Gönderen Konu: Doğruluk, güzel ahlâkın özü  (Okunma sayısı 5508 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« : 05 Nisan 2010, 23:41:24 »

Hazreti Lokman Hakîm‘e sordular: - Güzel ahlakın özü nedir? - Doğru sözlü olmak, emaneti sahibine vermek ve kendisini ilgilendirmeyen şeylerle ilgilenmemek...

Doğru söylemek dinimizin emridir. Yalan söylemek, çok kötü bir huydur. Yalan, her dinde haramdı. Bütün peygamberler yalan üzerinde çok durmuşlardır. Peygamber efendimiz ümmetine bir nasihatinde şöyle buyurdu:

- Ey ümmet ve eshabım! Doğruluğa yapışınız! Size doğruluk gerek. Şüphesiz ki, doğruluk, insanı iyiliğe sevk eder. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru insan olarak kalma yollarını araştırdıkça, Allah nezdinde sıddık, çok doğru insan olarak yazılır. Yalandan sakının! Zira, şüphesiz ki, yalan insanı fısk-ı fücura sevk eder. Fısk-ı fücur da cehenneme götürür. Kişi yalancı oldukça ve yalan söyleme yollarını araştırdıkça, Allah nazarında çok yalancı insan olarak yazılır.

Doğruluğun unutulması, yalanın yaygınlaşması İslâmiyetten, İslâm ahlâkından ne kadar uzaklaşıldığının bir göstergesidir.

Hâlbuki yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalbleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Yalan her dinde şiddetle yasaklanmış kötü bir huydur. Doğruluğun faziletini, yalanın kötülüğünü şu hadis-i şerifler açıkça göstermektedir:

“Doğru olun! Doğruluk iyiliğe, iyilik ise, cennete çeker. Yalandan sakının! Yalan kötülüklere, kötülükler ise cehenneme götürür.”

“İman sahibi, her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.”

Doğruluk saadete, yalan felâkete götürür. Hazreti Lokman Hakîm’e,

“Sen bu makama nasıl yükseldin?” diye sorduklarında,

“Doğru konuşup, emanete riayet etmekle ve faydasız sözü terk etmekle” buyurdu.

Olgunluğun alâmeti

Yalancılık ne kadar kötüyse, doğruluk da o kadar iyi, güzel ve faziletlidir. Peygamber aleyhisselâma olgunluğun alâmeti sorulduğunda, “Doğru konuşmak ve doğrulukla iş yapmaktır” buyurdu. İnsan her işinde, her sözünde doğru olmalıdır. İç ile dışın bir olması adalettir. İçinin dışından iyi olması fazilettir. İçi dışına uymayan insana doğru denmez.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Bir müminin kalbi doğru olmayınca, imanı doğru olmaz. Dili doğru olmayınca da kalbi doğru olmaz.”

Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Ey ümmet ve eshabım, siz bana, altı şeyi tekeffül ediniz, altı şeye riayet edeceğinize söz veriniz. Ben de size cenneti tekeffül edeyim, cennetlik olacağınıza dair size söz vereyim: 1- Konuştuğunuz zaman doğru söyleyiniz! 2- Vaat ettiğiniz zaman vaadinizi yerine getiriniz! 3- Emanete hıyanet etmeyiniz! 4- Zinadan uzak durunuz! 5- Gözlerinizi haramdan koruyunuz. 6- Ellerinizi haramdan çekiniz, harama yaklaştırmayınız!

Abdullah İbni Mesud hazretleri buyurdu ki: Sözün en doğrusu Kelamullah, Kur’an-ı kerimdir. En şereflisi zikrullahtır. Körlüğün, basiretsizliğin en zararlısı kalb körlüğü, kalb basiretsizliğidir. Az olup fakat kifâyet eden, çok olup fakat gâfil edenlerden daha hayırlıdır. Nedametlerin en büyüğü ve en zararlısı kıyamet günündeki nedamettir. En hayırlı zenginlik, gönül zenginliğidir. Azıkların en hayırlısı takvadır. İçki günahların davetçisidir. Gençlik, deliliğin bir şubesidir. Hataların en büyüğü dilin yalanıdır.

