Gönderen Konu: Mezhepsizle Münazara  (Okunma sayısı 8193 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı muallim_abi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 425
Mezhepsizle Münazara
« : 19 Şubat 2006, 02:09:32 »

Askerlik yaptığım şu sıralarda, daha acemi birliğinde iken MEZHEPSİZ zihniyetli, vehhabi taraftarı birkaç kişi ile çeşitli münazaralarım olmuştu.. Büyükler "kişi bilmediğinin düşmanıdır" derler.. Onlar der de, söz doğru olmaz mı..

Eserleri okumadan, kulaktan duyma bilgilerle kesilen ahkamlar.. Örneğin, İbni Teymiyye isimli habis insanın İbn-i Arabi Hazretlerine "kafir" dediğini bilirdim, okumuştum, ama bir müslümanın bu sapığa uyup büyüklere bu derece dil uzatabileceği pek aklıma yatmazdı..

Acemi birliğinde bulunan bazı vehhabilerin, daha tanımadan etmeden bu büyüklere dil uzattıklarını ve bilmedikleri halde sınıflandırdıklarını görünce cehaletin ne kadar fena birşey olduğunu anladım.. İbn-i Arabi (k.s.) Hazretleri (haşa) kafirmiş.. İmam-ı Gazali az biraz iyiymiş.. İmam-ı Rabbani Hazretleri iyi ve büyük alimmiş.. Biz Şeyh-i Ekber dediğimiz için, biz de kafir oluyormuşuz..

Bu saydığım zevatın kaç kitabını okudunuz sorusuna verilen cevap koccaman bir "hiç" şeklinde.. O halde çok büyük alim olduğu kabul edilen İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bile, İbn-i Arabi Hazretlerine Şeyh-i Ekber dediğini cahil nereden bilecek?

İlk sorduğumda şafii olduklarını belirtip, sonra güneşin dünyaua olan açısına göre mezhep değiştiren, kah hanbeli, kah hanefi olan insanlar..

Ve yine kesilen ahkam.. Neymiş? SAHİH olan hadislere uyulur, alimlere uyulmazmış.. Fıkh kitaplarına uymak yanlışmış..

UFAK MÜNAZARA

İşte böyle bir vaaz esnasında girmiştim salona.. Orada bulunan türklere, sahih hadise uymanın önemini anlatıp, fıkh kitaplarına uymanın yanlış olduğunu açıklıyordu vatandaş.. Zayıf hadislere itibarın fenalığını anlatıyordu.. Biraz kulak müsafiri oldum.. Sonra şöyle dedim:

- Yani fıkh kitabında yazan ile, sahih hadiste yazan birbirine uymazsa, biz sahih hadise uyacağız öyle mi?

- Tabii.. Resulullah'ın sahih hadisine uyulur, alimlerin sözünün kıymeti yoktur.. Onlar dinde ahkam kesemez..

- İyi de sahih hadisi nereden bileceğiz?

- Sen Kütübi Sitteyi, Buhari'yi bilir misin?

- Duydum..

- İşte onda hep hadisler sahihtir..

- Müslim de var..

- Evet o da hep sahih..

- Ama Buhari'nin bazı hadisleri, Müslim'e göre sahih değildir.. Veya tam tersidir.. Veya aynı kitapta birbirine zıt hüküm içeren iki ayrı hadis bulunur..

- Olmaz öyle şey..

- Bilmediğin için olmaz diyorsun.. Sana bir soru soracağım, madem fıkh kitaplarında bazen sahih hadis terkedilip, zayıf hadis ile amel edilmiş ve bu sana göre yanlış.. Buyur bir misal ile ele alalım..

- Buyur..

