Gönderen Konu: Kadere taş atan, kendi başını yarar  (Okunma sayısı 8374 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« : 17 Kasım 2005, 18:00:57 »

"Nice sevmediğiniz şeyler vardır ki, o sizin için hayırlı olabilir. Ve nice sevdiğiniz şeyler de vardır ki, sizin için şerli olabilir" (Bakara, 2/216) ayeti, kişinin, kendisine isabet eden şeylerin zahiri yönüne bakıp aldanmaması konusunda çok önemli bir ölçüdür.

Haddizatında insan, ma'ruz kaldığı şeyin şok etkisinde kalıp, yanlış yorumlamalara girebilir. Mü'min bu ölçüyü daima hatırda tutup, aceleden yapılmış bir anlık hislerin sebep olduğu hareketlerle kadere taş atmamalıdır.

 Evet, kadere taş atan, sadece kendi başını yarar. Efendimiz (sas): "Sabır, belanın ilk tosladığı andadır" buyurur. Demek ki, önemli olan musibetin isabet ettiği anda sabırlı olabilmektir. Mesela; annemizin vefat haberini duymak, ilk anda bizde şok etkisi yapacaktır.

 İşte böyle bir anda hiç birşey düşünmeden: "İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn=biz O'ndanız ve yine O'na döneceğiz" deyip ızdırabını bağrına gömmek gerçek sabırdır.

 Değilse meseleyi aklî, mantıkî planda çözüp; "ölüm herkes için geçerli, bu yaşta ölmeseydi ileride yine ölecekti. Öbür tarafta nasıl olsa beraber olacağız.." deyip, kalbde bir rahatlama ve inşirah hasıl olduktan sonra sabretmenin kıymeti ona göredir...

 Bu durum, sabrın diğer çeşitleri için de geçerlidir. Allah Rasulü (sas): "Mü'min'in her durumu süpriz ve şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır.

 Bu durum sadece mü'mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu onun için hayırlıdır. Bir zarar gelse sabreder, bu onun için hayırlıdır" buyurur ki, burada insana sevap kazandıracak şeyin teslimiyet olduğunu vurgulamak istemiştir.

 Biz, inancımız gereği her şeye sabrederiz. Ve arkasından bir hayır zuhur ettiğinde de: " İhtimal Cenab-ı Hakk, bu hayrın doğmasına bizim sabrımızı vesile yapmıştır.." deriz. Bu, aynı zamanda bir sabır kahramanı olmanın da emaresidir.(alıntı)

Çevrimdışı dihancioglu

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 244
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #1 : 17 Kasım 2005, 19:23:55 »
SABIR

Acıya katlanma,
sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, aklın ve dinin gösterdiği yolda
sebat etme.

sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır
gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için
gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş
görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde
olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı
koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak
lazımdır.

Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu
güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir.
sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir"
(el-Bakara, 2/153, 155).

Sabrın sonu selamettir, başarıdır. sabır acıdır. Fakat sonucu
tatlıdır. Hz. Peygamber (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır' ; "sabır başarının anahtarıdır"; "sabır
bir ışıktır"; "sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı
sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.

Hz. Peygamber
(s.a.s); "sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî,
Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır.
Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan
haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına
gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem
duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden
gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi
sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana
sığınırım” (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.

Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve
gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden
takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı
Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf, 12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil
şikayet edilmeyen sabırdır” buyurmuştur. Aslında elden bir şey geldiği zamanlarda sabırsızlık
gelmediği zamanlarda sabırsızlık göstermenin bir faydası yoktur ve lüzumsuz bir
harekettir.

Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına
aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi,
beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak
ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini
müjdelemiş ve onları övmüştür.

Mü'minler, çoğu zaman sırf inandıkları için Allah
düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar, onlarla savaşmak
zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır, mü'minin güç kaynağı, imanının koruyucusudur. Hz.
Musâ'ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır
ve bizi müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk
müslümanların, yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri bilinen bir
husustur.

İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde
günde beş vakit namaz kılar, sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer
ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir. Aşağıdaki âyetler bunu göstermektedir:

"Her
kim sabreder ve suç bağışlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ, 42/43);
"İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi
de denetleriz” (Muhammed, 47/31).

Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'nın
emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzularını tatmin
etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için
harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders
çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çalışıp kazanmaya tercih edilir.

İşte
bu durumda, insanın, kendisine zor gelse bile, iyi olanı, faydalı olanı seçmesi, sabır ve
tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.

Ayrıca insanlar
hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağlıklı iken hastalanır, sel, deprem, yangın
gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine
davranış, insanı Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle
buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki
Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa, çıkarmaz" (Yusuf, 12/90).

Peygamberler sabrın en
büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)'ın
bizi, "belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır
(İbrahim, 14/5).

Sabrın sonu selâmettir. sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca
bütün faziletlerin başıdır. sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye
edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. sabır zafere giden yoldur (el-Asr,
103/1-3).

Peygamber Efendimiz; "sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk
sabırlı kılar. sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr,
76).

"Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel,
Müsned, I, 307) buyurmuştur.

Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle
buyuruyor:

"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden
biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).

