Gönderen Konu: Şu bostan korkulukları meselesi...  (Okunma sayısı 24200 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1937
    • http://www.sadakat.net
Şu bostan korkulukları meselesi...
« : 12 Ocak 2008, 21:18:09 »



Üniversiteye gelene kadar dini ve tasavvufi dünyayı kendi içimde yaşamaktaydım. İtikadi anlamda anlatılan her şeyi şeksiz şüphesiz kabul ediyor, huzurlu bir hayat sürdürüyordum. Zaten sistemin getirdiği gereksinim de bunu icap ettiriyordu. Okulun en tenha yerinde masumane bir şekilde kılınan namazı bile magazin malzemesi yapan bir sistemden ne beklenebilirdi?


Ama üniversite dünyası her yönüyle özgürlükler alemi olarak karşımıza çıktığı için hayata ve insanlara bakış açısı da çok değişiyor insanın.Oradaki atmosfer sanki dünyanın özeti gibiydi.Yemekhane koridorlarında sosyalistlerinin afişlerinin olmadığı bir güne rastlamaz idik. Anfiye ders dinlemeye giderken önümüzde 100 kişilik bir grubun "Kahrolsun faşizm!" tempolarıyla yaptıkları eylemler günlük duyduğumuz rütin sesler arasındaydı. Ahlaksızlık örneklerine ise isterseniz hiç girmeyelim.

Böyle bir ortamda da dini gruplar inanılmaz gizli çalışma içindeydi. Hatta  üniversiteye kaydolurken saatlerce yanımda durup bana ilgi alaka gösteren birisinin, muallakta, sahipsiz bir insan olmadığımı anlayınca benimle ilgilenmekten vazgeçtiğini dünkü gibi hatırlarım. Mutlak manada, bu tür çalışmalara menfi yönde bakmıyorum. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz, “şeytanın  insan  kurdu  olduğunu,  herkese  pusu  kurduğunu  ve  cemaattan  ayrılan,  tek  başına  kalan  kimseyi  kolayca  yuttuğunu”  haber  veriyor. Ancak işin mukayyed kısmına girdiğimiz zaman, bazılarının ehli sünnet çizgisinden çıkarak su gibi berrak kalpli öğrencileri maddi imkansızlıkları da koz olarak kullanıp kendi taraflarına çekip zehir aşıladıklarını görünce de karşıma çıkan her insana, acaba? gözüyle bakıyor,bana biraz sıcak ilgi gösteren birisinin nereye gelmeye çalıştığını gizliden gizliye süzmeye çalışıyordum..

Böyle bir dünyanın ve arkadaş ortamının içerisine girince, yıllardır kalbimizde saklı olan özel dini hususlar ve sadece kendi taifemizde olduğuna inandığımız ayrıcalıkları arkadaşlarımızla müzakere etme gereksinimi duyar olduk. Bir çok cemaate mensup arkadaşlarım ile samimiyetimize istinaden özel bilgileri de paylaşıverirdik ara ara. Ve yine internette de İslami forumlara olan ilgimin başladığı yıllardı bu yıllar. Orada da kendilerini İslam’ın kurtarıcısı olup başkalarını iraptan mahalsiz sayan gruplara, cemaatlara cevap yetiştireceğiz derken bazen cevap vermede yetersiz kaldığıma kanaat getirdim.  İşte o zaman iç dünyamda daha önce hiç aklıma bile gelmeyen bazı endişeler meydana gelmeye başladı.

Kendimizde olduğu için Mevlamıza sonsuz hamd ettiğimiz bazı özel bilgiler, durumlar, vasıflara; başka meşrepler, gruplar da sahip olduklarını iddia edince kafamda bulanıklıklar meydana geldi. Çünkü zamanın sahibinin kim olduğu, vazıfları, göstermiş olduğu kerametler ile alakalı bilgilerim, onların bilgileri ile çakışıyordu. Hatta gerçek hayattan alınmış bazı romanları (yazarının sağlamlığına güvendiğim) okuyunca, iyice kafam karışmaya başladı. Bir örnek vermek gerekirse; romanın birindeki bir genç çok ciddi bir kaza geçiriyor ve rüyasında AbdülKadir Geylani Hz.leri ve zamanın sahibi olarak takdim edilen kimse onu tedavi ediyordu. Hatta görülen bir rüyada o zat  Efendimiz s.a.v. ile yurt binaları bile  açmaktaydı.

