Gönderen Konu: Hacamat Nedir? Nasıl ve Ne Zaman Yapılır.Faydaları Nelerdir?  (Okunma sayısı 7472 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hâsıl-ı Kelam

  • Moderatör
  • yazar
  • *****
  • İleti: 681

Hacamat (Kan aldırma)

Kan aldırma işlemine hacamat denir. Hacamatla tedavi ile alakalı Buhârî, Ebû Dâvûd ve Tirmizî’de hadisler varid olmuştur.

Kan Alma Şekilleri

Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine ağzı geniş bir cam kavanoz (eskiden bu işlem için boynuz kullanılırmış) kapatılarak emici gücün etkisi oluşturulur ve kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem vücudun değişik yerlerine uygulanılmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih edilmektedir. Örneğin; Peygamberimiz, baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından, zehirlenmeden dolayı her iki omzu arasından, topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır. (Ebû Dâvûd, Tıp, 3859)

İkinci kan aldırma yöntemi ise kolun üst kısmından girilerek direkt damardan alınmasıdır.

Kan Aldırmanın Faydaları

Kan aldırmak genç kan hücrelerinin üretimine yardımcı olur. Böylelikle savunma mekanizması güçlenir ve kişi birçok hastalığa karşı daha dayanıklı hale gelir. Kan yapımı canlı tutularak kemik iliğinin yağlanması önlenmiş olur.

Kan aldırmak baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkı sağlar.

İbn-i Abbâs (r.anhümâ) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Haccâm (hacamat yapan kimse) ne iyi kuldur; (fazla) kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır.” İbn-i Abbas (r.a.) der ki: Rasûlullah (s.a.v) Miraç gecesinde, meleklerden mürekkep bir cemaate her uğrayışında; “Hacamat olmaya devam et! Ümmetine de hacamat olmalarını emret!” derlerdi. (Tirmizî, Tıbb 12, 2054)

Peygamberimiz (s.a.v), Hayber’de ağzına alıp çıkardığı zehirli etin tesirinden kurtulmak için, iki omzu arasından kan aldırmıştır. (Vâkıdî, Megâzî)

Peygamberimiz’in hizmetlilerinden Selma (r.anhâ) demiştir ki: “Her kim Peygamberimiz’e başındaki bir ağrıdan şikayet etti ise Rasûlullah ona; ‘Kan aldır!’ buyurmuştur. Her kim de ayaklarındaki bir ağrı veya yaradan şikâyet etti ise, ona da; ‘Ayaklarına kına yak!’ buyurmuşlardır.” (Ebû Dâvûd, Tıp, h.no: 3858)

Hacamat iki türlü amaç için olur. Bunlar;

1- Hastalıktan korunma

2-Tedavi (Tedavi amaçlı olduğu zaman, mevsim ve ayın günleri gözetilmez, ancak haftanın günleri gözetilmeye çalışılır.)

Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.

En Uygun Zaman

Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki:

“Kim hacamat olmak isterse, ayın 17 veya 19 veya 21’ini arasın. Sakın, kan fazlalaşmak suretiyle birinize galebe çalıp onu öldürmesin.” (İbn-i Mâce)

İbn-i Sinâ, “el-Kânûn fi’t-Tıbb (Tıbbın Kanunu)“ isimli meşhur eserinde bu hadisle ilgili olarak şu şekilde görüş belirtmektedir:

“Arabî ayların başında kan aldırmak tavsiye edilmez. Çünkü vücuttaki sıvı maddeler ayın ilk günlerinde fevkalade çok ve hareketli değildir. Çünkü bu günlerde sıvı maddelerin seviyesi düşüktür. Dolunay günlerinde ise ayın çekim gücünün artması sebebiyle vücuttaki sıvı maddeler hem çoğalmış hem de hareketlenmiştir. Bu sebeple bu günlerde alınan kan kişiye zarar vermez.”

