Gönderen Konu: Vitaminler hakkında doğru bildiğimiz 5 yanlış  (Okunma sayısı 11736 defa)

0 Üye ve 9 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7472

Birçok insan sağlıklı olmak için taze sebze ve meyve yerine vitaminlere başvuruyor. Reader's Digest dergisinin haberine göre insanoğlu yıllardır vitaminlerin kendisi için iyi olduğunu düşünüyor.

Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar, bazı vitaminlerin sağlığımızı tehdit ettiğini gösteriyor.

1. A multivitamini kötü bir beslenmeyi telafi edebilir. Geçtiğimiz yıl, araştırmacılar orta yaş grubundaki 160 bin kadını kapsayan uzun süreli bir çalışmanın bulgularını yayınladılar. Veriler, multivitamin alanların hap içmeyenlerden daha sağlıklı olmadığını gösterdi. Hatta yetersiz beslenen kadınlarda vitamin içmenin bir yararı olmadığı belirtildi. Sadece multivitamin alırsanız, gıdalardaki diğer faydalı bileşenlerden mahrum kalırsınız.

2. C vitamini soğuk algınlığı savaşçısıdır. 1970 yılında, Nobel adayı Linus Pauling, C vitaminin gribi önleyebildiğini açıkladı. O günden bu yana, eczaneler C vitamini ilaçlarıyla dolup taşıyor.

2007 yılında ise araştırmacılar, 20-30 yıllık araştırmaların büyük kısmını analiz etti ve C vitamininin soğuk algınlığını engellemediği sonucuna vardılar. Yetişkinler yılda 12 gün soğuk algınlığı belirtisi gösterirken, her gün içilen C vitamini bunu 11 güne düşürdü. Çocuklarda ise 28 günlük soğuk algınlığı süresinin 24 güne indiği görüldü.

3. Vitamin hapları kalp hastalığını önlüyor. Vitamin hapı alanlarda kalp hastalıklarının daha az olduğunu düşüncesi vardır. C, E ve beta karoten gibi antioksidan vitaminlerin damarlarda plak oluşumunu azaltarak kalp hastalığını önlediği umuluyordu.

Ancak, bu umutlar boşa çıktı. 7 tane E vitamini analizinde, vitaminlerin kalp hastalığından ölümü ve felç riskini azaltmadığı görüldü. Amerikan Kalp Derneği, bu ilaçların kullanılmamasını öneriyor. Bunun yerine, meyve, sebze ve tam tahıllar bakımından zengin çeşitli gıdalar yenilmesi tavsiye ediliyor.

4. Vitamin almak kansere karşı koruyor. Araştırmacılar serbest radikaller olarak isimlendirilen istikrarsız moleküllerin, hücrelerinizin DNA'sına zarar verip kanser riskini artırabileceğini biliyorlar. Ayrıca, antioksidanların serbest radikalleri daha az tehlikeli yaparak bunları dengelediğini de... Peki, neden kansere karşı korunmak için bu vitaminlerden içmiyorsunuz? Bu ilaçların faydasını bulmak için bir dizi araştırma yapıldı ve sonuç başarısız çıktı. 5 bin 442 kadına plasebo ya da B vitamini verildi. 7 yıl boyunca, tüm kadınlarda aynı kanser oranı ve kanser ölümleriyle karşılaşıldı.

5. Vitaminler, zarar vermez. Eski bir düşünceye göre, vitamin hapları tedaviye yardımcı olmayabilir, ancak zarar da vermez. Beta karoten ilaçları üzerinde yapılan araştırmayla bu düşünce değişti. Antioksidanların akciğer kanserini önleyip önlemediğini araştıran bilim adamları, akciğer kanserinde vitamin takviyesi alan ve sigara içen erkekler arasında ölümlerde artış saptadılar. Yapılan daha geniş araştırmalarla, antioksidanların erkeklerin yanında kadınlarda da kanseri ilerletebildiği tespit edildi. Ayrıca yüksek dozlarda alınan folik asitin de kolon kanseri riskini artırdığı tespit edildi.

Hap olarak değil, yiyeceklerden alınan vitaminlerin güvenli olduğu kaydediliyor. Araştırmalar, birçok vitamin takviyesinden beklenen umutları kırdı. Ancak bir vitamin hapı hariç. Araştırmacılar, D vitamininin birçok hastalığa karşı koruyucu olduğunu ifade ediyor. Uygun miktarda alınan D vitamini kalp krizi geçirme riskini yarı yarıya azaltıyor. Ayrıca uygun miktarda içilen D vitaminiyle her yıl 50 bin kolekteral kanser vakası önlenebiliyor.

zaman

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7472
Vitaminin fazlası zarar veriyor
« Yanıtla #1 : 07 Temmuz 2011, 03:47:18 »
 A vitamininin gereğinden fazla alınması baş ağrısı ve görme bozukluğuna neden oluyor.

A vitamini havuç, ıspanak, lahana, biber, brokoli, koyu yeşil sebzeler, portakal, mandalina, kayısı gibi meyvelerin yanı sıra balık yağı, yumurta, süt, karaciğer, tereyağı, peynir gibi hayvansal gıdalarda bol miktarda bulunuyor.

İç hastalıkları uzmanı Dr. İbrahim Bağcivan, bilinçsiz alınan vitaminlerin faydadan çok zarar verdiğine dikkat çekti. Vitamin eksikliğinin hastalıklara yol açabileceği gibi vitamin fazlalığının da hastalıklara yol açtığına değinen Bağcivan, "Fazladan alınmış A vitamini, ciltte koyulaşmaya, pullanmaya, kafa içi basıncının artmasına, şiddetli baş ağrısına, görme sorunlarına neden olabiliyor." dedi.

Vitaminlerin kimyasal özelliklerine göre suda eriyen ve yağda eriyen vitaminler olmak üzere iki gruba ayrıldığını hatırlatan Bağcivan, "B ve C vitaminleri suda eriyebildiği için vücutta depo edilmesi söz konusu olmuyor.

Bu nedenle eksiklikleri yağda eriyen vitaminlere göre daha sık görülüyor. Fazla tüketilmeleri vücutta birikim yapmadığı için çoğu zaman sorun oluşturmuyor. Yağda eriyen A, D, E, K vitaminleri fazla alındığında vücutta birikiyor ve kontrolsüz kullanıldığı zaman hipervitaminoz denilen vitamin fazlalığına yol açabiliyor." diye konuştu.

Bağcivan, "Artmış D vitamini vücutta fazla kalsiyum emilmesine, ciddi kalsiyum fazlalığına neden oluyor. Bu da kalp ve böbrek sağlığı açısından ciddi ve önemli sonuçlar doğuruyor. K vitamini ise kanın pıhtılaşmasına yönelik sorunları ortaya çıkarabiliyor." ifadelerini kullandı.

zaman

mazhar

  • Ziyaretçi
Vitaminin de Fazlası Zararlı
« Yanıtla #2 : 17 Kasım 2013, 20:32:14 »
Kendimizi biraz halsiz hissettiğimiz, yetersiz beslenip, çokça enerji sarf ettiğimiz günlerde , hepimizin eli ecza dolabindaki vitamin haplarına uzanır. Peki ya bu küçük renkli hapların bilinçsizce kullanıldığın da bir çok hastalığa yakalanma riskini artırdığını tahmin edebilir'miydiniz ?

 Günümüz insanı çok yoğun bir tempoda hayat mücadelesi veriyor. Bu nedenledir'ki, bazen yemek yemeye dahi vakit ayıramıyor ve ayak üstü yiyeceklerle idare durumunda kalarak sağlıksız besleniyor.  Ondan sonra da vucudun ihtiyaç duyduğu vitaminleri  haplarla giderme yolunu tercih ediyor. Başta politikacılar ve iş adamları olmak üzere toplumun hemen her kesimimden  talep gören bu yöntem, şayet uygun doz ve yöntemde olmaz ise büyük riskler taşıyor...

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Grip Aşısı Yerine D Vitamini Kullanın
« Yanıtla #3 : 18 Mayıs 2015, 18:02:18 »
Grip Aşısı Yerine D Vitamini Kullanın

Önümüz yaz, ancak kışa şimdiden hazırlanmaya başlarsanız sonbaharda grip aşısı olmanız gerekmeyebilir. Vücudunuzdaki D Vitamini seviyesini dengelemek, sizi gribe karşı koruyabilir.

[kaynak: D Vitamini yerine Grip Aşısı - Vitamin Konseyi ]

D Vitamini ve grip'i, ayrıca D Vitamini ile genel solunum yolu enfeksiyonlarını ilişkilendiren bir çok araştırma vardır. Bu vitamin, bakterilere, mantarlara ve virüslere karşı geniş spektrumlu mikrop öldürücü faaliyette bulunan ve insan vücudunda üretilebilen antimkrobiyal peptitlerin (AMP) üretimini (genetik ifadesini) artırır. Aşağıda açıklanan raporlar yüksek seviyede güneş veya D Vitamini desteği alımının gribe karşı dayanıksızlığı azalttığını ortaya koymaktadır. İnsanlarda D Vitamininin mevsimsel değişimi, grip salgınlarının mevsimselliğini açıklayabilir.

Son Araştırmalar

Son zamanlarda (2006 ve 2008) John Cannell ve arkadaşları D Vitamini eksikliğinin grip için önemli bir risk faktörü olduğunu ve D Vitamininin grip sıklığını ve şiddetini azaltmakta etkin olabileceğini öne sürmüştür. [1][2]

İki yayında da, yazarlar D Vitamininin fizyolojik dozlarının (yetişkinler için günde 5.000 IU, çocuklar için her 10kg için günde 1.000 IU) gribal enfeksiyonu engelleyeceği ve farmakolojik dozların (3-4 gün boyunca günde 2.000 IU) gribi tedavş edici etkisi olacağı sonucuna varmıştır. Yazarlar D Vitamini eksikliğinin mevsimselliğinin grip salgınlarının da mevsimsel oluşunu, ayrıca D Vitamini eksikliğinin epidemiyolojisinin de gribin kafa karıştırıcı epidemiyolojisinin anlaşılmasına yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur. Ancak gribin mevsimselliği başka faktörlerle de açıklanabilir. Örneğin düşük mutlak nemin grip virüsünün hayatta kalmasına yardımcı olduğu keşfedilmiştir.[3]

2009 Şubat ayında Dahili Tıp Arşivlerinde yayınlanan ve Colorado Üniversitesi, Denver Tıp Okulu, Massachussets Genel Hastanesi ve Boston Çocuk Hastanesi tarafından 1900 yetişkin ve çocuk üzerinde yapılan araştırmada, kanlarındaki D Vitamini seviyesi düşük olan insanların daha fazla grip ve soğuk algınlığı yaşadığını ortaya çıkartmıştır. Astım gibi kronik solunum sorunları olanlarda riskler daha da yüksekti. En düşük D Vitamini seviyelerine sahip astım hastalarının yakın geçmişte solunum yolu enfeksiyonu yaşamış olma olasılığının daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. [4][5]

Amerikan Klinik Beslenme Derigisinin Mart 2010 sayısında yayınlanan rastgeleleştirilmiş, çift-bilmeyenli, plasebo kontrollü bi araştırmada kışın günde 1.200 IU D3 Vitamini desteği alan çocukların, plasebo verilenlere göre grip olma oranının %42 daha az olduğu görülmüştür.[6][7]

Ultraviyole Radyasyon ile Bağlantılar

UV-B lambalardan, güneşten ya da besin desteklerinden, nereden alınıyor olursa olsun D Vitamininin solunum yolu enfeksiyonlarını azalttığına dair bir çok kanıt vardır. 1926'da güneşe maruz kalma ile üst solunum yolları enfeksiyonları arasındaki ters ilişkiyi ilk kez ortaya koyan Smiley, aynı zamanda mevsimselliğin "kışın karanlık alarında güneş radyasyonunun eksikliğiyle doğrudan bağlantılı olan, insanlardaki düzensiz vitamin metabolimzasından" kaynakladığını da ilk kez teorize etmiştir.[8] Güneşe en az maruz kalan Hollandalı çocukların öksürük geliştirme riski en çok güneş alanlara oranla iki kat, nezle olma riski üç kat artıyor.[9]

Dahası, 410 genç Rus atlete üç yıl boyunca haftada iki kez vitamin D üreten ultraviyole radyasyon verildiğinde, radyasyon almayan 446 atletle kıyaslandığında %50 daha az viral solunum yolu enfeksiyonu ve %300 daha az devamsızlık gözlenmiştir.[10]

Kandaki kalsidiyol seviyeleri ve solunum yolu enfeksiyonları.

Kandaki kalsidiyol (25(OH)D3) seviyeleri solunum yolu enfeksiyonu görülme sıklığıyla ters orantılıdır.

Wayse ve arkadaşları raşitik olmayan ve alt solunum yolu enfekiyonlarına sahip 80 çocuğu sağlıklı kontrollerle karşılaştırıp, düşük 25(OH)D3 seviyeli çocukların 11 kat daha fazla enfeksiyon riski taşıdığını bulmuştur.[11]

Sıkça solunum yolları enfeksiyonu geçiren 27 çocuğa altı hafta boyunca haftada 60.000 IU D Vitamini verilmesi enfeksiyonların altı ay içinde tamamen ortadan kayoblmasına sebep olmuştur.[12]

Aloia ve Li-Ng, [13] daha önce yaptıkları 3 yıllık rastgeleleştirilmiş, kontrollü müdahaleli deneyin post-hoc analizinde D Vitamini verilen 104 Afro-Amerikalı kadının 104 plasebo kontrollü kadına oranla soğuk algınlığı ve grip semptomları gösterme olasılıkları üç kat daha düşüktü. İki yıl boyunca verilen çok düşük bir doz (800 IU/gün) görülen soğuk algınlığı ve grip vakalarının mevsimselliğini ortadan kaldırmış, hatta sonraki yılda günde 2.000IU gibi fizyolojik-altı bir dozda bile (1 yıl sonra vitamin verilen kadınların %40ının 25(OH)D3 seviyesi hala 32ng/mL'nin altındaydı) tüm üst solunum yolu enfeksiyonları ortadan kalkmıştır. Ancak, aynı yazarlar kış aylarında dört ay boyunca 2.000IU/gün verdiklerinde, önleyici bi etki bulamadılar. Dozun ve araştırmanın süresinin etki görülmesi için çok kısa olduğunu öne sürdüler.[14]

Bunun anlamı, 2.000 IU/gün gibi fizyolojik-altı dozlarda D Vitamini almaya sonbahar sonu ve kış aylarında başlamanın çok geç ve çok az kalacağıdır ve Creighton Üniverstesinden gelen yeni kanıtlar 30ng/mL düzeyindeki 25(OH)D seviyelerinde yani günde 2.000IU alınarak erişilebilecek seviyelerin genellikle kronik sübstrat eksikliğine işaret ettiğini[15] bu yüzden D Vitamininin tam antimikrobiyel etkilerinin görülebilmesi için yüksek serum 25(OH)D3 seviyelerine ihtiyaç olduğunu (44-70 ng/ml) göstermektedir.

