Gönderen Konu: İmanın örtüsü takvadır  (Okunma sayısı 4605 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
İmanın örtüsü takvadır
« : 12 Kasım 2009, 10:21:49 »

İmam-ı Şarani hazretleri buyurdu ki: Allah adamlarının örnek ahlâkından biri de, onların “Müttekîlik” iddiası olmaksızın takvaya çok dikkat etmeleri idi. Çünkü “takvâ”, iddiayı değil, ihtiyatı gerektirir. İnsanların pek çoğu nefislerini güzelce hesaba çekmeksizin kendilerinin “takvâ” sahibi olduklarını iddia ediyorlar.

Nice kimseler, kendilerini söz, iş, yemek, içmek ve giyim hususlarında hesaba çekmeksizin, sadece sabah, akşam Allah’ı anmış olmakla kanâat ederler, takva sahibi olmak için bunu kafi görürler. Halbuki, haramlara karşı hassasiyetleri pek olmaz. Bakarsın ki onun sarığı ve taylasanı bir şeyh suretindedir; sözleri ve işleri ise fâsık ve münafık kişilerinki gibi.

Ömer bin Abdülaziz buyuruyor ki: “Hiçbir kimse, dünyada ve âhirette kendisini utandıracak şeylerden uzak bulunmadıkça “takvâ” makamına ulaşamaz!” Bir defasında adamın biri ona: “Kişi takva makamına ne zaman ulaşır?” diye sormuştu. Onun verdiği karşılık şu: “Kul, kalbindeki düşüncelerin hepsini bir tabak içine kor ve bunu çarşıda dolaştırır da içinde kendisini utandıracak bir şey bulunmazsa, takva makamına ermiş olur.”

Yine Ömer bin Abdülaziz buyurdu ki: “Takvâ, gündüz sâim gece kâim olup ikisi arasını karıştırmak değildir. Takvâ ancak, Allah’ın yasaklarından uzak durmak, farz kıldıklarını edâ etmektir. Kim bundan fazlasını yaparsa, hayır üstüne hayır işlemiş olur.”

Yine o buyurdu ki: “Takvâ sahibi olmanın alâmeti, ihrama girenin ihram halinde kendisini kelâmdan menettiği gibi, kelâmdan nefsini menetmektir. Ve takvâ sahibi İslâmiyeti iyice bilmek zorundadır. Aksi halde farkında olmadan takvadan çıkar.”

Ebü’d-Derdâ buyurdu ki: “Kulun zerre miktarı bir şey hakkında Allah’tan korkması, takvanın kemâlindendir.”

Vehb bin Münebbih buyurdu ki: “İman çıplaktır, onun örtüsü takvadır!”

Hazreti Ali buyuruyor ki: “Takva ile beraber olan amel az değildir, zira o makbuldür. Yüce Allah buyuruyor ki: “Allah ancak takva sahiplerininkini kabul eder.” (Mâide, 27)

Mehmet Oruç

Çevrimdışı mardin

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 406
Ynt: İmanın örtüsü takvadır
« Yanıtla #1 : 12 Kasım 2009, 14:05:19 »
“İman çıplaktır, onun örtüsü takvadır!” ne güzel bir söz. eline saglık isra
ibadetin eftali devamlı olanıdır.

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1543
Ynt: İmanın örtüsü takvadır
« Yanıtla #2 : 12 Kasım 2009, 23:48:50 »
Teşekkürler İsra.

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Takva sahibi olmanın yolu
« Yanıtla #3 : 13 Kasım 2009, 05:07:24 »
mardin,enfa siz de sağolun
-----------------------------------------------------------------------------------

Allahü teâlânın istediği gibi, Allah’tan korkmaya takva denir. Takva, Allah’a iman edip, Onu sevmek, Ona kulluk etmek, yani Onun emir ve yasaklarına riayet etmektir.

Süfyan-ı Sevrî buyurdu ki: “Biz öyle Müslümanlara yetiştik ki, onlardan birine ‘Allah’tan kork!’ denildiği zaman bunu, sevgi ile karşılar idi. Şimdi ise birisine ‘Allah’tan kork’ denilse inciniyor.”

Adamın biri, Ömer bin Abdülaziz’e; “Yâ Ömer, Allah’tan kork!” dediğinde, Ömer heybet-i ilâhiyeden bayılıp yere düştü.”

Eshab-ı kirâmın önde gelenlerinden Ebû Hüreyre hazretlerine, “Takvâ nedir?” diye sormuşlar. O da şöyle cevap vermiş: “Takvâ, oldukça dikenli bir yoldur. Onda yürüyen kuvvetli bir sabra muhtaç olur.”