- Şu salonda kaç kişiyiz.. 50 kişi varız.. Şimdi kapı açılsa ve komutan "SOYUNUN" diye emir verse.. Hepimiz soyunur bekleriz.. Bu emri toplam 50 kişi duymuştur.. Komutan kapıyı kapattı gitti.. Diğer kapı açıldı ve doktor 45 kişiyi muayenehaneye aldı.. Salonda 5 kişi kaldı.. Komutan o ara yine geldi ve "GİYİNİN" emrini verdi.. Şimdi bizim bölük olarak çıplak mı gezmemiz gerekir, yoksa üstümüzü giyinip gezmemiz mi?

- Giyinmemiz gerekir, zira emir var..

- İyi de bu emri 5 kişi duydu, 45 kişi soyunun emrine uydu.. Şimdi teker teker bizim binaya gitsek ve ordan sorsalar.. Komutan ne dedi deseler.. 50 kişi SOYUNUN dedi diyecek, 5 kişi TEKRAR GİYİNİN dedi diyecek.. 50 kişinin haberi, 5 kişinin haberinden hem kuvvetli ve hem de sahih değilmidir?

- Öyledir ama, komutan emir vermiştir.. Herkesi kapsar..

- Resulullah Efendimiz (s.a.v.) bir emri neshettiği vakit, bu da herkesi kapsamaz mı? Bu durumda bazen ZAYIF haberin, SAHİH haberi neshetmesi mümkün olmaz mı?

- ....

- Buna nasih-mensuh ilmi derler.. Detayı çoktur, ancak bu ilimleri okumadan sırf hadis bilgisi ile ahkam kesilmez.. Sonra içkiyi içip namaza yaklaşmamaya da cevaz çıkar..

- Olur mu yav, içki haramdır..

- Ayette içki içmenin caiz, bu halde iken namaza yaklaşmanın yasak olduğu yazıyor..

- Sonra ama haram olduğu bildirilmiş..

- Neden sonrasına bakıyorsun? Ayet ayet ilerleyelim, her ayetin kendi hükmünü alalım..

- Olur mu öyle şey? Toplamına bakmak lazım..

- Bak ayetlerde bunu düşünüyorsun da, hadislerde neden düşünmüyorsun? Sahih bir hadis görürsem uyarım hemen diyorsun.. Hiç demiyorsun ki, acaba bundan başka bir hadis var mıdır konu ile alakalı.. Acaba bu hükm değişmiş midir.. Senin SAHİH HADİSE UYARIM demen, sapık insanın İÇKİYİ İÇERİM, NAMAZA YAKLAŞMAM demesinden farksız.. At gözlüğü ve cehalet ile ilerlemekten ibaret.. Ayeti kerimede bilmediklerimizi alimlerden sormamız emredildi.. Bir insanın doktora başvurmadan eczaneden hap alması tehlikelidir.. Muhaddisler eczanede satış elemanı gibidir, fakihler olmadan o ilacları kullanamaz ve veremezler.. Bu hususta İbni Haceri Mekki hazretlerinin Ameş'ten rivayeti vardır.. Fıkh kitaplarında her hüküm delilleri ile vesikalandırılmış, hangi haberin fıkhi olarak ne manaya geldiği bildirilmiştir.. Sahih hadis demek, (mutlak manada) kendisi ile amel edilen hadis demek değildir; sahih hadis demek, aktaran muhaddis imamın usulüne göre ravi silsilesi sağlam hadis demektir.. Umummu hususmu, nasih mi mensuh mu olduğuna bakılmadan.. Yoksa neshedilmiş bir hadis, isterse muttefekun aleyh olsun, yine amel zincirine eklenmez.. Hz. Zübeyr'e ipek giyme izni verildi.. Hususi olan bu izin ümmet için delil olmaz.. Hz. Arfece'ye altın burun izni verildi, bu da delil olmaz.. Haberin sıhhati başkadır, amel edilebilirliği başkadır.. Bunu da alimler ancak açıklar..

- ....

