Deavat, 128)

-- Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun ecri gibi oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeden ecir alır.” (Tirmizî)


Teravih: Peygamberimiz (s.a.v.) teravih namazın kılınmasını biz aciz ümmetlerine tavsiye ve teşvik  etmişlerdir:
'Kim inanarak ve sevabını umarak Ramazan namazını kılarsa geçmiş günahlarından bir kısmı bağışlanır.'  (Muvatta C.1, Sh.113; Buhari, C.1, Sh.251; Müslim C.1 Sh.523 )

Teravih namazını ilk olarak  Peygamberimiz (s.a.v.) bir ramazan gecesi ashabı ile birlikte kılmışlardır. Ertesi gün duyulunca cemaat artmış yine teravih namazı beraber kılınmıştı. Üçüncü gece cemaat daha da çoğalmış yine Rasullüllah hanesinden çıkıp teravih namazını ashabıyle kılmışlar ancak dördüncü gece cemaat mescide sığmayacak derecede çoğalınca Peygamberimiz yalnız yatsı namazını kıldırarak hanesine çekilmiş teravih namazı için çıkmamış ve sabah namazına kadar bekleyen cemaata namazdan sonra 'teravih için beklediğinizi biliyordum  fakat üzerinize farz olur da edasından aciz kalırsınız diye korktum.(Buhari 2/252; müslim 1/524) O günden sonra herkes teravih namazını evinde veya mescidde kendi kendine kılmaya devam etmiştir.

Sadaka-i fıtır: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem zekât-ı fıtrı müslümanlardan köleye, hurre, erkeğe, kadına, küçüğe, büyüğe hurmadan bir sa', yâhud arpadan bir sâ' olarak vâcib kıldı. Ve bu sadakanın, halk bayram namazına çıkmazdan evvel verilmesini emreyledi. (Sahih-i Buhari /749 )

 Fıtır sadakası, Ramazan Bayramı'mn ilk günü, sabahının ikinci fecrinin doğmasından sonra vacip olur.

Bu vakitten önce ölmüş olan kimsenin, üzerine fıtır sadakası vacib olmaz.

Bu vakitten Önce doğmuş olan çocuğa veya müslüman olmuş bulunan kimseye ise, fıtır sadakası vacib olur. Bu vakitten sonra doğmuş olan veya müslüman olmuş bulunalara ise sadaka-i fıtir va­cip olmaz.(Feteva-i Hindiyye)

Zekat: Hz. Ebu Hureyre ve Hz. Cabir (r.a.) anlatıyor:
"Resulullah (s.a.v) buyurdular ki:
-Deve, sığır veya davar sahibi olup da, bunlardaki Allah'in hakkini eda etmeyen herkese Kiyamet gunu, bu mallar, oldugundan daha cok ve mumkun oldugunca iri ve sisman olarak geleceklerdir. Adam, onlar icin, düz ve genis bir yere oturtulacak, hayvanlar bacaklari ve tabanlariyla onun uzerinden gececekler. Gecis sirasinda boynuzlariyla tosluyacaklar ve ayaklariyla ezecekler. Içlerinde boynuzsuz veya boynuzu kırık biri bulunmayacak. Bu sekilde sonuncusu da onun uzerinden gecince, birincisi ayni gecise tekrar baslayacak. Mahlukatin hesabi tamamlanip hukum verilinceye kadar bu haI devam edecek.
Keza "kenz'' (hazine) sahip olup da ondaki (Allah'ın) hakkini odemeyen herkese, Kiyamet gunu hazinesi, dazlak basli bir yilan olarak gelecek, agzini acip pesine dusecektir. Yilan yaklastikca adam ondan kacacak. Sonunda yilan ona:
"Gizledigin hazineni aI! Ben ondan mustagniyim!" diye bagirir. Adam, neticede yilandan kacma caresinin olmadigini anlayinca, elini agzina sokar. Yilan da onu, aygırın  kemirmesi gibi kemiriverecek."
Buhari, Zekat 3, Tefsir, Al-i Imran 14, Beraet 6, Hiyel 3; Muslim, Zekat 26, (987)

