Gönderen Konu: Takkesiz namaz kılmak mekruhtur  (Okunma sayısı 36280 defa)

0 Üye ve 8 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı hocaoğlu

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 114
Takkesiz namaz kılmak mekruhtur
« : 25 Ekim 2007, 00:00:15 »

Sual: Namaz kılarken takke giymek sünnet midir? Basi açik kılmak mekruh mudur?

CEVAP

Evet,takke giymek sünnet,başi açık kılmak mekruhtur.Mekruh olan namaz,sahih ise de, sevabi olmaz.Bir erkek,namazda başi örtmeye önem vermedigi için açik kılarsa, mekruh olur. Namaza önem vermedigi için açarsa,imanini kaybeder.Kendini Allahü teâlâya karsi,küçük göstermek için,basi açik kılmak zarar vermez ise de,yine örtmek efdaldir.Harareti teskin ve rahatlik için açmak da mekruhtur. (Redd-ül-muhtar, Halebi)

Nimet-i Islam kitabinda, namazin mekruhlarinin 15.’sinin dipnotunda (Basi açik namaz kilmak mekruhtur) buyuruluyor. 57.’sinde de mekruh oldugu bildiriliyor.

Safii’de de,sarikla veya takke ile kilmak sünnettir.(Fetava i kübra)

Peygamber efendimiz başi açik kilmazdi.Sarik takkeden daha faziletlidir.Herhangi bir başlikla namaz kilmak,başı açık kılmaktan daha faziletlidir.Bir hadis-i serif meali:

(Sarikla kilinan iki rekat namaz,sariksiz kilinan 70 rekattan daha sevabdir.) [Ebu Nuaym]

Fikih kitaplarinda deniyor ki:

Namaz kilarken,düşen başligi tek el ile alip basini örterek kilmak,o haliyle kilmaktan daha iyidir.(Gurer ve Dürer)

Namaz kilarken,imkân varsa,en iyi,en yeni,en temiz elbiseyi giymeli.Bir âyet-i kerime meali:

(Her namaz kilarken,süslü [temiz,sevilen] elbiselerinizi giyin.) [Araf 31]

Bir hadis-i serif meali de söyledir:

(Namaz kilarken en iyi elbisenizi giyinin.Allahü teâlâ, kendisi için ziynetlenmeye,süslenmeye en layik olandir.) [Beyheki]


« Son Düzenleme: 23 Aralık 2015, 11:34:38 Gönderen: Mücteba »
Mal cimrilerde, Silah korkaklarda, Yönetim akılsızlarda olursa iş bozulur...Hz Ebu Bekir (r.a.)

Çevrimdışı eginli

  • yazar
  • ****
  • İleti: 709
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #1 : 25 Ekim 2007, 01:50:58 »
cok güzel bir konuya deginmissiniz,Allah (c.c.) razi olsun..

"Namaz kilarken,düşen başligi tek el ile alip basini örterek kilmak,o haliyle kilmaktan daha iyidir.(Gurer ve Dürer)" ben bunu okumustum , basimdan takke dustugunde  basima tek etimle koymaya calistigimi hoca efendi görmüs , namazdan sonra birdaha öyle yapmamami tembih etti namazimin bozulabilecegini söyledi...

aslinda bir cok seyi biliyoruz ancak malesef tembelik veya usengeclikden dolayi ihmal ediyoruz... gaflet denilen sey bu olsa gerek ... Allah (c.c.) gafletten kurtulmamizi nasip etsin...
Allah(c.c)selami üzerimize olsun.

Bu dünyanin cefasindan sefasina sira gelmez,
gafil olma  ilme calis gecen günler geri gelmez.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #2 : 25 Ekim 2007, 10:08:31 »
Takkesiz namaz kılmanın "harama yakın mekruh" olduğunu söylerdi bir hocam hep..

Bu nedenle erkeklerin buna çok dikkat etmeleri gerek.Eskiler buna çok dikkat ediyor.Camilerde eskiden görürdük dedelerimiz filan ceplerinden bir poşet çıkarırlardı.Çocukken merak ederdik tabi caminin içinde poşetten ne çıkarıyor bu dede diye?sonradan öğrendik ki takkesini sürekli yanında taşıdığı için kirlenmesin diye poşete koyarlarmış.Tabi bu beyaz takkeler için geçerli.Renk beyaz olunca malum çabuk kirleniyor.Bazıları bunun için "ya sürekli yanımızda taşıyınca kirleniyor" filan diyorlar.Bu nedenle koyu renk olanlar tercih edilebilir.Temizlik önemli de sünneti yerine getirmek daha önemli !

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #3 : 12 Kasım 2010, 21:17:47 »
Teşekkürler.
*~*~* TUĞRA *~*~*

selcuklu

  • Ziyaretçi
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #4 : 13 Kasım 2010, 01:11:33 »
benim dedemde basi acik kilmazdi sapkasini ters ceviriverirdi

Çevrimdışı ecanöz

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #5 : 20 Mart 2011, 20:06:52 »
yaw ne ettiniz NE HARAMA YAKIN MEKRUH ;
Sarık ve takke mübah şeylerdendir. Herkes sarık sarma veya takke giyme hususunda serbesttir. Zira İslam dini, müslümanlara sarık sarma veya takke takma mecburiyeti getirmemiştir. Yeter ki küfre Şi`ar olarak kabul edilen şey başa konulmasın (Papazlara has olan külah gibi).
Ancak namaz için başa sarık sarmak herkes için sünnettir. Allah`ın Resulü (sav) şöyle buyurmaktadır: "Sarıkla kılınan iki rekat namaz, sarıksız olarak kılınan yetmiş rek`attan daha hayırlıdır.  Bunun için namazda sarığı ihmal etmemek daha uygundur. Sarığın kaç metre olması hakkında bir şey varid olmamıştır. O örfe bağlı bir şeydir. Takkenin, sarığın yerini tutup tutmadığı hakkında ihtilaf vardır. İbn Hacer`e göre, sarığın yerini tutmaz. Buğyetü`l-Müsterşidin isimli kitapta kayd edildiğine göre onun yerini tutar.

