Sağlıklı Beslenme de 12 Adım

Başlatan ruy-ı zemin, 30 Nisan 2008, 23:17:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ruy-ı zemin

Besin öğelerinin yeterli miktarda alınıp vücutta kullanılması gerekiyor. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında veya gereğinden az yada çok alındığında, büyüme ve gelişme engelleniyor, sağlıkta bozulmalar yaşanıyor.

Vücudun büyüme ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte dikkat edilecek 12 adımla sağlıklı beslenme mümkün. Vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin herbirinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması, yeterli ve dengeli beslenme anlamına geliyor. Besin öğeleri vücudun gereksinimleri düzeyinde alınmazsa, yeterli enerji oluşmadığı ve vücut dokuları yapılamadığından, yetersiz beslenme durumu oluşuyor. Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, sağlıklı beslenmede dikkat edilmesi gereken 12 adım bulunuyor. Buna göre, -Günlük tüketilen besinlerin çok çeşitli olması gerekli. Besinlerin çoğunluğu hayvansal gıdalar yerine bitkisel gıdalardan seçilmeli. Günde; sabah-öğle ve akşam olmak üzere 3 öğün beslenilmeli. Öğün atlamamaya özen gösterilmeli. Daha çok doğal ve taze besinler tercih edilmeli.

-Günlük beslenmede bulgur, mısır, pirinç, makarna gibi ekmek ve tahıl grubu besinlerin bulunmasına özen gösterilmeli. Günlük enerji gereksiniminin en az yüzde 55'i karbonhidratlardan sağlanmalı.

-Günde 5-7 porsiyon taze sebze ve meyve yenilmeli. Sebze ve meyveler vitamin, mineral ve posa gereksinimlerini karşılıyor. Posa özellikle barsak hareketlerini düzenliyor, kan şekeri ve kolestrol düzeylerinin düşmesine yardımcı oluyor.

-Her gün orta düzeyde fiziksel aktivite yapılarak, vücut ağırlığı tavsiye edilen sınırda tutulmalı. Düzenli olarak yürüyüşler yapılmalı. Besinlerle alınan enerji miktarı ile harcanılan enerji miktarı dengelenerek vücut ağırlığı korunabilir. Yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli yapılan fiziksel aktivite, kalp ve solunum fonksiyonlarını düzenliyor, osteoporozu önlüyor.

-Günlük tüketilen yağ miktarı kontrol edilmeli. Yağdan gelecek enerji miktarı toplam enerjinin yüzde 30'unu geçmemeli. Yemeklerde hayvansal kaynaklı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü gibi sıvı yağlar tercih edilmeli. Yemekler pişirilirken haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri kullanılmalı. Kızartma ve kavurmalardan uzak durulmalı. Etli pişirilen yemeklere ayrıca yağ ilave edilmemeli.

-Sucuk, salam, sosis gibi yağlı et ve et ürünleri yerine; balık, tavuk, hindi eti veya kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller tercih edilmeli.

-Yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünleri tercih edilmeli. -Az şekerli besinler tercih edilmeli. Tatlılar ve şekerli içeceklerin tü ketimi sınırlanmalı.

-Günlük tuz alımı, ortalama 1 çay kaşığı olacak şekilde azaltılmalı. Salamura, konserve, zeytin ve turşu gibi tuz içeren besinlerin tüketimi azalmalı.

-Mümkünse alkol kullanılmamalı.

-Besinlerin hazırlanması, pişirilmesi sırasında hijyen kurallarına dikkat edilmeli. Yiyecekler pişirilirken haşlama, fırında ve buharda pişirme yöntemleri tercih edilmeli. Kızartmalardan kaçınılmalı.

-Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmeli ve 6 aydan sonra uygun besinlere başlayarak yeterli ve dengeli beslenmeleri sağlanmalı.
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

devran

İşe öncelikle vücudunuzu temizlemekle başlamalısınız. Bunun için bir hafta boyunca yemek miktarınızı hiç değilse 1/3 oranında azaltmalısınız. Bu süre içinde hamur ve et türlerinden kesinlikle uzak durmalısınız. Ayrıca yemekleriniz dayanabileceğiniz kadar az tuzlu ve az yağlı olmalıdır. Çok yemeğe ihtiyaç duyuyorsanız açlığınızı sadece meyve ile gidermeyi tercih etmelisiniz. Bol miktarda haşlanmış sebze türleri ve mümkün olduğu kadar sulu sebze çorbaları içmelisiniz.