Bazı bilim adamlarına göre, ayın çekim kuvveti sadece med ve cezir (gel-git) hadisesi ile sulara değil; aynı zamanda insanlara, hayvanlara, meyvelere, ağaçlara, topraklara, hatta madenlere dahi tesir etmektedir. (Ali Rıza Karabulut, Tıbb-ı Nebevî, s.377)

Kan Aldırması Sakıncalı Olan Kimseler

Yaşlılar, hamile ve lohusa olan kadınlar, akciğer ve kalp hastalıkları olanlar, çocuklar, elleri, ayakları ve yüzleri soğuk olan kimseler kan aldırmamalıdır.

Hacamatla İlgili Hadîs-i Şerifler

Peygamberimiz (s.a.v)‘in yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için örnektir. Hz. Peygamber (s.a.v) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: “Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (Yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdandır.)“ (Buhâri, Tıb 13)

Hz. Peygamber (s.a.v) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır. (Buhârî, Savm 22)

İhramlı iken saç kestirmemek şartıyla hacamatın caiz olduğu hususunda âlimler arasında görüş birliği vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.v) oruçlu iken de hacamat yaptırmıştır. Yani kan aldırmıştır. (Buhârî, Tıb 2)

Nâfi der ki: İbn-i Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Rasûlullah (s.a.v)‘den şu buyruğu işittim: “Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hafız olanın da hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah’ın ismini anarak perşembe günü hacamat olsun.” (İbn-i Mâce, Kitâbu’t-Tıb 22)

Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v), boynunun iki tarafındaki damarları ile iki omuzun arasındaki damardan hacamat olurdu. (Ebû Dâvûd, Tıbb 4, 3860)
Bütün bu bilgilerden sonra şunu söyleyebiliriz: Hacamat, hem sünnet olmasından dolayı bir ibadet, hem de sağlık açısından gerekli bir iştir.


Hüsamettin BOLAT
Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: Hacamat Nedir? Nasıl ve Ne Zaman Yapılır.Faydaları Nelerdir?
« Yanıtla #1 : 19 Aralık 2010, 00:51:24 »
Teşekkürler
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı güldem

  • okur
  • *
  • İleti: 92
Ynt: Hacamat Nedir? Nasıl ve Ne Zaman Yapılır.Faydaları Nelerdir?
« Yanıtla #2 : 19 Aralık 2010, 18:48:13 »
Ben 2 kere yaptırdm şifa Allahtan....

Çevrimdışı müjde_ci

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 149
Ynt: Hacamat Nedir? Nasıl ve Ne Zaman Yapılır.Faydaları Nelerdir?
« Yanıtla #3 : 20 Aralık 2010, 07:12:29 »
teşekkürler
ben hiç hacamat yaptırmamıştım
AMA BU YAZIDAN SONRA İNŞAllah BENDE YAPACAĞIM
pırlantanın kıymetini hamal yükün kıymetini sarraf takdir edecekse pintiler zengin, arsızlar muteber,ciğersizler kahraman, başlar ayak,ayaklarda baş olmuş demektir

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1342
Ynt: Hacamat Nedir? Nasıl ve Ne Zaman Yapılır.Faydaları Nelerdir?
« Yanıtla #4 : 20 Aralık 2010, 12:55:43 »
-“İbni Abbas (r.a)`ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:Peygamber (s.a.v), oruçlu olduğu halde hacemet oldu.” (Buhari,c.2,s.237)


Açıklama:Bu hadis-i şeriften kan aldırmanın orucu bozmadığını anlıyoruz.Fakat kan aldırdığı zaman zayıf düşüp de orucunu koruyamayacak ise hacemet veya benzeri bir şeyle kan aldırmakta kerahet vardır.Böyle bir endişe mevcut değilse kerahet de yoktur.
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2496
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimiçi Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6899
  • "Meslek demek, sülûk etmek demektir."
Ynt: Hacamat Nedir? Nasıl ve Ne Zaman Yapılır.Faydaları Nelerdir?
« Yanıtla #6 : 25 Eylül 2013, 15:40:17 »
HACAMAT

