Gönderen Konu: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]  (Okunma sayısı 16271 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« : 27 Nisan 2008, 16:06:40 »



 
Hafta:    27


Mevzu: Yeme,İçme Adabı; Nimete Hürmet


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #1 : 27 Nisan 2008, 16:28:15 »
100) Yemek Yeme Usûl Ve Âdâbı
Yemeğe Başlarken Besmele Çekmek, Sonunda Elhamdülillah Demek


729. Ömer İbni Ebû Seleme radıyAllahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu:
“Besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!”[1]

 

730. Âişe radıyAllahu anhâ Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:
“Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı anda ‘baştan sona bismillah’ desin.”[2]

 

731. Câbir radıyAllahu anh, Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:
“Kişi evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan adamlarına, “Burada ne geceleyebilir ne de yemek yiyebilirsiniz” der. Eğer o kimse eve girerken besmele çekmezse, şeytan adamlarına, “Geceyi geçirecek bir yer buldunuz” der. O şahıs yemek yerken besmele çekmezse, şeytan kendi adamlarına, “Hem barınacak yer hem de yiyecek yemek buldunuz” der.”[3]

 

732. Huzeyfe radıyAllahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ile birlikte yemek yiyeceğimiz zaman, o, yemeğe dokunmadan elimizi yemeğe sürmezdik. Yine bir gün onunla birlikte yemek yiyecektik. Derken küçük bir kız çocuğu geldi. Sanki biri onu arkasından itiyormuş gibiydi. Hemen elini yemeğe uzattı; fakat Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem elini tuttu. Daha sonra bir bedevî geldi; o da arkasından itiliyormuş gibiydi. Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem onun da elini tuttu ve sonra şöyle buyurdu:

“Şeytan besmele çekilmeden başlanan bir yemeğe katılmayı pek arzu eder. O, şu yemeğe katılmak için bu câriyeyi getirdi. Fakat ben elini tuttum. Bu bedevî sayesinde yemeğe katılmak için onu alıp getirdi; onun da elini tuttum. Nefsimi kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, şeytanın eli, onların eliyle birlikte avucumdaydı.”

Sonra Peygamber aleyhisselâm besmele çekip yemeğe başladı.[4]

 

* Şeytanlar peygamberlerin bulunduğu sofradan bile faydalanma yoluna giderler hiçbir sefer hiçbir şeytan tatile çıkmaz, izin kullanmaz. Herkesi nasıl Allah yolundan ayırabilecek, onun yollarını araştırır ve oradan faaliyete devam eder. En’am: 6/112’de beyan edildiğine göre herkes ve her peygamber için düşman olarak bir şeytan tayin edilmiştir. [5]

 

733. Sahâbî Ümeyye İbni Mahşî radıyAllahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in yanında birisi yemek yiyordu. Adam son lokmaya kadar besmele çekmedi. Son lokmayı ağzına götürürken “bismillâhi evvelehû ve âhirehû” (baştan sona bismillâh) dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem güldü ve şöyle buyurdu:
“Şeytan onunla birlikte yemek yiyordu. Adam besmele çekince, şeytan yediklerini kustu.”[6]

 

734. Âişe radıyAllahu anhâ şöyle dedi:
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ashâbından altı kişiyle birlikte yemek yiyordu. Bu sırada bir bedevî geldi ve yemeği iki lokmada bitiriverdi. Bunun üzerine Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şayet o besmele çekseydi, yemek hepinize yeterdi.”[7]

 

735. Ebû Ümâme radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm sofrasını kaldırdığı zaman şöyle derdi:
“Ey Rabbimiz! Sana tertemiz duygularla, eksilmeyip artan, huzurundan geri çevrilmeyip kabul edilen sayısız hamd ile hamd ederiz.”[8]

 

736. Muâz İbni Enes radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse yemek yedikten sonra: Bana bu yemeği yediren, sonucu etkileyecek bir güç ve kudretim olmaksızın onu bana nasip eden Allah’a hamd olsun, derse, geçmiş günahları bağışlanır.”[9]

 

* Besmele müslümanın her yerde ve her zaman silahıdır. Besmelesiz yenen yemeğe şeytan ortak olur. Besmele şeytandan gelecek zararları yok eder ve yemeğin bereketini korur. [10]


 
--------------------------------------------------------------------------------
 
[1] Buhârî, Et`ime 2, 3; Müslim, Eşribe 108. Ayrıca bk. Tirmizî, Et`ime 47; İbni Mâce, Et`ime 8.