Aşırı yemeğe alışkınsanız yemeğinizi azalttığınızda kendinizi yorgun hissedebilirsiniz. Bunun nedeni çok yediğinizde gıdaların önemli bir bölümü atıldığı gibi bir anda az yemeye başladığınızda eski alışkanlığın sindirim sistemince devam ettirilmesidir. Vücudun kendini yeni duruma ayarlayabilmesi zaman alabilir. Bu geçiş döneminde hacmi az fakat enerji içeriği yoğun olan bal ve pekmez gibi tatlıları almanızı tavsiye ediyoruz. Saat 23.00`de uyuyorsanız en geç saat 20.30`da akşam yemeğini yemiş olmalısınız. Bu bir haftalık sadece sebze ve meyveye dayalı rejimle ani bir değişim hissedeceksiniz.

Vücudunuzda oluşturduğunuz tahribat çok aşırı ise değişim bir aya kadar gecikebilir. Bu rahatlama noktasına ulaştıktan sonra aynı sıkı rejimi devam ettirmemiz gerekmez ancak yine de belli prensipler çerçevesinde kendimizi beslemeliyiz:

1. Yemek miktarını azaltalım: Her defasında yemek miktarımızı göz kararı ile ölçmeliyiz. Yiyeceğimiz toplam miktarın önceden bilincinde olmalıyız. Yemeğimizi hacim yönünden azaltmalıyız ama ani açlığı tavsiye etmiyoruz. Çünkü bunu hem iradi olarak başarmak güçtür, orta vadede daha çok yememize neden olur hem de ani değişim vücudun alıştığı israflı işleyen sistemde daha olumsuz etkiler oluşturur.

Yemeklerimiz en az yarı yarıya su içermeli veya katı yiyecekler alıyorsak aradaki farkı yemek esnasında bol miktarda su içerek telafi etmeliyiz.

2. Uyumaya yakın yemek yemeyelim: Almanya`da yapılmış olan bir araştırma saat 23.00`de uyuyan bir kişinin akşam yemeğini en geç saat 20.30`da yemiş olması gerektiğini ortaya koymuştur.

3. Farklı gıdalar alalım: Gıdalarınız her gün değişebilmelidir. Farklı meyve ve sebze türlerini haftalık yemek sistemimiz içerisinde yaymalıyız.

4. Hızlı yemeyelim: Her yemek öğününe 30 dakikalık zaman ayırabilmeliyiz. Mide doyma hissini 20 dakikadan önce beyne ulaştıramaz. Bu süre içinde çok hızlı ve aşırı yerseniz bu süre dolmadan çok yediğiniz halde doyduğunuzu fark edemezsiniz. Oysa bir kaç lokmayı 20 dakikaya yayarak aldığınızda çok az yemekle doygunluk hissine ulaşabilirsiniz. Bu süreçte lokmalarınızı bıkmadan iyice çiğneyerek yutmalısınız. Çorbaları bile çiğneyerek yemenizi öneriyorum.

5. Türleri aynı öğünde karıştırmayalım: Pirinç, patates, vb. nişasta içeren hamur türlerini et, süt, balık gibi hayvan türleriyle aynı öğünlerde almamalıyız. Meyveleri kesinlikle aç karnına yemeliyiz ve her defasında farklı meyveler almalıyız.

6. Yemek öğün vakitlerini kontrol edelim: Yemek öğünlerimiz arasında midemiz temizlenmeden veya (yemeğin türüne görü süre değişebilir) yaklaşık 3 saat geçmedikçe yemek yememeli, su içmemeli veya atıştırmamalıyız.

Yemek rejimi konusunda hayatımıza uyarlayacağımız yukarıdaki düzenlemeler bütün faaliyetlerimizde heyecanlandırıcı bir etkinliğe doğru süratle ilerlememizi sağlayacaktır. Bedenimiz taşımak zorunda olduğumuz ağır bir yük olmaktan çıkacak; konuşmak, çalışmak, öğrenmek, insanlarla iletişim içerisinde bulunmak zevkli bir uğraşı haline gelecektir.


bilgiuzmani.com sitesinden alıntı
Gün Olur devran döner.

ENE 67

Paylasim icin tesekkürler,cok güzel bilgiler.
SIKINTI VE HUZURSUZLUK MUTLAKA BIR GÜNAHIN CEZASI,HUZUR ISE BIR IBADETIN KARSILIGIDIR
HZ.Mevlana