Gönderen Konu: Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân'dan Derin Hakikatler  (Okunma sayısı 243788 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı leyalii

  • leyalii
  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #30 : 07 Haziran 2011, 18:06:20 »

mücteba arkadaşım Allah razı olsun bu faydalı bilgiler için.emeğine sağlık.....

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #31 : 07 Haziran 2011, 20:06:21 »
mücteba arkadaşım Allah razı olsun bu faydalı bilgiler için.emeğine sağlık.....

Cümlemizden ...

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Lokman Aleyhisselâmın Oğluna Seher Vakti İle Alakalı Nasihati
« Yanıtla #32 : 08 Haziran 2011, 11:11:01 »
Lokman Aleyhisselâmın Oğluna Seher Vakti İle Alakalı Nasihati

Lokman Aleyhisselâm oğluna şöyle öğüt verdi:

"Ey oğulcağızım! Asla şu horozdan daha aciz olma. O seherlerde ötüyorken, sen yatakta yatıyorsun."

(Ruhü’l Beyan Tercümesi C:3 S:338)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Seher Vakti Horozun İnsanlara Seslenişi
« Yanıtla #33 : 08 Haziran 2011, 11:14:06 »
Seher Vakti Horozun İnsanlara Seslenişi

Farisî beyit tercümesi:

Ey Gönül!
Sen kalk! Taat ve ibadet et!
Çünkü taat her işten daha iyidir.
Saadet ve mutluluk sabah namazı vaktinde uyanık olanlarındır!
Mesûd insanlar, seher vaktinde uyanık olanlardır


Zira Horozlar seher vaktinde şöyle seslenirler:

"Ey gafiller! Kalkın!"


Sen uyanık değilsin! Kimin o saatte uyanık olduğunu bilmiyorsun! Uyanık olmanın zevkini tatmadın!
Sabah vaktinde yakarmanın zevkini ancak yakaranlarbilir.

(Ruhü’l Beyan Tercümesi C:3 S:338)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #34 : 09 Haziran 2011, 10:57:48 »
İbadetten Sonra Duanın Vacip Olduğu

‘’Rabbena tekabbel minna, İnneke entessemiul alim’’
(Sure-i Bakara 127)

Emredilen her ibadet veya Allah'a yakınlık için yapılan her iş bitirildikten sonra, dua etmenin vacip olduğuna bu ayeti kerime delâlet etmektedir.
Bu ayeti kerime, ibadetle mükellef olan herkesin ibadeti veya Allah'a yaklaşmak için yaptığı bir işi(manen), emredildiği şekilde yerine getirip bu konuda bütün çabasını harcadıktan sonra, yapılan işin, hizmetin, taatın ve ibadetin edilmesi için tazarru ile Allah'a dua edilmesinin gerekli ve vacip olduğuna delâlet etmektedir. Bunu kabul etmek veya etmemek Allah'a kalmış bir şeydir. Allah'ın üzerine hiçbir şey vacip değildir. Allah'ın herhangi bir zorunluluğu ve mecburiyeti yoktur.

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:2 S:65-66)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #35 : 10 Haziran 2011, 11:59:08 »
Dört Büyük Meleğin Hz Âdem’in Toprağını Alma İşi

Sa'dî (Süddi- r.h.) buyurdular:
Allâh'ü Teâlâ hazretleri, Cebrail (a.s) 'ı yeryüzüne biraz toprak getirmesi için gönderdi.
Cebrâil (a.s) yeryüzüne geldiğinde yeryüzü kendisine:
- "Benden bir şey eksiltmenden dolayı senden Allah'a sığınırım" dedi.
Cebrail (a.s)  geri döndü. Topraktan hiçbir şey almadı.

Celâleddin-i Rumî (k.s.)
- "Cebrail (a.s)  utanma ve hayâ madeni idi. (Toprağın) bu yeminleri onun yolunu kapattı...
(Yeryüzünden utandığı için ondan toprak almadı)"


(Cebrail (a.s): "Ya Rabbi Toprak sana sığındı!" dedi.

Mikail (a.s)  yeryüzüne gönderildi.
Birinci defa (Cebrail (a.s) 'a sığındığı gibi yeryüzü) ona da sığındı.

Mesnevî'de buyruldu:
"Mikail (a.s), yeryüzüne indi. Ondan bir avuç almak için elini uzattı. Bunun üzerine toprak, titredi. Kaçtı. Ağladı, feryâd-ü figan etti. Gözünden yaşlar dökmeye başladı. Bunun üzerine Mikail (a.s), Rabbin huzuruna vardı. Kendisinden istenilen işten ve elinden bulunması gereken bir avuç topraktan boş olarak.."