Daha yakın zamanda Ginde ve arkadaşları NHANES verisini kullanarak düşük 25(OH)D3 sveviyelerinin sık üst solunum yolları enfeksiyonlarıyla ilişkilendirildiğini ve astım hastalarında oranın 5.67 olduğunu bulmuştur.[16] Kanlarındaki D Vitamini miktarı 40nmol/L altındaki Finlandiya'lı askerlerin solunum yolu enfeksiyonuna bağlı devamsızlık oranlarının kayda değer oranda fazla olduğu görülmüştür. [17]

Etki Mekanizması

Konu mekanizma olduğunda, bir çok grup yakın zamanda D Vitamininin bakterilere, mantarlara ve virüslere karşı geniş spektrumlu antimikrobiyel faaliyet gösteren bir çok antimikrobiyal proteinin (AMP) genetik ifadesini önemli ölçüde artırdığını göstermiştir.[19]
Genel olarak AMP grip gibi kılıflı virüsler dahil olmak üzere mikrobiyal hedeflerin lipoprotein kılıflarına hızla zarar verir. AMPler hem mukusta koruyucu bir kalkan oluşturan epitelde, hem de fagolizozomda mikrop öldürücü faaliyette bulunan fagositlerde üretilir. Bağışıklık sistemi sadece bu "ön saflar" için doğrudan antimikrobik savunma sağlamaz, aynı zamanda adaptif bağışıklık sistemine de antijene özel T lemfositleri ve immünoglobülinleri üretme sinyali gönderir. Ek olarak AMPler (güçlü antimikrobik katelisidin gibi epitel büyümesini ve ajiyogenesisi etkinleştirerek doku tamirini tetikler.

Antimikrobik peptitler saldırgan bir antimikrobik barikat yaratrak mukozalı epitel yüzeyleri korur. Epitel tarafından epitelin apikal yüzeyinin üstünde ancak yoğun mukoza katmanının bulunan ince sıvı katmanına salgılar. Epitele etkin şekilde ulaşabilmesi için bir mikrobun önce mukus bariyerini aşması, daha sonra bu sıvıda bulunan AMPlerin saldırısından kurtulması gerekir. Eğer mikroplar bu güçlü kordonu aşarsa, epitele bağlanmaları, hızla insan-ß-defensin ve katelisidin gibi özel, tetiklenebilir AMPlerin yüksek miktarlarda üretilmesini tetikler. Bunlar bir "yedek" antimikrobik kalkan sağlar.

Temel bağışıklıktaki rolü

D Vitamininin bir çok formu sekosteroiddir yani steroid halkalarındaki bağlardan biri kopmuş olan steroidler.

D Vitamininin temel bağışıklık sistemindeki önemli rolü 2004-2008 civarında anlaşılmıştır.[20] Önce McGill Üniversitesi'nde White'ın grubu [21] daha sonra da Kaliforniya-Los Angeles Üniversitesindeki iki bağımsız grup [22][23] aktif D Vitamininin [1,25(OH)2D3] bağışıklık hücrelerinde AMPlerin genetik ifadesini kayda değe ölçüde artırdığını göstermiştir. (Etki mekanizmasının ayrıntıları için White'ın değerlendirmesini okuyun.[24] Hem epitel hücreleri, hem de makrofajlar mikroplara maruz kaldığında antimikrobik katelisidinin ifadesini artırıyo - bu ifade D vitamininin varlığına bağlıdır. Üst solunum yollarına yerleşenler gibi patojen mikropar 25(OH)D'yi bir sekosteroid hormon olan 1,25(OH)2D'ye dönüştüren bir hidroksilazın üretimini tetikler. Bu da akciğer savunmasıyla görevli bir dizi geni etkinleştirir.

Makrofajda D Vitamininin varlığı aynı zamanda iltihap yaratıcı sitokin interferonun, tümör nekroz faktörünün ve interleukin-12'nin ifadesini baskılar ve patojenlerle ilişkilendirilmiş bir çok moleküler şablon reseptörünün (PAMP) hücresel ifadesini azaltır. Epidermiste D Vitamini ek PAMP reseptörlerini tetikler ve keratinositlerin mikropları tanıyıp tepki verebilmesini sağlar[25] Böylece D Vitamini hem epitelin hızla endojen antibiyotikler üretebilme becerisni artırır, hem de adaptif bağışıklığın bazı kollarını, özellikle de akut iltihap işaretlerinden sorumlu olanları baskılar.

Liu ve arkadaşlarının çalışması[26] özellikle ilginçtir. Kanlarındaki 25(OH)D seviyesi, açık tenli insanların hemen hemen yarısı olarak bilinen Afro-Amerikalıların D vitaminini tam anlamıyla kullanamadıklarını ortaya koymuştur- 25(OH)D bağımlı devreleri ve katesilidinin ifadesini düzenler. Koyu tenli bireylerdeki yüksek melanin derişimi keratinositleri ciltte D Vitamini üretmek için gereken ultraviyole radyasyondan alıkoyar.

Bu yüzden kışın karanlık günlerinde, özellikle koyu tenli çocuklar olmak üzere bir çok çocukta temel bağışıklık eksikleri göreli -ancak kolayca düzeltilebilir- şekilde ortaya çıkacaktır. Siyah çocukların zatürreden ölme oranı modern antibiyotiklere rağmen beyaz çocukların iki katı kadardır.[27] Dahası, her mevsimde, tüm cilt tipleri için ve tüm enlemlerde, nüfusun bir kısmı D Vitamini Eksikliği çeker. Bu oran kış aylarında ve koyu tenli bireylerde daha yüksektür ve kutuplara yaklaştıkça artmaktadır.

D Vitamini gribin önlenmesinde çok önemli bir rol oynayabilir. D Vitamini eksikliği ve solunum yolları enfeksiyonlarını birbirine bağlayan bir çok araştırma vardır. D Vitamini eksikliğinin teşhisi ve tedavisi son derece kolay, ucuz ve risksizdir. D Vitamini ve grip hakkında bilinenler göz önüne alındığında, bir çokları D Vitamini eksikliği sorununun önemli bir kamu sağlığı sorunu olduğu konusunda hemfikirdir.


Referanslar

^ Cannell JJ, Vieth R, Umhau JC, et al. (December 2006). "Epidemic influenza and vitamin D". Epidemiol. Infect. 134 (6): 1129–40. doi:10.1017/S0950268806007175. PMC 2870528. PMID 16959053. http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?tool=pmcentrez&artid=2870528.
^ Cannell JJ, Zasloff M, Garland CF, Scragg R, Giovannucci E (2008). "On the epidemiology of influenza". Virol. J. 5: 29. doi:10.1186/1743-422X-5-29. PMC 2279112. PMID 18298852. http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?tool=pmcentrez&artid=2279112.
^ Shaman J, Kohn M (March 2009). "Absolute humidity modulates influenza survival, transmission, and seasonality". Proc. Natl. Acad. Sci. U.S.A. 106 (9): 3243–8. doi:10.1073/pnas.0806852106. PMC 2651255. PMID 19204283. http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?tool=pmcentrez&artid=2651255.
^ Ginde AA, Mansbach JM, Camargo CA (February 2009). "Association between serum 25-hydroxyvitamin D level and upper respiratory tract infection in the Third National Health and Nutrition Examination Survey". Arch. Intern. Med. 169 (4): 384–90. doi:10.1001/archinternmed.2008.560. PMID 19237723.
^ massgeneral press release http://www.massgeneral.org/about/pressrelease.aspx?id=1103
^ food consumer newsite http://www.foodconsumer.org/newsite/2/other_diseases/vitamin_d_as_effective_as_vaccine_in_preventing_flu_1403100231.html
^ http://www.ajcn.org/cgi/content/abstract/ajcn.2009.29094v1
^ Smiley DF. Seasonal factors in the incidence of the acute respiratory infections. Am J Hyg 1926;6:621-6, p. 626
^ Termorshuizen F, Wijga A, Gerritsen J, Neijens HJ, van Loveren H (October 2004). "Exposure to solar ultraviolet radiation and respiratory tract symptoms in 1-year-old children". Photodermatol Photoimmunol Photomed 20 (5): 270–1. doi:10.1111/j.1600-0781.2004.00110.x. PMID 15379879.
^ Gigineĭshvili GR, Il’in NI, Suzdal’nitskiĭ RS, Levando VA. The use of UV irradiation to correct the immune system and decrease morbidity in athletes [in Russian]. Vopr Kurortol Fizioter Lech Fiz Kult 1990 May-Jun:30-3.
^ Wayse, V.; Yousafzai, A.; Mogale, K.; Filteau, S. (2004). "Association of subclinical vitamin D deficiency with severe acute lower respiratory infection in Indian children under 5 y". European journal of clinical nutrition 58 (4): 563–567. doi:10.1038/sj.ejcn.1601845. PMID 15042122.  edit
^ Rehman PK. Sub-clinical rickets and recurrent infection. J Trop Pediatr 1994;40:58.
^ Aloia JF, Li-Ng M. Re: epidemic influenza and vitamin D. Epidemiol Infect 2007;135:1095-6; author reply 1097-8.
^ Li-Ng M, Aloia JF, Pollack S, Cunha BA, Mikhail M, Yeh J, Berbari N. A randomized controlled trial of vitamin D3 supplementation for the prevention of symptomatic upper respiratory tract infections. Epidemiol Infect. 2009 Oct;137(10):1396-404. Epub 2009 Mar 19. PMID 19296870
^ Heaney RP, Armas LA, Shary JR, Bell NH, Binkley N, Hollis BW. 25-Hydroxylation of vitamin D3: relation to circulating vitamin D3 under various input conditions. Am J Clin Nutr. 2008, 87(6):1738-1742.
^ Ginde AA, Mansbach JM, Camargo CA Jr. Association between serum 25-hydroxyvitamin D level and upper respiratory tract infection in the Third National Health and Nutrition Examination Survey. Arch Intern Med. 2009 Feb 23;169(4):384-90.
^ Laaksi I, Ruohola JP, Tuohimaa P, Auvinen A, Haataja R, Pihlajamäki H, Ylikomi T. An association of serum vitamin D concentrations < 40 nmol/L with acute respiratory tract infection in young Finnish men. Am J Clin Nutr. 2007 Sep;86(3):714-7.
^ Karatekin G, Kaya A, Salihoğlu O, Balci H, Nuhoğlu A. Association of subclinical vitamin D deficiency in newborns with acute lower respiratory infection and their mothers. Eur J Clin Nutr. 2009 Apr;63(4):473-7.
^ Zasloff M. Antimicrobial peptides of multicellular organisms.Nature 2002;415:389-95.
^ Zasloff M. Fighting infections with vitamin D. Nat Med 2006;12:388-90.
^ Wang TT, Nestel FP, Bourdeau V, et al. Cutting edge:1,25-dihydroxyvitamin D3 is a direct inducer of antimicrobial peptide gene expression. J Immunol 2004;173:2909-12. [Erratum in J Immunol 2004;173:6489.]
^ Gombart AF, Borregaard N, Koeffler HP. Human cathelicidin antimicrobial peptide (CAMP) gene is a direct target of the vitamin D receptor and is strongly up-regulated in myeloid cells by 1,25-dihydroxyvitamin D3. FASEB J 2005;19:1067- 77.
^ Liu PT, Stenger S, Li H et al. (2006). "Toll-like receptor triggering of a vitamin D–mediated human antimicrobial response". Science 311 (5768): 1770–3. doi:10.1126/science.1123933. PMID 16497887.
^ White JH. Vitamin D signaling, infectious diseases, and regulation of innate immunity. Infect Immun 2008;76:3837-43.
^ Schauber J, Dorschner RA, Coda AB et al. (2007). "Injury enhances TLR2 function and antimicrobial peptide expression through a vitamin D–dependent mechanism". J Clin Invest 117 (3): 803–11. doi:10.1172/JCI30142. PMC 1784003. PMID 17290304. http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?tool=pmcentrez&artid=1784003.
^ Liu PT, Stenger S, Li H et al. (2006). "Toll-like receptor triggering of a vitamin D–mediated human antimicrobial response". Science 311 (5768): 1770–3. doi:10.1126/science.1123933. PMID 16497887.
^ Dowell SF, Kupronis BA, Zell ER, Shay DK. Mortality from pneumonia in children in the United States, 1939 through 1996. N Engl J Med 2000;342:1399-407.
^ MacDonald D, Swaminathan R. Seasonal variation in 25-OH vitamin D in plasma of Hong Kong Chinese. Clin Chem 1988;34:2375.
^ Levis S, Gomez A, Jimenez C et al. (2005). "Vitamin D deficiency and seasonal variation in an adult South Florida population". J Clin Endocrinol Metab 90 (3): 1557–62. doi:10.1210/jc.2004-0746. PMID 15634725.
^ Shek LP, Lee BW. Epidemiology and seasonality of respiratory tract virus infections in the tropics. Paediatr Respir Rev 2003;4:105-11.
^ Agarwal KS, Mughal MZ, Upadhyay P, Berry JL, Mawer EB, Puliyel JM. The impact of atmospheric pollution on vitamin D status of infants and toddlers in Delhi, India. Arch Dis Child 2002;87:111-3.
^ Leung SS, Lui S, Swaminathan R. Vitamin D status of Hong Kong Chinese infants. Acta Paediatr Scand 1989;78:303-6.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
D VİTAMİNİ SIRT AĞRISI, DEPRESYON, DİYABET, PROSTAT KANSERİ VE BAĞIRSAK KANSERİNDEN KORUYOR

Yeni Yapılan Çalışmalar D vitamininin sırt ağrısı, depresyon, prostat kanseri, Diyabet (Şeker Hastalığı), kolon (bağırsak) ve rektum kanserinden koruduğunu ortaya koydu. Bu çalışmaların özetleri kısaca şöyledir:

D Vitamini kronik sırt ağrılarında faydalı oluyor. D vitamini alan ve sırt ağrısı olan kişilerde bu ağrı azalmakta,

D Vitamini kan düzeyi 40’ın altında olanlarda Depresyon daha sık görülmektedir,

Kolon ve rektum kanserleri ve Prostat Kanseri D Vitamini alanlarda daha az görülmektedir,

D Vitamini Beyin hasari ve beyin iskemisinde faydalı olmakta,

D vitamini ve kalsiyum alan kilolu kişilerde kilo kaybı daha fazla oluyor,

D vitamini alanlarda Diyabet (Şeker Hastalığı) kontrolu daha iyi olmakta ve şeker hastalığı çıkışı gecikmekte yani önlemektedir.

