Gönderen Konu: Zayıflama Çılgınlığı Ruhunuzu Da Yorar  (Okunma sayısı 2065 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Zayıflama Çılgınlığı Ruhunuzu Da Yorar
« : 12 Mart 2012, 17:09:27 »


Zayıflama Çılgınlığı Ruhunuzu Da Yorar

Kalınlaşan belinizinden, genişlemeye başlayan göbek çevrenizden ve gittikçe yukarıya çıkan tartı ibresinden mi şikayetçisiniz? Kendinizi zayıflama çılgınlığına kaptırmadan, yemeden – içmeden kesilmeden yaşam tarzınız ve beslenme alışkanlıklarınıza uygun olarak hazırlanmış bir rehber sayesinde hayat boyu formda kalmanın keyfini çıkarabilirsiniz…

Bahar aylarınıngelmesiyle birlikte kilo fazlalığı olanlarda bir telaş başlar.Önce aç kalınan zamnlar, spor salonlarında geçirilen saatler ve ardından selülit kremlerinde çare arama telaşı yaz sonuna kadar devam eder. Aslında amaç ‘’günü kurtarmak’’, kısaca yazı formda geçirmektir.

Aynada yazlık kıyafetlere sığma çabasıyla geçirilen saatler sonucunda güneşlenmekten korkan yüzlere bir karamsarlık çöker.Ya da günler sonrasında yenilen bir tatlının acısı bir kaç günlük tek besine dayanan beslenmeyle çıkarılır.Bu hatalı davranış hünümüzde öylesine çoğaldı ki artık her yerde zayıf ama solgun yüzlü, halsiz ve mutsuz ‘’sıfır beden’’ kadınlara rastlamak mümkün.
 
Sağlınız ve ruhunuz tehdit altında
 
Kadınları bu hale erkekler mi getirdi, yoksa her geçen gün ruhlarında mutsuzlukla doğup kendi bedenlerine saldıran genç nesiller mi yetiştiriyoruz? Elbette günlerce açlıktan kazınan midelere verilecek tek cevap ‘’sağlığınız ve ruhunuz tehdit altında ‘’ olmalıdır.

Kilo fazlalığı ve aşırı yağlanma kalp  - damar hastalıkları, kanser ve metabolik sendrom gibi pek çok rahatsızlığı da beraberinde getiren önemli risklerden biridir.İdeal ağırlıkta kalmak ve kas kitlesinin fazla olması bu riskleri önemli ölçüde azaltır.Ancak zayıflamanın aç kalmak ile eş anlamlı olmadığını da bilmenizde yarar var.
 
‘’Sıfır beden’’lerin mutsuz dünyasından uzak durun…
 
Sağlıklı beslenmek ; günlük ihtiyacınız olan besin bileşenlerini yeteri kadar almayı gerektirir. Ağırlık kaybı salamak istiyorsanız normalde aldığınızdan daha az kalori tüketip daha çok hareket etmelisiniz. Bu sure zarfında ne kadar istikrarlı ve kas kitlenizi koruyarak kilo yönetimini başarırsanız o kadar sağlıklı şekilde fazlalıklarınızdan kurtulabilirsiniz.

Kızartma, tatlı ve börekler önünüze konduğunda dayanamayıp  bir – iki parça derken hepsini yemeniz ise yılan hikayesine dönen zayıflama çabalarınızı boşa çıkarmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bu besinlere düşkünlüğünüz vasa, gerektiğinde bir beslenme uzmanından yardım alarak diyetinize belirli porsiyonlarda ekleyebilirsiniz.

Bu satede yaz – kış demeden formda bir bedene sahi olarak kendinizi daha sağlıklı  ve zamanını kalori hesaplamakla geçiren ‘’sıfır beden’’ lerin mutsuz dünyasından oldukça uzak hissedeceksiniz.
 
