Gönderen Konu: Şişmanlık Hastalık mı?  (Okunma sayısı 3784 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Şişmanlık Hastalık mı?
« : 07 Şubat 2011, 21:36:16 »

Türkiye'de zayıflama endüstrisi ne kadar büyük?

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Bizdeki boyutları pek bilinmiyor. Amerika'daki, 275 milyon dolarlık bir endüstri. Bu, açıklanan rakam. Gerçeğin, birkaç yüz milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Bunun içinde doktorlar, diyet uzmanları, zayıflama merkezleri, akupunkturcular, detoks merkezleri, egzersiz uzmanları, fitness-egzersiz merkezleri, teknolojik cihazları pazarlayanlar ve en önemlisi “zayıflama hapı” üreten dev fabrikalar var.


Açık açık söyleyin, sahtekârlık oranı ne kadar? Ve en çok hangi alanda?

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Sahtekârlığın en çok yoğunlaştığı alan, “zayıflama hapı” olarak pazarlanan ürünlerle ilgili. Her yıl yepyeni bir bitkisel hap, “mucizevi zayıflatıcı” ilan ediliyor. Tabii palavra. Yüzde 99'u işe yaramıyor. İşe yaramadığı için çoğunun içine sağlığa zararlı, hatta öldürücü, yan etkileri olan kimyasallar ekleniyor. Bu haplar, bir yıl “lahana kapsülü”, öbür yıl “acai berry tableti”, bir sonraki yıl “acı biber kapsülü”, bir diğer yıl da “altın çilek hapı” olabiliyor! Birkaçı dışında, hiçbirinin en ufak bir yararı yok. Ve maalesef devlet, bunları ancak zararlı hale geldiklerinde yasaklıyor.

“ZAYIFLAMA İLACI” DİYE BİR İLAÇ YOK

Ama bir kısmı “bitkisel” diye satılıyor. Aralarında hiç mi yararlı olan yok?

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Bir kere “zayıflama ilacı” diye bir ilaç yok. Reçeteli olanların bile neredeyse tamamı, Orlistat hariç, art arda yasaklandı. Orlistat da zayıflama hapı değil ve sadece “uygun diyet ve egzersiz programlarında kilo kaybına destek olabilir” önermesiyle satılabiliyor. Bitkisel haplara gelince... Bitkisel olup da kilo kaybını desteklediği kanıtlanmış tek ürün var: “Yeşil çay özleri”. Bunun dışında, bitkisel özlü bazı moleküllerden bahsediliyor.

Mesela karbonhidrat emilimini bir ölçüde azaltabilen ve kuru fasulyeden elde edilen bir madde bunlardan biri. Bir diğeri, yine bitkisel bazlı ve yağ emilimini azalttığı ileri sürülen özel bir destek. Ancak kesin olarak bilinen şu ki, ne altın çilek, yosun özleri, acai ekstreleri ne de lahana, karnabahar tabletleri bu konuda en ufak bir fayda sağlıyor. Biz kilo programına aldığımız hastalara biraz motivasyonu güçlendirmek, biraz da hastaya destek olması amacıyla Karnitin, CLA, krom gibi besin desteklerini zaman zaman veriyoruz.

HAREKET ETMEZSEN İNCELEMEZSİN!

Akupunktur zayıflamada işe yarar mı? Bana masum geliyor ama işe yarıyor mu bilmiyorum...

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Tek başına kilo verdirici bir etkisinin olabileceğini gösteren bilimsel çalışma yok. Bana da masum geliyor ama işe yaraması için mutlaka diyet ve egzersiz yapılması gerekiyor. Zaten sorun da burada. Akupunktur merkezlerinin birçoğunda diyetisyen bulunmuyor. Bulunsa da, doktor kontrolü altında çalışmıyor.

Peki kavitasyon, LPC, hipoksi?

