Gönderen Konu: Sokaklar Hepimizin!  (Okunma sayısı 804 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Sokaklar Hepimizin!
« : 08 Ağustos 2014, 16:36:24 »

Sokaklar Hepimizin!


Sokak umuma ait kocaman bir malikâneyi andıran bir şehrin koridorlarıdır. Ondan istifade etmek herkesin hakkıdır. Böyle iştirak halinde olan bir mülkiyetin hissedarlarının birbirine karşı birtakım manevi taahhütleri vardır.” diyor Refi‘i Cevad, bundan tam 60 yıl önce. Demek ki sokaklar hepimizin malı ve onu istismar edenler hepimize karşı sorumlular.

Ortaklaşa sahibi olduğumuz bu dev malikânenin en büyük problemlerinden biri de “çöp”! Yalnız sokakları değil, umuma ait hemen her yeri maalesef mezbeleye çevirmekte ciddi mesafe almış! vaziyetteyiz. Tersine temizlik şampiyonlarıyız yani! Büyük ya da küçük, eğitimli ya da eğitimsiz, insanımızın kâhir ekseriyeti yerlere çöp atmak konusunda son derece rahat; karınları fena halde geniş!

Daha geçenlerde başıma geldi; bindiğim otobüste en arka 2’li koltuğa yerleşen 2 genç, otobüse geçmeden önce alıp yalamaya başladıkları dondurmayı otobüste bitirdi ve ellerine yapışıp kalan ambalajından kurtulmak için ufak bir zahmetle, aracın içi havalansın diye açılmış olan arka kapıdan, elindekileri fırlatıverdi dışarıya. Yüzüne baktım; eli ayağı düzgün, muhtemelen hâlâ okul okuyan, bıyığı henüz terlemiş bir delikanlı. Yarı sert, yarı yumuşak bir tonla ve etraftakiler de duyup mahcup olmasınlar diye sesimi fazlaca yükseltmeden ikaz etmek istedim; dışarının gürültüsü işitilmeme mani oldu ve ben de ikinci kez seslenmeye, belki bir maraza çıkar endişesiyle, tenezzül etmedim.
Yukarıda da ifade ettiğim gibi, bu illete toplumun hemen her sınıfı düçâr vaziyette. Bir defa insanların zihninde “sokak”ın birileriyle paylaşılan ortak ve nezih bir mekân olduğu (olması gerektiği!) algısı yok; maalesef. Sokaklar bu hastalıklı fertler için adeta birer “doğal çöplük”. Tablo ciddi anlamda rahatsız edici ve üzücü. Daha da fenası, yalnız yayalar sorumlu değil bu acıklı manzaradan; sokağa ya da mesela boş bir araziye bakan pencereleri bir çöp bidonu kapağı gibi açıp boşluğa, katı ya da sıvı, her nevi çerçöp ve artığı salabilen yığınla hâne sâkini var memleketimizde.

Meselenin insana en fazla dokunan taraflarından biri de bütün bu lakaydi ve teseyyübe “köy sâkinleri”nden çok şehirli ya da şehre göç etmeyi tercih etmiş “sözde şehirli”lerce girişiliyor olması. Buradan şu sonuç çıkıyor; insanımız özünde “temiz”, fakat şehirde yerleşmiş bir “şehirlilik kültürü” ve “sokak terbiyesi” yok ve bu sosyal boşluk insanımızın bütün değerler manzumesini alt üst etmiş. Köy, şehre göre daha dar bir mekân ve o mekânın sâkinleri oturdukları o ufak yeri benimsemekte daha istekli ve daha meyilliler. Hâlbuki şehirler onlar için devasa mekânlar ve bu mekânlar her türlü kanunsuzluğu kaldırabilecek kadar büyük ve kaotik. Mahallelilik kavramı da yavaş yavaş tedavülden kalkıyor. Artık enine değil, dikine yayılan bir iskân politikamız var ve insanlar yayılmak yerine yükseldikçe aralarındaki mesafe hem fiziki hem de duygusal anlamda açılıyor. Ve mesafe aralandıkça biz sokakları paylaştığımız ortaklarımıza karşı sorumluluk bağlarımız olan insanlardan biraz daha uzaklaşıyor ve kopuyoruz.

Benim için artık bir vicdan azabına dönüşen, sokakları fütursuzca ve utanmazca kirleten bu tipleri ikaz edemedikçe daha da büyüyen ve kanayan bir yaraya dönmüş bu vaziyetin diğerleri için tek hal çaresi var: Bütün medeni cesaretimizi toplayıp muhataplarımızı incitmeden onları uyarmak.

Fakat aramızda nezaketle teati edilmiş sıcak bir merhaba dahi yoksa ben sana nasıl “Lütfen, yere çöp atma!” diyebilirim, diye de düşünmüyor değilim! Hayır, hayır; hepimiz sokakların asayiş ve “nezafet” zabıtasıyız. Bu iş bizim omuzlarımızda…


Harun TUNCER | 06 Ağustos 2014 | http://insanvehayat.com/sokaklar-hepimizin/