Gönderen Konu: Bizler Ne Biçim Müslümanlarız? (1)  (Okunma sayısı 2479 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gül_Sultan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2139
Bizler Ne Biçim Müslümanlarız? (1)
« : 11 Şubat 2010, 18:32:46 »

Bizler Ne Biçim Müslümanlarız? (1)

Bu yazım dindar ve uyanık geçinen Müslümanlaradır...

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun...

1950'de CHP oligarşisi tepetaklak oldu, yüzde yüz olmasa bile ülkeye az buçuk demokrasi geldi. Biz Müslümanların eline zaman zaman çok büyük hürriyetler, fırsatlar, imkânlar geçti.

Şimdi 2010'dayız, aradan 60 sene geçmiş. Manzaraya bakalım:

Ülkeye, halka, devlete büyük zarar veren bozuk düzen ve çarpık sistem hâlâ yerinde duruyor.

Müslüman halk bozulmuş.

Bundan yüz sene önce halkın yüzde 90'ı namaz kılıyormuş, şimdi bu nispet yüzde 10 olmuş.

Kur'ân "Onlar namazı terk ettiler, şehvetlerine uydular..." buyuruyor.

Bozuk ve çarpık düzen ve sistemi değiştirip; yerine hak, âdil, doğru, iyi, güzel bir düzen getireceğimiz yerde, çoğumuz bu kötü düzenin nimetlerine ve rantlarına yönelmiş vaziyetteyiz.

Müslümanların ilk vazifesi Ümmetin başına ehliyetli, liyakatli, dirayetli bir İmam veya Emîr seçmek değil midir? Bizim gündemimizde böyle bir madde var mıdır?

Peygamberimize (Salat ve selâm olsun O'na) sormuşlar, "Din nedir?.." Nasihattir buyurmuş.

Tekrar aynı soruyu sormuşlar, yine "Nasihattir" demiş.

Üçüncü kere sormuşlar, yine nasihattir buyurmuş.

Soruyorum: Türkiye'nin Müslüman halkına gereği gibi, etkili bir şekilde nasihat ediliyor mu?

Ümmet şaşırmış kalmış.

Ümmet diyorum... Bugünkü Müslüman toplumuna ümmet denilebilir mi? Bir tek İslâm ümmeti olur. Biz bir yığın büyük veya küçük cemaate ayrılmışız, sürüleşmişiz.

Ümmet şuuru ve birliği kalmamış.

Kendi başsız halimize bakmıyoruz da, İstanbul Fener'deki Rum Ortodoks Patriğinin ökümenliğini tartışıyoruz.

Din hizmetleri ile din sömürüsü birbirine karışmış.

Müslümanların genel bir kurtuluş, ıslah, mânevî ve maddî kalkınma planı yok.

Her yıl din adına yekûn olarak milyarlarca dolarlık hizmet ve faaliyet parası toplanıyor. Bu paraların büyük kısmı plansız ve programsız harcanıyor.

Zenci çoğunluk GüneyAfrika'daki ırkçı beyaz apartheid rejimini değiştirmeye muvaffak oldu ama biz Türkiye zencileri hâlâ bin çeşit görünür görünmez esaret altında sürünüyoruz.

Müslümanları ayakta tutacak, yüceltecek, güçlendirecek, izzet sahibi yapacak müesseseler vardır.

Bunların birincisi ulemâ, fukaha, hademe-i hayrat (din görevlileri), din dersi hocaları yetiştiren İslâm okulları veya medreselerdir.

İkincisi: İnsanları terbiye eden, olgunlaştıran; iyi, ahlâklı, karakterli, mürüvvetli, güzel Müslüman yapan tarikatlardır.

Üçüncüsü: Genç nesilleri iyi yetiştiren okullar ve bilhassa liselerdir.

Biz bu üç konuda ne yaptık, ne yapıyoruz?

Kapatılan medreseler ayarında hoca yetiştirecek din okullarımız var mı?

