EĞİTİM, AİLE, KÜLTÜR-SANAT, SAĞLIK > SAĞLIKLI YAŞAM
Astım Hastalığı Hakkında Malumatlar
(1/2) > >>
İsra:
Hayat boyu sürebilen bir hastalık: Astım

Astım, uzun süreli, hatta hayat boyu sürebilen bir rahatsızlık. Uygun tedavi ve düzenli kontrolle astımlı hastalar tamamen normal bir hayat sürebilir.

Önemli olan, astımlı hastanın şikayeti olmadığı dönem dahil kontrolü terk etmemesi ve ilaçlarını kullanmaya devam etmesidir. Çünkü belirtiler olmadığı zamanlarda bile astımlı hastaların hava yollarındaki iltihabi durum, varlığını sürdürür. Astımda tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi olur.

Tetikleyici faktörler

Ev tozu akarları: Astımlılarda en sık görülen alerjendir. Akarlar, gözle görülmeyecek kadar küçük canlılardır. Yatak, yastık, halı, tüylü oyuncaklar ve tekstil liflerinde yaşarlar. Yaşayabilmek için nemli ve sıcak ortamlara ihtiyaç duyar. Deriden dökülen ölü hücrelerle beslenirler. Kuruyarak toz haline gelen dışkıları alerjiye neden olur. Akar alerjisi olanların yakınmaları ilkbahar ve sonbahar aylarında ve genellikle sabaha karşı artar.

Akarlardan korunmak için; Özellikle yatak odasındaki halılar, kadife kumaşlı mobilya/perdeler, tüylü oyuncaklar, koltuklar, kitap gibi toz tutan eşyalar mümkünse tamamen kaldırılmalı, hiç değilse azaltılmalı. Mobilyalarda kumaş yerine deri veya vinleks kaplama tercih edilmeli. Yatak, yorgan ve yastıklar, pamuklu/yün/kuş tüyü değil orlon/dakron gibi sentetik olmalı. Çarşaf ve nevresimler 60°C veya üzerinde haftada bir yıkanmalı. Akar geçirmeyen özel yatak kılıfları kullanılabilir. Bu kılıflar iki haftada bir ıslak bezle silinmeli. Perdeler, kilimler, giysiler iki haftada bir 60°C veya üzerinde yıkanmalı. Halılar, güçlü bir elektrik süpürgesiyle en az haftada bir temizlenmeli.

Polenler: Mevsimsel yakınmalara neden olur. Burunda ve genizde akıntı ve kaşıntı, hapşırık, gözlerde sulanma/yaşarma/kızarıklık görülebilir. Ağaç polenleri daha çok şubat-mayıs aylarında şikayetlere neden olur.

Polen mevsiminde; Araba ve evlerin pencereleri kapalı tutulmalı. Hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalı. Yapabiliyorsa maske kullanmalı. Çamaşırlar dışarıda kurutulmamalı, üstlerine polen yapışabilir.

Kedi/köpek allerjenleri: Kedi ve köpeklerin kürkünde, tüylerinde, tükürüğünde, idrarında ve dışkısında bulunan allerjenler, evin her tarafına kolaylıkla yayılabilir. Kediler, köpeklere göre daha fazla alerji yapıcı etkiye sahiptir. Bir evden kedi uzaklaştıktan 3 ay sonra bile allerjen etkisi devam etmektedir. Kedi/köpek alerjisinden korunmanın en etkili yolu, evden bu hayvanların uzaklaştırılması ve bulundukları ortamlara girilmemesidir.

Hamamböceği allerjenleri: Hamamböcekleri, özellikle mutfaklarda görülür ve yiyecek artıklarının dolduğu girintilerde yaşarlar. Hamamböceği alerjisinde tek çözüm, bu canlıların ilaçlamayla ortadan kaldırılmasıdır. Ancak ilaçlama, hasta evde yokken yapılmalı ve eve girmeden en az 2 saat önce iyice havalandırılmalıdır.

Ev içi mantarları: Nemli, karanlık, bodrum katları ve banyo gibi havalandırması iyi olmayan yerlerde mantarlar üreyebilir. Mümkün olduğunca evdeki nem azaltılmalı, ev sık sık havalandırılmalı. Nemli yüzeyler sık sık çamaşır suyuyla silinmeli. Üzerinde mantar üremiş eşyalar evden uzaklaştırılmalı.

