Gönderen Konu: Mezhepsizleri nasıl tanırız ?  (Okunma sayısı 11066 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Mezhepsizleri nasıl tanırız ?
« Yanıtla #15 : 10 Ağustos 2011, 12:23:55 »

Yanlış konuşanları tenkit etmek

Sual:
Cübbeli hoca; Vehhabilik, mutezile gibi sapık mezheplerin yanında, İbni Teymiyye, M. Abduh, Ali Şeriati, M. İslamoğlu, Y. N. Öztürk, Z. Beyaz, A. Oktar, A. R. Demircan, H. Karaman, A. Bulaç gibi yazarları da tenkit ediyor. Tenkitlerinde, kiminin Cehennem ebedi değil dediğini, kiminin mason Abduh’u övdüğünü, kiminin kendisini Mehdi sandığını, kiminin mezhepsizliğini ilan ettiğini, kiminin kaderi, kabir azabını ve şefaati inkâr ettiğini, kiminin Hıristiyanları Cennete sokmaya çalıştığını, kiminin de, Kur’an-ı kerimdeki bazı âyetlerin tarihsel dediğini bildiriyor. Bu tenkitleri yerinde midir?

CEVAP
Dine aykırı konuşan kimseleri tenkit etmek, elbette yerindedir. Tenkit etmezse, o zaman suç işlemiş olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ortalık karıştığı, yalanlar yazıldığı, âdetlerin ibadetlere karıştırıldığı ve Eshabıma dil uzatıldığı zaman, doğruyu bilenler herkese bildirsin! Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti, doğruyu bilip de, gücü yettiği halde bildirmeyene olsun!) [Deylemi]

(Bid’atler yayılıp, sonra gelenler, öncekilere lanet ettiği zaman, doğruyu bilenler herkese söylesin! Söylemeyip gizleyen, Allah’ın indirdiği Kur’anı gizlemiş olur.) [İ. Asakir]

Cübbeli hoca, bu hadis-i şeriflerin gereğini yerine getirmeye çalışıyor. Kendisini tebrik ediyor, Allahü teâlâ yardımcısı olsun diyoruz.

Aynı konuların bir kısmına kısaca dokunalım:
1- Hazret-i Mehdi gelmemiştir. Hiç kimse kendinin veya hocasının Mehdi olduğunu söyleyemez; çünkü Mehdi’nin birçok alametleri vardır. Bu alametler günümüzdeki insanlarda yoktur. Hazret-i Mehdi’nin adı Muhammed, babasının adı Abdullah ve kendisi seyyid olacaktır. Gökten bir melek, (Bu Mehdi’dir) diyeceği hadis-i şerifle sabittir. Daha başka alametleri de vardır. Bu vasıfları taşıyan hiç kimse gelmedi.

2- İbni Teymiyye gibi cehennem ebedi değil denmesi Kur’an-ı kerime aykırıdır. Birçok âyet-i kerimede cennet ve cehennemin ebedi olduğu bildiriliyor. (Bekara 25, Al-i İmran 116, Maide 85, Enam 128, Tevbe 68, Hud 107)

3- İmanın altı esasından biri kadere imandır. Kaderi inkâr eden kâfir olur. Kader hakkında birçok âyet-i kerime vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Ölüm zamanını takdir eden ancak Allah’tır.) [Enam 2]

(Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazıldı.) [Kamer 52, 53]

(Biz, her şeyi kaderle yarattık.) [Kamer 49]

(Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.) [Sebe 3]

Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Kadere inanmak, iman esaslarındandır.) [Ebu Davud, Tirmizi]

(Kaderi inkâr edenin İslam’dan nasibi yoktur.) [Buhari]

(Ahir zamanda kaderi inkâr edenler çıkacaktır.) [Tirmizi]

(Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder.) [Taberani]

(Kadere, hayra ve şerre inanmayan iman etmiş sayılmaz.) [Tirmizi]

4- Kabir azabını inkâr eden Ehl-i sünnetten çıkar. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kabir azabı haktır.) [Buhari]