‘’Size özel’’ beslenme alışkanlıkları benimseyin
 
Bir beslenme uzmanı olarak size buradan belkide hergün gazetelerde, dergilerde okuduğunuz pek çok püf noktası, zayıflama reçetesi verebilirdim.Ancak önemli olan göstereceğiniz kararlılık ve ‘’ size özel’’ beslenme alışkanlığını benimsemeniz.Elbette yarı aç yaşayarak birkaç ayı kurtarabiliri zayıflama çılgınlığının bir parçası olabilirsiniz.

Ama sonuçta hasta bir bedene sahip olma riskini göze aldığınızı unutmayın!..  Bu nedenle size tek bir püf nokta öneriyorum; bu çılgınlığın bedeninizin ihtiyaçlarını karşıladığından emin olun…
 
saglikveyasamdergisi.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kilo Fizyolojik Değil Tamamen Psikolojik!
« Yanıtla #1 : 22 Eylül 2012, 14:21:27 »
Kilo Fizyolojik Değil Tamamen Psikolojik!

Birçok insan bedensel açlıktan değil, duygusal nedenlerle yemek yediği için  kilo sorunu kronik bir hal alır. Sonuç: diyet yaptıkça kilo alan diyetzedeler. Oysa diyet insanın yemekle olan ilişkisini bozar. Kilolarınızdan kalıcı biçimde kurtulmak istiyorsanız diyetisyene değil psikoloğa gidin…
 
Günümüzde baskının yeni biçimi kilo… “Ne kadar inceysen o kadar güzelsin“ mesajı, mağaza vitrinlerinden televizyon ve gazete reklamlarına kadar pek çok ayrı kanaldan aktarılıyor. Fazla kilolar, kadınların, erkeklerin ve hatta çocukların hayatını kabusa çeviriyor. Bu durum da‚‘‘her geçen gün daha da şişmanlayan“ zayıflama endüstrisinin ekmeğine yağ sürüyor!

Her gün yeni bir mucize diyet formülü ortaya çıkıyor, her gün bir başka diyetisyen mucizeler yaratacağını söyleyerek kendini formülünü açıklıyor. Kimi diyette karbonhidrat yasaklanıyor, kiminde protein! Bir başka gün de litrelerce lahana çorbası içmemiz gerektiğini söyleniyor. Ancak tüm denemeler başarısızlıkla sonuçlanıyor.
 
Şimdi tüm diyet formüllerini unutun. Normal yemeğe geçin. Yalnızca bedensel açlık hissettiğinizde yiyin doyduğunuzda da durun. Yoksa her diyet sonrasında biraz daha kilo alan birer diyetzede olacaksınız.
 
Zayıflamak İstiyorsan Yemekle Barışmalısın!

Ne yiyip yemeyeceğinizi ya da neyi ne zaman yiyeceğinizi duymaktan bunaldıysanız, bu kez aykırı bir sese hazır olun.
 
İnsanoğlu’nun tüm evrimsel süreci DNA‘larımızda kayıtlı. Beyin yapılan her diyeti bir kıtlık dönemi olarak algılıyor. Diyet biter bitmez de bir sonraki kıtlık dönemi için yiyecekleri yağ olarak depolamaya başlıyor. Bu da bizi bir kısır döngünün içine sokuyor. Her diyet daha fazla şişmanlamıza yol açıyor. Yemekle ilişkimiz gün geçtikçe daha da bozuluyor ve şişmanlıyoruz. Bu durumdaki insanlar diyetzededir. Yemekle bozulan ilişkiyi düzeltmek için diyetisyene değil, psikologa gitmek gerekir.
 
Vücudun Sinyallerini Dinle!
 
İnsanların yemekle tekrar normal bir ilişkiye girmesini sağlamak ve bedenin verdiği sinyale göre acıkınca yiyip doyunca da bırakmak! Formül basit olsa da uygulamanın sanıldığından daha zor.

