Gönderen Konu: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?  (Okunma sayısı 7314 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ene abdullah

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 3
Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« : 14 Şubat 2012, 00:21:28 »

Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?

 “Sevgililer Günü” aslında bir Hıristiyan bayramı. Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu günde insanlar, pagan ve Hıristiyan adetlerine göre “kutsal” sayılan bir günü kutlarken, aynı zamanda da kapitalist sistemin istediği şekilde çılgınca bir tüketim içerisine girerek dehşet verici bir tuzağa düşüyorlar. Vakit'e konuşan uzmanlar, Sevgililer Günü'nün yaygınlaşmasının kapitalist sistemin ve misyonerlik çalışmalarının ekmeğine yağ sürdüğünü ve tedbir alınması gerektiğini belirterek, bu noktada duyarlı medyanın önemine işaret ettiler.

 

İslam akaidi de gayrimüslimlerin dinî inanç ve kutlamalarına iştirak etmeyi caiz görmediği gibi, İslam dışı fiil ve davranışları da ciddi biçimde yasaklar. Bu kural el-Fetava el-Hindiye de şöyle belirtiliyor; “Müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah'ın bildirdiği gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini Müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir mana ifade etmez. İslam dışı tek ve çok ilahlı dinlerin törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk göstermenin imanı bozan boyuttan arz edeceği haber verilir.”

Sevgililer günü,  Anneler, babalar günü gibi islam dışı bir âdettir. Ancak günümüzde, sevgili denince gayri meşru olan sevgi kastediliyor. Bu ise asla caiz olmaz, haram olan şey kutlanmaz. Âdette olan şey caizdir, ama o âdet dine aykırı ise kutlanmaz. Yani dinimizde nikâhsız sevgili olmaz. Aşağıdaki Hıristiyan hikâyesi doğruysa, sevgililer gününü kutlamak, bir papazın gençleri buluşturmasını kutlamak ve bir papazın ölümünü anmak gibi bir şey oluyor. Hatta bayram ilan edildiğine göre, onların bayramlarını kutlamak daha tehlikelidir. Ayrıca, bu âdeti Türkler bile çıkarsa, gayri meşru sevgiyi meşru gibi gösterme gayreti tasvip edilemez.

Saint Valentine (Sevgililer) gününün tarihçesi: Zulmüyle ünlü Roma İmparatoru Claudius II, büyük bir ordu kurmak ister. (M.S. 200) İmparator, erkeklerin orduya katıldıkları zaman, ailelerini ve sevgililerini düşünmekten savaşamayacaklarına inanır. Bu sebeple de gençlerin evlenmesine izin vermez. Aynı dönemlerde İmparator Claudius’a karşı çıkan ve gençleri birbirleriyle buluşturan rahip Valentine, genç âşıkların en yakın dostu olur. Bunu öğrenen İmparator, Valentine’i hapse attırır. Gardiyanın kör kızının iyileşmesine yardımcı olan papaz Valentine’in bu davranışı, İmparator Claudius’un kulağına gider. 14 Şubat günü saint yani papaz öldürülür. (M.S. 270)

Öldüğü gün, Saint Valentine’in iyileşmesine yardımcı olduğuna dair, gardiyanın kızına yazdığı bir not bulunur. Notta Valentine, sevgililer arasındaki sevgiden, tutkudan söz etmiştir. Bundan böyle her 14 Şubat günü, Saint Valentine’i anmak için gayri meşru sevgililer tarafından kutlanır.

Hıristiyan Saint Valentine, gençlerin yanı sıra, çocuklar tarafından da çok sevilir. Bir bahaneyle mahkûm edilir. Mahkûmiyeti süresince, çocuklar çiçek demetleriyle beraber yazdıkları notları her gün cezaevi demirlerine asarlar. 14 Şubat’ta Valentine, ölüme mahkûm edilir. Ölümünden sonra her yıl 14 Şubat’ta insanlar sevgililerine çiçek ve çikolata ile sevgi mesajları iletirler.

