Gönderen Konu: Yaşamak, Bir Gaye İçindir ...  (Okunma sayısı 2443 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Yaşamak, Bir Gaye İçindir ...
« : 23 Mayıs 2012, 10:01:16 »

Bakınız şâir ne diyor:

Hiç düşündün mü niçindir yaşamak?
Bir görev yapmak içindir yaşamak,
Eğer insansan görevin neyse basar
Zevke eğlenceye hayvan da koşar.


Evet, şâir böyle anlatmış yaşamayı... Yaşamayı, bir vazife yapmak gayesine bağlamış. Dolayısıyla vazifemizi başarma istikametinde bizleri insanlaştırmış. Aksi takdirde yaşayış gayemizden sapmış olacağımız için hayvanlaştırmış insanları...

Nitekim bütün âlemlerin Rabbi olan Halikımız (c.c.) da Kur"ân-ı Kerîm'inde şöyle buyuruyor:

"Andolsun ki biz, cin ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Zira onların kalbleri vardır, ama bunlarla idrâk etmezler; gözleri vardır, lâkin bunlarla görmezler; kulakları vardır, fakat bunlarla işitmezler. İşte onlar, dört ayaklı hayvanlar gibidir; hatta daha sapıktırlar. Onlar, gaflete düşenlerin tâ kendileridir." (S. A'râf, 179)

Bir başka âyet-i kerîmede de, insanların ve cinlerin yaratılış gayesini şu şekilde beyan buyuruyor:

"Ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" (S. Zâriyât, 56)

Binâenaleyh insanların yaratılış gayesi; Yaratanı'nı tanımak, O'nun emir ve yasaklarına riâyet etmektir. Yoksa hayvan gibi yaşamak değildir. İnsan, gerek Yaratanı'nın hukukuna ve gerekse kendisi gibi olan diğer yaratılmışların hukukuna karşı saygılı olmalıdır. İnsanlık vazifelerini hiçbir zaman unutmamalıdır.
 
Cemiyet adını verdiğimiz bünyede -özürlü veyü özürsüz-hepimizin yapması gereken vazifeler yardır. Bunları yapmak ya da başarmak, zor veya kolay olabilir. Bu, seçtiğimiz vazifeye ve bu yönde sarfedeceğimiz gayrete bağlıdır. Fakat öncelikle seçtiğimiz vazifeye bağlı... Yapabilecegimiz meşrû bir işi seçmek, doğru vazifeye talip olmak, bizleri her iki cihanda da değerli kılan en önemli unsurdur. Bu, özürlü-özürsüz herkes için böyledir. Eğer sağlıklı ve bir o kadar da mutlu bir insan olmak, iki cihan saadetini yakalamak istiyorsak önce hayatın mânâsını, yaratılış gayemizi düşünmeli ve hayatımızı ona göre tanzim etmeliyiz.

Herşeyden evvel sunu unutmamalıyız:
Bizler -sağlıklı veya özürlü- İnsan olarak dünyaya gelmiş varlıklarız. O halde öncelikle insanca bir hayat yaşamalıyız. Allah'ı tanımalı, kulluğumuzun icaplarını yerine getirmeli, ahlâkî değerlere sahip çıkmalıyız.
Sadece ictimâî ve idarî hayatın bize sunduklarıyla iktifa etmek, yalnızca bize verilen yâni bizim seçmediğimiz hayatı yaşamak, şahsiyetimize bir hakarettir. Hiç kimse, ne kendi hayatını, ne de canından çok sevdiği yavrularının hayatını, yaşama tarzını, terbiyesini, işini başkalarının insafına terkedemez, terketmemelidir. Bu insan şahsiyetine bir hakarettir. Çünkü insan; düşünebilen, seçebilen ve değiştirebilen bir vaklıktır. Cenâb-ı Hakk onu eşref-i mahlûkat olarak yaratmış... öyleyse buna göre hayatını yönlendirmesi gerekir.

İnsanlara yardımcı olmak, hele hele özürlü-yaşlı ve kimsesizlere gereken ilgiyi göstermek, maddî ve manevî ızdıraplarını azaltmak, hayat seviyelerini yükseltmek ve insanlığın gelişmesi için çalışmak hepimiz için ulvî ve insanî bir hedef olmalıdır.