Gönderen Konu: Konuşmada sıkıntı vermek  (Okunma sayısı 6203 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Konuşmada sıkıntı vermek
« : 13 Mart 2010, 06:29:57 »

Konuşmalarda, sohbetlerde; konuyu haddinden fazla uzatarak, edebiyat yaparak, karşıdakilerin anlamayacağı kelimeler kullanarak, yapmacık hareketlerde bulunarak dinleyenlere sıkıntı vermemelidir. Bunlara, riya, gösteriş karışacağı için bunlar kötülenmiş, tekellüf (zorlama) türü şeyler kabul edilmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Ben ve ümmetimin muttakîleri tekellüften (gösteriş için zorlanmaktan) uzağız.”

“Benim için en sevimsiz ve meclisimden en uzak olanınız, ağzını eğip-bükerek edebiyat yapmak için kendini zorlayanlardır.”

Hz. Fâtıma Peygamber aleyhisselamın şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Ümmetimin şerlileri o kimselerdir ki bol nimetlerle gıdalanıp, yemeklerin her çeşidini yerler, elbiselerin her rengini giyerler ve ağızlarını eğip-bükerek konuşurlar.”

“Dikkat edin, derin söze dalıp gereksiz yere sözü uzatanlar helâk olmuşlardır.”

Bu sözü üç defa tekrar etti...

Hz. Ömer şöyle buyurmuştur: ‘Çene çatlatarak deve kükremesi gibi konuşmak şeytandandır.’

Amr bin Sa’d, babası hazreti Sa’d’a gelerek bir ihtiyacını istedi. Bu münasebetle ihtiyacını istemezden önce bir konuşma yaptı. Babası kendisine dedi ki: Ben hiçbir zaman senin bu ihtiyacını gidermekten bu kadar uzak olmadım. Ben Hz. Peygamberin şöyle dediğini duydum: “Öyle bir zaman gelecek ki sığırların dilleriyle ot geveledikleri gibi insanlar da konuşmayı o şekilde geveleyeceklerdir.”

Hazreti Sa’d, oğlu Amr tarafından zoraki bir şekilde süslendirilmiş ve takdim edilmiş konuşmayı hoş karşılamadı. Bu da dilin âfetlerindendir. Evet, zorla söylenen her söz, dilin âfetine dahil olur. Âdetin sınırını aşan fesahat da böyledir. Konuşmalarda zoraki bir şekilde yapılan süslemeler de böyledir...

Çirkin söz konuşmak

Birisine sövmek, küfretmek, argo kötü söz söylemek, cinsî, mahrem konuları ifade eden müstehcen sözler sarf etmek hep fahiş, çirkin konuşmaya girer. Böyle konuşmalar yasaklanmıştır. Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Her sabah, bütün uzuvlar, dile yalvararak derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah’tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.”

“Haccedip, kötü söz söylemeyen ve doğruluktan ayrılmayan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.”

İbrahim bin Meysere şöyle buyurmuştur: ‘Kıyamet gününde, fâhiş şeyler söyleyip, gevezelik yapan bir kişi, bir köpek suretinde getirilir (haşrolunur!)’

Ahmed bin Kays şöyle buyurmuştur: ‘Size hastalığın en şiddetlisinden haber vereyim mi? O hastalık dilin gevezeliği ve ahlâkın düşüklüğüdür!’

İşte bunlar, fâhiş, kötü konuşmanın ve hareket etmenin aleyhine söylenen hükümlerdir. Çirkin sayılan şeyleri açık ibarelerle söylemek fuhuş söylemektir. Bu ise, çoğu zaman cinsî yakınlık ve onunla ilgili olan şeyleri ifade eden lâfızlarda cereyan eder.

Çünkü kötü söze alışmış kimselerin birtakım açık-saçık ve müstehcen terimleri vardır. Onları kullanmak hoşlarına gider. Salih kimseler ise, onlardan sakınır. O sözlerin ifade ettiğini kinaye yoluyla zikrederler. Onları ifade etme zarureti hasıl olduğunda işaretlerle onlara değinip, onlara yakın sözlerle ifade ederler.