Çeşitli ülkelerdeki tarihçiler ise, 14 Şubat’ın sadece sevgililere mal edilmesine karşıdır. 5. asırda yaşamış bir rahip olan Saint Valentine’in bu günü bir bayram günü ilan ettiğini açıklarlar.

“Valentine, Hristiyanlığa göre bir Roma azizidir. M.S. 269 yıllarında öldürüldüğü sanılmaktadır. Aşıkların Azizi olarak da bilinir. Valentine, her yıl 14 Şubat günü anılır, zamanla bu gün sevgililer gününe dönüşmüştür.” (Oxford Dictionary of English)

Allah cc cümlemizi bid’at ve batıl inançlara uymaktan muhafaza buyursun inşaAllah….
« Son Düzenleme: 14 Şubat 2012, 12:23:27 Gönderen: Tuğra »

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« Yanıtla #1 : 14 Şubat 2012, 09:23:58 »
14 ŞUBAT SAÇMALIĞI
 
Evet herkesce malum sevgililer günü denilen biri gün var.. Ortadoks hiristiyanlarla alakalı bir gün , rahip valentinmidir ne nanedir
 onun günü diye kutlanan bir gün, ehli müslimle hiç bir alakası olmayan ehli küfürle alakalı bir gün…
 Bu son zamanlarda ülkemizde ve bi çok müslüman çoğrafyasında yayılan bir musibet , arabistanda bugune has kırmızı gül satışı yasaklandı , malezyada bu günü kutlamak haramdir diye fetva verildi , gelelim %90 ı musluman denilen ulkemizde ne oldu , yanılmıyorsam 2 tane ilahiyat profosörü kutlama yapmanın doğru olmadığını söylüyolar , bugün çıkın sokaklarda adı müslüman olan bi dünya insan ellerinde kırmızı güllerle ,rahip bilmem ne gününü eşlerine , kırmızı gül vererek kutluyolar , birileri msj çeker bilmem ne olur , sanki memleketimizdeki dini bayramlardan biri …
 
Bunun kabahati kimde bugun cumartesi , dün de cumaydı hutbelerde v.s yerlerde bunu anlatmıyolarki , zaten anlatamaz,imam bile eşine hediye alabiliyor o konuma gelmiş , nedir bunları kimse önemsemiyor ne olurki sanki , o gün hediye alsak ,herşeyi hafife alıyolar neden se..Rabbim şuur versin , hidayet nasibeylesin cümle ümmete… pekala müslüman bu valentine gününü kutlatabilirmi , veya caizmidir kesinlikle caiz deildir , hadisi şerifte efendimiz (sav) kim kime benzerse onlardandır buyuruyor yine efendimiz(sav)
 
Hiç şüphesiz siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna adım adım, karış karış, tıpatıp uyacaksınız. Öyle ki onlar keler deliğine girseler,siz de girmeye kalkışacaksınız.” Bunun üzerine sahabe Rasulullah’a Hıristiyan veya Yahudileri ima edip etmediğini sorunca,
 Rasulullah (sav) da sesini yükselterek ya kim olacaktı? diye cevap vermiştir. Buhari..
 Müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah’ın bildirdiği gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini Müslümanların da Bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir manâ ifade etmez. İslâm dışı tek ve çok ilahlı dinlerin törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk göstermenin imanı bozan boyuttan arz edeceği haber verilir
 ”(el-Fetâva el-Hindiye)
 
Şerife Şevval Kardelen-Yukarikayalar

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« Yanıtla #2 : 14 Şubat 2012, 09:35:11 »
Bunun İslamda olup olmadığı ile yazı yazmak bile lüzumsuzluk yani.

