Gönderen Konu: Osmanlılarda Kağıt Para: Kaime  (Okunma sayısı 5281 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı tarihman

  • Moderatör
  • yazar
  • *****
  • İleti: 758
Osmanlılarda Kağıt Para: Kaime
« : 18 Ekim 2006, 14:40:52 »

Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk olarak kaime, matbaada, basılmış kağıt evrakı nakdiye olarak 1258 (1843) yılında piyasaya çıkarılmıştır. Bu ilk basılmış kaimelerin ihracındaki amaç, tedavülde bulunan el yazması fakat mühürlü 50, 100, 250 ve 1000 kuruşluk kaimeleri değiştirmekti.

Zira bu el yazması kaimelerin sahteleri bollaşmaya başlamıştı. İlk basılı kaimeler de taklit edildi. Vilayetlerde sahtelerin ayrılması zor olduğundan bunların ihracından üç ay sonra yalnız İstanbul’da geçerli olacağı ilan edildi. Bu şekilde basılmış kaimelerin %8 gibi o zaman için yüksek denebilecek bir faiz getirmesi halkın bunlara rağbetini sağlamıştı. Bu nedenle hemen 100.000 liralık daha basıldı.

Bir taraftan halkın bunları tahvil gibi saklaması, diğer taraftan halkın bunların hazine ve gümrüklerce ödeme aracı olarak kullanılmasına izin verilmiş olması üzerine, tedavül ettirilmekten çok elde tutulan bu kaimelerin tedavülünü sağlamak için hükümet faiz haddini 1260 (1845) yılında %6’ya indirdi. Böylece yeni kaimeler basılarak eskileriyle değiştirildi. 1267 (1852) yılında 10 ve 20 kuruşluk kaimeler basıldı ve faizlerinin çok küçük tutarlar olduğu gerekçesiyle bunlara faiz verilmedi.

Bir yıl sonra yeniden bu defa daha büyük küpürlü kaimeler ihraç edildi. Fakat kaimeler artınca yine sahteleri türemeye başladı. Hatta Amerika’da basılmış 120.000 liralık sahte kaimeler bir süre tedavüle girdiğinden, kaimelerin altın para karşılıkları birden düşmeye başlamıştı. Bu durum karşısında hükümet, tedavüldeki kaimeleri azaltmak için bir buçuk lira tutarında bir İane-i Umumiye uygulayarak bu yolla toplanan para ile 1268 (1853) yılında 400.000 liralık kaimeyi halkın huzurunda yaktırdı.

Kırım savaşı başlangıcında tedavülde sadece 170.000 liralık faizli ve faizsiz kaime kalmıştı. Bu savaşın sürüp gitmesi sonucu hükümetin para ihtiyacı artmış ve Ordu Kaimesi adı altında 10 ve 20 kuruşluk faizsiz kaimeler tekrar basılarak tedavüle sürülmüştür. Fakat bu ihracın sonucu olarak bütün kaimelerin değeri %30 dolayında düşüş kaydetmiştir.

Bunun üzerine hükümet İstanbul’da altmış kadar sarraf dükkanı açtırarak 100 kuruşluk kaime karşılığında 90 kuruşluk gümüş ya da altın para; doksan kuruşluk gümüş ya da altın para karşılığında da 10 veya 20 kuruşluk olmak üzere 100 kuruş değerinde kaime verdirmek yoluna gitmiştir. Bu yolla kaime piyasasında şiddetli değer kaybı önlenmişse de, kaimelerin madeni paralarla başabaş olması sağlamamıştır.

Savaşın sonunda Ordu Kaimeleri Vergi tahsilinde kabul edilerek tedavülden kaldırılmıştır.

1274 (1857) yılında faizli kaimelerin Esham-ı Cedide ile, faizsiz olanların nakit ve esham ile değiştirilmesi kararlaştırılıp ilan edildi. Bunu yapmak için de 1275 (1858) yılında Londra’daki Palmers bankasından ihraç değeri %76 üzerinden 5 milyon İngiliz liralık (nakit getirisi; 3.800.000 İngiliz liralık) istikraz yapıldı ve bu para piyasadan toplanacak kaimeler için karşılık gösterildi.

Sonuç olarak 3,5 milyon liralık kaime yakıldı, fakat tedavülde 800.000 liralık kaime kalmıştı. Bunları da ortadan kaldırabilmek için İstanbul’daki bütün binaların takdir olunan bir yıllık kirası esas alınarak mesken sahiplerinden %5, akar sahiplerinden %10, tüccar mağazalarından %10 oranında bir vergi alındı ve bunun geliri kaimelerin kaldırılmasına ayrıldı. Böylece 150.000 liralık kaime daha imha edildi.

