Gönderen Konu: Boş sözler imparatorluğunda kral olmak!!  (Okunma sayısı 2761 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ilahi aşk

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 30
  • ilahi ente maksudi verizake matlibi
Boş sözler imparatorluğunda kral olmak!!
« : 16 Şubat 2008, 23:35:39 »

  Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz bir gün:
"Şu kapıdan ilk girecek olan, cennet ehlindendir" buyurdu. Biraz sonra Abdullah b. Selam içeri girdi. Ashab–ı kiram, Resul–i Ekrem'in bu müjdeli haberini kendisine ulaştırdı ve hangi ameli ile bu mertebeye erdiğini ondan sordular. Abdullah :
"Ben zayıf bir kimseyim. Benim en kuvvetli umudum, kalp selameti, yani kimseye karşı içimde kötülük beslememek ve boş sözleri terk etmiş olmamdır, başka bir fiilim yoktur" diye cevap verdi.
Çağımızın ve belki de bütün çağların en önemli ve en onulmaz hastalığı boş sözlerle hayatı geçirmektir. Böyle olmasına rağmen, insanların bunu önemsemesini bir kenara bıraktık, dünyayı boş sözler imparatorluğuna çevirmek adeta "sanat" haline gelmiş bulunmaktadır.
Nedir boş söz? O kadar çoktur ki adeta hayatın tümünü kuşatmış bulunuyor. Öte dünyada senin eksi hanene yazılacak olan her söz, boş sözdür. Örneğin, Kur'an okumak ibadetlerin büyüklerindendir; ama onu dünyevi çıkar için alet ederek okumak boş sözler hükmüne girer. Madem ki bu yaptığın Allah rızası için değildir, boş sözdür.

* * *
Ne kadar boş ( fuzuli ) söz konuşuyoruz? Hayatımız magazinleşti adeta. Zaten magazin, dünyaya egemen olmuş. Televizyonlardaki birkaç kişinin marjinal hayatı tüm hayatımızı adeta yönlendirir olmuş. Onlar nefsimize hitap ettikleri için hızlı yol alıyorlar; çünkü nefse hitabeden her şey bozguncu karakter taşır. Bir Süleymaniye'yi yapmak için tarihte bir tane Mimar Sinan çıkar, ama onu yıkmak için sokaktan iki hamal yeterlidir. Nefs sokağa seslenir, ruh ise kalbe. Sokaklar şeytan ve askerleri tarafından işgal edilmiştir, kalp de içine Rabbini alamamış ve hasta ise, ağızdan dökülen her söz, bir mermi gibi, her gün nice canların ölümüne sebep olur. İşte boş söz, elinde silah, sağa sola ateş etmeye benzer, insanları manen öldürür.

* * *

Boş sözlerin bir dinleticisi isek, bu, içimizin de boşluğuna çok önemli bir işarettir. Neyi dinlediğini söyle, nasıl biri olduğunu söyleyeyim. Zaten insan dilinin altında saklıdır, konuştukları, onu ele verir. Bazen bir topluma girersiniz, fiziği gayet düzgün birinden hiç ummadığınız çok adice sözler işitirsiniz. Demek ki önemli olan fizik değil, kimyadır, içtir.

* * *
Boş sözlerle ömrünü geçiren insanların zihinsel dünyası işgale uğramıştır. Onlar yeryüzünün en tutsak insanlarıdır; ne var ki kendilerini en özgür hissederler. Sel sularına teslim etmişlerdir beyin ve kalplerini, hissedemez ve akledemezler. Çok akmalarını bereket sanırlar, hâlbuki sel suları öldürücüdür.
Boş sözlerle ömür tüketmeyenlerin iç dünyalarından ise pınarlar akar. Onlar herkese hayat sunarlar. Az akarlar, ama öz akarlar. Öldürücü değil, dirilticidirler. Ne yazık ki tarih boyunca insanlar hep kalabalıkların peşinden koşmuşlardır. Firavunların askerleri çok olmuştur, fakat Nil'de boğulmaktan kurtulamamışlardır. Musa ise kendine inanan birkaç kişi ile sahile çıkmıştır.
Bugün de kalabalıklardan yana olanları aynı akıbet beklemektedir. Örneğin, bir dizi, izlenme rekorları kırıyorsa, dikkat et, o, boş sözler tanrısının fedailerindendir. Falan ve filan, televizyonlarda çok konuşuyorlarsa, onlardan uzaklaş, kalp öldürücüdürler. Veya filan yerde bir şeyler satılıyor ve herkes oraya hücum ediyorsa, oraya da gitme, sonra hayatın kararır.