D VİTAMİNİ KONTROLU İÇİN kanda (25 OH D3 ) VİTAMİNİ DÜZEYİNİ HER YIL ÖLÇTÜRÜN. Bu ÖLÇÜMÜN 50 CİVARINDA OLMASI GEREKİR. DAHA DÜŞÜK İSE BİR ENDOKRİN UZMANINA BAŞVURARAK TEDAVİ OLUNUZ.

D VİTAMİNİ NEDİR?

D vitaminine tıp dilinde kalsiferol adı da verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini ya besinlerle alınır ya da cildimizde güneş ışığının etkisi ile oluşur. Bitkilerde veya gıdalarda D2 vitamini vardır. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur. Cildimizde güneşin etkisiyle oluşan D vitaminin fazlası güneş ışığı tarafından yok edilir. O nedenle fazla güneşte kalma nedeniyle D vitamini zehirlenmesi oluşmaz.

Kandaki kalsiyumun normal sınırlarda olmasını D vitamini ve paratiroit hormonu ayarlar. Boynumuzun ön tarafında bulunan tiroit bezinin arkasına yerleşmiş paratiroit bezlerinden salgılanan paratiroit hormonu ile D vitaminin etkili çalışması sonucunda kan kalsiyum düzeylerinde bozulma (azalma veya artma) olmaz. D vitamini, gıdalarla alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kemiklerden kalsiyumun geri çekilmesini ve böbreklerden kalsiyumun tekrar geri emilmesini sağlayarak kan kalsiyumunu normal sınırlar içinde tutar.

D Vitaminin Görevleri:

• Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda olmasını sağlar.
• Bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar.
• Kemiklerin güçlü olmasını sağlar.
• Çocuklardaki Raşitizm hastalığı ve erişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalıklarının oluşmasını önler.
• Vücut direncini yani bağışıklık sistemini güçlendirir
• Pankreas bezinden insülin hormonunun salgılanmasını düzenler.
• Damarlardaki kan basıncını yani tansiyonu düzenler ve yüksek tansiyon yüksekliğini azaltır
• D vitamini, kemik ve diş dokusunun gelişimi için gereklidir. Bu yüzden çocuklarda ihtiyaç daha fazladır. Eksikliğinde diş ve kemikle ilgili bozukluklar meydana gelir.
• D vitamini bazı kanserlerin, otoimmün hastalıkların, kalp hastalıkları ve Tip 1 diyabetin gelişimini ve tüberkuloz (verem) gelişmesini önler.
• D vitamini kaslara güç verir, eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve ağrı olur. Atletlerin performansında D vitamini bu nedenle önemlidir. Yaşlılarda kasları güçlendirerek düşmeleri önler.
• Depresyon ve şizofreniden korur.

D Vitamini hangi Besinlerde Bulunur?

D vitamini özellikle yağlı balıklarda (somon balığı, karides) ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt ve süt ürünlerinde de bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için güneş ışığından da yararlanılmalıdır.

D vitamine ihtiyaç 19-50 yaş arasında günlük 200 ünite, 51-70 yaş arası 400 ünite ve 70 yaşın üzerinde 600 ünite kadardır.

D Vitamini Ne Kadar Almalı?

50 yaşın üzerinde D vitamini alımı yetersizdir. 50 yaşına kadar günde 200 ünite, 50-70 yaş arası 400-600 ünite D vitamini alınmalıdır. Ancak yapılan çalışmalar yetersiz güneş ışığı alan çocuk ve erişkinlerin 800-1000 ünite D vitamini almak gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle herkesin günlük 800 ünite D vitamini alması uygundur.

En kolay D vitamini alma yolu günde en az 15 dakika güneş ışığına maruz kalmaktır. Her gün el, yüz ve kolların 15 dakika güneş görmesi gerekir. Haftada 4-6 defa bu işlemi yapmak faydalıdır. Eğer bu mümkün değilse, en azından günlük 400 ünite D vitamini almak faydalı olur. Güneş görmeyen ülkelerde yaşayan insanlarda D vitamini vücutta daha az olduğundan multipl skleroz denilen hastalık daha çok görülür.

D vitamini eksik kişilerde vitamin D2 ‘nin 50.000 ünitelik kapsülü haftada bir verilir ve 8 hafta süreyle verilir. Daha sonra her 2-4 haftada bir verilir. Diğer bir tedavi şekli ise her gün 1000 ünite D3 vitamini veya 3000 ünite D2 vitamini hergün verilmelidir.

Yeterli D vitamini alım miktarı erişkinler için günlük 400 ünitedir. 70 yaşın üzerinde bu doz günde 800 ünite olmalı ve birlikte 1200 mg kalsiyum almalıdır.


KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral,Bitkisel Ürün Rehberi, Gürer yayınları, 2008

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Demir Eksikliği
« Yanıtla #5 : 20 Mayıs 2015, 11:50:49 »
Demir Eksikliği

Demir, vücudumuzda yüzlerce protein ve enzimin yapısında bulunan çok önemli bir mineraldir. Kan yapımı için yeteri kadar demir almamız gerekmektedir. Demir eksikliği dünyanın en sık görülen beslenme problemidir ve dünya nüfusunun %30’unda görülür. Türkiye’deki kadınların ve çocukların çoğunda demir eksikliğine bağlı kansızlık vardır.

Demir, kanımızda kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan ve oksijeni taşıyan hemoglobin isimli bir proteinin yapısında bulunur. Demir eksikliğinde dokulara oksijen yeteri kadar taşınamadığından yorgunluk, iş performasında azalma ve bağışıklık sisteminde zayıflama oluşur. Ancak fazla alınan demir ise vücuda zararlıdır ve ölüme bile neden olabilir. Vücuttaki demirin 2/3’si hemoglobin’de, % 15’i ise depo edilmiş olarak karaciğer ve dalakta bulunur. Depo demirine ferritin adı verilir.

Demir ayrıca kaslarda oksijen taşıyan myoglobulinde, bazı enzimlerin yapısında bulunmaktadır. Demir depoları bağırsaktan alınan demir ile düzenlenmektedir. Demir alımı yetersiz ise veya fazla kan kaybı nedeniyle demir eksikliği oluşmuşsa kansızlık meydana gelir. Kadınlarda adet kanamalarının fazlalığı demir eksikliğinin en önemli nedenlerinden birisidir.


Demirin Bağırsaklardan Emilimini Neler Bozar veya Artırır?

Sağlıklı bir kişide besinlerle alınan demirin ancak %10-15’i bağırsaklardan emilmektedir. Vücuttaki demir depoları bağırsaklardan demir emilim oranını etkiler. Vücudunuzda demir az ise bağırsaklardan daha çok demir emilimi olmaktadır. Vücutta demir çoksa bağırsaklardan demir emilimi az olur. Ette bulunan demirin emilimi daha iyi iken sebzelerdeki demirin emilimi daha azdır.

Et proteinleri ve C vitamini demirin emilimini artırmaktadır. Gıdaların içinde bulunan kalsiyum, çay, pirinç ve bakliyatlar (kuru fasulye, nohut, mercimek gibi) ve soya yağı veya proteini bağırsaklardan demir emilimini azaltırlar. Kanınızda ferritin denen demir az ise veya demir yetmezliğine bağlı kansızlık varsa çayı yemekler arasında ve yemekten 1 saat sonra içmelidir.

Demir Hangi Gıdalarda Bulunur?

Demir kırmızı ette çok bulunur, beyaz ette ise çok az bulunur. Kuzu ciğeri, kuru kayısı, kepekli ekmek, sığır eti, yumurta, biftek, kırmızı şarap, soya, kuru fasulye, bezelye, patates, kuru üzüm, pekmez ve ıspanak gibi besinlerde demir vardır. Kolesterol korkusu nedeniyle kırmızı et yemeyenlerde sıklıkla demir eksikliği ve kansızlık oluşur. Bu nedenle kolesterol yüksekliği dahi olsa haftada bir kez haşlama olarak kırmızı et yemek gerekir.

Günlük Demir İhtiyacı Ne Kadar?

Günlük demir ihtiyacı 7-12 aylık bebeklik döneminde 11 mg/gün, 1-3 yaş arasında 7 mg/gün, 19-50 yaş arası erkeklerde 8 mg/gün, kadınlarda 18 mg/gün, gebelikte 27 mg/gün ve emzirme döneminde 9-100 mg/gün’dür.

Kadınlarda adetlerle fazla kanama olması veya başka kanamalar nedeniyle (ameliyatlar, kesikler, trafik kazası, hemoroidler) demir kaybı olunca vücut bunu önce depo demirinden karşılamaya çalışır. Depo demiri denen ferritin de azalınca kansızlık oluşmaya başlar. Demir eksikliği oluştuğunda kandaki ferritin düzeyi azalır. Bu nedenle vücutta demir eksikliği olup olmadığını anlamak için kanda ferritin düzeyi ölçümü yapılmaktadır.

Demir eksikliğinin başlıca nedenleri nelerdir?

• Diyetle az demir almak, kırmızı et yememek, vejetaryen bir diyet uygulamak
• Bağırsaklardan demir emiliminin az olması (mide ameliyatları geçirmek, midede helikobakter pilori enfeksiyonu olması) ve bağırsak hastalıkları
• Aşırı kan kaybetmek; adetlerle aşırı kan kaybı, rahimde spiral kullanımı, ameliyatlarda kan kaybı
• Demir ihtiyacının artması (gebelik, aşırı egzersiz yapılması gibi)
• Dializ hastaları
• A vitamini eksikliği

Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlık (Anemi)

Demir alımı kayıptan fazla olunca önce demir depoları azalmaya başlar. Bu aşamada kanda ferritin düşer. Dünyada % 80 kişide demir yetersizliği vardır. Bu azalma devam ederse kemik iliğinde kan yapılamayacağından kansızlık oluşur. Toplumda % 30 kişide demir eksikliği anemisi vardır. Kansızlığa tıp dilinde anemi denir. Demir eksikliğine bağlı kansızlık toplumda çok sıktır.

Demir yetmezliğine bağlı kansızlık (anemi) olduğunda şu belirtiler ortaya çıkar:

• Yorgunluk, halsizlik
• Solgunluk, tırnaklarda kırılma, çarpıntı
• Üşüme
• Baş dönmesi, baş ağrısı
• Uykusuzluk
• Halsizlik ve güçsüzlük
• İş veriminde düşme
• Okul performansında azalma
• Beyin fonksiyonlarında azalma
• Vücut direncinde düşme ve enfeksiyonlara sık yakalanma
• Dilde iltihap
• Çok az hastada toprak yeme (pica anemisi)

Kimler İlave Demir İlacı Kullanmalıdır?

Demir kaybı fazla olan ve demir ihtiyacının arttığı durumlarda demir ilacı alınmalıdır.

Bu durumlar şunlardır:

• Gebeler
• Erken doğan ve düşük ağırlıklı bebekler
• Emen bebekler
• Ergenlik çağındaki kızlar
• Fazla adet kanaması olan kadınlar
• Böbrek yetmezliği olan ve dialize girenler
• Bağırsak ve mide hastalığı olanlar (Çöliak ve Crohn hastalığı gibi)

Bu kişilerde kanda demir düzeyine bakıp ona göre ilaç verilmelidir.

Demir İlacı Alırken Dikkat Edilecek Hususlar:

Demir yetmezliği anemisi olanlarda demir ilacı verilir. Amaç demir depolarını doldurmak ve kansızlığı düzeltmektir. Kanda hemeglobin düşük ise kanda ferritin düzeyi ölçülür ve ferritin 15 mikrogram/lt den düşükse demir ilacı tedavisine ihtiyaç var demektir. Demir ilaçlarındaki demir ferroz ve ferik durumdadır. Ferroz sülfat, ferroz fumarat ve ferroz glukonat olarak alınan demir ilacı en iyi emilen türleridir.

Demir hapları genellikle aç karna alınmalıdır. Böylece demir ilacının emilimi daha iyi olur. Bazı demir ilaçları da sıvı şeklinde flakon içinde olur ve içilir. Ancak demir ilacı tedavisi sırasında bulantı, kusma, dışkıda siyahlaşma, kabızlık ve ishal olabilir. Bu tür şikayetleri azaltmak için demir ilacı besinlerle birlikte ve önceleri düşük dozda başlayıp sonra artırarak alınabilir.

Demir ilacı antiasit denilem mide haplarının alımından 4 saat sonra alınmalıdır. İki değerli demir ilacı alınıyorsa emilimini artırmak için 250 mg C vitamini ilave olarak alınabilir. 325 mg’lık demir sülfat ilacının içinde 65 mg elementer demir vardır. Tedavide günde 150-200 mg elementer demir alınacak şekilde doktorunuz ilacınızın dozunu ayarlar. Bazen demir ilacı iğne olarak intramuskuler (kabadan) yapılabilir. Demir ilacı tedavisiyle kanda hemeglobin 2-3 hafta sonra artmaya başlar.

Demir ilacı aldığı halde kansızlığı bir türlü düzelmeyen hastalar olabilir.

Bunun nedeni şunlar olabilir:

• Teşhis yanlış olabilir. Hastada talessemi veya myelodisplastik sendrom denilen başka kan hastalıkları vardır.
• Hastada demir ilacına cevap verilmesini engelleyen başka hastalıklar olabilir. Bunlar kronik hastalık anemisi, böbrek yetmezliği olabilir.
• Demir ilacıyla birlikte antasit gibi başka ilaçlar kullanıyor olabilir. Bunlar emilimi bozar
• Demir kaybı alınandan fazla olabilir. Buna örnek olarak bağırsaktan kanama ve dializdir.
• Hastada demir emilim bozukluğu olabilir. Helikobakter pilori hastalığı, gastrit, çöliak hastalığı varsa demir emilimi bozuktur.

Demir İlacı Rasgele Alınacak Bir İlaç Değildir:

Demir, rasgele alınacak bir ilaç değildir. Alınan demirin fazlası vücutta özellikle kalp, karaciğer ve kemik iliğinde birikerek zararlı olur. Kanımızda demir çok artarsa karaciğerde siroz ve kalp yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle erişkin yaştaki erkekler ve menopozdaki kadınlarda demir eksikliği yoksa ilave demir alınmamalıdır. Sık kan alan hastalar da demir ilacı alırken dikkatli olmalıdır.

KAYNAK: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin, Mineral, Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, Gürer Yayınları, 2008

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Vitaminler
« Yanıtla #6 : 02 Haziran 2015, 14:01:14 »
Vitaminler

Ülkemizde ve dünyada son yıllarda vitamin ve mineral ilaçları yanı sıra besin desteği ürünleri tüketiminde büyük bir artış vardır. Bu ilaçların ve ürünlerin kullanımının bilinçsizce yapıldığı ve bazı kişilerde yan etkiler yaptığı bilinen bir gerçektir. Özellikle bitkisel olarak tanımlanan ve doğal olduğu iddia edilen besin destekleri reçetesiz satıldığı için satın almak veya ulaşmak kolaydır. Halbuki bu ürünlerin de bir doktorun gözetiminde kullanılması gerekir.

