Gönderen Konu: Zekâtla İlgili Önemli Meseleler ( Ağustos 2012 )  (Okunma sayısı 5418 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Zekâtla İlgili Önemli Meseleler ( Ağustos 2012 )
« : 03 Ağustos 2012, 16:12:51 »

Malum olduğu üzere Ramazan-ı Şerifle birlikte zekât ibadetiyle alakalı sorular sorulmaya başlandı. Zekât ibadetiyle alakalı sık sorulan meseleleri sıraladık. İstifadelerinize sunulur.

Zekât

Zekât; zekâta mahsus malı, hususî şartlarıyla müstehak olana temlik ederek (mülk olarak) vermektir. Bu itibarla, zekât verecek kimse zekâta niyet ederek bir fakiri doyursa, temlik olmadığından zekâtını ödemiş sayılmaz.

Zekâtın farz olmasının şartı: Baliğ(ergen), akıllı ve hür olan ve borcu bulunmayan Müslümanın, aslî ihtiyacından fazla olarak üzerinden bir yıl geçen nisap miktarı mala malik olmasıdır. Nisap miktarı malda, ayrıca nema (üreme, çoğalma) da şarttır. Altın ve gümüş, çoğalmasa da, nisap miktarı olunca zekâtları verilir.

Nisap: Zekâtın vacip olması için dinin koyduğu bir ölçüdür ki, bu da kişinin borcundan hariç 20 miskâl (80.18 gram) altın veya bunun değerinde para ve ticaret malıdır. (80,18*92,3=7400 TL)

Paranın her 40 liradan bir lirası zekât olarak verilecektir. Canlı hayvanların zekâtı nev'ine göre değişir. Koyunda; 40’ta 1, devede; 5 devede 1 koyun, sığırda; otuzda bir danadır. Madenler de zekâta tâbidir.

Öşür

Öşür, arâzi mahsüllerinin zekâtıdır ve çıkan mahsûlden (her hasat dönemindeki mahsûlün) 10’da 1’ini vermektir. Şâyet arâzi para ile sulanıyorsa 20’de 1’i verilir. Arazi mahsülleri, buğday, arpa, pirinç, darı, karpuz, hıyar, patlıcan, yonca, zeytin, susam, bal, kudret helvası şeker kamışı ve meyveler gibi mahsullerdir. Türkiye’de araziler tapulu ve sahipli olduğu için Türkiye arazisi öşür arazisidir. Ziraatla uğraşan Müslümanların yediklerinin helal olabilmesi için bu öşür zekâtını mutlaka vermeleri lâzımdır.


Zekâtla İlgili Önemli Meseleler


1. Ev ve arabanın varlığı yâda yokluğu zekâtı etkilemez. 7400 TL ve üzeri parası olup üzerinden 1 sene geçen herkes evi yada arabası olmasa da zekât vermek zorundadır.

2. Ailenin zekâtı olmaz. Bireyin zekâtı olur. Ailede 7400 TL ve üzeri parası olan herkes Anne, baba ve çocuklar ayrı ayrı zekâtlarını hesaplayıp vermek zorundadır.

3. Düğünde mehir olarak verilen altınlar hanımın olduğu için 80,18 gr ve üzeri altını olan ev hanımları altınlarının zekâtını vermek zorundadırlar. Eşlerinden alamıyorlarsa zekât miktarı kadar altını bozdurup zekâtını vermek zorundadır.

4. Zekât Ramazan-ı Şerif dışında da verilebilir. Ancak rivayetlere göre 70 kat sevap alınacağı için Müslümanlar Ramazan-ı Şerifte vermeyi tercih etmektedirler.

5. Zekât olarak verilmesi gereken para pistir, necistir. Elden çıkarılmadığı takdirde malı yada parayı ifsad eder, bozar.

6. Zekât, sadaka ve kurban gibi mali ibadetlerde, mülkün hakiki sahibini düşünerek vermemenin değil vermenin yolları aranmalıdır. Şuurlu bir Müslümanın yapması gereken budur.

7. Öşür, zekât gibi yılda bir kere değil, yıl içerisinde alınan her mahsul için ayrı ayrı verilir.



Not: Hesaplamalarda, 24 ayar altının gramı 92,3 TL olarak kullanılmıştır.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ramazan-ı Şerif ve Zekât
« Yanıtla #1 : 05 Ağustos 2012, 15:39:03 »

Ramazan-ı Şerif ve Zekât


İstediğini istediğine verip istediği zaman almak kudretinin sahibi bulunan Cenâbı Hak, insanları değişik kabiliyetlerde yaratmıştır. Takdîri İlâhînin sır sahası içinde gizlenmiş hikmetlerinden biri de insanların rızık bakımından birbirlerinden farklı oluşlarıdır. Bu âlem bir imtihan sahasıdır. Cenâbı Hak bazı kullarını yoklukla, bazı kullarını da zenginlikle imtihana tâbi tutmaktadır.