Geri kalanın imhası için aynı vergiyi vilayetlerde de uygulama kararı alınmıştı. Fakat o sırada Şam olayı çıkmış ve elde edilen vergi geliri bu olayın yol açtığı isyanı bastırmak için harcandığından kaimelerin geri kalanın imhasına gidilememiştir.

1277 (1860) yılında hükümet şiddetli gelir ihtiyacı karşısında kalınca tek çare olarak yeniden kaime ihracı’na başvurulmuştur. Gümrüklerden ve Cidde ve Yemen eyaletlerinden başka her yerde tedavül etmek üzere 2,5 milyon liralık faizsiz kaime çıkarılmıştır. Bu gelirin yarım milyon lirası kambiyo kurlarını muhafaza için sağlanacak altınların karşılığı olacak, geri kalan iki milyon liralısı da tedavüldeki kaimelerin iptaline ve dalgalı borçların ödenmesine ayrılacaktı. Fakat Abdülaziz’in önderliğini yaptığı israf ve aşırı tüketim ekonomisi sonucu, eski kaimeleri değiştirmek şöyle dursun, ıslahat-ı mülkiyebahanesiyle 1277-1282 (1860-65) yılları arasında bir milyon liralık daha kaime ihraç edildi. Sonuç olarak, 1282 (1865) yılında 650.000 liralığı eskiden kalanlar olmak üzere 3.150.000 liralık kaime tedavülde bulunuyordu. Ve bir altın 160 kaimeye, yirmilik gümüş mecidiye de 32 kaime kuruşa çıkmıştı.

Bu beş yıllık dönemin daha başında, yani 1278 (1861) yılı Cemazülhayrının üçüncü perşembe günü, kaime ile bir altın 350 kuruşa çıktığından bütün çarşılar kapanıp iflaslar başgöstermişti. Galata’daki Havyar Hanı’nda sarrafların mağazaları zabıta kuvveti ile açtırıldı.

Aynı şey diğer dükkanlar için de yapıldı. Öte yandan, sarraf dükkanları açtırılarak buralarda 160 Kuruş kaime karşılığında bir altın verdirtildi; bir şahsa bu suretle üç altın alarak karşılığında kaime verme hakkı tanındı. Fakat piyasada bir altın karşılığında kaime olarak 200-220 Kuruş verildiğinden, bu resmî sarraflara pek başvuran olmadı ve sonuçta bu operasyon da başarı ile sonuçlanmadı.

1280 (1863) yılında Sadrazam Fuat Paşa’nın öncülüğü ile Osmanlı Bankası kuruldu. Bu banka aracılığıyla yapılan dış borçlanmanın nominal değeri, 8.800.000 lira idi. Fakat %6 faizli olan bu istikrazın tahvilleri %68 üzerinden piyasaya çıkarıldığından, 6 milyon Lira dolayında gelir elde edilmişti. Bu para ile 100 kuruşluk kaime karşılığı 40 kuruşu nakit, 60 kuruşu için de %6 faizli ve %2 ana para ödemeli esham-ı cedide verilerek bütün kaimeler piyasadan toplandı ve imha edildi. Bu istikraz için hükümet tütün, tuz, damga resmi ve temettü vergisi gelirlerini karşılık göstermişti.

Kaimelerin imhası için bir komisyon kurulmuş ve bu operasyon 49 gün devam etmiştir. Komisyonda Osmanlı Bankası memurları da yeralmıştır.

1863 operasyonu ile kaimelerin tamamen ortadan kaldırılmasının sağlanmış olması ve bu tarihten itibaren faizli ve ana parası belli ve garantili esham-ı cedide’lerin kaimelerin yerini alması, Osmanlı İmparatorluğu’nun kağıt para ihracını 1293 (1877) yılına kadar gündemden kaldırmıştı. Bunda Osmanlı Bankası ile yapılan anlaşmada kaime çıkarma yasağının getirilmesinin ve yine bu dönemde alınan dış borçlarda aynı yasağın şart olarak sürülmesinin de büyük payı vardır.