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Zayıflama teknolojilerinden hangisinin işe yaradığı konusunda da herhangi bir güvenilir bilimsel çalışma yok. Herkes kendi cihazını destekleyen birkaç yayını kataloğuna ekleyip ürününü pazarlıyor. Bana sorarsanız, bu cihazların tümü, eğer egzersiz temelli değillerse, psikolojik olmaktan öte bir anlam taşımıyor. Mesela hipoksi, egzersiz temelli bir cihaz.

Bence diyet ve aktivite programınıza uyum ve motivasyon sağladığı için denenebilir. Ben pek olumsuz değilim hipoksi konusunda... Ultrasonik dalgalarla yağ parçalamaya, yani kavitasyona gelince, son zamanlarda pek moda. Ama tek başına herhangi bir etkisinin olduğunu düşünüyorum. İlla diyet yapacaksın. “Bilmem kaç seansta şu kadar incelirsin” diye bir şey yok yani. Yersen, hareket etmezsen, incelemezsin!

LIPOSUCTION KALICI DEĞİL

Ya Lipocustion? Bazen bana da esiyor, yaptırayım diyorum...

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Eğer amacınız kilo vermek değil de, şeklinizi düzeltmek yani estetik bir hoşluğa ulaşmaksa, liposuction'ı deneyebilirsiniz. Ne var ki, yöntemin ağırlık bazında kilo vermeye herhangi bir faydası olduğunu söylemek mümkün değil. Hele hele kalıcı bir faydasından bahsetmek imkânsız.

EVET, ŞİŞMANLIK BİR HASTALIK

Geldik meselenin özüne: Şişmanlık, hastalık mı?

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Evet, hastalık. Çünkü sizi hasta ediyor! Şekeri, tansiyonu, kolesterolü, trigliseridi yükseltiyor. Sizi tansiyon, şeker, damar hastası yapıyor. Kalp krizine, felce, körlüğe, böbrek yetmezliğine zemin hazırlıyor. Hastalık, çünkü diz ve kalçada romatizmaya, safra kesesinde taşa, adet bozukluklarına, kıllanmaya, horlamaya, uyku sorunlarına sebep oluyor. Böyle baktığınızda, hastalıktan da öte şişmanlık, birçok hastalığın başlatıcısı, tetikleyicisi, anası-babası gibi görünüyor.

İLAÇLAR DA KİLO YAPIYOR

Şişmanlığın sebepleri sadece yemekle mi ilgili?

"Şişmanların çok azı çok yedikleri için kilo alıyor"


Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Belki size garip gelecek ama şişmanların çok azı, çok yediği için şişmanlıyor! Çoğu, makul ölçülerde yemesine rağmen genetik, hormonal ya da metabolik sebeplerle şişmanlıyor. Bazen sorumlu, şişmanlatan ilaçlar da olabiliyor. Mesela kortizon veya antidepresan kullanımı, bazı antipsikotik ilaçlar, sizi ister istemez şişmanlatıyor. Başka sebepler de var. “Hareketsizlik” çok ama çok önemli bir faktör olabiliyor ve tabii ki “psikolojik” faktörler de etkili. Özetle, çoğu kişi çok yediği, yeme isteğini dizginleyemediği için değil, başka nedenlerle kilo alıyor...

İKİNİN ÜZERİNDEKİ İNİŞ ÇIKIŞLARI ALARM KABUL EDİN

Kilo almaya başladığını fark eden kişinin yapacağı ilk iş ne olmalı?

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU :

Bence herkesin en az haftada bir kez tartılması, kilosunu kontrol etmesi lazım. Yarım veya bir kiloluk iniş çıkışlar, hepimiz için olağandır. Ama iki kilo ve üzerindeki değişimleri alarm olarak kabul etmek, önlem almak gerek. O andan itibaren “Ne oldu da kilo aldım? Nerede hata yapıyorum? Çok mu yiyorum veya az mı hareket ediyorum? Son günlerde sağlığımda herhangi bir değişiklik var mı? Mesela, eskiye oranla daha mı yorgunum? Üşüyor muyum? Unutkan mıyım? Kabız mıyım? İştahlı mıyım?” gibi soruları arka arkaya sormamız lazım.

