Gönderen Konu: Türkçeyi ‘Sal’a Bindirip ‘Sel’e Vermek  (Okunma sayısı 4116 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Türkçeyi ‘Sal’a Bindirip ‘Sel’e Vermek
« : 26 Şubat 2013, 23:01:41 »


Bir ağa İstanbul’a gidecek olmuş. Hemşeriler:
“Aman ağa, İstanbullular çok ince konuşurlar, sakın orda bir kabalık edip bizi mahcup eyleme!” demişler.
O da İstanbul’a gelip kendisine “Ağa nerelisiniz?” diye sorulunca, hemen şu ince cevabı yapıştırmış:
“Bölülüyüm.”

Dil hayat sahibidir, yani canlıdır. Canlının hücrelerini yenilediği gibi, dil de kelimeleriyle kendini yeniler. Bazen de dili ayrık otlar gibi yabancı unsurlar sarar. Hayat hücrelerine bulaşan kanserli hücreler gibi kelimeleri saran uydurma ve kullanımı yanlış kelimeler dilin tekâmülüne mani olur. Türkçenin hayat hücrelerini saran uydurma, kullanımı yanlış kelime ve eklerin adedi de bir hayli vardır. Onlardan biri de “sel, sal” ekleridir. Dikkat çekmek, kibar görünmek, yeni bir kelime icat etmek adına “sal”a bindirip “sel”e sürüklenen uydurulmuş kelimeler, tarihî ve edebî coğrafyamıza yabancı kalacaklardır.

İşte bazılarının dili kullanma macerası da hikâyedeki gibidir. Biraz modern biraz kültürlü biraz da kibar görünmek için acayip kelimeler, garaip ekler telaffuz edilir. Son zamanların modası ise “kelimeleri “sal” a bindirip “sel”e sürüklemektir. Batı menşe’ili kelimelerin ithalatı yetmezmiş gibi batı menşe’ili bir ek olan “-el/al, sel/sal”ıda “Bölülü” ağa gibi “nezaket” timsali kullanıyoruz. Kelimelerin aslı astarını düşünmeden “sal”lıyoruz.

“Sal”lanan kelimelerin menşe’i

Bazı dilciler -sel/sal ekinin Türkçe olduğunu, buna da misal olarak “kumsal” kelimesini gösterirler.

Ahmet Vefik Paşa’nın “Lehçe-i Osmanî” de kumsal kelimesi: “Kum karışık olan arazi, deniz kenarı- kumsal yer, kumla” manasındadır. Bu nedenle -sel/ sal eki menşe’i eskilere gitmeyen sonradan “uydurmacıların en gülünç uydurmalarındandır.”

Kullanılış alanı çok dar ve kısıtlı olan bu -sal / -sel eki, dil devrimi sırasında gün ışığına çıkarılmış ve Arapça -î nispet ekinin yerini almak üzere anlamı genişletilerek her yerde kullanılmaya başlanmıştır. Mesela: ilmî yerine bilimsel, şahsî yerine kişisel, kutsi yerine kutsal, maddî yerine maddesel, manevî yerine tinsel, içtimaî yerine toplumsal, sosyal; nakdî yerine parasal, millî yerine ulusal, kanunî yerine yasal gibi.

“î”nce ayar

“Yeni ekleri bol kullanma tutkusu yüzünden, hiç gereği yokken” yabancı menşe’ili -sel/sal eki yaygınlaşarak aitlik ve nispet sıfatları üreten yeni bir ek niteliği kazandırılmıştır: açısal, biçimsel, bireysel, kişisel, tarihsel, kurumsal, yapısal, bölgesel, sorunsal, duygusal, geleneksel vb.

Başlarda sadece -î nispet eki yerine kullanılırken Türkçe fiil köklerine de getirilerek dil kaidelerinin dışına çıkılmıştır, “gör-sel, işit-sel, eğit-sel, düşün-sel vb.”

Kelimelerin tahrifi sadece Türkçe ile sınırlı kalmamış, dilimizdeki Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce gibi doğu-batı kökenli kelimeler de bu ekten nasibini almıştır: Ahlaksal, aletsel, mantıksal, parasal, partisel, primsel, puansal vb.

Geçmişte nispet î’si gayet hakikatine uygun kullanılmakta ve kastedilen mana aslına muvafık idi. “İlahî, askerî, nakşî, edebî, kurşunî, Kanunî, Fuzulî” daha niceleri hâlâ halkımızın dimağında, tarihimizde yer etmiştir. (^ )inceltme işaretinin kaldırılmasıyla -î nispet ekinin üzerine tuz biber ekilmiş oldu.

Kelimeleri “sel”e kaptırmadan nasıl kullanacağımızı şöyle sıralayabiliriz.

1. -î nispet ekinin hakkını iade ederek


Misal: Kişisel – şahsî, bilimsel-ilmî, zihinsel-zihnî, yaşamsal-hayatî gibi.

2. İsim tamlaması şeklinde


Misal: Tarihsel kaynaklarda-tarih kaynaklarında, ruhsal-ruh hali gibi

Bazı “sel”li ve “sal” lı kelimeler

Betimsel: Tasvirî
Bilimsel: İlmî
Bireysel: Şahsî, ferdî
Bitkisel: Nebatî
Cinsel: Cinsî
Dinsel: Dinî
Duygusal: Hissî
Düşsel: Hayalî
Düşünsel: Fikrî
Edimsel: Fiilî
Evrensel: Cihanşümul, uluslararası
Evsel: Evle alakalı
Eylemsel: Ameli, fiilî
Fiziksel: Fizikî
Geleneksel: Ananevi, örfî
Gizemsel: Tasavvufî
Görsel: Görüntülü, Basarî
İçsel: Dahilî
İmgesel: Hayalî
İşitsel: Sem’î, İşitme
Kamusal: Umumî, halka ait
Kırsal: Kır alanları, kırlık
Kimyasal: Kimyevî
Kişisel: Şahsî, hususî
Kuramsal: Nazarî
Kurumsal: Kurum, kurumlar
Kutsal: Mukaddes, Kutsî
Nedensel: Sebebiyet, İlliyet
Niceliksel: Kemmî, Kemmiyet
Niteliksel: Keyfî, Keyfiyyet
Onursal: Fahrî
Öğretsel: Öğretici
Ruhsal: Ruhî
Ulusal: Millî
Ussal: Aklî
Yapısal: Bünyevî
Yaşamsal: Hayatî
Yazınsal: Edebî
Yönetimsel: İdarî
Yöresel: Mahallî
Yüzeysel: Sathî
Siyasal: Siyasî
Tanrısal: İlahî
Tarımsal: Ziraî
Tarihsel: Tarihî
Tinsel: Ruhî
Toplumsal: İçtimaî, Sosyal

Ümit Yüksel | 02 Ekim 2012 | İnsan ve Hayat Dergisi


mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Türkçeyi ‘Sal’a Bindirip ‘Sel’e Vermek
« Yanıtla #1 : 28 Şubat 2013, 05:59:46 »
Çok güzel elinize sağlık...
Bu şapkalı,inceltme işretini bir türlü hayata geçirmedim....
Biraz da bu işareti yapmakta zorlandığım için olsa...