Özellkle hastalığı olan ve ilaç kullanan kişilerin bu tür bitkisel-herbal ürünler kullanırken daha çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu ürünlerin hastalık tedavisi için kullanılamayacağı dsadece destek ürünleri olduğu veya tamamlayıcı oldukları unutulmamalıdır. İlaçları bırakıp sadece bu tür bitkisel besin destekleri ürünleriyle tedavi olmayı düşünmek kadar yanlış bir şey olamaz.

Vitamin ve mineraller günlük diyetin vazgeçilemez besin ögleridir. Yeterli ve dengeli beslenmek vitaminlerin ve minerallerin yeterli alınmasını sağlar. Bununla birlikte bazı şartlar altında ve belirli yaş grubunda ilave vitamin ve mineral desteğine ihtiyacımız olmaktadır. Bazı kişiler doktoruna sormadan rastgele vitamin ilaçları almaktadır. Bu ilaçların da fazlası zararlıdır ve kullanımı konusunda bilinçli olmak gerekmektedir.

Vitaminler, vücudumuzdaki birçok metabolik olayın gerçekleşmesinde önemli görevleri olan maddelerdir. Vücudumuz vitaminleri kendisi yapamadığından gıdalarla almak zorundayız.

Vitaminler, vücudumuzda görev yapan enzim adı verilen proteinlerin yapısına girerek biyolojik olayların düzenlenmesini sağlar. Vitaminler olmadan vücuttaki bir çok faaliyet başlatılamaz ve sürdürülemez.

Vitaminleri yeterli almanın en iyi yolu dengeli beslenmek ve farklı gıdaları yemektir. Farklı gıda yemek çeşitli vitaminleri ve mineralleri almamaız açısından çok önemlidir. Bu şekilde beslenen bir kişinin ilave vitamin-mineral almasına gerek kalmaz. Bazı durumlarda ise ilave vitamin ilacı almak gerekebilir. Ancak yüksek dozda alınan bazı vitaminler vücudumuzda birikerek zararlı olur. Bu nedenle vitaminler gelişigüzel kullanılacak ilaçlar değildir.

Vitamin eksikliğinde sağlık sorunları yavaş yavaş ortaya çıkar, zaman içinde yorgunluk veya başka şikayetler görülür. Bir sonraki aşama bedensel rahatsızlıktır. Vitamin eksikliği giderilmez ise ölümle sonuçlanabilecek ciddi hastalıklar ortaya çıkabilir.

Her vitaminin değişik görevleri vardır. Doğal ve sentetik vitaminler arasındaki fark henüz tespit edilememiştir. Dengeli beslenerek vitamin ve mineral ihtiyacımızı doğal besinlerden yeterli derecede karşılayabiliriz. Bununla birlikte bebekler, gebeler, yaşlılar, alkolikler, sigara içenler, uzun süreli ilaç kullananlar, vejetaryenler ve zayıflama diyeti uygulayanlara vitamin desteği gerekir.

Vitamin ve minerallerin kalorisi yoktur, kilo yapmaz. Tüm vitamin ve mineraller gıdalarda bulunur. Uzun zaman vitamin ve mineralden eksik beslenirseniz vitamin yetmezliği ortaya çıkar. Vitaminlerin en iyi şekli vitamin ilaçları değil gıdalarda olanlardır.

Yağda Eriyen ve Suda Eriyen Vitaminler:

Vitamin ve minerallerin çoğu ince bağırsakların üst kısmından emilir. B12 vitamini ve mağnezyum ise ince bağırsağın ileum ve jejunum kısmından emilir.

Vitaminler, yağda çözünen ve suda çözünen vitaminler olmak üzere 2 gruba ayrılır. A,D,E ve K vitaminleri yağda çözünürler. Yağda çözünen vitaminlerin emilimi için bağırsaklarda safra keseinden gelen safraya ihtiyaç vardır. Yağda eriyen vitaminler kanda yağla birlikte dolaşır ve yağ hücrelerinde depolanırlar. Yani yağda çözünen A, D, E ve K vitaminlerinin fazlası vücutta birikir ve fazlası atılmaz.

B vitaminleri ve C vitamini gibi suda çözünen vitaminler vücudumuzda kolayca emilir. Yağda eriyen vitaminlerin aksine suda eriyen vitaminler bağırsaklardan emilmesi için safra asitine ihtiyaç duymazlar. Vücudumuz suda eriyen vitaminleri (ADEK vitaminleri dışındaki bütün vitaminler) idrarla atılırlar yani vücutta birikmezler.

Amerikan Diyetisyenler Derneği’nin Vitamin Kullanım Önerileri aşağıdaki gibidir:

• Folik asit vitamini: Gebelik döneminde her gün 400 mikrogram alınmalıdır. Bebekte sakatlık gelişmesini önler.
• Midesinde atrofik gastrit isimli bir hastalığı olanlarda B12 vitamini desteği gerekebilir. 50 yaşından büyüklerin % 10-30’unda B12 vitamini eksikliği olabilir. Bu kişilerin B12 vitamini alması gerekir.
• Kalsiyum: 9-18 yaş arası 1300 mg/gün

19-50 yaş arası 1000 mg/gün

51 yaş üzeri 1200 mg/gün alınmalıdır.

• Yaşlılarda ve kadınlarda menopoz sonrası D vitamini alınmalıdır.
• Vejetaryenler (et yemeyen, sadece sebze ve meyve yiyenler): B12, D vitamini ve kalsiyum almalıdır.
• Gebelikte demir ilavesi gerekir.

İlave vitamin alınması gereken durumlar aşağıda verilmiştir:

• 65 yaşın üzerindeki kişiler, B6, B12, folik asit vitamini ve D vitamini almalıdır.
• Menopozdaki kadınlar ilave kalsiyum ve D vitamini almalıdır.
• Yeterince yemek yiyemeyen kişiler ilave vitamin almalıdırlar
• Düşük kalorili diyet yaparken (günlük 1200 kalorinin altında diyet yaparken) ilave vitamin alınmalıdır.
• Sigara içenler, C vitamini, B6 vitamini ve folik asit vitamini almalıdırlar
• Aşırı alkol alıyorsanız tiamin vitamini, folik asit vitamini, A vitamini, D vitamini ve B12 vitamini almalısınız
• Gebe olanlar kalsiyum, folik asit, biotin ve demir desteği almalıdır.
• Bağırsak hastalıkları medeniyle alınan besinlerin bağırsaklardan emiliminin bozukluğu varsa ilave vitamin almak gerekir.
• Şeker hastalığınız varsa damar sağlığı için tiamin vitamini alınız
• Sık hasta olanlarda bağışıklık sistemi zayıftır ve bunun temelinde vitamin eksikliği olup olmadığı araştırılmalı ve eksik vitaminler verilmelidir.
• Yaşlı kişiler eğer yeterince yemek yitemiyorsa, güneş ışığı görmüyorsa, laktoz intoleransı varsa ve mide asit değişikliğine bağlı B12 vitamin emilmesi bozukluğu varsa vitamin alınmalıdır.
• Vejeteryan olup tavuk, yumurta yemeyen ve süt ürünü içmeyen veya tüketmeyenlerde B12 vitamin eksikliği olur.
• Laktoz intoleransı (süt içince ishal olmak) olanlar veya süt veya süt ürünü sevmeyenler vitamin almalıdır
• Kronik hastalığı olup bu nedenle düzenli ilaç kullanan veya ameliyat olanlar
• Öğün atlayan ve bunu devamlı yapan kişiler

Çoğu İnsanın Alması Gereken Vitaminler:

Yapılan çalışmalar çoğu insanın günlük beslenmesi ile yeteri kadar folik asit vitamini, B6 vitamini, B12 vitamini, D vitamini ve E vitamini alamadığını göstermiştir. Bu vitaminlerin ilave olarak standart multivitamin ilaçlarla alınması uygundur. Çok fazla vitamin içeren, ‘’mega’’ veya ‘’hiper’’doz denilen vitamin ilaçlarını almaya gerek yoktur. Gebelikte ilk ay mutlaka günlük 400 mikrogram folik asit alınmalıdır. Gebelikte multivitamin de alınabilir. Ancak gebeliğin ilk 3 ayında fazla A vitamini alınması zararlıdır..

Yüksek Dozda Vitamin Almanın Zararları:

• A vitaminin fazla alınırsa vücutta birikir ve zararlı olur.
• B6 vitamini, D vitamini, niasin vitamini, demir ve selenyum minerallerinin fazlası zararlıdır.
• D vitamini fazla alınırsa kanda kalsiyum aşırı yükselir ve zararlı olur.
• Gebeliğin ilk üç ayında fazla A vitamini alınırsa, çocukta sakatlık yapar.
• Yüksek dozda E vitamini almak K vitamininin etkisini bozduğundan Coumadin isimli kanı sulandıran ilaç kullanan kalp hastalarında zararlı olabilir
• Çinkonun fazla alınması vücut direncini (bağışıklık sistemini) bozar ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü azaltır.
• Yüsek dozda multivitamin alan erkeklerde prostat kanser riskinin arttığı saptanmıştır.

Vitamin İlacı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeli?

Vitamin ilaçları kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmeliyiz:

1- İlacın etiketini ve prospektüsünü okuyunuz: İlacın içinde bulunan maddeleri ve vitaminleri okuyunuz. Vitaminlerin miligram ve ünitelerine dikkat ediniz.
2- Üzerinde ‘’Mega’’ , ‘’Süper’’, ‘’Hiper’’ yazan ürünleri kullanmayınız. Bu ürünlerde aşırı dozda vitamin olabilir.
3- Vitamin ilacının içinde başka ilave maddeler veya kimyasal ürünler olmamasına dikkat ediniz.
4- Son kullanma tarihine dikkat ediniz.
5- İlaçları serin, kuru yerde saklayınız. Nemli ortamda bulundurmayınız.


KAYNAK: VITAMIN-MINERAL , B;TKİSEL URUN KULLANIM REHBERİ, Metin Özata, GÜRER YAYINLARI, , 2008 Haziran

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Vitamin Kullanımı
« Yanıtla #7 : 02 Haziran 2015, 14:20:23 »
Vitamin Kullanımı

Vitaminler, vücudumuzdaki birçok metabolik olayın gerçekleşmesinde önemli görevleri olan maddelerdir.  Vücudumuz vitaminleri kendisi yapamadığından gıdalarla  almak zorundayız.
Vitaminler,  vücudumuzda görev yapan  enzim adı verilen proteinlerin yapısına girerek biyolojik  olayların düzenlenmesini sağlar.  Vitaminler olmadan vücuttaki bir çok faaliyet başlatılamaz  ve sürdürülemez.
Vitaminleri yeterli almanın en iyi yolu dengeli beslenmek ve farklı gıdaları yemektir. Farklı gıda yemek çeşitli vitaminleri ve mineralleri almamız açısından çok önemlidir.  Bu şekilde beslenen bir kişinin ilave vitamin-mineral almasına gerek kalmaz ise de yapılan araştırmalar çoğu kişinin yeterli beslenmediğini ortaya koymuştur.  Bazı durumlarda ise mutlaka  ilave vitamin ilacı almak gerekebilir. Ancak yüksek dozda alınan bazı vitaminler vücudumuzda birikerek zararlı olur. Bu nedenle vitaminler gelişigüzel kullanılacak ilaçlar değildir.
Vitamin  eksikliğinde sağlık sorunları yavaş yavaş ortaya çıkar, zaman içinde yorgunluk veya  başka  şikayetler görülür. Bir sonraki aşama bedensel  rahatsızlıktır. Vitamin eksikliği giderilmez ise  ölümle sonuçlanabilecek ciddi hastalıklar ortaya çıkabilir.

Vitamin  Kullanım Önerileri aşağıdaki gibidir:

• Folik asit vitamini: Gebelik döneminde her gün  400 mikrogram alınmalıdır. Bebekte sakatlık gelişmesini önler.
• Midesinde atrofik gastrit isimli bir hastalığı olanlarda B12 vitamini desteği gerekebilir. 50 yaşından büyüklerin % 10-30’unda B12 vitamini eksikliği olabilir. Bu kişilerin B12 vitamini alması gerekir.

• Kalsiyum:
9-18 yaş arası 1300 mg/gün
19-50 yaş arası 1000 mg/gün
51 yaş  üzeri 1200 mg/gün  alınmalıdır.

• Yaşlılarda ve  kadınlarda menopoz sonrası  D vitamini alınmalıdır.

• Vejetaryenler (et yemeyen, sadece sebze ve meyve yiyenler): B12, D vitamini ve kalsiyum almalıdır.

• Gebelikte demir ilavesi gerekir.


İlave vitamin alınması gereken durumlar aşağıda verilmiştir:

• 65 yaşın üzerindeki kişiler, B6, B12, folik asit vitamini ve D vitamini almalıdır.
• Menopozdaki kadınlar ilave kalsiyum ve D vitamini almalıdır.
• Yeterince yemek yiyemeyen kişiler ilave vitamin almalıdırlar
• Düşük kalorili diyet yaparken (günlük 1200 kalorinin altında diyet yaparken) ilave vitamin alınmalıdır.
• Sigara içenler, C vitamini, B6 vitamini ve folik asit vitamini almalıdırlar
• Aşırı alkol alıyorsanız tiamin vitamini, folik asit vitamini, A vitamini, D vitamini ve B12 vitamini almalısınız
• Gebe olanlar kalsiyum, folik asit, biotin ve demir  desteği almalıdır.
• Bağırsak hastalıkları medeniyle alınan besinlerin bağırsaklardan emiliminin  bozukluğu  varsa ilave vitamin almak gerekir.
• Şeker hastalığınız varsa damar sağlığı için tiamin vitamini alınız
• Sık hasta olanlarda bağışıklık sistemi zayıftır ve bunun  temelinde vitamin eksikliği olup olmadığı araştırılmalı ve eksik vitaminler verilmelidir.
• Yaşlı kişiler eğer yeterince yemek yitemiyorsa, güneş ışığı görmüyorsa, laktoz intoleransı varsa ve mide asit değişikliğine bağlı B12 vitamin emilmesi bozukluğu varsa vitamin alınmalıdır.
• Vejeteryan olup  et, tavuk, yumurta yemeyen  ve süt ürünü içmeyen veya tüketmeyenlerde B12 vitamin eksikliği olur.
• Laktoz intoleransı (süt içince ishal olmak) olanlar veya süt veya süt ürünü sevmeyenler vitamin almalıdır
• Kronik hastalığı olup bu nedenle düzenli ilaç kullanan  veya ameliyat olanlar
• Öğün atalayan ve bunu devamlı yapan kişiler


Çoğu İnsanın Alması Gereken Vitaminler:

Yapılan çalışmalar çoğu insanın günlük beslenmesi ile  yeteri kadar folik asit vitamini, B6 vitamini, B12 vitamini, D vitamini ve E vitamini alamadığını göstermiştir.  Bu vitaminlerin ilave olarak standart  multivitamin ilaçlarla alınması uygundur. Çok fazla vitamin içeren, ‘’mega’’ veya ‘’hiper’’doz  denilen vitamin ilaçlarını almaya gerek yoktur.  Gebelikte ilk ay mutlaka  günlük 400 mikrogram folik asit alınmalıdır. Gebelikte multivitamin de alınabilir. Ancak gebeliğin ilk 3 ayında fazla A vitamini alınması zararlıdır. Yine gebelikte omega-3 alımının artırılması gerekir.