Yûnus bin Ubeyd hazretleri buyurdular ki: “Kötü bir sözü terk etmek, nefse bir gün oruç tutmaktan daha ağır gelir. Ben tecrübe ettim insanlara sıcak havada oruç tutmanın dili tutmaktan daha kolay geldiğini gördüm.”, “İki şey var ki, bunlar bir kimsede tamam olursa, o kimsenin diğer bütün hâlleri bu iki hâli sâyesinde tamam olur. Birincisi, namazı vaktinde kılacak. İkincisi, dilini kötü ve yersiz sözlerden koruyacak. Bir kimse dilini yersiz sözlerden koruyabilirse, Allahü teâlâ ona mutlaka diğer amellerini düzeltmesini ihsân eder.”

Mehmet Oruç

Çevrimdışı Emir-ül Bahr

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 231
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #1 : 13 Mart 2010, 11:50:38 »
Allah razı olsun teşekkürler İsra.
Gönlünün idrakını duyacaksın
Gönlünü şiirlere, sazlara söyleteceksin
Bütün bunlara söyletemeyecek sırların varsa
Susacaksın...

Hz. Mevlana

Çevrimdışı mardin

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 406
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #2 : 13 Mart 2010, 12:01:41 »
Her sabah, bütün uzuvlar, dile yalvararak derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah’tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.”
 
eline koluna saglık isra kayda deger bir yazı sagol.
ibadetin eftali devamlı olanıdır.

Çevrimdışı osmanlı-torunu

  • okur
  • *
  • İleti: 69
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #3 : 13 Mart 2010, 20:35:36 »
Her sabah, bütün uzuvlar, dile yalvararak derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah’tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.”
 
eline koluna saglık isra kayda deger bir yazı sagol.
Bir meşaiyyun var, bir de işrakiyyun var.
           İşrakiyyun: Önce inanıyor, sonra hikmetini araştırıyor. Meşaiyyun bunun zıddıdır. Kainatı inceler Allah’ı bulur. Bizim
      sûfî mezhebimiz işrakiyyun üzerine kurulmuştur. Zahirilerle  farkımız; biz cevizin içini, onlar kabuğunu yerler.

Çevrimdışı suden

  • suden
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 207
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #4 : 13 Mart 2010, 22:22:49 »
Allah razı olsun.
said,cennetlik kişidir.başkasından ibret alandır.
şaki,cehennemlik kişidir.BAŞKASINA İBRET OLANDIR.

Çevrimdışı ayzerresi

  • okur
  • *
  • İleti: 75
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #5 : 13 Mart 2010, 23:20:04 »
Allah razı olsun en gerekli  hususlardan biriydi.mağlum kendimizi ifade ettiğimiz en önevli organımızdır dil...ve sahip olmayı da bilmek gerekir...
"Ben BeN" DiYeReK sÖzE bAşLaMa nE oLuRsUn...
 " bEn BeN "DeDiKçE sEn YoK oLuRsUn....

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Müslüman edepli olur...
« Yanıtla #6 : 14 Mart 2010, 02:15:10 »
cümlemizden razı olsun
-----------------------------------

İbni Abbas hazretleri buyurdu ki: “Muhakkak Allah, hayâ sahibi ve kerîmdir. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, cimâ’ için dokunmak (lems) kelimesini söylemiştir.

Fuhuş söylemek günahtır. Fuhuş, çirkin söz demektir. Haddi aşan her şeye fâhiş denir. Burada, çirkin olan işleri başkalarına açık kelimelerle anlatmak demektir. Cimâ’ yani cinsel ilişki için ve abdest bozmak için kullanılan kelimeleri söylemek böyledir. Bu kelimeleri söylemek fuhuştur, günahtır. Çünkü bunları söylemek, edebe, mürüvvete ve dine uygun değildir ve hayâyı, utanmayı giderir ve başkalarını gücendirir.

Bunun için Cimâ’ı ve abdest bozmayı anlatmak lâzım olduğu zaman, açık olarak söylememeli, kinâye olarak söylemelidir. (Kinâye), bir şeyi, açık mânaları başka olan kelimelerle anlatmaktır. Edepli olan, sâlih olan, fuhuş söylemeye mecbûr olunca, kinâye olarak söyler.

