Gönderen Konu: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!  (Okunma sayısı 4885 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« : 27 Mart 2012, 10:08:07 »

(Tasavvuf tarihi profesörü olan Mustafa Kara ile yapılan bir röportajdan alıntıdır)
***

Osmanlı padişahlarının pek çoğunun bir tarikata ya intisabı ya da hürmeti var. Tasavvuf anlayışının Osmanlı devletinin şekillenmesinde ne gibi etkileri oldu?

Bütün İslam devletlerinde yöneticilerin dervişlerle ilişkileri ılımandır. Bu hiç ters düşmediler, sigaya çekilen idam edilen derviş yoktur anlamına gelmiyor. Ama ilişkiler genel olarak sıcaktır. Çünkü tasavvufi yorumlar ve onların kurumları olan tekkeler ve onlarla oluşan mektepler, tarikatlar toplumun atardamarlarından birini teşkil eder. Dolayısıyla aklı başında olan hiçbir devlet yöneticisi bunların bütününe karşı olamaz. Çünkü toplumun çok önemli bir yönünü temsil ediyor. Osmanlı padişahlarına baktığınızda Osman Gazi'den Vahdettin'e kadar hepsinde bu tasavvuf ehliyle olan ılıman ilişkiyi görürsünüz. Ama teknik anlamda bir şeyhe intisap ederek mürit olan padişah varsa da çok azdır.


« Son Düzenleme: 27 Mart 2012, 10:20:46 Gönderen: Fatihan »

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #1 : 27 Mart 2012, 10:08:45 »
Bu yönetimdeki dengeyi koruma kaygısıyla yapılan bir şey mi?

Tabii ki o dengeyi de düşünmek onun vazifesi ama o dengeden daha önemli olan yönettiği kitleyle barışık olma meselesi. Bir kitleyi yönetiyorsanız onun değerleriyle barışık olmanız gerekir. Cumhuriyet dönemindeki sıkıntılardan biri de odur. Osmanlı padişahları da bir derviş değildir. Devletin çok sayıdaki unsurlarından biri de tekkedir. Yönetici olan insan Osmanlı'nın din ve kültür açısından üç ana kurumu olan cami, medrese ve tekkeye eşit uzaklıkta olmalı. Bazen medreseli insanların İslam yorumuyla, tekkeli insanların İslam yorumu çatışıyor. Sultan burada taraf değildir. Ama bazen medreselilerin yorumu baskın geliyor sultanın tavırlarına, bazen tekkelilerin yorumu baskın geliyor.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #2 : 27 Mart 2012, 10:10:22 »
Tasavvufun Osmanlı devletinin yapılanmasında ne gibi katkıları olmuş?

Bir defa bu toplumun din algısına tesir etmiş. Din bir kalp meselesi ise temelde, denir ya "kalb-i selim sahibi olmak", yani temiz bir kalp sahibi olmak. Bu temiz kalbi nasıl üreteceksiniz nasıl ortaya koyacaksınız? Tasavvufun hedefi bu. Osmanlı toplumunda da insanların bu noktaya taşınması gerekiyor. Tekkeler bu görevi yapıyor. Camiler medreseler tamamen ayrı da değil. Aslında bu ana üç kurum biraz da görev taksimi yapmış gibi düşünmek lazım. Osmanlılar'da ilk medreseyi Orhan Gazi İznik'te kurmuş. Başına Davud-i Kayseri'yi getirmiş. Davud-i Kayseri hem medrese ilimlerinde hem de tasavvuf ilimlerinde bir numara. Yani Osmanlı'nın tasavvufla haşır neşir oluşu planlı, şuurlu bir birlikteliktir.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #3 : 27 Mart 2012, 10:10:49 »
Yaygınlığı ne kadardı tasavvufi kültürün?

Aslında tasavvufi kültürün halk arasında yaygınlığı fazla. Büyük bir kısmı tasavvufi yorumlara aşina, tasavvufi yorumlarla, dervişlerle iç içe, toplumda tasavvuf ehline karşı, dervişlere karşı bir muhabbet, bir hürmet var ama bu teknik olarak halkın büyük bir kısmının tarikatlara mensup olduğu anlamına gelmiyor.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #4 : 27 Mart 2012, 10:11:19 »
Dergahlar kapatıldıktan sonra doğan eğitim boşluğu kapatıldı mı? Yerini ne aldı?

Oluşmadı. Oluşma şartları da zaten yoktu. Tekkelerin kapatılışı çok tepeden, çok baskıcı bir usulle olduğu için kimsenin gık deme şansı yoktu. Çünkü kelleler uçuşuyordu. Dolayısıyla tekkeler yerine bir kurum kurulmadı ama yıllar sonra bu hayat bir şekilde yeniden canlanmaya başladı.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #5 : 27 Mart 2012, 10:11:55 »
Tekke ve zaviyelerin kapatılması nasıl etkiledi tarikatları? Yer altına mı indiler?

İndiler ama beş on sene yeraltında oldukları dahi belli değil.
O kadar sessiz bir dönem.
1925'te tekkeler kapandı.
1930 Menemen bunun tuzu biberi oluyor. Hiçbir ses, hiçbir yayın, hiçbir kitap yok. Bu yıllarda menfi bir durum var ama iyi bir tarafı da var. Tekke kültürünü almış olan insanlar hayatta. Bir fonksiyon icra edemiyorlar ama en azından hayattalar. Çok sıkıntılı bir hayata düşüyor bir kısmı, bir kısmı memuriyetle hayatını kazanıyor ama netice olarak hayatın içindeler ve tasavvufla ilgili renk vermemeye çalışıyorlar. Çünkü o günlerde derviş olmak en büyük suç.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #6 : 27 Mart 2012, 10:12:22 »
Bu tasavvuf anlayışına yansıdı mı?

Kimse konuşamıyor yazamıyor. Dolayısıyla aksetmiyor. Diyelim ki bir şeyh efendi 1925'le birlikte en kötü adam oluyor. Alim, arif insanlar bir gecede en menfur insan oluyor. Bu bir travma meydana getiriyor. Adeta işaretlerle konuşuyorlar. Yüz yıla yakın bir zaman geçti yasak devam ettiği için insanlar bazı şeyleri hâlâ işaretle anlatıyor.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #7 : 27 Mart 2012, 10:15:37 »
Tarikatların başka sorunları oluştu mu bu arada?

Kırklı yıllarda Osmanlı döneminde yetişen insanlar hayatta. Ama 70-80'li yıllardan sonra bir tasavvufi eğitimden geçmemiş ama Abdurrahman Çelebi misali şeyh olmuş.
Şu andaki ana problem bu. Bunu ben şöyle formüle ediyorum; "Adı şeyh olanların yüzde doksanı şeyh değildir." Şeyh olmak için bir şeyhin yanında yetişeceksin. Şeyhin seni bu işle görevlendirmiş olacak. Şu anda şeyh olanların büyük kısmı böyle bir terbiyeden geçmemiş. Bitirenlere de şeyhi böyle bir yetki vermemiş. Filanca şeyh efendiyi hasbelkader görmüş. Bir zamanlar hasbelkader onun tekkesine uğramış. O şeyh efendi ölünce "Halife benim" diyor. "Sen halife değilsin" diyen resmi bir makam da olmadığı için problem büyüyor.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #8 : 27 Mart 2012, 10:16:13 »
Tarikatta şeyhin çok önemi var. O zaman tarikatların durumu ne oluyor?

Cümlemde ısrarlıyım fakat bu yüzde doksan insan sahtekardır anlamında değil. Bunların bir kısmı sahtekardır, bir kısmı gerçekten insanlara faydalı oluyor. Fakat teknik olarak mürşit değil.

Bu durumda tarikatların yüzde doksanı tarikat olmanın şartlarını yerine getirmiyor mu?

Tabii. Teknik anlamda getirmiyor. Bugün Türkiye'de tarikatlara yöneliş gibi görünen aslında dine olan yöneliştir. "Filanca yere gitti, ayyaş idi düzeldi" denilen şey bir tarikata giriş değil, dine girişidir. Bugün bu ikisi birbirine karıştırılıyor. Onlar gittiği yerin hangi tarikat olduğunu bile bilmiyor. Tarikata intisabın daha özel şartları vardır.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #9 : 27 Mart 2012, 10:16:53 »
Tasavvufta keramet denen bir müessese var ama diğer yandan keramet gibi bazı olguların dini hayatın efsanelerle yürütülmesine sebep olduğu gibi eleştiriler var. Bunun ölçüsü nedir?

Keramet mutasavvıflara göre çok küçük bir olaydır. Zurnanın son deliğidir. "Ama hocam hiç de öyle değil toplumda" diyeceksiniz. Hakikaten vatandaş "Falan keramet gitti, filan keramet geldi" diye yaşar. Hele müritler keramet uydurma makinasıdır. "Şeyh uçmazsa kerametle eğer, mürit uçurur ta be kamer" derler. Mutasavvıflarda keramet değil, istikamet esastır. "Keramet hakikatle arada bir perdedir, oyalar, tuzağa düşürür" denir. Keramet sufilere göre bir imtihandır. Keramet olduğunda dehşete düşerler. Saklamak esastır. Bütün bunlara rağmen niçin bu kadar keramet pazarı var? İşte istismarcılar. İşin ehli olmayan insanlar için müthiş bir kapı. Şeyh efendi keramet gösterecek ki bir şeyler gelsin gitsin. Şanı şöhreti artsın.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #10 : 27 Mart 2012, 10:39:57 »
Tekkeler dergahlar açılmalı mı?

Tabii ki açılmalı. Yasaklamak gayri tabiidir. Bir toplumda din ve vicdan hürriyeti varsa insanlar dinlerini, mezheplerini ve tarikatlarını serbest bir ortamda yaşamalıdır. Bu Türkiye'de askıya alınmış ama er geç bitecek. Bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün. Çünkü tabii değildir. Tekkelere çeki düzen verebilirsiniz ama kapatmak çare değildir. Geçici bir süre de kapatabilirsiniz ama sürekli kapanması tıp fakültesinin seksen yıl kapalı olmasına benzer. O zaman kimlerin doktor olacağını düşünmek lazım. Şu an şeyhler öyle. Bununla ilgili bir hatıramı nakledeyim. Namık Kemal Zeybek bana anlattı. Hikmet Çetin'le konuşurken konu tekkelerin geçici mi daimi mi kapatıldığına gelmiş. Hikmet Bey, "Bu konuyu ben Ecevit'le de tartıştım. Çünkü Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli kültürünü anlatacak kurumların neden kapatıldığı aklıma yatmadı. Ecevit bana aynı soruyu İnönü'ye sorduğunu söyledi. İnönü 'Geçici olarak kapattık ama bu işleri kurcalama' demiş." Dolayısıyla tekkeler açılacak ama bunun sebebi AB mi olur, ABD mi olur, cemevleri mi olur, başka bir şey mi olur bilemem.

Çevrimdışı guzellik

  • okur
  • *
  • İleti: 87
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #11 : 27 Mart 2012, 15:29:00 »
hepsini ookumsamda oldukca bilgilendirici sagolun

Çevrimdışı guzellik

  • okur
  • *
  • İleti: 87
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #12 : 27 Mart 2012, 15:30:37 »
Tarikatta şeyhin çok önemi var. O zaman tarikatların durumu ne oluyor?

Cümlemde ısrarlıyım fakat bu yüzde doksan insan sahtekardır anlamında değil. Bunların bir kısmı sahtekardır, bir kısmı gerçekten insanlara faydalı oluyor. Fakat teknik olarak mürşit değil.

Bu durumda tarikatların yüzde doksanı tarikat olmanın şartlarını yerine getirmiyor mu?

Tabii. Teknik anlamda getirmiyor. Bugün Türkiye'de tarikatlara yöneliş gibi görünen aslında dine olan yöneliştir. "Filanca yere gitti, ayyaş idi düzeldi" denilen şey bir tarikata giriş değil, dine girişidir. Bugün bu ikisi birbirine karıştırılıyor. Onlar gittiği yerin hangi tarikat olduğunu bile bilmiyor. Tarikata intisabın daha özel şartları vardır.

dine giren biri direkmen tarikata giremez mi ki?
« Son Düzenleme: 27 Mart 2012, 15:32:42 Gönderen: guzellik »

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: Adı Şeyh Olanların %90'ı Şeyh Değil!
« Yanıtla #13 : 27 Mart 2012, 16:29:21 »
dine giren tarikata giremez demiyor.

Şuan tarikata girdiğini zanneden insanlar aslında daha şeriatı yaşamaya karar vermiş oluyor. Ama bugün şeriat halkın genelinde yaşanmadığı için tarikata girip sohbet dinlemeyi ve beş vakit namaza başlamayı veya içkiyi bırakmayı tarikat zannediyor . Bu tarikat değil şeriatın bir cüzüdür.tarikat ise şeriatla beraber devamında bir ruh terbiyesidir.
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