Şerefli dinimize göre, göklerde ve yerde bulunan her şeyin ilk ve son sahibi âlemlerin Rabbi Hazreti Allah'tır. Bu sebeble dünyaya bir imtihan için gönderilen insan elinde emanet olarak bulundurduğu mal ve servetinden Allahın emrine uygun olarak harcaması, Alahın tayin ettiği şekilde zekatını vermesi ıcap eder. Kelime manası temizlik ve çoğalmak olan zekat İslamın beş esasından biridir. Manası ise, Müslüman zenginlerin seneden seneye mallarının kırkta birini Müslümanlardan fakir olanlarına vermeleridir. Zekat ceza değil mâlî bir ibadettir. Hür, akıllı ve bâliğ olup nisab miktarı bir mala sahip olan her Müslümana nisaba malik olduktan bir sene sonra farz olur. Nisab ise, borçtan ve aslî ihtiyaçlardan fazla olarak dinimizin koyduğu bir ölçü olup altında 80.18 gr. gümüşte ise 561 gramdır. Nisâb miktarına ulaşan para, senet, altın, gümüş, ticaret malı, koyun, keçi, sığır, deve, ekin ve meyveler için her cinsin kendi ölçüsüne göre zekatını vermek icâp etmektedir.

İslamiyet, yoksulluğun ve onunla birlikte gelecek ahlakî çöküntünün önüne geçmek için zenginlerden alınıp fakirlere verilmesi gereken zekatı farz kılmıştır. Yüce Allah bir âyeti kerîmesinde buyuruyor ki : “Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. O (şanlı) Rasûle itâat edin. Tâki rahmete kavuşturulasınız.” Zekat, bir emri İlâhî olması itibariyle Allahın hakkı, fakirlere verilmesi cihetiyle de Müslüman yoksulun hakkıdır. Bu vazifeyi yerine getirmemek hem Cenabı Hakkın emrine muhalefet hem de fakirin vebalini yüklenmek olur. Bir hadisi şeriflerinde Peygamber Efendimiz (SAV), “Zekatı vermeyen kıyamet günü ateştedir” buyurmuşlardır. Allahü Teâlâ Kitâbı İlâhisinde buyuruyor ki : “Altını ve gümüşü yığıp ve biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar, (yok mu?) işte bunlara pek acıklı bir azabı müjdele!”

Bir insan zekat verebilecek kadar zengin olup olmadığını şöyle hesaplar; önce zekat verilmesi gereken mallarını alt alta yazar. Bunlar: Elindeki altın ve gümüş, Nakit para, Ticârî eşyalar ve Sağlam alacaklar ki borçlunun inkâr etmediği veya çek senet karşılığı olup inkârı mümkün olmayan alacaklardır. Sonra bunların kıymetlerini karşılarına yazıp toplar. Vâdeli bile olsa ödenmesi lazım gelen borçlarını yekünden çıkarır. Eğer birine kefil olmuşsa o da onun ödeyeceği borç sayılır. Kalan miktar, eğer altının nisâbı olan 80.18 gr. altın değerine ulaşırsa kırkta birini zekat olarak vermesi farz olur.Ticârî eşya ise satmak için alınan her şey olup bugünkü alış fiyatı üzerinden hesaplanır. Fakat bunlardan elde edilen gelir nisâba ulaşıyorsa gelirlerinden zekat vermek îcâp eder. Zekat vermemek, Allahın lütuf ve kereminden ihsan ettiği malda cimrilik etmek, hayır ve hasenâttan uzak durmak fert ve cemiyet için tehlikeli olduğu kadar, mal-mülk için de bir âfetttir.

Zenginler zekatlarını verirken kime niçin nereye verdiklerine dikkat etmelidirler. Bu husuta ölçü Kur’ân-ı Kerîm olmalı, verilen kimseler, sarf olunan mahaller Onun gösterdiği yerler midir değil midir dikkat edilmelidir. Zîrâ, neticede veren de mes’uldür. Sevap-günah, fayda-zarar bakımından o da pay sahibi olacaktır. Peygamber Efendimiz (SAV) bir hadis-i şeriflerinde mealen şu şekilde buyurmaktadır. “Mallarınızı zekatla koruyun. Hastalıklarınızı sadaka ile tedâvi edin. Belâ dalgalarına duâ ve tazarru ile karşı koyun.”





Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Zekâtla İlgili Önemli Meseleler ( Ağustos 2012 )
« Yanıtla #2 : 29 Haziran 2014, 00:24:09 »
Malum olduğu üzere Ramazan-ı Şerifle birlikte zekât ibadetiyle alakalı sorular sorulmaya başlandı. Zekât ibadetiyle alakalı sık sorulan meseleleri sıraladık. İstifadelerinize sunulur.

Zekât

Zekât; zekâta mahsus malı, hususî şartlarıyla müstehak olana temlik ederek (mülk olarak) vermektir. Bu itibarla, zekât verecek kimse zekâta niyet ederek bir fakiri doyursa, temlik olmadığından zekâtını ödemiş sayılmaz.

Zekâtın farz olmasının şartı: Baliğ(ergen), akıllı ve hür olan ve borcu bulunmayan Müslümanın, aslî ihtiyacından fazla olarak üzerinden bir yıl geçen nisap miktarı mala malik olmasıdır. Nisap miktarı malda, ayrıca nema (üreme, çoğalma) da şarttır. Altın ve gümüş, çoğalmasa da, nisap miktarı olunca zekâtları verilir.

Nisap: Zekâtın vacip olması için dinin koyduğu bir ölçüdür ki, bu da kişinin borcundan hariç 20 miskâl (80.18 gram) altın veya bunun değerinde para ve ticaret malıdır. (80,18*92,3=7400 TL)

Paranın her 40 liradan bir lirası zekât olarak verilecektir. Canlı hayvanların zekâtı nev'ine göre değişir. Koyunda; 40’ta 1, devede; 5 devede 1 koyun, sığırda; otuzda bir danadır. Madenler de zekâta tâbidir.

Öşür

Öşür, arâzi mahsüllerinin zekâtıdır ve çıkan mahsûlden (her hasat dönemindeki mahsûlün) 10’da 1’ini vermektir. Şâyet arâzi para ile sulanıyorsa 20’de 1’i verilir. Arazi mahsülleri, buğday, arpa, pirinç, darı, karpuz, hıyar, patlıcan, yonca, zeytin, susam, bal, kudret helvası şeker kamışı ve meyveler gibi mahsullerdir. Türkiye’de araziler tapulu ve sahipli olduğu için Türkiye arazisi öşür arazisidir. Ziraatla uğraşan Müslümanların yediklerinin helal olabilmesi için bu öşür zekâtını mutlaka vermeleri lâzımdır.


Zekâtla İlgili Önemli Meseleler


1. Ev ve arabanın varlığı yâda yokluğu zekâtı etkilemez. 7400 TL ve üzeri parası olup üzerinden 1 sene geçen herkes evi yada arabası olmasa da zekât vermek zorundadır.

2. Ailenin zekâtı olmaz. Bireyin zekâtı olur. Ailede 7400 TL ve üzeri parası olan herkes Anne, baba ve çocuklar ayrı ayrı zekâtlarını hesaplayıp vermek zorundadır.

3. Düğünde mehir olarak verilen altınlar hanımın olduğu için 80,18 gr ve üzeri altını olan ev hanımları altınlarının zekâtını vermek zorundadırlar. Eşlerinden alamıyorlarsa zekât miktarı kadar altını bozdurup zekâtını vermek zorundadır.

4. Zekât Ramazan-ı Şerif dışında da verilebilir. Ancak rivayetlere göre 70 kat sevap alınacağı için Müslümanlar Ramazan-ı Şerifte vermeyi tercih etmektedirler.

5. Zekât olarak verilmesi gereken para pistir, necistir. Elden çıkarılmadığı takdirde malı yada parayı ifsad eder, bozar.

6. Zekât, sadaka ve kurban gibi mali ibadetlerde, mülkün hakiki sahibini düşünerek vermemenin değil vermenin yolları aranmalıdır. Şuurlu bir Müslümanın yapması gereken budur.

7. Öşür, zekât gibi yılda bir kere değil, yıl içerisinde alınan her mahsul için ayrı ayrı verilir.



Not: Hesaplamalarda, 24 ayar altının gramı 92,3 TL olarak kullanılmıştır.