İmam-ı a’zam hazretleri buyurdu ki: Kur'an-ı kerimde (Onlar, sabah akşam ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde, “Firavun hanedanını azabın en çetinine sokun!” denilecek) buyuruldu. (Mümin 46) [Sabah akşam görecekleri azap, Kıyametten öncedir. Âyetin devamında onların şiddetli azaba sokulacağı bildiriliyor. Birincisi kabir azabı, ikincisi ise cehennem azabıdır. (El-Kavl-ül fasl)]

İmam-ı Gazali hazretleri de, (Bu âyet kabir azabını gösteriyor) buyurdu. (İhya)

İmam-ı Süyuti hazretleri, kabir azabı ile ilgili Şerhussudur isminde müstakil bir eser yazmıştır. Buhari ve Müslim ve diğer hadis kitaplarındaki kabir azabıyla ilgili hadis-i şerifleri nakletmiştir. Her hadis kitabında kabir azabı bildirilmektedir. Kabir azabını inkâr eden, bütün hadis kitaplarını inkâr etmiş olur. Ehl-i sünnetin dışında kalır.

5- Şefaati inkâr eden de Ehl-i sünnet olamaz. Şefaatle ilgili birkaç âyet-i kerime meali:
(O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]

(Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.) [Meryem 87] (Bu iki âyette, Allahü teâlânın izin verdikleri şefaat edecek, başkaları edemez diyor.)

(Allah’ı bırakıp da, taptığı putlar şefaat edemez. Ancak hak dine inanıp ona şahitlik eden kimseler şefaat eder.) [Zuhruf 86] (Putlar elbette şefaat edemez. Ama hak yoldakilerin şefaat edeceği bu âyette de açıkça bildiriliyor.)

(Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir?) [Bekara 255] (Bu âyet de Allah’ın izniyle şefaat edileceğini gösteriyor.)

(Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) [Zümer 44] (Demek ki çok şefaat edecekler vardır ki, hepsi de Allahü teâlânın iznine bağlıdır.)

Şefaatin hak olduğunu bildiren çok hadis-i şerif var bir tanesi şöyledir:
(İmanla ölen günahkârlara şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan İmam-ı a’zam hazretleri, (Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir) buyurdu. (Fıkh-ı ekber)

6- Ehl-i kitab olan Yahudi ve Hıristiyanların cennete gideceğini söylemek Kur’an-ı kerime de hadis-i şeriflere de aykırıdır. Bir âyet-i kerime meali:
(Elbette, ehl-i kitab [Yahudi ve Hıristiyan] veya müşrik olan bütün kâfirler cehennem ateşindedir, orada ebedi kalırlar.) [Beyyine 6]

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Beni duyup da iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan elbette Cehenneme girecektir.) [Hâkim]

7- Kur’an-ı kerime tarihsel diyen, hükmü kalmadı diyen, Ehl-i sünnetten çıkmakla kalmaz, kâfir olur. Bir âyet-i kerime meali:
(Bugün, dininizi ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim, beğendim, razı oldum.) [Maide 3]

İslamiyet’ten başka din aramak kâfirliktir. Allah başkasını kabul etmez. Bir âyet-i kerime meali:
(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]

Bid’at ehlini tenkit etmek

Sual:
Cübbeli Ahmet hoca, mezhepsizleri, dinde reformcuları, kendini veya hocasını Mehdi sayanları, (Yahudiler ve Hıristiyanlar da Cennete gidecek) diyenleri tenkit ediyor. Ayrıca bir konuşmasında, Rusya’da bir Hıristiyanın, bir hocaya Müslüman olduğunu söyleyince, o hocanın, (Hıristiyanlar da Cennete gideceğine göre, Müslüman olmana gerek yok) dediğini, hatta yazar Ali Eren’de bu kimsenin telefon numarasının olduğu, isteyenlerin arayıp sorabileceğini de söyledi. Cübbeli hocanın böyle şeyler anlatması ve bid’at ehli sapıkların yanlış görüşlerini açığa çıkarması, tasvip edilir mi?

CEVAP
Elbette tasvip edilir. Herkesin gücü nispetinde, emr-i maruf ve nehy-i münker yapması gerekir. Cübbeli hocanın bu konularda anlattıkları doğrudur.
 