Bu kısırdöngüye girmiş insanların madde bağımlıları gibi terapi görmesi ve yavaş yavaş normal yemek yemeye geçmeyi öğrenmesi gerekir. Şişmanlık basit bir kalori hesabı ya da irade meselesi değildir. Yani kilo probleminin altında yatan nedenleri görmeli, öncelikle bir danışman yardımıyla yemekle bozulan ilişkimizi düzeltmeliyiz, bunu yapmadığımız takdirde, diyetzede olmaktan kurtulamayız.

Bedenimizle sağlıklı bir ilişki kurmamız ancak hatalı düşünce sistematiklerinin değiştirilmesiyle mümkün.  Yeme bozukluğunun da altında yatan etken, hatalı davranış ve düşünce kalıplarımız. Bedenlerimizi sonsuz açlıkla ya da aşırı yemekle cezalandırmak yerine, onu sevip sağlıklı düşünmeye başladığımızda ideal kilolarımıza kavuşmamız, sağlıklı ve mutlu insanlar haline gelmemiz mümkün.
 
Baskının Yeni Biçimi Kilo
 
Toplumun geneline bakıldığında fizyolojik ve psikolojik özellikler normal bir dağılıma sahip. Zeka, boy ölçüsü ya da uyku dağılımına bakıldığında herkes birbirinden farklılıklar gösterir. Kilo da toplum dağılımına bakıldığında normal bir dağılım sergiler. Bütün bu gerçeklere rağmen modern toplum insanı son 30 yıldır kilo baskısına maruz kılmakta ve tek tip yaratılmaya çalışılmakta. Belki zaman zaman yaptığınız radikal diyetlerle biraz incelebilir ve ortalamaya doğru gidersiniz. Ama kendi doğanıza karşı girilen mücadelenin bedeli psikolojik veya fizyolojik rahatsızlıklarla ödenir.
 
Bedenlerimiz Artık Bize Ait Değil
 
Bedensel  “mükemmellik diktatoryası” nda ruh güzelliği artık hiçbir şey ifade etmiyor. Fiziksel güzellik günümüzün modern toplumunda her anlamda para ediyor. Beden kişilere bire bir ait olmaktan çıkıp, birçok endüstri tarafından sömürülüyor. Diyet ürünleri satabilmenin ön koşulu da insanların yemekle ve bedenleriyle olan ilişkilerini bozmak. Diyet listelerine uyarak yeme davranışlarını değiştiren insanlar her diyetle yemekle olan ilişkileri daha da bozuluyor.

Diyetle zayıflasa da diyet biter bitmez kiloları olduğu gibi alır. Ancak diyetle zayıflamaya olan inançla, diyetler tekrarlanır. Uzun vadede ise diyete maruz kalan beden her diyetten sonra birkaç kilo daha alır. Sonuçta diyet bağımlısı olan diyetzedeler yaratılır.
 
Diyetle İlgili Doğru Bilinen 13 Yanlış

·        Zayıflamak sağlıklıdır:Araştırmalar radikal diyetlerle kısa sürede fazla kilo veren insanlarda kalp ritm bozukluğu, safra kesesinde taş oluşumu, kemik erimesi, saç dökülmesi, karaciğer rahatsızlıkları, kas kaybı, diyabet gibi sağlık sorunlarının oluştuğunu gösteriyor.
 
·        Zayıflayan insan daha uzun yaşar:Araştırmalar “normal kiloda“ olanların şişmanlardan daha fazla yaşadığını gösteriyor. Ama bu şişman insanların zayıfladıklarında daha uzun yaşayacakarı anlamın gelmez.  Tam tersine, hızlı kilo almak da hızı kilo vermek de ölüm riskini yükseltiyor. 
 
·        Şişman insanlar daha fazla yemek yer: Şişman insanlar zayıf insanlarla kıyaslandığında daha az yemek  yer.  Metobolizma hızları zayıflara göre daha yavaştır. Ancak uzmanlar, metobolizma hızı genetik olmasından dolayı müdehale edilemeyeceğini söylüyor.
 