Ve eğer birkaç haftalık gayrete rağmen kilo veremiyorsak, daha da önemlisi almaya devam ediyorsak, hemen işin uzmanı bir doktorla görüşmemiz lazım. Çünkü kilo alımı da tıpkı baş ağrısı, karın ağrısı, eklem ağrısı gibi bir “sağlıksızlık işareti”. Önemli nokta da şu: Yola, mutlaka doktor kontrolü altında çıkmak gerekiyor. Çünkü diyetisyen, doğal olarak sizin önünüze yalnızca “düşük kalorili bir diyet listesi” koyar ve zayıflamanızı bekler. Eğer bu listelerle oyalanırsanız boşa zaman kaybedebilir, daha da önemlisi kilo sorununu tetikleyen hastalığın daha da ilerlemesine yol açabilirsiniz.

HAFTADA BİR TARTILIN

Haftada bir tartılın, kilo fazlanız varsa, kendinizi sorgulayın. Yaşam tarzınızdaki değişiklikleri gözden geçirin. Birkaç haftalık diyet ve aktivite artık işe yaramıyorsa bir doktordan yardım isteyin.

Hürriyet
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kilo sorunu olana 7 altın tavsiye!
« Yanıtla #1 : 11 Şubat 2011, 23:20:41 »
Kilo sorunu olana 7 altın tavsiye!

Eğer kilo fazlalığı ve şişmanlık endişeniz var ve kilolar yerine sağlığınızı vermek istemiyorsanız, bu yazıyı dikkatle okuyun. Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU yazıyor...

Kilo fazlalığı özellikle de şişmanlık hepimizin ortak korkusu haline geldi. İyi de oldu! Çünkü sorunun estetik boyutundan daha önemli yanları, tetiklediği önemli sağlık sorunları var. Dahası, şişmanlık yaşam kalitemizi bozuyor, ömrümüzü kısaltıyor. Hipertansiyon, şeker hastalığı, osteoartirit, safra kesesi taşı, koroner arter hastalığı, kolesterol yüksekliği, uyku bozuklukları, kanser gibi pek çok sağlık sorununda ya hazırlayıcı ya da kolaylaştırıcı etkisi var. Kilolu insanların çoğu kendileriyle barışık değil. Bazıları daha sinirli, alıngan, uyumsuz. Bazıları da içine kapanık, yorgun ve hırçın. Çoğu, genelde mutsuz. Kısacası, sorunun ruh sağlığını bozan yanları da var.

TAVSİYE 1
Diyetiniz size özel olsun

* Diyetler kişiye özel olmalı. Yaşa, cinse, işe, ekonomik duruma, ağız tadına, sağlık sorunlarına, kullanılan ilaçlara göre planlanmalı. Herkes için aynı şeyleri öneren sihirli diyetlerin sizi başarıya götüreceğine inanmayın.
* Diyete başlamadan önce mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçin. Dikkatli bir bedensel ve ruhsal değerlendirme, bazı kan analizleri, özellikle hormonal değerlendirmeler, kan şekeriniz, karaciğer testleriniz, böbrek fonksiyonlarınız dikkatle incelenmeden ve doktor onayı olmadan hiçbir diyete başlamayın.
* Diyet yaparken bedeninizde meydana gelen olumlu-olumsuz değişmeleri belirli aralıklarla uzman bir doktorun değerlendirmesinin gerektiğini unutmayın. Fiziksel aktivite desteğinde bulunun.