Son bir dua ile yazımı bitiriyorum
اَللَّهُمَّ اِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّى
Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anna. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

**********

Kardeşimize bu güzel yazıdan dolayı teşekkür ederiz.

http://www.sadakat.net/forum/islamgenel/gufran-ayi-ramazani-serif-t12271.0.html

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1938
    • http://www.sadakat.net
Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #4 : 25 Ağustos 2008, 06:19:33 »
İlâhî emirle beyan buyurulan orucun kâr ve kerâmetinde hudut yoktur.
   Allahü Teâlâ aklı yarattı. O Zât-ı Kibriyâsını tasdik etti, teslim oldu. Nefsi yarattı. O ise isyan etti; âsî oldu da onun islâhı için orucu emir buyurdu. Açlık en azgınları da dize getirir.
   Cin ve insan şeytanlarıyla ahlâkî çöküntünün had safhada bulunduğu devrimizde kişinin ilk işi: nefsin terbiyesinde tesirli olan hak dostlarıyla buluşmak, doğru yolu bulmaktır. Bu sûretle her şey kolaylaşır, müşküller azalır, dar gönüller genişler, safâ hâsıl olur, hatâ ve kusurlardan kurtulur. Günah dâvetlerine karşı uyanık bulunur, “Bu cürüm beni helâke götürür” diye düşünür. Uydurma hâdiselerle Müslümanlara zarar veren imansızları tanır, onlardan uzak kalır.
   Cinâyetin büyüğü din düşmanlığıdır. Günâh işleyip Allah’a âsî olmaksa: îmandan vaz geçmek, din-i ilâhîden kaçmak demektir.
   Asıl vazife: Kur’an’ı anlayarak okumak, her hâl ü kârda onu rehber ve ölçü tanımaktır.
   Gürûh u Küffar’ın en büyük plânlı hîlesi Müslüman'ı, Müslüman'a musallat edip kırmak, onlara silâh satmak ve bütün dünya Müslüman milletleri arasına fitne sokmak, husûmet tohumu ekmek, milletlerin onlara bakış şeklini değiştirmektir.
   İşte oruç, gafleti atıp bu hakîkatları anlamakta sana ilaçtır. Aksi halde, görmeyen deve gibi Allah’ın dünyasında eli boş, karnı aç dolaşmaktan kurtulmaz. Dünya ve âhirette umduğunu bulamazsın. Kur’anı anlayarak okuyan, ona hakkıyla uyan Müslüman millet düşmana mağlup olmaz. Bu sebeple hasımların güçlü plânlarından biri de halkı ondan uzaklaştırmaktır.
   Orucun üstünlüğü hakkında Hadis-i şerifler :
   H.Ş.: Bu ayda iyi amellere muvaffak olan kişiye Allahü Teâlâ o senenin tamamında muvaffakiyetler ihsan eder. Eğer gaflet tefrika ve perişanlıkla geçerse, o sene, onun için perişanlık olur. 
   H.Ş.:  “Ramazan-ı Şerif geldi” diye sevinen kişinin cesedini Allahü Teâlâ cehenneme haram kılar.
   H.Ş.:  Allahü Teâlâ amelleri yazan meleklere “Mü’minlerin hayır işlerini, sevaplarını yazın, günahlarını yazmayın” diye emir buyurur ve geçmiş günâhlarını affeder.
   H.Ş.:  Hayır da şer de bu âlemde kazanılır. Mü’min kişi bu günlerde uyanık, temkinli ve dikkatli olmalı, bununla da kalmayıp etrafına sâhip çıkmalıdır.
   H.Ş.: Kim Ramazan ayında ana babasını memnun ederse, Allahü Teâlâ o kimseye rahmetiyle nazar eder. Ben de cennet için o kimseye kefilim.
   H.Ş.:  Tam imanla sevabını umarak Ramazan orucu tutan kimsenin geçmiş günahları affolunur.
   H.Ş.:  Cennet dört kimseye âşıktır: Kur’an okuyan, dilini tutan, açları doyuran, Ramazan’da oruç tutan.
   H.Ş.:  Namaz burhandır (delil); zekat temizliktir; oruç bedene sıhhattir. (Şir’a)
   H.Ş.:  Oruç sebebiyle, nefis aç kalınca ruh doyar, kalp safâ bulur ve ibâdete yönelir. Halbuki nefis doyarsa, kalb acıkır ve gaflet gelir.
   * Farza nispetle nâfile ve sünnet, deryadan bir damla kadardır. (İ. Rabbanî K.S.)
   Duâ :
   Bir derviş gördüm. Kâbe eşiğine başını koymuş ağlayarak şöyle niyaz ediyordu:
   “Yâ Gafur ! Yâ Rahîm ! Sen bilirsin ki pek zâlim, pek câhil olan insan kulluk vazifesini sana lâyık bir sûrette îfâ edemez, sana ibâdette kusur ettiğim için özür dilemeğe geldim. İbâdetime güvenmiyorum. Âsîler günahtan tevbe ederler. Ârifler ibâdetten istiğfar ederler. Âbidler ibâdetin mükâfâtını isterler, tâcirler malının pahâsını isterler. İlâhî ben kulun ümit getirdim, tâat getirmedim. Dilenmeğe geldim, ticârete gelmedim. Bana: bana yakışanla muâmele etme; sana yakışanı yap; beni affet, cürmümü bağışla...
   İşte yüzümü eşiğine koydum. Kul bir şey teklif edemez. “Ne buyurursan râzıyım” der de dertli dertli ağlardı. Ağlayan güler...
   Erenlerden öğütler :
İhlasla edâ edilen ibâdetler belâlara mânîdir. Sâhibini korur. Bu gün buna muhtaç olmayan var mı ?
İbâdetler insanı iki cihanda aziz ve âlî eder. 
İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #5 : 25 Ağustos 2008, 10:35:44 »
hoca efendilere teşekkür ederim......bu mübarek ay islam alemine hayırlara vesile olur inşaAllah