Takke takmak o dönemde başı aşırı sıcaktan ve soğuktan korumak amacıyla da takılmıştır
Peygamberimiz başına takke ve sarık koymayı ihmal etmemiştir. Ancak baş açık olduğu zamanlar da olmuştur. Mesela ihramda iken başına takke ve sarık koymamıştır

SORULARLA İSLAMİYET

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #6 : 20 Mart 2011, 22:04:15 »

Namaz kilarken,düşen başligi tek el ile alip basini örterek kilmak,o haliyle kilmaktan daha iyidir.(Gurer ve Dürer)


Fetvası herşeyi açıklıyor.

yaw ne ettiniz NE HARAMA YAKIN MEKRUH ;
Sarık ve takke mübah şeylerdendir. Herkes sarık sarma veya takke giyme hususunda serbesttir. Zira İslam dini, müslümanlara sarık sarma veya takke takma mecburiyeti getirmemiştir. Yeter ki küfre Şi`ar olarak kabul edilen şey başa konulmasın (Papazlara has olan külah gibi).
Ancak namaz için başa sarık sarmak herkes için sünnettir. Allah`ın Resulü (sav) şöyle buyurmaktadır: "Sarıkla kılınan iki rekat namaz, sarıksız olarak kılınan yetmiş rek`attan daha hayırlıdır.  Bunun için namazda sarığı ihmal etmemek daha uygundur. Sarığın kaç metre olması hakkında bir şey varid olmamıştır. O örfe bağlı bir şeydir. Takkenin, sarığın yerini tutup tutmadığı hakkında ihtilaf vardır. İbn Hacer`e göre, sarığın yerini tutmaz. Buğyetü`l-Müsterşidin isimli kitapta kayd edildiğine göre onun yerini tutar.

Takke takmak o dönemde başı aşırı sıcaktan ve soğuktan korumak amacıyla da takılmıştır
Peygamberimiz başına takke ve sarık koymayı ihmal etmemiştir. Ancak baş açık olduğu zamanlar da olmuştur. Mesela ihramda iken başına takke ve sarık koymamıştır

SORULARLA İSLAMİYET

Kaynakları nedir acaba ?

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #7 : 21 Mart 2011, 09:33:00 »
takkesiz,sarıksız namaz,kılarken bir şeyler eksik hiissediyorum........

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #8 : 21 Mart 2011, 13:48:25 »
ecanöz kardeş,
Evvela sünnet nedir, farz nedir, mübah neye denir onları bilmemiz lazım ki ondan sonra fetva vermeye kendimizi ehil görelim.
« Son Düzenleme: 21 Mart 2011, 14:33:12 Gönderen: Fatihan »

Çevrimdışı 33.yıldız

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 343
Erkeklerin Namazda Başlarını Örtmeleri
« Yanıtla #9 : 17 Nisan 2011, 07:53:01 »
Özbekistan'ın başşehri Taşkent'te öğle namazı kılmak için Ubeydullah Ahrar Camii'ne gitmiştim. Ezan'a birkaç dakika vardı. Dikkat ettim, camiye gelen herkes istisnâsız iki rekat tahiyyetülmescid namazı kılıyordu. Arka tarafta bir yere oturdum, cemaate baktım. Kılık kıyafetleri düzgündü, yine istisnasız herkesin başında takke vardı. Başı açık bir tek Müslüman görmedim. Ezan okundu, sünnet kılındı, kamet getirildi, arkadaki hücresinden imam efendi mihraba doğru yürümeye başladı. Açık renk çok güzel bir cüppesi vardı, hele sarığı muhteşemdi, bizdeki gibi fes üzerine tülbent şeklinde değildi, külah üzerine sarılmıştı. Sakalı koyu sarıydı, yüzünden önemli bir kişi olduğu anlaşılıyordu. Yürüyüşünde bir asalet vardı...

Bizde maalesef son yıllarda Müslüman erkeklerin baş açık namaz kılmaları bid'ati ve laubaliliği iyice yaygın hale geldi.

İslâm âdâb-ı muaşeretinde (görgüsünde) erkeklerin mutlaka başlarının kapalı olması gerekir. Sarık, fes, külah, takke, poşu, kavuk, agel kefiye...

Müslüman şapka giymez.

Osmanlılar zamanında Müslüman bir erkeğin, bir gencin, hattâ bir çocuğun başı açık dolaşması çok ayıptı.

Bundan yıllar önce, senaryosu İkinci Meşrutiyet devriyle ilgili yerli bir film seyretmiştim. Bir sahnesi şöyleydi: Baş rolde oynayan genç, bir evin kapısını çalıyor. İçeriye giriyor, başından fesini çıkartıyor, fes portmantoya asılıyor... Bu kadar cahillik olmaz!.. Böyle bir şey Osmanlı terbiye ve âdâbına uymaz.

Reformcu ilahiyatçılar, erkeklerin namazda başlarını örtmelerinin dinî bir mecburiyet olmadığını söyleyip yazıyorlar. Tabiî ki, yanılıyorlar. Namaz kılan bir erkeğin başını örtmesi namazının sıhhat şartlarından değildir. Değildir ama başı örtmek namazın sünnetlerinden ve edeplerindendir. Bu husus bütün fıkıh ve mufassal (geniş ayrıntılı) ilmihal kitaplarımızda yazılıdır.

Bendeniz bir camiye gittiğimde, küçük bir cemaat gördüğümde, imam olan zatın başı örtülü ise ona uyuyorum, değil ise uymuyorum.

Google'ın görsel kısmında "Eid prayer in China" resimlerini arayınız. Çinli Müslüman kardeşlerimizin hep başları takkeli olarak ibadet ettiklerini göreceksiniz.

Bizdeki bozuk düzen sistem maalesef Müslümanlara da tesir etti. Cuma namazındaki cemaate bakınız: Bilhassa yaz aylarında üzücü bir kılık kıyafet perişanlığı görülüyor. Üzeri yazılı ve resimli tişörtler, çirkin kot pantolonlar, göğsü bağrı açık gençler...