Cemaatlerin özel bilgilerine, işledikleri fiillere ehli sünnete muğayir olmadıktan keri söz söylemek haddime değildi hiçbir zaman. Ama bazıları o kadar iddialı sözler söylüyorlar ve kendilerini o kadar ayrıcalıklı görüyorlardı ki hayretler içerisinde kalıyordum. Çevremdeki dostlarıma bu tür konuları açtığım zaman espri mahiyetinde söyleseler de “seni de kaybettik” diyorlardı. Yapayalnız kalmıştım bu hususta. İçime gömülü şekilde yıllar birbirini kovalıyordu. Neyse ki uzun bir zaman sonra Hz. Allah bana El- İbriz Kitabıyla tanışma fırsatı verdi. Sorularımın cevabını kitabî olarak bulmuştum ya ! Dünyalalar benim olmuştu.


Kitaptaki sorumuzu ilgilendiren hususları kısa kısa aktaralım. A.Debbağ hazretleri şöyle buyuruyor:

"Ümmet-i Muhammedin Allah-ü Teala yanında büyük kıymeti vardır. Bunun için bir ümmet, hiç kimsenin defnediğilmediği bir türbede toplansa, orada büyük bir zatın yattığı kanaat olsa, Cenab-ı Hak süratle icabet eder ve onların duasını kabul eder."

Demek ki, çevremizde duyduğumuz, falanca zat şuraya (alakasız bir yere) gitmişte şifa bulmuş, şurası çok bereketli bir yermiş, şu zattan dua istimdat etmişte hastalığından kurtulmuş gibi söylemlerin uydurma olmayıp, halis niyetlere göre Cenab-ı Hakkın bir lütfu olduğunu anlamış oldum.

Aklıma takılan hususlardan birisi ve en önemlisi ise bir takım insanların hayranlık duyduğu ve benim ise bir türlü bu hayranlığı anlayamadığım şeyhler, üstazlar dini liderlerdi. Zira gerek yapmış olduğu hal hareketler, söylemiş olduğu sözler vb. ahvalden ötürü evliya olması tasavvur bile edilemeyecek, hatta dinden çıkmamış olması bile kendisine verilecek en güzel sıfat olup piyasada dolaşan bir çok  sözde mürşidlere, üstazlara insanların tabi olması, hatta tabi oldukları halde manevi anlamda istifade etmeleri yıllardır çok garibime giden ve cevabını veremediğim hususlardandı. Yine bazıları vardı ki hakikatte evliyaydı belki ama zamanın sahibi yakıştırmasının yapılması çok ağırıma gidiyordu.

Abdülaziz eddebbağ hazretleri bu hususu ise şöyle izah ediyor:

"Bir kimsenin halk indinde veliliği meşhur olsa bu diri veliyle Allah'a tevessül edenin  Allah ihtiyaçlarını yerine getirir. Halbuki o kimsenin velayetten hiç nasibi olmasa bile.
O dua eden halktan kişinin haceti, zamanın kutbu olan, tasarruf ehli olan veliler, o veli olmayan kimseyi veli suretine ikame ederler.

Sebebi de bütün zulmet ehli onun etrafına toplansın, duaları kabul ediliyor diye ibadet ve dua etsinler, kurtulsunlar diye. Misali  şu ki: O kimseyi yani veli olmayan kimseyi tasarruf ehli veliler korkuluk kabul ederler.
Bir bostan tarlasındaki korkuluktan kaçan kargalar gibi, hakikatte bostan sahibinin yaptığı fiilden kaçtıkları gibi, tasarruf sahibi velilerde veli olmayan kimseyi korkuluk gibi oraya dikmişler ve zulmet ehlini oraya toplarlar.
Orada tasarruf edeni, halk o kimse zannederler, esası bilmezler. Onlara bunun esası bildirilemez, çünkü takat getiremezler."


