Gönderen Konu: Son Padişah nasıl vefat etti?  (Okunma sayısı 14271 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı turab

  • yazar
  • ****
  • İleti: 608
  • Kefâ bil-mevt vaizan
Son Padişah nasıl vefat etti?
« : 26 Haziran 2008, 08:23:02 »

Sultan Vahideddin’in neden İngiliz donanmasına ait “Malaya” isimli bir savaş gemisiyle yurtdışına gitmek durumunda kaldığını kavrayabilmek için, o devrin Millet Meclisi’ndeki hâkim havaya bakmak gerekiyor.
Buyurun, tarih 3 Mart 1924. Yer Türkiye Büyük Millet Meclisi...
Rize Milletvekili Ekrem Bey kürsüde: Hilafetin kaldırılmasının gerekliliği konusunda bağıra bağıra şunları söylüyor: "Efendiler, Millete hizmet etmiş, tarihimizde birçok sadrazamlar gösterebilirsiniz. Fakat padişah göstermek için müşkülât çekersiniz. Bunların tahta bağlı olmalarının sebebi yalnız menfaat, ihtiras; bundan ibarettir... Türk milletinin bu kadar geri kalmasına sebep padişahlardır... Bu padişahlar bidayet-i saltanatlarında hiçbir şey yapmamışlardır... Bu tarihi (yani Osmanlı tarihini) yukarıdan aşağı tetkik ederseniz, hep cinayet ve şahsi ihtiras görürsünüz...
"Sultan Fatih'ten mi bahsedeceksiniz? Benim gözümün önüne, onun, sırf bir arzusu için, en kıymetli sadrazamımız olan Mahmud Paşa’yı katlettirmesi geliyor… Devri baştan aşağı cinayettir… Mazisi cinayetlerle dolu ve Türk milletine hizmet etmemiş bulunan bu aile..." (İkinci Meclis Zabit Ceridesi, cilt 7, s. 31'den özet olarak)

5 Kasım 1922’de Ankara’da 101 pâre top atılarak saltanat kaldırılmış, o andan itibaren Sultan Vahideddin’in padişahlığı zaten sona ermiştir. Bu durumda yurtdışına kaçan “Sultan Vahideddin” değil, “Vatandaş Vahdettin”dir!
İlk durağı Malta oldu. Oradan Melik Hüseyin'in daveti üzerine Mekke'ye gitti. Hicâz ve Mısır’a uğradıktan sonra, İtalya’nın San Remo kentine yerleşti. Kiraladığı bir villada, yakın maiyetiyle yaşamaya başladı. O sırada İtalya Kralı Emanuel, Padişah’a bir yaveri aracılığıyla şu teklifi yaptı:
“ülkenin muhtelif yerlerinde saraylarımız var. Zatiâlilerinin ikameti için, nerede oturmak istiyorlarsa, orada derhal bir saray verilecektir. Ayrıca, yüksek müsaadeleriyle, Zat-ı Şahane’nin emrine her ay takdir buyuracakları miktarda bir meblağ tahsis edilmiştir.”

Sultan Vahideddin bu teklifleri münasip bir lisanla ve teşekkür ederek reddetti. Oysa yurtdışına çıkarken, emrinde hazineler olduğu halde, şahsi parasının ve hanedan armasının dışında tek kuruş almamış, (bu konuda muhalifleri iftira atmaya bile cesaret edemediler) okumak üzere hazine dairesinden aldığı kıymetli bir kitabı dahi makbuz mukabili iade ettikten sonra yurtdışına çıkmıştı. Millet malına bu kadar hassastı…
Bu hassasiyeti yüzünden kısa süre içinde parasız kalacak, hanedan armasının üstündeki kıymetli taşları söküp sattırarak bir süre daha yaşayacak, böyle bir zaruret içinde yaşarken bile İtalya Kralı’nın teklifine benzer tüm teklifleri geri çevirecekti.

Hâlâ “Müslümanların Halifesi” unvanını taşıdığına inandığı için, kimseden karşılıksız bir ikram kabul etmiyordu. Bir gün, para işlerine bakan Fahri Bey, bu tavrını eleştirdi:
“Bu kadar ikramı reddediyorsunuz. Herhalde mutfağınızda kuru soğan dahi kalmadığını bilmiyorsunuz” dedi.
Bunun üzerine Sultan Vahideddin ağlamaklı oldu: “Fahri Bey” dedi, “Maiyet-i saniyemde bulunmaya mecbur değilsiniz. Bu hayat size zor geliyorsa ayrılınız. Ben Müslümanların halifesi sıfatıyla bir gayr-i Müslim (Müslüman olmayan) hükümdarın ihsanını kabul edemem.”

16 Mayıs 1926 tarihinde San Remo’da vefat ettiğinde şehrin kasaplarına, bakkallarına ve sair mağazalarına önemli miktarda borçları vardı. Alacaklılar, Padişah’ın öldüğünü duyunca koşup alacaklarını istediler. Aksi gibi hiç kimsede borçları ödeyecek kadar para yoktu. O zaman da cenazesini haczettiler…
Bu, sözün tam mânâsıyla bir hicran ve hüsran sayfasıdır. Hatası, sevabıyla Osmanlı Devleti’ni yönetmiş bir “Halife-i Rû-yi Zemin”in cenazesi, gurbet ellerde ortada kalmıştı. çocukları hıçkırarak ağlaşırken, ona ücretsiz hizmet eden adamları, derin acılarını içlerine atarak, para bulmak için sağa-sola koşturuyorlardı. İsteseler elbette İtalya hükümetinden gereken parayı alabilirlerdi, ama gayr-i Müslimlerden sağlığında almadığı yardımı, ölümünden sonra alarak ruhuna ihanet edeceklerini düşünüyorlardı.
Başka çare kalmayınca, arka kapıdan cenazeyi kaçırdılar. Selahaddin Eyyûbî Türbesi’ne defnetmek üzere, vasiyeti gereği Şam’a götürdüler. (Daha sonra Suriye ve Mısır Müslümanlarından toplanan parayla Padişah’ın borçları kuruşuna kadar ödendi) Ama adı geçen türbede yer kalmadığından, Yavuz Sultân Selim Camii haziresine defnedildi.