Mesnevî'de buyruldu:
Bunun üzerine Allâh'ü Teâlâ Hazretleri, İsrafil (a.s) 'a emretti:
- "Yürü git! Yeryüzünden bir avuç toprak al gel."

İsrafil (a.s)  yeryüzüne indi.
Yeryüzü yine feryâd-ü figân ile ağlamaya başladı. İsrafil (a.s)  hemen geriye döndü, eli boş olarak.
Özrünü ve yeryüzünün durumunu Allâh'ü Teâlâ'ya arz etti.

Allâh'ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğini (Azrail (a.s) 'ı) yeryüzüne gönderdi. Yeryüzü, ondan Allah'a sığındı.

Azrail (a.s):
-"Allâh'ü Teâlâ hazretlerine muhalefet etmekten ona sığınırım!" dedi.
Azrail (a.s) yeryüzünün üzerinden toprak aldı.
Toprağı, kırmızı, siyah ve beyaz olarak karıştırdı. Bundan dolayı, Âdemoğlunun renkleri ayrı ayrıdır.
Sonra o toprağı, tatlı, tuzlu ve acı su ile yoğurdu. Bundan dolayı insanların ahlaktan değişiktir.


Allâh'ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğine hitabetti:
-"Cebrail ve Mikail yeryüzüne merhamet edip acıdılar. (Bunun içinde yeryüzünden toprak almadılar.) Sen yeryüzüne merhamet etmedin. Hiç şüphesiz bu topraktan yaratacağım ruhları seninle elinle kılacağım!" buyurdu.

Allâh'ü Teâlâ buyurdu:

-"Yüce ilminin izzeti için seni, mahlûkatın üzerine cellât (ruhlarını almaya) vazifeli kıldım (Yani mahlûkatın ruhunu almaya seni vekil kıldım)."

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:242-243-244)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #36 : 11 Haziran 2011, 17:21:13 »
Sadaka Kelimesi Harflerinin Manası

"Sadaka" lafzı, dört harftir. Bunlardan her biri bir manaya işaret etmektedir.

Sad Harfi : Mani olmak ve korumaktır. Yani sahibinden dünya ve âhiretin kötülüklerini meneder.
Dal Harfi : Delildir. Sahibinin cennetine gitmesine delâlet eder.
Kaf Harfi : Onu Allâhü Teâlâ hazretlerine yaklaştırır.
He Harfi : Allâhü Teâlâ hazretlerinden hidayet bulmaktır.

(Ruhü’l Beyan Tercümesi C:3 S:161-162)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #37 : 11 Haziran 2011, 17:26:18 »
Sadakanın Sahibine Söylediği 5 Söz

Hazret-i Ali bin EbûTâlib (r.a.)'dan rivayet olundu.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
'Sadaka sahibinin elinden çıktığı zaman daha alıcısının eline geçmeden beş kelimeyle konuşur.'
"Ben azdım, sen beni çoğalttın.
Ben, küçüktüm , sen beni büyüttün.
Ben, düşmandım, sen beni dost ettin.
Ben, fâni idim, sen beni bakî kıldın.
Ben, şimdiye kadar korunmaktaydım, (şimdi ise) ben senin bekçin oldum."

(Ruhü’l Beyan Tercümesi C:3 S:160-161)

Çevrimdışı mazlum

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 861
  • Allah'a giden tüm yollar.Kalp lerden gecer.
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #38 : 11 Haziran 2011, 18:35:37 »
Mücteba .Hz Allah sizlerden razı olsun , bu güzel  çalışmanızın devamını dileriz.
Bir harf yeter inan, varsa o evde bir insan.

Dost Ararsan Kendine Bak
Dostun Ağlasını Bulursun
Düşman Ararsan Yine Kendine Bak
Düşmanında Ağlasını Bulursun .
vesselam .

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #39 : 11 Haziran 2011, 18:50:51 »
Mücteba .Hz Allah sizlerden razı olsun , bu güzel  çalışmanızın devamını dileriz.

Hazret-i Allah şu zamanda hizmet ettirdiği tüm kardeşlerimizden razı olsun.

Ruhü’-l Beyan tefsirinin değerini bilen bir hocam, aslından yani osmanlıcasından okumak gerektiğini söyleyip "Ruhu gider, Beyanı kalır" demişti. Bizim ilmimiz beyanı kadar...
Büyükler aslından okumayı tavsiye ediyor. İlmi yeterli olan arkadaşlara duyurulur.

Çevrimdışı teksir

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 201
  • O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #40 : 12 Haziran 2011, 03:46:05 »
Allah razi olsun gercekten cok guzel degerli bilgileri bizilerle paylasiyosun.
devamini bekleriz.
atilma dur, suhan-i ehl-i hali anlamadan
cevaba etme tasaddi suali anlamadan.
                                                 naci!

