Gönderen Konu: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]  (Okunma sayısı 12585 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« : 20 Temmuz 2008, 16:36:36 »



 
Hafta:    39


Mevzu: Şehitlik Mertebesi


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #1 : 20 Temmuz 2008, 17:03:45 »
Muhterem Üyelerimiz

Haftanın Konusu başlıklarına yazı eklerken yukarıda diğer üyeler tarafından eklenmiş yazıları kontrol ederek aynısının eklenmemesini ve alıntı yapılan yazılar da kaynak gösterilmesini rica ediyoruz.

Teşekkürler.
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı Belinay

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 13
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #2 : 20 Temmuz 2008, 19:03:15 »
Allah yolunda canını feda eden bir müslümana şehid denir.

Şehidlik, İslâm'da en büyük mertebedir. Şehidlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yücedir. Âhirette en büyük rütbenin Peygamberlikten sonra şehidlik olduğu belirtilmiştir. Bunun içindir ki, şehidlerin üzerlerinde bulunan kul hakkından başka bütün günah ve kusurları Allah tarafından afvedilmektedir. Âyet-i Kerîme'de şehidlerle ilgili şöyle buyurulur: "Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma! Doğrusu onlar Rableri katında diridirler ve Cennet meyvelerinden rızıklandırılırlar. Onlar Allah'ın kendilerine verdiği ihsandan (şehidlik rütbesinden) dolayı neş'eli haldedirler." (Âl-i İmrân, 169-170). "Allah yolunda öldürülmüş olanlar için ölüler demeyiniz. Belki onlar diridirler. Fakat siz anlamazsınız." (el-Bakare, 154). Hadîs-i şerîflerde ise şöyle buyurulur: "Cennete giren hiçbir kimse, dünyadaki her şey'in kendisinin olması karşılığında dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehid olan, kavuştuğu şehidlik rütbe ve nimetlerinden dolayı dünyaya dönüp 10 kere daha öldürülmeyi temenni eder..." Dünya itibariyle şehid sayılmayan, yani, yıkanıp kefenlenmiş olarak gömülen, fakat âhirette şehid muamelesi gören kimselere şehîd-i uhrevî denir. Şehîd-i kâmil olmanın şartlarından birini kaybeden kimseler, bu kısma girerler.

Bundan başka şu kimseler de âhiret şehîdi sayılır:
* Suda boğulanlar.
* Ateşte yananlar.
* Enkaz altında kalanlar.
* Veba gibi bulaşıcı bir hastalıktan ölenler.
* Sıtma gibi ateşli hastalıktan ölenler.
* İlim yolunda ölenler.
* Ciğer hastalıklarından ölenler.
* Doğum sırasında veya lohusa iken ölen kadınlar.
* Baş ağrısından ölenler.
* Karın ağrısından ölenler.
* Ailesinin nafakasını helâlinden kazanmak için çalışırken iş kazasından ölenler.
* Cuma gecesi ölenler.
* Gurbet ilde vefat edenler.
* Akrep, yılan sokması gibi sebeblerle vefat edenler...
"Kıyâmet gününde 3 sınıf şefaat edecek: Peygamberler, sonra âlimler, sonra şehidler..." (Tâc)
selam ve dua ile inşaAllah..


 o1))

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #3 : 21 Temmuz 2008, 12:34:36 »
ben şahsen bu sitede dini konularda yorum yapmayı,kendime layık görmem.çünkü ilmim yeterli değil.sadece bu tip konularda değerli  kardeşlerimizi okuyup.onlardan faydalanmak düşüyo bize....elbette çok büyük bir şeref olan şehitlik,her müslümanın dileğidir...bu yolda hizmette ölenlerin de şehit olduğunu bildiğimizden.sadece şunu dileyebilirim,mevlamız,ümmeti muhammede  hizmetten uzak tutmasın.