Selam ve dua ile..
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk..
nemsavi@hotmail.com / incemeseleler.com

Çevrimdışı hisar

  • okur
  • *
  • İleti: 74
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #1 : 26 Eylül 2006, 11:45:13 »
Alıntı

Askerlik yaptığım şu sıralarda, daha acemi birliğinde iken MEZHEPSİZ zihniyetli, vehhabi taraftarı birkaç kişi ile çeşitli münazaralarım olmuştu.. Büyükler "kişi bilmediğinin düşmanıdır" derler.. Onlar der de, söz doğru olmaz mı..

Eserleri okumadan, kulaktan duyma bilgilerle kesilen ahkamlar.. Örneğin, İbni Teymiyye isimli habis insanın İbn-i Arabi Hazretlerine "kafir" dediğini bilirdim, okumuştum, ama bir müslümanın bu sapığa uyup büyüklere bu derece dil uzatabileceği pek aklıma yatmazdı..

Eden bulur.Sizin de eleştirdiğiniz kişilerden pek farkınız olamadığı için. başınıza geliyor olmasın....
üşüncen Gül İse Sen Bir Gül Bahçesindesin...

Çevrimdışı sahsuvar

  • okur
  • *
  • İleti: 80
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #2 : 15 Ekim 2006, 02:30:47 »
bu meshepsızler son zamanlarda nette epeyce cırıt atmaya basladı.sankı bırılerı dugmelerıne basmıs gıbı,gecen ıkı hafta boyunca bızde epey tartıstık adamlarla....bızlerıde kafır sayıyorlar....epey sertlesmelerden sonra terk edıp gıttıler....ne dıyelım Allah c.c. hıdayet etsın

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1267
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #3 : 16 Ekim 2006, 17:03:21 »
Ya her yol "diyalog"a cikar oldu..

Mezhep tanimayan bir insana mezhep nasil tanitilir konulu bir yaziya, "aha siz de diyaloga laf atiyordunuz, o da sizin büyükleirnize laf atmis" gibi bir cevap???

Muhyiddini Ibni Arabi hazretlerini siz büyük saymiyor musunuz?
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı hisar

  • okur
  • *
  • İleti: 74
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #4 : 16 Ekim 2006, 21:07:20 »
Büyük saymak ne demek! ben büyük saysam ne olacak saymasam ne olacak ben onun büyüklüğüne toz kondurabilir miyim? Ben kimim?
Ama sorun şurdan çıkıyor. Bize günümüz dilinde anlayacağımız şekilde Muhyiddin ibni Arabilerin İmam Gazalilerin Şah-ı Nakşibendilerin kitaplarından çok değerli bilgileri kırık testisinden sızdığı kadar bize anlatmaya çalışan Hocamızı nerdeyse Papanın çırağı konumuna düşürmeye çalışanların köklü bir zihniyet değişimine gitmeleri elzemdir. Onlar açısından düşününce bunun böyle olması gerekmektedir. Değişmiyeceğiz kardeşim! diyorlarsa o da onların bileceği iş ahiret gününde yaptıkları her davranışın hesabını vereceklerini hatırlatırım sadece. EyvAllah :!:
üşüncen Gül İse Sen Bir Gül Bahçesindesin...

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1267
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #5 : 18 Ekim 2006, 01:26:32 »
... de,

bunun burada isi ne?

kendi derdini öyle bir yere baglamissin ki, insan acaba? demeden edemiyor...

Onlari bugünün diline uyarlama falan gibi sözler de yersiz.. Imami Gazali'nin 4 ciltlik ihyasini türkcesinden okuyoruz, bal gibi de anliyoruz..

Ister kirik olsun ister saglam olsun, herkesin testisi kendine aittir. Ibni Arabi hazretlerinin yeri ayridir, sevenleri katinda M. Fethullah Gülen'in yeri ayridir..

Illa birbirine karistirip durarak, durduk yerde kendinizi, tüm islami cemaatelerin kabul ettigi zatlarla yaris etmeye kalkmis durumuna düsürmeyin...

Yanlis söz, söylendigi yere laf getirir...

