Gönderen Konu: Süleyman Aleyhisselam  (Okunma sayısı 2456 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Süleyman Aleyhisselam
« : 16 Ekim 2009, 23:31:33 »


İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Davud aleyhisselamın oğludur. Yakub aleyhisselamın neslindendir. Kudüs yakınlarındaki Gazze şehrinde doğdu. Hem peygamber hem sultandı.

Çocukluğundan beri bilgili, iyilik ve adâleti seven biri olarak tanınmıştı. On iki yaşındayken babasının yerine geçip, sultan oldu. Daha sonra kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik verildi. Dünyâya hâkim olan dört kişiden biridir. Ona peygamberlik verildiği Kur’ân-ı kerîmde En’âm sûresi 84. âyette bildirilmektedir.

Süleyman aleyhisselam; “Yâ Rab! Bana hiçbir kimsede bulunmayan bir kudret ve devlet ihsân eyle.” diye dua etti. Duâsı kabul edilip, cinlerin, rüzgârın ve hayvanların da insanlar gibi Süleyman aleyhisselama itâat etmeleri emredildi.

Kendisine ism-i âzam duası, bütün mahlûkâtın dili ve ilimlerin sırları öğretildi. Peygamberlikle birlikte ihsân edilen ilim, hikmet ve sultanlık kudretini, insanları doğru yola kavuşturmakta ve daha iyi bir hayat yaşamaları için kullandı. Şehirlerin kurulması, yeryüzünün îmârı, yeşillendirilmesi, fen ve sanatta ilerlemesi için emrindekilerin herbirine iş taksimi yaptı. Yolların yapılması, taşların yontulup kazılması, demircilik ve derin sulara dalgıçlık gibi zor işleri cinlere verdi.

Çiftçilik, çobanlık, ticâret, sanat gibi işleri de insanlara verdi. Hayvanları da nöbet tutma, yük taşıyıp çekme gibi işlerle görevlendirdi. İnsanlardan, cinlerden ve hayvanlardan büyük bir ordu kurdu. Hepsi ona tâbi olup, emrine itaat etti. Süleyman aleyhisselama verilen bu nîmetler Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir.

Peygamberimiz sallAllahü aleyhi ve sellem hadîs-i şerîfte, onun duası hakkında şöyle buyurdu:

“Süleyman aleyhisselam, Beyt-i Makdîs’in binâsını bitirdikten sonra, Allahü teâlâdan üç dilekte bulunmuştur: Kendisinden sonra kimseye nasîb olmayan bir mülk ve saltanat, İlâhî hükme uygun hüküm verme kudretinin bahşedilmesi. Yalnız namaz kılmak için Mescid-i Aksa’yı kastedip gelenlerin analarından doğdukları gibi günahsız hâle gelmeleri. Allahü teâlâ bunlardan ilk ikisini Süleyman aleyhisselama vermiştir. Üçüncü dileğinin de kabul edilmiş olmasını umarım.”

Babasının temelini attığı, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’yı yapmaya devâm etti.Yedi senede pek sanatkârâne bir şekilde tamamladı. Daha sonra, Kudüs’te büyük bir saray inşâ etmeye başlayıp, on üç senede tamamladı. Bu binâların yapımı sırasında insanlardan ve cinlerden pekçoğu Süleyman aleyhisselamın emrinde çalışmışlardı.

Süleyman aleyhisselamın zamânında barış, îmâr, sanat ve ilim iyice ilerlemişti. Mescid-i Aksa inşâ edilip, çeşmeler, su kanalları yapıldı. Köprüler, barajlar ve evler inşâ edildi. Hikmetinin ve büyüklüğünün şöhreti bütün dünyâya yayıldı. Zamânındaki bütün pâdişâhları ve ileri gelenleri doğru yola sevk etti.
 
Süleyman aleyhisselam her yere hükmettiğinden, zamânında herkes îmân etmiş, yeryüzünde pek az îmânsız kimse kalmıştı.Vefâtından sonra, İsrailoğullarının arasındaki birlik bozuldu, iki ayrı devlete bölünüp doğru yoldan ayrıldılar. Sonra da onlara doğru yolu göstermek üzere, İlyas ve Elyesa aleyhimesselâm peygamber olarak gönderildiler.