* * *
Bugün Ümmet–i Muhammed, yeryüzünde maalesef pek bir şey üretemediğinden ortada hakikat adına bir boşluk meydana gelmiştir ve bu boşluğu da batıl, pisliğiyle doldurma çabasındadır. Gündemi Batı ve batıl belirliyor, biz o gündemi konuşmaktan başka çıkış yolu bulamıyoruz. Gündem batıl, yani boş söz olunca, onun sonucunun insanlığa faydalı olması nasıl beklenebilir? Onlar özne, biz nesne. Dünyanın en büyük medeniyetini kuran insanların torunlarına bu yakışır mı?
Hayatımızdan Allah'ın Kitab'ını ve Rasulünün sünnetini çıkardığımız günden beri, batılı pislikler içimize sindiler. Hani bizler, "İyiliği emredecek ve kötülüklerden sakındıracak"tık? İyilik ve kötülük kavramlarımız değiştiğinden, neyin iyi, neyin kötü olduğunu da bilmiyoruz.
Şişenin içinde sirke varsa, şişenin dışına sızan da sirkedir elbet. Ağzından yol vurucu, can yakıcı, hakikat zedeleyici söz çıkan insanların iç dünyalarında cehennem kaynamaktadır. Asıl onlara acımak gerekir ki, bu cehennemle hayatlarını nasıl sürdürmektedirler? Bu tip insanlar bir yere baş oldukları zaman kıyameti beklemek lazım! Bugün bütün yerler bu tip insanlar tarafından işgal edilmiş mi diyorsunuz?
Hayatını "gırgır– şamata" ile geçiren bir gençlikle karşı karşıyayız. Özellikle televizyonların da etkisiyle, adeta söz uyuşturucusuna tutulmuş bu gençliğe el uzatmak durumundayız. Bunlar bizim çocuklarımız; evimizdeler, sokağımızda, apartmanımızdalar. Zaman zaman konuşmalarına tanık oluyoruz ve üzülüyoruz. Seviyesiz,  içi boş laflar, küfürler ve bir cümle olamayan bozuk Türkçeler… Güya birbirlerini güldürmeye ve bu arada kendilerine bu grup arasında yer edinmeye çalışıyorlar. Peygamber Aleybhisselam şöyle buyuruyor: " Muhakkak ki, arkadaşlarını güldürmek için öyle sözler konuşur ki, bu sözleri ile Süreyya yıldızından daha uzak bir mesafeye düşer."
Başkalarını güldüreceğim derken, kendisi kişiliğini kaybetmektedir. Bu bir alçalıştır, ruh heyelanıdır, kimlik erozyonudur.
Elbette yerine göre mizah gerekmektedir; ama bunun çok zarifane bir şekilde yapılması gerekmektedir. Mizahın derinliği, sanat yönü ve edepli olması gerekmektedir. Mizah, düşüncenin anüsüdür; yerinde ve zamanında kullanmak gerekir.
Kusurunuzu herkesin huzurunda yüzünüze vuracak birinin yanına gitmek ister misiniz? Asla! Ama öyle insanlar vardır ki, bir hata bulsalar da yüzünüze vursalar! Bunu da " gerçekçilik" adına yaparlar. Bilmezler ki, bu davranışlarıyla insan denilen gerçeği yaralıyorlar. Bu tip insanlar sevilmezler ve toplum onlardan çekinir. Onlar da kendilerinin " demokratik hak merkezi" olduklarını sanırlar! Aslında onların yaptığı, sevgisizliğin feryadıdır.
Tebessümünü kuşanan, konuşması ve duruşuyla size güven veren, zararınızı zarar bilen insan güzel insandır. Bir yerde oturduğunuz arkadaşlar arasından kalktığınız zaman, arkamdan acaba benim için ne konuşuldu, diye şüphede iseniz, o meclis şeytan meclisidir.
Dünya, bir boş sözler imparatorluğu yaşamaktadır. Buranın kralları da en büyük şarlatanlardır. Bunlardan kurtulmak istiyorsak, Hakk'ın sözü olan Kur'an'ı sözümüz ve özümüz bellemeliyiz...

 
                                                                                                   
                                                                                                        BEYAN DERGİSİ
                                                                                                       
                                                                                                          D. Ali TAŞÇI

« Son Düzenleme: 05 Kasım 2008, 23:13:04 Gönderen: mystic »
Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya RasûlAllah
Nasıl bilmem bu nîrana dayandım Ya RasûlAllah
Ezel bezminde bir dinmez figandım Ya RasûlAllah
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya RasûlAllah

Çevrimdışı Slience

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 105
Ynt: boş sözler imparatorluğunda kral olmak!!
« Yanıtla #1 : 21 Şubat 2008, 21:39:14 »
Çok Güzeldi Teşekkürler...
El Baki Hüvel Baki