Gönderen Konu: Rişte-i Cevâhir ( Hz. ALİ R.A'dan Hikmetler )  (Okunma sayısı 7494 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 157
Ynt: Rişte-i Cevâhir ( Hz. ALİ R.A'dan Hikmetler )
« Yanıtla #30 : 31 Ağustos 2015, 19:50:38 »

Ömrün evvelinde kaçırdıklarını ömrün ahirinde tedârik et!

Ömürden murad, bulduğun zamandır.
Günah ve kusurlarına tevbe et. Hakk'ın rıza ve rahmetini umarak gönül hânesini Allah'dan gayriden boşalt. Zikri ilâhi ile rızâ-i Bârî'yi kazan.
Hadis-i Şerif: '' Uzun ömürle tevbeye devam etmek kişinin iyiliğine delildir.''
Halis niyetle günahlardan dönüp tevbe etmeli.. Ruh bedende iken her zaman tevbe makbuldür. her an tevbeye devam etmeli. Farz namazların sonunda üç adedi;
استغفر الله العظيم الكريم اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
bakisi:
  استغفر الله - استغفر الله
olmak üzere yetmiş istiğfar okumak, gelen belâyı def eder, geleceğe mâni olur ve rızık genişliğine sebeptir.

Akşam ve sabah namazlarından sonra  yüz defa ;
SübhanAllahi ve bihamdihi SübahnAllahil azîm ve bihamdihi estağfirullah okumak sünnete mutabık ve büyük kerâmete sebeptir.

Hz Ömer R. A. Resûlûllah'ın meclisine geldiğinde:
- Ya ResûlAllah! Kapıda bir genç ağlıyor. Onun perişan hali beni de ağlattı. Huzurunuza gelmeyi diler''. dedi.
Rasûlullah S.A.V. kabul buyurup, günahını sordu,
Genç: Günahım büyük.. Onun için Kahhar olan Allah Azimüşşan'dan korkar ağlarım'' dedi.
- Seyyidül Beşer S.A.V..;
- Senden Cenâb-ı Kibriyâ'ya şirk vâki oldu mu? Yahut adam öldürdün mü?'' buyurdu.
Genç; - Hayır,'' dedi.
Rasûlullah;
- Cenab-ı Gaffar-ı Kerim, senin günahın arz ve semâ kadar olsa gene affedip, ceza gününde rahmet eder..'' buyurdu.
Adam tekrar:
- Ya ResûlAllah! Benim cürmüm dağlardan, taşlardan, semâdan ve arz'dan da büyük'', dedi.
  Sultan-ül Enbiyâ S:A:V.;
- Senin günahın mı büyük, Arş-ı Âzam mı ?'' buyurdu.
O kişi;
- Günahım büyük'' dedi.
Rasûlullah S.A.V.;
_ Senin cürmün mü büyük, Rahmân'ın rahmeti mi ?'' buyurunca,
Adam;
- Rahmân'ın rahmeti, avf ü merhameti benim günahımdan büyüktür'' dedi,
Öyle ise günahını söyle'' buyurdu,
- Yâ ResûlAllah! Huzur-u saadetinizde söylemeye hayâ ederim'', dediyse de, mutlaka söylemesi istenince:
- '' Yedi sene kefen soyup, islam erkeklerini uryan ( çıplak ) bırakmak âdetim iken, sonra bir bâkirenin kefenini soydum. Şeytanın tesiri ile nefse uydum... Gideceğim vakit o ölü bâkire yakama yapıştı ve;
- Ey Zalim! Kıyamet gününün sahibi hazret-i Kahhar'dan utanmadın mı! İlâhi adâlet kürsüsü önünde zalimden mazlumun hakkı alındığı gün, böyle uryan ve kirlenmiş şekilde nasıl çıkarım?.. diye beni hırpaladı deyince; Fahr-i Âlem S.A.V. yerinden kalkıp, başka bir tarafa oturdu ve o genci huzur-u saâdetlerinden reddetti. Genç sahraya düşüp. tam yedi gün yemek, içmek, uyumak gibi ihtiyaçları nefsine haram etti. Tâkatsız düşüp yüzünü topraklara sürdü ve şöyle yalvardı:
- İlâhi! Bu zalim ve câni kulun günahkârlara şefaatçi olan Habib'in huzuruna şefaat dilemeye gitti. O, günahımın büyüklüğünü işitip, beni huzurundan reddetti. Şimdi senin rahmet kapından gayrıya ilticâ etmem. Yâ Rabbi, bana inayet ve merhamet eyle. cürmüm bağışla ve Habib'in S.A.V. mâlûm eyle. Böyle eylemezsen bu dünyada bir ateş ile bu kötü cismi yakıp yok et de, âhirette nâr-ı cehenneme bırakma!...
Bu esnada Cebrâil A.S. gelip;
- ' Yâ HabibAllah! Hak Teâlâ sana selâm edip buyurdu ki;
- Kullarımı halk eden o mu ben miyim?
Resûlûllah;
- Onları ve beni yaradan O'dur.''
- Rızıklarını veren o mu ben miyim?''
- Onların ve benim rızkımı veren O'dur,''
- Tevbe edenlerin tevbelerini kabul eden o mu, ben miyim?''
- Kullarını affedip tevbesini kabul eden O'dur.''
- '' Günahkâr kullarından biri günahını beyan etmekle halinden gücenip mütessir oldu. Ya kıyamet günü dağlar misâli isyanla gelen mücrimlerin günahlarına nasıl tahammül eder? Benim Resûlûm âlemlere rahmettir, Lâkin zât-ı ûlûhiyetim daha merhametliyim. Kullarımın hâline vâkıfım. O küstah kulun niyazını kabul ettim. Kendisine beyan eylesin...''
Aff-ı ilâhiyi bildirmek için o kişiyi huzûr-u saadete getirdiklerinde akşam namazı kılmakta olan iki Cihan Güneşi S.A.V. birinci rek'atta Süre-i Tekâ'sür'ü okuyordu.
HATTÂ ZÜRTÜM-ÜL MEKAABİR kelâmını işiten o kişi '' Allah'' diye bir nârâ vurup, teslim-i ruh eyledi.
Bu hadisede ilâhi rahmetin vüs'ati, kulun cürmü ne kadar büyük de olsa Mevlâ'dan  mağfiret dileğinde affu mazhar olacağı, ümit kesmenin yasak olduğu beyan buyuruluyor...
Kişi sünnet-i Resul'e uyarak tevbe, istiğfar ve salât-ü selâma devamla tedârik görmelidir.