Hadis-i şerifte, “Fuhuş söyleyenlerin Cennete girmeleri haramdır” buyuruldu. Yâni, bunun azâbını çekmedikçe Cennete giremezler.

Bu sözlerin fâhişlik, aşırılık dereceleri farklıdır. Bazıları bazısından daha fahiştir, kötüdür. Bunlar çoğu zaman memleketin âdetine göre de değişik manalarda kullanılırlar. Bu bakımdan böyle şeyleri açık ibarelerle söylememek daha uygundur. Çünkü açıkça söylemek fâhiş konuşmak demektir. Kadınlardan kinaye yoluyla bahsetmek, âdeten güzel sayılır.

İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: “Konuşma esnasında ‘Benim hanım şöyle dedi, şöyle yaptı’ denilmemelidir. ‘Bizim evden şöyle denildi veya çocukların annesi şöyle dedi’ denilmelidir. Çünkü bu lâfızlarda incelik göstermek güzeldir. Edebi hayayı gösterir.”

Ölçüsüz, açık konuşmalar fâhiş, kötü konuşmaya sevk eder. Kendisinde alaca hastalığı, kellik ve basur gibi birtakım zahirî ayıplar bulunan ve o ayıplardan utanan bir kimseye hitap etmek de böyledir. Bu bakımdan onun o ayıplarının açıkça söylenmesi uygun değildir. ‘Şikayet ettiği hastalık’ ve benzeri tabirler kullanılmalıdır. Bu bakımdan bu hastalıkları açık ibarelerle belirtmek, fâhiş, kötü konuşmaya dahildir...

Mehmet Oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Kötü konuşmanın sebebi
« Yanıtla #7 : 15 Mart 2010, 05:53:24 »
İnsanı fâhiş, kötü konuşmaya teşvik eden iki sebep vardır. Ya muhataba eziyet vermek, üzmek kastıdır veya fuhuş, müstehcen sözlere alışık alçak ve fâsık kimselerle beraber bulunmaktan elde edilen kötü alışkanlıktır, âdetleri küfürbazlık olan kimselerin arkadaşlığından gelen çirkin huydur.

Bir bedevî, Hazreti Peygambere ‘Bana nasihat et!’ deyince Hazreti Peygamber şöyle buyurdu:

 “Takvadan ayrılma! Eğer bir kişi sende olan bir kusurunla seni kınarsa, sen onu onda bulunan bir kusurla kınama! Bu takdirde onun günahı ona olur, ecri de senin olur. Sakın hiçbir şeye küfretme!” Bu bedevî der ki: “Ben, Resulullahın bu nasihatinden sonra hiçbir şeye küfretmedim.”

Yine bir gün Peygamber Efendimiz,

 “Kişinin anne ve babasına küfretmesi, büyük günahlarının en büyüğüdür!” buyurunca, oradakiler “Ey Allahın Resûlü! Kişi nasıl anne ve babasına küfreder?” deyince, Hazreti Peygamber, “Karşıdaki kişinin babasına küfreder, o da onun babasına küfreder. Dolayısıyla babasına küfretmiş olur!” buyurdu.

Hazreti Peygambere biri sordu: “Benim kavmimden bir kişi, şeref bakımından benden eksik olduğu halde bana küfrederse, ben de ondan intikam alırsam bir zararım var mıdır?” Resulullah şöyle cevap verdi: “Sövüşen iki kişi, şeytan gibidir. Onlar köpek gibi hırlaşır, yalan söyler ve ayrılırlar.”
Kötü söz söylemeye alışan kimsede hayâ azalır. Hayâ, çirkin şey yapmaktan, ayıplanmaktan çekinmektir. Hadîs-i şerîfte, “Allahü teâlâdan hayâ ediniz” buyuruldu.

Allahü teâlâdan hayâ etmek, nefsin kötü isteklerini terk etmek, dinin emirlerini yerine getirmek demektir. Hayâsı çok olan, Allahü teâlâdan korkar, O’nun râzı olmadığı işlerden sözlerden kaçınır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Hayâ îmândandır. Fuhuş söylemek cefâdandır. İmân Cennete, cefâ Cehenneme götürür.”