1940'lı, 50'li yıllarda hatip efendiler Cuma namazında köpek oturuşlu cemaati uyarırlardı.

Bazen cemaat içinde bir hutbe esnasında cep telefonunu çıkartıyor ve mesajları okuyor. Ne büyük saygısızlık!

Ben şahit olmadım, bir dostum anlattı, Sultanahmet Camii'nde hutbe esnasında cemaatten birinin cep telefonu çalmış, çıkartmış kulağına koymuş, müşteriyi bekletin ben namazı kılar kılmaz gelirim demiş. Rezalet!

Ya hutbe okunurken gülüşerek konuşanlar...

Bir Müslüman sadece tezellül niyetiyle başı açık olarak namaz kılabilir. Başı açık olmak zillettir. Nefsini horlamak, aşağılamak için başını açabilir.

Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) başı açık olarak namaz kılmamıştır. Şöyle buyurmuşlardır: "İmame (sarık) ile kılınan namaz, sarıksız kılınan namazdan yetmiş misli faziletlidir." (Ebu Nuaym)

Müslümanların değerli, güvenilir, muteber, sahih, mübarek ilmihal kitaplarından biri olan Nimet-i İslâm'da "Başı açık olarak namaz kılmak (erkekler için) mekruhtur" yazılmaktadır. (Namazın mekruhları bölümünde)

Müslüman erkeklerin namazı başları örtülü olarak kılmalarında küfre, dalalete, nifaka muhalefet vardır ki, sadece bu husus bile başı örtmeye gerekçe olarak yeter.

Her şeye para veriyoruz, cep telefonunu neredeyse kutsal hale getirdik ama namaz takkesine gelince önem vermiyoruz, ihmal ediyoruz.

Namaz kılan her Müslüman erkeğin cebinde güzel ve sanatlı bir takke bulunmalıdır.

Bazen bir camide güzel ve sanatlı bir takkesi olan bir kişiyi görüyorum, takkenin şeklinden onun meşrebini anlıyorum. Cerrahî... Uşşakî...

Reformculara aldanmayalım. Müslümanların sarıkları, takkeleri, külahları onların bir tür bayrağıdır, alamet-i fârikasıdır.

Sarık veya takke Müslümanı güzel gösterir, ona vakar ve heybet verir.

Melaike-i kiramın taylasan sarıklarla ibadet ettiklerine dair rivayetler vardır.

Yalın ayak, başı kabak, çok kısa kollu tişörtlü, kot pantolunlu, yaka paça bir tarafta Müslümanlar olmayalım. Bizi gören yabancılar "Aaa ne güzel insanlar...Kıyafetleri, tavır ve hareketleri ne kadar asaletli" desin!

Üsküdar tarafından Çiçekçi semtinde merhum hattat, müzehhib, ressam İsmail Hakkı Altınbezer'in kızının evine gitmiştim. Salonda bir eski zaman ihtiyarının büyük boy yağlı tablosu asılıydı. Üstü başı çok eskiydi, elbisesinde yamalar, yırtıklar, sökükler görünüyordu. Sakalı uzundu, başında sarık vardı. Yüzünden hüzünlü bir asalet akıyordu. Dünün fukarası (belki dilencisi) bile bugünün yaka paça bir tarafta baş açık Müslümanlarından daha vakarlı idi.

Mehmet Şevket Eygi
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #10 : 04 Eylül 2011, 16:39:11 »
Bir Cuma Namazında

Yaz mevsimindeyiz. Havalar sıcak. Büyük ve tarihî bir camiye gidiyorum. Cemaate bakıyorum. Yüzde doksanı takkesiz. Yüzde ellisi kısa kollu tişört giymiş. Birinin tişörtünün üzerinde İngilizce yazılar var. Cemaatin bir kısmı çok kötü ve zevksiz giyimli.

Yakınımdaki biri, hutbe okunurken durmadan cep telefonuna bakıyor. Herhalde telefonkolik. Başka biri mesajları okuyor, mesaj atıyor.

Arkada iki genç bütün hutbe boyunca vır vır zır zır konuştular. Çenesi düşükler. Bunlara kim edeb erkan öğretecek? Ben değil, dövebilirler...

Birkaç kişi köpek oturuşuyla oturmuş.

Minberdeki hocaya bakıyorum. Diyanet'in açık renk, yakası ve kol kenarları sırmalı yeni moda cüppeleri ne kadar zevksiz ve uyduruk.

Eyvah eyvah eyvah!.. Bu hafta da minberden para yardımı yapılması istendi. Ya Rabbi!.. Resûlullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) makamı nelere alet ediliyor.

Caminin hoparlörleri ayarsız ve bozuk. Mihrapta üç dört mikrofon var. Ses kolonları rasgele yerleştirilmiş, akustik bozulmuş, ses kirliliği var. Şu meretlerin sesini biraz kıssalar olmaz mı?

Okunan hutbe içimi açmadı.

Din, iman, Şeriat elden gitmiş, biz teferruatla uğraşıyoruz.

Üç dindar edebiyat profesörü gelip bilirkişi sıfatıyla bu hutbeyi dinleseler acaba 10 üzerinden ne not verirlerdi? Bence üç veya dört...

Farz namaz başladı. Önümdeki Müslüman secde esnasında ayağının parmaklarının alt tarafından bir kısmını (kıvırarak) yere değdirmedi. Secdesi olmadı. Secde olmayınca namaz da olmaz.

Ahir zuhur namazını hasırların üzerinde kılmak için dışarıya çıktım. Keşke çıkmasaymışım. Ana kapının önüne kırık dökük bir masa koymuşlar, yüksek sesle yardım yardım yardım diye avaz avaz bağırıyorlar hiç durmadan dinlenmeden. Zaten huzurum yok, namazı nasıl kıldım bilmiyorum.

Maalesef, nâdir istisnalar dışında namazlarda ve camilerde huzur, huşu, hudu, sekinet, vakar, doğru dürüst kılık kıyafet, imame kalmadı.