« Son Düzenleme: 31 Ağustos 2015, 20:50:13 Gönderen: Evfacan »
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimdışı Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 157
Ynt: Rişte-i Cevâhir ( Hz. ALİ R.A'dan Hikmetler )
« Yanıtla #31 : 22 Mayıs 2016, 21:40:48 »
Namazda tembellik, iman zâfiyetindendir. 

Burada '' Tekâsül'', terk manasınadır.
Merdut şeytan, yediyüzbin yıl Cenâb-ı Hakk'a ibadetle meşgul olmuşken, bir secde ile emrolunduğunda fâsit kıyasla '' Beni ateşten, Âdem'i topraktan yarattın. Ateş efdaldir'', diye emr-i Hakk'a itâat etmeyip, Dergâh-ı İzzet'ten ebediyyen kovulmuştur. Ya gece ve gündüz beş vakit namazda otuzdört secdeyi terk eden kişinin iman kuvveti ne derecedir.
Namazın farziyetini inkâr etmedikçe, İmam-ı Âzam'a göre kişi kâfir olmaz. Ancak, terkettiği farzı kaza ettiğinde, borcu ödense de cezâsı vardır. Yetmiş bin yıl cehennemde azap göreceği eserde beyan olunmuştur. Farz oluşu âyet ve hadislerle sabit olan bu hükm-ü ilâhiyi edâ etmeyen kişi, kendisini yaradanı düşünmez mi ?...   
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.

Çevrimdışı Togika

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 157
Ynt: Rişte-i Cevâhir ( Hz. ALİ R.A'dan Hikmetler )
« Yanıtla #32 : 28 Haziran 2016, 20:05:37 »
Büyükler buyurmuşlar:

'' Beş vakti cemaatle edâ eden kimseye Hak Teâlâ beş şeyi ihsan eder:
1- Geçim darlığı çekmez.
2- Kabir azabı görmez.
3- Kıyamet günü kitabı sağından verilir.
4- Sıratı şimşek gibi geçer.
5- Cennete hesap sorulmadan girer.
Namaz kılmayan kimseye Cenâb-ı Hak 12 çeşit belâ verir:
a- üçü uykuda.
b- Üçü ölüm anında.
c- Üçü kabirde.
d- Üçü mahşer gününde...
a. Dünyadaki belâlar:
1. Kazancından bereket kaldırılır. Uğraşır uğraşır, iki yakası bir araya gelmez. Eli hamur, karnı açtır.
2. ( Yüzünden) salihler sîmâsı kaldırılır.
3. Mü'minler  kalben ona buğz ederler.
b. Ölüm anındaki belâlar:
1. Ruhu aç ve susuz olarak alınır. Yanında her şey olduğu halde aç ve susuzdur. '' Fırat nehri başından aşşa yine susuz..''
2. Ruhun bedenden ayrılması şiddetli olur. Kimse çare bulamaz.
3. İmansız gitmesinden korkulur.
c. Kabirdeki belâlar:
1. Suali şiddetli olur.
2. Karanlığı ziyâde olur.
3. Kabir, kemiklerini birbirine geçirircesine sıkar.
d. Mahşer günündeki belâlar:
1. Hesabı şiddetli olur.
2. Allah'ın gazabına uğrar.
3. Cehennem azabı ile azap görür.''
Hadis-i Şerif: ''Namaz dinin direğidir. Kim namazı kılarsa dinin direğini diker. Kim namazı terk ederse, muhakkak dinini yıkar.''
Uğrunda Fedakarlık Yapamadığın Sevgiyi Boşuna Yüreğinde Taşıyıp'ta Yük Etme.