Gönderen Konu: Vakit Keskin Kılıç..  (Okunma sayısı 49479 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #15 : 08 Şubat 2011, 19:31:13 »

Bir gün Azizan Hazretlerine, hatırı sayılır bir zat misafir geliyor. Fakat evde hazır yemek yok... Azizan Hazretleri üzülüyorlar. Evlerinin kapısına çıkıyorlar. O sırada, paça satan bir genç, elinde bir çömlekle geliyor. Çömlekte donmuş paça var...

Genç:

-Bu yemeği sizin ve yakınlarınız için hazırladım. Kabul buyurursanız beni mesut edersiniz.

Diyor.

Azizan Hazretleri bu nazik anda gelen yemekten son derece hoşnut kalıyorlar ve gence iltifat ediyorlar. Gelen yemekle misafir ağırlanıyor. Misafir gidince Şeyh Hazretleri paça satan genci çağırtıp:

-Senin getirdiğin bu yemek, sıkıntılı bir ânımızda imdada yetişti. Sen de şimdi bizden ne muradın varsa iste ki, Allah dileğini verse gerektir.

Genç:

-Aynen senin gibi olmak isterim.

Diyor.

Bu çok güç bir şey... Üzerimizdeki yük senin omuzlarına çökecek olursa ezilirsin!

Cevabını veriyor Azizan Hazretleri...

Fakat genç yana yakıla ısrar ediyor:

-Benim âlemde tek muradım bu Tıpkı tıpkısına senin gibi olmak. Başka hiç bir şey beni teselli edemez. Başka emel tanımıyorum!

-Peki, diyor, Azizan Hazretleri; öyle olsun!

Ve genci elinden tuttuğu gibi halvet odasına çekiyor. Orada nazarlarını gence mıhlayıp kalpleriyle kalbine yöneliyorlar. Biraz sonra gençte bir değişiklik başlıyor. Genç hem zahirde ve hem batında Azizan Hazretlerinin ayı olarak meydana çıkmaya başlıyor. Bu hal tam 40 gün devam ediyor ve 40'ıncı gün genç girdiği yükün ağırlığında bekâ âlemine göçüyor. Fakat muradına ermiş ve ebedi saadete erişmiştir

"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #16 : 09 Şubat 2011, 13:18:14 »
Şeyh Sa’di Şirazî k.s. anlatıyor.

Deniz kenarında, bir kaplan tarafından yaralanmış bir derviş gördüm. Yarası ağırdı, ilaç tesir etmiyordu. Uzun zamandan beri bu yaranın acısını çekmesine rağmen sabrediyordu. Durmadan Cenab-ı Hakk’a şükrediyor ve şöyle diyordu:

– Çok şükür ki bir belâya uğradım, bir günaha değil.

Can dostum bana gücenip ölümüme ferman verse, sakın beni o anda can kaygısı üzer sanmayın. “Ne yaptım da yâri huzursuz ettim acaba?” diye endişelenirim.

Şeyh Sa’dî Şirazî, Gülistan
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #17 : 10 Şubat 2011, 12:10:01 »
Sâdât-ı Nakşibendiyye’den Muhammed Raşit Erol (k.s) Hazretleri şöyle diyor:

“Ey Allah’ın kulları! Bir talebe yetiştirmek, bin kişiyi sofi yapmaktan efdaldir. Hele o talebe vârisü’l-enbiya (peygamberlerin vârisi) olursa! Siz dininizi beldenizde bulunan en büyük, en müttakî (takva sahibi) alimlerden öğreniniz. Herkesten fet...va sormayın. Çünkü memlekette fetva verecek kimse çok azdır. İlimle meşgul olan kimse, dünyada en güzel iş ile meşgul oluyor. İlim olmadığı zaman cehalet olur. Cahilin âbidi de sofisi de hüsrandadır. Siz, Osmanlı’ya bakınız! Ne idi, ne oldu?..”

