Gönderen Konu: maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar  (Okunma sayısı 18341 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1267
maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« : 19 Haziran 2005, 04:53:25 »

forum.antoloji.com/tartisma/tartisma.asp?mesaj=3042319&forum=13078'dan

bir üyenin esarilik ve maturidilik arasindaki farklarla ilgili bir kac yerden derleyip yazdigi bazi maddeleri buraya alintiladim

ICindeki bazi maddeler bana yanlis gibi geldi.. ama aradaki farklari anlatan böyle derli toplu bir yazi da henüz elime gecmediignden enteresan buldum ve buraya alitniladim:

Eş’ari ile Matüridî’nin ihtilafları Matüridî, Eş’ari ile birlikte ehli sünneti temsil etmesi ve Mu’tezililerle mücadelelerinden dolayı fikirlerinde paralellik gözükmesine rağmen aralarında ihtilaf mevcuttur. Bu ihtilafların sayısı bazı kaynaklarda 13 olarak telaffuz edilirken, bazılarında 40, hatta 73’e varan sayılarla ifade edilmektedir.

Matüridî ile Eş’ari arasındaki başlıca fikir ayrılıkları şunlardır: 1. Cüz’i irade:Eş’arilere göre cüz’i iradeyi Allah yaratır. Matüridîlere göre ise cüz’i iradeyi Allah yaratmaz2. Hüsün ve kubuh:Eş’arilere göre hüsün ve kubuh, yani bir şeyin iyi veya kötü olduğu aklen bilinemez. Hüsün ve kubuh, Allah’ın emir ve nehiyleriyle bilinir. Allah bir şeyi emrettiyse o şey iyidir. Allah bir şeyi yasak etti ise o şey kötüdür. Matüridîlere göre ise hüsün ve kubuh akıl ile idrak olunur. Emir ve nehiy bir şeyin iyi veya kötü olduğuna delalet eder. Herhangi bir şey iyi ise Allah onu emretmiştir. Kötü ise Allah onu yasak etmiştir. 3. Allah’ı tanıma: Eş’ariler, Allah’ı tanımanın şer’an vacip olduğunu söylerler. Matüridîler ise Allah’ı tanımanın aklen vacip olduğu fikrindedirler.4. Tekvin: Eş’ariler tekvini itibarî bir sıfat olarak kabul ederler. Hakikî sıfat olarak kabul etmezler. Matüridîler ise tekvinin, kudret ve irade gibi hakiki bir sıfat olduğunu söylerler.5. Kula gücü yetmeyecek şeyleri teklif: Eş’arilere göre Allah’ın kula gücü yetmeyecek şeyleri teklif etmesi caizdir. Mesela cisimleri yaratmak gibi. Matüridîlere göre ise Allah’ın kulun gücü yetmeyeceği şeyleri ona teklif etmesi caiz değildir.6. İlliyet ve hikmet: Eş’ariler ‘Allah’ın fiileri için sebep aranamaz’ der. Onun fiileri hikmet ile bağlı da değildir. Çünkü Allah yaptığından sorumlu değildir. Sorumlu olan kullardır. Matüridîlere göre Allah abesten münezzehtir. Allah’ın fiilleri hikmeti icabı meydana gelir. Çünkü Allah Hakîm’dir, Alîm’dir. Allah tekvinî fiilerinde ve teklifî hükümlerinde hikmetini gösterdi ve irade etti. Hasılı Allah’ın fiileri hikmeti ile bağlıdır ve fiiller bir sebebe bağlıdır. Bu Allah’ın abesle meşgul olmasının icabıdır. Allah yaptıklarından sorumlu değildir. 7. Ezelde ma’duma hitap: Eşariye’ye göre ma’duma ezelde ilahî hitap taalluk eder. Buna göre Allah ezelde Mükellim’dir. Matüridîye’ye göre Allah ezelde Mükellim değildir. Çünkü ma’duma ezelde ilahi hitap taalluk etmez.8. Nübüvvet için Cinsiyet: Eş’arilere göre nübüvvet için erkeklik şart değildir, kadınlar da nebi olabilirler. Nitekim Meryem, Asiye, Sare, Hacer, Havva ve Hz. Musa’nın annesi nebidirler.Nübüvvetin Matüridîlere göre ise nübüvvetin şartlarından birisi erkek olmaktır. Kadınlar nebi olamazlar.9. İbadetin ifası: Eş’ariler müslim olmayanın ibadetle mükellef olduğu reyindedir. Onlara göre gayri müslimler bu sebeple de ceza görürler. Matüridîler ise, müslim olmayanların ibadeti ifa ile mükellef almadıkları reyindedirler. Onlar küfürden dolayı ceza görürler ve fakat ibadeti ifa etmedikleri için cezaya çarptırılmazlar. 10. İrtidat: Eş’arilerce mürted yeniden imana dönerse amelleri de avdet eder. Matüridîlere göre ise mürted imana dönse de amelleri avdet etmez.11. Tevbe-i ye’s: Eş’arilerce tevbe-i ye’s makbüldür. Maturilerce makbul değildir.12. Kur’ân: Eş’arilerce Kur’ân’ın bazı âyetleri, bazılarından büyüktür. Matüridîlere göre ise, büyük olamaz. Mensupları tarafından ‘Hidayet sancağı’, ‘Hidayet önderi’, ‘Kelamcıların lideri’ gibi övgülere mazhar olan ve ve buna rağmen tabakat ve mezhep tarihi kitaplarında isminden bahsedilmeyen Matüridî, hayatı boyunca ehl-i sünnet akidesini öğretmek ve müdafaa etmek için çaba göstermiştir. Gerek tamamen akla dayanan Mu’tezile ile, gerekse nakle dayanan selef akidelerinin iyi yönlerini birleştirmiş ve ehl-i sünnet çizgisini muhafaza etmiştir.
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1267
maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« Yanıtla #1 : 19 Haziran 2005, 04:54:40 »
maturidilere göre iradei cüziyeyi Allah yaratmaz sözü fahis hata.
Her seyi Hz. Allah yaratir. Yaratmak baska iradeyi kullanmak baskadir. Tevbei yeis maturidilerce de makbuldur. Diger maddelerden bazilarinda da bu hatalar olabilir. Hata olmadigini bildiklerim de var, ama bu yaziya cok güvenmek yanlis.
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı Gülfabrikasısahibi

