Gönderen Konu: Allah (c.c.) Korkusu  (Okunma sayısı 4284 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı antepli

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 496
Allah (c.c.) Korkusu
« : 16 Haziran 2005, 16:50:33 »

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Ey iman edenler, Allah'tan sakınıp-korkun ve O'nun elçisine iman edin, size kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık) versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve size mağfiret etsin. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Hadid Suresi, 28)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih
bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Nasıl inkarcıların ebedi azapları daha bu dünyadan başlıyorsa, sakınan müminler için vaat edilen ebedi güzellikler de kendilerine dünyada gösterilmeye başlanır. Zenginlik ve güzellik cennetin en temel özelliklerinden olduğundan Allah sevdiği takva kullarına cennetini tanıtacak,onların cennete olan özlemlerini ve arzularını artıracak nimetlerin
ve ortamların benzerlerini bu dünyada da yaratır. Öte yandan kendisini yaratan Allah'ın emir ve yasaklarına uymasından, O'nun dinini yaşamasından ve en önemlisi daima O'na güvenip dayanmasından ve ahireti için umut beslemesinden dolayı mümin,
dünyadaki yaşamı boyunca her türlü üzüntü ve sıkıntıdan uzak tutulur. Bunun yerine Allah kalbine "huzur ve güvenlik duygusu" indirmiştir. Küçük büyük yaptığı her işte, her ibadette ve sergilediği güzel ahlakta Allah'ın kendisini gördüğünü, meleklerin bunları amel defterlerine yazdığını, ahirette tüm bunların karşılığını alacağını bilmenin getirmiş olduğu bir huzurdur bu.
Ancak unutulmaması gereken bir nokta da vardır ki, dünya bir imtihan yeridir. Elbette mümin de çeşitli zorluk ve sıkıntılarla karşılaşabilir. Ancak Allah'tan korkan bir mümin her durumda Kuran'a uygun en güzel tavrı göstereceğinden bu zorluk ve sıkıntılar kendisi için rahmete ve ecre dönüşecektir. Kendisini yalanlayan kavmi tarafından
ateşe atılmak istendiği halde, imanından, teslimiyetinden, tevekkülünden en ufak bir taviz vermeyen Hz. İbrahim'in durumu buna çok güzel örnektir. Görünüşte bir insan için çok büyük bir azap olan ateş, Hz.İbrahim'e "soğuk ve esenlik" kılınmış, ona hiçbir zarar ve sıkıntı vermemiştir. Sıkıntı, azap ve belanın ancak insanın kendi yanlış tutum ve davranışlarının bir karşılığı olarak, bir ceza ya da uyarı olarak verildiği, ayete göre anlaşılmıştır. "Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır (Şuara Suresi, 30) ayetiyle bildirilmiştir.