TAVSİYE 2
Hormonlu kilolara dikkat edin

* Düşük metabolizma hızının sorumlusu hormonal bozukluklar olabilir. Tiroid hormonu yetersizliği bunun en iyi bilinen örneği. Hipotiroidide düşük metabolizma hızına bağlı hızlı kilo almaya, hastalığın halsizlik, yorgunluk, kabızlık, unutkanlık, cilt, tırnak, saç ve kaş değişiklikleri gibi diğer birçok belirti eşlik eder. Çok hafif düzeydeki tiroid bezi yetmezliğindeyse metabolik hızdaki düşme ve bunun sonucunda oluşan kilo verme güçlüğü bazen ilk ve tek belirtidir. Bu nedenle kilo verme programlarına başlarken özellikle zor kilo verip kolay kilo alanların tiroid hormonu yetersizliği yönünden dikkatlice incelenmesi gerekir. Kilo fazlalığı sorununuzun böbrek üstü bezi hastalıklarından, hipofiz bezi urlarından ve bazı genetik kökenli hormonal bozukluklardan da kaynaklanabileceğini unutmayın.

TAVSİYE 3
Yavaşlayın, zayıflayın

* “Zayıflamak istiyorsanız yavaşlayın”. Size ters geleceğini biliyoruz ama bu doğru bir tavsiye. Çünkü az hareket etmeniz değil, yemek yeme hızınızı yavaşlatmanızı öğütler!
* Çatalınıza daha küçük parçalar alın, tabağınızı küçültün, kaşıklama hızınızı düşürün.
* Lokmalar arasında çatal ve bıçağınızı masaya geri bırakın.
* Yemek yerken zaman zaman ara verin ve su yudumlayın.
* Yemek süresince masadakilerle sohbet edin.
* Yavaş yiyin ki sadece damağınız değil, beyniniz de lezzet alsın.
* Yemeğe iştahınızı azaltacak düşük kalorili, hacimli yiyeceklerle başlayın.
* Başkalarıyla yemek yerken hızınızı azaltma manevralarını deneyin.
* Kendinizi aynada izliyor gibi davranın. Yavaş, hoş, ölçülü, dikkatli, abartısız yemek yiyen biri olun!
* Yemek yerken oturun. Oturmak hızınızı kesecektir.
* Çalışma masanızda yemek yemekten kaçının.

TAVSİYE 4
Görsellikten uzak durun

* Ara öğünleri alın ama gereksiz atıştırmaları önleyin.
* Yiyecekleri daha az görünür ve zor ulaşılır hale getirin.
* Besinleri buzdolabında açıkta veya şeffaf paketlerde değil, kapalı tutun. Böylece buzdolabını açtığınızda görsel işaretler almazsınız.
* Boş mideyle durmayın. Sık sık ve az az yiyin.
* Yemek zamanlarını keyif alınır hale getirin. Sevdiklerinizle yeni yerler keşfetmek yemeğinize zevk ve zaman katacaktır.

TAVSİYE 5
Sakın yapmayın!

* Kişiye özel olmayan diyetleri...
* Kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan ‘sihirli ve şok' diyetleri...
* Kişinin gereksinimine göre düzenlenmemiş, kontrol altında yapılamayan çok düşük kalorili diyetleri...
* Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmayıp, özel ürünleri öneren diyetleri...
* Tek tip besine dayalı diyetleri...
* Zayıflattığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan ilaçlarla beraber önerilen diyetleri...

TAVSİYE 6
Kısırdöngüyü kırın

* Kilo döngüsü vücut ağırlığının defalarca azalıp çoğalmasıdır. Kilo döngüsüne sebep olan diyetler ‘ahmak diyeti' veya ‘şarlatan diyetler' olarak da bilinir. Kilo döngüsü küçük dalgalanmalardan (her döngü 3-5 kg) büyük iniş çıkışlara (her döngü 25 kg ya da daha fazla) kadar değişir. Bazı araştırmalar kilo döngüsünü ciddi sağlık riskleriyle (hipertansiyon, kalp sorunları gibi) ilişkili buluyorlar.
* Olası risklerden kaçınmak için uzmanların çoğu, şişman kişilerin yaşam boyu daha sağlıklı bir kiloyu elde edip koruması için sağlıklı beslenmesini ve düzenli fiziksel aktivite yapmasını öneriyor.