” Bir kimse ayın onyedi,ondokuz ve yirmibirinde hacamat olursa her dertten şifa bulur.
” E. Davud Tıp H. 3861; Tirmizi Tıp H. 2051
” Sıcaklar şiddetlenince,kan aldırmak suretiyle yardım isteyin.Zira kan yoğunlaşır da adamı hasta eder,hatta öldürür.
” (Râmûz el-Hadîs’ten)
Herhangi bir hastalıktan kurtulmak yada sağlığı korumak için vücudun belli bölgelerinden kan alma işlemine hacamat denir.Tıkanıklıkların ve en fazla zararlı maddelerin toplandığı belli bölgelerdeki ince damar ve kılcal damarlardan kan alınır.
Peygamberimizin tavsiye ettiği ve bizzat uyguladığı sünnetlerindendir.”
Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz.
Peygamberimiz (s.a.s)’in yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği işlerin şüphesiz bir anlamı ve hikmeti vardır. Onun hayatı bizim için örnektir: “yemin Allah’ın Resulu’nde sizin için Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok zikir kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır” (el-Ahzâb 33/21).
Hz. Enes radiyAllahu anh anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam boynunun iki tarafindaki damarlari ile iki omuzun arasindaki damardan hacamat olurdu.” Ebu Davud, Tibb 4, (3860); Tirmizi, Tibb 12, (2052); Ibnu Mace, Tibb 21, (3483).
” Miraçta ; Ya Muhammed ( s.a.v ) ümmetine kan aldırmalarını emret. Kan aldırmada sizin için şifa vardır ” demeyen bir meleğe rastlamadım .” Tirmizi, Tibb 12, (2054).
” Aç karnına hacamat daha iyidir,aklı ve hafızayı ziyade eder.Bunda şifa ve bereket vardır.Tok karnına hacamat olmak derttir.”
” Hacamat olunuz,Cebrail (a.s ) bana o kadar tavsiye etti ki ,mutklaka gerekli olduğunu düşündüm.”
” En iyi ilaç şunlardır; Ağızdan içilen ilaç buruna çekilen damla,yürümek,kan aldırmak ve sülük takmak.”
” Tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.” Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3).
” Hacamat bütün hastalıklara şifadır.”
Zamanımızda kadın ,erkek ve çocukların büyük çoğunluğu,doğal olmayan suni ,hormonlu,genetiği oynanmış yapay besinlerle beslenmektedirler.Dışarıdan aldığımız gıdalarda bolca tuz,şeker,doğal olmayan yağ ve çeşitli katkı maddeleri vardır.Bu besinleri tüketen insanlar için hacamat büyük bir ihtiyaçtır.
Yine peygamberimiz”üç şeyde şifa vardır .Bal şerbeti içmekte kan aldırmakta ve kızgın bir aletle dağlama yaptırmakta. Fakat ben dağlama yaptırmayı sevmem.” buyurmuşlardır. Buhari Tıp 7/12, İ. Mace Tıp H. 3491, Müsned 1/246

HACAMATIN FAYDALARI NELERDİR?

1-Hacamatla kılcal damarlardaki tıkanıklıklar açılır.Vücudumuzda biriken pis kanı dışarı atmamızı sağlar.
2-Kandaki ve dokulardaki gaz ve toksinleri dışarı atarak,damarlardaki kan akımını canlandırır.Kan fazlalığından kurtarır.
3-Dokuların beslenmesini,kan üretiminin artmasını,sertliklerin ve ödemlerin kaybolmasını sağlar.
4-Kan üretimiyle görevli organları (kemik iliği,karaciğer,dalak) uyarır.Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir,vücuda direnç kazandırır.
5-Hastalıkları önler,ağrıları giderir.Kansızlık,bel tutulması,boyun tutulması,eklem ağrıları,baş ağrıları,kireçlenme,dalak,karaciğer hastalıkları,enfeksiyonlar,sinirsel,psikolojik olan hastalıkların tedavisinde,iç kanamayı durdurmada büyük yarar sağlar.
6-İdrarı söktürür,kabızlığı giderir,hayız kanının normal gelmesini sağlar,cild hastalıklarına şifa olur.
7-Baş ağrısı,baş dönmesi,yüksek tansiyona iyi gelir.
8-Varis,basur,idrar yolları ve böbrek hastalıklarına,hormon bozukluğuna iyi gelir.
9-Karın ağrısına,adet düzensizliğine,prostata,akciğer,kalp,pankreas ve safra kesesi hastalıklarına şifadır.
10-Çocuklarda sinir,huysuzluk,uyku düzensizliği,asabiyete iyi gelir.
11-Saça,göze ve göz kapağı rahatsızlıklarına,diş,dişeti ve burun rahatsızlıklarına faydalıdır.
12-Vücudun çeşitli bölgelerine uygulanan hacamatın,türlü türlü şifası vardır.
13-Hasta olanlara şifa bulmak için,sağlıklı olanlara sıhhatlerinin devamı için hacamat gereklidir.