“Mü’min bir kimseye sövmek fâsıklıktır.”

“Birbirine küfreden iki kişinin küfürlerinin mesuliyeti onlardan ilk başlayana aittir. Ta ki zâlimin dediklerinden fazlasını mazlum deyinceye kadar...”

mehmet oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
“Altı şeye söz verirseniz...”
« Yanıtla #8 : 17 Mart 2010, 18:42:43 »
Hayâ ile îmân birlikte bulunur. Biri yok olunca diğeri de yok olur. Kadının hayâsı erkeğin hayâsından dokuz kat daha fazladır. Hadîs-i şerîfte, “Fuhuş insanın lekesi, hayâ zînetidir” buyuruldu. Hayânın en kıymetlisi, Allahü teâlâdan utanmaktır. Ondan sonra Peygamber efendimizden hayâdır. Daha sonra insanlardan hayâ etmek gelir.

Peygamber Efendimiz buyurdu ki:

“Şu altı şeyi yapacağınıza söz verin, ben de size Cennete gireceğinize söz vereyim. Bunlar, namaz kılmak, zekat vermek, emanete riayet, zinadan sakınmak, helal yemek ve dili (elfaz-ı küfür, yalan, gıybet, lanet, malayani gibi) kötü sözlerden korumaktır.”

“Fahiş konuşmaktan sakının! Çünkü Allahü teâlâ ne fahiş konuşmayı ve ne de başkasına işittirmek için fahiş konuşmaya zorlanmayı sevmez.”

Resul aleyhisselam Bedir’de öldürülen müşriklere bile küfretmeyi yasaklayarak şöyle buyurmuştur:

“Onlara sövmeyin! Çünkü söylediklerinizden onlara herhangi bir şey gitmez. Fakat dirileri (onların akrabalarını) üzmüş olursunuz. İyi bilin ki fahiş ve kötü konuşmak alçaklıktır.”

“Cehennemde, birinin ağzından irin ve kan akar. Diğer Cehennemlikler bundan rahatsız olurlar. Bunun için sorarlar. Şu cevap verilir: ‘O adam dünyada çirkin ve habis olan her sözü dinler, cinsî münasebetten (veya fâhiş konuşmaktan) zevk aldığı gibi, o sözlerden zevk alırdı.”

Fuhuş, kötü söz söylemek hayâsızlık alâmetidir. Hayâsı olan, Allahü teâlâdan korkar. Onun, râzı olmadığı işlerden ve sözlerden kaçınır.

Habis söz söylemek, habis adamlara layıktır. Habis adamlara, habis kelam yakışır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Allahü teâlâ, fâhiş konuşan, fâhiş konuşmak için kendisini zorlayan ve çarşılarda bağıran bir kimseyi sevmez.”

Allahü teâlâ, hoş, güzel bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzetti. Çirkin bir sözü de, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzetti. (İbrahim suresi)


Lanet etmek!..

Lanet olsun demek, Allah’ın rahmetinden uzak olsun demektir. Lanet etmek, beddua etmek iyi değildir. Çünkü hadis-i şerifte, “Bir kimse lanet edince, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner” buyurulmuştur.

İbni Mübarek hazretleri, çocuğunu şikâyet edene, “Çocuğa beddua ettin mi?” dedi. O da, evet deyince, “Çocuğun bu hale gelmesine sen sebep oldun!” buyurdu.

Ebûdderdâ hazretleri buyurdu ki: “Herhangi bir kimse, yere lânet okursa, yer ona: ‘İkimizden hangisi Allah’a daha âsi ise, Allah ona lânet etsin!’ der.”

Hazreti Âişe validemiz şöyle anlatır: “Resulullah, Ebubekir Sıddîk’ın bir kölesine lânet okuduğunu duyunca dönüp Hz. Ebubekir’e baktı ve şöyle dedi: “Ey Ebubekir! Hem sıdk, hem lânet edicilik bir arada olur mu? Hayır! Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki olmaz!”