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #4 : 21 Temmuz 2008, 14:18:53 »
Şehitlerin sahip olduğu bazı nitelikler ve özel durumlar vardır ki bunlar, şehitlik mertebesinin yüceliğini açık bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Şimdi bunlara kısaca değinelim:

"Şehitler cennettedir. Sevgili Peygamberimiz, "Şehid cennettedir."(1) buyurmuştur.

Şehitlerin cennette büyük bir saygınlıkları vardır. Resûlüllah, bu saygınlığın derecesini şöyle dile getirmiştir: "Kudret ve iradesiyle yaşadığım Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra tekrar dirilerek savaşıp tekrar öldürülmeyi, ardından yine dirilerek savaşıp yine öldürülmeyi arzu ederdim."(2)

Bu arada şunu belirtmeliyiz ki, Resûlüllah Efendimiz son peygamber olarak cennetteki en yüksek makamın sahibidir. Şehitlik makamının yüceliğini vurgulamak için bu anlatım yolunu seçmiştir.

Bu sebeple hadisi, "Eğer en yüksek makam olan Peygamberlik makamında olmasaydım, şehitlik makamının kazandırdığı bu büyük ayrıcalığı defalarca yaşamak isterdim." şeklinde anlamak gerekir.

Hz. Peygamber'in arzuladığı şeyi bizzat şehit nasıl arzulamaz?

Yine Hz. Peygamber (s.a.s.) buyuruyor: "Yeryüzündeki her şeye sahip olsa da, cennete giren hiç kimse tekrar dünyaya dönmek istemez. Ancak şehit, gördüğü hürmetten dolayı dünyaya dönmeyi ve on kere şehit olmayı arzu eder."(3)

Kul hakkı dışında bütün günahları affedilir. Resûlüllah efendimiz, "Şehidin, borç (kul hakkı) dışındaki bütün günahları affedilir."(4)
buyurmuştur.

Şehitler şefaat edeceklerdir. Sahabilerden Ebu'd-Derda'nın rivayet ettiğine göre Resûlüllah (s.a.s) "Şehit, ailesinden yetmiş kişiye şefaat eder."(5) buyurmuştur.


1- Ahmed ibn Hanbel, V, 58.
2- Buharî, Sahih, Cihad, 7; Müslim, Sahih, İmare, IO3.
3- Buharî, Sahih, Cihad, 21.
4- Müslim, Sahih, İmare, 119.
5- Ebû Davud, Sünen, Cihad, 21.
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Çevrimdışı y-ünal

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #5 : 22 Temmuz 2008, 00:09:44 »
Şehitlik mertebesi:cenabu hakın kullarına verdiği makamlardan peygamberlikten sonra en büyük makamdır.Hazreti hamzanın makamıdır.şehit şahit olmak demek yani şehit olurken hazreti Allahın cemalini ve cennetdeki makamını Allah gösterdiği için ona şahit olduğu için bu isim verilmiştir.
Efendimiz bir hadisi şerifinde buyuruyorki ;ümmetimin fesada uğradığı bir zamanda bir sünnetimi ihya edene hz Allah 100 şehit sevabı verir buyurmuştur.demekki sünneti seniyyeye ittibada çok büyük sevap var .Hz Allah iman ve hidayetde daim etsin. iyi akşamlar sadakat.com üyeleri

Çevrimdışı aşk hamalı

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #6 : 22 Temmuz 2008, 13:43:53 »
Değerli Kardeşimiz;

1-Şehid Kimdir?

Allah yolunda canını feda eden bir müslümana şehid denir.