Ve bütün şifrelerin çözüldüğü andı...Arkadaşlarımın anlatmış olduğu ve yalan olmadığına inandığım ama inandığım zamanda benim içimdeki bilgilerle çelişen durumları, romanlarda anlatılan yaşanmış esrarengiz hadiseleri yukarıdaki anlatılan şablona oturtuvermiştim.
Aklıma şu da geldi. Tasavvufta zamanın mürşidi kamiline temessük etme hadisesi bir nasipten ibaretti. Şimdi bu nimet kendisine nasip olmamışların da başıboş dolaşmasındansa en azından bir yere bağlı olmaları ve böylece dini daha derli toplu yaşamaları açısından bostan korkulukları çok güzel bir fırsat değil miydi? Ve çevremde duyduğum o esrarengiz rüyaların, kerametlerin, mazhariyetlerin hepsinin asıl kaynağı sahibüzzaman değil miydi?

İzahın devamında şu misali veriyordu, Debbağ Hazretleri:


"Böyle hakiki kıymeti olmayan bir kimseyi şeyh edinen bir kimse geldi. Gece kendisine tuzak kurulan bir yerden geçmek istiyordu. Şeyhine dedi ki:(Ey efendim, Rasülüllah s.a.v. efendimizin yüce makamı hürmetine sana yöneliyorm. Bu yoldaki tehlikeden beni kurtar. Beni kurtarırsan  sana bir hediye de yapmayı vaad ediyorum.
Bu adamın bu yalvarmasını bazı tasavvuf ehli veliler işittiler. Rasülüllah s.a.v. efendimizin ismi şerifine tazim ettiler. Tasarruf sahibi veli o adamla bizzat gitti ve o adamın kalbine ünsiyet verdi, o yolu beraber kateddiler. Adam o tasarruf sahibi veliyi görmüyordu. O eşkiyaların da kalbine Allah korku ve uyku verdi. Ona bir şey yapamadılar. Bu hal üzerine müridin şüphesi kalmadı ki onu kurtaran şeyhi (sahte şeyh) zannetti. Vaktaki yoldan döndü ve şeyhine vaad ettiği dört miskal altını da hediye etti... "


Ne mutlu Peygamberimiz (s.a.v.) ' in ve Ashabı Kiramın yoluna  milimi milimine, hüvesi hüvesine  tabi olanlara.

Müjdeler olsun sahibüzzamana kavuşup onun yoluna köle olma nimetine mazhar olanlara...

---------------------------------------------------------------------------------------

Not: Yazıda hiç bir cemaat, tarikat ya da grubun reklamı yapılmamıştır. Olağan tasavvufi bilgiler hikaye tarzında aktarılarak bir iç dünya muhasebesi yapılmıştır. Yorumlarda da aynı hassasiyeti göstermeniz temennisiyle..



Miftahulkuluub
12.01.2008

« Son Düzenleme: 03 Mart 2010, 10:36:38 Gönderen: Miftahulkuluub »
İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Çevrimdışı ilahi aşk

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 30
  • ilahi ente maksudi verizake matlibi
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #1 : 12 Ocak 2008, 22:52:24 »
   güzel bir paylaşım  emeğinize sağlık

malesefki  dediğiniz gibi günümüzde ehlisünnet inancından çıkmış nice uyduruk şehler ve cemaatler sinsi sinsi inancı hakkında bilgisahibi olmayan gençliğimizi zehirliyor.
  bukonuda emine şenlikoğlu'nun HARCANDIK adlı kitabını tüm gençliğimize tavsiye ediyorum

rabbim cümle kötülüklerden korusun




Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya RasûlAllah
Nasıl bilmem bu nîrana dayandım Ya RasûlAllah
Ezel bezminde bir dinmez figandım Ya RasûlAllah
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya RasûlAllah

Çevrimdışı tunike

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 307
  • bir tebessüm bile sadakadır
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #2 : 12 Ocak 2008, 23:07:55 »
Allah razı olsun
öyle itaatkar bir kul ol ki,dışardan görenler deli desinler.çünkü deli olmadan,veli olunmaz!