[2] Ebû Dâvûd, Et`ime 15; Tirmizî, Et`ime 47.

[3] Müslim, Eşribe 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 15; İbni Mâce, Duâ 19.

[4] Müslim, Eşribe 102. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 15.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 240.

[6] Ebû Dâvûd, Et`ime 15; Nesâî, es–Sünenü’l–kübrâ, Âdâbü’l–ekl, 15.

[7] Tirmizî, Et`ime 47. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ime 7.

[8] Buhârî, Et`ime 54. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 52; Tirmizî, Daavât 55; İbni Mâce, Et`ime 16.

[9] Ebû Dâvûd, Libâs 1; Tirmizî, Daavât 56. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ime 16.

[10] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 241.


RİYAZ-US SALİHİN -- SADAKAT KÜTÜPHANESİ
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #2 : 27 Nisan 2008, 16:29:43 »
101) Yemekte Kusur Aramayıp Onu Beğendiğini Söylemek
 

737. Ebû Hüreyre radıyAllahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem yemekte hiçbir zaman kusur aramazdı. İştahı varsa yer, canı çekmiyorsa yemezdi.[1]

 

738. Câbir radıyAllahu anh şöyle dedi:
Bir gün Peygamber aleyhisselâm ev halkından ekmekle birlikte yiyeceği bir katık istedi. Onlar da:

– Evde sirkeden başka bir şey yok, dediler.
Resûl–i Ekrem onu getirmelerini söyledi. Sonra da:
– “Sirke ne güzel katık; sirke ne güzel katık!” diyerek yemeğini yemeye başladı.[2]

 

* En basit bir katık bile olsa onu küçümsememeli ve kötülememelidir. Kişi hoşlanırsa yemeli değilse kusur aramamalıdır. Sofraya konan herhangi bir yemek ne kadar az ve sade olursa olsun Allah’ın bir lütfu olduğunu bilmeli, şükrederek o yemek hakkında iyi şeyler söylemelidir. [3]


 
--------------------------------------------------------------------------------
 
[1] Buhârî, Menâkıb 23; Et`ime 21; Müslim, Eşribe 187, 188. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 13; Tirmizî, Birr 84.

[2] Müslim, Eşribe 167–169. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 39; Tirmizî, Et`ime 35; İbni Mâce, Et`ime 33.

[3] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 241.


RİYAZ-US SALİHİN -- SADAKAT KÜTÜPHANESİ
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #3 : 27 Nisan 2008, 16:31:42 »
104) Yemeği Kendi Önünden Yemek, Sofra Edebini Bilmeyene Öğretmek
 

741. Ömer İbni Ebû Seleme radıyAllahu anhümâ şöyle dedi:
Ben Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in himâyesinde yetişen bir çocuktum. Yemek yerken, elim yemek tabağının her yanına giderdi. Bunun üzerine Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu:

 “Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!”[1]

 

742. Seleme İbni Ekva` radıyAllahu anh’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Adamın biri Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in yanında sol eliyle yemek yedi. Resûl–i Ekrem ona:

– “Sağ elinle ye!” buyurdu.
Adam:
– Yapamıyorum, diye cevap verdi.
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem o adama:
– “Yapamaz ol!” diye beddua etti.

Seleme’nin dediğine göre adam kibirinden dolayı böyle söylemişti. Resûlullah’ın bedduası üzerine elini ağzına götüremez oldu.[2]

 

* Büyüklenmesi sebebiyle Rasûlullah (s.a.v.)’in ikazına kulak asmayan ve “sol el ile yemek yemeyin, bir şey içmeyin çünkü şeytan sol eliyle yer ve içer” (Müslim, Eşribe 105) hadisin hükmüne girmiş olan bu kimse Allah Rasulüne muhalefet edip isyan etmiş olduğundan bedduasına uğramıştı. Kibir ve inadından dolayı Rasûlullah (s.a.v.)’in bedduasına uğrayan bu şahsın üzerinde bedduanın tesirini ashab ta görmüş oldular. Mazeretsiz sağ el ile büyüklenmesinden dolayı yemeyen kişi kibir ve inadından dolayı büyük günah işlemiş oldu. [3]


 
--------------------------------------------------------------------------------
 
[1] Buhârî, Et`ıme 2, 3; Müslim, Eşribe 108. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ıme 8.