Bazı camilerin imamlarının ve müezzinlerinin sesleri ve kıraatleri güzel ama onları da şeytanî hoparlörler mahv ediyor.

Büyük camilerimizden birine turistler için İngilizce, Fransızca, Almanca uyarılar yazmışlar. İmla ve gramer hataları vardı, çok üzüldüm, öfkelendim. Yahu bir bilene sorun bari.

Camilerdeki uyduruk pilli saatler tam bir fâcia. Nice camide mihrabın iki yanına aynı saatten koymuşlar. Çinden gelme, yerinde onbeş liraya satılan şeyler. İnsan böyle ucuz, değersiz, işporta işi, rezil, iğrenç, pis pilli saatleri mukaddes caminin en görülecek yerine asmaktan hayâ eder. Medenî Müslümanlar böyle saatleri helâlarına bile asmaz!..

Neymiş, hayırmış. Olmaz olsun böyle hayır!

Tarihî camilerimizin çoğundaki kıymetli hüsn-i hat levhaları yok oldu, yok edildi. Bazısının çivileri duruyor. Bunları kimler çaldı, yok etti. Elleri kırılsın!

1950'li yıllarda Kısıklı camii şerifinde Osman efendi adında bir hatip vardı. O tarihte hoparlör yoktu, kısık sesle hutbe irad ederdi, dinleyen herkes ağlardı.

Şeyh Muzaffer Ozak da çok güzel ve tesirli hutbe okurdu. Ne kadar uzatsa bıkkınlık vermezdi.

Başka değerli hatipler, hocalar da vardı.

Cumalarda bazı camilerde ezan okunuyor, vaiz efendi beş on dakika konuşmaya devam ediyor. Böyle uzatmalı camilere gitmiyorum. Memur var, kış aylarında üniversite ve lise öğrencileri var, işçiler var, abdestini tutamayan yaşlılar var, bir an önce dükkanına dönmesi gereken esnaf var. Namazı geciktirmek, hutbeyi çok uzatmak, vakit kaybettirmek zulümdür. Peygamberimiz (Salat ve selam olsun ona) namazı uzatan bir imama kızmıştır.

Cami hizmetlerimizin, namaz kılışımızın, cemaatimizin ıslaha ihtiyacı var.



Mehmet Şevket EYGİ - 3 Eylül 2011 Cumartesi

mazhar

  • Ziyaretçi
Başı Açık Namaz Kılınır'mı?
« Yanıtla #11 : 17 Şubat 2013, 12:53:24 »

S.a hocam. takke takmanın faydaları nelerder? wc ye girerken dahi giymekte sakınca var mıdır? peygamber efendimiz neden takke giymemizi tavsiye etmiştir? takke takarken alın kısmında saçların gözükmesinde bir mahsur var mıdır? cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim. selam ve dua ile



*******
 
Ve aleyküm selam.

Sorularınızı madde madde değerlendirip cevaplamaya çalışalım.

 
1- takke takmanın faydaları nelerder?
 
Takke takmanın faydası, başı aşırı sıcaktan ve soğuktan korur. Nitekim bu maksatla giyilen şapkaya bile fetvalarında cevaz vermiştir âlimlerimiz. [Bkz. Fitâvâ-yı Ali Efendi]  

Ayrıca Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) başına takke giymeyi ve sarık sarmayı ihmal etmemiştir. Bu sünnete uyma niyetiyle yapıldığı takdirde ayrıca sevap kazanmaya vesiledir. Lakin baş açık olduğu zamanlar da olmuştur. Mesela ihramda iken başına takke ve sarık koymamıştır.

***
 
2- wc ye girerken dahi giymekte sakınca var mıdır?
 
Tuvalete girerken başta takke bulundurmanın sakıncası bir yana, bu iş ayrıca âdaptandır, sünnettir.

Bir hadis-i şerifte “def’-i hacet zamanında örtününüz” diye buyurulmuştur. [Neylü’l-Evtar, 1, 74]

Fıkıh kitaplarında de, “tuvalet esnasında başı örtmenin bir edep olduğu” belirtilmektedir. [Bkz. ez-Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 1, 203]

Nitekim Sıddîk-ı Ekber Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir:
 
“Allah Teala’dan gereği gibi haya etmelisiniz. Bilesiniz ki; ben helaya çıktığımda, Allah’a karşı duyduğum hayadan ötürü başımı örterim.” [el-Muttaki, Alaeddin Ali, Kenzu’l-Ummal, Hadis no: 8518]
 
***
 
3- peygamber efendimiz neden takke giymemizi tavsiye etmiştir?
 
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde buyurmuşlardır ki: "Müşriklerle aramızdaki fark, kalensüvenin üzerine sardığımız sarıktır." [Tirmiz, Libâs, 42]
 
Bununla birlikte gelen rivayetlerden anlıyoruz ki, Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) kalensüvenin (başlık, takke) üzerine sarığı sarıp kullandığı gibi, sarıksız kalensüveyi ve kalensüvesiz sarığı da kullanmıştır. [eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, Beyrut, yyy., II, 108]
 
Bu rivâyete göre, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) sarık sarmaya önem vermiştir. Hele ki namazda… Takkeyi de şumûlüne (kapsamına) alan kalensüveyi hem sarıklı hem de sarıksız olarak kullandığı olmuştur.

Anlayabildiğimiz kadarıyla tavsiyelerinin sebebi; yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, aşırı sıcaktan-soğuktan korumak ve müşriklere benzememek  hikmetine mebnidir. Tabii ki başka sebep ve himetleri de olabilir.

***
 
4- takke takarken alın kısmında saçların gözükmesinde bir mahsur var mıdır?
 
Mahsur değil ama “mahzur” vardır, zira âdâba uygun değildir. Erkeğin alnı açık olur, bizim örf ve âdetlerimizde…
 
***
 
Bu mevzuya taalluk eden diğer bazı meseleler hakkında da detaylı bilgi için, mollacami sitesi sorular-cevaplar kısmında bir okuyucuya verdiğimiz aşağıdaki cevabı da okumanızı tavsiye ederim.