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« Yanıtla #3 : 14 Şubat 2012, 09:45:55 »
Haklısınız da,şunu da unutmayalım 75 milyonluk bir ülke de bırakın islam da böyle bir şey var mı,yok muyu, İslamı bilen kaç kişi var ? böyle zamanlarda bu konular genel de insanlar arasında konuşur. ve tartışmalara sebeb olur.Merak edenler.Gercekten dinimiz bu konuya nasıl bakıyor diye samimi  bir şekilde  arama yapanlara da az çok katkı olur,diye düşünüyorum.


Alıntı
Bunun İslamda olup olmadığı ile yazı yazmak bile lüzumsuzluk yani.

Bura da aynı fikirde olmadığımı belirtirim...

Herkesi kendimiz gibi dini konuları bildiğimizi düşünmeyelim...

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« Yanıtla #4 : 14 Şubat 2012, 10:33:08 »
günde neki,insani bile değil......

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« Yanıtla #5 : 14 Şubat 2012, 10:51:13 »
“Bu başlık altında yazılanlar lüzumsuzluktur” gibi bir yanlış anlaşılma olmasın.

İslamda Musikinin yeri, çalgılı ilahinin yeri, Camilerin içerisine sandalye-sıra sokulabilir mi bunun dindeki hükmü nedir,İlahi ile halay çekilir mi?  Asansörde halvet olur mu,  vb gibi konuları yazmak, anlatmak yerine;

“ Sevgililer Gününün İslam’daki yeri”, “Yılbaşında Alternatif Olarak Ne Yapılabilir?” “Anneler Günü Mübah mı?” tarzında başlıklar atan ve bu yönde Oxford Dictionary’den bile alıntılar yaparak yazılar yazan  hoca, yazar, alim, allame-i cihan, ilahiyatçı vs. (kim varsa artık) onların bu yaptığını lüzumsuzluk olarak görüyorum.
Çünkü böyle münferit meseleler yerine Müslümanlara dini, İslam fıkhını hayatın her safhasında, her anında yaşayabilecek şuuru verecek işlerle meşgul olmaları daha hayırlı olacaktır.

Bahsi geçen 75 milyon yukarıda yazdığım şuurun yeterince kazandırılamaması neticesinde İslamdan, İslami yaşantıdan bîhaber kalmıştır.Ama katılırsınız ama katılmazsın şahsen böyle düşünüyorum.

Bahsettiğim tarzda şuura sahip bir nesil zaten sevgililer gününün dinde olup olmadığını sorgulama ihtiyacı hissetmez.
« Son Düzenleme: 14 Şubat 2012, 10:57:47 Gönderen: Fatihan »

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« Yanıtla #6 : 14 Şubat 2012, 20:43:51 »
Alıntı
Bu başlık altında yazılanlar lüzumsuzluktur” gibi bir yanlış anlaşılma olmasın.

Malesef..!
Öyle de mana çıkabiliyor..
Alıntı

Çünkü böyle münferit meseleler yerine Müslümanlara dini, İslam fıkhını hayatın her safhasında, her anında yaşayabilecek şuuru verecek işlerle meşgul olmaları daha hayırlı olacaktı
r.

Bahsi geçen 75 milyon yukarıda yazdığım şuurun yeterince kazandırılamaması neticesinde İslamdan, İslami yaşantıdan bîhaber kalmıştır.

Aynı düşüncedeyim...
En azından biz de bu bi haber kalanları haberdar edelim...
« Son Düzenleme: 14 Şubat 2012, 21:13:25 Gönderen: mazhar »

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Sevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?
« Yanıtla #7 : 12 Mayıs 2012, 19:43:44 »
Alıntı
, bugün çıkın sokaklarda adı müslüman olan bi dünya insan ellerinde kırmızı güllerle ,rahip bilmem ne gününü eşlerine , kırmızı gül vererek kutluyolar , birileri msj çeker bilmem ne olur , sanki memleketimizdeki dini bayramlardan biri …
 

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
“Yemin ederim ki bir zaman gelir siz, Hıristiyan ve Yahudilere öylesine tâbi olursunuz ki, âdetlerinin peşinde, karış karış, onların ardı sıra yürürsünüz, arşın arşın, saat saat, adım adım onları takip edersiniz hatta öyle olur ki, eğer onlar keler, (kertenkele) deliğine girerlerse, siz oranın tehlikeli olduğunu, zehirli olduğunu düşünmeyerek siz de dâhil olursunuz.”