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #3 : 12 Ocak 2008, 23:34:43 »

Not: Yazıda hiç bir cemaat, tarikat ya da grubun reklamı yapılmamıştır. Olağan tasavvufi bilgiler hikaye tarzında aktarılarak bir iç dünya muhasebesi yapılmıştır. Yorumlarda da aynı hassasiyeti göstermeniz temennisiyle..



Miftahulkuluub
12.01.2008


yazinizi bastan sona okudum cok güzel faideli bir anlatim olmus sag olunuz
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #4 : 13 Ocak 2008, 00:14:40 »
Elinize sağlık.

Aynı konu üzerinde biz de epey kafa yormuştuk.Tatminkar cevaplar bulamayınca bazı değerlerimiz hususunda şüpheye düşmekten korktuğumuz için artık bu konu üzerinde düşünmemeye başlamıştım.
Verdiğiniz kaynak kitap gerçekten tatminkar..

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #5 : 13 Ocak 2008, 15:47:54 »
Teşekkür ederiz. Çok güzel izah etmişsiniz.
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1542
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #6 : 29 Ocak 2008, 22:18:52 »
elinize sağlık. muhasebenizi gayet güzel ve içten bi şekilde ifade etmişsiniz..

Alıntı
Müjdeler olsun sahibüzzamana kavuşup onun yoluna köle olma nimetine mazhar olanlara..


Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1265
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #7 : 01 Şubat 2008, 02:07:10 »
Bazen de istidraci keramet deyu satiyorlar..


Kitabul ibrizi ilkokul 4. siniftayken elime almistim. Hikayesi bol olan yerleri biraz okudum, fazla "action" bulamadigim icin babamin kütüphanesine geri koymustum. Bu kadar "heyecanli" kitabin arasinda babam bunu niye koymus diye hep kendi kendime sormustum o zamanlar..

Sebebini simdi anliyorum..:)
TEsekkürler..
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı eginli

  • yazar
  • ****
  • İleti: 709
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #8 : 01 Şubat 2008, 02:52:01 »
elinize sağlık. muhasebenizi gayet güzel ve içten bi şekilde ifade etmişsiniz..

Alıntı
Müjdeler olsun sahibüzzamana kavuşup onun yoluna köle olma nimetine mazhar olanlara..


Allah(c.c)selami üzerimize olsun.

Bu dünyanin cefasindan sefasina sira gelmez,
gafil olma  ilme calis gecen günler geri gelmez.

Çevrimdışı eslem

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 37
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #9 : 07 Şubat 2008, 22:16:26 »
bana da faydası ooldu bu yazının..
 Allah razı olsun ..
ey ızdırap anladımki herşey seninle...sen HAKKA giden yolda vuslata vesile...

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #10 : 11 Ocak 2009, 00:37:55 »
Çok kıymetli bir yazı. Allah razı olsun.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #11 : 11 Ocak 2009, 00:56:11 »
Yazıda kaynak olarak geçen kitap alıp okumak lazım.

Alıntı
El İbriz / Şeriat Tarikat Marifet Hakikat

Eş-Şeyh Abdülaziz Debbağ
Demir Kitabevi tarafından basılmış 2 cilt satışı halen var.