·        Light gıdalar tüketerek zayıflayabilirsiniz:Aldığımız gıdanın enerjisi ne kadar yüksekse o kadar çabuk doyarız. Enerjisi düşük gıdaları ise daha fazla tüketerek yine aynı miktarda enerji alırız.
 
·        Tatlandırıcı kullanarak zayıflayabilirsiniz: Tatlandırıcı kullandığımızda vücudumuz normal şekere verdiği tepkiyi gösterir ve ensülin üretir. Ama tatlandırıcıda şeker bulunmadığı için üretilen ensülin boşta kalır ve kandaki şeker stoklarını parçalar. Kan şekerimiz düşer ve yemek zorunda kalırız.
 
·        Protein diyetleri yağ erimesi ve kas gelişimine yol açar:Protein ağırlıklı beslenmek insanları duygusal boyutta depresif yaparken, fiziksel boyutta idrar asidinde yükselme, gut hastalığı, karaciğer ve böbrek rahatsızlıklarına yol açar.
 
·        Zayıflamak için karbonhidrattan uzak durulmalıdır: Protein ağırlıklı beslenildiğinde vücudumuza daha fazla aminoasit girer. Vücudumuzda az miktarda bulunan triptofanın beyne gitmesi zorlaşır. Bu da serotonin seviyesini düşürür. Kişi daha depresif olurken karbonidrat tüketeceği yeme atakları geçirir.
 
·        Yağsız gıdalar tüketmek zayıflatır: Yağ eksikliği de kişinin duygu durumunun bozulmasına neden olur. Araştırmalar yağsız gıda tüketen gıdalarda uzun vadede safra kesesini temizlemede ciddi bir rol oynadığının altını çiziyor.
 
·        Şekerli gıdalar tüketmek iradesizlikten kaynaklanır:Şekerli gıda tüketmek mutluluk hormonu dediğimiz serotonin salgılanmasına nedene oluyor. Serotoninin bir diğer kaynağı ise ışık. Bu açığı kapatmayan insanlar da depresyona davetiye çıkartıyor.
 
·        Az tuzlu yemek zayıflatır:Sodyumun işlevi bedendeki potasyumu tutmasıdır. Yeterince sodyum almayan insanların bedeninde su tutulmaz, yağlar bedende kalırken, beden su kaybeder ve güçsüzleşir.
 
·        Spor yapmak zayıflatır:Beden spor yaparak yaktığı yüksek miktardaki enerjiyi iştahı yükselterek dengeler. Diyet ve sporun birlikte yapılması anoreksia gibi birçok hastalığa davetiye çıkartır.
 
·        Diyet ve spor işe yaramadığında liposucation yaptırılmalıdır:Liposucation uzun vadeli çözüm değildir. Bir çırpıda bütün yağları elinden alınan beden, bu yağlar tekrar biriktirmeye çalışır. Liposucation yapılan bölgelerde yağ hücresi kalmadığından, vücut gereksinim duyduğu yağı başak bölgelere depolar. Karın ya da bacak bölgesinden yağ aldıran kadınların yüzde 50’sinde göğüs büyümesi görülür.
 
·        Kalori hesabı yaparak tükettiğiniz enerjiyi hesaplayabilirsiniz:Kalori bir gıdanın barındırdığı enerji miktarıdır ve ancak kalorimetre adlı bir cihazla ölçülebilir. Aslında bir gıdanın ne kadar kalori içerdiğinin hiçbir önemi yok asıl belirleyici olan gıdanın bireyin bağırsağında nasıl sindirildiğidir. Her elmanın bile kalorisi farklıdır, kaldı ki fazla gübrelenmiş ya da hormonlu gıdaların bile emsallerinden besin değeri olarak farkı vardır.
 
·        Sabahları padişah, öğlenleri vezir, akşamları bir köle kadar yemek yiyeceksin:İnsanların çok ağır fiziksel kondisyon gerektirmeyen işler yaptıkları sürece bu formül geçerli değildir.
 
sağlık ve yaşam dergisi- Zaza Yurtsever

Uzman Psikolog
*~*~* TUĞRA *~*~*