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Mezhepsizleri nasıl tanırız ?
« Yanıtla #16 : 10 Ağustos 2011, 13:45:40 »
Mezhepsiz İlahiyat Profesörlerine Verilen Emirler …

...

Kemalist vesayet rejimi, ilahiyat fakültelerindeki elemanlarına ve işbirlikçilerine şu misyonu vermişti:

1. İslam dininde reform yapılacak.

2. Dinde köklü değişim yapılacak.

3. Dinde yenilik yapılacak.

4. Şeriatsız ve fıkıhsız yepyeni bir İslam türetilecek.

5. Müslüman halk sekülerleştirilecek, yani din ile hayat birbirinden ayrılıp kopartılacak.

6. Pakistan’dan kovulan Fazlurrahman’ın Tâtiliye (tarihsellik) mezhebi hâkim mezheb haline getirilecek.


7. Diyanet, Sünnî bir kurum olmaktan çıkartılacak ve mezhepler üstü yapılacak.

8. Kemalizme uygun bir İslam oluşturulacak.

9. Yeni bir İslam Protestanlığı çıkartılacak.

10. Peygamberin (Salat ve selam olsun ona) hadîsleri AB standartlarına, Kemalist ideolojiye ve Feminizme göre ayıklanacak. (BBC News’de yayınlanan “Turkey in radical revision of Islamic texts” başlıklı ve Robert Pigott imzalı yazıyı veya Türkçe tercümesini (internette var) okuyunuz.)

11. Türkiye’deki Sünnî halk mümkün olduğu kadar fazla hizip ve fırkaya ayrılacak.

12. Farmason Afganî büyük bir din imamı (önderi) olarak gösterilecek.

13. Yeni naylon “müctehidler” çıkartılacak.

14. İslam’ın tek hak din olduğu inancı kırılacak, üç hak ibrahimî din vardır akımı çıkartılacak.

Bu planlar maalesef hayata geçirilmiş bulunmaktadır. Müslümanlar onlarca büyük, yüzlerce orta, binlerce küçük hizip ve fırkaya ayrılmıştır. Ortaya, bazıları küfre giden ve götüren bir yığın bozuk fetva ve ictihad konulmuştur. Ümmet paramparça edilmiş, Müslümanlar birbirleriyle çekişmeye başlamıştır.
 Halk ve gençliğin önemli bir kısmı, gerçek dindarlıktan uzaklaştırılmış, faydasız veya zararlı münakaşaların içine itilmiştir.

Dinde bid’atler çıkartılmıştır.  
Sünneti yıkmak için yoğun faaliyet yapılmıştır.  
Mezhepsizlik yangını körüklenmiştir.

İslam’ı, Tevhid’i, Kur’anı, Resulullahı, Şeriat-ı Ahmediye’yi red, inkar ve tekzib eden kafirler de Cennetliktir bozuk inancı ortaya atılmıştır.

Farmason Afganî’nin tezi olan “Her Müslüman Kur’andan kendi re’y ve hevasına göre hüküm çıkartıp ictihad yapabilir” yolu açılmıştır.

Televizyonlarda, basında seviyesi çok düşük dinî programlar tertiplenerek en mukaddes konular ayağa düşürülmüştür.

Birtakım reformculara milyonlarca dolarlık servetlere kavuşma yolları açılmıştır.

Reform, yenilik ve değişim konusunda çok yüksek telif ücretleri dağıtılmıştır.


Ehl-i Sünnet İslamlığını yıkıp yerine yüzlerce ayrı ve birbirinden kopuk kiliselerden oluşan bir İslam Protestanlığı için hayli yol alınmıştır.

İslam’ı ve Ümmet’i içinden çökertmeye yönelik yıkıcı, tahrip edici faaliyetlere son verilmezse, Ümmet olarak geleceğimiz karanlıktır.

Bugünkü kaos, tefrika, çekişme ve anarşi içinde din ve iman kardeşliği kavramı yerlere serilmiş, çiğnenmektedir. Kimler tarafından? Maalesef bir kısım Müslümanlar tarafından.


...


Mehmet Şevket EYGİ - 25 Temmuz 2011 Pazartesi