HACAMAT NASIL YAPILIR?

Hacamat ehil kişiler tarafından,ayın belirli günlerine göre uygulanır.Yapacak kişi bu işin eğitimini almış,sağlıklı,ehil ve temiz çalışan biri olmalıdır.Hastalıklar hakkında bilgisi olmalı, hastalara uygulanacak yöntemi iyi bilmelidir.
Deri hafifçe bir neşter ile çizilir ve üzerine ağzı geniş bir cam kupa (eskiden bu işlem için boynuz kullanılırmış) kapatılarak emici gücün etkisi oluşturulur ve kirli kan vücuttan çıkarılır. Bu yöntem vücudun değişik yerlerine uygulanılmakta ve hasta organa yakın yerler özellikle tercih edilmektedir. Örneğin peygamberimiz baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır.

HACAMAT NE ZAMAN YAPILIR?

Hicri ayın 17,19,21. günlerinde özellikle pazartesi,salı,perşembe günleri yaplır.Çünkü bu dönem,vücuttaki tüm hayati kuvvetlerin harekete geçtiği,tüm zararlı maddelere baş kaldırdığı zamandır.Acil durumlarda pazar günü de uygulanabilir.Çarşamba,cuma ve cumartesi günlerinde asla hacamat yapılmaz.Hastanın durumuna göre ayın diğer tek sayılı gecelerinde de yapılabilir.Saat olarak en iyi zaman ise,güneşin doğuşundan sonraki 2. ve 3. saatlerdir.

HACAMAT OLACAK KİŞİNİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR

1- Kan aldıracak zamanı iyi kollamalıdır.Özellikle ilkbahar ve sonbaharda hacamat büyük yarar sağlar.
2-Kan aldıracak kişi yasak günlerde kan aldırmamalıdır.
3-Kanın sulanmasını sağlayacak ilaç,limon,kiraz vs…kullanmadan kan aldırılmalıdır.
4-Abdestsiz olarak ve adetli iken hacamat yaptırılmamalıdır.
5-Kan aldıracağı gün aç olmalıdır,oruç tutulması daha evladır.
6-Hacamat esnasında Ayetel Kürsi’yi okumak,bol bol salavat getirmek faydalıdır.
7-Hacamat esnasında boş konuşulmamalıdır.
8-Hacamattan sonra 2 saat yemek yenmemeli ve uyunmamalıdır.
9-Hacamat olduğu gün hayvansal gıda tüketilmemelidir.
10-Hacamat olduğu gün banyo yapılmamalıdır.
11-Hacamat olduktan sonra kesiklere dokunmadan kesiklerin kuruması beklenmelidir.
12-Kanı silmeye, antiseptik ilaç kullanmaya, merhem sürmeye ve bantlamaya gerek yoktur.
13-Kesikler üzerinde oluşan kabuklar kaldırılmamalı, yarayla oynanmamalıdır


http://www.sadakatforum.com/islami-sorulariniz-ve-cevaplari/hacamat-hakkinda-t48687.0.html;msg231720#msg231720
« Son Düzenleme: 25 Eylül 2013, 15:44:46 Gönderen: Mücteba »
Bir kişide, bir ailede, bir toplulukta, bir memlekette akan kanı, terörü, savaşları yapılan düzenlemeler ve reformlar;
harcanan paralar önleyemez. Bu belaları önlemenin yegâne yolu kurban ibadetini hakkıyla eda etmektir!