Resulullah efendimiz bu sözünü iki veya üç defa tekrar etti. Bunun üzerine Hz. Ebubekir o gün kölesini âzâd ederek Hz. Peygambere gelip ‘Bir daha böyle yapmayacağım’ dedi.”

Lanet etmek, ister hayvana, ister nebata, ister insana olsun kötüdür. Nitekim Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur:

“Ne Allah’ın lânetiyle, ne gazapla ve ne de cehennemle birbirinize lânet okumayınız.”

Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur: “Lânet edenler, kıyamet gününde ne bir kimseye şefaat edebilirler ve ne de şahid olurlar.”

Huzeyfe bin Yeman şöyle buyurdu: “Birbirlerine lânet okuyan bir kavim, Allah’ın azabına müstahak olur!”

Lanet etmek uygun olmamakla beraber hak edenlere söylemek caizdir. Nitekim âyeti kerimelerde lanetlenilenler olmuştur:

“Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!” (Araf 44)

“Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkârcılara, ebedi kalacakları Cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah lanet etsin! Onlara devamlı azap vardır.” (Tevbe 68)

“Bilin ki, Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir!” (Hud 18)

“Yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet olsun!” (Rad 25)

Mehmet Oruç

Çevrimdışı pembeli

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 120
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #9 : 17 Mart 2010, 18:47:46 »
güzel yazı Allah razı olsun hocam  beddua lanet ile aynı derece demi?????????
« Son Düzenleme: 17 Mart 2010, 19:11:16 Gönderen: pembeli »

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #10 : 17 Mart 2010, 19:27:31 »

"Kul herhangi bir şeyi lânetleyince, lânet semaya çıkar, ama önünde sema kapılarını kapanmış bularak geri döner, arza iner. Sağa sola gider, gidecek bir yer bulamazsa lânet edilene uğrar. O buna ehilse mesele yok, değilse, lâneti yapana döner." (Ebu Davud, Kütüb-i Sitte)

Peygamberimiz (asm) müminlere beddua etmeyi yasaklamıştır. Kendisi müşrik olanlara bile beddua etmekten kaçınmıştır.

Hz. Cabir (ra) anlatıyor:
Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Nefisleriniz aleyhinde dua etmeyin, çocuklarınız aleyhinde de dua etmeyin, hizmetçileriniz aleyhinde de dua etmeyin. Mallarınız aleyhinde de dua etmeyin. Ola ki Allah’ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, istediğiniz kabul oluverir.” (Ebu Davud)

Burada yasaklanan “aleyhe dua” dan maksat dilimizde beddua dediğimiz şeydir, yani kötü temennide bulunmaktır. Kişinin kendisi için, “Gözlerim kör olsun”; evladı için, “Allah canını alsın”; malı için, “yok olsun ateş olsun…” gibi sözler sarf etmesidir. İnsanlar çoğu kere bu çeşit sözleri çok samimi olmaksızın, bir dil alışkanlığı şeklinde sıkça kullanırlar. İşte bu hadiste, Resulullah (asm), bu hareketin müminlik edebine uymadığını, dilimizi zihnimizi böylesi sözlere alıştırmamamız gerektiğini ders veriyor. Bu sözlerin Cenab-ı Hakk’ın duaları kabul ettiği bir ana rastlayacak olursa, pek samimi olmadan yapılan bu duaların bed (kötü) akıbeti ile karşılaşılabileceğini belirtiyor. Bir başka hadiste dualara meleklerin “amin” demeleri sebebiyle kişinin kendisi için hayırdan başka bir temennide bulunmaması tavsiye ediliyor:
“Kendiniz için sadece hayır dileyin. Zira melekler, dualarınıza “amin!” derler. (Kütüb-i Sitte)

Çevrimdışı pembeli

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 120
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #11 : 17 Mart 2010, 19:35:59 »
Allah razı olsun hocam
« Son Düzenleme: 17 Mart 2010, 19:44:37 Gönderen: pembeli »

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
“Lanet için gönderilmedim!”
« Yanıtla #12 : 19 Mart 2010, 03:44:08 »
Uhud gazasında Resulullah Efendimizin mübarek yüzü yaralanıp, mübarek dişi kırılınca, Eshab-ı kiram çok üzüldüler. “Dua et, Allahü teâlâ, cezalarını versin” dediler. “Lanet etmek için gönderilmedim. Hayır dua etmek için, her mahluka merhamet etmek için gönderildim“ ve “Ya Rabbi, bunlara hidayet et, tanımıyorlar, bilmiyorlar” buyurdu. Düşmanlarını af etti. Lanet etmedi.