Takke-sarık
 
Baş açık namaz kılmak mekruh mu baş açık gezmek mekruh mu arabistan sıcak olduğu için örtüyor olamaz mı efendimiz sünnet olan sarığı takke üzerine sarmak mı takkesiz sarık sarıksız takke olmaz mı olursa biat mı?
 
Baş, erkeğe nisbetle avret sayılmadığı için başı açık olarak kılınan namaz mekruh olmakla birlikte geçerlidir. Kerahetten kutulmak için yapılması gereken, takke ile kılmaktır. Sarıkla kılmak ise, daha faziletli bir sünnettir. Nitekim Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), "Sarıkla kılınan iki rek’at namaz, sarıksız olarak kılınan yetmiş rek’attan daha hayırlıdır" [Tâcu’l-Usûl, 1, 169] buyurmuştur.
 
Ayrıca sarılan sarığın bir ucunu sırtının/iki küreğinin ortasına gelecek şekilde ve bir arşın uzunlukta sarkıtmak (taylesan) da sarıkla ilgili bir sünnettir. [Bkz. Mehmed Emre, Fetvalar, 1, 620]
 
***
 
Baş açık gezme meselesine gelince…
 
“Mecelle Şerhi”ndeki, “Dilsizin ve körün şahitliği kabul edilemez” maddesinde şöyle zikredilmiştir: “Şahsiyeti zedeleyen işler yapan kişinin şâhitliği, imamların görüş birliğiyle kabul edilmez. Velev ki bu işler haram olmasın!”
 
Meselâ toplantılara uygun olmayan kıyafetle katılmanın, insanların yanında ayak uzatmanın ve baş açmanın âdete muhâlif ve edepsizlik sayıldığı yerlerde baş açık bulunmak… Yollarda insanların gözü önünde yemek yemek ve idrar yapmak… Kendisini küçümsetecek derecede aşırı şakacılık… Bayağı insanlarla birliktelik… İnsanları küçümsemek ve sokaklarda bağırmak gibi fiiller dînen haram değilse de, şer’î mahkemelerde bunları yapanların şâhitliği kabul edilmezdi! [Bkz. Rûhu’l-Furkan Tefsiri, 13, 333-334]

Demek ki dışarıda baş açık ya da kapalı gezmenin hükmü, içinde bulunduğumuz-yaşadığımız toplumun âdetiyle alakalı bir durum. Mutlak manada olmadığı gibi, coğrafi şartlara da bağlı değil. Ona göre değerlendirmek gerekiyor. Günümüz şartları, âdet ve uygulamaları ise malum; pek çok farklılıkları içinde barındırmaktadır.

***
 
Velhasıl; erkeklerde başı örtülü bulundurmak kadınlar gibi farz değildir. Bu itibarla erkek, bulunduğu muhitin örfüne-âdetine, alışkanlığına göre hareket eder. Şayet toplum genelde başı açık geziyorsa, kişinin sıhhî bakımdan bir sıkıntısı da yoksa o da başı açık gezebilir.

Ancak toplum, başı açık gezmeyi bir şımarıklık, saygısızlık ve serkeşlik mânâsında anlıyorsa, öyle gezmeyip başına, küfür işareti sayılmayan birşey örterek dolaşmasında maslahat vardır. Böylesi daha uygun ve faydalı olur.
 
Hanımların durumu ise erkekler gibi değildir. Dinimizce kadınların başları avret sayılır, yâni vücutlarının örtülmesi farz olan kısımındandır. Bu bakımdan imanı sağlam, itaatlı bir hanımefendi, dışarıda, çarşı-pazarda başı açık gezemez… Hem Allah’tan korkar, hem meleklerden-ruhanilerden utanır, hem de yabancı erkeklerden-gözlerden kendini sakınır.

Ancak evi içinde yabancı erkeğin bulunmadığı anda başı açık bulunmalarına müsaade vardır. Zira dört duvar arasında kendisini gören nâmahrem erkek yoktur. Varsa onun yanında da örtülü bulunması farz olur.
 
Nikâh düşecek erkekler yabancı erkeklerden sayılır. Yanında baş açılmaz. Bununla beraber, evindeki melekleri-ruhanileri kaçırmak istemeyen hanımefendiler, evlerinde de başı örtülü bulunmaya gayret etmeli, açık başla bulunmaya alışmamalıdır. Zaten mesele alışmaktan ibarettir. Başını örtülü bulundurmaya alışan bir hanımefendi, daha sonra açık bulundurmaktan rahatsız olur; şeytanların seveceği giyimden uzak kalır, meleklerin beğeneceği tesettürde huzur bulur.

Demek ki, fetvada evde başını açık bulundurabilse de, takvâda evinde dahi tesettürlü bulunması tavsiyeye şayandır; melekleri-ruhanileri de memnun etmiş olur. [Bkz. Fetâvây-ı Hindiyye ve sair fıkhî eserler]
 
***
 
Namazda başı açık bulundurma ile alakalı olarak, Ömer Nasuhi Bilmen merhum, meşhur eseri Büyük İslam İlmihali”nin Namazın Mekruhları bahsinde şu açıklamalara yer vermiştir:
 
“Namazda tenbellikten ve gevşeklikten dolayı başı açık bulundurmak mekruhtur.

Tenbellikten maksad, baş örtmeyi bir ağırlık saymaktır.

Gevşeklikten maksad da, namazda baş örtmeyi önemsememektir.

Halbuki bu bir sünnettir. Böyle olmayıp da özürden dolayı olursa, başın açık bulunmasında bir kerahet yoktur.

Sadece sıcaktan veya hafiflemekten dolayı başı açık bırakmak ise, mekruh görülmüştür, bu bir özür sayılmaz.