Ailesini, vatanını, milletini seven şuurlu her müslüman; üzerine vacip olmasa dahi kurban kesmenin yollarını aramalı, hali vakti yerinde ise ailesindeki her birey için ayrı ayrı kurban kesmelidir.

"Bir kimse, kurban kesmeğe mâlî bir imkân bulur da kurban kesmezse o kimse sakın bizim mescidlerimize yaklaşmasın."
{ Hadis-i Şerif: İbn Mâce, Sünen, Edâhî, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2, 321 }

Çevrimiçi Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6899
  • "Meslek demek, sülûk etmek demektir."
Hacamât'ın Sırrı
« Yanıtla #7 : 10 Ekim 2013, 16:33:58 »
Hikâye (Şeytanın vesvesesi)

Hikâye olundu:
Evliyâ'dan bazıları, Allâhü Teâlâ hazretlerinden kendisine şeytanın insanlara nasıl geldiğini ve insana nasıl vesvese verdiğini göstermesini istediler.
Allâhü Teâlâ hazretleri ona insanın heykelini bir billur suretinde gösterdi. İnsanın iki omzunun arasında, bir kuş yuvası gibi simsiyah bir ben vardı...
Hannâs olan şeytan ona geldi. Onun bütün taraflarından hessediliyordu. Şeytan hınzır (domuz) sûretindeydi. Filin hortumu gibi bir hortumu vardı, insana iki omzunun arasından geldi. Kalbinin tarafına (yönüne doğru) hortumun soktu, insana vesvese vermeye başladı, insan, Allâhü Teâlâ hazretlerini zikredince, şeytan hemen geri  çekildi.  Pusuda bekledi.  Bundan dolayı şeytana  Hannâs" [1]  adı verildi.

Mü'minin kalbinde zikrin nuru hâsıl olduğunda, şeytan hemen gerisin geriye kaçar. [2]


Hacamât'ın Sırrı

Bu ilâhî sırdan dolayı, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri iki omzunun arasında hacamat yaptı (kan aldırdı) [3]..
Cebrail Aleyhisselâm bunu Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine vasıyyet buyurdu. (Bu hacamat) şeytan maddesinin zayıflığı ve onun gözetleme ve cereyan etme yerinin darlığındandır... Çünkü şeytan vesvesesi kanın aktığı yerlerde (kan damarlarında) hareket edip cereyan eder.. [4]