Zulmedeni af etmek, hilmin, merhametin ve şecaatin en üstün derecesidir. Kendisine iyilik etmeyene hediye vermek de, ihsanın en üstün derecesidir. Kötülük edene ihsanda bulunmak, insanlığın en yüksek derecesidir. Bu sıfatlar, düşmanı dost yapar.

Peygamber Efendimiz ile yürüyen bir kimse devesine lânet okudu. Bunun üzerine Hazreti Peygamber kendisine şöyle dedi: “Ey Allah’ın kulu! Lanete uğramış bir devenin sırtında olduğun halde bizimle beraber yürüme!”

Şeyh İbn-ül Arabi diyor ki: “Kötülük edene iyilik yapan kimse, nimetlerin şükrünü yapmış olur. İyilik edene kötülük yapan kimse, küfran-ı nimet etmiş olur.”

Hakkını alandan, yalnız hakkını geri almak, fazlasını almamak, (intisar) olur. Af etmek, adaletin yüksek derecesi, intisar ise, aşağı derecesidir.

 Adalet, salihlerin en yüksek derecesidir. Af etmek, bazen zalimlere karşı aczi gösterebilir. Zulmün artmasına sebep olabilir. İntisar, her zaman zulmün azalmasına, hatta yok olmasına sebep olur. Böyle zamanlarda, intisar etmek, af etmekten daha efdal, daha sevap olur. Kişi yakınlarına, çocuklarına beddua etmekten, lanetlemekten her zaman kaçınmalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

“Bir babanın duası, ilahi hicaba erişir ve bu hicabı da aşar.”
“Ana-babanın çocuğuna ve mazlumun zalime olan bedduaları, red olmaz.”
“Kendinize, malınıza ve çoluk çocuğunuza beddua etmeyin! Duaların kabul olduğu bir saate rastlar da bedduanız kabul olur.”

Kimlere lanet edilir!..

İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Laneti hak eden kötü kimselere genel olarak lanet etmek caizdir. Fakat bunun da şartları vardır. Bu şartlardan birisi “Allah’ın laneti, Yahudilerin, Hristiyanların, Mecusilerin, zanilerin, zâlimlerin, din düşmanlarının üzerine olsun demek gibi isim bildirmeden genel olarak söylemek.

Kafir de olsa belli şahıslara lanet ederken dikkatli olmak lazımdır. Burada ancak şer’an lanet etmenin caiz olduğu insana lanet okumak caizdir. “Allah, Firavun’a ve Ebû Cehil’e lanet etsin” gibi. Çünkü bu kimseler küfür üzerinde ölmüşler ve bu durum kesin bilinmektedir.

Yaşayan Yahudi ve Hristiyan kimseye lanet etmek caiz değildir. Çünkü bu sözde tehlike vardır. Bunun dönüp Müslüman olma ve Allah nezdinde Müslüman olarak ölme ihtimali vardır. O halde onun mel’un olduğuna hükmedilemez. Önemli olan sondur. Bunun için lanet etmekten kaçınmalıdır. Ayrıca kâfir lanetlenmediği için lanetlemeyene bir vebal yoktur.