 
Şu anda içinde bulunduğunuz odada yalnız değilsiniz. Zaten kendinizi en yalnız sandığınız zamanlarda bile siz hiçbir zaman yalnız olmadınız.
Allah'ın görevlendirdiği yazıcı melekler sürekli sizi izliyorlar. Ağzınızdan bir kelime çıkmasın, hemen yazıyorlar. Her adımınızı, her düşüncenizi,
her yaptığınızı, yapmanız gerekip de ertelediğinizi, hepsini eksiksiz kaydediyorlar. Küçük büyük hiçbir şeyi ayırt etmiyorlar. Siz uyuyorsunuz, onlar yine yanınızdalar. Unutmaları ya da yanılmaları
mümkün değil, emrolundukları şeyi kusursuzca yapıyorlar. Öte yandan size vekil kılınan ölüm melekleri de bekliyorlar. Neyi mi? Size verilmiş olan sürenin dolmasını. Sizin için tayin edilen ecel
geldiğinde canınızı onlar teslim alacaklar.
Bu arada hiç hesaba katmadığınız, hatta belki de aklınızdan bile geçirmediğiniz gizli şahitleriniz de var: Elleriniz ve derileriniz. Hesap günü gelip de tüm şahitler biraraya toplandığında Allah'ın dilemesiyle
onlar da konuşacaklar. Eğer Allah'tan korkup sakınanlardan değilseniz sizin aleyhinize şahitlik edecekler. Kısacası büyük bir olağanüstülük
söz konusu ama tüm bunlar büyük bir sessizlik içinde devam edip gidiyor. İşte dünyadayken sizi bir an olsun yalnız bırakmayan bu gibi şahitlerin hepsi, hesap günü sizin için şahitlik yapmak üzere biraraya
gelecekler. İnsan Allah'a kul olsun diye yaratılmıştır ve denenmektedir. Çok değil, ortalama 60 sene gibi bir süre dünyada kalacak ve sonra Allah'ın huzurunda hayatının her anından hesaba çekilecektir. Herkesin
kendi kazandıklarını öğrenmesinin yani şahitlerin dinlenmesinin ve kitabının eline verilmesinin ardından, sonsuz hayatı için Allah hüküm verecektir. Eğer kitabı sağ yanından verilirse, artık o kişi ebediyen
kurtulmuştur. Ama kitabı sol yanından verilenlerden ise o zaman şöyle diyecektir:
"... Bana keşke kitabım verilmeseydi. Hesabımı hiç bilmeseydim. Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi.
Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı. Güç ve kudretim yok olup gitti." (Hakka Suresi, 25-29)
Artık bundan sonra tutuklanıp yüzüstü sürüklenerek bir daha hiç çıkmamak üzere cehenneme götürülecektir. İnsanın bu kötü sona düşmesinin ardındaki sebep, yaptıklarının her an kaydedildiğini, bunların bir gün kendisine bildirileceğini ve hesap
vereceğini ummadığı için, Allah'tan ve O'nun tehdidinden korkup sakınmadan yaşamını tüketmesidir. Bu insan, ahirete, hesap gününe ve cehennem gibi dehşet verici bir ebedi ceza yerine kesin bir biçimde iman etmediği için, yaptığı kötü işlerden ötürü korkup sakınmaz ve Allah'ın sınırlarını çiğnemekte bir sakınca görmez.
İşte Allah korkusu, bir insan için hem imanının çok keskin bir göstergesi hem de onun ebedi hayatını belirleyecek çok önemli bir özelliktir.
İnsan, ancak ve ancak Allah'tan korkup sakınırsa kurtulacaktır.
Hesap günü yaşanacak olayları düşünüp de korkuya kapılmamak ise mümkün değildir. Fakat bu korku yalnızca iman edenlere özgü bir korkudur. Çünkü Allah'ın pek çok ayetinde tarif ettiği imtihan ortamının, yazıcıların, şahitlerin ve herkesin biraraya getirilip toplanacağı hesap gününün kesin birer gerçek olduğuna ancak müminler kayıtsız şartsız inanırlar ve kötü bir sonla karşılaşmaktan korkarlar.
Sizin de yaptığınız herşey, anbean kayda geçiyor; bunları okuduğunuz an da buna dahil. Hızla Allah'a hesap vereceğiniz güne doğru yaklaşıyorsunuz.
Gelin siz de Allah'tan korkun ve Allah'ın hoşnutluğunu
kazananlardan olun:
... Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takva (Allah korkusu) dur. Ey temiz akıl sahipleri, benden korkup-sakının. (Bakara Suresi, 197)
« Son Düzenleme: 05 Ekim 2008, 02:47:23 Gönderen: isra »
Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez.gafil olmayın ilme çalışın geçen günler geri gelmez...

talib 67

  • Ziyaretçi
Allah korkusu
« Yanıtla #1 : 31 Mart 2008, 03:09:45 »
Allah korkusu her hıkmetın basıdır. Vera (süphelı seylerden kacınmak)ammellerın efendısıdır...(hadisi-serif,kuzai,sihabü´l-Ahbar)
« Son Düzenleme: 06 Mayıs 2009, 05:37:57 Gönderen: İsra »

Çevrimdışı maslak

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 454
Ynt: Allah korkusu
« Yanıtla #2 : 26 Nisan 2008, 19:02:05 »
Allah razı olsun.
Allah c.c den kadar korkabiliyoruz acaba

Mahi

  • Ziyaretçi
Allah Korkusunun, Yedi Alâmeti Vardır
« Yanıtla #3 : 04 Ekim 2008, 23:37:21 »
Ebu Leys es-Semerkandî der ki:

— Allah korkusunun, yedi alâmeti vardır:

Birinci alâmet dil'de belirir: Allah korkusu taşıyan kul dilini yalandan, dedikodudan, koğuculuktan, iftiradan ve boş konuşmaktan alıkor, bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konuşmalarla meşgûl eder.

İkinci alâmet kalbde belirir: Allah korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık, iftira ve kıskançlık barındırmaz. Çünkü kıskançlık iyilikleri mahveder. Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyurur:

<<— Ateş odunu nasıl yerse (yakarsa) kıskançlık da iyilikleri öyle yer» (yok eder)

Bilesin ki, kıskançlık, kalb hastalıklarının başlıcalarından biridir ve bu hastalıklar da ancak ilimle ve iyi ameller işleyerek tedavi edilebilir.

Üçüncü alâmet göz'de belirir: Allah korkusu taşıyan kul, haram yiyeceğe, haram içeceğe, haram giyeceğe... (kısacası) haram olan hiç bir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil, ibret almak amacı ile bakar. Helâl olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar.

Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyurur: «—Kim gözünü haramla doldurursa Allah da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur

Dördüncü alâmet karın'da belirir: Allah korkusu taşıyan kul, karnına haram lokma sokmaz, çünkü haram lokma yemek ağır günahlardan biridir. Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

insanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lânet yağdırırlar O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir

Beşinci alâmet eller'de belirir: Allah korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil. Allah'ın rızasına uygun şeylere doğru uzatır.
Nitekim sahabîlerden Kâ'b'ul Ahbar'ın (R.A.) şöyle dediği rivayet edilir:

<<— Yüce Allah; her bir bölümü yetmiş bin gözlü yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır. Kıyamet günü bu köşke ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir

Altıncı alâmet ayaklarda belirir: Allah korkusu taşıyan kimse, günah işlemeye değil, Allah'ın emrine uygun ve O'nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, alimlerle ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.

Yedinci alâmet Amel'de belirir: Allah korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır, böylelikle Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden biri olur:

«— Rabb'ının katında Ahiret, günahlardan korkanlar İçindir.  Kur'an-i Kerim/Zuhruf Sûresi, 35

Böyleleri için yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur:

<<— Günahlardan sakınanlar, hiç şüphesiz, cennetlerde ve pınarlar(ının başların) dadırlar». Kur'an-ı Kerim/Zariyat Sûresi, 15

Başka bir âyette de şöyle buyuruluyor:

«— Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler»  Kur'an-ı Kerim/Tur Sûresi, 17



Çevrimdışı Eymen

  • Moderatör
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 313
Ynt: Allah (c.c.) Korkusu
« Yanıtla #4 : 14 Ekim 2008, 13:35:41 »
Ebu Süleyman-ed Darani (Rahimehullahi) der ki:

Allah (C.C) korkusu taşımayan kalb, harabedir.

Çünkü Yüce Allah (C.C):

"Gercekten Allah´ın imtihanından ancak ağir zarara uğrayanlar endişeye düşmezler." buyurmuştur.

Zaman bir kılıçtır; sen onu kesmezsen, o seni keser.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Allah korkusunun alâmeti!
« Yanıtla #5 : 06 Mayıs 2009, 05:40:28 »
Allahü tealadan korkan, O’nun emirlerine uyar. Korkmanın en büyük alâmeti budur.

İshak bin Half hazretleri buyurdu ki: “Allah’tan korkan, günahları terk etmediği halde ağlayıp gözyaşını silen kimse değildir. Gerçekten Allah’tan korkan o kimsedir ki, o; Cenab-ı Haktan korkarak günahları terk etmiştir.”

Evliyânın büyüklerinden Abdullah bin Hubeyk hazretleri korku ve ümid hakkında şöyle buyurdu: “Korkunun en faydalısı günah işlemene engel olan, elden kaçırdığın fırsatlar için uzun uzun üzülmene sebep olan ve geriye kalan ömür içinde seni devamlı olarak düşündüren korkudur. Ümidin en faydalısı ise amel etmeni kolaylaştırandır.

Ümid üçe ayrılır:

1) İyi amel yapıp kabul edilmesini umanın ümidi.
2) Kötü iş yapıp ve tövbe ederek affedilmesini umanın ümidi.
3) Devamlı günah işleyip de kendisini Allahü teâlânın affedeceğini umanın ümidi. Bu ümid makbûl değildir.”

Allah korkusu ve Allah sevgisi, insanları saadet ve huzura kavuşturan iki kanat gibidir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

“Allah’tan korkandan her şey korkar. Allah’tan korkmayan ise her şeyden korkar.”

“En akıllınız, Allah’tan en çok korkan, emre ve yasaklara en iyi riayet edendir.”

“Aklın çokluğu, Allah korkusunun çokluğu ile belli olur.”

Allahü teâlânın emrine riayet eden mümin Rabbini çok sever. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

İman edenlerin Allah sevgisi çok sağlamdır.” (Bekara 165)

“Mümin öyledir ki, Allah’ın ismi söylenince kalbine korku düşer.” (Enfal 2, Hac 35)

Hadîs âlimlerinden İbni Hibbân hazretleri buyurdu ki:

“Şu dört hasleti kendisinde bulundurmayan kimseye akıllı ve ilim sâhibi denmez. Birincisi; Allah korkusu. Bütün hayır ve fazîletlerin başı budur. İkincisi; güzel bir hayâ, utanma duygusu. Asâlet bununla anlaşılır. Üçüncüsü; yumuşaklık. Dördüncüsü; emri altında bulunanlara cömertlik yapmak.”

Mehmet Oruç