Peygamber efendimiz de buyurdu ki:

Yalan ancak üç yerde câizdir:

1- Düşmanla yapılan harpte. Zira harp bir hileden ibarettir,
2- Dargın iki müminin arasını bulma hususunda,
3- Kadın ile kocası arasındaki dargınlığı giderme hususunda.

Peygamber efendimiz, “Yâ Rabbî, dilimi yalandan, kalbimi nifaktan, amelimi riyâdan, gözümü hıyanetten temizle ve koru! Gönülden geçenler senden gizli değildir” şeklinde duâ etmemizi tavsiye ederlerdi.

Mehmet Oruç
« Son Düzenleme: 05 Nisan 2010, 23:43:22 Gönderen: İsra »

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #1 : 06 Nisan 2010, 09:44:50 »
Bazı insanların yaşam tarzı olmuş yalan. Gereksiz yere bile yalan söyleyenler var, alışkanlık haline gelmiş.

Çok çirkin bir huy, Allah c.c. muhafaza etsin...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı hakikidost

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 125
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #2 : 06 Nisan 2010, 10:49:24 »
Amin
"Biz iyi olursak her şey iyi olur..."
-------------------------------------
"Evlatlarım ! Yusuf (a.s) Züleyha\'nın İstek Ve Arzularını Terk Etti Mısır'a Sultan Oldu.sizde Nefsinizin İstek Ve Arzularını Terk Edin Dünyaya Sultan Olun."

Çevrimdışı huzzam

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 27
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #3 : 06 Nisan 2010, 12:57:23 »
Aminn
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir…

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Doğruluk kurtarır!
« Yanıtla #4 : 07 Nisan 2010, 21:38:48 »
Hazreti Ali buyurdu ki: “Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. Doğruluk kurtarır, yalan felâkete sürükler. Emanete hıyanet etmemek, imandandır; güler yüzlülük ihsandandır. Kanaat insanı zengin yapar, yerinde kullanılmayan zenginlik azdırır. Affetmek fazilettir. Dünya aldatır, şehvet kandırır. Lezzet oyalar, nefsin arzuları alçaltır. Haset yıpratır, nefret çökertir.”

Abdullah bin Amr buyurdu ki: “Nasıl dirhemlerini kaybettiğin zaman üzülüyorsun, doğru söylemeyip yalan söylediğin veya başka kötü bir şey konuştuğun zaman için de üzül. Seni ilgilendirmeyen şeyi konuşma!”

İnsanların bir kısmı dili sebebiyle ikram görür. Bir kısmı dili yüzünden hor görülür, sevilmez. Akıllı kimse, dili sebebiyle sevilmeyenlerden olmaz. O, kendini diliyle herkese sevdirir.

Resûlullah Efendimiz buyurdular ki: “İlk Peygamberlik sözünden insanların duydukları: Eğer utanmıyorsan istediğini yap.”
İsmail bin Abdülmelik şöyle anlatır: “Halife Abdülmelik bin Mervân, çocuklarına Kur’ân-ı kerîm öğrettiğim gibi, doğruluğu öğretmemi, öldürücü bir zehir gibi olan yalandan onları sakındırmamı, bu husûsta onları terbiye etmemi bana emretmiştir.” Kişiye, her duyduğunu söylemesi, ona yalan olarak yeter.

Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: “Allahü teâlâ dili, bedenin diğer uzuvlarına üstün kıldı. Onun derecesini yükseltti. Çünkü, Allahü teâlâ kendi birliğini, ortağı olmadığını, vücûdun diğer kısımları arasından ona söyletti. Öyleyse, akıllı bir kimsenin, Allahü teâlânın kendi birliğini ve büyüklüğünü konuşturmak için yarattığı böyle bir âleti, yalana alıştırması asla yakışmaz. Bilakis, insana, dilini devamlı doğruyu söylemeye, dünyâ ve âhirette kendisine fâide verecek şeylere alıştırması lâzımdır. Dil neye alıştırılırsa, onu ister, onu konuşur. Yalana alıştırılırsa, yalan söylemeye başlar.”


Doğruluğun gücü!