TAVSİYE 7

Sabotajcılarınızı azaltın

* Aile bireyleriyle anlaşarak yanınızda size önerilmeyen veya size uygun olmayan besinleri yememelerini sağlayın.
* Ailenizi, dostlarınızı ve çevrenizi yememeniz gereken yiyecekleri ikram etmemeleri ve hediye olarak getirmemeleri konusunda uyarın.
* Çocuklarınıza daha çok sebze ve meyve tüketme alışkanlığı edindirin. Sağlıklı ve dengeli beslenerek onlara örnek olun.
* Masa üzerinde kuruyemiş, cips, kurabiye, tatlı, kek, çörek ve diğer kalori bombası atıştırmaları bulundurmayın.
* Zayıflama programlarında en etkili fiziksel egzersiz, size ilave yiyecekler, zararlı besinler önerildiğinde başınızı sağdan sola, soldan sağa sallamaktır.
* Diyetinizi sabote eden dost sabotajcıları uyarın! Anneniz, ananeniz, teyzeniz, okul ve iş arkadaşlarınız potansiyel sabotajcılarınız olabilir.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Şişmanlık Hastalık mı?
« Yanıtla #2 : 14 Şubat 2012, 21:11:11 »
Son tahlilde belin kalınlaşması beynin küçülmesine neden oluyormuş.

zaman_1453

  • Ziyaretçi
Ynt: Şişmanlık Hastalık mı?
« Yanıtla #3 : 14 Şubat 2012, 21:58:44 »
Son tahlilde belin kalınlaşması beynin küçülmesine neden oluyormuş.

 t16)) t4)) l7)) l3))

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Şişmanlık Hastalık mı?
« Yanıtla #4 : 19 Aralık 2012, 05:02:21 »
Obezite insan ömrünü 13 yıl kısaltıyor!

Araştırmalara göre obezitenin insan ömrünü 13 yıl kısalttığını, bu hastaların 60 yaşın üzerinde yaşamalarının zor olduğunu belirtildi.



Zonguldak'ta Bülent Ecevit Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Öge Taşçılar, çağın hastalığı olan obezitenin, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğunu söyledi. Obezitenin, insan vücudunda kalp ve damar sistemi, solunum sistemi, hormonal sistem, sindirim sistemi gibi sistemleri etkilediğini belirten Doç. Dr. Taşçılar, "Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, iktidarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu, bazı kanser türleri gibi hastalıklar, obezite ile doğrudan ilişkilidir" dedi.

'OBEZİTE ZENGİNLİK GÖSTERGESİ DEĞİL'

Doç. Dr. Taşçılar, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen obezitenin, insan ömrünü kısalttığını söyledi. Doç. Dr. Taşçılar, şöyle dedi:

"Obezite, ciddi organ hasarları verir. Şişman kişilerin 60 yaşın üzerinde yaşamaları çok zor. Genellikle 60 yaş civarı bu hastalar kaybediliyor. Ve ömrü 13 yıl kısalttığı araştırmalarda ortaya çıkmış. Dolayısıyla obezite artık bir hastalık. Sadece görüntü bozukluğu veya bir zenginlik göstergesi değil. Dolayısıyla tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Hem ülke ekonomisini, hem de kişilerin sağlığını etkileyen bir hastalık şeklinde değerlendiriliyor."

