Gönderen Konu: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]  (Okunma sayısı 6595 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« : 18 Ocak 2009, 17:25:48 »



 
Hafta:    64


Mevzu: Tevekkülün Fazileti


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

Sadakat Yönetim Kurulu

osmanli

  • Ziyaretçi
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #1 : 19 Ocak 2009, 01:00:58 »
75.Tevekkülün Fazileti
Bu bahisdeki âyetlerden biri söyledir:

«— Hic süphesiz, Allâh Tevekkül edenleri sever»

(Al-i imrân Süre-i Celilesi; 159).

Sahibi Allah (C.C), sevgisi ile sereflenmis, mensubu Allah (C.C)'in destegi ile müjdelenmis olon rütbe ne yüce bir rütbedir. Yetkili koruyucusu, destekleyicisi, seveni ve gözeticisi Allâh (C.C) olan kimse, hic süphesiz, büyük bir kurtulusa ermistir. Cünki sevilen azaba çarptirilmaz, sürülmez, kovulmaz.

Bu mevzûdaki hadislere gelince, Ibni Mes'ûd'un rivayet ettigine göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Bütün ümmetleri Hac mevsiminde bir arada gördüm. Bu arada kendi ümmetimin daglari-ovalari doldurdugunu gördüm, çok olmalari ve görünüsleri hosuma gitti, bana «Hosnûd oldun mu?» diye soruldu, «Evet» dedim. Bunlar ile birlikte yetmis bin kisi daha hesaplasmaksizin cennete girecek denildi.»

Sahabiler, «Onlar kimdir, yâ RasûAllah» diye sordular. Peygamber'imiz «Bosubosuna böbürlenmeyenler, falitliktan uzak duranlar, hirsizlik etmeyenler ve Rabb'lerine güvenenlerdir» diye cevap buyurdu.

Bu sirada Sahâbilerden ükkâse ayaga kalkarak: «Ya Rasûlallâh! Allah'a duâ et de beni onlardan etsin!» dedi. Peygamber'imiz : «Allâh'im, o'nu onlardan eyle!» diye duâ buyurdu. Arkasindan bir baska sahâbi, kalkarak: «Ya Rasûlallâh! Allah´a duâ et de beni de onlardan etsin» dedi. Peygamber'imiz de Allah'im onu da onlardan eyle diye duâ etti. Arkasindan bir baska Sahâbi kalkarak Ya Rasûlallâh!, Allah'a yalvar da beni de onlardan eylesin» dedi. Peygamber'imiz bu husûsda «Ükkase seni geçti» dedi.

(RasûlAllah (S.A.S.) söyle buyurdu:

«Eger siz Allah'a gercek manada tevekkül edebilsenîz, sabahleyin yuvasindan aç çiktigi halde aksam karni tok dönen kusa rizik verdigi gibi sizin de rizkinizi verirdi.»

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Kim sirf Allah'a güvenirse. Allah ona her türlü destegi yetistirir ve ummadigi yerden rizkini saglar. Kim sirf dünyaya yönelirse Aliâh onu dünyaya havale eder.»

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Insanlarin en zengini olmak isteyen kimse Allah'in Katindakine elinkinden daha çok güvensin.»

Rivayet edildigine göre. Peygamber'imiz geçim darligina düsünce ev halkina «Haydi namaza kalkin, Yüce Rabb'im bana böyle emretti» buyurur ve su âyeti okurdu.

«Ev halkma namazi emret ve kendin de ona sebatla devam et.»

( Tâhâ Sûre-i Celilesi: 132)

Peygamber'imiz (S.AS.) buyuruyor ki:

«— Asilsiz kuvvetlerden yardim dileyen ve kendine güvenen Allah'a tevekkül etmez» (etmis sayilmaz.)

Bildirildigine göre. Hz. Ibrahim (A.S.) mancinik ile cehenneme atildigi zaman, yanina Cebrail (A.S) gelerek: «Bîr sey istiyor musun» diye sorar. Hz. Ibrahim (A.S.) de atese atildigi zarian söyledigi: «Allâh bana yeter, O ne güzel vekildir» sözüne bagli kalarak Cebrail'e (A.S.) «Senden hiç bir dilegim yok» diye cevap verir. Nitekim ulu Allah (C.C) O'nun hakkinda «Sözüne bagli kalan Ibrahim» buyurdu. (Necm Sûre-i Celilesi; 37)

Ulu Allah. Hz. Davud'a (A.S.) söyle vahyetti. «Yâ Dâvûd! Yarattiklarima degil de bana güvenen kula, bütün yer ve gök hiyle ile karsisina dikilse bile, çikis yolu gösteririm.»