talib 67

  • Ziyaretçi
Ynt: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #6 : 26 Ağustos 2008, 01:07:07 »
Bu mektûb, hâce Muhammed Sıddîk-ı Bedahşîye yazılmışdır. Mubârek Ramezân ayının üstünlüğünü ve Kur’ân-ı kerîmin bu ayda indirildiğini ve hurma ile iftâr etmenin müstehab olduğunu bildirmekdedir:

ü teâlânın zâtının şü’ûnâtından biri, kelâm şânıdır. Bu kelâm şânında, zâtın bütün üstünlükleri ve sıfatların bütün şü’ûnları bulunur. Böyle olduğu, önceki mektûblarda bildirilmişdi. Mubârek Ramezân ayında da, bütün iyilikler, bütün bereketler bulunur. Her iyilik, her bereket, ü teâlânın zâtından gelmekdedir “teâlâ ve tekaddes” ve Onun şü’ûnlarından hâsıl olmakdadır. Her kusûr, her kötülük de, mahlûkların zâtlarından ve sıfatlarından hâsıl olmakdadır. Nisâ sûresinin yetmişsekizinci âyetinde meâlen, (Sana gelen her güzel şey, ü teâlâdan gelmekdedir. Sana gelen her kötülük de, kendindendir) buyuruldu. Bunun için, bu aydaki iyiliklerin, bereketlerin hepsi, ü teâlânın zâtındaki üstünlüklerden gelmekdedir. Bu üstünlüklerin hepsi de, kelâm şânında bulunmakdadır. Kur’ân-ı kerîm, bu kelâm şânının hakîkatinin hepsinden hâsıl olmuşdur. Bundan dolayı, bu mubârek ayın, Kur’ân-ı kerîm ile tâm bağlılığı vardır. Çünki, Kur’ân-ı kerîmde bütün üstünlükler bulunmakdadır. Bu ayda da, o üstünlüklerden hâsıl olan bütün iyilikler bulunmakdadır. Bu bağlılıkdan dolayı, Kur’ân-ı kerîm bu ayda nâzil oldu. Bekara sûresinin yüzseksenbeşinci âyetinde meâlen, (Kur’ân-ı kerîm, Ramezân ayında indirildi) buyuruldu. Kadr gecesi bu aydadır. Bu ayın özüdür. Kadr gecesi, çekirdeğin içi gibidir. Ramezân ayı da, kabuğu gibidir. Bunun için, bir kimse, bu ayı saygılı, iyi geçirerek bu ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşursa, bu senesi iyi geçerek, hayrlı ve bereketli olur. ü teâlâ, hepimizi bu mubârek ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşdursun. Herbirimize bundan büyük pay versin!