  • okur
  • *
  • İleti: 66
maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« Yanıtla #2 : 19 Haziran 2005, 10:59:45 »
Maturidi olmak hata midir ? tam anlayamadim bu konuyu biraz aciklar misiniz 4 hak mezheb icinde diye biliyorum ben maturidi ve eşariligin.
Bu zamanda Husrev'in aleyhinde olmak benim aleyhimde ,risale-i nur aleyhinde ve bizi perişan edenlerin lehinde bir azim hıyanettir.Said Nursi

Çevrimdışı Uludag

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 928
    • www
Ynt: maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« Yanıtla #3 : 27 Şubat 2008, 21:37:59 »
Kelam ilminde müceddid İmam-ı Rabbani KS hazretleri de Maturidiyeye münasib ictihadlarda bulunmuştur. Bizim okuduğumuz metni akaid, şerhi akaid ve Ramazan Efendi gibi eserlerde maturidiyyeye göredir. İmam-ı Rabbani KS Mektubatı Şerifi ahır zamanın imamı Hz. Mehdi ve onun evlatlarına hediye etmek için yazdığını açıklamışlardır. Hakiki İmam-ı Rabbani evladları Ehl-i Sünnet vel-Cemaatidirler. Eshabı Kiram yolundadırlar. Rıyazet, yalnızlık, keramet, istiğrak gibi şeylere iltifat etmezler sadece Ümmeti Muhammede nasıl hizmet ederiz faydalı oluruz sadece onun derdiındediırler. Bir tanesi bile bir kasabanın ihyasına yeter.  &))
Ya rabbi, şu acizi ümmeti Muhammede hizmet etmeğe muktedir kıl.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6994
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« Yanıtla #4 : 27 Şubat 2009, 15:21:31 »
Kelam ilminde müceddid İmam-ı Rabbani KS hazretleri de Maturidiyeye münasib ictihadlarda bulunmuştur. Bizim okuduğumuz metni akaid, şerhi akaid ve Ramazan Efendi gibi eserlerde maturidiyyeye göredir. İmam-ı Rabbani KS Mektubatı Şerifi ahır zamanın imamı Hz. Mehdi ve onun evlatlarına hediye etmek için yazdığını açıklamışlardır. Hakiki İmam-ı Rabbani evladları Ehl-i Sünnet vel-Cemaatidirler. Eshabı Kiram yolundadırlar. Rıyazet, yalnızlık, keramet, istiğrak gibi şeylere iltifat etmezler sadece Ümmeti Muhammede nasıl hizmet ederiz faydalı oluruz sadece onun derdiındediırler. Bir tanesi bile bir kasabanın ihyasına yeter.  &))