Tarikat faaliyetimiz var mı?

Sultan Abdülhamid zamanındaki Galatasaray lisesi ayarında okullarımız var mı? (Sultan Abdülhamid zamanında Galatasaray'da günlük namazları okulun camisinde, imamın arkasında cemaatle kılmak mecburî idi. Ülkenin en güçlü din hocaları orada din dersi okuturdu. Diğer derslerin hocaları içinde de ulemâdan ve meşâyihten kimseler olurdu. Meselâ Mevlevî şeyhi Orhan Selahaddin efendi orada Fransızca öğretmenliği yapardı.)

İslâm medeniyet, şehir, yüksek kültür, ilim, irfan, sanat dinidir.

İslâm kırsal kesim, varoş, gecekondu, bedevîlik dini değildir.

Biz Müslümanlar son 60 yıl içinde ilim, irfan, kültür, sanat, medeniyet sahasında neler yaptık, ne kadar yol aldık?

Edebiyat, Sanat,Kültür, Tarih Akademisi kurduk mu? Böyle bir kurumumuzla şimdiye kadar planlı ve programlı şekilde binlerce ciddî eser yayınlayabildik mi?

Millî Mücadele Araştırmaları Enstitüsü kurup yakın tarihimizi aydınlatabildik mi?

Mimarlık ve şehircilik sahasında öne geçebildik mi?

Zengin, yazılı edebî Türkçemizi dil kırımcıların şerlerinden koruyabildik mi?

Yahova Şahitleri gibi 100 küsur lisanda kitaplar, dergiler, broşürler çıkartarak dinimizi insanlığa tebliğ edebildik mi?

İş, ticaret, sanayi, hizmet faaliyetlerini tanzim eden, islâmî disiplin altına sokan yurt çapında bir Fütüvvet Teşkilatı (Loncalar, ahîlik...) kurabildik mi?

Almanya'daki gibi Meslekî-Çıraklık eğitimi sistemimiz var mı?

Zekâtlarımızı yerli yerinde, hak sahiplerine vererek sosyal adaleti sağladık mı?

Altmış milyonluk İtalya'da La Famiglia Christiana (haftalık)aktüalite, haber yorum dergisi bir milyon tiraja sahip; bizim Türkiye'de böyle yüksek tirajı olan haftalık islâmî bir dergimiz niçin yok?

Müslümanların maşaAllah bol miktarda hocaları, hocaefendileri, üstadları, baronları var ama Halifeleri yok, Emirülmü'minleri yok, İmam-ı Kebirleri yok.

Peygamber "Zamanındaki Emîre biat etmeden ölen kimse sanki cahiliye ölümü ile ölmüş olur" buyurmuş.Bizim bundan haberimiz yok mu?

Memleketin, halkın, devletin başına yük olan kötü düzeni, çarpık sistemi değiştirmek için çalışacağımıza, bu düzen ve sistem ile barıştık ve onun haram, necis, kirli, kara, ribalı rantlarının peşine düştük.

Müslümana her şeyin iyisi layıktır diye şeytanî bir ilkeyi benimsedik. İçimizden bazıları, devşirdikleri haram ganimetlerle, kirli rantlarla Nemrut ve Firavun hayatı sürmeye başladı.

Hindistan İngiliz sömürgesi iken bazı racalar, mihraceler, prensler, nüvvab, sahibler de altın kölelik zincirleriyle lüks ve sefih bir hayat sürüyordu.

Evet Müslümanların önemli bir kısmı şehvetlerine uydu.

Evlerimize ekranından necaset, fuhuş, zina, işret, fısk, fücur, nifak akan şeytanî cihazlar koyduk.

Şu sahte sofuya bakınız. Akşam namazını eda ediyor, ondan sonra altı rekat evvabîn namazı daha kılıyor, sonra cihazın karşısına geçiyor ve İslâm dininin yasak ve haram kılmış olduğu ne kadar fenalık, günah, isyan, pislik varsa seyretmeye başlıyor.