Aşırı Yorgunluk Varsa Hangi Vitamin Eksikliği Vardır?

Yorgunluk günlük hayatta çoğumuzun karşılaştığı bir durumdur.  Çok çalışmak, uykusuzluk, stres, bazı enfeksiyonlar yorgunluk yapabildiği gibi  kansızlık, bazı vitamin ve minerallerin eksikliğinde ve bazı hormonların az salgılanması durumunda  yorgunluk ortaya çıkabilir. Yorgunluk eğer devamlı ise  demir, B12 vitamini ve magnezyum eksikliği ilk akla gelen vitaminler olmalıdır. Kan şekeri düşüklüğü, tiroit hormonu azlığı ve böbreküstü bezinin az çalışması  (kortizol hormonu eksikliği) da  yorgunluk yapan diğer nedenlerdir.


Multivitamin İlaç Kullanımı:

Multivitamin ilaç kullanırken içindeki vitaminlerin oranlarına mutlaka bakmalıdır. Özellikle A vitamini dozu bazen çok yüksek olabilmektedir. İhtiyacınız olan vitaminler neyse ona uygun bir multivitamin almak ve bunu doktorunuza sormak gerekir. Özellikle yaşılılara beyin fonksiyonlarını artırmak için devamlı multivitamin verilmesinin faydalı olmadığı görülmüştür.  Yaşlılara folik asit verilmesinin işitme azlığına faydalı olduğunu bildiren çalışmalar vardır.


Yüksek Dozda Vitamin Almanın Zararları:

1. A vitaminin fazla alınırsa vücutta birikir ve  zararlı olur.
2. B6 vitamini, D vitamini, niasin vitamini, demir ve selenyum minerallerinin  fazlası zararlıdır.
3. D vitamini fazla alınırsa  kanda kalsiyum aşırı yükselir ve zararlı olur.
4. Gebeliğin ilk  üç ayında fazla A vitamini alınırsa, çocukta sakatlık yapar.
5. Yüksek dozda E vitamini almak K vitamininin etkisini bozduğundan  Coumadin isimli kanı sulandıran ilaç kullanan kalp hastalarında zararlı olabilir
6. Çinkonun fazla alınması vücut direncini (bağışıklık sistemini) bozar ve iyi kolesterol olarak bilinen  HDL kolesterolü  azaltır.
7. Yüsek dozda multivitamin alan erkeklerde prostat kanser riskinin arttığı saptanmıştır.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Biotin Vitamini
« Yanıtla #8 : 03 Haziran 2015, 10:10:08 »
Biotin Vitamini

Biotin, bir çok metabolizma olayında görev alan ve suda eriyen bir vitamindir. DNA’nın çoğalmasında biotin’in önemli rolü vardır. Biotin 4 önemli enzimin yapısına girer ki bu enzimlere karboksilaz enzimleri denir. Bu enzimler mitokondriumda bulunur ve heme ve demir metabolizmasında etkilidir. Bu enzimlerden en önemlileri asetik koA karboksilaz (ACC), piruvat karboksilaz (PC), propionil coA karboksilaz (PCC) ve beta-metilkrotonil coA karboksilaz (MCC)dır. Biotin bu enzimlerin yüzeyinde CO2 taşıyıcısı olarak önemli rol alır. Bu biyotine bağlı karboksilaz enzimleri doğuştan eksik olursa bebekte doğumdan sonra ve bir yaş içinde oluşan şiddetli nörolojik hastalık oluşur.

Çiğ yumurtada bulunan avidin isimli bir protein biotin’in emilimini bozar. Uzun süre çiğ yumurta içenlerde biotin eksikliği olur. Bu nedenle yumurta çiğ olarak içilmemelidir.

Biotin proteinler, folik asit, pantotenik asit ve B12 vitaminin kullanımını kolaylaştırır, tırnak ve saçları güçlendirir, kolesterol ve kan şekerinin normale dönmesine katkıda bulunur.

Günlük ihtiyaç 35-60 mikrogramdır. Normal serum konsantrasyonu 1500 pmol/L dir.

Biotin Eksikliği:

İnsanlarda biotin eksikliği nadir görülür. Eksikliğinde saçlarda dökülme, seboreik dermatit, alopecia, cilt bozuklukları, depresyon, halsizlik, halusinasyon (hayal görme) ve bacaklarda uyuşma ve karıncalanma olabilir. Biotin eksikliğinde demir metabolizmasında bozulma olduğu hücredeki mitokondriumda biyotine bağlı karboksilaz enzimlerinin çalışmadığı saptanmıştır.

Biotin Ne Zaman Kullanılmalı?

A) Gebelikte

Gebelikte biotin eksikliği olursa, doğan çocuklarda anormallikler veya sakatlıklar olabilir. Bu nedenle gebe kadınlar folik asitle birlikte (400 mikrogram/gün) en azından günlük 30 mikrogram biotin de almalıdırlar.

B)Diyabetes Mellitus (Şeker hastalığı varsa)

Kan şekeri iyi kullanılamadığında biotin eksikliği de olmaktadır. Biotin alan şeker hastalarında kan şekerinde düşme olmaktadır. Bu konuda çalışmalar az olsa da biotin vitaminin şeker hastalarına verilmesi faydalıdır.

C) Tırnak Kırılması:

Kırılması olan tırnaklarda biotin verilnmesi sonrası tırnaklarda kalınlaşma ve kırılmada azlık görülmüştür.

D) Saç Dökülmesi:

Biotin eksikliğinde saç dökülmesi görülürse de biotinle yapılmış bu konuda bilimsel çalışma yoktur.


Hangi Gıdalarda Biotin Vardır:

Tam buğday, yumurta sarısı, karaciğer, tavuk, kuzu eti, tam buğday ekmek, balık, süt ve peynirde biotin vardır. Biotin, bakteriler tarafından bağırsaklarda da üretilir.

Biotin Tedavisi:

Biotin, günlük 30 mikrogram doza kadar güvenle verilebilir. Fazlası idrarla atılır.

Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar (fenitoin, karbamazepin, valproik asit gibi ilaçlar) biotin’in bağırsaklardan emilimini bozar, antibiyotikler bağırsaklarda biotin üretimini önler. Bu nedenle epilepsi hastaları ve antibiyotik kullananlar biotin vitaminini ilave olarak almalıdırlar.

Vitamin İlacı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeli?

Vitamin ilaçları kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmeliyiz:

1- İlacın etiketini ve prospektüsünü okuyunuz: İlacın içinde bulunan maddeleri ve vitaminleri okuyunuz. Vitaminlerin miligram ve ünitelerine dikkat ediniz.
2- Üzerinde ‘’Mega’’ , ‘’Süper’’, ‘’Hiper’’ yazan ürünleri kullanmayınız. Bu ürünlerde aşırı dozda vitamin olabilir.
3- Vitamin ilacının içinde başka ilave maddeler veya kimyasal ürünler olmamasına dikkat ediniz.
4- Son kullanma tarihine dikkat ediniz.
5- İlaçları serin, kuru yerde saklayınız. Nemli ortamda bulundurmayınız.


KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral,Bitkisel Urun Kullanım Rehberi, Gurer Yayınları, 2008

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
C Vitamini
« Yanıtla #9 : 04 Haziran 2015, 10:43:14 »
C Vitamini

C vitamini eski tarihlerde uzun gemi yolculuklarında sebze ve meyve yemeyen kişilerde skorbüt hastalığının ortaya çıkmasıyla kendini göstermiştir. C vitamini diyetteki 100 mg/gün doza kadar tamamen bağırsaklardan emilir. Diyetteki miktarı arttıkça emilimi azalır. Günde 1000 mg’dan fazla dozlarda yarısından azı ancak emilir. Fazlası idrarla atılır.

C vitamininin vücudumuzda yaptığı önemli görevleri şu şekilde sıralayabiliriz:

a) Vücudun mikroplara karşı direncinin artırılmasında
b) Kan damarlarının sağlamlığında rol alır.
c) Kemik, eklem bağları ve damarların yapısında bulunan kollajen isimli bir maddenin yapımını artırır
d) Noradrenalin isimli bir hormonun vücutta yapılmasında
e) Kolesterol isimli yağdan safra yapılmasında
f) Kuvvetli antioksidan maddedir. Vücudu oksijen radikalleri denen ve oksijenin vücutta yandıktan sonra oluşturduğu zararlı yan ürünlerinin hasarından korur. Vitamin E gibi diğer antioksidanların etkisini de artırır.
g) E vitamini ve folik asitin stabil hale gelmesini sağlar
h) Karnitin sentezinde faydalı olur ve böylece yağ asit transportuna katkıda bulunur.

C Vitamini Yetmezliği:

Sigara ve doğum kontrol hapları vücutta C vitamini düzeyini azaltır. Bu nedenle sigara içenler ve doğum kontrol hapı kullanan kişiler ilave C vitamini almalıdırlar.

Aspirin, C vitamininin idrarla atılmasını artırdığından eksiklik oluşabilir.

Kanı sulandırıcı ilaç alanlarda C vitamini alınınca bu ilaçların etkisi azalabilir. Bu nedenle coumadin gibi kanı sulandırıcı ilaç alanlar, günde 1 gramdan fazla C vitamini almamalıdır.

Yüksek dozda C vitamini alındığı sırasında kanınızda bazı tetkikler yanlış sonuç verebilir. Bu tetkikler bilirubin, kreatinin ve gaita’da gizli kan testleridir.

C vitamini eksikliğinde skorbüt isimli bir hastalık oluşur ki, bu hastalıkta diş etlerinde kanama ve dişlerde sallanma olur. Skorbüt hastalığında C vitamini eksikliğine bağlı kollajen sentezi bozulur ve bağ dokusu bozulur. Sonuçta da morarmalar, diş etlerinde kanama, peteşi denen nokta tarzı kanamalar, hiperkeratoz, eklem ağrıları, yara iyileşmesinde bozulma oluşur. Ayrıca halsizlik, eklem şişliği, eklem ağrıları, depresyon, nöropati gelişir.

C vitamini eksikliğinde ciltte kırışma, yaraların iyileşmesinde gecikme ve eklemlerde hassasiyet meydana gelir.

C Vitamini Hangi Gıdalarda Bulunur?

C vitamini siyah üzüm, yeşil biber, mango, karnabahar, lahana, brokoli, portakal, mandalina, greyfurt, böğürtlen, üzüm suyu, patates, domates, bezelye, pırasa, muz, çilek, şalgam ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Bir orta boy portakalda 70 mg, bir domateste 23 mg ve bir greyfurtta 88 mg C vitamini vardır.

Ester C vitamini:

C vitamininin doğal formu yani besinlerde bulunan şekli L-askorbik asittir ve suda erir. C vitamininin palmitik asit tuzuyla yapılmış yapay şekline ‘Vitamin C-ESTER’ adı verilmektedir. Vitamin C-ester hem yağda hem suda erir. Bu nedenle daha etkilidir. Vitamin C-ester, kremlere katılarak güneş yanıklarında, psoriazis denen cilt hastalığında ve diğer bazı cilt hastalıklarında çok faydalıdır. .

Günlük C vitamini ihtiyacı erişkinler için 60 mg, gebelikte 80-90 mg, sigara içenlerde 100-200 mg kadardır. Alınabilecek en fazla doz 2000 mg/gün’dür. Bazı bilim adamları günlük 400 mg C vitamini alınmasını önermektedir.

C Vitamini Bizi hangi Hastalıklardan Korur?

Kalp hastalıklarından korunmak için günde 350 mg C vitamini alınması önerilmektedir. Damar sertliği veya yüksek kolesterolü olanların günde 500 mg C vitamini alması kan damarlarında genişleme yapmaktadır.

Midede ülser ve gastrit yapan helikobakter pilori isimli mikrobun öldürülmesinde C vitamini faydalıdır.

C vitaminini kanser hastalarının almaması gerektiği yönünde bilimsel yayınlar varsa da, bu konu ileri araştırmalarla ortaya konmamıştır.

Katarakt oluşumunu önlemek için günde 300 mg C vitamini alınması önerilmektedir.

Tansiyonu yüksek olanlarda C vitamini tansiyonda % 9 oranında azalma yapabilmektedir.

Şeker hastalarında göz, sinir ve damarlarda şekerin yaptığı hasarı önlemek için C vitamininin ilave alınması gerekir. C vitamini hücrelerdeki sorbitol denen şekeri artırarak yüksek kan şekerinin yan etkisini önler. Şeker hastalığında böbreklerde hasar oluştuğunda idrarda protein kaçağı başlar. Şeker hastalarında C vitamini alınmasıyla idrarla atılan protein miktarının azaldığı da saptanmıştır. Şeker hastaları bu nedenle mutlaka C vitamini içeren antioksidan ilaçlar almalıdırlar.

Yaygın olarak bilinenin aksine C vitamininin fazla alınması soğuk algınlığı veya nezleden korumaz.

Günde 1000 mg’dan fazla alındığında bulantı, midede kramp, ishal yapar ve böbrek taşı oluşma riski artar.

KAYNAK: Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral ve Bitkisel Urun Rehberi, Gurer yayınları, 2008

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Demans (Bunama) ve Vitaminler
« Yanıtla #10 : 06 Haziran 2015, 11:43:54 »
Demans (Bunama) ve Vitaminler

Aşırı Yorgunluk Varsa Hangi Vitamin Eksikliği Vardır?

Yorgunluk günlük hayatta çoğumuzun karşılaştığı bir durumdur. Çok çalışmak, uykusuzluk, stres, bazı enfeksiyonlar yorgunluk yapabildiği gibi kansızlık, bazı vitamin ve minerallerin eksikliğinde ve bazı hormonların az salgılanması durumunda yorgunluk ortaya çıkabilir. Yorgunluk eğer devamlı ise demir, B12 vitamini ve magnezyum eksikliği ilk akla gelen vitaminler olmalıdır. Kan şekeri düşüklüğü, tiroit hormonu azlığı ve böbreküstü bezinin az çalışması (kortizol hormonu eksikliği) da yorgunluk yapan diğer nedenlerdir.

