Gönderen Konu: Şer güçlerin oyunları  (Okunma sayısı 1482 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı meftun

  • okur
  • *
  • İleti: 57
  • Bu Kültür Senin !
Şer güçlerin oyunları
« : 30 Mart 2014, 00:12:09 »

ZİNAYI MEŞRULAŞTIRMAK


 İslamın kadın haklarını ihlal ettiğinden, kadınlara hakaret ettiğinden bahsederek kadını kullanmak.
   Buna delil olması için “Erkekler kadınlar üzerine kavvâmdırlar (hakimdirler)” (Nisa 34) ayeti kerimesini okurlar.
Ancak bilmezler ki, ayet-i kerimedeki kavvam; “kadının işine bakan ve onu muhafaza eden” demektir.
Erkek, kadının hakkına, malına, namusuna sahip çıkan, her türlü hizmetini yapan ve bütün kötülüklerden koruma vazifesini üstlenen manasına, onun hakimidir.
   Bir taraftan kadınlara, kadın haklarının savunuculuğunu yaparken, diğer taraftan da erkeklere, belli bir müddet, nikah altında tutup, parasını verdikten sonra başka bir kimse ile, tekrar aynı muamelenin yapılabileceğini ifade eden müt’a nikahının cevazından bahsederler.
   Müt’a Nikahının cevazına delil olarak da:
“Bunlardan başka kadınları ise, iffetkar, sifahtan (zinadan) kaçınır olduğunuz halde, mallarınızla talep etmeniz size helal kılınmıştır” (Nisa 24) ayet-i kerimesini okuyarak, bir meblağ karşılığında, kadınlardan istifade edilebileceğini, Müslümanların kafalarına sokmaya çalışırlar.
   Fakat ayet-i kerimede “sifahtan (zinadan) kaçınır olduğunuz halde” ibaresiyle anlaşılır ki, müt’a nikahı, diğer bir ifadeyle, metres tutmak, sırf kaza-i şehvet maksadıyla olduğu için, kesinlikle bir zinadır. Zira nikahtan maksat sadece kaza-i şehvet değildir. 

Yandım ebedi hüsnüne meftun olarak
Kar etti dilim ruhuma efsun olarak..

Çevrimdışı meftun

  • okur
  • *
  • İleti: 57
  • Bu Kültür Senin !
içki ve kumarı meşrulaştırmak
« Yanıtla #1 : 30 Mart 2014, 00:13:50 »
“İnsan müptela olmadıkça, hoş vakit geçirmek için, biraz kumar oynamanın ve sarhoş etmeyecek kadar alınan içkinin herhangi bir mahzuru yoktur”, derler. 
   Fakat Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Şüphe yok ki şeytan aranıza ancak içki ile, kumar ile adavet düşürmeyi ve sizi Allah teala’nın zikrinden ve namazdan alıkoymayı ister. Artık siz vazgeçtiniz değil mi?” (Maide 91)
Peygamber Efendimiz de: “Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır” buyururlar. (Feyzü’l-Kadir c.5 s.536 H.N: 7815)
   İslam dininde mubah olan eğlenceler vardır. Ancak lehv ve leab denilen bir takım muzır ve faydasız eğlenceler, ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle kesinlikle haram kılınmıştır.

İBADETLERDEN SOĞUTMAK

“Din kalbin temizliği, ruhun selameti ve başkalarının hakkına tecavüz etmemektir. Din sevgidir. Eğer bu mana kalbinde yerleşmişse, artık dinin sana vereceği bir şey yoktur. Senin yeter ki kalbin temiz olsun”
tekerlemesini Müslümanlar arasında yerleştirmeye çalışırlar.
Bir de ayet okuyarak: Kur’an-ı Kerimde: “Sana yakın gelinceye değin, rabbine ibadet et” buyurulmuyor mu?
O halde Allah’a ve ahiret gününe dair, kalbinde kat’i bir itikat hasıl olunca, artık ibadete lüzum kalmamış olur” diyerek Müslümanları, dünyaya gönderiliş gayelerinden uzaklaştırmak isterler.
   Öncelikle buradaki “yakîn”den murad, ölümdür, yoksa “Allah’a ve ahiret gününe dair, katî bir iman ve itikat” manasına değildir. “Sana ölüm gelinceye kadar ibadet et” manasınadır.
Çünkü bu emrin muhatabı, Peygamber efendimizdir.
Bütün peygamberler gibi, peygamber efendimiz de, ömrü boyunca ibadet etmiş, hiçbir zaman, ibadetten vareste olmamıştır.
Şayet yakîne, “Allah’a ve Ahiret gününe, kat’i itikat” manasını verecek olursak, “Peygamberler, kalplerinde bu manayı hiçbir zaman tahsil edememiştir” neticesi çıkar ki, bu büyük bir iftira ve büyük bir zulümdür.
Zira bir peygamberin kalbinde, Allah’a ve ahiret gününe dair, en ufak bir şüphe olduğunu söylemek, küfürdür.
O halde “itikadî yakîn gelinceye kadar” manasını vermek çok tehlikelidir.
   Bilfarz ve’t-takdir, bu mana verilmiş olsa dahi, ayeti kerimenin manası “sana yakın gelinceye kadar ibadet et” şeklindedir. Bundan ise, “yakın geldikten sonra artık ibadet etme” manası çıkarılamaz.
Zira bu mana, Mefhum-u muhalefetin, mefhum-u gaye kısmındandır. Usul-u Fıkıh ilminde takarrur etmiştir ki, mefhum-u muhalefet ile istidlal fasittir. Böyle olunca, bu manayı çıkartıp, bununla amel etmek caiz olmaz. 
 
Yandım ebedi hüsnüne meftun olarak
Kar etti dilim ruhuma efsun olarak..

Çevrimdışı meftun

  • okur
  • *
  • İleti: 57
  • Bu Kültür Senin !
Kaynaklardan uzaklaştırmak
« Yanıtla #2 : 30 Mart 2014, 00:15:44 »
“Muhakkak ki o Kur’an, senin ve kavmin için bir zikirdir ve ondan, yakında sual olunacaksınız” (Zuhruf 44) ayetini okuyarak: “Kur’an, sadece peygamber efendimiz  ve kendi kavmi için bir zikir, bir öğüttür. Öyleyse onun dilini öğrenmeye çalışmak lüzumsuzdur” derler.
   Fakat ayet-i kerimede geçen zikirle murat; “şeref”tir.
Kur’an-ı Kerimi okuyup, anlama ve icabatıyla amel edip, onun hadimi olma şerefi ki, bu şerefe, tabiatıyla ilk olarak, Peygamberimiz ve onun en yakınında olan, kavmi nail olmuştur.
Sonra, bu onlara munhasır kalmamış, onun davetine icabet edip, onun ümmetinden olan her Müslüman, bundan nasibdar olmuştur.
Kur’an-ı kerime hizmet, Cenab-ı Hakk’ın kullarına bahşettiği çok yüce bir nimet ve büyük bir şereftir. “Bu şereften sen mahrumsun, sen kur’an’a hizmet edemezsin” diye hiç kimseye bir telkinde bulunulmamış, aksine, bu bir seferberliktir denilerek, herkes yapabildiğiyle buyursun meydana denilmiştir.
   Son zamanlarda gündeme getirilmeye çalışılan Türkçe ibadet meselesi bu çalışmaların bir meyvesidir.


(Elmalılı, Tefsir-i Kebir, Haşiyetül Konevî, İngiliz casusunun itirafları)
Yandım ebedi hüsnüne meftun olarak
Kar etti dilim ruhuma efsun olarak..