Resûlullah “aleyhissalâtü vesselâmü vettehıyye” buyurdu ki, (Oruclu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünki hurma bereketlidir). O Server “sallAllahü teâlâ aleyhi ve sellem”, hurma ile iftâr ederdi. Hurmanın bereketli olması şöyledir ki, onun ağacına (Nahle) denir. Bu ağacın yaradılışında, topluluk ve adâlet vardır. İnsanın yaradılışı da böyledir. Bunun içindir ki, Peygamberimiz “sallAllahü teâlâ aleyhi ve sellem” Nahle ağacına, Âdem oğullarının halasıdır dedi. (Halanız olan nahleye saygı gösteriniz! Çünki bu ağaç, Âdem aleyhisselâmın çamurundan kalan artıkdan yaratılmışdır) buyurdu. Görülüyor ki, Nahle, Âdem aleyhisselâmın çamurundan yaratılmışdır. Nahleye bereket buyurması, bunda herşeyin bulunduğu için olsa gerekdir. Bunun için, nahlenin meyvesi olan hurma yinince, insanın parçası, dokusu olur. Böylece hurmada bulunan herşey, insana da aktarılmış olur. Hurmada bulunan sonsuz üstünlükler, bunu yiyende de bulunur. Hurmayı yiyen herkes böyle olur ise de, oruclu kimse, iftâr zemânında, şehvetlerden ve dünyânın geçici zevklerinden temiz olduğu için, hurmadan pekçok istifâde eder. Anlatdığımız fâideleri dahâ tâm ve dahâ olgun olur. O Server “aleyhi minessalevâti efdalühâ ve minettehıyyâti ekmelühâ”, (Mü’minin sahûrunun hurma ile olması ne güzeldir) buyurdu. Bu da belki, hurma insanın dokularına karışınca, insanın hakîkatini temâmladığı içindir. Oruclu iken, böyle şey olmadığı için, bunun karşılığı olarak sahûrda hurma yimenin güzel olduğunu bildirmişdir. Hurma yimek, çeşidli yemekleri yimek gibi fâideli olmakdadır. Hurmanın bu bereketi, kendisinde herşey bulunduğu için, iftâr zemânına kadar insanda kalır. Hurmanın bu fâidesi, ancak islâmiyyete uygun olarak yinildiği, islâmiyyetden kıl ucu kadar ayrılık bulunmadığı zemândır. Tâm fâidesine kavuşmak için, bir ağacın bir meyvesi olarak değil, bildirdiğimiz topluluğunu, bereketini düşünerek yimek lâzımdır. Yalnız bir meyve olarak yinirse, yalnız madde, kalori fâidesi elde edilir. İşin iç yüzü bilinerek yinirse, bereketine kavuşulup, bâtını da besler. Bereketine kavuşmadan yimek kusûr olur. Fârisî beyt tercemesi:

Çalış, lokmayı kıymetlendir önce!
Ondan sonra, hiç korkma yi, doyunca!