Dış ortam kirliliği: Hava kirliliğinin arttığı durumlarda gereksiz fiziksel aktivitelerden ve mümkün olduğunca dışarı çıkmaktan sakınılmalı. Çok zorunlu olduğu zaman, dışarı çıkmadan önce doktorun önereceği kısa etkili bir bronş genişletici kullanılmalı.

İç ortam kirliliği: Astımlı hasta, sigara içmemeli ve içilen ortamlarda bulunmamalı. Yemek pişirilirken aspiratörle ocak ya da fırının dumanı çekilmeli, mutfak iyice havalandırılmalı. Astımlı hasta mümkün olduğunca kömür/odun/sıvı yakıt dumanına, parfüm, temizlik maddeleri, kızartma, sprey, boya ve cila kokularına maruz kalmamalı.

Mikrobik solunum yolu hastalıkları: Astımlılar, solunum yolu enfeksiyonu geçiren kişilerle temastan kaçınmalı. Astımlı hastalara her yıl eylül-ekim aylarında grip aşısı önerilir. Mikrobik hastalıklar sırasında astım ilaçlarının dozunu artırmak veya yeni ilaç eklemek gerekebilir.

Olumsuz hava koşulları: Mümkün olduğunca soğuğa maruz kalmamalı, soğukta egzersiz yapmaktan kaçınmalı.

Egzersiz: Egzersizden önce kısa etkili hava yolu genişleticiler kullanılabilir. Egzersiz kısıtlanmamalı, tersine hastanın tolore edebildiği sporlar yapılmalı.

Besinler: Besinlere bağlı olarak gelişen alerjilerde hastalarda kaşıntı, döküntü, dudaklarda yanma, yüzde kızarma, burun tıkanıklığı ve akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve yaşarma, nefes darlığı, dilde şişme, karın ağrısı, ishal, kusma görülebilir. Bu şikayetler besinin alınmasından yarım saat sonra görülebileceği gibi, 1 gün sonra da ortaya çıkabilir. Alerjiye en çok neden olan besinler arasında yumurta, soya, fındık-ceviz, balık, süt sayılabilir. Hangi besine karşı alerjisi olduğunu, hasta şüphelendiği besini tek başına (diğer besinlerle karıştırmadan) tüketerek saptayabilir. Besin alerjisinden korunmanın yolu, sorumlu besinin kesilmesidir. Bazı besinlere eklenen katkı maddeleri de (boyalar, sülfit, tartarazin, benzoat, monosodyum glutamat) şikayete neden olabilir.

İlaçlar: Astımlı hastalarda aspirin ya da diğer ağrı kesicileri aldıktan yarım saat sonra göğüste sıkışma, öksürük, burun akıntısı, gözlerde kızarma, baş-boyunda kızarıklık görülebilir. Daha ciddi durumlarda şok ve şuur kaybı görülebilir. Aspirin alerjisi bulunan astımlı hastalarda beraberinde burun polipleri de bulunabilir. Gerekli durumlarda hastanın alerjisi olmayan bir ağrı kesici tercih edilir. Bazı tansiyon ve kalp ilaçları, glokomda kullanılan göz damlaları, anestezide kullanılan maddeler ve radyolojik tetkikler esnasında kullanılan ilaçlar da astımlı hastalarda şikayetlere neden olabilir. Doktorunuza herhangi bir ilaç reçete edilmesinden önce astımınız olduğunu bildirirseniz, size uygun ilacı yazacaktır.

UZM. DR İLKAY KESKİNEL
Memorial Hastanesi
Lika:
Astım Tedavisinde Devrim

Astım dünyadaki kronik hastalıkların en sık rastlananlarının başında gelir. İstatistiklere göre tüm dünyada 300 milyon astımlı var ve her yıl 180 bin insan astım yüzünden hayatını kaybediyor. Asıl önemli olan da astımlı hasta sayısının her on yılda %50 oranında artıyor olması. Gelişmiş ülkelerde ilkokul çağı çocuklarının %10-15’i astım hastası.

Astımın krizlerinin sebebi bronşların çeşitli uyaranların etkisiyle yaygın olarak daralmasıdır. Bu daralmasının bronşlar etrafındaki kasların kasılması, aşırı miktarda ve daha yapışkan salgı oluşumu, bronş duvarında ödem meydana gelmesi, bronş çevresinde yer alan damarların genişlemesi, bronşları döşeyen epitel hücrelerinin dökülmesi ve bronş duvarında iltihap hücrelerinin birikimi… gibi pek çok nedeni vardır.