Bugüne kadar M. F. Gülen'le ilgili yakisiksiz sözler oluyorsa, bunda biraz sakirdlerinin, yersiz sözlerinin de rolü var...


Olayi körüklemek degil niyetim.. Taslarin yerli yerine oturmasi.. Yerinde tutulmayan tas kör kursun olarak degerlendirilebilir.. Sizin imajinizin selameti icin söylüyorum..

measselam..
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #6 : 18 Ekim 2006, 01:36:20 »
Alıntı yapılan: "racül"
... de,

bunun burada isi ne?

kendi derdini öyle bir yere baglamissin ki, insan acaba? demeden edemiyor...

Onlari bugünün diline uyarlama falan gibi sözler de yersiz.. Imami Gazali'nin 4 ciltlik ihyasini türkcesinden okuyoruz, bal gibi de anliyoruz..

Ister kirik olsun ister saglam olsun, herkesin testisi kendine aittir. Ibni Arabi hazretlerinin yeri ayridir, sevenleri katinda M. Fethullah Gülen'in yeri ayridir..

Illa birbirine karistirip durarak, durduk yerde kendinizi, tüm islami cemaatelerin kabul ettigi zatlarla yaris etmeye kalkmis durumuna düsürmeyin...

Yanlis söz, söylendigi yere laf getirir...

Bugüne kadar M. F. Gülen'le ilgili yakisiksiz sözler oluyorsa, bunda biraz sakirdlerinin, yersiz sözlerinin de rolü var...


Olayi körüklemek degil niyetim.. Taslarin yerli yerine oturmasi.. Yerinde tutulmayan tas kör kursun olarak degerlendirilebilir.. Sizin imajinizin selameti icin söylüyorum..

measselam..

 :x
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı muallim_abi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 425
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #7 : 04 Kasım 2006, 16:48:34 »
Alıntı yapılan: "hisar"
Alıntı

Askerlik yaptığım şu sıralarda, daha acemi birliğinde iken MEZHEPSİZ zihniyetli, vehhabi taraftarı birkaç kişi ile çeşitli münazaralarım olmuştu.. Büyükler "kişi bilmediğinin düşmanıdır" derler.. Onlar der de, söz doğru olmaz mı..

Eserleri okumadan, kulaktan duyma bilgilerle kesilen ahkamlar.. Örneğin, İbni Teymiyye isimli habis insanın İbn-i Arabi Hazretlerine "kafir" dediğini bilirdim, okumuştum, ama bir müslümanın bu sapığa uyup büyüklere bu derece dil uzatabileceği pek aklıma yatmazdı..

Eden bulur.Sizin de eleştirdiğiniz kişilerden pek farkınız olamadığı için. başınıza geliyor olmasın....


Ehli sünneti bilmeyenin de basina gelir de, anlamaz veya sallamaz.. Aradaki gercek fark bu olsa gerek..
Okuduk, okuttuk, unuttuk; üç kaf bir araya geldi, olduk bir kukuk..
nemsavi@hotmail.com / incemeseleler.com

Çevrimdışı afka

  • okur
  • *
  • İleti: 96
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #8 : 19 Mart 2007, 21:18:43 »
mezhepsizlik hastalıktır
Sünnet, "Asrı Saadeti" çağa taşımaktır

Çevrimdışı afka

  • okur
  • *
  • İleti: 96
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #9 : 19 Mart 2007, 21:38:21 »
mezhepsizlik oryantalizmin başka bir boyutu.
Sünnet, "Asrı Saadeti" çağa taşımaktır

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #10 : 20 Mart 2007, 01:18:57 »
Alıntı yapılan: "afka"
mezhepsizlik hastalıktır


tarih boyunca oldugu gibi.vesselam
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı afka

  • okur
  • *
  • İleti: 96
Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #11 : 20 Mart 2007, 17:47:03 »
alıntı