Seyyid Abdülkadiri Geylani hazretleri anlatır: İlim tahsili için evden ayrılırken annem, elbisemin iç kısmına görülmeyecek şekilde babamdan kalma kırk altın koydu. İhtiyaç hâlinde, bunları harcamamı söyledi. Sonra ağlayarak dedi ki: “Belki bir daha seninle görüşemeyeceğim. İnşâAllah âhirette görüşeceğiz. Senden istediğim bir tek şart var; o da şu: Her ne olursa olsun, yalan söylemeyeceksin! Her zaman doğruluk üzerinde bulunacaksın!”
Yola çıktık. Hemedan’ı geçince altmış kişilik bir eşkıya grubu yolumuzu kestiler. Herkesin parasını, kıymetli eşyalarını aldılar. Bir ara eşkıyânın biri yanımdan geçerken, şaka yollu “neyin var” diye bana sordu. “Kırk altınım var” dedim.

Eşkıyâ beni dalga geçiyor zannederek, üzerimi aramadan çekip gitti. Başka bir eşkıyâ gelip, o da aynı şeyi sordu. Ona da “Kırk altınım var” diye cevap verdim. O da sözümü önemsemeyip, gitti. Bunlar reîslerinin yanında benden bahsedince, reîsleri beni yanına çağırıp sordu:

- Yanımda kırk altınım var diyormuşsun! Bizimle dalga geçmeye utanmıyor musun?

- Hayır ben yalan söylemiyorum. İsterseniz, söküp bakabilirsiniz.

Eşkıyâdan birisi gelip, elbisemin içindeki gizli yeri söktü. Altınları çıkarttı. Reisleri şaşırıp bana sordu: “Evlâdım biz senin üzerini aramadık. Gizli yerde olduğu için arasak da bulamazdık. Biz sorduğumuzda, “Bir şeyim yok” deseydin, geçer giderdik. Altınların sana kalırdı. Bu altınlara yazık değil mi, niçin doğruyu söyledin?”

Ben de, “Ben ilim tahsîli için Bağdat’a gidiyorum. Annem yola çıkarken bana vasiyet etti ve dedi ki: ‘Ne olursa olsun yalan söylemeyeceksin!’ Ben de anneme söz verdim. Sözümde durmayıp, anneme ihânet edemem. Bunun için doğruyu söyledim” dedim.

Bu cevabın karşısında, eşkıyâ reîsi bana dönüp ağlayarak şunları söyledi: “Bunca senedir, beni yaratan Rabbime verdiğim sözde durmadım. O’nun yasak ettiği işleri yaptım. Senin bu hâlin beni kendime getirdi. Hepinizin huzûrunda tövbe ediyorum.”

Reîslerinin bu hâlini gören eşkıyâlar, “Biz de tövbe ettik” diyerek, aldıkları bütün malları sahiplerine verdiler. İlk defa elimde tövbe eden, bu altmış kişidir...

mehmet oruç

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #5 : 07 Nisan 2010, 22:29:35 »
Allah doğruluktan ayırmasın ,Allah razı olsun.
mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.

Çevrimdışı hakikidost

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 125
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #6 : 08 Nisan 2010, 09:01:53 »
Allah doğruluktan ayırmasın ,Allah razı olsun.
"Biz iyi olursak her şey iyi olur..."
-------------------------------------
"Evlatlarım ! Yusuf (a.s) Züleyha\'nın İstek Ve Arzularını Terk Etti Mısır'a Sultan Oldu.sizde Nefsinizin İstek Ve Arzularını Terk Edin Dünyaya Sultan Olun."

Çevrimdışı iniz_hay

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 176
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #7 : 08 Nisan 2010, 22:08:59 »
Allah doğruluktan ayırmasın ,Allah razı olsun.
amin.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
En hayırlı amel!
« Yanıtla #8 : 11 Nisan 2010, 12:11:52 »
amin. cümlemizden razı olsun
--------------------------------



Yalan söylemek, pek bayağı ve en aşağı bir iştir. Dünyada zilleti gerektiren şeylerin en büyüğüdür. Âhirette ise zelîl ve rüsvây olmayı îcâb ettiren pek fenâ bir şeydir.

Yalan, münâfıklığın en büyük alâmetlerindendir. Ahlâkın düşüklüğünü gösteren kuvvetli bir delîldir. Yalancıya hiçbir zaman güvenilmez. Yalancı, konuştuğu zaman doğru konuşmaz. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Sözün âfeti yalan söylemektir.“

“Hatâların en büyüğü, yalan konuşmaktır.”