Multivitamin İlaç Kullanımı:

Multivitamin ilaç kullanırken içindeki vitaminlerin oranlarına mutlaka bakmalıdır. Özellikle A vitamini dozu bazen çok yüksek olabilmektedir. İhtiyacınız olan vitaminler neyse ona uygun bir multivitamin almak ve bunu doktorunuza sormak gerekir. Özellikle yaşılılara beyin fonksiyonlarını artırmak için devamlı multivitamin verilmesinin faydalı olmadığı görülmüştür. Yaşlılara folik asit verilmesinin işitme azlığına faydalı olduğunu bildiren çalışmalar vardır.

Kan Yağınız Yüksek ve/veya Damar Sertliği Varsa Hangi İlaçları Almalı:

Kan yağlarının yüksekliğinde, koroner arter hastalığında, damar sertliğinde, bacaklardaki damarların hastalığında ve bazı kronik hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde kan damarlarını genişletmeleri ve damar sertliğini önlemeleri nedeniyle aşağıda sıralanan vitaminler ve omega 3 yağ asitleri alınmalıdır:

Folik asit
Vit B12
B6 vitamini
Vitamin C
L-arginin aminoasiti
Omega 3 yağ asitleri

Kan Homosisteini Yüksek İse Hangi Vitaminleri Almalı:

Folat eksikliğinde kanda homosistein düzeyleri artar. Damar sertliğine neden olan homosistein artışı B12 vitamini eksikliğinde de görülebilir. B12 yetmezliği bazen gizli olabilir. Bu nedenle folik asit vermeden önce B12 düzeyine bakılmalıdır.

Diğer bir yaklaşım multivitamin verilmesidir.

1 mg folik asit
400 mikrogram B12 vitamini,
10 mg pridoksin (B6 vitamini) homosisteini azaltır ve anjioplasti denen balon ameliyatı sonrası oluşan kalp koroner damarının tekrar tıkanmasını azaltır.

Demans Varsa Folik Asit Vitamini Faydalı Olur:

Folat ile demans arasında da ilişki vardır. Folat yetmezliğinde depresyon daha fazladır. Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar folatla birlikte daha iyi sonuç verirler.

Yüksek Dozda Vitamin Almanın Zararları:

• A vitaminin fazla alınırsa vücutta birikir ve zararlı olur.
• B6 vitamini, D vitamini, niasin vitamini, demir ve selenyum minerallerinin fazlası zararlıdır.
• D vitamini fazla alınırsa kanda kalsiyum aşırı yükselir ve zararlı olur.
• Gebeliğin ilk üç ayında fazla A vitamini alınırsa, çocukta sakatlık yapar.
• Yüksek dozda E vitamini almak K vitamininin etkisini bozduğundan Coumadin isimli kanı sulandıran ilaç kullanan kalp hastalarında zararlı olabilir
• Çinkonun fazla alınması vücut direncini (bağışıklık sistemini) bozar ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü azaltır.
• Yüsek dozda multivitamin alan erkeklerde prostat kanser riskinin arttığı saptanmıştır.

Kanserin Önlenmesi ve Tedavisi İçin Antioksidan Vitamin ve Koenzym Q10 Alınması Faydalı mı?

Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda şu sonuçlar alınmıştır:

• Coenzym Q10 alınmasının kanser önlenmesi ve tedavisinde faydası bulunamadı
• Vitamin C ve E’nin verilmesi üç geniş çalışmada değerlendirildi ve bu vitaminlerin kanserden ölüm üzerine faydalı olmadığı gibi kanser gelişimini de önlemediği saptandı. Sadece bir çalışmada prostat tümör gelişimi azaldı.
• 7 klinik çalışmada C vitamini kullanmanın kanserli hastanın ölüm oranında azalma yapmadığı saptandı.
• Bir çalışma vitamin E ve omega-3 birlikte almanın yaşam süresini uzattığını gösterdi.
• Bir çalışmada mesane kanserinde BCG aşısıyla birlikte C vitaminin yeni mesane tümör gelişimini önlediğini saptadı.

Bu çalışmalar vitamin C, vitamin E ve Conenzym Q10 kullanımının kanser gelişimini önlemediğini ve kanser hastasında kanser üzerinde faydalı olmadığını göstermiştir.

Vitamin İlacı Kullanırken Nelere Dikkat Etmeli?

Vitamin ilaçları kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat etmeliyiz:

1- İlacın etiketini ve prospektüsünü okuyunuz: İlacın içinde bulunan maddeleri ve vitaminleri okuyunuz. Vitaminlerin miligram ve ünitelerine dikkat ediniz.
2- Üzerinde ‘’Mega’’ , ‘’Süper’’, ‘’Hiper’’ yazan ürünleri kullanmayınız. Bu ürünlerde aşırı dozda vitamin olabilir.
3- Vitamin ilacının içinde başka ilave maddeler veya kimyasal ürünler olmamasına dikkat ediniz.
4- Son kullanma tarihine dikkat ediniz.
5- İlaçları serin, kuru yerde saklayınız. Nemli ortamda bulundurmayınız.

Hastalıkları Önlemek İçin Vitamin Kullanımı

Vitaminlerin bazı kronik hastalıkların önlenmesi için kullanımı yeni bir konudur. Ancak vitaminler rastgele kullanılacak ilaçlar değildir. Vitamin kullanırken aşağıdaki konulara dikkat edtmelidir:

Günde 5 porsiyon sebze ve meyve içeren sağlıklı bir diyet uygulayan kişide vitaminlerin çoğu yeteri kadar alınır

Gebe kalmayı planlayan ve gebe kalan kadınlar günde 400 mikrogram veya bazı bilim adamlarına göre 800 mikrogram folik asit vitamini alarak bebek sakatlığından (nöral tüp defektleri) korunurlar

A vitamininden yüksek bir diyetle beslenen kişiler, gebe kadınlar, osteoporozu olanlar veya hafif kemik erimesi (osteopeni) olanlar A vitamini almamalıdır. İçinde A vitamini olan multivitamin ilaçlar da almamalıdır.

Osteoporozu veya önceden kemik kırığı olanlar günde 800 ünite D vitamini ve kalsiyum almalıdır.

E vitamininin 400 üniteden fazla günlük alınması zararlıdır. Kanı sulandırıcı ilaç alanlar da yüksek doz E vitamini almamalıdır.

Alkolikler, bağırsak emilim bozukluğu olanlar, mide ameliyatı geçirenler, dializ görenler, damardan beslenen hastalar ilave vitamin almalıdırlar. Bunun için doktorunuza danışınız.

Antioksidan Vitaminler

Antioksidan vitaminler A vitamini, karaotenoidler yani beta karoten (A vitaminidir), C vitamini ve E vitaminidir. Sebze ve meyvelerde de sayısız antioksidant maddeler vardır.

A vitamini ve karotenlerin kanser gelişimini ve kalp hastalığını önlemediği saptanmıştır. Katarak gelişimini kısmen azaltır. Günde 5 porsiyon sebze ve meyve yiyenlerin A vitamini almasına gerek yoktur.

E vitaminin de kanser önleyici ve kalp hastalığı önleyici etkisi yoktur. E vitamini 400 uniteden fazla alınırsa zararlıdır.

C vitaminin kanserden ve kalp hastalığından koruyucu etkisi yoktur. Kataraktan ve makula dejenerasyonundan korur.

A vitamini, E ve C vitaminleri tek tek veya birlikte alındığında koroner kalp hastalığından koruyucu etkileri yoktur.


KAYNAK: Prof Dr Metin Ozata, Vitamin, Mineral ve Bitkisel Urun Kullanma Rehberi, 2008, Gurer Yayınları,

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Gut Hastalığında C Vitamini
« Yanıtla #11 : 06 Haziran 2015, 11:48:03 »
Gut Hastalığında C Vitamini

Gut hastalığı aşırı et tüketenlerde yani protein fazla alnalarda olan bir hastalık. Bazen genetik olarak da ortaya çıkabiliyor. Nedeni kanda Ürik asit yükselmesidir.

Ürik asit yüksekliği olanlarda eklemlerle ağrı (artrit) olmaya çıkmaktadır.

Yapılan çalışmalar GUT hastalarında ve ürik asit seviyesi yüksek olanlarda C vitamininin faydalı olduğunu gösterdi.

Gut hastalığı için doktorunuzun verdiği ilaçlar yanında ilave olarak C vitamini 250 mg/gün kadar almak faydalı. C vitamini kan ürik asit düzeyini azaltıyor.

Ürik asit proteinlerden –pürinden oluşur. Özellikle kırmızı et yiyenlerde ürik asit daha fazla artar. Alkol ve bira ürik asit seviyesini artırır.

Ürik Asit Düzeyinin Arttığı Durumlar:

Menopozdaki kadınlar, erişkin erkekler
İnsülin direnci, uyku apnesi, şişmanlık,karaciğer yağlanması, hipertansiyon, metabolik sendrom, kalp damar hastalıkları
Böbrek yertmezliği
Preeklampsi
Et yemek, deniz ürünleri, bira içmek, alkol almak, Fruktoz yemek
Ani egzersiz yapmak
Kurşun zehirlenmesi
Düşük doz aspirin, idrar söktürücüler, etambutol ilacı, niasin vitamini,
Hızlı kilo verme, lösemi, polisitemi, uzun açlık, psoriasis
Yüksek yağlı beslenme
Paratiroid hormon yüksekliği
Konjestif kalp yetmezliği
Hipotiroidi (tiroid yetmezliği)
Psikolojik ve fiziksel stres
Maraton koşucuları
Yüksek seviyede yaşama
Sarkoidoz

HANGİ BESİNLER ÜRİK ASİT DÜZEYİNİ DÜŞÜRÜR:

1. Süt ürünleri, yoğurt ve ayran düşürür. C VİTAMINI ALANLARDA ÜRİK ASİT DÜŞER. C VİTAMİNİ İDRARLA ÜRİK ASİT (ÜRAT) ATILIMINI ARTIRIR. Kafein de (kahve) ürik asit düzeyini düşürür. Sebze, meyve, taze meyve suları , ananas faydalıdır..kakao, çikolata yenebilir.
2. Kilo verilmelidir. Fazla kilo ürik asiti artırır.
3. Alkol alımı kesilmelidir
4. Bol su içilmelidir (günde 10-12 bardak)
5. Protein yani et yemeği azaltılmalıdır.
6. Karnabahar, ıspanak, mantar az yenmelidir.
7. Sakatat yenmemelidir

C VİTAMİNİ

C vitamininin vücudumuzda yaptığı önemli görevleri şu şekilde sıralayabiliriz:

a) Vücudun mikroplara karşı direncinin artırılmasında
b) Kan damarlarının sağlamlığında rol alır.
c) Kemik, eklem bağları ve damarların yapısında bulunan kollajen isimli bir maddenin yapımını artırır
d) Noradrenalin isimli bir hormonun vücutta yapılmasında
e) Kolesterol isimli yağdan safra yapılmasında
f) Kuvvetli antioksidan maddedir. Vücudu oksijen radikalleri denen ve oksijenin vücutta yandıktan sonra oluşturduğu zararlı yan ürünlerinin hasarından korur. Vitamin E gibi diğer antioksidanların etkisini de artırır.
g) E vitamini ve folik asitin stabil hale gelmesini sağlar
h) Karnitin sentezinde faydalı olur ve böylece yağ asit transportuna katkıda bulunur.


C Vitamini Yetmezliği:

Sigara ve doğum kontrol hapları vücutta C vitamini düzeyini azaltır. Bu nedenle sigara içenler ve doğum kontrol hapı kullanan kişiler ilave C vitamini almalıdırlar.

Aspirin, C vitamininin idrarla atılmasını artırdığından eksiklik oluşabilir.

Kanı sulandırıcı ilaç alanlarda C vitamini alınınca bu ilaçların etkisi azalabilir. Bu nedenle coumadin gibi kanı sulandırıcı ilaç alanlar, günde 1 gramdan fazla C vitamini almamalıdır.

Yüksek dozda C vitamini alındığı sırasında kanınızda bazı tetkikler yanlış sonuç verebilir. Bu tetkikler bilirubin, kreatinin ve gaita’da gizli kan testleridir.

C vitamini eksikliğinde skorbüt isimli bir hastalık oluşur ki, bu hastalıkta diş etlerinde kanama ve dişlerde sallanma olur. Skorbüt hastalığında C vitamini eksikliğine bağlı kollajen sentezi bozulur ve bağ dokusu bozulur. Sonuçta da morarmalar, diş etlerinde kanama, peteşi denen nokta tarzı kanamalar, hiperkeratoz, eklem ağrıları, yara iyileşmesinde bozulma oluşur. Ayrıca halsizlik, eklem şişliği, eklem ağrıları, depresyon, nöropati gelişir.

C vitamini eksikliğinde ciltte kırışma, yaraların iyileşmesinde gecikme ve eklemlerde hassasiyet meydana gelir.

Hangi Gıdalarda Bulunur?

C vitamini siyah üzüm, yeşil biber, mango, karnabahar, lahana, brokoli, portakal, mandalina, greyfurt, böğürtlen, üzüm suyu, patates, domates, bezelye, pırasa, muz, çilek, şalgam ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Bir orta boy portakalda 70 mg, bir domateste 23 mg ve bir greyfurtta 88 mg C vitamini vardır.

Ester C vitamini:

C vitamininin doğal formu yani besinlerde bulunan şekli L-askorbik asittir ve suda erir. C vitamininin palmitik asit tuzuyla yapılmış yapay şekline ‘Vitamin C-ESTER’ adı verilmektedir. Vitamin C-ester hem yağda hem suda erir. Bu nedenle daha etkilidir. Vitamin C-ester, kremlere katılarak güneş yanıklarında, psoriazis denen cilt hastalığında ve diğer bazı cilt hastalıklarında çok faydalıdır. .