Ali bin Şihâb, birine bir şey satıp da alacağı parada şüpheye düştüğünde, takvası sebebiyle o parayı almaz, müşterinin istediği şeyi ona verir, ihtiyâcını karşılar; “Al, dilediğin gibi kullan, bizden yana helâl olsun” derdi. Müşteri malı alır, bunu kendisini sevdiği için yapıyor zannederdi.

Mazhar-ı Can-ı Canan hazretlerinin kendi eshabına, talebelerine nasihatleri şöyledir:

“Takvanın ve veranın, haramlardan ve şüpheli şeylerden sakınmanın yolu, Resulullah efendimize mütabaat yani tam uymak ve onun bildirdiklerini candan kabul etmektir. Kendi halinizi, ehl-i sünnette bildirilen hususlar ile karşılaştırınız. Eğer haliniz, ehl-i sünnette bildirilen hususlara yani dinin emirlerine uygun ise makbuldür. Uygun değilse merduddur, reddedilecektir. Dünya ve ahiret saadetlerine kavuşmak için, ehl-i sünnet vel cemaat itikadı üzere olmak lazımdır.”

İnsan, sevdiği kimseyi, herhangi bir şekilde üzmekten korkar. Bizleri yoktan var eden ve çeşitli nimetler ihsan eden Rabbimizi elbette çok sevmemiz gerektiği gibi, bu sevgiyi kaybetmekten de çok korkmamız gerekir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

“Allah’tan korkun! Biliniz ki Allah’ın azabı çok çetindir.” (Bekara 196)

“Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maide 100)

Mehmet Oruç

Çevrimdışı mardin

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 406
Ynt: İmanın örtüsü takvadır
« Yanıtla #4 : 14 Kasım 2009, 11:05:02 »
Allah`tan korkan insandan hiç zarar gelmez.
ibadetin eftali devamlı olanıdır.

Çevrimdışı karanfils

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 33
Ynt: İmanın örtüsü takvadır
« Yanıtla #5 : 14 Kasım 2009, 15:18:12 »
evet Allah katında en makbül olan giyside takva giysisi

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Öncelik haramlardan sakınmadadır!
« Yanıtla #6 : 18 Kasım 2009, 05:33:40 »
Haramlardan sakınmaya takvâ denir; takva dinin temelidir. Harama düşmemek için şüphelilerden sakınmaya da “Verâ” denir.

Resûlullah “Dîninizin direği verâdır“ buyurdu. Başka bir hadis-i şerifte, “Hiçbir şey, verâ gibi olamaz” buyurdu. Dînimizin haramlardan sakınmaya böyle önem vermesi, sakınılacak şeylerin daha çok olmasından ve faydasının daha fazla olmasındandır. Çünkü, emirleri yapmakta da, sakınmak bulunmaktadır. Bir emri yapmak, bunu yapmamaktan sakınmak demektir. Faydasının daha çok olması, nefse hiç uymamak olduğu içindir.

Emri yaparken, nefis de lezzet alır. Bir işte, nefse uymak ne kadar az olursa, faydası o kadar daha çok olur. Yâni, Allahü teâlânın rızasına daha çabuk kavuşturur. Çünkü İslâmiyetin emirleri ve yasakları, nefsi kahretmek, yıpratmak içindir. Nefis, Allahü teâlânın düşmanıdır. Hadis-i kudsîde, “Nefsine düşmanlık et! Çünkü, o benim düşmanımdır” buyuruldu.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki: “Haşr sûresinin, yedinci âyet-i kerimesinde meâlen, “Resûlullahın size getirdiklerini alınız. Yasak ettiklerinden sakınınız ve Allahtan korkunuz!” buyuruldu. Allahü teâlânın, yasaklardan kaçınız, dedikten sonra, Allahü teâlâdan korkunuz buyurması, yasaklardan sakınmanın daha mühim olduğunu göstermektedir. Çünkü, Allahü teâlâdan korkmak, yâni (Takvâ), haramlardan sakınmaktır.

Evliyânın büyüklerinden Ebû Abdullah-ı Turuğbâdî takvâ ve verâda kemâl derecesindeydi. Haramlardan ve şüphelilerden şiddetle kaçınır, her sözünün ve her işinin Allahü teâlânın rızâsına uygun olmasına çalışırdı ve buyururdu ki: “Gençliğini, Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymayarak geçiren kimseyi, Allahü teâlâ da ihtiyarladığında zelîl eder.”

Büyük velîlerden İbn-i Hafîf buyurdu ki: “Takvâ, seni Allahü teâlâdan uzaklaştıran her şeyden uzaklaşmandır.”

Evliyâyı kirâmda bâzı sıfatlar ve vasıflar vardır. Meselâ velîlerin hepsi takvâ sâhibiydiler. Dolayısıyla, takva ve vera sahibi olmayan kimse, havada uçsa bile evliya olamaz. Bu halinin istidraç olduğu anlaşılır.