Ahnef bin Kays buyurdu ki: “Akıllı ve şerefli bir mü’min yalan söylemez. Gıybet ve hıyânet etmez.”

Hazreti Ömer buyurdu ki: “Hiçbir kimse, mizah yaparken yalan söylemeyi terk etmedikçe îmânın hakîkatine kavuşamaz.”

Buhterî; “Ne ciddi ne de şaka hâlinde yalan söylemek insana yakışmaz” buyurdu.

Yezid bin Meysere buyurdu ki: “Ağacın dibine dökülen su, ağacı yeşerttiği gibi, yalan da kötülükleri sulayıp, onların yeşermesine ve büyümesine sebep olur.”

Meymûn bin Mihrân buyurdu ki: “Akıllı kimse, yalancı kimsenin sevgisine aldanmasın. Onun vaadine güvenmesin. Yalancılıkla tanınmış birisinden doğru konuşmasını beklemek mümkün değildir.”

Yalan, güzelliğin ayıbı, lekesi, noksanı ve iyi ahlâkın âfetidir. Hıyânetin delîlidir. Yalan, çok kötü bir huydur. Doğru sözü az olanın, arkadaşı da az olur.

Süleyman bin Sa’d buyurdu ki: “Bir kimse benim ile arkadaşlık etse ve arkadaşlığımızın devam edebilmesi için kendisine bir şart söyleyebileceğimi başka bir şey istemediğini söylese, ona yalan söylememesini şart ederdim.”

Mûsâ aleyhisselâm, Allahü teâlâya niyazında; “Yâ Rabbî! Hangi kulunun ameli daha hayırlıdır?” diye suâl edince, Allahü teâlâ buyurdu ki: “Dili yalan konuşmayan, kalbi günah ile meşgûl olmayan ve zinâ yapmayan.”

Hikmet sahibi büyük zâtlar, “Dilsiz olmak, yalan söylemekten iyidir” demişlerdir.

mehmet oruç

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #9 : 12 Nisan 2010, 01:24:23 »

en hayirli amellerden birini bu mektupda bulabilirsiniz


Bu mektûb, mevlânâ hâce Muhammed Firketîye yazılmışdır. Gündüz ve gece kendini hesâba çekmeği ve (Hesâba çekilmeden evvel, kendinizi hesâba çekiniz) hadîs-i şerîfini bildirmekdedir:
Mektubat-ı Rabbani 309.Mektup

Allahü teâlâya hamd olsun! Sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm olsun! Din ve dünyâ se'âdetinize düâ ederim. Meşâyıh-ı kirâmdan birçoğu ?kaddesü teâlâ esrârehüm", muhâsebe yolunu seçmişlerdir. Her gece, yatacağı zemân, o gün yapmış olduğu işlerini, sözlerini, hareketlerini, hareketsizliklerini, düşüncelerini, herbirinin niçin olduğunu anlarlar. Kusûrlarını ve günâhlarını temizlemek için, tevbe ve istigfâr ederler. Allahü teâlâya boyun bükerler, yalvarırlar. İbâdetlerini ve iyiliklerini de, Allahü teâlânın hâtırlatması ile ve kuvvet vermesi ile olduğunu bilirler. Bunun için, Hak teâlâya hamd ve şükr ederler. (Fütûhât-i Mekkiyye) kitâbının sâhibi, [ya'nî Muhyiddîn-i Arabî] ?kuddise sirruh", bu muhâsebecilerden biri idi. Buyuruyor ki, (Ben kendimi hesâba çekmekde, Meşâyıh-ı kirâmın hepsinden ileri gitdim. Niyyetlerimi, düşüncelerimi de hesâba katdım). Bu fakîre göre ?kaddesü teâlâ sirrehül'azîz", Muhbir-i sâdıkdan gelen haberlere uygun olarak ?aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm" her gece yatarken, (Sübhâni velhamdü lillahi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber) yüz def'a okursa, tesbîh ve tahmîd ve tekbîr eylemiş olur. Böylece, muhâsebe yapmış olur. Kendini hesâba çekmiş sayılır. Tesbîh söylemek, tevbenin anahtarıdır. Bunu çok okumakla, kusûrlarının, günâhlarının afv edilmesini istemiş olur. Bu günâhlardan dolayı, Hak teâlâya bulaşdırılmış olan lekeleri tenzîh ve takdîs etmiş olur. Günâh işleyen bir kimse, bu emrlerin ve yasakların sâhibinin azametini ve kibriyâsını düşünmüş olsaydı Onun emrlerine karşı gelemezdi. Günâhları yapması, Onun emrlerine ve yasaklarına kıymet vermediğini göstermekdedir. Böyle şeyden, Allahü teâlâya sığınırız. (Tenzîh) kelimesini, [ya'nî yukarıda yazılı olan tesbîhi] çok okumakla, bu kusûr afv olunur.