Astım aynı zamanda tıbbın en iyi tedavi edebildiği hastalıklardan da biridir.  Bugüne kadar bronşlarda meydana gelen bu daralmayı ortadan kaldırmak için nefes açıcı ilaçlar ve kortizon kullanılmakta idi.

Aşı tedavisi (immunoterapi) veya sprey şeklinde kortizon ile astımlıların %95’ i uzun süreli olarak kontrol altına alınabilir. Ancak astım tamamen geçen bir hastalık olmadığı gibi, hastaların %5 kadarını da uygun tedaviye rağmen kontrol altına almak mümkün değildir.        

Geçenlerde dünyanın en saygın tıp dergilerinden New England Journal isimli dergide astım tedavisinde yeni bir çığır açan bir araştırma yayınlandı.

İngiltere, Kanada, Brezilya ve Danimarka’ da 18-65 yaşları arasındaki orta ve ağır astımlı 112 astımlı üzerinde yapılan çalışma, ‘termoplasti’ adı verilen tedavi yönteminin klasik astım tedavisine cevap vermeyen hastalarda astım krizlerini ve ilaç ihtiyacını belirgin şekilde azalttığını, hastaların yaşam kalitesinin arttırdığını kanıtlıyordu.

Termoplasti nedir?

Termoplasti olarak isimlendirilen bu yeni yöntem, bronşlara ısı uygulanarak bronşlar etrafındaki kas kütlesinin azaltılması prensibine dayanıyor.

Termoplasti, bronkoskop ismi verilen bir alet aracılığı ile lokal anestezi altında yapılıyor. Hastanın hastaneye yatması gerekli olmayıp, işlemden sonra evine gidebiliyor.

Bronkoskop bronşa yerleştirildikten sonra içinden bir kateter sokularak ucu bronş duvarına temas edinceye kadar şişiriliyor. Bundan sonra kateter aracılığı ile 10 saniye süreyle radyo frekans enerjisi verilerek bronşlar etrafındaki düz kasların 65 dereceye kadar ısınması sağlanıyor. 65 derecelik ısı, kaslar üzerinde herhangi bir hasar ve zarar oluşturmadan kas kitlesini küçültüyor. Termoplasti 40’ ar dakika süren ve 9 hafta arayla tekrarlanan üç seansta tamamlanıyor.

Hastalar tarafından iyi tolere edilen bu yeni tedavi yönteminin bazı hastalarda tedaviden sonra geçici olarak astım semptomlarında artış olması dışında yan etkisi de saptanmamış.

Astımlılar için yeni bir umut

Şimdi bu yazıyı okuyan birçok astımlı, nefes darlığı çeken hasta ‘Bu tedavi bizde yapılıyor mu, kim hangi hastanede yapıyor, kaça yapılıyor, Emekli Sandığı; Bağ-Kur, yeşil kart masrafları karşılıyor mu?…’ diye gazetenin telefonlarını kilitleyecek.

Tekrar altını çizelim: Termoplasti Türkiye’ de henüz uygulanmıyor. Yurt dışında bazı merkezlerde ‘deneme aşamasında’ olan bir tedavi yöntemi, özellikle de tedaviye cevap vermeyen ağır astımlılar ve ilaç tedavisine ciddi yan etkiler gösteren hastalar için yeni bir umut. Ancak, termoplastinin yaygın şekilde uygulanabilmesi için, yöntemin daha geniş çalışmalarla geliştirilmesi ve uzun vadedeki etkilerinin de daha iyi ortaya konması gerekiyor.

Netice şu ki, astımlıların biraz daha sabırlı olmaları lâzım.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
www.ahmetrasimkucukusta.com
Lika:
Göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Nezaket Erdoğan, ülkemizde yetişkinlerin yüzde 5 ile 7'sinde, çocukların ise yüzde 13 ile 15'inde astım görüldüğüne dikkat çekti.

Erdoğan, "Astım doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Kontrol altına alınmadığı durumlarda ise kişilerin günlük aktivitelerini ciddi olarak kısıtlayabilmektedir." dedi

Adana Dr. Ekrem Karasu Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezaket Erdoğan, Astım ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)'nın hava akım ile karakterize solunum sistemi hastalığı olduğunu kaydetti. KOAH'taki olayın tam olarak geri dönüşümlü olmadığını dile getiren Erdoğan, bu nedenle astıma nazaran en iyi tedaviye rağmen ilerleme gösterdiğini, erken dönemde iş gücü kaybına neden olduğunu söyledi.