Günlük C vitamini ihtiyacı erişkinler için 60 mg, gebelikte 80-90 mg, sigara içenlerde 100-200 mg kadardır. Alınabilecek en fazla doz 2000 mg/gün’dür. Bazı bilim adamları günlük 400 mg C vitamini alınmasını önermektedir.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
D Vitamini
« Yanıtla #12 : 10 Haziran 2015, 09:58:56 »
D Vitamini

D VİTAMİNİ SIRT AĞRISI, DEPRESYON, DİYABET, PROSTAT KANSERİ VE BAĞIRSAK KANSERİNDEN KORUYOR

Yeni Yapılan Çalışmalar D vitamininin sırt ağrısı, depresyon, prostat kanseri, Diyabet (Şeker Hastalığı), kolon (bağırsak) ve rektum kanserinden koruduğunu ortaya koydu. Bu çalışmaların özetleri kısaca şöyledir:

D Vitamini kronik sırt ağrılarında faydalı oluyor. D vitamini alan ve sırt ağrısı olan kişilerde bu ağrı azalmakta,

D Vitamini kan düzeyi 40’ın altında olanlarda Depresyon daha sık görülmektedir,

Kolon ve rektum kanserleri ve Prostat Kanseri D Vitamini alanlarda daha az görülmektedir,

D Vitamini Beyin hasari ve beyin iskemisinde faydalı olmakta,

D vitamini ve kalsiyum alan kilolu kişilerde kilo kaybı daha fazla oluyor,

D vitamini alanlarda Diyabet (Şeker Hastalığı) kontrolu daha iyi olmakta ve şeker hastalığı çıkışı gecikmekte yani önlemektedir.

D VİTAMİNİ KONTROLU İÇİN kanda (25 OH D3 ) VİTAMİNİ DÜZEYİNİ HER YIL ÖLÇTÜRÜN. Bu ÖLÇÜMÜN 50 CİVARINDA OLMASI GEREKİR. DAHA DÜŞÜK İSE BİR ENDOKRİN UZMANINA BAŞVURARAK TEDAVİ OLUNUZ.

D VİTAMİNİ NEDİR?


D vitaminine tıp dilinde kalsiferol adı da verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini ya besinlerle alınır ya da cildimizde güneş ışığının etkisi ile oluşur. Bitkilerde veya gıdalarda D2 vitamini vardır. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur. Cildimizde güneşin etkisiyle oluşan D vitaminin fazlası güneş ışığı tarafından yok edilir. O nedenle fazla güneşte kalma nedeniyle D vitamini zehirlenmesi oluşmaz.

Kandaki kalsiyumun normal sınırlarda olmasını D vitamini ve paratiroit hormonu ayarlar. Boynumuzun ön tarafında bulunan tiroit bezinin arkasına yerleşmiş paratiroit bezlerinden salgılanan paratiroit hormonu ile D vitaminin etkili çalışması sonucunda kan kalsiyum düzeylerinde bozulma (azalma veya artma) olmaz. D vitamini, gıdalarla alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kemiklerden kalsiyumun geri çekilmesini ve böbreklerden kalsiyumun tekrar geri emilmesini sağlayarak kan kalsiyumunu normal sınırlar içinde tutar.

D Vitaminin Görevleri:

• Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda olmasını sağlar.
• Bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar.
• Kemiklerin güçlü olmasını sağlar.
• Çocuklardaki Raşitizm hastalığı ve erişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalıklarının oluşmasını önler.
• Vücut direncini yani bağışıklık sistemini güçlendirir
• Pankreas bezinden insülin hormonunun salgılanmasını düzenler.
• Damarlardaki kan basıncını yani tansiyonu düzenler ve yüksek tansiyon yüksekliğini azaltır
• D vitamini, kemik ve diş dokusunun gelişimi için gereklidir. Bu yüzden çocuklarda ihtiyaç daha fazladır. Eksikliğinde diş ve kemikle ilgili bozukluklar meydana gelir.
• D vitamini bazı kanserlerin, otoimmün hastalıkların, kalp hastalıkları ve Tip 1 diyabetin gelişimini ve tüberkuloz (verem) gelişmesini önler.
• D vitamini kaslara güç verir, eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve ağrı olur. Atletlerin performansında D vitamini bu nedenle önemlidir. Yaşlılarda kasları güçlendirerek düşmeleri önler.
• Depresyon ve şizofreniden korur.

D Vitamini hangi Besinlerde Bulunur?

D vitamini özellikle yağlı balıklarda (somon balığı, karides) ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt ve süt ürünlerinde de bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için güneş ışığından da yararlanılmalıdır.

D vitamine ihtiyaç 19-50 yaş arasında günlük 200 ünite, 51-70 yaş arası 400 ünite ve 70 yaşın üzerinde 600 ünite kadardır.

D Vitamini Ne Kadar Almalı?

50 yaşın üzerinde D vitamini alımı yetersizdir. 50 yaşına kadar günde 200 ünite, 50-70 yaş arası 400-600 ünite D vitamini alınmalıdır. Ancak yapılan çalışmalar yetersiz güneş ışığı alan çocuk ve erişkinlerin 800-1000 ünite D vitamini almak gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle herkesin günlük 800 ünite D vitamini alması uygundur.

En kolay D vitamini alma yolu günde en az 15 dakika güneş ışığına maruz kalmaktır. Her gün el, yüz ve kolların 15 dakika güneş görmesi gerekir. Haftada 4-6 defa bu işlemi yapmak faydalıdır. Eğer bu mümkün değilse, en azından günlük 400 ünite D vitamini almak faydalı olur. Güneş görmeyen ülkelerde yaşayan insanlarda D vitamini vücutta daha az olduğundan multipl skleroz denilen hastalık daha çok görülür.

D vitamini eksik kişilerde vitamin D2 ‘nin 50.000 ünitelik kapsülü haftada bir verilir ve 8 hafta süreyle verilir. Daha sonra her 2-4 haftada bir verilir. Diğer bir tedavi şekli ise her gün 1000 ünite D3 vitamini veya 3000 ünite D2 vitamini hergün verilmelidir.

Yeterli D vitamini alım miktarı erişkinler için günlük 400 ünitedir. 70 yaşın üzerinde bu doz günde 800 ünite olmalı ve birlikte 1200 mg kalsiyum almalıdır.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Epilepsi (Sara) ve Vitaminler
« Yanıtla #13 : 15 Haziran 2015, 13:28:22 »
Epilepsi (Sara) ve Vitaminler

Epilepsi (sara) hastalığı varsa tedavi için Nöroloji Uzmanına başvurmak gerekir. Epilepsi hastalarında vitamin mineral desteği bazı hastalar için gerekebilir. Bu durumlar aşağıda verilmiştir. Kullanılacak vitamin mineral destekleri için mutlaka nöroloji uzmanı doktorunuza danışınız. İlaç etkileşimleri olabilir. epilepsi ve geçmişte felç geçirdiyseniz bitkisel ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza sorunuz.

1. BİOTİN VİTAMİN DESTEĞİ GEREKEBİLİR:

Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar (fenitoin, karbamazepin, valproik asit gibi ilaçlar) biotin’in bağırsaklardan emilimini bozar. Bu nedenle epilepsi hastaları biotin vitaminini ilave olarak almalıdırlar.

Biotin, bir çok metabolizma olayında görev alan ve suda eriyen bir vitamindir. DNA’nın çoğalmasında biotin’in önemli rolü vardır. Biotin 4 önemli enzimin yapısına girer ki bu enzimlere karboksilaz enzimleri denir. Bu enzimler mitokondriumda bulunur ve heme ve demir metabolizmasında etkilidir. Bu enzimlerden en önemlileri asetik koA karboksilaz (ACC), piruvat karboksilaz (PC), propionil coA karboksilaz (PCC) ve beta-metilkrotonil coA karboksilaz (MCC)dır. Biotin bu enzimlerin yüzeyinde CO2 taşıyıcısı olarak önemli rol alır. Bu biyotine bağlı karboksilaz enzimleri doğuştan eksik olursa bebekte doğumdan sonra ve bir yaş içinde oluşan şiddetli nörolojik hastalık oluşur.

Çiğ yumurtada bulunan avidin isimli bir protein biotin’in emilimini bozar. Uzun süre çiğ yumurta içenlerde biotin eksikliği olur. Bu nedenle yumurta çiğ olarak içilmemelidir.

Biotin proteinler, folik asit, pantotenik asit ve B12 vitaminin kullanımını kolaylaştırır, tırnak ve saçları güçlendirir, kolesterol ve kan şekerinin normale dönmesine katkıda bulunur.

Günlük ihtiyaç 35-60 mikrogramdır. Normal serum konsantrasyonu 1500 pmol/L dir.

Biotin Eksikliği:

İnsanlarda biotin eksikliği nadir görülür. Eksikliğinde saçlarda dökülme, seboreik dermatit, alopecia, cilt bozuklukları, depresyon, halsizlik, halusinasyon (hayal görme) ve bacaklarda uyuşma ve karıncalanma olabilir. Biotin eksikliğinde demir metabolizmasında bozulma olduğu hücredeki mitokondriumda biyotine bağlı karboksilaz enzimlerinin çalışmadığı saptanmıştır.

Hangi Gıdalarda Biotin Vardır:

Bira mayası, tam buğday, yumurta sarısı, karaciğer, tavuk, kuzu eti, tam buğday ekmek, balık, süt ve peynirde biotin vardır. Biotin, bakteriler tarafından bağırsaklarda da üretilir.

Biotin Tedavisi:

Biotin, günlük 30 mikrogram doza kadar güvenle verilebilir. Fazlası idrarla atılır.

2. FOLİK ASİT VİTAMİN DESTEĞİ GEREKEBİLİR:

Epilepsi ilaçları folik asit vitamini düzeyini azaltabilir. Bu nedenle kanda folik asit düzeyi ve homosistein ölçülmelidir.

Epilepsisi olan hastalarda fazla folik asit kasılmaları artırabilir. Folik asit vitamini günde 1000 mikrogramdan fazla alınmamalıdır. Bir ENDOKRİN UZMANINA GEREKTİĞİNDE DANIŞINIZ.

Folik asit vitaminine folat adı da verilir. Folat vitamini doğal olarak besinlerde bulunurken , folik asit bu vitaminin sentetik bir şeklidir ve ilaç olarak üretilir. Folik asit kan yapımı, yeni hücre oluşması ve yaşaması, DNA ve RNA yapımı için gerekli bir vitamindir. Bu nedenle özellikle gebelik ve çocukluk döneminde bu vitamine olan ihtiyaç artar. Gebelik döneminde günde 800 mikrogram dozunda mutlaka alınmalıdır. Folik asit kırmızı kan hücrelerinin yapımı için gereklidir ve homosisteinin normal sınırlarda olmasını sağlar.

Folik asit kandaki homosistein denen damar sertliği yapıcı maddeyi azalttığı gibi kalp krizi, felç ve bunama riskini azaltır.

Folik Asit Vitamini Hangi Gıdalarda Var:

Koyu yeşil yapraklı sebzelerde, ıspanak, fasulye, buğday, bezelye, fındık, baklagiller, kepekli ekmek, karaciğer, yumurta, balık, muz, portakal, limon, çilek, kiraz, patates ve mısırda folik asit vardır. Günlük ihtiyaç 400 mikrogram kadardır.

3. EPİLEPSİ İLACI SODYUM VALPROATE KULLANANLARDA ÇİNKO VE KARNİTİN EKSİKLİĞİ GELİŞEBİLİR.

sodyum valproate ilacıyla çinko eksikliği olup olmadığını anlamak için kanda çinko ölçümü yaptırınız. Gerekirse L-carnitin desteği de alınabilir.

Çinko, vücudumuzdaki birçok enzimin ve insülin hormonunun yapısında bulunan önemli bir mineraldir. Çinko vücudumuzda çoğunlukla iskelet kemikleri ve kaslarda bulunur. Bağırsaklardan emilmesi için pankreasın salgıladığı enzimlere ihtiyaç vardır. Çinko vücutta birçok enzimin yapısında bulunur ve ayrıca hücre membranı dediğimiz hücreyi çevreleyen zarda bulunarak hücreyi oksitleyici radikallerden korur. Çinko ayrıca RNA ve DNA’yı sabit hale getirir ve DNA’nın iyi çalışmasını sağlar.

Prostat bezinin ve üreme organlarının iyi çalışması için yeteri kadar çinko alınması gerekir.

Çinko, bağışıklık sistemi dediğimiz vücut direncinin güçlenmesinde, yara iyileşmesinde, tat ve koku duyusunun oluşmasında, büyüme, gelişme ve gebelik döneminde faydalı etkileri olan bir mineraldir.

Çinkonun iştah üzerine olan etkileri de vardır ve bu konuda araştırmalar henüz sonuçlanmamıştır.

Sperm hareketinin artmasında çinkonun rolü vardır.

Çinko kuvvetli bir antioksidandır. Vücudumuzda bakır-çinko süperoksit dismutaz (CuZnSOD) isimli antioksidan bir enzimin yapısına girerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

Günlük çinko ihtiyaç 11 mg kadardır.

Çinko Hangi Gıdalarda Vardır?

Arpa, peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, tam tahıl, kuru fasulye, lahana, ayçekirdeği, karaciğer, kuzu eti ve tahıllarda çinko vardır. Kırmızı et ve tavuk eti gibi hayvansal gıdalarda bulunan çinko daha kolay emilir.

Diyete ilave olarak çinko ve demir alınacaksa, ikisinin farklı zamanlarda alınması gerekir.

Çinko Eksikliği Nasıl Anlaşılır?

Çinko eksikliği için kanda çinko seviyesini ölçmek gerekir. Kanda 60 mikrogram/dl’den az ise çinko yetmezliği vardır. Yalnız kandaki çinko seviyesi dokulardaki çinko hakkında yeterli bilgi vermez. Dokularda çinko eksikliği olup olmadığını anlamak için eritrosit alkalen fosfataz veya serum süperoksit dismutaz aktivitesini ölçmek gerekir. Kanda alkalen fosfataz düzeyinin çok düşük olması da çinko yetmezliğini düşündürebilir.

Çinko Fazla Alımının Zararı?

Fazla alınan çinko kişilerde bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı yapar. Genellkle çinko bulaşmış içecekler ve gıdalarla bu çinko zehirlenmesi ortaya çıkar. Uzun süre çinko alanlarda bakır yetmezliği ortaya çıkabilir.

4. MANGANEZ VE EPİLEPSİ

Epilepsi (sara) veya kasılmaları olan farelerde kan manganez seviyeleri düşük bulunmuştur. İnsanlarda da epilepsi hastalarında kan manganez seviyeleri düşük bulunmuştur. Epilepsi hastalığında manganezin nasıl bir rol oynadığı tam olarak bilinmemektedir.

5. OMEGA-6 EPİLEPSİDE ZARARLI OLABİLİR.

Omega-6 Yağ Asiti:

Borage Oil (yağ), evening primrose oil içinde çok fazla gama linoneik asit (GLA) vardır ve bu omega-6’dır. Bu ilaçlar yüksek dozda mide ve barsaklarda yan etki yapar. Primrose evening oil ürününü epilepsisi olanlar kullanmamalıdır. Kasılmaları artırabilir.

6. D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ VE KEMİK ERİMESİ SIKTIR.

Epilepsi hastalarında D vitamini eksikliği sıktır.