Said Ibni Cübeyr buyurur ki; «Bir gün elimi akrep soktu, annem (seni muskaciya götürüp tedavi ettirecegim) diye yemin etti, ben de muskaciya varinca
sokulmayan elimi uzattim.»

ibrahim Ibni Havvas «Ölümsüz diri olan Allah'a güven» mealindeki âyeti okuyarak «Bu âyeti gördükten sonra insanin Allâh´dan baskasina güvenmemesi gerekir» dedi.

Âlimlerden birine rüyasinda bir ses sunlari duyurur; «Ulu Allah'a güvenen geçimini saglamis olur.»

Âlimlerden biri der ki; «Payina ayrilan rizk, seni üzerine farz kilinan ibâdetten alakoymasin. O zaman Âhiretinî mahvedersin ve dünyada da payina yazilandan daha fazlasini elde edemezsin.»

Yahya Ibni Muaz buyurdu ki; «Insanin pesinden kosmaksizin rizkina kavusmasi, rizkin, insani aramakla emredildigini gösterir.»

Ibrahim Ibni Edhem buyurdu ki; «Kesislerden birine, yiyecegin, içecegin nereden geliyor» diye sordum. Bana su cevabi verdi. «Bunu ben bilmiyorum sen bana nereden yiyecek ve içecek gönderdigini Rabbime sor.»

Herem Ibni Hayyan. Üveys-ül Karanî'ye «Nerede oturmami» istersin» diye sorar, o da Sam'i tavsiye eder. Herem. «Oranin geçinme sartlari nasil» diye sorar. Hz. Üveys: «Yaziklar olsun su süpheci kalblere! Onlara nasihat fayda vermiyor» der.

Ariflerden biri der ki; «Vekil olarak sirf Allah'a dayandigim zaman her iyilige yol bulurum.»

Allâh (C.C)'dan dileriz ki, bize güzel edeb nasib eylesin. «Âmin, yâ Muin.»

Çevrimdışı lalegül

  • yazar
  • ****
  • İleti: 513
    • Sidre.net
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #2 : 19 Ocak 2009, 02:14:55 »
Büyüklerin Tevekkülle ilgili Sözleri :

Tevekkül , kalbin amelidir. Kalbe girdiği zaman kalbi ihya eder, tevekkül de imanı ihya eder. (Ahmet Bin Hanbel )

Tevekkül, Allah(cc) teslim olmak demektir. Tevekkül, kulun acziyetini, ızhar edip Rabbü’l-âlemin’e dayanması demektir.

“Tevekkül :Allah’a güvenmektir (Abdullah bin Abbas Hz.)

“Kim kul olarak Allah’a tevekkül ederse Allah ona dayanak olarak yeter. (Şakik Bin İbrahim (r.a))

Tevekkül: Rabbü’l-âlemin’in vaat etmiş olduğu hakikatlere kalbin tatmin olması ,itmi’nanıdır.” (Hasan-ı Basri (r.a))

Tevekkül : “Bütün işleri Rabbü’l-âlemin’in havline, gücüne, tedbirine güvenerek ona havale etmektir, işlerin hepsini ona vermektir.”( İbn-i Receb-i Hanbeli )

Tevekkül : “Kalbin samimiyetle Mevla’ya itamat ederek güzellikleri celbetme, zararlıları def etme dünyevi uhrevi her şeyi ona vermektir sebeblerden yüz çevirip esbabı da yaratanın Mevla olduğunu bilerek hakikata dalmaktır.”( İbn-i Haceri’l-Askalani )

Tevekkül : bir kulun gücünden kuvvetinden sıyrılıp Rabbü’l-âlemin’in gücüne kuvvetinde sükûn bulmasıdır. (Abdülkadir Geylani (k.s))

Ebu Saİd-el Harraz Hz.nin İfadesiyle; “Tevekkül : kalbin itminanıdır, azaların da kalbe tabi olup teslimiyetidir.