Sahabeden Günümüze Allah Dostları.
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #18 : 12 Şubat 2011, 13:12:31 »
İmam-ı Rabbanî Ahmed Farukî Serhindî Hazretleri’ne (ö.1034/1624) şeyhlerden birisi bir mektup yazarak şöyle sormuş:

- Senin ifade ettiğin yüksek makamlara Ashab-ı Kiram ulaşmış mıdır ulaşmamış mıdır? Eğer ulaşmışlarsa bir defada mı yoksa derece derece mi ulaşmışlardır?

Ahmed Farukî ona:

- Bunun cevabını alman için senin burada olman gerekir, diye haber gönderdi.

Soru sahibi gelip hazır olunca, İmam-ı Rabbanî Hazretleri ona karşı bütün makamları toplayan bir teveccühte / yönelişte bulundu.

Derhal onun ayaklarına kapanan adam dedi ki:

- Şimdi inandım ki bütün manevi makamlar, Ashab-ı Kiram için Rasulullah sallalahu aleyhi ve sellem’in sırf nazar etmesiyle hasıl olmuştur...

Bir adam İmam-ı Rabbanî’yi ziyaret maksadıyla uzak bir memleketten gelerek geceleyin Serhind’e ulaşmıştı. Farkında olmadan Rabbanî Hazretleri’nin münkirlerinden birinin yanında gecelemeye kalmıştı. Misafire niçin Serhind’e geldiğini sordu. O da: “Şeyhi ziyarete geldim” dedi. Başladı adam, Şeyh Hazretleri aleyhinde atıp tutmaya! Misafir bu durumu görünce endişelendi ve Rabbanî Hazretleri’nden himmetle yardım isteyerek içinden şöyle dedi: “Üstadım, ben hakkı talep için buraya geldim; bu adam ise beni ondan vaz geçirmeye çalışıyor...” Bir müddet sona uykuya daldı. Sabah vakti olunca bir de öğrendi ki, gece ev sahibi ölmüş! Adamcağız süratle Şeyh Hazretleri’ne gitti ve ona bu haberi anlatmak istedi. O ise tebessümle kendisine bakarak: “Gece olan bazı şeyler gündüz anlatılmaz!” dedi, konuyu kapattı.

İmam-ı Rabbanî’nin şöhreti yayılıp uyanları çoğalınca, onu çekemeyen hasetçiler sultana şikayet ederek aleyhinde çekiştirdiler (Hindistan’da). Sultan da onu hapsettirdi. Üç yıl hapiste kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Serbest bırakılması da şöyle olmuştu: Zindan her taraftan sağlam koruma ve güçlü nöbetçilerle çevrili olduğu halde, İmam Hazretleri Cuma namazı için dışarı çıkarak namazı kılıp yerine dönüyor, nereden çıkıp gittiğini ise bilemiyorlardı. Onun bu kerametli halini gördükleri zaman hapisten çıkarıp serbest bırakmışlardı.

Câmiu Kerâmâti’l-Evliya, 1/556-57.
Semerkand
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #19 : 13 Şubat 2011, 14:13:38 »
Hz. Ali r.a. bir gün bana:

– Ey İbn A’bad, yemeğin hakkı nedir bilir misin, diye sordu.

– Nedir ey Ebu Tâlib’in oğlu, dedim.

– “Bismillah, Allahım verdiğin rızıkları bizim için bereketli kıl.” demendir, dedi. Sonra;

– Yemeğin şükrü nedir, diye sordu.

– Onun şükrü nedir, diye kendisine sordum.

– “Bizi yediren ve içiren Allah’a hamd olsun.” demendir, buyurdu.

Hilyetü’l-Evliyâ
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #20 : 15 Şubat 2011, 15:19:51 »
Muvafakat:


Muvafakat, Hakk’ın emrine aykırı bir davranış doğuracak şeyleri terk etmek demektir.

Muvafakat, muhalefeti terk, günah olmayan işlerinde dostlara yardım etmektir.