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #41 : 12 Haziran 2011, 10:57:16 »
İlim Talebeliğinin Fazileti

Efendimiz (s.a.v.)Hazretleri Buyurdular:
"Kim, Allâhü Teâlâ hazretlerinin cehennem ateşinden azat ettiği kişilere bakmayı severse; ilim öğrenenlere (şer’i ilimlerin talebelerinin yüzüne) baksın!

Nefsim kudret elinde olan Allâhü Teâlâ hazretlerine yemin ederim ki. İlim öğrenen herhangi bir talebe, âlimin kapısına gidip geldiğinde, muhakkak ki, Allâhü Teâlâ hazretleri o kişiye her adımına bir senelik sevabını yazar...

Allâhü Teâlâ hazretleri, o kişiye her adımına karşılık, cennette bir şehir yaratır.

İlim talebesi, yeryüzünde yürür; yeryüzü (dünya) onun için tevbe ve istiğfarda bulunur.

İlim talebesi, akşamlar ve sabahlar, günahları kendisi için bağışlanır.

Ve bütün melekler, 'onların (ilim talebelerinin) cehennem azabından azat olunduklarına' şahadet ederler..."                     

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:11 S:285)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #42 : 13 Haziran 2011, 11:25:00 »
Diyalogçulara Karşı Delil

"Ey o bütün iman edenleri Kâffeten silm'e (teslimiyete) girin de Şeytan adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.Size bunca beyyineler geldikten sonra yine kayarsanız, iyi bilin ki, Allah çok onurlu bir hâkim’dir. Onlar, sade gözetiyorlar ki, Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle geliversin de kendilerine, iş bitiriliversin. Hâlbuki bütün işler Allah'a götürülür." (Sureyi Bakara :208-209-210)

"Ey o bütün iman edenler" Hitabın münafıklara yönelik olması halinde: Ey o diliyle iman edenleri
"Kâffeten (hep birlikte) silm'e girin," Yani, hep birlikte zahirî ve batını olarak; Allah'a teslim olun ve O'na itaat edin, demektir.
"Silm" teslim olmak ve taat etmek manasınadır.

Buna göre bu cümlenin manası şöyledir:
Külliyen (yani tümüyle) İslâm'a girin ve İslâm’a başka bir şeyi karıştırmayın.
Hitâb, kitap ehlinden iman edenleredir. Çünkü onlar iman ettikten sonra eski dinlerinin bazı hükümlerine riayet ediyorlardı.

Sebeb-i Nüzul
Rivayet olunduğu üzere, Abdullah bin Selâm ve onun bazı ashabı Tevrat’ın bazı hükümlerine bağlı kalıyorlardı. Meselâ Cumartesi gününe saygı gösteriyorlar, deve etini ve sütünü haram sayıyorlardı. Onlar bu şeylerden kaçınmanın İslâm’da mubah olduğunu düşünüyorlardı. Kendi eski şeraitlerinde bunlara riayet etmek vacip olduğundan onlar, bunun İslâm’da helâl olduğunu bildikleri halde itikatları üzerine sabit kalıyorlardı.
Âdetlerin ayrılığında istisnaları sormak için, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldiler:
- "Ya RasûlAllahî Tevrat da gerçekten Allah'ın kitabıdır. Bizi bırak da (bize izin ver de) gece namazlarımızda Tevrat okuyalım?" dediler.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
- "Nesh olunan ve hükmü kaldırılan hiçbir şeyi tutup ona sarılmayın. Daha önce ülfet edip alıştığınız şeyleri bırakın. Kaldırılan şeyler ile yalnızlığınızı gidermeyin. Hak ile vahşet birlikte olmaz. Bu şeytanın süslemesidir."

(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:2 S: 476-477)

Çevrimdışı ay-yüzlüm

  • yazar
  • ****
  • İleti: 641
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #43 : 14 Haziran 2011, 15:04:48 »
devamını bekliyoruz kardeşim çoğu bilgiyi yüksek müsadelerinizle kaydediyorum
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

Çevrimdışı lalegül

  • yazar
  • ****
  • İleti: 513
    • Sidre.net
Ynt: Ruhu'l Beyân'dan Derin Hakikatler
« Yanıtla #44 : 14 Haziran 2011, 19:53:22 »
Allah c.c. razı olsun kardeşim.
Şu rahmete bakın ki,
insanlar bütün azalarıyla günah işlerken,
sadece diliyle yaptığı tövbeyle affolunuyor.

Aziz Mahmud Hüdai (k.s)