Soru: "İhlas yayın grubu Seyyid Kutup, Efgani, Abduh, Elbani vs. gibilerini mezhebsizlikle itham ediyorlar. Delillerini de kaynaklarından vererek gösteriyorlar, biz de kabul ediyoruz. (...).Bakalım sıra kimde. VAllahi korkuyorum sizin aleyhinizde de Ehl-i Sünnet olmadığınıza dair bir iddia çıkacak diye. (...) grubunun sitesini tetkik ederken bir de ne göreyim, Muhammed Ebu Zehra, Ebul Hasan Ali en-Nedvi, Seyyid Sabık, Mustafa İslamoğlu v.s. gibileri mezhebsiz ilan edilmiş. (...) Biz kimi okuyacağız, kimden ilim ahzedeceğiz?

Seyyid Kutup'la beraber zikrettiklerimi ilmimin kıtlığından zaten cesaret edip okumam. (...) Ebu Zehra ve onu müteakip saydıklarımı okuyordum. Lakin şüpheye düştüm. Bunlar da mı sakıncalıdır? İhlas internet sitesi "Ömer Nasuhi okunur lakin onda bile hata vardır. Çünki öşür farzdır. Öşre fetva vermediği için bir çok müslümanın bu farzı terkine sebebiyet vermiştir" diyorlar. İkinci grupta saydığım zevatın kütüb-i diniyyeleri okunur mu? Bu site varsa yoksa biz Saadet-i Ebediyye namındaki ilmihali okuruz diyorlar. Said Nursi'nin risalelerini bile yanlışlıkla itham ediyorlar. Başka cemaat de bilakis Saadet-i Ebediyye'nin muteber bir kitap olmadığını, fetvaları muvafık olmadığını söylüyor..."

Cevap: Soruda zikredilen internet sitesini (dinibilgiler.org) ziyaret ettim ve liste halinde verilen 31 isim ile en sonda yer alan karışık listeyi inceledim. (Soruda M. İslamoğlu'nun da "mezhepsizler" arasında sayıldığı söylendiği halde mezkûr iki listede onun ismi yok.)

İcmali olarak şunu söyleyebilirim: Zikredilen isimler hakkında dile getirilen tenkitlerin bir kısmı doğru ve yerinde iken, bir kısmı da yanlış anlamadan ve daha başka sebeplerden kaynaklanan hatalı tesbitler içeriyor. Ancak tenkitlerin genel havası, ilmî titizlikten uzak bir tavırla kaleme alındıkları intibaını veriyor. Üslup bana hiç yabancı gelmedi. Bu köşede geçen yıl bir süre devam eden ve Irak'ın işgali ile yarım kalan "Ehl-i Sünnet" tartışmasını izleyenler de siteyi ziyaret ederlerse aynı kanaate varacaklardır.

(Yeri gelmişken bir istitrat yapayım: Bahse konu sitede, işaret ettiğim tartışmaya gönderme yapılarak, "Yazarın birisi, "Evet Hamidullah bid'at ehlidir, ama hizmeti çoktur" dedi. Ben de, bid'at ehlinin ameline sevap verilmez dedim. O da, bid'at ile ilgili hadislerin, kiminin zayıf, kiminin ise uydurma olduğunu söyledi. Kaynaklar verdi. Diğerleri gibi bu yazarın da bilmediği husus, ictihad ictihadla nakzedilmediği gibi, bir âlim başka bir âlimin kitabındaki hadise uydurma demekle o hadis öteki âlime göre de uydurma olmaz..." deniyor. Oysa bu satırları yazan "allame", Vehbe ez-Zuhaylî'yi ve Muhammed Yusuf el-Kandehlevî'yi, (ayrıntısını burada veremeyeceğim bir rivayeti eserlerine aldıkları için) Hz. Ömer (r.a)'e iftira atmakla suçlarken aslında kendi kendini nakz ettiğinin farkında değil. Zira ez-Zuhaylî ve el-Kandehlevî, Hz. Ömer (r.a) hakkındaki o rivayeti kendi kafalarından uydurmuş değiller. Kaynakları Abdürrezzâk b. Hemmâm'ın "el-Musannef"i ve Sa'îd b. Mansûr'un "es-Sünen"i... Şimdi eğer "bir âlim başka bir âlimin kitabındaki hadise uydurma demekle o hadis öteki âlime göre de uydurma olmaz" tarzındaki işbu "keşif" doğruysa allamemizin "iftira" demesiyle söz konusu rivayet uydurma olmaz. Değilse "ne bu şiddet, bu celal"?..)