Kur’ân-ı kerîmde Bakara 102; Nisâ 163; En’am 84; Enbiyâ 81, 82; Sebe’ 12, 21; Neml 15’ten 44’e kadar; Sad 30’dan 40’a kadar olan âyetler Süleyman aleyhisselam hakkındadır.

*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Ynt: Süleyman Aleyhisselam
« Yanıtla #1 : 17 Ekim 2009, 03:03:55 »
Teşekkürler Tuğra

amanbe

  • Ziyaretçi
Ynt: Süleyman Aleyhisselam
« Yanıtla #2 : 30 Temmuz 2013, 17:01:39 »
BEYT-İ MAKDİS’İN İNŞAATI

Dâvud (Aleyhisselâm) Mûsâ (Aleyhisselâm)’nın çadırı büyüklüğünde Beyt-i Makdis inşa etmeği düşünmüştü. Zaten namaz kılarken oradaki sahraya yönelirdi. Çünkü orada meleklerin nurunu görmüştü. Bununla beraber bir kaç defa inşaata başlamış ve her defasında inşaatı yıkılmış, hattâ bu yüzden Allah-u Teâlâ’ya şikâyette de bulunmuştu. Allah-u Teâlâ:

— Kan akıtan kimse benim beytimi inşa edemez, buyurdu. Dâvud (Aleyhisselâm) :
— Ben, Allah rızası uğrunda gazâ ve cihad ederek kâfirleri öldürdüm, dedi. Allah-u Teâlâ:
— Evet, dediğin doğru, fakat nihayet bunlar benim kullarım değiller mi idi? buyurdu. Dâvud (Aleyhisselâm) :
— O halde bu beyti kim inşa edecek? diye sordu. Allah-u Teâlâ:
— Oğlun Süleyman yapacak, buyurdu.


Dâvud (Aleyhisselâm) Hakk’ın rahmetine kavuşup yerine oğlu Süleyman (Aleyhisselâm) halife olunca, Allah-u Teâlâ ona Mûsâ (Aleyhisselâm)’nın çadırının bulunduğu sahranın üzerinde Beyt-i Makdis’i inşa etmesini emretti. Bunun üzerine Süleyman (Aleyhisselâm) insanları ve cinleri bir yere toplayıp aralarında iş bölümü yaptı. Cinlere, şeytanlara mermer ve beyaz yumuşak taş getirmelerini emretti. Onlar işlerine başladılar. Beyt-i Makdîs'in haremini bu beyaz taş ve mermerlerle çevirdiler. Bu defa da doğrudan Beyt-i Makdis’in inşasını emretti; cinleri ve şeytanları üçe ayırdı. Bir kısmı deniz ve madenlerden cevher, altın ve gümüş gibi taşlar getirdi. Bir kısmı misk ve anber getirdi. Sonra mimarlar ve mühendisler toplanarak mescidi sarı ve yeşilden yumuşak taşlarla inşa etti; örtüsünü inci ve cevherler, duvarlarını da yâkut ve incilerle süslediler. Döşemesini de Firuzah-Pîrûze denen kıymetli taşlarla döşediler. Bu taşlar Nisabur dağında bulunur. Mescid öyle oldu ki geceleri parlardı. Yeryüzünde ondan parlak bina yoktu.

İbn Abbâs’ın (R.A.) rivayetinde Allah-u Teâlâ cinnilere bir melek görevlendirdi. Elinde ateşten bir kamçı, Süleyman (Aleyhisselâm)’a isyan etmek isteyen cinnileri hemen kamçılayıp yakardı.

Süleyman (Aleyhisselâm) Allah-u Teâlâ’dan üç dilekde bulunmuştur. Bunlardan biri, kendisinden sonra kimseye lâyık olmayan bir mülk, diğeri hikmet, üçüncüsü de Beyt-i Makdis’de iki rek’at namaz kılan kimseyi Allah-u Teâlâ'nın afvetmesi dileği idi.
Allah-u Teâlâ Süleyman (Aleyhisselâm)'ın her üç dileğini yerine getirdi. Beyt-i Makdîs bir bayram günü tamamlandı.