Şehidlik, İslâm'da en büyük mertebedir. Şehidlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yücedir. Âhirette en büyük rütbenin Peygamberlikten sonra şehidlik olduğu belirtilmiştir. Bunun içindir ki, şehidlerin üzerlerinde bulunan kul hakkından başka bütün günah ve kusurları Allah tarafından afvedilmektedir. Âyet-i Kerîme'de şehidlerle ilgili şöyle buyurulur: "Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma! Doğrusu onlar Rableri katında diridirler ve Cennet meyvelerinden rızıklandırılırlar. Onlar Allah'ın kendilerine verdiği ihsandan (şehidlik rütbesinden) dolayı neş'eli haldedirler." (Âl-i İmrân, 169-170). "Allah yolunda öldürülmüş olanlar için ölüler demeyiniz. Belki onlar diridirler. Fakat siz anlamazsınız." (el-Bakare, 154). Hadîs-i şerîflerde ise şöyle buyurulur: "Cennete giren hiçbir kimse, dünyadaki her şey'in kendisinin olması karşılığında dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehid olan, kavuştuğu şehidlik rütbe ve nimetlerinden dolayı dünyaya dönüp 10 kere daha öldürülmeyi temenni eder..."

Böyle büyük ve ulvî makam ve yüce rütbeye her müslüman kavuşmayı cân ü gönülden arzu eder, bütün varlığıyla Allah'tan temenni ve niyazda bulunur. Ancak kalbinde küfür ve nifak bulunanlardır ki, böyle yüce bir nailiyete kavuşmak azim ve şevkinde bulunmazlar. Hadîs-i şerîf'te şöyle buyurulur: "Şehâdete nailiyeti Allah Teâlâ'dan sıdk ile isteyen kimseyi, Allah şehidler mertebesine ulaştırır. Velev ki döşeğinde vefat etsin." Allah'ın rahmetinin genişliği ne kadar büyük...

2-Şehîd-i Kâmil Kime Denir?

Hem dünya hem de âhiret itibariyle şehid sayılan kimselere, şehîd-i kâmil denir. Bunlar muharebede öldürülenler, yahut âsiler, eşkıyalar, anarşistler veya evinde hırsızlar tarafından gadren ve zulmen öldürülen kimselerdir. Bir müslümanın şehîd-i kâmil sayılabilmesi için 6 şart lâzımdır:
1 - Müslüman olmak.
2 - Akıllı olmak.
3 - Bâliğ olmak.
4 - Cünüp olmamak, hayız ve nifas hâlinde bulunmamak.
5 - Vurulmanın akabinde hemen ölmüş olmak. Vurulduktan sonra, ölmeden önce, yeyip içer, tedavi görürse, vurulduğu yerden başka tarafa taşınırsa veya üzerinden bir namaz vakti geçecek kadar yaşarsa, kâmil şehidlik kısmından çıkar. Uhrevî şehîd olur.
6 - Öldürülmüş olmasından dolayı, öldüren kimseye kısas icab etmek. Yani, kasden öldürülmüş olmak. Hatâen öldürülme durumlarında, katile kısas vâcib olmadığı için, maktûl şehîd-i kâmil kısmına girmez. Şehîd-i kâmiller, yıkanmadan kanlı elbiseleri ile gömülürler. Hz. Ömer ile Hz. Ali'de bu şartlardan biri bulunmadığı için yıkandılar; Hz. Osman ise, yıkanmadan gömüldü.

3-Şehîd-i Uhrevî Kime Denir?

Dünya itibariyle şehid sayılmayan, yani, yıkanıp kefenlenmiş olarak gömülen, fakat âhirette şehid muamelesi gören kimselere şehîd-i uhrevî denir. Şehîd-i kâmil olmanın şartlarından birini kaybeden kimseler, bu kısma girerler.

Bundan başka şu kimseler de âhiret şehîdi sayılır:
* Suda boğulanlar.
* Ateşte yananlar.
* Enkaz altında kalanlar.
* Veba gibi bulaşıcı bir hastalıktan ölenler.
* Sıtma gibi ateşli hastalıktan ölenler.
* İlim yolunda ölenler.
* Ciğer hastalıklarından ölenler.
* Doğum sırasında veya lohusa iken ölen kadınlar.
* Baş ağrısından ölenler.
* Karın ağrısından ölenler.
* Ailesinin nafakasını helâlinden kazanmak için çalışırken iş kazasından ölenler.
* Cuma gecesi ölenler.
* Gurbet ilde vefat edenler.
* Akrep, yılan sokması gibi sebeblerle vefat edenler...