Küfür üzerinde öldüğü kesin bilinen bir kimseye lanet okumak caizdir. Fakat Müslüman bir yakınına eziyet vermemek şartıyla. Eğer bir Müslüman akrabası rahatsız oluyorsa caiz olmaz. Peygamber aleyhisselam Tâif’e giderken bir kabrin yanından geçti ve kime ait olduğunu Hz. Ebu Bekir Sıddîk’tan sordu. O da, ‘Bu kabir, Allah’a ve Hz. Peygambere âsi olan Said bin Âs’ın kabridir’ dedi. Bu söz üzerine Amr bin Said üzüldü. Bu kimse ayrıldıktan sonra Resulullah Hz. Ebu Bekir’e, “Ey Ebu Bekir! Kâfirlerden bahsettiğiniz zaman umumî bir şekilde bahsediniz. Çünkü isim zikrettiğiniz zaman evlâtlar babaları için kızarlar” buyurdu.

İbni Ömer hazretleri şöyle demiştir: “Allah nezdinde insanların en sevimsizi, halka ta’n eden (kötüleyen, küfreden) ve lânet okuyanlardır.”

Bir insanın aleyhinde beddua etmek de mesuliyet bakımından lanete yakındır. Hatta zâlimin aleyhinde beddua etmek bile böyledir. İnsanın meselâ, “Allah ona sıhhat vermesin”, “Allah ona selâmet vermesin” demesi ve benzeri sözler gibi... Çünkü böyle söylemek kötüdür...

mehmet oruç

Çevrimdışı pembeli

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 120
Ynt: Konuşmada sıkıntı vermek
« Yanıtla #13 : 19 Mart 2010, 12:20:16 »
Zulmedeni af etmek, hilmin, merhametin ve şecaatin en üstün derecesidir. Kendisine iyilik etmeyene hediye vermek de, ihsanın en üstün derecesidir. Kötülük edene ihsanda bulunmak, insanlığın en yüksek derecesidir. Bu sıfatlar, düşmanı dost yapar.

Allah razı olsun hocam

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
“Aranızdaki konuşma emânettir!
« Yanıtla #14 : 01 Nisan 2010, 04:00:28 »
İki kişi arasındaki gizli konuşma sırdır. Taraflara emanettir. Emanete hıyanet edilmez. Nitekim bu hususta Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kişi konuşurken dönüp etrafına bakarsa, onun bu konuşması, konuşmasının dinleyene emânet olduğuna delâlet eder (ifşa edilmemesi gerekir).”

Hazreti Peygamber, başka bir hadîs-i şerifinde bunu kayıtsız şartsız olarak şöyle ifade etmiştir: “Aranızdaki konuşma emânettir.”

Hasan-ı Basrî hazretleri şöyle buyurmuştur: “Arkadaşının sırrını söylemen hainliktir.”

Rivayet ediliyor ki Hz. Muaviye, kardeşi Utbe’nin oğlu Velid’e bir sırrını söyledi. Velid, babasına dedi ki:

-Ey babacığım! Emîr’ul-Mü’minîn bana bir sırrını söyledi. Ben, emîr’ul-mü’minîn’in başkasından gizlediklerini senden gizlemediğini görüyorum. Sana o sırrı söyleyeyim mi?
-Ey oğul! O sırrı bana söyleme! Çünkü sırrı sakladığın müddetçe o senin elindedir. O sırrı açıklarsan artık o senin aleyhinde olur!
-Babacığım! Bu durum baba ile evlat arasına da girer mi?
-Hayır! Böyle bir şey evlât ile baba arasına girmez. Fakat ben senin dilini sırları söylemek suretiyle başıboşluğa alıştırmanı istemem!

Velid dedi ki: Amcam Muaviye’ye geldim ve ona bu durumu haber verdim. Bunun üzerine bana şöyle dedi: “Ey Velid! Kardeşim (baban) seni yanlışlığın köleliğinden azat etmiştir. Dolayısıyla sırrı açıklamak hainliktir.”

Eğer bu açıklamada başkasının zarar görmesi söz konusu ise haram olur. Eğer başkasının zarar görmesi söz konusu değilse alçaklık olur.

Hikmet ehli bu konu ile ilgili buyurdu ki:

“İnsan, söylemediği sözün hakimi, söylediği sözün mahkûmudur.”

“Sır, insanın esiridir. Açıklayınca, insan ona esir olur.”

“Sırrını akıllıya söylersen, seni zelil görür. Ahmağa söylersen, başkalarına söyler, sana hıyanet eder.”

Mehmet Oruç