1292 (1876) yılının 7 Ağustos’unda çıkarılan bir kararname ile kaime çıkarılması kararlaştırılmış ve bir yıl sonra öngörülen 15 milyon liralık kaimenin 10 milyon liralığı tedavüle çıkarılmıştır. Osmanlı Bankası ile yapılan bir anlaşma üzerine çıkarılan bu kaimelerin üstünde bu bankanın mühürü bulunmaktaydı ve bunların Hicaz, Yemen, Trablusgarp vilayetleri dışında her yerde tedavül etmesi kararlaştırılmıştı. Kaimeler, gümrük resimleri ve telgraf ücretleri dışında kalan her türlü devlet gelirlerinde nominal değer üzerinden kabul edilecekti.

Bu kaimeler karşılığında, Hazine-i Hassa ’dan devralınan Ereğli Krom Madenleri ve bazı akarların gelirleri Osmanlı Bankası’na bırakılmıştı. Banka, elde ettiği bu gelirlerle kaimeleri imha edecekti. Fakat kaimeler, bu arada çıkan Osmanlı-Rus savaşı dolayısıyla harcandı. Yenileri de ihraç edildiği için, piyasada tedavülde bulunan kaimelerin değeri 6 milyon liraya yükseldi. Bu arada sahteleri de piyasada görülmeğe başlandığından, savaşın sonunda bir altın liranın kaime olarak karşılığı 350 kuruşa yükselmişti.

Hatta bakır ve gümüş meteliklerin de prim yaptığı için tedavülden halk tarafından çekilmesinden dolayı hükümet piyasaya bir kuruşluk kağıt kaimeler çıkarmak zorunda kalmıştı. Kaimenin değerinin bu şekilde sürekli düşüşü, 1294 (1879) yılında hükümetin bir takı m yeni vergiler getirerek bunların hasılatının kaimelerin ortadan kaldırılmasına ayrılması kararını almasına sebep olmuştu. Yeni vergiler şunlardır:

1) Müskirat resminin %10’dan %15’e çıkarılması.

2) Bandrol yoluyla vergilendirilen beş tütün cinsine ve sigara rüsumlarına %50 zam.

3) Tütün mürüriye resminin okka başına 3 kuruştan 5 kuruşa çıkarılması.

Ayrıca altın ve gümüş para olarak tahsil edilen gümrük resminin, %25 oranında nominal değeri üzerinden kaime ile ödemesinin kabulü gibi bir tedbir daha alınmıştı ama, bunların hiçbiri fayda etmemişti. Sonunda 1 altın, 500 kaimeye çıktı. Dönemin Maliye Nazırı Kâni Paşa, kaime-yi ortadan kaldırmak için bir kararname yayınlamak zorunda kaldı. Kararname gereğince 1295 (1879) yılından itibaren devletin bütün vergi ve sair gelirleri madeni para ile tahsil edilecekti. Bu kararname çıkar çıkmaz altın liranın değeri 900 kuruş kaimeyi bile aşmıştı. Bunun üzerine hükümet, bu defa Galata sarraflarının biraraya gelerek Osmanlı Bankası’nın yönetimi altında kurdukları bir sendika ile istikraz anlaşması yaptı.

Alınacak borca karşılık bazı vilayetlerin damga resmi, ispirtolu içkiler ve balık rüsumu ile ipek öşrünü göstermiş ve aynı banker grubuna tütün ve tuz tekelinin yönetimini devretmişti. Bu istikrazın alınmasından bir yıl dört ay sonrasına kadar süren dönem içinde gümrükler hariç olmak üzere, devlet gelirlerinin tahsilinde 400 kaime, 100 Kuruş altın olarak hesap edilecekti. Devlet bütçesinden ödemelerde 1295 (1879) yılında 40 kuruş kaime bir altın lira hesabı ile ödenmişti. Gerçekte piyasada bir altına karşılık 1000 kuruş kaime ödendiği için bu operasyon kaimelerin toplanmasına büyük ölçüde yardım etmiş, fakat çok kimse bundan zarar etmişti. Bu sebeple Osmanlı maliye tarihinde kaimeler daima en haksız ve adaletsiz bir vergi olarak yer almaktadır.

Bu son kaimeler de 1879 yılında Beyazıt meydanında halkın huzurunda yakılarak tedavülden kaldırılmıştır.

Fakat hükümet bu operasyonun faturasını çok ağır ödemiş ve sonuç olarak, ödenemeyen dış ve iç borçlara çare olmak üzere, 1881’de Muharrem Kararnamesi ile en önemli devlet gelirleri Düyunu Umumiye denilen alacaklılar birliğine terkedilmiştir.
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: Osmanlılarda Kağıt Para: Kaime
« Yanıtla #1 : 11 Ağustos 2011, 21:38:04 »
Teşekkür ederiz.
*~*~* TUĞRA *~*~*