Gönderen Konu: Şam gezisi ve büyüleyen tarihi yolculuk  (Okunma sayısı 9586 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Devri Âlem

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 429
Şam gezisi ve büyüleyen tarihi yolculuk
« : 30 Ekim 2008, 04:58:48 »




Gezginler : " Suriye`de olmak, tarih ile içiçe olmak demektir. Toprağındaki her zerre maziden bir hikaye anlatır sizlere.." der.

Tarih boyunca birçok medeniyete beşiklik etmiş efsanelerin anası Suriye..

Her taşın altında yatan bir destan ve her rüzgar esintisinde kulaklarınıza ilişen bir hikaye diyarıdır burası..

Bir tarafta dünyanın en büyük diplomatik ve kültürel kütüphanesini barındıran Ebla, diğer tarafta insanlığa ilk alfabeyi takdim eden Ugarit.. Amuriler ( M.Ö. 3000 ), Fenikeliler, Kenaniler, Gassaniler ve Enbatlara ev sahipliği yapmış bir bölgedir Suriye.

Asıl kimliğini Miladi 636 yılında Ebu Ubeyde bin Cerrah komutasında İslam ordularının buraya girmesi ile kazanır.
Çin`den başlayan, Humus, Tedmur ve buradan da Akdeniz sahillerine uzanan İpek Yolu buradan geçer.

Suriye, burayı mesken edinen birçok medeniyetten anılar anlatır sizlere.. Burada değişik ırklardan insan görmek mümkün.. Saraylar, Kiliseler, kocaman surlarla çevrili kaleler, birbirinden farklı motiflerle süslü evler..   

Kısacası Suriye, Zaman tünelinde yolculuktur.. 

Birçok medeniyeti tanımak, şanlı ordu ve komutanlarla birarada olmak, Peygamber Efendimizin kudsi Sahabelerine yakın olmak ve torunlarını kucaklamak, Peygamberlerle yüzyüze gelmek, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya, Hz. Hüseyin, Hz. Halid bin Velid,  Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan Selim.. gibi büyük şahsiyetlerle hasret gidermek için tek yapmanız gereken küçük dünyaya, Suriye'ye gelmek..


Emevi Camisi mimari özellikleri ,ince süslemeleri ve taşıdığı manevi değerlerden dolayı  dünyanın en seçkin birkaç camisinden biridir.Emevi Camisi Şam şehrinin sembolü ve en çok ziyaret edilen yeridir.Tarihçi Stragon " Asyanın batısındaki en meşhur şehir" der.Şam'a nereden gelirseniz gelin Emevi Camisi karşılar sizi . Çünkü Emevi Camisi ile Şam birbiri ile özdeşleşmiştir adeta.Emevi Camisine ulaşmak için meşhur Hamidiye çarşısından geçmenizi tavsiye ederiz.Çünkü uzun bir giriş kapısı gibidir.Emevi Camisi M.Ö 1. y.y.'a ait harap bir Roma mabedi ve yanında bulunan Hz. Yahya kilisesinin yerine inşa edilmiştir.Şam'ın fethinden sonra mabed Hz. Ebu Ubeyde Bin Cerrah'ın gözetimi altında 635 yılında yani 1370 yıl önce camiye çevrilmiştir. Daha sonra caminin ihtiyacını karşılayamaması üzerine Emevi Halifesi Velit Bın Abdulmelik Roma mabedinin yanındaki kiliseyi hristiyanlardan kendilerini razı ederek almış ve genişletmiştir.Hatta bir rivayete göre karşılığında büyük bir kilise vermiştir.Yapımı devam eden asırlar içinde birçok yangına ve tahribata maruz kalan Emevi Camii çeşitli onarım ve değişiklikler geçirmiş. Buna rağmen mimari özelliklerini bilhassa mozaiklerdeki ihtişamını koruyabilmiş. Caminin üç minaresi var bunlardan en meşhur olanı Ak Minaredir. Halk arasındaki yaygın inanışa göre Hz. İsa bu minareye inecek. İçinde Hz. Hüseyin'in mübarek başının bulunduğu ve Hz. Yahya türbesinin mevcut olduğu bu cami ziyaretçilerini bekliyor.


