Gönderen Konu: Talebenin hocasına hürmetkar olması  (Okunma sayısı 7193 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1938
    • http://www.sadakat.net
Talebenin hocasına hürmetkar olması
« : 03 Ocak 2009, 22:31:14 »

Talebe hocasına, her zaman ve her halde hürmet etmeli ve her meşru emrine itaat göstermelidir. İlim sahibi olmanın mühim şartlarlarından birisi budur. Hocasını gücendiren talebe, okuduğu ve öğrendiği ilmin bereketinden mahrum olur. Talebe, hocası gelince ayağa kalkmalı, ona hizmet etmekten zevk almalı, onu gücendirmekten çok sakınmalıdır.

Asrı saadetten beri islam ümmeti, ilim adamlarına, bilhassa talebeler hocalarına hürmet etmişler ve hürmet etmeyi dinimizin bir şiarı, kabul etmişlerdir. Hz. Allah (C.C)

: ومن يعظم حرمات الله فهو خير له عند ربه   

 “Her kim Hz. Allah (C.C)‘ın hürmetlerine (hürmet edilmesini istediği şeylere)  tazim ederse, bu (tazimi) Rabbisinin  yanında  kendisi için bir  hayırdır, sevaptır”. , buyurmaktadır.

Diğer bir ayet-i kerimede de şöyle buyuruyor:
   ومن يعظم شعائر الله فإنها من تقوى القلوب 

“Kim Allah (C.C) ‘ın şeairine, (dini adetlere,dini işaretlere, dini merasimlere) tazim ederse (hürmet ederse)  şüphe  yok ki o tazim kalblerin  takvasındandır. İlme, ilim taleb etmekte olanlara, alimlere tazim ve itibar etmek de dinimizin adetlerinden olduğuna göre, alime hürmet ve onlara kıyam  müslümanın  hayrına olan ve takva sahibi insanların  yapabileceği bir iştir.

Peygamberimiz (S.A.V) Efendimiz de:

قوموا إلى خيركم أو إلى سيدكم 

“Hayırlınıza veya büyüklerinize kıyam ediniz (kalkınız)”, buyurmuşlardır.

Ülema, fukaha  ve  muhaddisîn-i  kiram, bu  hadisi-şerif  ile   büyüklere   kıyam  etmenin  caiz, hatta   güzel  olacağına  ihticacda   bulunmuşlardır. Hatta  hadîsi şerif’te (لخيركم)  denmeyip de (إلى خيركم) denmesinde   kıyam   ile  beraber   tazim   edilmesine   işaret   edilmiştir.  Zira   bu   makamda (إلى) kelimesi  lamdan daha fazla tazim ifade etmektedir.
Sanki  Peygamberimiz (A.S), büyükleriniz  için  ayağa kalkınız  ve  onları  karşılamak  ve ikram etmek için yürüyünüz, harekete geçiniz manasını murad etmişlerdir.   Ebu Hüreyre (R.A)’den rivayet edilen bir Hadisi şerif de:

كان النبي صلى الله عليه و سلم يتحدثنا فإذا قام قمنا حتى نراه قد دخل بعض بيوت أزواجه

“Peygamberimiz (A.S) bize konuşurdu. Ayağa kalktığı zaman bizde kalkar ve bazı zevcelerinin evine (zevcelerinden birinin evine) dahil  olduğunu  görünceye kadar kıyamda  kalırdık.”,  buyurulmuştur.

Taberanî de  Ebu Ümameden merfu olarak Peygamber efendimizden şu hadis-i şerifi rivayet etmişlerdir. Peygamberimiz (A.S): من علم آية من كتاب الله فهو مولاه  “Kim bir kula Allah (C.C)’ın kitabından bir ayet öğretirse o, o kimsenin efendisidir.”, buyurmuşlardır.  Hz  Ali (k.v) Efendimiz de: أنا عبد من علمني حرفاً إن شاء أعتق وإن شاء إسترق.“Ben, bana bir harf öğretenin kölesiyim, dilerse azad eder, dilerse hizmetinde alıkoyar”  buyuruyor.