Önemli malumatlar vermişsiniz yine :)

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« Yanıtla #5 : 08 Kasım 2010, 21:30:25 »
Alıntı
Önemli malumatlar vermişsiniz yine

 &))
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı duha

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 5144
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« Yanıtla #6 : 28 Kasım 2010, 20:23:33 »
Teşekkürler
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: maturidilik ve Es'arilik arasindaki farklar
« Yanıtla #7 : 29 Mayıs 2012, 01:43:52 »
Hanefi ve Matüridi Mezheblerinin Fazileti

Mâdem ki, namâzda kırâet farzdır ve hadîste gelmişdir ki, (Fâtiha'sız namâz yoktur). Bunun için hakîkî kırâeti bırakıp, hükmî kırâete karar vermek, ya’nî kendisi Fâtiha okumayıp, imâmın okuduğu Fâtiha ile yetinmek, bana pek ma’kûl gelmediğinden, hanefî mezhebinde imâm arkasında kırâete dâir, sarîh delîlin bulunmasını arzû ederdim. Ammâ mezhebe ri’âyet sebebiyle, yine Fâtihâ okumazdım ve bu okumamayı riyâzet ve mücâhede kabîlinden sayardım. Nihâyet Allahû Teâlâ mezhebe ri’âyet etmenin bereketiyle (ki durup dururken [veyâ dünyevî bir menfa’at için] başka mezhebe geçmek ilhâddır) hanefî mezhebinde imâmın arkasında namâz kılan cemâ’atin Fâtiha okumamasının hakîkatini bildirdi ve basîret nazarımda, hükmî kırâetin, hakîkî kırâetden dahâ güzel olduğunu gösterdi.

Şöyle ki:
İmâm ve cemâ’at hep birlikde, münâcât makâmında duruyorlar. Çünki namâz kılan Rabbine münâcâttadır buyurulmuştur ve imâmı bu işde re’îs edinmişlerdir. O hâlde imâm ne okur, ne söylerse, sanki cemâ’atinin dilinden söylemektedir. Şuna benzer ki, bir gurup insan büyük bir pâdişâhın huzûruna bir iş için çıkarlar ve içlerinden birini re’îs [başkan] seçerler ve hepsinin ağzından onun konuşmasını ve ihtiyâçlarını arz etmesini isterler. Re’îsleri ihtiyâçlarını arz etmek için konuşurken, onlar da konuşmağa başlarlarsa, edeb dâiresinin dışına çıkmış olurlar ve pâdişâhın rızâsından dışarı taşarlar ve o huzûrda uygun olmayan iş yapmış olurlar. Demek ki, bu cemâ’atin seçtikleri re’îsin onların dilinden ihtiyâçları arz etmesindeki hükmî konuşmaları, onların ayrı ayrı konuşmalarından dahâ iyidir. Bunun gibi, imâm okurken, cemâ’atin de okuması, ortalığı karıştırmak, huzûru bozmak olup, edepten uzaktır.
Hanefî mezhebi ile şâfi’î mezhebi arasındaki ihtilâflı mes’elelerin çoğu bu şekilde olup, görünüş ve şekil şâfi’î tarafını tercîh, içi ve hakîkati hanefî mezhebini te’yîd tarafındadır. Bu fakîre bildirildi ki, kelâm ilmindeki ihtilâflarda hak [doğru ve isâbetli görüş] hanefî tarafındadır. Ebû Hanîfe Hazretleri Tekvîn sıfatını, hakîkî [sübûtî] sıfatlardan biliyor. Her ne kadar görünüşte Tekvîn [yaratma], Kudret ve İrâdet sıfatlarına rücû’ ediyorsa da, ince ve dikkatle ve ferâset nûru ile bakılırsa, Tekvînin ayrı bir sıfat olduğu anlaşılır. Diğer ihtilâflı mevzû’lar da buna benzetilebilir.
Fıkh ilmindeki ihtilâflı mes’elelerin çoğunda, hakkın, ya’nî doğru içtihâdın ve isâbetin hanefî tarafında olduğu şüphesizdir. Az bir kısmında ise tereddüt vardır.
Bu fakîr, bu büyükler yolunun dahâ ortalarında idim ki, Resûlullah’ı “sallAllahü aleyhi ve âlihi ve sellem” vâkı’amda [uyanıkken gözlerim kapalı veyâ rü’yâda] gördüm.
Bana:
“Sen, kelâm ilmi müçtehidlerindensin” buyurdu. İşte o zamândan beri kelâm ilmindeki mes’elelerin her birinde, bu fakîrin ayrı bir görüşü ve husûsî bir ilmi vardır. Mâtüridî ve Eş’arîler arasındaki ihtilâf olan mes’elelerin çoğunda, o mes’elelerin ilk anlaşılması zamânında hak Eş’arîler tarafında anlaşılıyor ise de, ferâset nûru ve keskin nazarla bakınca, Mâtüridîlerin haklı olduğu ortaya çıkıyor. Kelâm ilmindeki ihtilâflı mes’elelerin hepsinde, bu fakîrin görüşü Mâtüridî âlimlerinin görüşlerine [içtihâdlarına] uygundur ve gerçekden Mâtüridî büyükleri, Sünnet-i seniyyeye “alâ sâhibihassalâtü ves-selâmü vet-tehıyye” mütâba’atda yüksek ve büyük şân sâhipleridir. Diğerlerine ise, bir takım felsefî görüşler karıştırılmış olmakla, o mertebe müyesser olmamaktadır, her ne kadar ikisi de Hak ehli iseler de.