[2] Müslim, Eşribe 107.

Önceden 160 ve 613’de geçmişti.

[3] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 242.


RİYAZ-US SALİHİN -- SADAKAT KÜTÜPHANESİ
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #4 : 27 Nisan 2008, 16:59:14 »
                      YEMEK ADABI
   Yemekten evvel elleri yıkamak
   Yemeğe tuz ile başlamak
   Yemekleri mümkün olduğu kadar aynı saatlerde yemek
   Yemek yerken etrafı rahatsız etmemeye çalışmak
   Müşterek yemeklerde önünden yemek
   Tabak üzerine haddinden fazla eğilmemek ve üflememek
   Yemekleri arttırmamak artanları değerlendirmek
   Yenilmeyen kısımları servis tabağına koymak, masalar kirletmemek
   Yemeklerde evvela arkadaşlarına ikramda bulunmak
   Arzu ettiği yemek ve v.s. yi münasip şekilde istemek
   Yemek esnasında fazla konuşmamak, yemekten tam doymadan kalkmak
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #5 : 27 Nisan 2008, 19:59:22 »
İslam açısından yemek yeme sırasında uyulması gereken ahlâk ve sıhhî kurallar.

İslâm dini, Müslümanın günlük hayatının düzenli bir şekilde olmasını istemiş ve bu hususu Kur'ân-ı Kerim
ve Hadis-i Şeriflerle açıklamıştır.

Günlük yaşayış hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.s)'den rivayet edilen hadislerden pek çoğu yemek âdâbına dâirdir. Rasûlüllah (a.s) her işine Allah Teâlâ'nın ism-i şerifini zikrederek başlamayı severdi. Bu mübarek âdetleri, yemeğe başlarken de aynıydı. Yemekten evvel ellerini yıkamayı ihmal etmez, sağ eliyle ve önünden yerdi. Başlarken "Bismillâh" veya "Bismillâhirrahmânirrahîm" derdi (Buhârî, Et'ime, 2). Hz.
Peygamber (a.s), yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutan kimsenin "Bismillâhi evvelehü ve
âhırehü" demesini tavsiye buyurmuştur (Ebû Dâvud, III, 475).

Peygamber efendimiz (s.a.s) yemeğin önünden yenmesini isteyerek, aynı tabaktan yemek yeniden bir sofrada, başkasının önüne uzanmanın çok çirkin olduğunu belirtmiştir. Sahabe,"Yâ Rasûlüllah! Yiyoruz da
karnımız doymuyor" diye sorduklarında Hz. Peygamber (a.s) "İhtimal ki ayrı ayrı yiyorsunuz"buyurdu; "Evet" karşılığını verdiklerinde Peygamber Efendimiz "Bir arada yeyiniz;
besmele çekiniz, yemeğiniz bereketli olur" buyuruyorlar (Ebû Dâvud, İmâre, 20).

Yemek âdâbı konusunda dikkat edilmesi gereken diğer hususlar, maddeler halinde şöylece
sıralanabilir:

a- Lokmayı, ağıza göre almalı ve iyice çiğnedikten sonra yutmalı;

b- Lokmayı, yutmadıkça ikinci lokmayı el uzatmamalı;

c-Ekmeği dişlerle koparmamalı;

d- Ağızda ekmek varken kimse ile konuşmamalı;

e- Yemeğin soğutulması için içine üflememeli;

f- Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek davranışlarda bulunmamalı;

g- Başkalarının lokmasına ve yemesine bakmamalı;

h- Lokmayı ağıza koyarken, başı tabağa doğru uzatmamalı;