İmam-ı Azam Efendimiz hazretlerine ilmini nasıl elde ettiği sorulduğunda şöyle  cevap  vermişlerdir:
“İlmimi dört  şeye  dikkat etmekle  öğrendim. Köpeğin sahibine  gösterdiği tezellül  derecesinde  tevazuu (alime)  göstermekle, kedi gibi mütevazi olmakla, merkep gibi sabırlı olmak, karga gibi sabahlamakla  elde ettim. Ve yine çok şükretmekle, bir bilgi ve hikmete vakıf olduğum zaman Allah (C.C)’a  hamd  ettim, böylece  ilmim ziyadeleşti. İnsanlara teşekkür etmeyen  Allah (C.C) ‘a da etmez. İlim, nimetlerin  en faziletlisidir. Bu nimete ancak hocaya, tazim ve tevkir etmekle, onun rızasını teleb edip, gadaplandırmaktan  sakınmakla, ona hizmet etmekten şeref duymakla, hocanın  emrine hazır olmakla, nasihatınıda; sebeblerini  bilmeyen  hastanın  şefkatli  ve hazık doktorunu dinlediği gibi  dinlemesi  ile nail ve  mazhar  olunur.”
Yine İmam-ı Azam Efendimiz (R.A): “Hocam Hammad’ın evinin bulunduğu tarafa ayağımı uzatmadım. Halbuki evlerimiz arasında yedi sokak vardı. Ayrıca vefatından sonra anam ve babamla birlikte hocam için her namazda dua ettim.”, buyuruyor.   Hz. Üstazımız da (K.S): İmamı Azam (R.h) efendimizin doktora muayene için gittiğinde, ayağını istenilen tarafa niçin uzatmadığını soran doktora; o tarafta hocamın evi var diye cevap verdiğini ifade buyurmuşlardır. 
Talebenin hocasının çocuklarına ve sevdiklerine dahi hürmet  ederek, hocasının kalbî rızasını ve duasını almaya çalışması tavsiye edilmiştir. Hidaye sahibi, Burhaneddin el-Mergînânî, Buhara’nın en meşhur alimlerinden birisinin ders okuturken zaman zaman ayağa kalktığını, sebebi sorulduğu zaman da, sokakta oyun oynamakta olan hocasının çocuğunun dershanenin penceresi önüne zaman zaman geldiğini, hocasına hürmeten çocuğu pencerenin önüne geldiğinde ayağa kalktığını söylediğini nakletmişlerdir.
Alimlerimizin çoğu hocayı  hak sahibi olmakta babaya müsavi kılarlarken bazı alimlerimizde hocanın hakkı daha büyüktür demişlerdir. Zül-Karneyn  Hazretlerine neden hocana babandan daha fazla hürmet ediyorsun dediklerinde: “Babam beni gökten yere indirmiştir. Hocamsa beni yerden göğe doğru yükseltmektedir.”, diye cevap vermiştir.  Tabiki kişinin anne ve babası  kendisinin fani dünyaya gelmesine sebeb olmuş, hocası ise ebedi hayata gelmesine vesile olmuştur. Çocuğunun alim olmasını isteyen anne-baba dahi, çocuğunun hocasına hürmet etmelidir. 
Şu kadarı var ki dinimizde her şeyde bir ölçü olduğu gibi, müsafire ve büyüklere kıyam dahil  her türlü ikram da elbette ifrat derecede olmamalı, bu ikram ve hürmet de islami ölçülere uygun bir şekilde olmalıdır. Büyükler küçüklerden  hürmet  veya saygı  beklememeli   hele  hele  kendilerini  hiçbir zaman  tazim ve ikrama layık ve müstehak görmemeli, küçükler de  hiçbir zaman büyüklerine  hususiyle  hocalarına  hürmette  kusur  etmemelidirler.
Netice olarak  talebe  hocasına, çok hürmetkâr olmalı, gıyabında bile ondan ismi ile değil, hürmet ifade eden bir kelime  ile bahsetmelidir. Hatta hocasının yakınlarına da saygılı olmalıdır.