Bu ve benzeri
âyetlerden Allah Teâlâ'nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı
sabredenlerin kazandığım öğreniyoruz.

sabırla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü
engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: sabırla koruk, helva olur" demişlerdir.

Hz.
Peygamber şöyle buyuruyor:

"Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için
hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır.
Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).

Bizim
için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini
tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış.
Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde
peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan
sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun
sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

Şamil İA
İslam Ansiklopedisi-sorularla İslamiyet...

Allah razı olsun isra kardeşim çok önemli bir konuya temas etmişin..
Allah cümlemize SABIR ve İHTİDÂ'i yolda yürümeyi nasip etsin...
Of eşrafından 80 yıllık bir M E K T U P

Vuslat Yolcusu

  • Ziyaretçi
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #2 : 17 Kasım 2005, 23:23:12 »
Allah razi ve memnun olsun ellerinize saglik 8)

Çevrimdışı Mstfx67

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 354
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #3 : 18 Kasım 2005, 00:46:11 »
Allah razi olsun
BA$KASININ AYIBINI SÖYLEMEYi DÜSÜNDÜGÜN ZAMAN NEFSININ AYIBINI hATIRLA!!!

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #4 : 18 Kasım 2005, 06:47:39 »
Alıntı
Allah razı olsun isra kardeşim çok önemli bir konuya temas etmişin..
Allah senden ve cümlemizden razı olsun.

 Yazınla katkıda bulunduğun için teşekkürederim dihancioglu
« Son Düzenleme: 13 Haziran 2008, 01:50:45 Gönderen: isra »

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1267
Re: Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #5 : 18 Kasım 2005, 10:01:41 »
Efendimiz (sas): "Sabır, belanın ilk tosladığı andadır" buyurur.
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1267
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #6 : 18 Kasım 2005, 10:04:17 »
Yine beceremedim su alinti cercevesini! :evil:



Sabir belanin ilk tosladigi andadir diye Peygamberimizden böyle bir ibare sadir olmus olamaz. Bu ifade peygamberimizin üslubuna uymuyor. Bu tarz ironik, âmiyâne tarzla hadisi serif irad etmez peygamberimiz...

Ifadenin asli baska olmasi lazim...

saygilars..
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı dihancioglu

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 244
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #7 : 18 Kasım 2005, 15:03:35 »
pamfilya kardeşim aynı cümleye
Alıntı
Efendimiz (sas): "Sabır, belanın ilk tosladığı andadır" buyurur.
bende takıldımdı ama isra kardeşimiz kendisi yazmış değildir bu yazıyı bu nedenle irdelemedimdi.aslında buna benzer hadisler çoğunlukta ama toslama kelimesini bende görmemiştim buda yazarın kendince bir yorumlaması olmuş sanırım.Artık Allah katındada ne kadar reva olur bilinmez,Bizler burda bunu onaylamadığımıza göre  :oops:

İsra kardeşimin aktardığı yazının temasına ve püf noktasının sabır olduğu düşüncesiyle ekleme yapmıştım hoşgörüsü içinde ve burdaki yazıları satır satır sabırla okyan kardeşlerimizdende Allah razı olsun.....
Of eşrafından 80 yıllık bir M E K T U P

Çevrimdışı antepli

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 496
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #8 : 18 Kasım 2005, 15:46:30 »
verdiğiniz bilgilerden ötürü ellerinize sağlık sayın arkadaşlarım
Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez.gafil olmayın ilme çalışın geçen günler geri gelmez...

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #9 : 18 Kasım 2005, 22:13:48 »
Yazıyı  Ali Budak'ın ailem dergisinde yazdığı bölümden aldım

Ailem dergisinin aldıkları kaynakları güvenilir olduğundan rahatlıkla sizlerle paylaşıyorum.

Bu kelime benimde dikkatimi çekti  ama değiştirip değiştirmemekte kararsız kaldım. Çünkü yazı bana ait değil. Belkide yazar hadisi türkçeye çevirdiğinde karşılık olarak bunu buldu

Pamfilya kardeş isterseniz bu cümleyi silip uygun kelimeyi yazın uyardığınız içinde teşekkürederim

istikamet şehadet

  • Ziyaretçi
Ynt: Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #10 : 12 Haziran 2008, 23:37:24 »
sabır acı olsada meyvesi tatlı sabredenlerden olalım inşlh...

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #11 : 21 Ağustos 2010, 23:02:58 »
sabır acı olsada meyvesi tatlı sabredenlerden olalım inşlh...
mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #12 : 17 Kasım 2011, 15:01:57 »

Alıntı
İtirazı terket. İş senin işin değil
Hüküm, feleklerin hareketinde de değil. 
                                                   
Allah niye böyle yaptı deme.
Engin denize dalan helak olur.   


(Cevheratü't-Tevhid şerhi s. 107)
 







zaman_1453

  • Ziyaretçi
Ynt: Kadere taş atan, kendi başını yarar
« Yanıtla #13 : 15 Şubat 2012, 01:33:21 »

Alıntı
İtirazı terket. İş senin işin değil
Hüküm, feleklerin hareketinde de değil. 
                                                   
Allah niye böyle yaptı deme.
Engin denize dalan helak olur.   


(Cevheratü't-Tevhid şerhi s. 107)