İçimizden bazıları din ve hayır hizmetlerini bir hobi haline getirdiler.

Birtakım beyinsizler futbol holiganları gibi tarikat, cemaat, hizip, fırka, grup militanlığı ve fanatikliği yaptı.

Benim şeyhim daha büyük... Benim şeyhin senin şeyhini döver...

Bazı cemaatler işi o kadar azıttılar ki, hak dinlerin sayısını birden üçe çıkarttılar.

İslâm'a hizmet eden mezhepleri, fıkhı yıkmaya çalışan ilâhiyatçılar türedi.

Dünyada ne kadar bid'at varsa Türkiye'de şube açtı, taraftar buldu.

Müslümanlardan para toplayıp birtakım yeşil holdingler kurdular. Böyle altmış holding kurulduysa ellisi battı, iflâs etti, paralar uçtu gitti.

Zekât toplamayı, kurban kesmeyi bile yüzlerine gözlerine bulaştıran Müslümanlar çıktı.

Nefs-i emmâre (benlik) azgınlıkları...

İç çatışmalar...

Müslümanları dışlayıp kâfirleri dost ve velî edinmeler.

Petrodolarları alıp milyonlarca Tasavvuf ve Tarikat Müslümanını müşrik ve kâfir ilan etmeler.

Birtakım din büyüklerini putlaştırmalar, rab haline getirmeler.

Umre ibadetini turistik seyahate dönüştürmeler.

Öyle ya:

Ümmet şuuru yok.

Emîr, İmam, Halife yok.

Emr-i mâruf nehy-i münker yok.

Nasihat yok.

Doğru dürüst plan ve program yok.

Eğitim sistemi yok.

Fütüvvet teşkilâtı yok.

Medrese yok.

Tekke yok.

İsteyen istediğini yapar.

Mehmed Şevket EYGİ
« Son Düzenleme: 11 Şubat 2010, 18:36:18 Gönderen: Gül_Sultan »
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

Çevrimdışı Gül_Sultan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2139
Bizler Ne Biçim Müslümanlarız? (2)
« Yanıtla #1 : 11 Şubat 2010, 18:35:54 »
 Bizler Ne Biçim Müslümanlarız? (2)

Müslüman geçinir, ihalelere fesat karıştırır. Müslüman geçinir, haram servet sahibi olur, haram yer.

Müslüman geçinir, militan ve harbî kâfirlerle işbirliği yapar.

Müslüman geçinir, bozuk düzene hizmet eder.

Müslüman geçinir, BOP'çuluk eder.

Müslüman geçinir, lüks ve sefahat içinde yaşar.

Sevgili Müslümanlar, sözü fazla uzatmayayım...

Biz Müslümanlar 1950'den bu yana doğru dürüst, planlı programlı, adam gibi, Müslüman gibi çalışmış olsaydık, şimdiye kadar kurtulmuş olurduk.

Zilletten izzete,

Esaretten hürriyete,

Çukurdan zirveye... yükselmiş olurduk.

Bunun için gerekli hürriyet, fırsat, imkân, para vardı. Bunlardan yararlanamadık.

Geri zekâlıların ve hainlerin kurbanı olduk.

Dini imanı para, servet, zenginlik olanlar dâvâmıza hıyanet ettiler.

Milyonlarca Müslüman farkında olmadan sekülerleşti, haberleri yok, haber veren, uyaran yok.

İçimizde köpek sürüsü kadar casus, ajan, provokatör, istihbaratçı var, çoğumuzun haberi yok.

Yatakta uyuyoruz, ayakta uyuyoruz.

O hale gelmişiz ki, Müslüman geçinen nice kimse yüzlerce politikacı, artist, futbolcu, manken, şarkıcı, türkücü, çalgıcıyı isimleri ve soyadlarıyla tanıyor da, Allah'ın 14 sıfatını sayamıyor. Gaflet, cehalet...

Kur'ân diyoruz, Kur'ân'daki emirlere, yasaklara uymuyoruz, öğütleri tutmuyoruz.