ı-Yemekte israf etmemeli, lokmayı ve verilen yemeği bitirmeye çalışmalı;

i- Ağızdan bir şey çıkarmak gerekirse, yüzü sofradan çevirmeli ve o şeyi sol el ile olmalı;

j- Koparılan lokmayı yemeklerin içine banarken dikkat etmeli, parmakların yemeğe girmemesini sağlamalı;

k- Toplu yemek yenirken, herkesin yeyip bitirmesini beklemeli, daha önce sofradan el çekilmemeli ve kaldırılmamalı;

l- Yemeğe önce yaşça veya mevki yönüyle büyük olan kişinin başlamasını beklemeli;

m- Sokaklarda ve ayakta ekmek yememeğe dikkat edilmeli;

n-Ekmek kırıntılarının nimet olduğunu unutmamalı ve onlara gereken özen gösterilmeli;

o- Yemek yeme işi bitince Allah'ın verdiği bunca nimetle karşı bir şükür ifadesi olarak dua etmeli ve kısaca
"Elhamdülillah" demeli ;

ö- Yemekten sonra eller iyice yıkanmalı, dişler fırça veya misvak
ile temizlenmelidir.

پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Çevrimdışı maslak

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 454
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #6 : 27 Nisan 2008, 22:58:08 »
İnanan insanın en önemli görevlerinden biri de şükretmesidir. Biz insanlar genellikle sahip olmadığımız şeylere bakıp yakınırız. Onun için de bir türlü Allah'a şükretme görevimizi hakkı ile yerine getiremeyiz. Ayet-i Kerime'de bu husus şöyle ifade edilir:
"O size istediğiniz her şeyi verdi. Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız." (7)
Mesela her nefes alıp verdiğimizde Allah'a iki can borçluyuz. Çünkü, nefesimizi alamazsak havasızlıktan ölürüz. Nefesi aldıktan sonra onu dışarı salamazsak yine boğuluruz. Dakikada kaç kez nefes alıp veriyorsak, onun en az iki katı Allah'a şükretmeliyiz. Çünkü bize nefes alma imkanı veren Allah'tır.
Öte yandan, her birimizin milyarder olduğu söylense bunu garipsememeliyiz. Oysa biz elimizdeki servetin farkında değiliz. Mesela, hangimiz gözümüzü milyarlara değişir? Ellerimizi trilyonlara satarız? Bütün dünyayı verseler aklımızı verir miyiz? Akıl olmadıktan sonra bütün dünya bizim olsa ne önemi var ki? Peki milyarlara, trilyonlara ve dünyalara değişmediğimiz bu organlar için Allah'a şükretmemiz gerekmez mi?
Pek çok âyet-i kerime; "Rabbinizin rızkından yiyiniz ve O'na şükrediniz." (8)
"Şükretmeniz gerekmez mi?" (9)
"Hala şükretmiyorlar mı?" (10)
"Bana şükredin, nankörlük etmeyin..." (11) buyurulur.
Şükür Nedir Ve Nasıl Yapılır?
Şükür; verilen herhangi bir nimetten dolayı, bu nimeti verene karşı söz, fiil veya kalp ile gösterilen saygı, karşılık, iyiliğin kıymetini bilme ve iyilik yapana bu hissi gösterme, nimet ve iyiliği anıp sahibini övme demektir. Şükür üç şekilde yapılır; ilim, hal ve amel:
1-Nimetlerin Allah'tan olduğunu bilmek.
2-Nimetleri vereni sevmek ve O'na karşı saygılı olmak.
3-Nimetleri verene itaat etmektir.
İşi sadece dille söylemekle bırakmamak, fiili olarak şükür işini gerçekleştirmek gerekir. Nimetleri Allah'ın yolunda kullanmakla yapılır. Bu da İslam'a uygun yaşamakla gerçekleşir.
İnsan şükür sayesinde en yüksek mertebelere yükselir, nankörlükle ise aşağıların aşağısına düşer.
Nimete saygı duymak, değerini bilmek, en önemlisi onun Allah'ın bir hediyesi olduğunu, onunla bize iltifatta bulunduğunu, denediğini düşünmek ve nimeti hor görmemek de bir şükürdür.
Şükrün ölçüsü kanaattir, iktisattır, Allah (cc) az veya çok ne verirse rıza göstermek ve halden memnun olmaktır. Şükürsüzlüğün ölçüsü ise hırstır, israftır, nimete hürmet duymamaktır, haram helal demeyip rast geleni yemektir, almaktır.
Şükür, nimetleri artırır ve bereketlendirir (12), nankörlük ise batırır, helaka götürür (13). Allah herkese amelinin karşılığını verir ve şükredenleri mükafatlandırır. (14)
Sözün özü; nimetler içinde sıkıntı çekiyorsak, şükür görevimizi yapmadığımızdandır. Zira nimetler arttıkça şükrümüzün artması gerekirken tersi oldu, isyanımız arttı, şükür kalktı. Sıkıntılarımızın temelinde şükürsüzlük, kanaatsizlik, ikti-satsızlık yatmaktadır.
Hz. Ömer (ra) bir adamın: "Allah'ım, beni azlardan kıl." diye dua ettiğini işitir ve "Bu nasıl dua!" diye çıkışır.
Adam: "Allahu Teala'nın "Kullarımdan şükre-denler azdır" (34 Sebe, 13) buyurduğunu işittim ve beni de bu az olanlardan kılması için dua ediyorum" deyince Hz.Ömer (r.a.): "İnsanların hepsi Ömer'den daha iyi bilmektedir." diye hayretini ifade eder. (15)
Aslında şükreden kendisi için şükretmiş olur. Rabbimizin kulların şükrüne ihtiyacı yoktur. (16)
Öyleyse şükredenlerden olalım ki, hem dünyada hem ahirette kazanalım.
Şükrümüzün artması için, kendimizden daha zor durumda olanlara bakalım.