4-Şehîd-i Hükmî Veya Şehîd-i Dünyevî Kime Denir?

Bunlar münafıklardır. Bunların kalblerinde bulunan nifak emaresini sadece Cenâb-ı Hak bildiği için, dünya itibariyle şehid muamelesi yapılır. Çünkü bunlar, dış görünüşleri itibariyle müslümanlardırlar, fakat kalbleri itibariyle kâfir...

5-Şehidlerle İlgili Bâzı Hadîs-i Şerîfler:

"Malını müdafaada öldürülen şehiddir, ırz ve nâmusunu müdafaa ederken öldürülen şehiddir, nefsini müdafaada öldürülen şehiddir..."
"Şehidleri kanları ile sarın. Zira Allah yolunda açılan bir yara kıyâmet günü mahşere geldikte, o yara, rengi kan rengi, kokusu misk kokusu olarak kanar..."
"Şehidler cennetin kapısında, nehrin parlak zinetinde, yeşil çadırdadır. Sabah - akşam rızıkları Cennetten onlara gelir."
"Ma'rûfu emr ve münkeri nehiyden dolayı katledilen şehiddir."
"Kim Cuma günü vefat ederse şehiddir."
"Kim hayvanından düşüp ölürse o kimse şehiddir."
"Suda boğulan şehiddir, ateşte yanarak ölen şehiddir, gurbette garip ölen şehiddir, zehirli hayvan sokmasından ölen şehiddir, karın ağrısından ölenler şehiddir, bina yıkılıp altında kalarak ölen şehiddir, evinin üstünden (damdan) düşerek boynu kırılıp ölen şehiddir, üzerine büyük taş düşüp ölen şehiddir..."
"Din kardeşini müdafaada katlolunan şehiddir, mâsum olan komşusunu savunurken öldürülen de şehiddir..."
"Şehidin borçtan başka bütün günahları mağfiret olunur." (Müslim) Bâzı âlimler denizde şehid olmanın, kul borcuna dahi keffaret olacağını ileri sürmüşlerdir. "Şehid, ehl-i beytinden (aile ve akrabasından) 70 kişiye şefaat eder, şefaati kabûl edilir." (Ebû Dâvud, Tirmizî).
"Kıyâmet gününde 3 sınıf şefaat edecek: Peygamberler, sonra âlimler, sonra şehidler..." (Tâc)
Selam ve dua ile...

Çevrimdışı ezizhar

  • okur
  • *
  • İleti: 95
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #7 : 26 Temmuz 2008, 21:34:19 »
Boğularak ölen şehiddir. Yanarak ölen şehiddir. Gurbette ölen şehiddir. Yılan gibi bir haşeratın sokup zehirlemesinden dolayı ölen şehittir. Karın sancısından ölen şehiddir. Çöken evin altında kalan şehiddir. Damdan düşüp ayağı veya boynu kırılarak ölen şehiddir. Üzerine taş yuvarlanarak ölen şehiddir. Canını korurken öldürülen şehiddir. Malını korurken öldürülen şehiddir. Din kardeşini savunurken ölen şehiddir. Komşusunu savunma uğrunda öldürülen şehiddir.HZ.Allah BUNLARDAN BİRİ OLMAYI HEPİMİZE NASİP ETSİN.AMİN

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #8 : 30 Eylül 2012, 02:50:51 »
Dört kocası da şehit olan örnek kadın: Atike
Medine'de cennetle müjdelenen Said bin Zeyd'in kız kardeşi Atike, hem dış hem de iç güzelliğe sahip, zeki, cesur ve aynı zamanda olaylar karşısında yıkılmayan metin bir hanımdı.