KOAH'ın yeterince bilinmediğini ifade eden Dr. Erdoğan şöyle devam etti: "KOAH, Türkiye'de en sık sakat bırakan hastalıklar arasında 8. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda teşhis ve tedavi harcamaları da ekonomik yükün artmasına neden oluyor. KOAH çok fazla bilinmediği için yeterince teşhis konulamamaktadır. Dünyada 4. ölüm nedeni iken ülkemizde 3. sıradadır. Her yıl dünyada 3 milyon kişi Türkiye'de ise 40 bin kişi KOAH nedeniyle hayatını kaybediyor."

Dünyada 300 milyon astım hastası bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Türkiye'de yetişkinlerin 5-7'sinde, çocukların yüzde 13–15 inde astım görülmektedir. Astım doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Kontrol altına alınmadığı durumlarda ise kişilerin günlük aktivitelerini ciddi olarak kısıtlayabilmektedir. 2005 yılında dünyada kronik solunum yolu hastalıklarından 4 milyon kişinin öldüğü belirlenmiştir. Bu nedenle Dünya sağlık örgütü kronik solunum yolu hastalıkları alanında özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik çalışmaların başlatılmasına karar vermiştir. Bunda amaç herkes için sağlıklı bir nefes sağlamaktır. Temel hedeflerden en önemlisi hastalıkların gelişiminin önlenmesi, erken dönemde saptanması ve ilerlemesinin önlenmesidir. Bunun için sigaranın bırakılması olmazsa olmazdır. Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren madde nikotindir. Nikotin, her nefesten sonra 7 saniyede beyine ulaşmakta, kişinin kendisini iyi hissetmesini ve daha çok nikotin ihtiyacına neden olmaktadır." diye konuştu

Dr. Nezaket Erdoğan, sigara bırakmada birkaç yöntem bulunduğunu ifade ederek, bu konuda da şunları söyledi: "Kendi kendine bırakan kişiler olabildiği gibi, etkinliği kanıtlanmış tıbbi tedavilerle de sigara bırakılabilir. Sigarayı bırakmakta zorlanan kişiler bir hekim kontrolünde tıbbi yöntemlerle tedavi edilebilir. Sigarayı bırakma tedavisinde nikotin sakızı, nikotin burun spreyi, nikotin bandı, nikotin kartuşu gibi yöntemlerin yanında daha etkili olan nikotin yoksunluk belirtilerini azaltan ilaçlarda kullanılabilir. Tıbbi tedaviler hem kişinin aşırı sigara içme isteğini azaltacak hem de nikotin yoksunluk belirtilerini kontrol altına alacaktır. Böylece sigarasızlığa alışmak daha kolay olacaktır. Bunların dışında bir üçüncü yöntemde etkinliği bilimsel açıdan tartışmalı tedavilerdir. Bunlar arasında hipnoz ve akupunktur sayılabilir."

Astım ve KOAH hastalarının kesinlikle sigarayı bırakması gerektiğine değinen Erdoğan "Çünkü, KOAH'lı hastalarda uygulanan tedaviye rağmen hastalığın ilerlemesi engellenememekte, astımlı hastalarda ise hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Her iki durumda da tedavinin başarı oranı azalmaktadır." ifadelerini kullandı.

haber7
Tuğra:

Acı, tatlı, ekşi, tuz gibi tat alma reseptörlerinin sadece dilde değil akciğerlerde de bulunduğu ortaya çıktı. Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde fareler ve insan dokuları üzerinde yapılan ve Nature Medicine dergisinde on-line olarak yayınlanan araştırmada akciğerlerde acıya cevap veren reseptörler olduğu kanıtlandı. Bu araştırmanın en önemli tarafı ise, acıyı hisseden bu reseptörlerin uyarılmasıyla bronşların etrafındaki düz kasların gevşediklerinin anlaşılması. Bu sayede standart astım krizi tedavisine cevap vermeyen hastalarda yeni tedavi yaklaşımları söz konusu olabilecek.

