Gönderen Konu: Kötülük edeni affedebilmek  (Okunma sayısı 3048 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ABI HAYAT

  • Ziyaretçi
Kötülük edeni affedebilmek
« : 19 Şubat 2008, 00:08:07 »

Kötülük edeni affedebilmek


Zulmedeni affetmek, hilmin, merhametin ve şecâatin en üstün derecesidir. Kendisine iyilik etmeyene hediye vermek, ihsanın en üstün derecesidir. Kötülük edene ihsanda bulunmak ise, insanlığın en yüksek derecesidir. Bu sıfatlar, düşmanı dost yapar. Ra’d suresinin yirmi ikinci âyetinde mealen: (Onlar, şu kimselerdir ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler. Namazlarını dosdoğru kılarlar. Kendilerine verdiğimiz rızktan gizli ve âşikâr infâk eder, verirler. Kendilerine kötülük yapanlara, iyilik ederler. O müminler için ahiret saadeti ve rahatı vardır) buyurulmuştur.

Peygamber efendimiz; (Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!) buyurmuştur.

Muhyiddin Arabi hazretleri de; “Kötülük edene iyilik yapan kimse, nimetlerin şükrünü yapmış olur. İyilik edene kötülük yapan kimse, küfran-ı nimet etmiş olur” buyurmuştur.

Abdullah-ı Dehlevi hazretleri, Müslümanlara karşı çok şefkatli ve merhametli idi. Seher vakti bütün Müslümanlara dua ederdi. Kötülük gördüklerine de iyilik yapardı. Kudretullah Han isminde bir komşusu vardı. Abdullah-ı Dehlevi hazretlerine sıkıntı verir, gıybetini yapar, aleyhinde konuşurdu. Bir gün Kudretullah Han hapse düşer. Abdullah-ı Dehlevi hazretleri, onun hapisten çıkması için çok uğraşır fakat bunu ona hiçbir zaman söylemez.

Ebu Ali Sekafi hazretleri, güzel ahlak sahibi idi. Kendisine kötülük edenleri bağışlar ve nasihat ederdi. Bu zatın kuşçuluk yapan bir komşusu vardı. Her zaman sıkıntı verirdi. Ebu Ali Sekafi hazretlerinin evinin damına konan güvercinleri taşlayıp uçururdu. Bir gün Ebu Ali Sekafi hazretleri evinin damında oturmuş Kur'an-ı kerim okuyordu. Kuşçu komşusu yine güvercinlere taş attı. Lakin attığı taş bu defa Ebu Ali Sekafi hazretlerinin alnına rastladı ve yardı. Yüzünden aşağı kanlar akmaya başladı. Etraftan bu hâli görenler; "Şimdi Ebu Ali hazretleri şehrin vâlisine gider, onu şikayet eder ve zararını defeder. Zirâ vâli onun ricasını kabul eder. Böylece hepimiz onun zararından kurtuluruz" dediler. O zaman Ebu Ali hazretleri hizmetkârını çağırdı ve; "Evladım! Şimdi şu bahçeye git ve uzunca bir çubuk yap getir" buyurdu. Hizmetçi çubuğu hazırlayıp getirince; "Şimdi şu çubuğu kuşçu komşumuza götür ve şu güvercinleri taş atarak değil de, bu çubukla uçurmasını söyle" buyurdu. Hizmetçi gidip Ebu Ali Sekafi hazretlerinin sözlerini söylediğinde, kuşçu yaptıklarına pişman oldu ve özür diledi.

Hâce Behâeddin Zekeriyyâ hazretleri, tevâzu sahibi, gayet alçak gönüllü bir zat idi. Hiç kızmazdı. Haddini bilmeyenlerden kendisini üzenler, rahatsız edip sıkıntı verenler, hatta daha da aşırı giderek bağırıp çağıranlar, hakâret edenler olurdu. Bunların hepsine sabreder, hepsini affeder, hepsini hoşgörü ile karşılar, kötülük edenlere, sıkıntı verenlere iyilikle karşılık vermeye çalışır ve; "Hak yolu seçenler, Allahü teâlâya giden yolda denenirler, imtihan edilirler. Başkalarından gelen sıkıntılara karşı sâkin ve sabırlı olmak yetmez. Aynı zamanda onlara gül demeti sunabilmelidir" buyururdu.

İmam-ı Zeynelabidin hazretleri buyurdu ki:
“Kıyâmet günü, fazilet sahipleri kalksın diye çağrılır. İnsanlar arasında bir grup kalkar. Onlara;
-Hadi Cennete giriniz denilir. Onlar Cennete giderken meleklerle karşılaşırlar. Melekler;
-Nereye gidiyorsunuz derler.
-Cennete derler.
-Hesaptan önce mi Cennete giriyorsunuz? derler.
-Evet cevabını verirler.
-Sizler kimlersiniz? dediklerinde,
-Biz fazilet ehliyiz derler.
-Sizin faziletiniz nedir? diye sorarlar. Onlar da;
-Dünyada bize hakâret edildiğinde tahammül ederdik. Bize zulmedildiğinde sabrederdik ve bize kötülük yapıldığında affederdik derler. Bunun üzerine melekler,
-Hadi Cennete giriniz. Salih amel işleyenlerin mükâfâtı ne güzeldir, derler.”

Ebu Hafs-ı Haddâd hazretleri, Allahü teâlâya ve Onun kullarına karşı edep hakkında şöyle buyururdu:

"Allahü teâlâya karşı edep, onun emirlerini ihlâs ile yerine getirmek, Ondan korkmak, çekinmek. Bir bela ve sıkıntı sırasında insanlara güzel muamele, genişlik zamanında yumuşaklıkla, nefsin yoksulluğa düşmekten çekindiği zamanlarda cömertlik ve kerem ile davranmak, gücü yettiği zaman affetmek, insanlara merhamet ve şefkat göstermek, gelmeyene gitmek, kötülük yapana iyilik etmektir.”

Ebu Hüseyin Verrâk hazretleri şöyle anlatmaktadır:

"Biz talebeliğimiz sırasında, şu hususlara dikkat ederdik. Bize verilen şeyleri, ihtiyacımız olsa bile severek muhtaç birine verirdik. Bize kötülük yapanlardan asla intikam almaz, hatta onları mazur görüp özür dilerdik. Hakâret gördüğümüz kimseye iyilik yapardık. İçimizdeki kötü düşünceler yok oluncaya kadar ona ihsanda, ikramda bulunurduk."

Netice olarak herkese iyilik yapmalı, kötülük edenlere, kötülükle karşılık vermemelidir. Aklı olan, İslam’ın güzel ahlakı ile süslenir. Herkese iyilik eder. Kendisine kötülük yapanlara iyilikle karşılık verir.

Hikmet ehlinin buyurduğu gibi:
"Mert isen, kötülük yapana, iyilik yap."

alinti.

Çevrimiçi İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Kötülük edeni affedebilmek
« Yanıtla #1 : 19 Şubat 2008, 00:29:23 »
Ellerinize sağlık,Allahrazı olsun

Çevrimdışı rését

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 302
Ynt: Kötülük edeni affedebilmek
« Yanıtla #2 : 19 Şubat 2008, 11:54:27 »
çok güzel bir yazı insan ders alıyor ama genede insanın içine yerleşen o duygular hep ön safhada duruyor musade etmıyor affetmeye...