Sit Zeynep Türbesi (Hz Ali’nin kızı)




..

MUHYEDDİN-İ ARABİ HAZRETLERİ


Asıl adı Ebubekir Muhammed bin Ali olan ve dini ihya ettiği için Muhyiddin ismini alan Şeyh-i Ekber, 1165 yılında İspanya'da doğmuş. Ecdadı Hicaz'dan göç eden ve Arap kabileleri arasında cömertliğiyle tanınan Tai kabilesinden. Mekke, Bağdat,Musul'u dolaştıktan sonra Anadolu'ya gelmiş ve Konya'da bir müddet kalmıştır. Burada halen Konya'da medfun olan Şeyh Sadrettin Konevi Hazretlerini evlat edinerek yetiştirmiş daha sonra buradan ayrılarak önce Malatya'ya daha sonra Şam'a yerleşmiştir.

Anlatılanlara göre Muhyiddin-i Arabi bir gün vaaz verirken karşısındakilerine "sizin taptığınız benim ayaklarımın altındadır"  der. Bunun üzerine küfürle itham edilir ve recm edilerek katledilir. Ayrıca " benim kabrim Sin Şin'e girince bulunacaktır " sözü de meşhurdur. Asırlar sonra bu kelimelerin sırrı çözülmüş ve Yavuz Sultan Selim – Sin - Şam'ı – Şin – fethedince kabrini bulmuş ve üzerine bir türbe inşa etmiştir. Ayrıca Sultan Selim sizin taptığınız benim ayaklarımın altındadır sırrını, sözü söylediği yeri kazdırarak ve küpler dolusu altın çıkararak çözmüştür.



...

HZ. BİLAL HABEŞİ
– İslamiyetin ilk müezzini –


Peygamber Efendimizin ilk müezzini. Çölün kavurucu sıcağında çektiği işkencelere rağmen " Ehad Ehad " sözünü ağzından bir an bile düşürmeyen Allah ve Peygamber sevdalısı sahabi. İslamiyetle, kölelikten yüksek makamlara mazhar olan şahsiyet Bilal Habeşi. Efendimizin vefatından sonra kendisini hatırlatıyor diye ezanı sadece bir iki defa okumuştur. Firak acısına dayanamayıp Şam'a gitmiş ve burada vefat etmiştir.

..

Kaynak:haleptaksi.com
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

Çevrimdışı Devri Âlem

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 429
Ynt: Şam gezisi ve büyüleyen tarihi yolculuk
« Yanıtla #1 : 30 Ekim 2008, 05:03:26 »


Birkaç kez davet etmelerine rağmen bir türlü gidememiştim. Fakat bu kez 5 Temmuz"daki geziye katılmam nasip oldu. Buradan beni davet eden arkadaşlara tekrar şükranlarımı sunuyorum…

Özelde Suriye, genelde Arap ülkeleri hakkında zihinlerimizde mevcut olan tasavvurun yanlışlığını ancak bizzat giderek, görerek farkına varabiliyorsunuz!..

Suriye gezisinden bende kalan en önemli iz: Cami ekseninde bir hayatın bütün canlılığı ile varlığını sürdürmesidir. Bu öyle sıradan bir eksen değil; ibadet, eğitim ve ticaret bu eksen etrafında şekillenmektedir...

Tarihi mirası ise bir başka; Mezopotamya bölgesi olmanın bütün avantajlarına sahip olan Suriye dünyada Aramice dili kullanılan ve Hz.Meryem (as)"ın Hz.İsa (as)"dan sonra 10 yıl yaşadığı Malula bütün ihtişamıyla bir kültür merkezi olarak ayaktadır. Busra şehri ve antik arena ise bir başka güzellikler diyarı. Suriye"nin her tarafı tarih ve kültür kokuyor. İslam kültürü kadar eski roma, yunan kültürünün izlerini de taşımakta ve bu konuda da iyi bir ağırlığı vardır...