Bu büyüklerin en büyüğü olan İmâm-ı a’zam, en büyük rehber Ebû Hanîfe’nin “radıyAllahü anh” yüksek şân ve mertebesinden ne yazayım ki, Şâfi’î, Mâlik ve Ahmed bin Han-bel “radıyAllahü anhüm” dâhil, bütün müçtehidlerin ilmi, vera’ı ve takvâsı en çok olanı idi. Nitekim imâm-ı Şâfi’î “rahmetullahi aleyh”, “Bütün fıkıh âlimleri Ebû Hanîfe’nin çoluk çocuğudur” buyurmuştur.

Sağlam haberlerle bize geldi ki, imâm-ı Şâfi’î, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe’nin kabrini ziyârete gittiği zamân, kendi içtihâdını bırakır, kendi içtihâdı ile amel etmez ve:
“Bu büyük İmâmın huzûrunda, onun içtihâdına uymayan içtihâdımla amel etmekden hayâ ederim” buyurur ve orada namâz kıldığı zamân imâmın arkasında Fâtiha okumaz ve sabâh namâzında da kunût duâsını okumazdı. Evet, Ebû Hanîfe’nin büyüklüğünü, kıymet ve şânının yüceliğini Şâfi’î “radıyAllahu anhümâ” bilir. Yarın kıyâmete yakın Îsâ “alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” gökten inince, Ebû Hanîfe’nin mezhebi ile amel edecektir. Nitekim, Muhammed Pârisâ Hazretleri (Fusûl-i Sitte) kitâbında bunu yazmaktadır. Sâdece bu büyüklük ona yetişir ki, ulûl-azm bir peygamber onun mezhebi ile amel edecek. Diğer yüzlerce büyüklük ve mertebe buna eşit olamaz.

Yüksek mürşidim [Muhammed Bâkı Billah] “kuddise sirruh” buyurdular ki, bir kaç gün imâmın arkasında olduğum hâlde Fâtiha okudum. Bir gece rü’yâda İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe Hazretleri’ni gördüm. Kendisini medheden çok güzel bir kasîde okuyordu.
Okuduğunun kısaca ma’nâsı şöyle idi:
"Benim mezhebimde nice evliyâlar var idi."
O geceden i’tibâren cemâ’atle kıldığım namâzlarda artık bir dahâ Fâtiha okumadım.



Mebde' ve Me'âd / İmâm-ı Rabbânî Hazretleri (k.s.)
(Başlangıç ve Son)