Astımda kullanılan ilaçlar

Astım tedavisinde kullanılan başlıca iki farklı ilaç grubu var: Birinci grupta astım krizindeki hastalarda daralmış olan havayollarını genişleten “bronş açıcı ilaçlar” yer alıyor. Bunlar sadece kriz sırasında kullanılıyor ve hasta rahatlayınca tedavi kesiliyor. Bu gruptaki ilaçların en etkili olanları beta-agonist adıyla bilinenler.

İkinci gruptaki ilaçlar (sprey şeklinde kortizon) ise bronşlardaki enflamasyonu baskılamak ve böylece astım ataklarını önlemek için hastanın şikâyeti olmasa da uzun süre kullanılıyor.

Beta-agonistler astım krizlerinde ilk kullanılması gereken çok etkili ilaçlar olmakla beraber bazı hastalarda yeterince etkili olmayabiliyorlar. Bu durumlarda ise kortizon ve diğer nefes açıcı ilaçlardan medet umuluyor. Acı reseptörlerini uyaran kimyasal maddelerden de bronş açıcı ilaç olarak faydalanmak mümkün olabilecek.

Araştırma nasıl yapıldı?

Araştırmada akciğerlerde bronşlar etrafındaki kas dokularının RNA molekülleri ayrıştırılarak kaslardaki tüm reseptörlerin genetik yapıları incelendi. Bu sırada kas dokusunda dildeki gibi acıyı algılayan reseptörler olduğu fark edildi.

Bunların dildekilerden farkı, reseptörden çıkan uyarıların beyne gitmemesi ve bronş kaslarında sonlanması. Bu da akciğerlere acı bir madde girdiğinde bunu acı olarak hissetmemiz mümkün olmayacak.

Araştırmanın esas önemli bulgusu, fare kaslarında ve kanserli hastalardan elde edilen taze kaslara kinin gibi acı bir aerosol uygulandığında kasılmış olan kasların gevşediklerinin ve daralmış olan hava yollarının yüzde 90 oranında genişlediklerinin anlaşılması. Bu etkinin, astım krizlerinin bir numaralı ilacı olan beta-agonistlere göre 3 misli daha fazla olması da oldukça dikkat çekici.

Akciğerlerin acı maddelerin akciğerlere daha fazla girmesini önlemek için bronş daralması ile cevap vermesi beklenirken tam tersine bronşların genişlemesi çok şaşırtıcı bir sonuç.

Acı reseptörlerinin akciğerlerde işi ne?

Dildeki acı reseptörlerinin işlevinin insanları toksik bitkileri yememeleri için bir uyarmak olduğu sanılıyor. Bu reseptörlerin tat duygusu olmayan akciğerleri zararlı maddelere karşı savunmak için orada bulundukları düşünülüyor.

Farelerde ve insanlarda ve muhtemelen başka canlılarda akciğerlerdeki acıya duyarlı resptörlerin zatürree ve bronşit gibi hastalıklarda akciğer sağlığına katkı yapmaları mümkün olabilir.

Zatürreeye yol açan bakteriler bu reseptörleri uyaran acı bir madde salgılayarak bronşların açık kalmasını ve böylece de biriken salgıların ve mikropların dışarıya kolayca atılmasını sağlayabilirler.

Yeni bir ilaç geliştirilebilir mi?

Bu bulgulardan yararlanılarak akciğerlerde acı reseptörlerini uyaran ve bronşların genişlemesine yol açacak olan yeni ilaçların geliştirilmesi teorik olarak mümkün. Tatları acı olan 10 binden fazla kimyasal madde olduğu biliniyor ama bunlardan hangisinin en az yan etkiye yol açarak bu reseptörleri en etkili şekilde uyardıklarının belirlenmesi için yıllar sürecek çalışmalar gerekiyor. 

Acı besinlerin yenmesinin bronşlar üzerine bir etkisi olmadığını belirtelim ki astım krizlerini acı biber yiyerek atlatmaya kalkışacak olan hastaların bir de ağızları kavrulmasın.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

KAYNAK

tter taste receptors found in lungs: http://www.latimes.com/news/nationworld/nation/wire/bs-hs-lung-taste-buds-20101024,0,2762859.story

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2010/10/31/yazilar/tip-yazilari/astim/aci-biber-yeni-astim-ilaci/
Lika:
Teşekkürler Tuğra.
Navigasyon
Mesajlar
Sonraki Sayfa

Tam sürüme git
Seo4Smf 2.0 © SmfMod.Com | Smf Destek