(İstigfâr) etmek, günâhların örtülmesini istemekdir. (Tenzîh) kelimesini okumak ise, günâhların yok olmasını istemekdir. O nerede, bu nerede? (Sübhân) şaşılacak bir kelimedir. Söylemesi çok kısadır. Ma'nâları ve fâideleri ise pekçokdur.

(Tahmîd) kelimesini çok okumakla, Allahü teâlâya şükr edilmiş olur. Onun verdiği ni'metlerin şükrü yapılmış olur.

(Tekbîr) kelimesi, Allahü teâlânın, kulların yapdığı şükrlerden çok yüksek olduğunu, Ona yakışan şükr yapılamıyacağını göstermekdedir. Çünki, Ona yapılan istigfârlar, afv dilemekler için de, çok istigfâr etmek lâzımdır. Ona yakışan hamd, ancak Onun tarafından yapılabilir. Bunun içindir ki kendisi, Sâffâti sûresinin son âyetinde, (Sübhâne Rabbike Rabbil'izzeti...) buyurmuşdur. Kendini hesâba çekmek istiyenler, bu âyet-i kerîmeyi çok okumalıdır. Böylece istigfâr ve şükr etmiş olurlar. İstigfâr ve şükr edemediklerini de ve kusûrlarını da bildirmiş olurlar. Yâ Rabbî! Bizim kusûrlu, bozuk olan düâlarımızı, tevbelerimizi kabûl buyur! Sen herşeyi işitir ve bilirsin. Efendimiz, yüce Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma ve onun Âline ve hepsi temiz, seçilmiş olan Eshâbının herbirine salât ve selâm olsun ?sallü teâlâ ve selleme aleyhi ve alâ Âlihi ve Eshâbihi ecma'în"! Allahü teâlâ hepsine bereket versin!
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #10 : 12 Nisan 2010, 05:53:06 »
Allah razı olsun hocam

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
En büyük hata!
« Yanıtla #11 : 13 Nisan 2010, 10:47:39 »
Hazreti Ali buyurdu ki: “Allahü teâlânın katında en büyük hatâ, dilin yalan söylemesidir, en kötü pişmanlık da, kıyâmet günündeki pişmanlıktır.”

Yine hazret Ali buyurdu ki: “Yalan serap gibidir, sahibini de aldatır. Yalan ile mürüvvet bir kişide bir araya gelemez.

İnsanın yalan konuşmak hafifliğinde bulunmasının sebeplerinden bazıları şunlardır: Bir menfaatin bulunması ve bir zararın giderilmesinin sözkonusu olması, insanı aldatıp yalan konuşmasına sebep olabilir. Düşmanından intikam almak düşüncesi de yalan söylemeye sebep olabilir. Bu kısım, yalan çeşitlerinin en şiddetlilerindendir. Çünkü bunda taşkınlık vardır.

Güzel konuşmuş olmak düşüncesi de yalan konuşmayı meydana getiren sebeplerdendir. Böyle yapmak mahlûku râzı etmiş olsa bile, mahlûkâtı yaratan Allahü teâlâyı gadablandırır. Böyle bir şeyi akıl kabûl etmez, din buna müsâade etmez ve mürüvvet de bunu hoş karşılamaz.

Fudayl bin lyâd buyurdu ki: “İnsanları, doğruluktan daha güzel bir şey süsleyemez.”