Çevrimdışı maslak

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 454
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #7 : 27 Nisan 2008, 22:58:36 »
Allah c.c hepinizden razı olsun

Çevrimdışı aşk hamalı

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #8 : 28 Nisan 2008, 11:31:30 »
Efendimiz'in Yeme İçme Adabı

--------------------------------------------------------------------------------


Allah, insanı adeta bütün varlıkların merkezine yerleştirmiş. Canlı ve cansız her şeyi onun etrafında pervane etmiş. İnsanlık aleminin merkezine de rızkı koymuş. Tüm insanları rızkın etrafında döndürüyor.
İnsana verilen bunca yetki ve gösterilen bunca özenin de, rızka muhtaç yaratılıp bir ömür boyu onun peşinden koşturulmasının da temel amacı şükürdür.
Şükür, muhtaç olduğumuz maddî ve manevî her türlü rızkın kimin tarafından gönderildiğini bilmek, O'na yürekten minnettarlık duymak, bunu yeri geldiğinde ifade etmek, sağladığı her türlü imkan ve enerjiyi O'nu hoşnut edecek şekilde kullanmaktır.

Bu temel ölçüyle, yeme içme adabının ana hatları ortaya çıkar. O da, istifade edeceğimiz bir nimeti, elimize aldığımız bir rızkı Allah'ın adıyla yemeye başlamak; nimete saygılı olmak, taşıdığı sanat incelikleri üzerinde tefekkür, yedikten sonra da Allah'a hamd etmektir.

İkinci önemli adabı, yeyip içtiklerimizin helalden olmasıdır. Bu da hem dinen kullanımı yasak olmaması, hem de hakkımız olmasına bağlıdır. İslamî usullerle kesilmemiş hayvan eti, domuz ve diğer yenmeyen canlılardan beslenmek ve şarap içmek yasak olanlara örnektir. Allah'ın yer yüzünde bizim için serdiği nimet sofrası gerçekten çok geniştir. Helal olanlar, yasaklardan mukayeseye gelmeyecek kadar fazladır. Yasak edilenler de, bildiğimiz ve bilemediğimiz zararlarından dolayıdır. Helal dairesi her türlü ihtiyaç ve arzumuza yetecek kadar geniştir. Harama girmeye hiç gerek yoktur. Aslında helal olmakla birlikte, başkalarının hakkı olan şeylerin, rızaları alınmadan yenilip içilmesi de haramdır.

Konunun diğer temel bir adabı da, yeyip içerken, aşırıya kaçmamaktır. Fazla kullanım gibi, gereğinden az kullanım da helal olmaz. Bu hem tıbben, hem de ahlakî açıdan uygun görülmemiştir. İbadet düşüncesiyle de olsa gereğinden az beslenmek doğru değildir. Peygamberimiz, ömür boyu her gün oruç tutmayı uygun görmemiştir. Ayrıca, midenin üçte birinin yemeğe, üçte birinin suya ayrılmasını, diğer üçte birinin ise boş bırakılmasını tavsiye etmiş, tıka basa yemeyi onaylamamıştır. İyice acıkmadan sofraya oturulmamasını, oturunca da tam olarak doymadan kalkmasını tavsiye etmiştir.