İftârı erken, sahûru geç yapmakda da, bu incelik vardır. Vesselâm.
...
imam-ı rabbani (k.s.)-162. mektup


H.Ş.de peygamberımız benden önce hiç bir peygambere verilmeyen 5 şey Ramazan-şerıfde benım ümmetime verilmişdir.                                       

1.R.Şın ilk gecesı A.T.ümmetime rahmet nazarı ile bakar kime h.z. bakarsa ona ebedıyyen azap etmez
 

2.Iftar vaktınde onların ağız kokusu katında miskden daha güzeldir. 


3.Her gece ve gündüz melekler onlar için istiğfar ederler                         

4.A.T.cennete,,ümmetım için hazırlan ve süslen"dıye emr eder.çünkü onlar dünya yorgunluğundan burada istirahat edecekler.buy.                   

5.Çalışanlar işlerini bitirince ücretlerini aldıkları gıbı r.ş. ın son günü hepsı mağfiret olunurlar                                                                                             

Ramazanı-şerıf nasıl bır değere sahip                                                                                                   Ayların sayısı yakup a.s.ın evladı gibi 12.dir.nasılki yusuf a.s babası yanında diğer kardeşlerinden kıymetli idiyse R.Ş de katında diğer aylardan daha kıymetlıdir Fazla  yememek Yeyıp içme hayatın gayesi değil yaşamanın vasıtasıdır                              H.Ş.Oruç tıpki bir kalkan ve ateşten koruyan sağlam bir kal a gibidir


alinti sadakat
« Son Düzenleme: 26 Ağustos 2008, 01:09:28 Gönderen: talib 67 »

Çevrimdışı nazar

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 3
Ynt: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #7 : 26 Ağustos 2008, 18:15:11 »
İnşalaah bu ramazan hepimize hayırlara vesile olur dualarımızı ve ibadetlerimizi eksik etmeyelim rabbim herşeyin en iyisini bilir yarabbi hayırlı ramazanlar
« Son Düzenleme: 26 Ağustos 2008, 18:33:00 Gönderen: Ber-ceste »

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #8 : 26 Ağustos 2008, 18:58:09 »
Ebû Hüreyre radıyAllahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kim ramazanın faziletine inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek terâvih namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır."


Buhârî, Îmân 37 ; Müslim, Müsâfirîn 173, 174. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ramazan 1; Tirmizî, Savm 1; Nesâî, Kıyâmü'l–leyl 3, Savm 39, 40, Îmân 31, 32; İbni Mâce, İkâmet 173, Sıyâm 3, 39, 40.
 
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1542
Ynt: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #9 : 26 Ağustos 2008, 19:08:50 »
Hz. Enes İbnu Malik radıyAllahu anhuma anlatıyor: "Ramazan ayı girmişti. Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Bu mübarek aya girmiş bulunuyorsunuz. Bu ayda bir gece vardır ki bin aydan hayırlıdır. Bu gecenin hayır ve bereketinden mahrum kalan bir kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış gibidir. Onun hayrı ise sadece (uhrevi saadetten) mahrum kimseye haramdır."


Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Çevrimdışı Aslıhal

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 271
  • Sadece,halin aslı
Ynt: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #10 : 26 Ağustos 2008, 20:00:55 »
Selmânı Farisi tarafından rivâyet edilen bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:Resülullah, Şaban ayının son günü bize bir hitabede bulunarak şöyle buyurdu:

"Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay sizi gölgelemiş bulunuyor. Öyle bir ay ki, içinde bin aydan daha hayırlı gece bulunmaktadır." Öyle bir ay ki, Allah onun orucunu farz; gecesinde terâvih namazı kılmayı da sünnet saydı. Kim hayırdan bir haslet ile rızâ-i ilâhiye yaklaşacak olursa, diğer aylarda bir farzı edâ etmiş gibi olur. Kim o ayda bir farz edâ ederse, diğer başka bir ayda 70 farz edâ etmiş gibi olur.