Doğruluk kurtuluşun, sabır bütün hayırların, ni’metlere şükretmek bereketlerin anahtarlarıdır. Kimde bu hasletler bulunursa o en yüksek ma’nevî mertebelere kavuşur.

İbn-ül-Mugter buyurdu ki: “Araştırma yaptığında, doğruluğun şecaatle, yalanın da korkaklık ile beraber olduğunu görürsün.”

Hadis-i şerifte buyurduldu ki:

Sekiz sınıf, Allahın, kıyamette en çok buğz ettiği kimselerdir:

1- Yalancılar.

2- Kibirliler.

3- Din kardeşlerine içlerinden buğz edip, yüzlerine karşı güler yüz gösterenler.

4- Allah ve Resulünün emrini yapmakta yavaş, şeytanın emrine uymakta çok hızlı davrananlar.

5- Dünyaya düşkünlük, hakları olmasa da, yeminle, ne pahasına olsa hak etmeye çalışanlar. Hiçbir şekilde hakları olmadığı halde, en ufak bir dünyalık dahi gözlerine çarpar çarpmaz yeminle onu sahiplenenler.

6- Söz taşıyanlar.

7- Dostların arasını açmaya çalışanlar.

8- Suçsuz kimsenin ayağını kaydırmak isteyenler.

İşte Allahü teâlâ bunları çok çirkin bulur.


Yalan ateşin kapısıdır!

İsmail bin Vâsıt şöyle anlatıyor: Ebubekir Sıddîk, Resulullahın vefatından sonra ağlayarak şöyle dedi: Bir sene önce Allahın Resulü şimdi bulunduğum yerde durdu ve şöyle buyurdu:

“Yalandan sakınınız. Çünkü yalan, fısk ve fücurla beraberdir. Bunların ikisi de cehennemdedir.”,

“Muhakkak ki yalan, ateşin (Cehennem) kapılarından bir kapıdır.”

Hasan Basrî hazretleri buyurdu ki: “Daha önce şöyle deniliyordu: ‘Gizli ile açığın, söz ile fiilin, çıkış ile girişin değişik olması münâfıklıktandır. Üzerinde münâfıklık binâsının yükselmiş olduğu temel yalancılıktır.”

Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur:

“En büyük hıyanet, din kardeşine haber verdiğin bir sözde o sana inandığı halde senin ona yalan söylemendir.”

“Kul yalan söylemek ve yalancılıkla meşgul olmak sebebiyle Allah katında yalancılardan sayılır.”

“Yalan, rızkı eksiltir.”

Efendimiz, bir koyunun pazarlığını yapıp “Allah’a yemin ederim, sana şu şu fiyattan eksik vermem”, “Allah’a yemin ederim, ben de sana şu şu fiyattan fazla vermem” diye yemin eden iki kişinin yanından geçti. Sonra oradan geçerken onlardan birinin koyunu satın aldığını gördü

ve şöyle dedi:

“O iki kişiden biri hem günahı, hem de yeminin kefaretini yüklenmiş oldu.”

Resulullaha sordular: “Ey Allah’ın Resûlü! Allah, alışverişi helâl kılmamış mıdır?” Hazreti Peygamber “Evet! Alışverişi helâl kılmıştır. Fakat tüccarlar alışverişte yemin ederler, günahkâr olurlar, konuşurlar, yalan söylerler” buyurdu.

Yine buyurdu ki: “Üç sınıf vardır. Kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz ve onlara rahmet nazarı ile bakmaz:

1. Verdiği sadakayı başa kakan.
2. Yalan yemin ile malını satan.
3. Kibir ve gururdan ötürü eteğini yerlerde sürükleyen.”

“Allah’a yemin eden bir kimse, yeminine bir sivrisinek kanadı kadar yalan katarsa, o yemin kıyamete kadar onun kalbinde bir (siyah) nokta teşkil eder.”

mehmet oruç

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2399
Ynt: Doğruluk, güzel ahlâkın özü
« Yanıtla #12 : 13 Nisan 2010, 11:14:57 »
Yine buyurdu ki: “Üç sınıf vardır. Kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz ve onlara rahmet nazarı ile bakmaz:

1. Verdiği sadakayı başa kakan.
2. Yalan yemin ile malını satan.
3. Kibir ve gururdan ötürü eteğini yerlerde sürükleyen.”