Peygamberimiz, bu konuda da bizim için güzel bir örnektir. Hadis kitaplarından öğrendiğimize göre, onun sofrası çok çeşitli yemeklerden meydana gelen zengin bir sofra değildi. Sade bir hayat yaşadığı için sofrası da sadeydi. O, yemek için yaşamaz, yaşamak için yerdi. Eve geldiğinde yemek yoksa bunu problem etmez, bazen bir iki hurma ile yetindiği olurdu.



Hz. Peygamber, günde iki kere yemek yerdi.

Az yemeyi tavsiye ederdi. Haram

Çevrimdışı y-ünal

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #9 : 04 Mayıs 2008, 10:08:56 »
yemek ve içmek sadece hayatımızı devamettirmek için değil, Allaha kulluk için gerekli güç ve kuvveti sağlamak için olmalı.zaten yemekte farz olanda o yediyimiz midemizde iken asla Allaha isyan olmamalı.vede o nimetin bizzat hz. Allah tarafından kendisine verildiğini bilmiş olmalıdır. Çalışmanızda muvaffakiyetler temennisi ile Allaha emanet olun.

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #10 : 27 Mayıs 2008, 10:48:37 »
 Enes İbni Mâlik radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden, bir şey içtikten sonra hamdetmesinden hoşnut olur.”

Müslim, Zikir 89. Ayrıca bk. Tirmizî, Et’ime 18.
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Kulluğun başı az yemektir
« Yanıtla #11 : 20 Temmuz 2008, 21:01:49 »
Abdullah-i Ensari buyurdu ki: "İmam-ı Şafii'yi çok severim. İmam-ı Şafii, az yer, az uyurdu. "On altı senedir, doyasıya yemek yemedim" buyurdu. Sebebi sorulunca, "Çok yemek bedene ağırlık verir, kalbi zayıflatır, anlayışı, idraki azaltır, çok uyku getirir ve böylece insanı ibadetten alıkoyar. Kulluğun başı az yemektir. Evliyalıkta hangi makama baksam, onu herkesin önünde görüyorum " buyurdu


Selman Farisi hazretleri gayet az yerdi. Bir sofrada kendisine daha ziyade yemesi için ısrar edilince, Peygamber efendimizin kendisine; "İnsanların ahirette çok açlık çekecek olanları, dünyada doyuncaya kadar yemek yiyenlerdir" buyurduğunu haber verirdi.


 İnsanın kazançlı olmasının esası; az yemek, az uyumak, az konuşmak ve nefsin arzu ve isteklerini terk etmektir. Çok yiyerek kalbini öldürmemeli, şeytanı kendine güldürmemelidir! Çok yemek, organları çok çalıştırıp yıpratır, tedavi için doktor aratır. Çok yiyen hakikati göremez, haramlardan çekinemez. Haram yiyenin işleri harama yönelir, her bela haramdan gelir. Helalden bile fazla yiyenin yersiz olur sözleri, hem de ibretsiz bakar gözleri. Deme çok yemek çok yakıt olur, çok yiyenin anlayışı kıt olur.


Çok yiyenin ibadeti,az olur, bunun için kaçırır ebedi saadeti. Çok yiyenin gözü doymaz, ibadetten zevk almaz. Çok yemek her derdin kaynağıdır, az yemek ise ilacıdır.


Az ye, az uyu, az söyle, nimete kavuşulur böyle. Çok yiyenin diridir nefsi, gönlü uyur çıkamaz sesi. Gönlü uyandırmak için bu sözü tutmalı, az yiyerek nefsi uyutmalı. Çok yiyen kötü fikirler güder, her an günaha meyleder. Gaflet istersen durma mideyi doyur, çünkü tok yatan çok uyur. Çok yemeyi unutmalı, sık sık oruç tutmalıdır. Yaşlı bir âlime, çok yaşamasının sırrını sormuşlar. O da, “Biz iki günde üç defa yemek yeriz. Yemeği iyi pişiririz, iyice çiğnemeden de yutmayız, acıkmadan yemeyiz, henüz iştahımız varken sofradan kalkarız. Sabah kahvaltısını erken yaparız, akşam yemeğini geç yeriz, tok karnına uyumayız” demiştir.