[Hadis-i Şerif, İmam-ı Suyuti]




    Batı kaynaklı, Anneler Günü, Babalar Günü... gibi,  “Günler” o kadar çoğaldı ki, saymaya kalksak eksiksiz kalır tam sayamayız. Bu günlerin aslını, çıkış sebebi araştırdığımızda hepsinin “Hıristiyan kaynaklı” olduğunu görüyoruz. Hangisinin kapağını kaldırırsanız kaldırın mutlaka, Hıristiyanlık propagandası vardır. Ayrıca Batı’da günah mevhumu olmadığı, olsa bile Pazar günü papaza gidip üç beş dolar vererek insanlar kendisini temize çıkarttığı için bu günlerde, Hıristiyanlığın propagandası yanında, sevgili, aşk gibi kavramlar altında zina, fuhuş, gibi her türlü ahlaksızlığın önü açılmakta ve bunlar meşrulaştırılmaktadır.

Böyle milletler, böyle bir inanç sahibi kimseler için bunlar normaldir. Her din mensubu her fırsatta, bir şekilde kendi dininin propagandasını yapmak, dinini yaymak ister. Her ahlaksız da ahlaksızlığını yaymak, kendine taraftar bulmak ister. Benim garibime giden, Müslümanların bunlara sahip çıkması, üstelikte dört elle sarılması. Bu, Müslümanların kültürlerinden, dinlerinden ne kadar uzak olduğunu veya uzak bırakıldığını gösterir. Müslümanlar, yabancı, kültürlere, inançlara verdiği desteğin, dörtte birini kendi kültürlerine, dinlerine verseler kısa zamanda kendi öz değerlerimiz hakim olur. Çünkü halkımızın bu değerlere yabancı değil, aşina olduğu bir kültür.


St. Valentinus efsanesi

Şimdi gelelim, son yıllarda iyice yaygınlaşan "Sevgililer Günü" (Saint Valentine's Day) efsanesine. Diğerlerinde olduğu gibi, bunun kaynağında da, Hıristiyan motifi var. 

Sevgililer gününde ismi geçen Valentine, bir Hıristiyan azizidir. III. Yüzyılda, Roma tahtında İmparator II. Claudius oturuyordu. "Zalim" adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.

Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasaklamıştı. Gençler şaşkındı, kimse korkudan evlenemiyordu. İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.

Bu emre uymayanların arasında Valentinus'da vardı, gezerek dini nasihatlar veriyor ve İmparatorun hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaştı.

Şimdi gelelim bu efsane vesilesi ile yapılan Hıristiyanlık propagandasına. Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı Hazreti İsa ile ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir, ondan yardım ister. Valentinus onu önce Hıristiyan yapar. Sonunda, Valentinus, "Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım." der. Julia, yere diz çöker ve,"İnanmak istiyorum, yardım et." der. Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır; "Valentinus, görüyorum, görüyorum."

Valentinus duaya devam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus ölür. Ölmeden önce de Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler.  Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından,  "Porta Valentini" adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür. Şimdi orada Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.

Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır.

Ayrıca, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi. Yine Roma'da 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi. Bu iki tören 14. Şubat’ta birleştirildi.

Günümüzdeki yorumuyla "St Valentine" yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır. İşte Sevgililer Günün aslı astarı bu. Bu günün özeti; Hıristiyanlık propagandası ve fuhuş...