Peygamber diyoruz, emir ve yasaklarını tutmuyoruz. Sünnetine uymuyoruz.

İslâm diyoruz, kâfirlere benziyoruz. Kâfirler kertenkele deliğine girseler biz de gireceğiz.

Tasavvuf diyoruz, gerçek tasavvuftan ve tarikattan bin fersah uzaktayız.

Ne zaman aklımızı başımıza toplayacağız?

Allah Kur'ân'da mü'min kullarına zafer vaad ediyor. Biz dosdoğru Müslümanlar olsaydık çoktan muzaffer olur, kurtulurduk.

Bizim vazifemiz, bozuk ve çarpık düzenin veya sistemin yerine iyi, hak, doğru, âdil bir düzen getirmektir.

Bozuk düzenin haram, kirli, necis, pis rantlarına aç köpekler gibi saldıranlar Müslüman değil; münâfık, fâsık, fâcir, uğursuz, şaki kimselerdir.

Onlardan olmayalım, onları beğenmeyelim, onları desteklemeyelim.

Kur'ân'ın, Sünnetin, Şeriatın, fıkhın, hikmetin, tasavvufun gerçek mü'minleri ve Müslimleri olalım.

Mehmed Şevket EYGİ
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6600
Ynt: Bizler Ne Biçim Müslümanlarız? (1)
« Yanıtla #2 : 11 Şubat 2010, 19:58:59 »
Sayın Eygi bir kesim için söylemiş belliki, yoksa son 60 yıl içinde ilim, irfan adına çok ilerleyen bu yolda hizmet veren o kadar çok kişi var ki, Hz. Allah'ın yolunda evlatlar anne babalarından anne babalar evlatlarından vazgeçiyor, ilim okuyor ve okutuyorlar, ehl-i sünnet düşmanları ile kıyasıya mücadele ediyorlar.

Alıntı
Dünyada ne kadar bid'at varsa Türkiye'de şube açtı, taraftar buldu.

Alıntı
İslâm'a hizmet eden mezhepleri, fıkhı yıkmaya çalışan ilâhiyatçılar türedi.

Alıntı
Müslümanları dışlayıp kâfirleri dost ve velî edinmeler.

Ne ilginçtir ki hepsi bu son yıllarda artış gösterdi !!

Alıntı
Geri zekâlıların ve hainlerin kurbanı olduk.

Bu halk kendi yaptıklarının kurbanı oldu malesef..

Teşekkür ederiz.

*~*~* TUĞRA *~*~*

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Bizler Ne Biçim Müslümanlarız? (1)
« Yanıtla #3 : 21 Ağustos 2014, 07:05:12 »
AVM’ye gel AVM’ye

Ankara Ticaret Odası, bu yıl da “alışveriş festivali” düzenliyor.
Adına “shopping fest” denilen etkinlikte,
“AVM’ye gel AVM’ye” reklamları ile Başkentliler alışverişe teşvik edilecek yine.
Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan festival, neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor.


