Gönderen Konu: İmtihan Dünyası  (Okunma sayısı 4882 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı antepli

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 496
İmtihan Dünyası
« : 26 Temmuz 2005, 15:59:58 »

Bu dünyaya hangi gözle bakacağız?

"Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır." Bu dünya bir han, konaklayanları ise dünyaya gelen ahiret yolcularıdır. Bu han, Allah (cc) tarafından çeşitli nimetlerle süslenmiş, bu nimetlerin kullanımıyla ilgili kurallar konulmuş. Ama insanların bu kurallara uyup uymamaları, kendi irade ve tercihlerine bırakılmış. Handaki tüm yaşantılarının kamerayla kaydedileceği ve handan ayrılınca, hesabın bu kayda göre görüleceği, ahiret hayatının da buna göre; ya cennet ya da cehennem olacağı bildirilmiştir.

İnsanoğlu, yapacağı tercihe göre; dünyayı Cenab-ı Hakk'ın güzel isimleriyle sever, her şeye onun emri ve direktifleri doğrultusunda bakar ve yaklaşır, sonucunda da cenneti kazanır. Eğer insanoğlu, tercihini ilahi kurallara uymayarak, nefsinin sonu gelmez istek ve arzularına uyarak yaşarsa ahiret yolculuğu Allah korusun cehenneme doğru olur.

Bu dünyayı bir tarlaya benzetelim. Bu dünyada ne ekersek, öbür dünyada onu biçeceğiz. Tarla dinlenme ve güneşlenme yeri değildir. Tarlaya güzel tohumlar ekip, bol ürün elde edemezsek, kışın aç kalırız. Dünya yazında; ahiret için çalışıp, güzel ameller hazırlamaz isek, kabir kışıyla başlayan ahiret hayatında mahvoluruz.

Peygamberimiz (sav) "Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz ve öyle haşr olunursunuz." buyurmuştur. Bir hastane odasında iki hasta yatıyormuş. Bunlardan biri Allah'ın emri üzere yaşayan veli kullarındanmış. Son nefeslerini "Allah, Lâ İlahe İllâllah" diyerek ruhunu teslim etmiş. Diğer hasta ise, bütün ömrünü dünyası için harcamış. Mesleği inşaatçılık olduğu için; "Harç getirin, tuğla getirin..." diye, diye ruhunu teslim etmiş. O halde ömrümüzde, dünya ve ahiret dengesini iyi kurmalıyız. Dünyamız için; ebedi olarak yaşayacağımız, ahiret hayatımızı mahvetmemeliyiz. Şu anda Azrail gelip; "Ey kul! Cenab-ı Hakk senin bir saatlik ömrünün kaldığını bildirdi. Bu arada, ne yapacaksan yap. Ben bir saat sonra gelip, ruhunu alacağım." dese ne yaparız? Her birimiz, kendimizce en çok önemsediğimiz şeyleri söyleyerek: "Kaza namazlarımı kılarım.", "Kul haklarını helal ettirmeye çalışırım.", "Hayır, hasenat yaparım!.." gibi cevaplar veririz. Bizler, şu anda bile, ne kadar ömrünün kaldığından haberi olmayan acizler olarak; bütün bu yapmamız gereken iyi amelleri hemen şimdi yapmaya başlasak, ahiret sınavında sorumlu olacağımız; derslerimize daha iyi hazırlansak olmaz mı?

Dünya hayatında, çevremizdeki iyi insanları örnek alarak, onların yakınında bulunup, onlar gibi yaşamaya çalışmalıyız. Amelleri iyi olan insanlar, ölümden korkmazlar. Ölümü; evin bir odasından diğerine geçmek, ya da sevgiliye kavuşma olarak görürler. Ahiret yurduna doğru, dünyada yaptığımız yolculukta, engellere takılmadan hedefe emin bir şekilde ulaşmak için, mutlaka "Dünyamız ve ahiretimiz için de dine sarılmalı", Peygamber Efendimiz ve onun yolunda giden alimlerin takip ettikleri yolu takip etmeliyiz. Hemen şimdi; geçmişteki günah ve hatalarımıza, Nasuh'un tövbesi gibi, samimi bir şekilde tövbe edelim. Bu şekilde, yolculuğumuza yeni bir başlangıç yapıp, yaptığımız tövbeyi tutarak, güzel bir hal ile yolculuğumuza devam edip, imanlı bir şekilde, terki dünya etmeyi, Rahman ve Rahim isimlerine sığınarak Rabbil Alemin'den dileyelim, inşaAllah.

Ne mutlu, Allah'ın emri üzere yaşayıp, Resul'unun ve sevdiklerinin yolunu takip edip, imtihan salonuna umutlu ve ahiret yurduna salimen varanlara. Ne mutlu, ahiret yurdunda, onlara komşu olanlara
« Son Düzenleme: 05 Ekim 2008, 23:17:00 Gönderen: mystic »
Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez.gafil olmayın ilme çalışın geçen günler geri gelmez...