Bir de namazda tevazu ve huşû maksadı ile başı açık bırakmakta bir kerahet yoktur, denilmiştir. Bununla beraber deniliyor ki, tevazu ve huşû, bir kalb işidir. O halde kalb ile tevazu ve huşûda bulunup başı örtmek daha iyidir. Yine denebilir ki, tevazu ve huşû maksadı ile başı açık bırakmak, kalbdeki tevazu ve teslimiyetin bir dış görüntüsüdür. Bunun için iyidir. Şu kadar var ki, namaza başlarken sadece tevazu ve huşû maksadı ile başları açık bırakacak kimseler pek az bulunur.

Şunu da ilâve edelim; biz namazlarımızı Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kıldığı gibi kılmakla emrolunmuşuz. Çünkü o bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur: "Beni namaz kılarken nasıl görüyorsanız siz de öyle namaz kılın."

Efendimiz (s.a.v.) ise, namazlarını mübarek başları örtülü olarak kılmışlardır. Bu bir âdet işi değildir. Doğrusu, namazda Sevgili Peygamberimizin uyguladığı sünnete uymak ve başkalarına benzemekten sakınmak meselesidir.

İhramda başların açık bulundurulması başka bir hikmete bağlıdır. O, mahşer hayatının bir örneğidir. Namaz buna kıyas edilmez. İbadetlerde kıyas geçerli olmaz. Artık gerçek bir özür bulunmadıkça, başı güzel bir şekilde secdeye engel olmayan bir giysi ile örtmenin daha faziletli olduğu kesindir. Öyle ki, secde esnasında baştan düşen bir giysiyi amel-i kalîl (tek el) ile başa yerleştirmek faziletli görülmüştür. Fakat iki elle yani amel-i kesîr (çok hareket) ile yapılmaz.

Bu mevzuda kerahet ve fazilet erkeklere göredir.


Kadınlara göre ise, başlarının namazda örtülü olması her halde şarttır. Başlarının açık bulunması, namazlarını bozar. Bu husus, temel fıkıh kitablarımızın bir çoğunda, özellikle "Bahr-i Raik" ile "Reddü'l-Muhtar"da ayrıntılı bir şekilde kaydedilmiştir.”

halisece.com
 
 

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Takkesiz namaz kilmak mekruhdur.
« Yanıtla #12 : 29 Nisan 2015, 15:59:50 »
Namazda Başı Taçlı Olmak

AMELÎ Sünnetlerin en kolayı erkeklerin namaz kılarken başlarına İslamî bir serpuş geçirmeleridir. Serpuş: Takke, imame, arakiye vs... (Kefere ve kıssis şapkası cinsinden bir şey olmaz!)
 
Allahın bizlere en güzel örnek ve model olarak gönderdiği ve Kur'anda kendisine uyulmasını, itaat edilmesini kesinlikle emrettiği Resul-i Kibriya Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) hac veya umre için ihramlı olduğu zamanlar dışında bütün ömrü boyunca bir kere bile başı açık olarak namaz kılmamıştır.
 


Başı kapalı olmak namazın sünnet ve edeplerindendir.
 
Zamanımızda namaz kılanlar azınlığa düşmüştür. Bu azınlığın büyük kısmı da başı açık olarak namaz kılmaktadır.
 
Hattâ bazen bir camiye gittiğimde, yeni bir cemaat görüyorum, imamının bile başı açık... Maalesef (bu teessüf benim için midir, başı açık imam için midir?) böyle bir imamın arkasında cemaat olmuyorum.
 
Hiçbir Müslümanı hor ve hakir görmem, hiçbir Müslümana düşmanlık etmem ama başı açık namaz kılanları, imamlık yapanları da uyarmak benim bir kardeşlik borcumdur.
 
Bu kadar kolay, zahmetsiz ve külfetsiz bir sünnet ve edep olsun ve Müslüman bunu terk etsin. Olacak şey değil!

Muhterem ve aziz okuyucularımdan çok rica ediyorum:
 
Lütfen güzel bir namaz takkesi edinsinler ve namaz kılarken bunu başlarına geçirsinler.
 
Cebimizde ağırlık ve fazlalık yapıyormuş... Şeytanî bir mazerettir bu. Cep telefonu namaz takkesinden daha mı kıymetlidir ki, ondan hiç vazgeçemiyoruz?
 
Lütfen lütfen lütfen... Öyle bir iki liraya satılan uyduruk Çin işi örme takkeler almayalım. Bangladeş'ten, başka ülkelerden gelen güzel takkeler var, onlardan alalım.
 
İmame, sarık, takke, fes, kalpak Müslümanı güzelleştirir, ona vakar ve heybet kazandırır.
 
Bir hadîs-i şerifte Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem Melaike-i kiramın imameli olarak namaz kıldığını bize haber vermiştir.
 
Dikkat edilecek husus: Câhillerin, mukallidlerin ulema, fukaha ve şeyh sarığı sarmaları ayıptır, had-nâ-şinaslıktır.
 
Seyyid ve Şeriflere ait sarıkları da herkes saramaz.
 
Her Müslüman sarık kullanmalıdır ama ilmine, seviyesine, icazetine göre...
 
Tarikat takkeleri şeyh efendinin ve halifesinin izniyle ve duasıyla başa geçirilebilir. Bunun için ya derviş yahut muhibb olmak gerekir.
 
Bir Müslüman gerçekten ihlaslı ve saygılı ise münferiden namaz kılarken bile temiz ve güzel elbiseler giymeli, varsa bir cübbe ve maşlaha bürünmeli, başına da değerli bir takke geçirmelidir.
 
Bazen camilerde eşofmanlı kimseler görüyorum. Çok utanıp üzülüyorum. Şehrin valisinin huzuruna bile eşofmanla çıkılmaz...
 
Evet eskiden gecelik entari ve hırka ile camiye gelmeye cevaz verilmiş ama o zamanlar gecelik kıyafetle sokağa çıkılıyormuş, mahalle kahvesine gidiliyormuş...

İmam-ı Âzam Ebû Hanife efendimiz hazretleri kumaş taciriymiş, helalinden zengin olmuş, pahalı ve güzel elbiseler yaptırıp bunları namazda giyermiş. Tahdis-i nimet için...
 