Mehmet Oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Maksat Resulullaha tam uyabilmek
« Yanıtla #7 : 22 Kasım 2009, 06:20:00 »
Evliyânın büyüklerinden ve “Silsile-i aliyye”nin meşhûrlarından Mazhar-ı Cân-ı Cânân bir nasihatinde talebelerine buyurdu ki:

 “Takvânın ve verânın, yani haramlardan ve şüpheli şeylerden sakınmanın yolu, Resûlullah efendimize mütâbeat yâni tam uymak ve onun bildirdiklerini candan kabûl etmektir. Kendi hâlinizi, Kitab ve Sünnette bildirilen hususlar ile karşılaştırınız. Eğer hâliniz, Kitab ve Sünnette bildirilen hususlara yâni dînin emirlerine uygun ise makbûldür. Uygun değilse merdûddur, reddedilecektir.”

Tâbiîn devrinde Basra’da yetişen meşhûr hadîs ve fıkıh âlimlerinden ve velî Sâlih bin Beşîr el-Mürrî buyurdu ki:

 “Dünyâdan sonraki yolculuk çok uzundur. O uzun sefer için, yol azığı hazırlayınız ve biliniz ki, azıkların en hayırlısı, takvâdır. İnsanlara şaşıyorum! Onlar ki, azık tedarik etmek ve âhiret yolculuğuna hazırlanmakla emrolunmalarına rağmen, birbirlerini engelleyip oyalanmaktan başka bir şey yapmıyorlar.”

Büyük velîlerden Sehl bin Abdullah Tüsterî buyurdu ki:

 “Takvâsının doğru olmasını isteyen, bütün günahlardan el çeksin.”

Büyük velîlerden Şâh Şücâ Kirmânî buyurdu ki:

 “Takvânın alâmeti verâ; verânın alâmeti, helâl olduğu şüpheli olan şeylerden geri durmaktır.”

Tâbiîn devrinin meşhûr âlim ve velîlerinden Zührî hazretleri buyurdu ki:

 “Zührî, kabîlesinden Sa’d bin İbrâhim’e; ‘Hangi şehir halkı daha âlimdir?’ diye sordu. O da; ‘Allahü teâlâdan en çok korkan’ cevâbını verdi.”

Ebû Hüreyre hazretleri, kıyâmet günü, Allahü teâlânın huzûrunda kıymetli olanların verâ ve zühd sâhipleri olduklarını beyân etmiştir.

Hasen-i Basrî hazretleri “Zerre kadar verâ sâhibi olmak, bin nâfile oruç ve namazdan daha hayırlıdır” demiştir.

Allahü teâlâ buyurur ki: “Ey kulum! Emrettiğim farzları yap, insanların en âbidi olursun. Yasak ettiğim haramlardan sakın, verâ sâhibi olursun. Verdiğim rızka kanâat eyle, insanların en ganîsi olursun, kimseye muhtaç kalmazsın.”

Mehmet Oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Vera, nafile namazdan daha hayırlı
« Yanıtla #8 : 22 Kasım 2009, 06:22:07 »
Mısır evliyâsından Ali bin Şihâb hazretleri, zâlimlere yardımcı olduklarını tahmîn ettiği kimselerin hiçbir şeyini alıp yemezdi. Bir gün kendisine, birisi yemek getirdi. Getirilen yemeği yemedi. Getiren kişi; “Efendim bu helâldir. Alnımın teri ile kazandım” deyince; “Ben terâzisini tutanın, hangi tarafın ağır bastığını ihlâsla gözetmeyenin yemeğini yemem!” buyurdu.

Ali bin Şihâb hazretleri verâ sâhibi olmada meşhur di. Şüphelilerden çok sakınırdı. Değirmene gittiğinde, kendisinden önce un öğütülmüş ise, taşı kaldırır, başkalarının un kalıntılarını temizler, bunları toplayıp hamur yapar, sonra hayvanlara verirdi. Daha sonra kendi buğdayını öğütürdü. Kendisine getirilen hediyeleri dul ve yetimlere dağıtırdı.

Büyük velîlerden Bişr-i Hâfî bir sohbetinde buyurdu ki: “Verâ, şüphelilerden temizlenmek ve her an nefisle muhâsebe etmektir.”

Endülüs, Mısır ve Filistin taraflarında yaşamış büyük velîlerden Ebû Abdullah el-Kureşî buyurdu ki: “Verâ yâni şüphelilerden kaçmak, amellerin, ibâdetlerin esâsı, temelidir.”

Büyük velîlerden Ebû Osman Mağribî buyurdu ki: “Verânın, şüpheli şeylerden sakınmanın faydası, âhirette hesâbın kolay olmasıdır.”