[1]- Hannâs kelimesi "Hunûs'tan mübalâğalı ism-i fail veya o vezinde ism-i mensub olarak vesvâsın sıfatıdır. Çok hunûs edici, hunûs âdeti olan demektir. Küvvirat Sûresi'nde "Gündüzleri kaybolup geceleri ortaya çıkan bütün yıldızlara." (Küvvirat, 81/15-16) âyetinde de geçmiş olan hunûs, lugatta lazım fiil olarak teahhur ve rücû yani gerilemek ve geri dönmek, sıkılıp büzülmek, sinip kaybolmak ve görünmez olmak mânâlarıyia ilgili olduğu gibi, müteaddî fiil olarak geriletmek, munkabız etmek, sindirip kaybetmek mânâlarına gelir. Tefsirciler çoğunlukla lâzım fiilden geç kalma ve inkıbaz ile sinmek mânâsını esas tutarak tefsir etmişlerdir ki, bundan "hannâs" geri çekilerek veya büzülüp sinerek fırsat bulunca dönmek âdeti olan demek oluyor. Onun için biz bunu sinsi diye tercüme etmeyi uygun bulduk. Keşşafta: "Hunûsa mensup, âdeti hunûs yani geri kalmak olandır. Çünkü Sâid b. Cübeyr'den rivayet olunmuştur ki, insan Rabbini zikrettiği zaman şeytan hunûs eder, geri kaçar, gaflet edince de döner vesveseye başlar." der. Ragıb da der ki:
-"Hannâs, hunûs eden, yani Allah anıldığı zaman geri kalan şeytandır.1 Bunlara göre "Vesvâs-i hannâs" şeytan demek olmuş oluyor ki, müfessirlerin de çoğu da bunu söylemişlerdir. Onun için Kur'an'ın başında şüpheyi bertaraf etmekle, imân ve âhireti bilmek korunmanın, kurtuluşun ilk şartı olarak tesbit edildiği gibi, sonunda da her şerre sürükleyen sinsî vesvesenin şerrinden sığınma emrolunarak buyuruluyor ki: ye mütealliktir. O hannâs vesvesecinin şerrinden, yani geri geri çekilip sinen, sinip sinip aldatmak, Hak yolundan geriletip fenalığa sürüklemek için döne döne vesvese vermek âdeti olan o dönek, o sinsi, o geri I etici vesvese kaynağının şerrinden sığınırım. Esasen vesvese mânâsına masdar İsmi veya muzaaf rubâînin masdarı bu vezinde de geldiğine göre masdar olmakla beraber çok vesveseci, müvesvis mânâsına mübalağa için sıfat ve İsim olarak kullanılmıştır ki, aynı vesvese kesilmiş vesvese kaynağı demek gibidir. "Lâm" ile "el-vesvâs", şeytanın bir ismi olmuştur. Çünkü Keşşafın dediği gibi bütün meşguliyeti, sanatı ve daima üzerine düştüğü hep vesvese ve azdırmadır. Öyle vesvese vermekle bilinen odur. Bahru'l- Muhit'de Ebu Hayyan der ki: "el-Vesvâs, şeytanın İsmi demişlerdir, bununla beraber vesvas şehvetlerin fısıldadığı vesveseye de denilir ki yasaklanmış olan nefsin arzularıdır." Vesvese nedir? Keşşafın ve Ragıb'ın da söyledikleri veçhile vesvese esasen fis, hiş demek, yavaş fısıltı yapmak, fiskos etmek gibi gizli sese, gizli fısıltıya denilir. Zinet eşyası hışıltısına "vesvâsü'l-huliy" denilmesi bundandır. Kamus'un kaydettiği veçhile avcının ve köpeklerin yavaşça seslerine vesvese ve vesvâs denilmesi de bundandır. Bundan hâtırâ-i redîeye, yani nefsin veya şeytanın kalbe koyduğu hayırsız, faydasız, alçak hatıra ve dağdağaya vesvese denilmek meşhur olmuştur, dilimizde bilinen de budur. "Nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz," (Kâf, 50/16) âyeti nefsin vesvesesi hakkında, "Şeytan ona (Âdem'e) fısıldadı." (Tâhâ, 20/120) âyeti de şeytanın vesvesesi hakkındadır.