Reklam boyutu örneğin…
Bohçacı kadın çığırtkanlığı bile daha temiz, daha dürüst, daha samimi.
TOBB’un da desteklediği ilkinde “tanıtım yüzü” diye yabancı bir manken getirilmişti ve bir iki saatlik “tanıtım şovu” için 700 bin TL ödenmişti.
Esnafın aidatlarından oluşturulan festival bütçesinden tabi.
Aynı bütçeden şehrin hemen her yeri reklam afişleri ile donatıldı.
Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla, otobüsler ayarlandı…
Süslenip, içlerine birbirinden garip insanlar doluşturuldu…
Brezilya Rio Karnavalı’nı çağrıştıran acayip müziklerin yükseldiği o otobüsler şehrin merkezi yerlerinde dolaştırıldı.
(İçindekiler adına ‘dans’ dedikleri acayip hareketler yapıyordu tabi bu arada.)
Bununla da yetinilmedi…
Yine tanıtım ayağına, Kızılay gibi merkezi yerlerde sokak defileleri düzenlendi.
Para bol nasıl olsa… Ajanslar, mankenler ayarlanmıştı.
Podyumlar kuruldu caddelerde, sokaklarda.
Bangır bangır çalan müzikler altında mankenler yürütüldü buralarda.
Yarı çıplaktı her biri.Sözde “elbise” olan üzerlerindekilerden daha ziyade açıkta olan “etlerini” pazarlıyorlardı.Bu yıl ki festivalde bir de “en uzun süreli defile” rekoru denenecekmiş.Bu şekilde Başkent’imiz dünyaya tanıtılacak; yerli ve yabancı turistlerle Ankara’mızın ekonomisi gelişecekmiş.Tam bir kepazelik.
***
Alışveriş ihtiyaç ve imkana göre yapılır.
İhtiyacı olan parası da varsa gider alır.
“Festival” adı altında türlü reklam, tanıtım ve çekilişle nefisleri cezbetme yoluyla insanları alışverişe çekmek nasıl bir şey?
Ahlaksızlık değil de nedir bu?
Ve bu ahlaksızlıkla olan yine garibana olmuyor mu?.
Parası olanın reklama mı ihtiyacı var?
Canı istesin yeter, gidip alıyor.
Onlar çok iyi takip ediyor trendleri, modayı; sezonun in’lerini, out’larını.

Bu ahlaksız reklamlar garibana söküyor birtek.
“Kampanya”, “sudan ucuz” temalı reklamlarla gariban can evinden vuruluyor çünkü.
Kimi fırsat diye düşünüp, kimi ise mahalle baskısıyla harcama yapmaya yöneliyor.
Bu insanların pek çoğu da, kredi kartı yoluyla aslında olmayan “para”yı harcıyor.
Garibanın cebinde olan/olmayan üç kuruşuna göz dikiliyor.
Yazık mı değil?
***
Ayrıca bu festivalin küçük esnafa katkısı nedir, bu da tartışılır.
(2012 ve 2013’te düzenlenen festivallerde yerli küçük esnaf bu işten ne kazanmış açıklasınlar da görelim.)
ATO’nun üyelerinin çok önemli bir bölümünü küçük esnaf oluşturuyor.
Oda bütçesinin çok önemli bir bölümünü de bu esnafların aidatları oluşturuyor.
Bu bütçeden ahlaksızca yapılan reklamlarla insanlar AVM’lerin kucağına itiliyor.
Çarka bak çarka!
Yerli küçük esnaf zaten son yıllarda AVM’lerin tehdidi altında.
İş yapamadıkları için dükkan kirası, elektrik, su, telefon borçlarını dahi borçlanarak öder bir hale gelmiş durumdalar;
Borcu borçla kapatıyorlar.


Buna karşın AVM Ciro Endeksi 2014 Mart ayında geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 5.8 artarak 147 puana yükselmiş.
ATO’nun alışveriş festivali ile bu endeks biraz daha yükselecektir.
Yükselsin yükselsin de, böyle mi olmalı bu?
İnanın aklım almıyor.
En çok da, bu işlerin böylesi bir dönemde yapılıyor olması garibime gidiyor.


ATO, TOBB, Büyükşehir Belediyesi…
Muhafazakar yöneticiler eliyle yönetiliyor malum ve ortaklaşa düzenledikleri festival ortada.
Sol zihniyet döneminde yapılmış olsaydı böyle bir festival,Muhafazakar medyamız yeri yerinden oynatırdı eminim ki.Ama bugün olunca bu yönleri görmezden geliniyor.
Olmuyor abiler, olmuyor.
Sağın, muhafazakar kesimin bu tür “etkinlikleri”, CHP zihniyetine oranla toplumda çok daha büyük tahribat oluşturuyor.
Bunu anlayıp, gözümüzün önüne bakmalıyız derim ben.


 Fatih Akkaya. Habervaktim.com