Tegretol ve benzeri epilepsi (sara) ilacı kullanan hastalarda D vitamini eksikliği sık görülür. Kanda D vitamini düzeyi (25 OH D3) ölçülmelidir. 30'un altındaysa D vitamini desteği gerekir. Bir Endokrin uzmanına başvurunuz. OSTEOPOROZ yani KEMİK erimesi epilepsi hastalarında sık görülür.Diş hastalığı sık olur. Kemik taraması ve diş bakımı yaptırınız.

7. EPİLEPSİ İLACIYLA BERABER KALSİYUM HAPI AYNI ÖĞÜNDE ALMAYINIZ. ETKİLEŞİR.

8. KANDA KALSİYUM VE SELENYUM DÜZEYİ ÖLÇTÜRÜNÜZ. Selenyum ve kalsiyum eksikliği varsa tamamlayınız. Epilepside kalsiyum ve selenyum eksikliği sıktır.

9. BAZI VİTAMİN EKSİKLİKLERİ DE KASILMALAR YAPABİLİR. Bunlar biotin, B6 (pridoksin) ve B12 vitamin eksiklikleri olabilir. Epilepsi ilacı alıyorsanız kanda B12 vitamini, folik asit ve homosistein düzeyi ölçtürünüz. Homosistein yüksekse B6, B12 ve Folik asit vitamini alınız.

10. KALSİYUM DÜŞÜKLÜKLERİ, KAN ŞEKER DÜŞÜKLERİ de takip edilmelidir. Kan kalsiyum ve mağnezyum azalması kasılma yapabilir. Kan şekeri düşmesi de kasılma yapabilir. Kan şekeri düşük ise ENDOKRİN UZMANINA başvurunuz.

11. OMEGA-3 desteği alınabilir. Ancak kanı sulandırıcı aspirin coumadin gibi ilaç alıyorsanız almayın. kanama zamanı uzar.

12. SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENMEK ÖNEMLİ. Mineral ve vitamin eksiklikleri kasılmaları artırabilir. O nedenle beslenmeye önem veriniz.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Gebede D Vitamini Eksikliği ve Bebek Doğum Ağırlığı
« Yanıtla #14 : 22 Haziran 2015, 09:54:03 »
Gebede D Vitamini Eksikliği ve Bebek Doğum Ağırlığı

Yapılan çalışmalar gebelerde D vitamini eksikliğinin doğan bebeklerde düşük ağılıklı olmasına neden olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle gebelik öncesi ve gebelik sırasında D vitamini eksikliği varsa tedavi edilmelidir. Annedeki D vitamin eksikliği doğan bebektede D vitamini eksikliğine neden olmaktadır.

D VİTAMİNİ KAÇ OLMALI?

Gebelerde D vitamini düzeyi (25OH D3) kanda ölçülmeli ve bunun 25 veya en iyisi 30'un üzerinde olması gerekir.

EKSİKSE NE YAPILIR?

D vitamini damlaları kullanılır. Günde 800 ünite D vitamini alınır.

D VİTAMİNİ

D vitaminine tıp dilinde kalsiferol adı da verilir. D vitamininin D2 ve D3 olmak üzere iki tipi vardır. Yağda çözünen bir vitamin olan D vitamini ya besinlerle alınır ya da cildimizde güneş ışığının etkisi ile oluşur. Bitkilerde veya gıdalarda D2 vitamini vardır. Vücuda giren D vitamini karaciğer ve böbrekte değişime uğrayarak daha etkili bir kimyasal yapıya kavuşur. Kanımızda ise en fazla 25 OH D kimyasal yapısı şeklinde bulunur. Cildimizde güneşin etkisiyle oluşan D vitaminin fazlası güneş ışığı tarafından yok edilir. O nedenle fazla güneşte kalma nedeniyle D vitamini zehirlenmesi oluşmaz.

Kandaki kalsiyumun normal sınırlarda olmasını D vitamini ve paratiroit hormonu ayarlar. Boynumuzun ön tarafında bulunan tiroit bezinin arkasına yerleşmiş paratiroit bezlerinden salgılanan paratiroit hormonu ile D vitaminin etkili çalışması sonucunda kan kalsiyum düzeylerinde bozulma (azalma veya artma) olmaz. D vitamini, gıdalarla alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kemiklerden kalsiyumun geri çekilmesini ve böbreklerden kalsiyumun tekrar geri emilmesini sağlayarak kan kalsiyumunu normal sınırlar içinde tutar.

D Vitaminin Görevleri:

•Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda olmasını sağlar.
•Bağırsaklardan kalsiyum emilimini sağlar.
•Kemiklerin güçlü olmasını sağlar.
•Çocuklardaki Raşitizm hastalığı ve erişkinlerde osteomalazi denen kemik hastalıklarının oluşmasını önler.
•Vücut direncini yani bağışıklık sistemini güçlendirir
•Pankreas bezinden insülin hormonunun salgılanmasını düzenler.
•Damarlardaki kan basıncını yani tansiyonu düzenler ve yüksek tansiyon yüksekliğini azaltır
•D vitamini, kemik ve diş dokusunun gelişimi için gereklidir. Bu yüzden çocuklarda ihtiyaç daha fazladır. Eksikliğinde diş ve kemikle ilgili bozukluklar meydana gelir.
•D vitamini bazı kanserlerin, otoimmün hastalıkların, kalp hastalıkları ve Tip 1 diyabetin gelişimini ve tüberkuloz (verem) gelişmesini önler.
•D vitamini kaslara güç verir, eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve ağrı olur. Atletlerin performansında D vitamini bu nedenle önemlidir. Yaşlılarda kasları güçlendirerek düşmeleri önler.
•Depresyon ve şizofreniden korur.

D Vitamini hangi Besinlerde Bulunur?

D vitamini özellikle yağlı balıklarda (somon balığı, karides) ve balık yağında vardır. Yumurta sarısı, karaciğer, peynir, süt ve süt ürünlerinde de bulunur. Vücutta yeterli D vitamini olması için güneş ışığından da yararlanılmalıdır.

D vitamine ihtiyaç 19-50 yaş arasında günlük 200 ünite, 51-70 yaş arası 400 ünite ve 70 yaşın üzerinde 600 ünite kadardır.

D Vitamini Yetmezliği:

D vitamini yetmezliği halen çocuklarda ve erişkinlerde yaygındır.

D vitamini yetmezliği varsa besinlerle alınan kalsiyumun ancak % 30’u bağırsaklardan emilebilir ve bu nedenle kan kalsiyum seviyesi düşer.

D vitamini eksikliği, bu vitaminin besinlerle az alınması veya az güneş görülmesi durumunda oluşur. Raşitizm ve osteomalazi kemik hastalıklarıdır ve D vitamini eksikliğinde ortaya çıkarlar. Çocukluk ve gelişme çağında D vitamini eksikliği varsa, kemiklerde Raşitizm denen hastalık oluşur. Raşitizm hastalığında kemiklerde mineral eksikliği vardır. Bu nedenle kol ve bacak kemikleri eğrilir, bıngıldaklar geç kapanır ve kaburgalarda bozukluklar oluşur. Erişkinlerde ise D vitamini eksikliğinde osteomalazi denen kemik hastalığı oluşur. Bu hastalarda kemikteki mineraller kaybolur ve sonuçta kemik ağrıları gelişir. D vitamini eksikliğinde kaslarda güçsüzlük ve ağrı da meydana gelir.

Erişkinlerde D vitamini eksikliği oluşursa kanda kalsiyum düşmeye başlar ve vücut bu düşüklüğü önlemek için boynumuzda tiroit bezinin arkasında bulunan paratiroit bezlerinden paratiroit hormonunun salgısını artırır ve artan paratiroit hormonu kemiklerden kalsiyum çekerek kan kalsiyumunu yükseltir. Bu nedenle vitamin D eksikliği olan kişilerin kanlarında paratiroit hormon düzeyi yüksek çıkar. Demekki kan kalsiyumunda hafif düşüklük ve paratiroid hormonunda hafif fazlalık D vitamini eksikliğinin belirtisidir.

D vitamini eksikliğine bağlı olarak bazı kişilerde kaslarda ağrı ve güçsüzlük olabilir.

Otuz yaşına kadar olan insanların % 30’unda D vitamini eksikliği vardır. Yaşlılıkta ve güneş görmeyen kişilerde eksiklik daha fazla saptanır. Şişman kişilerin çoğunda da D vitamini eksikliği oluşabilmektedir. Şişman kişilerde kandaki D vitamini yağ hücrelerinde birikir ve kullanılamaz. D vitaminin hafif eksikliklerinde osteoporoz dediğimiz kemik erimesi ortaya çıkar. Şiddetli eksikliğinde ise raşitizm ve osteomalazi denen kemik hastalıkları ve kas güçsüzlüğü oluşur. Osteoporozda kemiklerde ağrı olmaz iken osteomalazi kemik ağrısı oluşur. Osteomalaziyi anlamak için sternum kemiğine (göğüste öndeki iman tahtası denen kemik) ve bacak kemiğine basmakla ağrı olur. Bu nedenle kemik ve kas ağrısı olanlarda D vitamini düzeyine bakmakta fayda vardır.

D vitamini az olan gebelerde preeklampsi denen hastalık daha fazla görülmektedir.

D vitamini eksikliği olup olmadığını anlamak için kandaki 25 (OH) D düzeyi ölçülmelidir. Kanımızda dolaşan D vitaminin çoğu 25(OH) D şeklinde bulunmaktadır. Kandaki D vitamini (25 OH D) düzeyin 20 ng/ml’den az ise D vitamini yetmezliği vardır. D vitamini azaldıkça kanda paratiroid hormonu artar. Ancak mağnezyum eksikliği varsa D vitamini eksikliğinde paratiroid hormonu yükselmez.

Kandaki D vitamini düzeyi 20 ng/ml’den 32 ng/ml’ye çıkarılınca ince bağırsaklardan kalsiyum emiliminin % 45-65 oranında arttığı saptanmıştır. Kandaki D vitamini 30 ng/ml’den fazlaysa yeterli D vitamini vardır, denir. Bu tanımlamaya göre dünyada 1 milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu saptanmıştır. Menopozdaki kadınların % 50’sinde D vitamin eksikliği vardır. Ülkemizde de çocuk ve genç erişkinlerde % 30-50’sinde D vitamini eksikliği vardır.

Yılda bir defa kanda 25 (OH) D3 vitamin düzeyine bakmak, bazı hastalıklardan ve kemik erimesinden korunmak için çok önemlidir.

Kandaki 25 OH D vitamin düzeyi 10 ng/ml’den az ise, şiddetli D vitamini eksikliği vardır. D vitamini düzeyi devamlı olarak 10 ng/ml’nin altındaysa, önce kemiklerde ve kaslarda ağrı, sonra da kemik erimesi gelişir..

D Vitaminin Hastalık Önleme Etkisi:

D vitamini eksikliği olan kişilerde prostat ve meme kanseri sıklığının arttığı saptanmıştır.

D vitamini Multipli skleroz denen bir sinir-beyin hastalığında bu hastalığa ait bazı komplikasyonları önler.

D vitamini, şeker hastalığı gelişiminini de önleyebilmektedir. Bir yaşından itibaren günde 2000 IU D vitamini alan çocuklarda Tip 1 şeker hastalığı görülme riski %80 azalmaktadır. D vitamini yeterli alanlarda tansiyonda da düşme oluşur.

D vitamini alanlarda başka hastalıklardan ölüm sıklığında azalma saptanmıştır.

Yeterli D vitamini alanlarda ve kan seviyesi 50 ng/ml civarında olanlarda meme, kolon ve rektum kanser görülme sıklığı azalmıştır.

D vitaminin kardiyovasküler hastalaıklardan koruduğu da ortaya konmuştur.

D Vitamini Ne Kadar Almalı?

50 yaşın üzerinde D vitamini alımı yetersizdir. 50 yaşına kadar günde 200 ünite, 50-70 yaş arası 400-600 ünite D vitamini alınmalıdır. Ancak yapılan çalışmalar yetersiz güneş ışığı alan çocuk ve erişkinlerin 800-1000 ünite D vitamini almak gerektiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle herkesin günlük 800 ünite D vitamini alması uygundur.

En kolay D vitamini alma yolu günde en az 15 dakika güneş ışığına maruz kalmaktır. Her gün el, yüz ve kolların 15 dakika güneş görmesi gerekir. Haftada 4-6 defa bu işlemi yapmak faydalıdır. Eğer bu mümkün değilse, en azından günlük 400 ünite D vitamini almak faydalı olur. Güneş görmeyen ülkelerde yaşayan insanlarda D vitamini vücutta daha az olduğundan multipl skleroz denilen hastalık daha çok görülür.

D vitamini eksik kişilerde vitamin D2 ‘nin 50.000 ünitelik kapsülü haftada bir verilir ve 8 hafta süreyle verilir. Daha sonra her 2-4 haftada bir verilir. Diğer bir tedavi şekli ise her gün 1000 ünite D3 vitamini veya 3000 ünite D2 vitamini hergün verilmelidir.

Yeterli D vitamini alım miktarı erişkinler için günlük 400 ünitedir. 70 yaşın üzerinde bu doz günde 800 ünite olmalı ve birlikte 1200 mg kalsiyum almalıdır.

D Vitamini Hangi İlaçlarla Birlikte Alınmamalıdır?

D vitamini aşağıdaki ilaçlarla birlikte alınmamalıdır. Bunlar D vitamininin emilimini bozar.

• Kolestiramin
• Orlistat (Xenical)

Kimle İlave D Vitamini Almalıdır?
• 50 yaşın üzerinde olanlar
• Güneş görmeyenler
• Bağırsaklardan yağ emiliminin bozuk olduğu hastalar
• Osteoporoz denilen kemik erimesi olanlar
• Crohn hastalığı denen bağırsak hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı ve mide ameliyatı geçirenler
• Kortizon ilacı kullananlar
• Alzheimer hastalığı olanlar
• Tegretol ve benzeri epilepsi (sara) ilacı kullanan hastalar
• Mantar ilacı ketokonazol kullananlar
• Nefrotik sendrom denen böbrek hastalığı olanlar
• Hastanede veya evde uzun süre kalan ve güneş görmeyenlerde
• Böbrek yetmezliği olanlarda

D Vitamini Aşırı Alımının Zararları Nelerdir?

D vitamini günde 1000 üniteden fazla alınmamalıdır.

D vitamini aşırı alındığında aşağıda sıralanan zararlı etkiler oluşur:

• Bulantı
• Kusma
• İştah kaybı
• Kabızlık
• Halsizlik
• Kilo kaybı
• Kandaki kalsiyum düzeyinde artma

KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, Vitamin, Mineral,Bitkisel Ürün Rehberi, Gürer yayınları, 2008