Midenin üçte biri yemeklere, üçte biri içeceklere ayrılmalıdır. Üçte biri hava payı olarak ayrılmalıdır. Yemekten sonra dişleri misvak ile temizlemek sünnettir. Az yemeli ve az uyumalıdır. Tok olarak yatmamalıdır. Hadis-i şerifte, “Tok olarak yatmayın, kalbiniz katılaşır” buyuruldu.

Mehmet Oruç
« Son Düzenleme: 20 Temmuz 2008, 21:03:57 Gönderen: Ferzin »

Çevrimdışı civan

  • okur
  • *
  • İleti: 62
Yeme ve icmenin hukmu ve adabi
« Yanıtla #12 : 23 Temmuz 2008, 14:50:02 »
 Yemege baslarken besmele cekilmelidir eger unutulursa bismillahi ala evvelihi ve ahirihi denilmelidir.Yemege tuzla baslayip tuzla bitirmek sunnettir.Olumu def edecek kadar yemek farz kilindi.Namazi ayakta edaya,ve oruc tutmaya kadir olacak kadar yemek mustehaptir.Kuvveti artmasi icin doyuncaya kadar yemek mubahtir.Doyduktan sonra yemek haramdir ancak yarinki orucuna kuvvet kasdiyla yerse veya musafiri utanmasin diye fazla yerse haram degildir.Cesit cesit yemekler hazirlamak israfdir iki  cesit yemek ve yemeklerde genislik(bol ve cesitli)yapmak caizdir.Elinden duseni yememek israfdir.Yemek yerken hc konusmamak mecusilerin adeti oldugu icin mekruhdur.Yemekte guzel seyler konusulur hastaliktan olumden bahsedilmez.Ayakta su icmek ekseri fukaha indinde tenzihen mekruhdur.MEKRUH olmasinin sebebi ciger hastaligi meydana getirmesidir.

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Yeme, İçme Adabı; Nimete Hürmet [28 Nisan 2008]
« Yanıtla #13 : 27 Temmuz 2008, 00:49:58 »
H.Ş.:
''İnsan yemesini azalttığı zaman içi nur dolar '' (Ramuz 177/2)

Çok yiyen kıt anlayışlı olur,çünkü devamlı tok olmak (oburluk) zekayı geriletir. (S.Hadisler S-14 Mükaşefetü'l-kulup )

Abdullah-ı Tüsteri K.S. Buyurdu:

-Gökten yere inen her iyiliğin başı açlıktır,her kötülüğün başı tokluk.

-Nefsini aç bırakan vesveseden kurtulur..

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Doymadan Kalkarız
« Yanıtla #14 : 10 Ağustos 2008, 12:24:04 »
Peygamberimiz (s.a.v.)’in mektup göndererek İslam’a davet ettiği hükümdarlardan birisi de Mısır hakimi Mukavkıs idi. Mukavkıs, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mektubuna şöyle cevap verdi:

"Besmele ve selamdan sonra derim ki: Mektubunuzu okudum, dediklerinizi, neye davet ettiğinizi anladım. Gelecek bir peygamber kaldığını biliyordum. Ancak bunun, Şam tarafından çıkacağını zannediyordum.."
Bu mektupla birlikte hediye olarak, iki cariye, bir katır, bin miskal altın, billurdan bir kadeh, altın ibrişimden murassa kemer, deriden kalkan, bir miktar bal, yirmi kat iyi elbiselik ve bir de doktor gönderdi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mukavkıs için “Yaramaz adam, saltanatına kıyamadı! Halbuki esirgedigi saltanatı, kendisinde kalmayacaktır!” buyurdu.

Medine’de kaldığı süre içinde Mukavkıs’ın gönderdiği doktora, tedavi için müracaat eden olmadı. Doktor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Medine’de hiç hasta bulamadığından şikayet edince Peygamber Efendimiz (s.a.v.),

“Biz, acıkmadan yemek yemeyen bir kavimiz. Yemek yediğimiz zaman da, doymadan kalkarız. Sen, ailenin yanına dönebilirsin” buyurdular.
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..