"cinlerden ve insanlardan" diye genelleştirerek beyân olunacağına göre bu da yeterlidir. Bununla beraber Ebu Hayyan bunun nefse de şümulünü ve tam sinsilik mânâsını göstererek Bahir'de demiştir ki: "el-Hannâs, "İzi üzere geri dönen, zaman zaman gizlenendir." Ve bu vasıf, şeytanda yerleşmiştir. Kul Allah Teâlâ'yı zikrettiği zaman şeytan geriler, çekinir. Şehvetlere gelince: Bu da imân ile ve meleğin ilham iyle, haya ile siner, çekinir. Şu halde bu iki mânâ "vesvas'ta mevcuttur, da "Şeytanlardan ve insanların nefislerinden" demek olur. Yahut vesvâs ile murad, şeytan ve kötü yakınlardan yaldızcı, kışkırtan, da o "vesvâs'ı beyan olur. "Hunûs" müteaddi olabileceğine göre de "hannâs", geriletîci veya sindirici demek olur. Şeytan ve şehvetler hakkında bu da doğrudur. Çünkü bunlar vesveseleriyle insanı geriletir, insanlık ruhunu hak yolunda İlerlemekten alıkoyar. Akıl ve fikrini çelerek sabır ve metanetini
azim ve irâdesini kırarak imân ve seksiz ilimden, güzel ameller için mücahededen çekindirir, sırf hayvanT, fani zevklere ve yanlış yollarla türlü hilelere, aldatışlara sevkederek geriletir, aşağılatarak ve soysuz I aştırarak fânî hayatta çürütüp bi t irmek ister. Allah anıldıkça, hak korkusu göründükçe geriler, siner, fırsat buldukça döner, yüz buldukça şımarır, musallat oldukça olur, musallat olduğunu da düğümlere üfleye üfleye vehimler ve hayâller içinde sindire sindire alçaltı r ve adı kötüye çıkmış eder bırakır. Bu mânâ itibarıyla da yine sinsi diye tercemesi uygun olur. Ibnü Sİnâ demiş ki: Vesvâs, vesvese veren düşüncedir. Bu da hayvansal nefsi kullanmaya geçişi, sonra da hareketi aksine oluşu cihetıyle hayâl gücüdür. Zira nefsin asıl veçhesi ayırıcı prensipleredir. Hayal edici güç onu madde ve ilişkileriyle meşgul olmaya doğru tuttuğu zaman o güç, hunûs etmiş, yani tersine hareket etmiş olur. Bazıları da demiştir ki, kuruntu gücüdür. Çünkü o başlangıçlarda akla uygun gelir. Fakat iş sonuca gel i nce çekinir, vesvese vermeye, şüpheye düşürmeye başlar. Âlûsî'nin bunlara karşı, 'Allah'ın kelâmını böyle tefsir etmek vesvâs-i hannâsın şerrinden olduğu gizli değildir." demesi de yerinde olmamıştır. Zira kuruntu ve hayâl atılınca vesvesenin yeri kalmaz. Allah'ın kelâmını, yarattığı tabiata bakarak, afakî (nesnel) ve enfüsî (öznel) alâmetlerini düşünüp ve inceleyerek anlamaya çalışmak şeytanın vesvesesi değil, Kur'ân'ın bakma (nazar) ve tefekkür emirlerinin gereği olduğunun da unutulmaması gerekir. Nitekim Beydâvî de vesvese vereni vehim kuvveti gibi diyerek izah etmiştir. Bunu bir temsil değil, sadece düşündürmeye yorup da vehmin ve hayâl vesveselerinin şerrini istiâze (sığınma)den hariç bırakmak şeytanın en çok kullanmak istediği aracılarını ihmâl etmek demektir. "Vesvâs'ın vesvese veren kuvvet demek olduğunda ve vesvesenin hayâl etmek ve kuruntu ile ilgili bulunduğunda vesveseye düşülmeye sebep yoktur. Ancak bunu tahsise kalkışmayıp da şu ilâhî beyanın umûm ve şümulü üzere anlamak elbette daha doğrudur. Zira "Vesvâsi'l-hannâs" nedir, diye tereddüde düşülmemek için şöyle beyan ve açıklama buyurulmuştur: O ki insanların sinelerinde vesvese verip durur. Yani insanların içlerinde: gerek ferd olarak içlerinde, gönüllerinde ve gerek toplum olarak içlerinde, aralarında, yahut Allah'ı unutanların göğüsleri, bağırtan içinde iç ve dış duyularından hatırlarına, gönüllerine türlü vesvese sokar, sezilir sezilmez fiskos eder gibi yavaşçadan gıcıklayarak kötü telkinler yapar, kötü kötü eğilimler, alçak alca k hisler uyandırır. Bu şekilde akıl ve fikirlerini çeler, türlü fenalıklara düşürür. Allah yoluna gitmekten, İnsanlık gayesine ermekten alıkor, nihayet din ve imandan çıkarır, ebedi helake sürükler. O vesvâsi'l-hannâs işte böyle her şerrin başı olan vesveseyi gafil insanların sînelerinde fısıldayıp duran sinsi etken her ne ise odur.... Elmalı tefsiri, c. 9,s. 6423,