Bayram namazını Kasımpaşa Piyale cami-i şerifinde kıldım. Koca mabet doluydu ama düzgün ve doğru dürüst kıyafetli on kişi bile yoktu. Önümdeki saflardan birinde, beyaz tişörtünün sırtında iri harflerle "ITALIA... Sport... Club... Gloria..." yazılıydı!
 
Gaziantepteki cenaze namazına baktım. Başı örtülü bir tek kimse yoktu. Merhum Erbakan sağ olsaydı ve o namaza katılsaydı takkesini başına geçirirdi.
 
Müslümanlar!.. Sünnetler bizim başımızın taçlarıdır... Namazda başını örtmek Müslümanın manevî ziyneti ve süsüdür...
 
Huzur-ı Hakka çıktığımızda, mânevî mi'racımızda sünnete ve edebe uyalım.
 
Bazen camilerde Cerrahî, Uşşakî ve diğer tarikat taçlarıyla taçlanmış musalliler görüyorum ve onları çok takdir edip kendilerine min gayri haddin dua ediyorum. Ne mutlu onlara...
 
Başı açık olarak namaz kılmak, sünnetlere ve âdâba riayet etmemek Selefîlerin, reformcuların, Fazlurrahmancıların, light ve ılımlı İslamcıların, diğer İslamcılık fırkası mensuplarının, İslamda kader mader yoktur diyen zındıkların, mezhepsizlerin, fıkıhsız ve Şeriatsiz bir İslam türetmek isteyenlerin, Kur'anı kendi re'y ve hevalarıyla yorumlayanların, Sünnet inkarcılarının, şefaati ve berzah alemindeki sorgu suali, kabir hallerini, teravih namazını, cumanın sünnetlerini inkar edenlerin ve diğer bid'at ehlinin sergilediği bid'atlerden biridir.
 
Bir de fıkıh ve ilmihallerini iyi bilmeyen iyi niyetli Müslümanlar var. Onlara Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali'ndeki veya Hacı Zihni Efendinin Nimetü'l-İslam'ındaki bilgilerin bir kısmını öğrenip ezberlemelerini ve hayata geçirmelerini nâçizane tavsiye ederim. (Reformcuların, Afganîcilerin, naylon müctehidlerin, Kemalist ilahiyatçıların, Ehl-i Kitab da Cennetliktir diyenlerin hazırladıkları ilmihalleri alıp okumayınız!)
 
İnternetten China Muslims Eid al-fitr kelimeleriyle görsellerden arayınız. Namaz kılan Türkistanlı ve Çinli kardeşlerimiz içinde bir tek başı açık kimse göremeyeceksiniz, hepsinin başlarında zarif, estetik, güzel takkeler vardır.
 
Cenab-ı Hak azze ve celle hazretleri cümlemizi Kur'ana, Sünnete, Şeriat-ı Garra-i Ahmediyyeye, İslam âdabına, şeair-i islamiyeye uyan, Cadde-i Kübra'da yürüyen, ihtilaflı meselelerde Sevad-ı Âzam dairesi içinde bulunan, Ulema-i Cumhurun yolunda yürüyen, ilmihalini kendisini kurtaracak kadar bilen ve inşAllah ve biiznillah Resulün şefaatine nail olan firasetli ve edebli kullarından eylesin.
 
Not: Tezellül niyeti ile olursa başı açık namaz kılmaya ruhsat verilmiştir. Lakin bu hal istisnaîdir. Tezellül ne demektir, bunun manasını bile bilmeyen, kalbinde tezellül niyeti olmayan kimselerin başı açık namaz kılmaları bid'attir, sünnet ve edebe mugayirdir.
 
ÇOK ÖNEMLİ BİR HUSUS: Namazda, evde, mümkün olan her yerde başını örtmenin; insan haklarına, millî kimlik ve kültürümüze, din ve vicdan hürriyetine aykırı olan şapka iksası inkılabına muhalefet olacağı hususuna da dikkat buyurulmalıdır. Bu muhalefet bir nev'i nehy-i münkerdir.
 
Müslümanlıkta, Osmanlı terbiyesinde erkeklerin başlarının kapalı olması terbiye, nezaket, kibarlık, görgü kuralıdır.
 
Genç nesillere bunları öğretmek ilgili, sorumlu, imkanlı Müslümanlar için bir vazifedir.
 
Diyanet İşleri Fetva Meclisi, camilere konulan kilise ve sinagog sıraları ve sandalyeleri aleyhindeki fetvası gibi, namazda başın örtülmesinin sünnet ve edeb olduğu, bu sünnetin ve edebin terkinin mekruh olduğu konusunda uyarıcı, aydınlatıcı bir fetva isdar buyursa ne iyi olur...
 
Kültürlü, şuurlu, medenî Müslümanların gerek erkekler, gerekse kadınlar için islamî kıyafet konusunda harekete geçmelerini bekliyoruz.
 
Erkekler için: Çok zarif islamî serpuşlar, kalpaklar... Yakasız gömlekler... İstanbuline benzeyen ceketler, pardösüler...
 
Kadınlar için: Şer'î tesettür kıyafetleri... Cilbablar... Çarşaflar... Tek parçadan ibaret el dokuması ihramlar... Tek renkli başörtüleri...

 
Bir Müslüman erkeğin bugün olduğu gibi yüzde yüz Avrupaî kıyafete bürünmesi doğrusu çok ayıptır.
 
Şık bir "kostüm", pahalı bir "Frenk gömleği", yular gibi bir "kravat", içinde "atlet ve külot", kışın "palto ve pardösü", boynunda "fular veya kaşkol", ayağında "iskarpin"... Bari boynuna şöyle bir levha assın: "Şu halime bakmayın ben Müslümanım yahu!.."
 
Başları kapalı Müslüman hanımlara ve kızlara selam ve hürmetlerimi arzdan sonra şu uyarıyı yapmak zorundayım:
 
Bugünkü tesettür kıyafetlerinin çoğu şer'î tesettür değil, şeytanî tesettürdür.