Ebu Turab En Nahşebi şöyle tarif ediyor; “Tevekkül : Bedeni ubudiyete atmak, kalbi Rabbü’l-âlemin’e katmak ve Rabbımızın her şeye kâfi olacağına itmi’nan olmaktır. Eğer o, Mevla verirse şükreder; o, Mevla vermezse sabreder demektir. “



Şu rahmete bakın ki,
insanlar bütün azalarıyla günah işlerken,
sadece diliyle yaptığı tövbeyle affolunuyor.

Aziz Mahmud Hüdai (k.s)

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #3 : 19 Ocak 2009, 09:34:11 »
emeğine sağlık...mevla kimseyi tevekkülden mahrum etmesin.

Çevrimdışı ikra03

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 48
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #4 : 19 Ocak 2009, 10:27:03 »
İslâm'da Tevekkül Anlayışı ve Çalışmanın Önemi
    Tevekkül, yapacağımız herhangi bir iş için bütün gücümüzle çalışıp elimizden geleni yaptıktan sonra, sonucu Allah'tan beklemektir.
    Bunu bir misal ile açıklayalım:
    Tarlasından iyi bir ürün almak isteyen bir çiftçi; önce tarlayı güzelce sürüp tohumu eker, gübresini atar, gerekirse sulamasını da yapar. Ekinin zararlılardan korunması için her türlü tedbiri de aldıktan sonra gerisini Allah'a bırakır, O'na güvenir. Çünkü çiftçi, elinden geleni yapmıştır. Artık ekinin büyümesi ve ürün vermesi için Allah'a güvenecek, sonucu O'ndan bekleyecektir. Gerçek tevekkül budur.
    Yoksa hiç çalışmadan bir işin oluvermesini istemek, kendinin yapması gereken şeyleri Allah'tan beklemek, tevekkül değildir. Müslümana yakışmayan yanlış bir düşüncedir.
    Devesini dışarda bağlamayıp salıveren ve Allah'a tevekkül ettim diyen bir kişiye Peygamberimiz (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Önce deveni bağla, sonra tevekkül et." (Keşfu'l-Hafa, c.I, s. 144) Peygamberimizin bu sözünden anlaşılıyor ki müslüman önce elinden geleni yapacak, sonra Allah'a tevekkül edecektir.
Namaz kılmak, oruç tutmak nasıl dinî bir görev ise, geçimini sağlamak için çalışıp kazanmak da ibadet değeri taşıyan bir görevdir.
    Yüce Allah:
    "Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın fazlından nasibinizi arayın." (Cuma Sûresi, 10) buyurmuştur.
    Sevgili Peygamberimiz de:
    Helâl kazanç aramanın farz olduğunu bildirmiştir. (Keşfu'l-Hafa, c.III, s. 144 )
    Hz. Ömer şöyle demiştir: "Hiç biriniz rızkını aramaktan vazgeçip Allah'ım bana rızık ver demesin, biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar ne de gümüş." (Şerhu Ayni'l-İlm, c.II, s.182)
    Görülüyor ki, çalışmak dinimizin emri, müslümanın görevidir. Bir işi başarmak için önce elimizden geleni yapacağız, bütün gücümüzle çalışacağız. Sonra bizi başarıya ulaştırmasını Allah'tan bekleyeceğiz, O'na güveneceğiz.
    Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de "Hakikaten insan için çalıştığından başkası yoktur" (Necm Suresi, 39)  buyurarak çalışmanın önemini bildirmiştir.
    Peygamberimiz (s.a.v) de: "Kişinin yediği en hayırlı yemek, elinin emeği ile kazandığı yemektir. Allah'ın Peygamberi Davut (a.s.)'da elinin emeği ile geçinirdi." (Riyazü's-Salihin, c.I, s. 569) buyurmuştur.
    Dinimiz, çalışmaya büyük önem vermiş, helâl kazanç sağlamak için çalışmayı ibadet olarak değerlendirmiştir.
    Çalışan insan hayırlı insandır. Çünkü, insan çalışmakla hem kendisine, hem ailesine, hem de milletine yararlı olur.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v): "İnsanların hayırlısı, insanlara yararlı olandır." (250 Hadis, s.121 ) buyurarak bu gerçeği açıklamıştır.
    Müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmalı, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için hazırlık yapmalıdır.
    Peygamberimiz, daima çalışmayı tavsiye etmiş "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır." (Keşfu'l-Hafa, c.II, s. 233) buyurarak müslümanların her gün daha ileri gitmesini istemiştir.
    Sevgili Peygamberimiz şu mübarek sözü ile bize dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermiştir. Buyuruyor ki:
    "Sizin hayırlınız; dünyası için ahiretini terketmeyen, ahireti için de dünyasını terketmeyip her ikisi için çalışan ve insanlara yük olmayandır." (Keşfu'l-Hafa, c.I, s. 393)
    O halde müslüman hem dünya, hem de ahiret için çalışacak, her gün daha ileri gidecektir. Dinimizin emri budur.