Öldüğü güne kadar, gelip giden herkese Türkiye’den haberler soruyor, Cumhuriyet'in kurucuları hakkında ileri-geri konuşmaya yeltenenleri sert bir hükümdar bakışıyla susturup, “Onlar bizim paşalarımızdır, gıyaplarında konuşulmasını arzu etmeyiz” diyor, “Saltanat ve sarayın yıkılması önemli değildir, önemli olan milletin kurtulmuş olmasıdır” şeklinde konuşup şükrediyordu.
Bugünkü Cumhuriyet Türkiye’sine yakışan, Sultan Vahideddin’den (82. ölüm yıldönümüdür), Şair Nazım Hikmet’e kadar, gurbette kalan değerlerinin cenazelerini ülkeye getirmektir.

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit
 
« Son Düzenleme: 22 Şubat 2010, 20:16:49 Gönderen: Fatihan »
Allahım!Ahirete mani olan dünyadan,ölümün iyiliğine engel olan hayattan ve amelin hayrına mani olan emelden sana sığınırım

Çevrimdışı ankebut-57

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 908
Ynt: Son Padişah nasıl öldü?
« Yanıtla #1 : 26 Haziran 2008, 08:52:33 »


Sağolasınız teşekkürler.
Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Çevrimdışı Himmet

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 847
Ynt: Son Padişah nasıl öldü?
« Yanıtla #2 : 26 Haziran 2008, 17:48:21 »
Yürekler acısı bir durum.Teşekkür ederiz.
Zatının, Sıfatının,Esmasının, Efalinin hudutsuzluğunca Şükürler olsun Ya RABBİİM..

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7005
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
    • Evlilik Mektebi
Ynt: Son Padişah nasıl öldü?
« Yanıtla #3 : 26 Haziran 2008, 18:06:35 »
Son Padişah başlığı görünce bugün kitapçıda gördüğüm bir kitabıu hatırladım baya güzel bir kitap idi.

Timaş yayınlarından çıkmış.YURTSUZ İMPARATOR VAHDEDDİN adlı bir kitap.Almayı düşünüyorum tavsiye ederim.

BAzı başlıkları şöyle
Sultan Vahdeddin'in Milli Mücadeleye Bakışı...
Sultan Vahdeddin-Mustafa Kemal arasındaki derin ilişki…
Sultan Vahdeddin neden Osmanlı topraklarını terketti?
Mustafa Kemal'in saraydaki casusları kimlerdi?
Sultan Vahdeddin'in Saltanat ve Hilafet vazgeçmemesi...
Sultan Vahdeddin’in İstanbul’dan Ayrılış Nedenleri...
Sultan Vahdeddin’in Mekke’de Yayımladığı Beyanname...
Osmanlı Hanedanı'nın sürgünde yaşadıkları acı olaylar...
İtalya'nın faşist lideri Mussolini Vahdettin'e niçin para teklif etti?
İtalya ve Almanya, Atatürk'e kaç kez suikast girişiminde bulundu? B Planları neydi?
Vahdettin dünya liderlerine yazdığı mektuplarda ne tip ricalarda bulunuyordu?
 

Çevrimdışı Himmet

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 847
Ynt: Son Padişah nasıl öldü?
« Yanıtla #4 : 26 Haziran 2008, 18:12:49 »
Yazarınıda öğrenebilirmiyiz?

Bende en son "latife"yi okudum.Yazar övmek için yazmış ama başka bir gözle okuyunca ilgimi çekti.
Zatının, Sıfatının,Esmasının, Efalinin hudutsuzluğunca Şükürler olsun Ya RABBİİM..

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7005
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
    • Evlilik Mektebi
Ynt: Son Padişah nasıl öldü?
« Yanıtla #5 : 26 Haziran 2008, 18:18:56 »
Yazarınıda öğrenebilirmiyiz?


Prof. Dr Metin Hülagü

Çevrimdışı abdülhamid

  • okur
  • *
  • İleti: 97
Ynt: Son Padişah nasıl öldü?
« Yanıtla #6 : 26 Haziran 2008, 22:29:07 »
BU bölüm kitap tavsiye bölümü degil ama, ayni mevzuu ihtiva eden "Kadir Misiroglu" nun kitabi da (Osmanogullarinin Drami)  bu hüzünlü hatirayi bütün serencami ile ortaya koyar. Tarik Mümtaz Göztepe"nin "Vahideddin Gurbet Cehenneminde" isimli kitabi da insanin ruhundaki bütün hüzün eklemlerini gevseten bir kitaptir. TAvsiyeye ve hüzne sayandir...

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: Son Padişah nasıl vefat etti?
« Yanıtla #7 : 11 Ağustos 2011, 21:37:35 »
Teşekkür ederiz.
*~*~* TUĞRA *~*~*