Hayatı boyunca yaşadığı acılı hadiseleri nasıl bir metanet ve sabırla karşıladığını, dört kocası da şehit olmasına rağmen yıkılmayıp dimdik ayakta duruşundan da anlamaktayız. Hep şehitlikle noktalanan ibretli evliliklerinin acılı sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz.

Acıların kadını Atike'nin ilk mutlu evliliği Hazreti Ebu Bekir'in oğlu Abdullah ile oldu. Ne var ki, Abdullah, hem dış hem iç güzelliğe sahip Atike'ye öylesine bağlandı ki, onun yanında bulunmayı, camiye gitmeye tercih edecek hale bile gelebiliyordu. Bu durumu gören baba Hazret-i Ebu Bekir:

- 'Oğlum bu hanımdan ayrıl, bu senin dünyana değil âhiretine de mal olacaktır!' diye ikazda bulunmak zorunda kalmıştı. Babasının bu ikazına uyan Abdullah, bir müddet ayrı kalmayı denemiş, ancak daha fazla dayanamayıp yine bir araya gelmişlerdi. Atike'ye aşırı tutkunluğundan dolayı Abdullah, 'Ben öldükten sonra sakın kimseyle evlenmeyesin.' diyerek ona büyük bir bahçe de bağışlamıştı. Gerçekten de Abdullah, Taif savaşlarında aldığı yaralardan sonra şehit olmuş, Atike böylece kendisini çok seven Abdullah'ından ayrı kalmıştı. Bu yalnızlık devresinde kendisine en itibarlı insan Hazreti Ömer talip oldu. Atike'nin 'Kimseyle evlenmemek şartıyla Abdullah bana bir bahçe bağışladı.' demesi üzerine Hazreti Ömer, 'Bunu bir bilene sor.' deyince gidip en iyi bilen birisi olarak Hazreti Ali'ye durumunu sordu. O da, 'Sana bahçeyi bağışlayan Abdullah'ın mirasçılarına bahçesini iade et, ondan sonra evlen.' cevabını verdi. Bu fetvaya uyan Atike, bahçeyi ölen kocasının mirasçılarına iade ettikten sonra Hazreti Ömer'le ikinci evliliğini yaptı. Ne var ki bekleyen acı olaylar Atike'nin peşini bırakmayacaktı. Hazreti Ömer de bir süre sonra bir sergerde tarafından şehit edilmiş, Atike yine şehit eşi olarak dul kalma acısıyla baş başa kalmıştı. Ama acıların kadını yine de yıkılmamıştı. Kendinden sonra gelecek olan hanımlara sabır ve tahammül örneği veriyordu adeta.

Bu sıralarda cennetle müjdelenen on kişiden biri olan Hz. Zübeyir talip oldu kendisine. Zübeyir'in reddi uygun olmamalıydı. Çünkü cennetle müjdelenenlerden biriydi. Üçüncü evliliği de böyle gerçekleşti. Allah'ın takdirine bak ki, bir süre sonra Hazreti Zübeyir de katıldığı Cemel Vakası'nda şehit olmuş, böylece üçüncü kocası da şehitolarak kendisi bir daha dul kalma acısını yaşamaya başlamıştı.

Her dul kalışta Atike'nin gösterdiği metanet ve sabır hemen herkesin dikkatini çekiyor, herkes ondaki iman kuvvetine, dayanma ve sabır gücüne hayranlıkla bakıyordu. Bu sebeple bu defa da kendisine dördüncü talip Hazreti Ali oldu. Ancak Atike bu defa hemen evet demiyor, yaşadığı olayların yorumunu yaparak bakın Hazreti Ali'ye nasıl hayır diyordu:

- Ya Ali! Benimle evlenenlerin hemen hepsi de şehit oluyorlar. Sana da bir ziyan gelmesini istemem. Senin İslam'a hizmet için yaşaman gerek. Teklifine evet diyemiyorum, özür dilerim!