[2]- İsmail Hakkı Bursevi  ( K.S.) Ruhu’l Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 9/606-608.

[3]- Hacamat: İki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından yahut vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla bardak, şişe veya boynuzla kan aldırmaktır. Hacamat (yani kan aldırmak), Efendimiz (s.a.s) hazretlerinin sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetierindendir. Hacamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade kan fazlalığının vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan genel bir tedavi usûlüdür. Eskiden yaygın olarak "hacamat bıçağı' veya "hacamat zembereği" denilen bir aletle tatbik edilen bu usûl, bugün yerini enjektörle kan almaya bırakmıştır. Hacamat bıçağı, tarak biçiminde, vücutta bir sıra çizik meydana getiren bir alettir. Bir yüzünde birçok yarık bulunan bakır bir kutu içinde tetikli bir zembereğe bağlı olan bıçaklar, düğmesi basılınca zembereğin boşalmasıyla yarıklardan dışarı fırlar ve vücutta çizikler meydana getirir. Bardak vb. bir şeyle çizikler üzerinden kan çekilir. Bir cins sülük de bu iş için kullanılmaktadır. Sülük vücudun ağrıyan bölgelerine konularak kanı emmesi sağlanır. Hangi araç ve metodla olursa olsun önemli olan kan aldırmaktır. Uzman bir hekimin muayenesi ve tavsiyesiyle yaptırılan hacamat faydalı ve İslâm'da caiz olan bir tedavi usûlüdür. Ameller niyetlere göre değer kazanır. Sünnete uymak niyetiyle ve bize
emanet olan vücudumuzun sağlığına kavuşması için yaptırdığımız hacamat bir ibadet değeri taşır. Çünkü ibadetlerimizi ve diğer görevlerimizi ancak sağlıklı bir bedenle tam olarak yerine getirebiliriz. Hacamatın emredilme zamanı: Miraç gecesinde yanından geçtiği bir melek grubunun Efendimiz (s.a.v.} hazretlerine: "ümmetine hacamatı emret!" diye söylediğini Abdullah b, Abbâs (r.a) rivayet etmektedir (Tâc, c. 3, s. 203).
Efendimiz (s.a.v,) hazretleri, (s.a.s) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm'a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: "Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır, (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yolların izdir) "(Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tib 3).
Nâfi der ki; İbn Ömer (r.a) şöyle dedi: Ben, Resulullah (s.a.s)'den şu buyruğu işittim: "Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır. Hafız olanın da hıfzetmek kabiliyetini kuvvetlendirir. Artık kim hacamat olmak isterse Allah'ın ismini anarak perşembe günü hacamat olsun" (İbn Mâce, Kiiâbu't-Tıb, 22).
Hacamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda bulunduğu tıbbî bir gerçeğe dayanır. Hacamatın aynı şekilde insandan şeytanın da uzaklaştırılması ve şeytan yoluna mani olma hikmeti de vardır. Mütercim...

[4]- İsmail Hakkı Bursevi  ( K.S.) Ruhu’l Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 9/608-609.
« Son Düzenleme: 10 Ekim 2013, 17:23:06 Gönderen: Mücteba »
Bir kişide, bir ailede, bir toplulukta, bir memlekette akan kanı, terörü, savaşları yapılan düzenlemeler ve reformlar;
harcanan paralar önleyemez. Bu belaları önlemenin yegâne yolu kurban ibadetini hakkıyla eda etmektir!

Ailesini, vatanını, milletini seven şuurlu her müslüman; üzerine vacip olmasa dahi kurban kesmenin yollarını aramalı, hali vakti yerinde ise ailesindeki her birey için ayrı ayrı kurban kesmelidir.

"Bir kimse, kurban kesmeğe mâlî bir imkân bulur da kurban kesmezse o kimse sakın bizim mescidlerimize yaklaşmasın."
{ Hadis-i Şerif: İbn Mâce, Sünen, Edâhî, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2, 321 }