İslâm tasavvuf tarihinde önemli yeri olan, hicrî XII. asırda Afrika'nın kuzey ülkelerinden Fas'ta yetişen Şeyh Abdülâziz Debbağ (K.S.) Hazretleri zamanının kutbudur; kemâl mertebesinde büyük bir velîdir. Okur-yazar olmaktan başka hiçbir tahsili olmayan bu kâmil velî, ilim adamlarını şaşırtan, akıllara durgunluk veren, tasavvuf erbabını hayrete düşüren ledünnî bir ilme ve irfana sâhiptir. Kaynağından alıp müşâhede mazhariyeti içinde insanlığa bir nice esrar ve hikmetin kapısını açmış, gelişmekte olan İslâm tasavvufuna büyük katkılarda bulunmuştur.
Âyet ve hadîslere verdiği mânâ, bu hususta yaptığı yorum en büyük müfessirleri şaşırtacak niteliktedir. Sorulan sorulara verdiği cevaplar ise her türlü takdirin üstünde bir özellik taşımaktadır. Keşif ve kerâmetteki derecesi çok yüksektir. Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz'e olan yakınlığı, ashabın yakınlığı ölçüsündedir, diyebiliriz. Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz'in zâtî ve rûhî varlığını en iyi bilenlerdendir.
Abdülâziz Debbağ (K.S.) Hazretlerinin talebesi ve yakın müridi Ahmed bin Mübârek tarafından duyarlılık ve titizlikle tespit edilen hikmet ve esrar dolu sözleri, El-İbrîz adını taşıyan bu kitapta toplanmış bulunuyor. İki buçuk asırdan beri elden ele, dilden dile dolaşan bu hazine -Allah'a hamdolsun ki- bize kadar ulaşmış, tasavvufî bilgilerimize renk ve mânâ katmıştır.
El-İbrîz'i diğer tasavvufî eserlerden ayıran birtakım özellikleri vardır. Cidden El-İbrîz, diğer altın değerinde olan aynı konudaki eserler arasında katkısız, karışıksız bir altın niteliğindedir. Bu bakımdan kitabın ismi özelliklerine, özellikleri de bu isme çok uygun gelmiştir.

« Son Düzenleme: 11 Ocak 2009, 00:58:18 Gönderen: fatihan »

Çevrimdışı Himmet

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 847
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #12 : 15 Ocak 2009, 20:12:50 »
Hz.Mevlamız son nefes dahil layık olabilmeyi nasib eyler inşAllah.

Yazı vesilesi ile kitaptan alıntılar eklediğiniz için teşekkür ederiz.Okumakla doyulamayacak kadar güzel bilgiler ve ilgili her evde bulunması icab eden çok kıymetli bir kitap imiş.Çok memnun oldum Allah razi olsun...
Zatının, Sıfatının,Esmasının, Efalinin hudutsuzluğunca Şükürler olsun Ya RABBİİM..

Çevrimdışı ümmid-i visâl

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 33
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #13 : 17 Şubat 2009, 13:14:35 »
selamun aleykum değerli kardeşim.Bir yere bağlı olmanın hikmetini biliyorum ve aslında nefsim istemesede kendim istiyorum.Çünkü şunu öğrenmiştim.Sekerat anında,kabirde,ahirette bize şefaat edecek bize yardım edecek insanlardır onlar.Çünkü demin saydığım hususlara insan yalnızdır.ve günlük hayatını idame ettirirken şeytan hep bizleri caydırmaya çalışmaktadır.Bilmeden belkide dinden bile çıkabiliriz rabbim korusun.Bu yüzden bağlı olmak kalple bağlı olmak...Şuan için çok uzak bir ihtimalmiş gibi geliyor....

Dua ile kalın
« Son Düzenleme: 17 Şubat 2009, 19:04:04 Gönderen: mystic »

Çevrimdışı sessizliğim

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 135
Ynt: Şu bostan korkulukları meselesi...
« Yanıtla #14 : 17 Şubat 2009, 15:04:37 »
nevin kardeşimiz sayesinde bu değerli yazıyı farkettim.sağolsun.
gerçekten çok güzel şekilde izah edilmiş konu ve açıklayıcı olmuş.
Allah razı olsun Miftahulkuluub. Kafamdaki bazı soru işaretlerini kaldırdı. Okuduklarım inşaAllah faydalı oldu bana.
İnsan yaklaştığınca yaklaştığından ayrı,
Belli ki yakınımız yoktur Allah’tan gayrı.