Ne var ki Atike hayır demesine rağmen Hz Ali'nin kaderinde şehit olmak vardı. Onu şehit olmaktan kurtaramayacak, o da mukadder âkıbetine bir süre sonra ulaşacaktı.

Zaten, "Her kim şehitlik rütbesine erişmek istiyorsa Atike ile evlensin!" diye söylenti de çıkarmışlar, "evlendiğini öldüren uğursuz kadın!" diye boş laf çoğaltanlar bile olmuştu. Kaderin hükmüne bakın ki, daha sonraki senelerde kendisine bu defa da Hz. Hüseyin talip oldu. Elbette Resulullah'ın torunu reddedilemezdi. Son evliliğini de onunla yaptıktan sonra Kerbela'daki savaş alanında birlikte bulundular. O'nun da Kerbela'da şehit oluşunu feryat ederek seyretmek zorunda kalmış, acıların kadını son acısını da böyle savaş meydanında yaşamıştı.

Şehit olan kocalarının her birinin savaş meydanındaki eşsiz kahramanlıklarını gözyaşlarıyla dile getiren Atike'nin şiirlerini (Meşahirunnisa'da) aynı gözyaşlarıyla okumak mümkündür. Acıların kadını Atike, acılarla yaşayan tüm kadınların gönüllerinde (sabır ve metanet kahramanı kadın olarak) bayrak gibi dalgalanmaktadır. (Ahmet Şahin, Zaman, 20.08.2009)

halisece.com

Çevrimdışı tuna nehri

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 18
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #9 : 18 Mart 2013, 00:49:42 »
Ebû Hüreyre radıyAllahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem:

– "Siz kimleri şehit sayıyorsunuz?"  diye sordu. Sahâbîler:

– Yâ ResûlAllah! Kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir, dediler. Peygamber Efendimiz:

– "Öyleyse ümmetimin şehitleri oldukça azdır" buyurdu. Ashâb:

– O halde kimler şehittir, yâ ResûlAllah! dediler. Resûl–i Ekrem:

– "Allah yolunda öldürülen şehittir; Allah yolunda ölen şehittir; bulaşıcı hastalıktan ölen şehittir; ishalden ölen şehittir; boğularak ölen şehittir" buyurdu.(müslim, ibni mace)
Hiç bir şeyin bir kimsede birleşmesi ilimle hilmin birleşmesinden daha üstün olamaz.(hadis-i şerif)

Çevrimdışı tuna nehri

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 18
Ynt: Şehitlik Mertebesi [21 Temmuz 2008]
« Yanıtla #10 : 20 Mart 2013, 00:16:46 »
 - Sehl İbnu Huneyf (radıyAllahu anh) anlatıyor:, "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

"Kim sıdk ile Allah'tan şehid olmayı taleb ederse, Allah onu şehidlerin derecesine ulaştırır, yatağında ölmüş bile olsa" buyurdu."

Müslim, Cihâd 156, 157, (1908, 1909); Ebu Dâvud,Salât 361, (1520); Tirmizî, Fedâilu'1-Cihâd 19, (1653); Nesâî-Gihâd 36, (6, 36); İbnu Mâce, Cihâd 15, (2797).

 - Ebu Mâlik el-Eş'ârî (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki:

"Kim Allah yolunda evinden ayrılır, sonra da öldürülür, yahut atı veya devesi (yere atıp) boynunu kırar veya bir zehirli sokar veya yatağında ölür ise, Allah'ın dilediği hangi musibetle ölmüş olursa olsun şehit olarak ölür."

Ebu Davud, Cihâd 15, (2499).
Hiç bir şeyin bir kimsede birleşmesi ilimle hilmin birleşmesinden daha üstün olamaz.(hadis-i şerif)