Muvafakat, sana azar getirecek, kınanmana yol açacak şeyleri bırakmaktır.

Muvafakat, sırrı, sırra zıt olan şeylerden temizlemektir.

Muvafakat, Hakk’ın arzusu için kendi arzunu terk etmen, doğru yolda gitmen, öğüt uyarınca hareket etmendir.
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #21 : 17 Şubat 2011, 18:26:49 »
Seyyid Taha k.s. hazretleri vakar ve heybet sahibiydi. Taşıdığı manevi nurun güzellikleri insanın içine işler, kalbine tesir eder, gözler onu süzerdi. Onun meclisinde kalpler bambaşka huzur bulur, gönüller rahatlardı. Kimse hata yapmak istemez, yüce huzurda edep ile boyun bükerdi. Eller kendiliğinden kenetleniverirdi. Halifesi Seyyid Sıbğatullah Arvasî k.s. hazretleri, mürşidi Seyyid Taha hazretlerinin kendisine şöyle buyurduğunu naklediyor:

“Aç aslanın elinde bir tavşan nasıl korkarsa, sen de mürşidinden öylece korkup çekinmelisin. Çünkü ben de mürşidim Mevlâna Halid k.s. hazretlerinden çok korkar, saygı duyardım. Bu korku sevgiden ileri gelir. Kalpteki manevi hastalıklarla birlikte küfrü de yok eder.”
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #22 : 17 Şubat 2011, 20:25:59 »
Büyük arif İmam Kuşeyrî k.s. hazretleri manevi yola adım atan bir müridin ilk olarak sadık ve samimi olması gerektiğini ve alacağı terbiyenin sağlam bir temel üzere kurulması için bunun şart olduğunu söyler ve
şöyle der:

“Bu konuda bu yolun büyükleri şöyle demişlerdir:

– Bu yola girenler ancak işin temeli olan usulleri zayi ettikleri için Hakk’a ulaşmaktan mahrum oldular.

Üstadım Ebu Ali Dekkâk k.s. hazretlerinin şöyle dediğini işittim:

– Bu yola giren müride, başlangıçta şunlar gerekir:

Kendisi ile Allah Tealâ arasındaki itikadı düzeltmek, sağlam bir inanca sahip olmak,

Boş zan ve şüphelerden arınmış, saf bir kalbe sahip olmak,

Sapkınlık ve bid‘atlardan uzak durmak,

Sağlam delillere dayalı ilimle amel etmek.”


İmam Kuşeyrî, Risâle
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #23 : 19 Şubat 2011, 12:23:34 »
Tasavvuf yolunun büyüklerinden İmam Kuşeyrî k.s. şöyle der:

“Üstazım Ebu Ali Dekkâk hazretlerinin şöyle dediğini işittim: ‘Tasavvuf yoluna yeni giren müride ilk önce şunlar gereklidir:

Allah Tealâ’ya karşı sağlam bir itikat, kötü zan ve şüphelerden arınmış bir kalp, sapkınlıktan ve bid’atlardan uzak durmak, sağlam delillere dayalı salih amel.”

İmam Kuşeyrî, Risâle
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #24 : 20 Şubat 2011, 16:36:48 »
İsrailoğullarından bir bir alim, altmış yıl ibadet etti.
Günün birinde, bazı yerleri dolaştı.
Manzaranın güzelliği onu hayran bıraktı. Kendi kendine şöyle dedi:
-O yere gitsem, biraz yürüsem, Allah'ın kudret ve azametini görsem. Gitti. Yanında da bir ekmek vardı. Ona bir kadın çıkageldi. Kadın, alime açıldı, onu şaşırttı. Alim nefsine hakim olamadı. Sonunda kadına sataştı. Bu sırada ölümü çok yaklaşmıştı. Tam o sırada bir dilenci çıkageldi.
Yanındaki ekmeği verdi, öldü. Altmış senelik ibadeti getirildi, terazinin bir gözüne kondu, o bir hatası da terazinin öbür gözüne kondu.İşlediği o hata altmış yıllık ibadetinden ağır geldi.Sonra sadaka olarak verdiği ekmek getirildi, hatası ile tartıldı, hatasından ağır geldi.
''Dendi ki sadaka şer kapılarından yetmiş kapıyı kapar.''..
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #25 : 21 Şubat 2011, 19:31:00 »
İkinci bin yılın yenileyicisi İmam Rabbanî k.s. şöyle buyurur:

“Şeklen namaz kılan, oruç tutan çok kimse vardır; fakat İslâm’ın koyduğu sınırları gözeten, haram ve şüpheli şeylerden sakınan takva sahibi kimseler pek azdır. Haklı ile haksız, samimi olan ile samimi olmayanın arasını ayıran ölçü, işte bu takva ve sakınma, yüce Allah’tan gerçek manada korkma, saygı duyma halidir.”

İmam Rabbanî, Mektubat,
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #26 : 23 Şubat 2011, 17:52:55 »
Adem oğlunun eğer edepten nasibi yoksa adem değildir.Adem oğlu ile hayvan arasındaki fark edeptir.Gözünü aç ve dinle Mevla Teala`nın bütün kelamı,Kuran`ın bütün ayetlerinin manası edepten ibarettir..

Mevlana Hazretleri
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #27 : 03 Mart 2011, 18:45:46 »
İnsana Verilen Yedi Anahtar

"İbn-i Mes'ûd (radıy'allâhu anh)'tan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte beyan olunur ki:

"Kur'ân-ı Kerim 7 kapıdan nâzil olmuştur."

İnsanlara da 7 anahtar verilmiştir.

• Birinci anahtar: Kalb.
Kalbi nûr ile dolan kimseye bir kapı açılır. Kur'ân'ın bir türlü mânâsını vermeğe vâkıf olur.

• İkinci anahtar: Ruh.
Rûhu nurlanan kimseye, diğer bir kapı açılır ve başka bir mânâ vermeğe muktedir olur.

• Diğer anahtarlar da; sır, hafî, ahfâ, nefs-i nâtıka, nefs-i küllî'dir.

İşte bu latâif-i seb'anın (yedi latîfenin) hepsini nûr ile dolduran kimseye 7 kapı açılmış olur ki, her biriyle bir başka esrâra vâkıf olur.

Ebû’l-Fârûk Süleymân Hilmî Silistrevî (ks)
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #28 : 04 Mart 2011, 23:15:20 »
Bir gün bir adam Ebu Osman Hîrî k.s. hazretlerine gelerek,

– Dille zikrediyorum ama kalp ona yâr olmuyor, uymuyor. Bu duruma ne dersiniz, dedi. Hazret buyurdu ki:

– Hiç değilse bir azanın itaatkâr olduğuna şükret. İnşAllah kalp de ona uyar.

Feridüddîn Attar, Tezkiretü’l-Evliya
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Vakit Keskin Kılıç..
« Yanıtla #29 : 08 Mart 2011, 19:54:35 »
Mübarek bir zat talebeleriyle birlikte bir mezarın önünde durmuşlar ve;
"Bu mezardaki tekrar dünyaya gelse sizce ne ile uğraşır, ne yapar?" diye sormuş.

Talebenin birisi, "herhalde efendim sürekli namaz kılar" demiş.
Bir diğeri, "sürekli oruç tutar" demiş.
Bir başkası, "cihat eder", bir diğeri, "emri maruf yapar" demiş.
Tüm talebeler faydalı bütün işleri saymışlar.

O zat buyurmuş ki:
Bu mezarda yatan kişinin artık kapıları kapandı.
Ama sizin oraya gideceğiniz kesindir.
O halde neden şimdi bu söylediklerinizi yapmıyorsunuz?
O bu imkanı kaybetmiştir, siz bu fırsatı ganimet bilmelisiniz.
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"