'KELEPÇE, MİDEYE HASAR VERİYOR'

Obezitenin tedavisinde diyet ve egzersizin yanında cerrahi yöntemlerin de fazlaca tercih edildiğini ifade Doç. Dr. Taşçılar, hastanın sadece yemek yemesini sınırlayan ve halk arasında 'mide kelepçesi' olarak bilinen mide bantı ameliyatlarının da oldukça fazla uygulandığını kaydetti. Ancak bu yöntemin hastalarda özellikle son dönemde çeşitli sorunlara yol açtığını belirten Doç. Dr. Taşçılar, şöyle devam etti:

"Bu yöntem, dünyada da artık görülen pek çok problem nedeniyle tavsiye edilmiyor. Büyük ihtimalle de kullanımdan kalkacak. Ama şu an hala uygulayan merkezler var. Biz buna yanlış demiyoruz ama burada hiç uygulamadık ve uygulamak istemiyoruz. Çünkü kelepçe mideyi boğan, mideye geçişi engelleyen bir yabancı madde. Bu tıkanmalara, delinmelere, mide üzerinde hasarlara yol açabiliyor. Ayrıca kilo almak isteyen, bir gıdayı almak isteyen hastayı kelepçe bile durduramıyor. Sonuçta sıvı ve jöle kıvamındaki her şey kelepçenin engelleyemeyeceği bir şekilde mideden rahatlıkla geçiyor ve kelepçenin de bir faydası görülmüyor. Biz bunları yaşamak istemediğimiz için daha güvenli olan laparoskopi yöntemiyle yapılan amaliyatları tercih ediyoruz."

'65 YAŞIN ÜZERİNDE HASTALARA OPERASYON YAPMIYORUZ'

65 yaşın üzerindeki kilolu hastalarda operasyon seçeneğinin söz konusu olmadığını ifade eden Doç. Dr. Taşçılar, "Çünkü bu hastalarda operasyona bağlı başka programlar ön plana çıkıyor. 65 yaş üzerine bu operasyonları yapmıyoruz. 60-65 yaş arasında ise hastanın genel durumu uygunsa operasyonu gerçekleştiriyoruz" dedi.

Doç. Dr. Taşçılar, obezite hastalarına en iyi önerilerinin ise diyet ve spor olduğunu söyledi

ajanslar
Habervaktim.com.

***********************
Avrupa'nın 'şişman adamı' olduk

Dünyanın en sağlıksız ekmeğinin Türkiye'de üretildiğini belirten kardiyoloji uzmanı Canan Karatay, Avrupa ülkelerinde en şişman insanların Türkiye'de yaşadığını söyledi

TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde oluşturulan Ekmek İsrafını Önleme Alt Komisyonu, dün kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, hububat uzmanı Prof. Dr. Hikmet Kayacıoğlu ile TBMM Destek Hizmetleri Başkanlığı Müdür Yardımcısı Ağbal'ı dinledi

Dünyanın en sağlıksız ekmeğinin Türkiye'de üretildiğini belirten Karatay, Avrupa ülkelerinde en şişman insanların Türkiye'de yaşadığını kaydetti.

2011'de dünyada 220 milyar dolarlık ekmek tüketildiğini, Türkiye'de bunun 12 milyar dolar olduğunu belirten Karatay, 2010'da İstanbul'da bulunan 4 bin 500 fırından bin 500'ünün ruhsatsız olduğunu ifade etti.

KARDİYOLOGLAR ÇİN'E EKMEK GÖTÜRMÜŞ

Türkiye'de "ekmek olmazsa aç kalırız" anlayışının akıllara yer ettiğini vurgulayan Karatay, "Bir örnek vereyim. Çin'de kardiyologlar kongresi vardı. Türkiye'de kardiyologlar 'orada aç kalırız' endişesiyle valizlerde ekmek götürdü" dedi.

"Türkiye'ye GDO'lu buğday girmiyor" diyen Prof. Dr. Kayacıoğlu ise ekmeğe beslenme anlamında haksızlık yapıldığını, günahın ekmekte değil üzerine sürülen yiyeceklerde olduğunu söyledi. Ağbal da Meclis'te ekmek israfının olmadığını iddia etti.
Doktorsigortası.com