 
Keşke, başta Diyanet olmak üzere bellibaşlı islamî cemaatler, tarikatlar, sivil kuruluşlar şer'î tesettür konusunda bir seferberlik başlatsalar da bugünkü düttürü leyla, gülünç, erkeklerin dikkatlerini açık kadınlardan daha fazla çeken rüküş şeytanî tesettürden uzak durulsa...


Mehmet Şevket EYGİ - 31 Ağustos 2012 Cuma








https://www.google.com.tr/search?q=China+Muslims+Eid+al-fitr&es_sm=93&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ei=TdZAVa7bKomyUZaCgZgJ&ved=0CAcQ_AUoAQ&biw=1600&bih=799

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
“Başı açık (takkesiz) namaz kılmak mekruhtur”
« Yanıtla #13 : 29 Nisan 2015, 16:43:17 »
…

57. Mekruh: Tezellül ve tadara kasdiyle değil de, tekasülen (67), başı açıkolarak namaz kılmak. (15. mekruhun hamişine bakınız)
(Kerahet varlığı veya yokluğu, erkeğe göredir. Hurrenin namazda başı açık bulunması, namazı müfsiddir).
Başında kalensivesi (68) düşen kimseye, efdâl olan onu başına almaktır. Meğerki tekvîre (dolamaya) ve amel-i kesîre muhtaç ola…

***

(67. Hamiş) Yahut sıcaktan veya başını tahfif için. Tekâsülen olmayıp, istihfafen olursa, —neuzü billâhi teâl◠küfür olur.

(68. Hamiş) Kalensive, Hicaza mahsus baş kisvesidir. Meselenin hükmü bizim serpuşlara da şâmildir. Halebî merhum, başa giyilen şey demiştir.

***

15. Mekruh: Erkek kısmı, aksı-şaar etmek, yâni, saçlarını bir bağ veya tutkal ile toplayıp, tepeye yahut enseye almak (22).

15. Mekruh’un Hamişi:
(22) Bunda, eş'ar vardır ki, saçları irsal etmekle beraber, örmekte bir mâni yoktur. Mezkûr kerahet dahi, onu namazdan önce yayıp, namaza o halde durmaktadır. Onu gerek amden namaz için yapmış olsun, gerek olmasın. Amma eğer, onunamaz içinde yaparsa, —bil-icm◠çok amelle olmakla, namaz fâsid olur. Aleyhis-selâm Efendimiz Hazretleri, bir kimseyi saçları makus (örülü) olarak namaz kılar görüp (Bırak saçlarını) buyurmuş oldukları gibi, “Ben namazda saç çözmemek ve elbise soymamakla emr olundum”, dahi buyurmuşlardır. Erkeğe saç salıvermenin ve başı açık namaz kılmanın cevazına —bil-işare— delâlet etmekte olan bu gibi mesail, ashaptan berâ bin malik radiyellâhü teâlâ anhu hazretleri hakkındaki medihai seniyeye nazarandır. Bizce, baş açık namaz kılmak mekrûhtur.

{ Namazın Mekruhları, Nimet-i İslâm (Mufassal İslâm İlmihali), Mehmet Zihni Efendi }

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
“Başı açık (takkesiz) namaz kılmak mekruhtur”
« Yanıtla #14 : 29 Nisan 2015, 16:43:47 »
47. Mekruh: Namazda tembellikten ve gevşeklikten dolayı başı açık bulundurmak mekruhtur. Tembellikten maksad, baş örtmeyi bir ağırlık saymaktır. Gevşeklikten maksad da, namazda baş örtmeyi önemsememektir. Hâlbuki bu bir sünnettir. Böyle olmayıp da özürden dolayı olursa, başın açık bulunmasında bir kerahet yoktur. Sadece sıcaktan veya hafiflemekten dolayı başı açık bırakmak ise, mekruh görülmüştür, bu bir özür sayılmaz.

Bir de “Namazda tevazu ve huşu maksadı ile başı açık bırakmakda bir kerahet yoktur”, denilmiştir. Bununla beraber deniliyor ki, “tevazu ve huşu bir kalb işidir.” O halde kalb ile tevazu ve huşuda bulunup başı örtmek daha iyidir. Yine denebilir ki, tevazu ve huşu maksadı ile başı açık bırakmak, kalbdeki tevazu ve teslimiyetin bir dış görüntüsüdür. Bunun için iyidir. Şu kadar var ki, namaza başlarken sadece tevazu ve huşu maksadı ile başları açık bırakacak kimseler pek az bulunur.

Şunu da ilâve edelim ki, biz namazlarımızı Peygamber Efendimizin kıldığı gibi kılmakla emrolunmuşuz. Çünkü bir hadis-i şerifde Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Beni namaz kılarken nasıl görüyorsanız sizde öyle namaz kılın." Peygamber Efendimiz ise, nâmazlarını mübarek başları örtülü olarak kılmışlardır. Bu bir âdet işi değildir. Doğrusu namazda peygamberimizin uyguladığı sünnet işine uymak ve başkalarına benzemekten sakınmak meselesidir. İhramda başların açık bulundurulması başka bir hikmete bağlıdır. O, mahşer hayatının bir örneğidir. Namaz buna kıyas edilemez. İbadetlerde kıyas geçerli olmaz. Artık gerçek bir özür bulunmadıkça, başı güzel bir şekilde secdeye engel olmayan bir giysi ile örtmenin daha faziletli olduğu kesindir: Böyle ki, secde esnasında baştan düşen bir giysiyi (tekel ile) başa yerleştirmek faziletli görülmüştür. Fakat iki elle (çok hareket ile) yapılmaz.

Bu konuda kerahet ve fazilet erkeklere göredir. Kadınlara göre ise, başlarının namazda örtülü olması her halde şarttır. Başlarının açık bulunması, namazlarını bozar. Bu konu, din kitablarımızın birçoğunda, özellikle Bahr-i Raik ile Reddü'l-Muhtar adlı eserlerde ayrıntılı olarak yazılmıştır.


{ Namazın Mekruhları, Büyük İslâm İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen }