Gönderen Konu: Ahir Zaman Putu Dünya!!!!!  (Okunma sayısı 3364 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı nirvana

  • yazar
  • ****
  • İleti: 516
  • "Nerede oLursanız oLun, Allah sizinLe beraberdir"
Ahir Zaman Putu Dünya!!!!!
« : 18 Eylül 2010, 13:06:20 »

Yaşadığımız şu anki zamana ahir zaman denilmektedir. Gerçektende peygamberimizin (sav) hadisi şeriflerinde mucize olarak bildirdiği ahir zamanla ilgili gerçekleşecek şeylerin büyük bir çoğunun bugün gerçekleştiğini görüyoruz. Bunlar peygamberimizin (sav) peygamberlik mucizelerindendir. Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde  şöyle buyuruyor:
    “Ben, benden sonra sizin tekrar güneşe, aya, yıldızlara ve putlara tapmanızdan korkmuyorum. Ben, benden sonra sizin dünya malını aşırı sevip dünya malına tapmanızdan, dünya malı için birbirinizin boynunu vurmanızdan korkuyorum.”   (Buhari)
Yaşadığımız şu asırda gerçektende  dünya malına, paraya tapan insanlar var fakat bunun farkında değiller. Bu tapma Rab anlamında bir tapınma olmayıp, güç anlamındadır ama yinede insanı şirke götürür. Birkaç Müslüman bir araya gelse konuştukları şey; ev, araba, para vs. dünyalık şeylerdir. ahiretle  ilgili konuları pek konuşmayız, bu bizim dünya malına düşkünlüğümüzü gösterir. Hemde öyle bir düşkünlük ki insanlar para için birbirlerini kandırırlar, para için birbirlerini öldürürler (yakını bile olsa) , çalarlar vs. para için hemen hemen yapılmayacak şey yoktur. Bir baba kızını evlendirecek olsa, damat adayında aranan ilk şart;yüksek gelirli bir işi, evi, arabası olup olmadığıdır. Kötü bir alışkanlığının olup olmaması, namaz kılıp kılmaması, dindar olup olmaması kimin umrunda, zengin oldunmu hiçbir sorun kalmaz zannedilir. Ya kalpdeki iman zenginliği yoksa, beden zengin olmuş neye yarar. Nice genç kızlar para yada koca seçeneklerinden, parayı seçtikleri için evlenememişlerdir. Peygamberimiz (sav) evlilik hususunda; ‘Dindar olanı seçin’ diyor. Para, mal, mülk  aranabilir, ancak ilk aranacak şey dindarlık olmalıdır. Dünyalık sevgisi ile ilgili bakınız Rabbimiz Kuranda ne buyuruyor mealen:
“İnsanlardan kimi de Allah'tan beride O'na karşı bir takım denkler ediniyorlar ve onları Allah'ı sever gibi seviyorlar.”
                                                         Bakara suresi 165

“Hayır, hayır! Siz peşini (geçici dünyayı) seviyorsunuz.
Ahireti bırakıyorsunuz!”  Kıyamet suresi 20,21

“Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz. Oysa mirası dermecesine (helal haram demeden) öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki! Malı öyle bir seviş seviyorsunuz ki, yığmacasına!“
                                                             Fecr suresi 17…20

“İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akibet güzelliği, O'nun yanındadır.” Al-i İmran suresi 14

“O çokluk kuruntusu (mal toplama hırsı) sizleri oyaladı, ta kabirlere kadar gidip ziyaret edişinize kadar!”
                                                               Tekasür suresi 1,2

“Dünya hayatı, Ahiret hayatının yanında bir yol azığıdır.”
                                                            Rad suresi 26

“Oysa sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınız ne de evladlarınızdır…”  Sebe suresi  37

Peygamberimiz de dünya sevgisi ile ilgili olarak bazı hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Dünya sevgisi her hatanın başıdır. Bir şeyi sevmen, seni kör ve sağır yapar.”      (Rezin)

“İnsan yaşlanır, onda mal tutkusu ve yaşama arzusu hep genç kalır”    (Buhari)

“İnsanın iki vadi dolusu altını olsa, üçüncüsünü ister. İnsanın karnını ancak toprak doyurur.”   (Buhari)

“Hüzünlü olmalısınız, çünkü hüzün kalbin anahtarıdır.” buyurdu.
-Hüzün nasıl olur? dediler.
şöyle buyurdular: “ Açlık ve susuzluğu öğrenerek”  (Taberani)

“Hz. Ömer (r.a) bir gün Peygamberimizin (sav) evine gelir, kapıyı çalar girmek için izin ister, izin verilir ve içeri girince peygamberimizi (sav) bir hasır üzerine uzanmış bulur. Bulunduğu odada eşya olarak; yerde bir hasır, duvarda asılı bir keçi postu, yerdede bir su ibriği vardır. Peygamberimiz (sav) hasıra uzandığı için yüzüne hasırın izleri çıkmıştır. Hz. Ömer (ra) bunları görünce ağlamaya başlar. Peygamberimiz (sav) niçin ağladığını sorar. Hz.Ömer (ra) şöyle cevap verir; Aklıma kıralların ve kisraların dünyada ne kadar rahat ve bolluk içinde  yaşadıkları geldi, sonra Allah’ın peygamberini de bu halde görünce üzüldüm ve onun için ağladım. Peygamberimiz (sav) bunun üzerine şunu söyler: “Ey Ömer Kralların ve Kisraların bu dünyayı almasını, Bizimde  Ahireti  almamızı istemezmisin.”
                                                                       (Buhari)

Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki Allah’ın (cc) en sevgili kulu (Habibullah) olan sevgili Peygamberimiz (sav), hayatı boyunca hiç üç öğün yemek yememiştir, hiç buğday unuyla yapılan ekmekle karnını doyurmamıştır, evinde hiç arka arkaya üç gün yemek pişmemiştir. Hanımları dünyalık talebinde bulunduklarında onlardan bir ay ayrı kalmış, onlara ya kendisini yada dünyalıkları tercih etmelerini vahiy gelince söylemiştir. Hanımlarıda biz dünyalık değil Allah ve Resulünü istiyoruz demişlerdir. Tarihe bu olay “ila” olayı olarak geçmiştir.

    Şu anlaşılmasın, bu demek değilki dünyadan elimizi eteğimizi çekelim sadece ahirete yönelelim. Yasaklanan şey dünyalıklar değil, dünyalıkların sevgisidir. Müslüman tabiî ki çalışacak, Müslüman zengin de olacak, alan el değil  veren el olacak. Tarihte bu şekilde dünyalık sevgisi kalbine girmeden zengin olan önemli şahsiyetler bulunmaktadır. Sahabeden Abdurrahman Bin Afv ve Hanifi mezhebinin kurucusu İmamı Azam Ebu Hanife bunlardan birkaçıdır.



Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Ahir Zaman Putu Dünya!!!!!
« Yanıtla #1 : 25 Eylül 2011, 09:36:27 »
Dünyanın ve İnsanlığın Altüst Olacağı Günler Yaklaşıyor

1938'de ikinci dünya savaşının patlayacağına, insanlığın altı yıl boyunca kan ve ateş içinde kalacağına, ülkelerin ve şehirlerin yerle bir olacağına, elli milyondan fazla insanın öleceğine inanılmıyordu. O yılda Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya Münih'te barışı korumak anlaşması yapmıştı. Artık savaş olmaz, dünya uzun bir barış devresi yaşar sanılıyordu.

Yazık ki, aradan çok az zaman geçtikten sonra savaş başladı, yayıldıkça yayıldı, dünya altüst oldu, seller gibi kan aktı, yeryüzünün büyük kısmı cehenneme döndü, taş üstünde taş, gövde üstünde baş kalmadı.

Sultan Abdülhamid devrildikten sonra Osmanlı devletinin hürriyet, adalet, eşitlik, kardeşlik devrine girdiği, medeniyet yollarında hızla ilerleyeceği sanılıyordu. 1911 Trablusgarp savaşı, 1912-13 Balkan savaşı, 1914-18 birinci dünya savaşı derken koskoca devlet kısa zamanda dağıldı, battı.

Günümüzde dünya hızla yeni ve korkunç bir savaşa sürüklenmektedir.

Savaş olmazsa ABD belini doğrultamaz.

Ortadoğuda iki büyük Müslüman ülke savaştırılmazsa İsrail varlığını koruyamaz.

Dünyayı pençesine almış bulunan global derin güçler yeni büyük bir savaş istiyor.

Bu savaş Kapitalistlere, Liberallere, Globallere trilyonlarca dolar kazanç temin edecektir.

Üçüncü dünya savaşı patlayınca ABD'nin, AB'nin, İsrail'in, Siyonizmin, Şeytanîlerin, Deccaliyun'un, Global derin güçlerin dediği mi olacaktır? Hayır, Allah'ın dediği olacaktır. İman eden bir kimse için bunda hiç şüphe yoktur.

Tarihlerini bilmiyorum ama Müslümanlar Roma'yı bile feth edeceklerdir.

ABD'nin çökmesi, birbirinden kopuk birkaç bağımsız ülke ve devlet haline gelmesi mümkün ve muhtemeldir.

Bu fırtınalar içinde ülkemizin durumu ne olacaktır? Bunu ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Bugünkü statüko berhava olacak, yepyeni bir Türkiye kurulacaktır.

Bazı İslam ülkeleri birleşerek bir İslam Federasyonu kuracaklardır.

Bendeniz bu federasyona "Dârülislam" adının verilmesini şimdiden teklif ediyorum, "İslamistan" da olabilir.

Kanlı büyük savaşlar olacaktır.

Nükleer silahlar, bombalar, füzeler kullanılacaktır.

Hemen ölmeyenler korkunç ve feci hastalıklara yakalanacaktır.

Kimyasal ve biyolojik silahlar kullanılacaktır.

Yüz bin kişilik bir ordudan geriye on bir kişi kalacaktır.

Mehdi zuhur etmeden işler düzelmez.

Büyük miktarda insan kıyımı olacaktır.

İhlaslı ve samimi mü'minler cennetlik; münafıklar, kafirler, mürtedler, zalimler Cehennemlik olacaktır.

Allah'ı unutan, azan sapıtan, namazı terk edip şehvetlerine uyan, en büyük ve çirkin günahları açıkça, küstahça işleyen, yeryüzünü fesada veren münafık, fasık, facir, merdut, zalim toplumların üzerine azap inecektir.

Ahir zamanda büyük, korkunç, dehşetli hadiseler, savaşlar, kıyımlar, tahribat olacağı hadîslerde bildiriliyor.

Bazı reformcu, yenilikçi, değişimci, Fazlurrahmancı, Kemalist ilahiyatçılar ve dinciler "Hayır, Mehdi çıkmayacak..." diyorlar. Mehdinin zuhuru, İsa aleyhisselamın nüzulü yüzlerce hadisle bildirilmiştir. Bu konuda mânevî tevâtür bulunmaktadır. Bu konuda reformcu, dall ve mudil ilahiyatçıların ve dincilerin dediklerine değil, icazetli ulemanın, fukahanın, müfessir ve muhaddislerin, allamelerin, kamil mürşidlerin dediklerine bakılır.

İnsanlığın ve dünyanın büyük bir felakete doğru gittiğini bilmek ve anlamak için bugünkü manzaraya bakmak yeterlidir.

Peki biz Müslümanlar ne yapmalıyız?

İtikadımızı tashih etmek, imanımızı pekiştirmek.

Beş vakit namazı dosdoğru eda etmek.

Zekatı Kur'ana, Sünnete, Şeriata uygun olarak vermek ve sarf etmek.

Büyük ve küçük cihad yapmak.

Mâruf ile emr ve münkerden nehy etmek.

Ümmet şuuruna sahip olmak.

Başımıza bir İmam-ı Kebir tâyin edip ona biat ve itaat etmek.

Haram yememek.

Ribaya/faize bulaşmamak.

Kur'an'ın ve Peygamberin (Salat ve selam olsun ona) ahlakıyla ahlaklanmak.

Çocuklarımızı İslam'a, Kur'ana, Sünnete, şeriata uygun bir şekilde okutup yetiştirmek.

Hüsn-i hatimeyle ölmek için ne gibi sebeplere ve vesilelere yapışmak gerekiyorsa onlara tevessül etmek.

Ezelde Allah ile yapmış olduğumuz ahd ü misaka sadık kalmak ve onu bir an bile hatırımızdan çıkartmamak.

Resulullah efendimize olan biatımıza sadık kalmak, ona itaat etmek.

Şeytanın ve Tağut'un bizi aldatmak ve mahv etmek için kurduğu lüks, israf, sefahat, tefrika, fırka ve hizipçilik, cemaat taassubu, haram servet hırsı gibi öldürücü tuzaklara düşmemek.

Dünyevî vazifelerimizi yapmak ve dünyayı İslamî ölçülere göre imar etmekle birlikte âhirete yönelik olmak.

Kurtuluş yolu Kur'an'da, Sünnette, fıkıhta, Şeriatta, İslam ahlakında açık ve seçik olarak gösterilmiştir.

Bize tercih hürriyeti verilmiştir.

İsteyen azgınlığı ve sapkınlığı seçer.

İsteyen hidayeti, kurtuluşu, ebedî saadeti.



Mehmet Şevket EYGİ - 14 Eylül 2011 Çarşamba