Çevrimdışı bin_sultan

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 341
    • http://www.teslimiyet.com.tr.tc
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #5 : 19 Ocak 2009, 11:27:30 »
çok lüzumlu bir konu bu konuda  nakli esas alarak güzel bir eser meydana gelebilir inşAllah
NANIYORSANIZ EN ÜSTÜN SİZSİNİZDİR

Çevrimdışı Mezher

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 127
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #6 : 22 Ocak 2009, 21:03:40 »
Allahü teâlâ buyuruyor ki:"Her zaman diri olan (Allah'a) tevekkül et!" furkan suresi

"Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler!" ibrahim suresi a. 11

"Kim,   Allah'a   tevekkül   ederse,   Allah   ona kâfidir.” Talâk -3

"Ben, İşimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz
Allah, kullarının bütün yaptıklarını görendir “Mü'min suresi a. 44”

Hazret-i Ömer radıyAllahü anh diyor ki;
ben Resûiuiiah sallAllahü aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittim:
"Gerçek ma'nâda Allah'a tevekkül etseydinız, kuşları rızıklandırdığ' ,gibi Allah, sizi de rızıklandırırdı. Onlar; sabahları aç çıkıp, akşamlan tok olarak (yuvalarına) dönerler.” Tirmizî ve Hâkim”
"İnsanların en güçlüsü olmak İsteyen kimse, Allah'a tevekkül etsin. Taberânî



Makamlar içinde, tevekkülden daha kıymetli bir makam yoktur. Çünkü Allah'a tevekkül, kulu sevdirir. Bütün işleri Allah'a havale etmek, kulu hidayete erdirir. Kul, Allah'ın hidayetiyle, O'nun rızâsına uygun hâle gelir. Allah'ın rızâsına uygunluk kulu, Allah'ın ikramına müstehâk yapar. Bir kimse; Allah'a tevekkül edip, kazasına teslim olur, bütün işlerini O'na havale eder ve kaderine razı olursa, dinini dimdik ayakta tutmuş, imân ve yakînin en iyisini elde etmiş, elini ve ayaklarını hayır kazanmak için hazırlamış ve kulun hâlini düzelten güzel ahlakı elde etmiş olur. Tevekkülü yeren, imânı yermiş olur. Çünkü tevekkül imân ile beraberdir. Tevekkül ehlini seven kimse, Allahü teâlâyı sevmiş olur.

Peygamberimiz sallAllahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Bir kimse mahûkâttan alâkasını kesip (maddeten  kesmek mümkün değilsede manen masivadan alalaksını keserse) , Allah'a sığınırsa, Afları bütün ihtiyacını karşılar ve ummadığı yerden rızkını verir. Allah; kendini dünyaya veren kimseyi de, dünya ile başbaşa bırakır.” Taberâni ve Beyhekî”


Allah, Dâvud aleyhisselâma şöyle vahyetti: "Kim bana duâ ederse, kabul ederim. Kim, benden imdâd isterse, imdâd ederim. Kim, benden yardım dilerse, yardım   ederim. Kim bana tevekkül ederse, ona kâfi gelirim."

Zünnûn-ı Mısrî hazretleri) buyurdu ki:

"Tevekkül, nefsin tedbirini terketmek, güç ve kuvvetten vazgeçmek. Yâni, Allah'ın yardımı olmadan kimsede, bir güç ve kuvvet görmemek."