İktibas

İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Ynt: Talebenin hocasına hürmetkar olması
« Yanıtla #1 : 20 Şubat 2009, 22:52:53 »
Hicri 918 (M. 1512) senesinde bir gün, Şeyh Şemseddin Dimyati hazretleri ile birlikte bir yerden geçerken şeyh, kızı tarafından yedilen kör bir adam gördü. Hemen hayvanından indi ve adamın elini öptü. Uzun bir süre beraberce yürüdüler. Sonra Şeyh Dimyati hazretleri dönüp geldiğinde kendisine, adamın kim olduğunu sordum. Şu açıklamayı yaptı:

**O, çocukluğumda önünde bir miktar Kuran okuduğum bir kişidir. Kendisini gördüğümde, yanından binitli olarak geçemiyorum.

***Sözünü ettiğim Şeyh Dimyati (k.s.); inancı, ameli, ilmi, salah ve takvasıyla meşhur, hükümdarların bile kendisine saygı gösterdikleri bir zattı. Biz akranları arasında onun gibi birisini görmedik...
(Tenbihül-Muğterrin)

Çevrimdışı lalegül

  • yazar
  • ****
  • İleti: 513
    • Sidre.net
Ynt: Talebenin hocasına hürmetkar olması
« Yanıtla #2 : 04 Aralık 2009, 01:01:03 »
Netice olarak  talebe  hocasına, çok hürmetkâr olmalı, gıyabında bile ondan ismi ile değil, hürmet ifade eden bir kelime  ile bahsetmelidir.

Hocalarımız bizim için çok değerlidir.
Şu rahmete bakın ki,
insanlar bütün azalarıyla günah işlerken,
sadece diliyle yaptığı tövbeyle affolunuyor.

Aziz Mahmud Hüdai (k.s)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Talebenin hocasına hürmetkar olması
« Yanıtla #3 : 06 Kasım 2015, 23:59:04 »
(قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ وَمَلَائِكَتَهُ وَأَهْلَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرَضِينَ حَتَّى النَّمْلَةَ فِي جُحْرِهَا وَحَتَّى الْحُوتَ لَيُصَلُّونَ عَلَى مُعَلِّمِ النَّاسِ الْخَيْرَ. (ت

“Muhakkak ki insanlara hayrı öğretenlere Allâhü Teâlâ rahmet, melekleri istiğfâr, yer-gök ehli, hatta yuvasındaki karıncalar, denizdeki balıklar duâ ederler.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Hocaya Hürmet

İlim öğrenen kimse, ilme, âlimlere ve hocasına tazim ve hürmet etmelidir. Yoksa ilim öğrenemez ve öğrendiği ilimden de istifade edemez. Hocanın evladına ve yakınlarına hürmet de hocaya hürmettir.

Buhârâ’nın büyük âlimlerinden biri, ders meclisinde otururken zaman zaman ayağa kalkıyordu. Bunun sebebi sorulunca “Hocamın oğlu dışarıda çocuklarla oyun oynuyor. Bazan da mescidin kapısına geliyor. Onu görünce hocama hürmeten ayağa kalkıyorum.” demiştir.

Merv şehrinde âlimlerin reîsi olan Kâdı İmâm Fahrüddîn’e, zamanın sultanı son derece hürmet ve tazimde bulunurdu. Kâdî İmâm Fahrüddîn “Bu hürmeti ve elde ettiğim bu makamı hocama hizmetim sayesinde elde ettim. Ben hocam Ebû Zeyd ed-Debûsî’ye hizmet eder, onun yemeklerini hazırlardım. Fakat ona saygımdan onun yemeğinden yemezdim.” derdi. (İmâm Burhânüddîn ez-Zernûcî, Ta’lîmü’l-Müteallim)


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Talebenin hocasına hürmetkar olması
« Yanıtla #4 : 19 Eylül 2016, 12:47:53 »