Peygamberlerden Hz.Zekeriya ve Hz.Yahya (as), Hz.Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam) torunlarından Hz.Hüseyin ve çocukları (r. Anhum), sahabeler ve Ömer bin. Abdulaziz (r. Anhum) gibi Raşit Halifelerde bulunmakta; halen kurşun izlerini böğründe taşıyan Hama ve 5000 yıllık değirmen çarkı da bir başka duruma işaret eder...





İlk şaşkınlığı sabah ezanı ile girdiğimiz Halep"te yaşadım! Şehrin biraz dışında olmasına rağmen namaz için durduğumuz cami, sabah namazı olmasına rağmen hınca hınç dolu idi. Perşembe gecesi olması ve Cuma gününün tatil olmasından mütevellit insanlar sabaha kadar uyumuyorlar. Özellikle çocukların ve kadınların cami içinde olması ve namaza katılmaları beni farklı duygulara sürükledi. Altı yaşında ve biraz üzerinde onlarca çocuğun bulunduğu safta bir sabah namazı kılmanın keyfi başka oluyor. Namaza sesli duaları ile katılan cemaatin hali insana müthiş haz veriyor. Namazın birinci rekâtında secde ayeti okunarak direk secdeye cemaatle gitmek hem şaşırtıcı ve çok hoş bir duygunun oluşumunu sağlıyor. Benim belki de ilk kez tanık olduğum bu durum beni uzun bir süre hayrette bıraktı. Bundan sonraki cami gezilerinde ve kıldığımız namazların tadı ve bende bıraktığı derin iz uzun bir süre devam edecektir...

Gezdiğim Halep, Hama, Humus, Şam dâhil büyük camilerin durumu İstanbul"daki Selâtin camii diye tanımlanan Fatih camii, Sultan Ahmet camii ve Süleymaniye camii gibi benzer hareketler vardı. Özellikle Şam Emevi Camii tipik bir İstanbul selâtin camii gibi; hem okuma ve duaların sıralaması açısından benzerlik taşıyordu...

Cami merkezli hayata tekrar geri dönecek olursak eğer; camiler birer üniversite kürsüsü işlevi görüyorlar. Örneğin; Ramazan el-Buti, Seyyid Hüseyin FadlAllah ve benzerleri onlarca âlim büyük camilerde kürsüleri var; öğrenciler ile birlikte halkı irşat ediyorlar ve eğitim faaliyetlerini yürütüyorlar. Büyük camilerin etrafında eğitim kurumları ve öğrencilerin kalacağı yurtlar yerleşik durumdadır. Camiler genelde açık ve eğitim, istirahat, gezi amaçlarına hizmet etmekte; çünkü camilerde aynı zamanda büyük tarihi şahsiyetler bulunmakta ve sürekli bir ziyaret akını ile karşı karşıyalar...

Bu büyük kültür hamlesinin izlerini bindiğimiz taksiciler üzeriden görmemiz bizi şaşırtmadı. Taksiler tam bir kültür. Çok ucuz olmasından mütevellit kullanımı revaçta olan bir araç. Taksisine bindiğimiz bir şoförle sohbeti koyulaştırarak kültür düzeyini ölçmeye çalışıyorduk. Genelde şaşırtıcı bir şekilde aydın ve entelektüel bir kişi ile karşı karşıya olduğumuzu fark ediyorduk. İslam dünyası ve sorunları üzerine şuurlu bir yaklaşımı görmek beni sevindiriyordu. Bunda oğul Esad"ın özgürlükçü yaklaşımının payı olmalıdır...
Bana şaşırtıcı gelen başka bir konuda, halkın Türkiye"ye derin sevgisi idi. Cami içinde veya dışında ilk soru Türkiye (ek kullanmadan) der ve sevgisini hemen gösteriyor. Halep"te yaşlı bir amcanın; takriben seksen yaşlarında Türkiye dedikten sonra yaptığı ümmet vurgusu ve duası gerçekten görülmesi gereken bir olguydu...




Gezi süresince zihnimdeki yanlış algıların çoğu izole oluyordu. Ve belki ilk kez derinden bir umut yakalamaya başlıyordum. Doktorasını yapan Kürt bir öğrenci ve bize Şam"da rehberlik eden bir Türk öğrencinin vakarı, duruşu, ilişki biçimi, bilgiye yönelik vukufiyeti ahlaki yapısı eğitimin kalitesini hissettirdi. Entelektüel kişilikleri o kadar sağlam ve özgüvene dayalı idi ki şaşırtıcı bir sağlamlık vardı. Bu durum bütün akımlar için geçerliydi. Tasavvuf ekolu, şeriat fakülteleri veya teknik mühendislikler olsun iyi insan yetiştiriyor intibaı güçlendi. Gerçi üç gün gibi kısa bir süre yetmemekte ve daha uzun süreli tanımaların gerçekleşmesi ve Türkiye de tanınmamış onlarca Âlim ve entelektüelin tanınması ve çözüm önerilerini bilmek, tartışmak önemini korumaktadır. ..

Türkiye"deki eğitim algısı ile Suriye"deki eğitim algısını karşılaştırmaya dilim varmıyor. Gerçekten hüzün verici bir durum iken özellikle eğitimin yaygın olması bir başka güzelliğidir. Bütün bu geçmişteki büyük baskılara rağmen Suriye"de eğitimin kalitesini koruması umut verici olması bağlamında özel bir yere sahiptir...

Bir Suriye gezisinin benim zihnimde bıraktığı izler bunlar. Umutlu olmayı ve toplumsal ibadetin hazzını hatırlattığı için, unuttuğumuz tarihi şahsiyetlerin bir kez daha hafızalarımıza sunulması adına Suriye gezisi benim için verimli olduğu kadar bereketli de olmuştur. Eğitim havzalarının canlılığı ve kalitesi bizi gönendirdi. Bir toplumsal çıkış arayan, bir çözüm önerisi arayan insanların hemen yanı başındaki bu komşuyu ziyaret etmeli ve gecikmemelidir...

Ucuzluğu, yemek kültürü ve güvenli bir yer olması açısından ailece rahatlıkla tatil yapılabilecek bir yer olmasını sağlıyor. ..
Evet, ne Şam"ın şekeri ne de Arab"ın yüzü diyenlere; hem Şam"ın şekerini istiyor ve hem de Arab"ın o gülen, tebessüm eden yüzünü istiyoruz…..

Bu candan, yürekten, samimi insanların bulunduğu komşu ülkeye bir atfı nazar edelim…..

İnanın ki çok şey kazanacağız; bizi bugüne kadar niçin ayrı tuttuklarının nedenlerini ancak ziyaret ederek anlaşılır kılabiliriz…..

Suriye"ye kocaman gönül dolusu selam…

ABDULAZIZ TANTİK
yoldusleri.com
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

Çevrimdışı ay-yüzlüm

  • yazar
  • ****
  • İleti: 641
Ynt: Şam gezisi ve büyüleyen tarihi yolculuk
« Yanıtla #2 : 30 Ekim 2008, 13:05:00 »
elinize sağlık çok güzel yerler RABBİM aynel yakın olmamzııda nasip eylesin...
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6599
Ynt: Şam gezisi ve büyüleyen tarihi yolculuk
« Yanıtla #3 : 31 Ekim 2008, 00:06:19 »
Teşekkürler Devri Alem,

1914 yılında Şam’da uçak kazasında ölen ilk Türk hava şehitlerinin mezarlarıda Selahattin Eyyubi Türbesinin bahçesinde.



〰〰〰〰🐠