Hıristiyanların kısır döngüsü

Aslında Hıristiyan din adamları bu konuda bir kısır döngüye yakalanmış durumdalar. Dinden uzaklaşan, gençleri dine çekebilmek için, onların hoşuna gideceği, içki, flört, zina, fuhuş gibi zararlı eylemleri meşrulaştırarak, onların dine ilgisini çekmek istiyor. Bu tür ahlaksızlıklara alışan gençlik ise iyice dinden uzaklaşıyor. O hale geldi ki, Papalık homoseksüelliğe bile cevaz verdi, pek çok papaz resmen homoseksüel. Bu durum, Hıristiyanların Hz. İsa’ya indirilen ilahi dinden ne kadar uzak olduklarının da göstergesi.

Dinden uzaklaşmasınlar diye insanlık dışı her türlü kötülüklere göz yumunca da, Avrupa’da aile hayatı bitti. Evlilik dışı Gayri meşru ilişkiler, meşru hale geldi. Mesela, Fransa’da yapılan son araştırmaya göre, doğan her 2 çocuktan 1'inin evlilik dışı ilişkilerin sonucu dünyaya geldiği ortaya çıktı. Le Monde gazetesinin, Fransa Ulusal İstatistik ve Araştırma Kurumu verilerine dayanarak verdiği haberine göre, Fransa'daki evliliklerin sayısında son 4 yılda yüzde 6'lık bir azalma meydana geldi. Son 35 yıl baz alındığında ise bu oran yüzde 40'u buluyor. Son 40 yıl içinde dünyaya gelen evlilik dışı çocukların oranı da yüzde 6'dan yüzde 47'ye yükseldi. Evlenme yaşı da son 10 yıl içinde ortalama 3 yaş artarak, erkeklerde 30'a, kadınlarda ise 25'e çıktı.  (17.2.2005 Milliyet)
Sen Sevgililer Günü, öpüşme yarışması, bilmem ne yarışması yapar, ahlak, haya ne varsa yok edersen olacağı bu.


Taklid hastalığı

İşin üzücü tarafı şu ki, millet olarak biz de hızlı bir şekilde, Batı’nın bu tür maneviyatı, ahlakı ayaklar altına olan günlerine, organizasyonlarına atepte olmak için yarışıyoruz. İstemeyeni de medya baskısı, toplum baskısı ile mecbur ediliyor. Bankalararası Kart Merkezleri’in açıklamasına göre, sevgililer gününde, geçen yıla oranda kredi kartı ile altın satışları %302 artmış. Biliyorsunuz, kredi kartı ile altın alışverişleri nakite göre daha pahalıdır. Buna rağmen, erkekler borç harç hediye almaya mecbur kalmışlar. İnsanımız dini günlerimiz olan bayram günlerinde bile hediye almaya bu kadar mecbur hissetmiyor.

Tanzimattan beri Batı özentisi hastalığına yakalandık. Bu özenti her yıl ilerleyerek, taklid etme şeklinden de çıkarak, dinleri de dahil artık tamamen onun gibi olma şeklini aldı. Nitekim, bir zamanlar Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, "Türkiye'yi İslâmiyet'ten ayırıp, çağdaşlaştırmak için nasıl Hıristiyan yapmamız lazım" tartışmasını başlatmıştı. Batı hayranı Mithat Paşa da, aynı şeyi söylememiş miydi?

Bu günleri Resulullah efendimiz zaten haber vermişti. Bir hadis-i şerifinde,

“Yemin ederim ki bir zaman gelir siz, Hıristiyan ve Yahudilere öylesine tâbi olursunuz ki, âdetlerinin peşinde, karış karış, onların ardı sıra yürürsünüz, arşın arşın, saat saat, adım adım onları takip edersiniz hatta öyle olur ki, eğer onlar keler, (kertenkele) deliğine girerlerse, siz oranın tehlikeli olduğunu, zehrli olduğunu düşünmeyerek siz de dâhil olursunuz.”

[Hadis-i Şerif, İmam-ı Suyuti]


Cenab-ı hak, aklımızı, idrakimizi artırır da, inşaAllah bizler bu hadis-i şerifte bildirilen kimselerden olmayız! Amin!

Mehmet ORUÇ - Huzurun Kaynağı Aile