Tevekkülü te'min eden ilaç şu beşi hatırlamayı devam etmektir:
1-  Kişi, yedi kat yerin altında veya dünyanın en uç noktasında da olsa, Allahü teâlânın açlık ve bütün hâllerini bildiğini düşünmesi.
2- Allahü teâlânın herşeye kadir olduğunu bilmesi.
3- Allahü teâlânın sehv ve unutmaktan münezzeh olduğunu bilmesi.
4- Allahü teâlânın va'dinden dönmekten münezzeh olduğunu bilmesi.
5- Allahü teâlânın hazinesinin hiçbir zaman tükenmeyeceğini
ve O'nun hiçbir kimseyi unutmayan en cömert olduğunu bilmesi.


Dâvûd aleyhisselâm, oğlu Süleyman aleyhisselâma buyurdu ki:

"Oğulcuğum! Kişinin, takvasının üç alâmeti vardır:
1- Eline geçmediği şey için, güzel tevekkül etmek.
2- Eline geçene, güzelce rızâ göstermek
3- Kaçırdığı şey için de, güzelce sabretmek."

Hazret-i Lokman da oğluna şöyle buyurdu:

"Oğulcuğum! Dünya, derin bir denizdir. Birçokları onda boğulmuştur. Onda, senin gemin Allah'ın takvası, yelkeni de Allah'a tevekkül olsun! Ta ki, kurtulasın.

Ömer bin Sinan hazretleri diyor ki:

"Yanımızdan İbrâhîm Havvâs hazretleri geçti. Kendisine;seferlerinde rastladığın en acaip şey nedir diye, suâl ettik.Buyurdu ki, Hızır aleyhissselâmla karşılaştım. Bana arkadaşlık teklif etti. O'nun yanında durmam tevekkülümü bozabilir diye korktuğumdan, teklifini kabul etmedim."

İbrâhîm Havvâs hazretleri buyuruyor ki:
"Ben Şam yolunda, yaşı küçük ve iyi hâl sahibi bir delikanlı gördüm. Bana dedi ki:
-  Beni arkadaş kabul eder misin? Dedim ki:
- Ben acıkıyorum ama! Cevaben dedi ki:
- Acıkırsan, ben de seninle acıkırım!
Dört gün beraber kaldık. Bir ara bize birşey verildi:
- Gel, dedim. Cevaben dedi ki:
-  Vasıtayla hiçbir şey almamaya kesin karar verdim! Kendisine dedim ki:
-Çok titizsin! Cevaben:
-  Ey İbrahim lüzumsuz konuşma. Çünkü kontrol eden görüyor. Sen kim, tevekkül kim, dedi.
Sonra şunu ekledi:
- Tevekkülün en azı, çok muhtaç duruma düştüğün hâlde, nefsinin Allahü teâlâdan başkasına meyletmemesidir!"

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1542
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #7 : 03 Ağustos 2010, 18:34:40 »
Alıntı
"Kim,   Allah'a   tevekkül   ederse,   Allah   ona kâfidir.” Talâk -3

Önemli olduğu kadar unuttuğumuz bir konu, Allah razı olsun.

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Çevrimdışı fazilet

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: Tevekkülün Fazileti [19 Ocak 2008]
« Yanıtla #8 : 04 Ağustos 2010, 05:07:03 »
s.a ben fazilet nurlu H.Z Allah'a tevekkül etmek,öyle bir inanç ki, mükemmel bir şey.İnanç meselesi bu ,insanın içindeki sıkıntılar,vesveseler gidiyor.Feraha kavuşuyorsun.içine huzur geliyor.Ben genelde böyle olmaya çalışıyorum.çünkü H.Z Allah'IN ilmini okumaya çalışıyorum.okudukça öğreniyorum.bazıları bunu ters anlayabilirler.Çünkü tevekkül'ü tembellik olarak görüyorlar. Çalışmadan ,uğraşmadan hemen olsun istiyorlar.HZ. Allah biz kullarını imtihana tabi tutuyor.Bunu anlamıyorlar.Biz kullar önce HZ Allah'ın verdği akılla işlerimizi en güzel şekilde yapmaya çalışacağız, sonra işin sonunu HZ. Allah'TAN bekleyeceğiz.Tevekkül edeceğiz. HZ.Allah böyle bir kul olmamızı istiyor.Geleceği ancak O bilir.O görür.O heşeye kadirdir.
Allahü teâlâ buyuruyor ki:"Her zaman diri olan (Allah'a) tevekkül et!" furkan suresi
"Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler!" ibrahim suresi a. 11
"Kim,   Allah'a   tevekkül   ederse,   Allah   ona kâfidir.” Talâk -3