mazhar

  • Ziyaretçi
Zekat Dini Bir Görevdir
« Yanıtla #3 : 21 Temmuz 2014, 03:50:11 »
Zekat Dini Bir Görevdir İslam dini toplumun bütün kesimleri arasında sosyal dengeyi temin etmede büyük rolü bulunan sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı bir hak olarak kabul etmiş ve Müslümanlara bu konuda önemli sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumlulukların başında da zekât gelmektedir.
[/size]  [/color]
[/size] Zekât hicretin 2. yılında farz kılınmış olup, dinen zengin sayılan bir kimsenin sahip olduğu malî imkanlarını belli oranda ihtiyaç sahiplerine vermesi demektir. En güzel ve en etkili sosyal yardımlaşma şekli olan zekât, toplumda sosyo-ekonomik şartların ıslahını hedef alan, fakirlik probleminin çözümüne önemli ölçüde katkı sağlayan malî bir ibadettir. Bu öneminden dolayı zekât, Kur’an-ı Kerim’de seksenden fazla ayette ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadislerinde daima namazla birlikte zikredilmiştir.[/color]
[/size]  [/color]
[/size] Zekât, Allah’ın nimetlerine karşı kulun fiilî şükrüdür. Zira namaz ve oruç gibi bedenî ibadetler vücut sağlığının şükrü olduğu gibi zekât da mal-mülk ve servet nimetinin şükrüdür. Malının zekâtını veren kimse her türlü dünya nimetinin kendisine Allah tarafından bir emanet olarak verildiğinin bilincine varır, aşırı dünya sevgisinden ve menfaatin esiri olmaktan kurtulur.[/color]
[/size]  [/color]
[/size] İnsanların sahip oldukları mal-mülk ve servetler ile her türlü dünya nimeti gerçekte Yüce Yaratıcımız Allahu Teâlâ’ya aittir. İnsana ancak sınırlı bir zaman için bunlardan yararlanma imkanı verilmiştir. İnsana düşen kendisine emanet edilen nimetleri asıl sahibinin istediği şekilde kullanmaktır. Cenâb-ı Hak, kullarından kimisine çokça verdiği servetin içinde fakirlerin ve muhtaçların hakkı olduğunu bildirmiş (Zâriyât, 51/19﴿, hali vakti yerinde olanlara zekât ve sadakalarla fakirlerin haklarını gözetmelerini emretmiştir.[/color]
[/size]  [/color]
[/size] Görüldüğü gibi zekât, zenginlerin fakirlere yaptıkları bir lütuf değil, bilakis onların üzerlerindeki bir borçtur. Ancak zekâtın, getireceği faydalardan yararlanmak ve mükâfatına nail olmak için gönüllü olarak yani Allah rızası için yerine getirilmesi gerekir. Ayrıca, “… sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın” (Bakara 2/264) ilâhi buyruğu gereğince, zekâtların fakire eziklik ve mahcubiyet duygusu yaşatmadan verilmesi gerekmektedir.[/color]
[/size]  [/color]
[/size] İlk bakışta zekâtın yerine getirilmesinde sadece zekâtı alan kimse kârlı çıkıyormuş gibi gözükse de zekâtın asıl faydası onu alandan çok verene aittir. Zira servetindeki fukara hakkı olan zekâtı ayırıp fakire veren kişi hem malını manevî açıdan temizlemiş, hem de gönlünde oluşabilecek bencillik, açgözlülük ve cimrilik gibi kötü huylardan kurtulmuş olmaktadır. Nitekim Kur’an’da, “Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al...” (Tevbe, 9/103) buyrulmaktadır.[/color]
[/size]  [/color]
[/size] Bunun yanında zekât, ahiret mutluluğunu kazanmaya ve cennete girmeye vesile olan bir ibadettir. Kur’an’da, zekâtını gönül rahatlığıyla verenler kurtuluşa eren mü’minler arasında zikredilmiştir. Onların Firdevs cennetine girecekleri ve orada ebedi olarak kalacakları bildirilmiştir. (Mü’minûn, 23/1-4, 11) Hz. Peygamberimiz (s.a.s.) de, kendisini cennete götürecek bir amel söylemesini isteyen kişiye, Allah’a, hiçbir şeyi ortak koşmadan ibadet etmeyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi ve Ramazan orucunu tutmayı tavsiye etmiştir. (Buhârî, Zekât 1; Müslim, İman 15)[/color]
[/size]  [/color]
[/size] Zekât malı bereketlendirir; zaten zekâtın kelime manası da temizlik, artma ve bereket demektir. Bu ibadete zekât denilmesi işte bu özelliklerinden dolayıdır. Her ne kadar zekât verildiğinde mal eksilmiş gibi görünse de gerçekte zekâtı verilen mal artmaktadır. Bu konuda mü’minlere ilâhi garanti verilmiştir. Ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe’, 34/39)[/color]
[/size]  [/color]
[/size] Zekâtını vermeyenler ise dünyada bir takım zararlar göreceği gibi, ahirette de acıklı bir azaba uğrayacaktır. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve “İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek.” (Tevbe, 9/34-35)[/color]
[/size]  http://www.habervakti.com/yazar/mehmet-sonmezoglu/zekat-dini-bir-gorevdir-18072014-181737
[/color]