Hindistan’da yetişen büyük İslâm âlimlerinden ve evliyânın en üstünlerinden Muhammed Ubeydullah Serhendî tarafından zamanın sultânı olan Ebü’l-Muzaffer Muhyiddîn Muhammed Âlemgîr’e yazılmış olan mektubun bir bölümü şöyledir:

“Peygamber efendimiz Ebû Hüreyre’ye buyurdu ki: (Verâ sâhibi ol ki, insanların en âbidi olursun!) Hasan-ı Basrî buyurdu ki: ‘Zerre kadar verâ sâhibi olmak, bin nâfile oruç ve namazdan daha hayırlıdır.’ Ebû Hüreyre buyurdu ki: ‘Kıyâmet günü, Allahü teâlânın huzûrunda kıymetli olanlar, verâ ve zühd sâhipleridir.’ Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma buyurdu ki: Bana yaklaşanlar, sevgime kavuşanlar içinde, verâ sâhipleri gibi yaklaşan olmaz.”
Hadis-i şerifte, “Allahı en iyi tanıyanınız ve Ondan en çok korkanınız benim” buyuruldu. Bir kimse, vilâyet derecelerinde yükseldikçe, Allahü teâlâdan korkusu da artar.

Mehmet Oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Resulullah efendimizin vasiyeti!
« Yanıtla #9 : 25 Kasım 2009, 11:55:37 »
Bütün peygamberler ümmetlerine önce haramlardan kaçıp, Cenab-ı Hakkın emrine uymalarını, takva sahibi olmalarını emretmişlerdir.

Resûlullah efendimiz, Mu’âz ibni Cebel’e buyurdu ki: “Yâ Mu’âz! Sana vasiyet ederim ki, takvâ üzere ol! Hep doğru söyle. Ahdine sâdık ol. Emânete hıyânet etme. Yetîmlere merhamet et. Komşunun hakkını gözet. Kimseye kızma. Hep tatlı konuş. Her Müslümana selâm ver. İmâmın lâzım olduğunu bil. Kur’an-ı kerimin yolu olan fıkıh bilgilerini öğren ve bu bilgilerden ayrılma. Her işinde âhireti düşün. Hesap gününe hazırlan. Dünyaya gönül bağlama. Hep güzel, faydalı işler yap. Hiçbir Müslümanı kötüleme. Yalancı şâhitlik yapma. Doğru sözü kabûl eyle. İmâm-ı âdile isyân etme. Yeryüzünde fesat çıkarma. Her zaman, Allahı zikret. Gizli günahlara gizli tevbe et. Âşikâr günahlara âşikâr tevbe et!..”

Muhammed Masum hazretleri buyurdu ki:

Takvâyı, haramlardan sakınmayı ve verâı, şüphelilerden de sakınmayı huy edinmelidir. Yasak olandan sakınmak, emri yapmaktan daha mühimdir. Çünkü, bu yolda ilerlemekte yâni kalbi temizlemekte ve nefsi ezmekte, yasaklardan sakınmak, emirleri yapmaktan daha fazla ilerletir, daha faydalıdır.

İyi işleri, iyi insanlar da, fâcirler de yapar. Fakat, ancak sıddıklar, îmanı kuvvetli olanlar, haramlardan sakınır. Ha-
dis-i şerifte, “Kıyâmet günü, Allahü teâlânın ihsânına kavuşacakların başında, verâ ve zühd sahipleri bulunacaktır” buyuruldu. Zühd, helâl malın fazlasından da sakınmaktır.

Bir işi yaparken, kalb rahat etmezse, sıkılırsa, çarparsa, o işi terk etmelidir. Şüphe edilen işleri yapmakta, müftiye değil kalbe bakılmalıdır. Hadis-i şerifte, “Kalbin sâkin olduğu, rahat ettiği, beğendiği ve nefsin sıkıldığı, beğenmediği işler, hayırlıdır. Yalnız nefsin sâkin olduğu iş şerdir” buyuruldu.

Bir hadis-i şerifte, “Helâl ve haram olan şeyler açık bildirilmiştir. Şüpheli şeylerden sakın! Açık bildirilmiş olanlara tâbi ol!” buyuruldu...

Mehmet Ourç

Çevrimdışı Nur-u evveL

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 28
Ynt: İmanın örtüsü takvadır
« Yanıtla #10 : 25 Kasım 2009, 12:36:21 »
Teşekkürler...

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2399
Ynt: İmanın örtüsü takvadır
« Yanıtla #11 : 25 Kasım 2009, 14:19:36 »
emeğinize sağlık.

Çevrimdışı mardin

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 406
Ynt: İmanın örtüsü takvadır
« Yanıtla #12 : 25 Kasım 2009, 19:28:57 »
takva elbisesi öyle bir elbise ki Allah hepimizin üzerinden çıkarmamamızı nasip etsin şu mubarek günlerin hürmetine inş
ibadetin eftali devamlı olanıdır.