Ramazan, ibâdette sabır ve sebat gösterme ayıdır. Sabrın sevâbı ise cennettir. O, ihsan ayıdır. O, öyle bir aydır ki, içinde müminin rızkı artırılır. Kim o ayda bir oruçluya iftar ettirirse, günahları için mağfiret ve ateşten kurtulmasının vesilesi olur. O ziyâfet verdiği kişinin ecrinden hiçbir şey noksanlaşmaksızın, sevâbının bir misli de kendisine verilmiş olur. Eshâbı Kirâm, Kainatın Efendisine sorar:

"Ey Allah'ın Resulü, hepimiz iftar verecek şeyi bulamıyoruz" dediler. Bunun üzerine, Rasülü Ekrem SallAllahu Aleyhi ve Selem Efendimiz:

"Allah, bu sevâbı bir tek hurma, bir yudum süt veya bir yudum su ile iftar ettirene de ihsan eder. Bu ayın evveli rahmet, ortası mâğfiret, sonu cehennem ateşinden kurtulmadır. Kim bu ayda hizmetçisinden işi hafifletecek olursa, Allah onu affederek ateşten âzâd eder.Bu ayda dört hasleti çoğaltınız. İki haslet ile Rabbinizi hoşnut edersiniz. Bunlar: (Kelime-i şahadet)Allah'tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına şâhitlik etmeniz ve bir de (Estağfirullah el Azim) O'ndan mâğfiret dilemenizdir. Diğer iki haslete gelince, ondan hiç biriniz müstağni kalamazsınız. Bunlar Allah'tan cennet istemeniz ve ateşten O'na sığınmanızdır. Kim bir oruçluya su içirirse, Allah da ona benim havuzumdan kana kana içirecektir. Artık o, cennete girinceye kadar asla susamayacaktır." et-Tergîb, II, 94-95
Bârını gerden-i ahbâba edenler tahmîl
Ne kadar olsa sebük-ruh olur elbette sakîl
 

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ramazan-ı Şerif'de verilen beş şey...
« Yanıtla #11 : 29 Ağustos 2008, 11:30:34 »
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki; “Allâhü Teâlâ, benim ümmetime Ramazân-ı Şerîf’te beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir peygambere vermemiştir:
 
1- Ramazânı-ı Şerîf’in birinci gecesi, Allâhü Teâlâ müminlere rahmet eder. Rahmetle baktığı kuluna hiç âzâp etmez.
 
2- İftar zamanında oruçlunun ağız kokusu, Allâhü Teâlâ’ya misk kokusundan daha güzeldir.
 
3- Melekler, Ramazân-ı Şerîf’in her gece ve gündüzünde, oruç tutanların afvolması için duâ ederler.
 
4- Ramazân-ı Şerîf’de Allâhü Teâlâ, oruç tutanlara, cennette yer tayin eder ve: “Ey cennet! Yakında dünyâ mihnet ve sıkıntılarından kurtarıp, ikrâm ve rahmetime kavuşturacağım kullarım için süslen ve hazır ol.” buyurur.
 
5- Ramazân-ı Şerîf’in son günü gelince, “Ramazân-ı Şerîf’de oruç tutan bütün ümmetimi afveder.”
 
Eshâb-ı Kirâm’dan birisi “Ya Rasûlallâh, o gece Kadir Gecesi midir?” diye sorduğunda “Bilmez misiniz ki, iş yapanlara işi bitirdiklerinde ücretleri verilir.” buyurdu.

fazilet takvimi-01.10.2006
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı adilcevaz

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 235
  • susukunlugum asaletimdendir.
Ynt: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #12 : 03 Eylül 2008, 04:19:21 »
İftar Duası

İftar vaktinde şu duayı okumak sünnettir:
"Allahümme leke sumtü, ve bike âmentü, ve aleyke tevekkeltü, ve alâ rızkıke eftartü, ve savmel'ğadi min şehri ramazane neveytü, fağfir lî ma kaddemtü ve mâ ahhartü"
Anlamı: "Allahım, senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim, senin rızkınla orucumu açtım. Ramazan ayının yarınki orucuna da niyet ettim. Artık benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla!"
Bütün dünyayı verseler gamım bitmez nedendir bu
Taa ezelde gam turabıyla yoğrulmuş bendendir bu
Terk etme insafı makamı imtihandır bu
Gelen gider giden gelmez iki kapılı handır bu!