Konuya dönecek olursak, Ömer Nasuhi Bilmen ve Ali Fikri Yavuz (Allah ikisine de rahmet eylesin) gibi isimlerin bile cüz'î yanılgılarını –haklarında yazılan birkaç satır içinde– öne çıkarmak tasvip edilebilecek bir tavır değil...

Bunun yanında, söz konusu listelerde bilgi hataları ihtiva eden ifadeler bulunduğunu da belirtmem gerekiyor. Söz gelimi Sahabe'nin tamamının müçtehid olduğunun söylenmesi, Takiyyüddîn es-Sübkî'ye ait olan –ve el-Kevserî'nin üzerine ta'likler yazarak neşrettiği "es-Seyfu's-Sakîl"in el-Kevserî'ye ait gösterilmesi... böyledir.

Cemaleddin Efgânî, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Seyyid Sâbık, Nâsıruddîn el-Albânî gibi isimlere gelince, mezheplerle başlarının pek hoş olmadığı, hatta mezhep uleması hakkında yer yer ölçüsüz ifadeler kullandıkları malum. Dolayısıyla hakkaniyet icabı bu zevat hakkındaki tenkitlerin yerinde olduğunu söylemek gerekiyor.

Seyyid Kutub ve Muhammed İkbal'in de Ehl-i Sünnet itikadı ile bağdaşmayan bazı görüşlere sahip bulunduğu doğrudur...

Tek tek isimler üzerinde ayrıntılı olarak durmak yerine –aynı bağlamdaki diğer okuyucu sorularına da icmalî cevap vermiş olmak bakımından– "ilke" üzerinde durmanın daha uygun olacağını belirtmek durumundayım. O ilke şudur: Dilimizde Ehl-i Sünnet çizgide kaleme alınmış –gerek telif, gerekse çeviri– birçok Kelam/İtikad kitabı mevcuttur. Bunlardan istifadeyle kimin hangi görüşünün Ehl-i Sünnet mihengine vurulduğunda alınması veya atılması gerektiğini anlamak zor değildir. Yeter ki başka meselelerle uğraştığımız kadar Ehl-i Sünnet itikadını öğrenmeye de zaman ve enerji ayıralım...
Sünnet, "Asrı Saadeti" çağa taşımaktır

Çevrimdışı clausewitz

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 19
Ynt: Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #12 : 26 Aralık 2009, 21:55:35 »
Ister kirik olsun ister saglam olsun, herkesin testisi kendine aittir. Ibni Arabi hazretlerinin yeri ayridir, sevenleri katinda M. Fethullah Gülen'in yeri ayridir..

İbn Arâbî çok farklı bir alim, alimden de öte. kader konusunu daha kuantum mekaniğinin felsefi sonucu olan "fuzzy logic" henüz keşfedilmemişken çözmüş olması beni kendisine hayran bıraktırmıştır:) "tasarım, tesadüf ve zorunluluğun" ayrımını batılılar henüz uyuyorken yapmıştır, tabi bu sadece bazı yönleri, onda daha ne cevherler var, sonuçta o bir grandmaster. dünya daha onu yeni keşfediyor...
« Son Düzenleme: 26 Aralık 2009, 21:59:58 Gönderen: clausewitz »

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: Mezhepsizle Münazara
« Yanıtla #13 : 16 Şubat 2010, 19:46:40 »
Güzel bir yazı daha.
〰〰〰〰🐠