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Ramazan Musabaka Meydanıdır
« Yanıtla #13 : 23 Eylül 2008, 22:35:10 »
Hasan el-Basrî (rh.) bayram günü bir cemaatin gülüşüp eğlendiğini görünce:

"Allâhü Teâlâ Ramazân ayını müsabaka meydanı gibi yaratmıştır. İnsanlar ibâdetle müsabaka ederler. Müsabakayı kazananlar necat bulur, kaybedenler helak olur.

Müsabakayı kazananların kurtulduğu, kaybedenlerin hüsranda, ziyanda olduğu böyle bir günde zevk u safâya dalan kimseye cidden şaşılır. İyi dinleyin:

"VAllahi, ortadan perde kalkıp hakikatler olduğu gibi tecellî edeydi, ameli makbul olanın sevinci kendisini eğlenceden, ameli reddedilenin hasreti de kendisini gülmekten alıkordu." demiştir.

F.T. 23-09- 2008
« Son Düzenleme: 25 Eylül 2008, 05:16:35 Gönderen: mystic »

Çevrimdışı tevhit tabibi

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 35
Ynt: Ramazan-ı Şerif'in Fazileti [25 Agustos 2008]
« Yanıtla #14 : 14 Ağustos 2009, 12:46:14 »
Oruç ayi olan Ramazan-i Serîf, feyizli bir hayatin yasandigi mübârek bir mükâfât ayidir. Nâil oldugumuz sayisiz nîmetlerin kadrini hatirlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanin sirrina, Hakk Teâlâ’nin emir buyurdugu oruç nîmeti ile kavusulur.

Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet suûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baski altinda tutarak te’sîrini asgarîye indirebilmektir.

Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan "sabir, irâde, nefsî arzulardan uzaklasma" gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularina karsi insanin seref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandir.

Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rizâ, metânet, sabir gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlikla nîmetlerin kadrini hatirlatir ve bu vesîle ile yoksullarin hallerini düsündürüp onlara merhamet ve sefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslastirir. Sükrân duygularini canlandirir. Bu vasfiyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kiskançlik gibi kitleyi huzûrsuzluga bogan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.

Ashâb-i kirâmin oruca karsi çok büyük ragbetleri vardi. Onlar, tahammülü güç sicak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kisminin, günes isiginin yakiciligindan korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile günes isigindan ve sicaktan korunmaya çalisirlardi. Bütün bunlara ragmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarini devam ettirirlerdi.

Sakîk-i Belhî buyurur:

"Ibâdeti lâyikiyla îfâ edebilmek, bir san’attir. Onun kazanç mekâni, halvet; vâsitasi ise açliktir."

O açlik ki, modern tipta bile diyet adiyla sihhatli kalmanin en birinci sartidir. O açlik ki, tahammülü en zor olan bir mahrûmiyyettir. Rivâyet olunur ki, nefis, yaratildigi zaman çesitli iptilâ ve mahrûmiyetlere ragmen Cenâb-i Hakk’a {REF Sen sensin, ben benim..} deme cür’et ve cehâletinde bulundu, ancak ve ancak açlik sebebiyle aczini kabûl etti. Bu sebepledir ki, irâde terbiyesinde açliga katlanabilmek kadar müessir baska bir husûs yoktur. Irâde ise, tabiî ve nefsânî meyillere karsi koyabilmenin temel sartlarindan biridir.