Gönderen Konu: Muhterem Başörtülü Kardeşlerim  (Okunma sayısı 5099 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sedat_islam

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 231
    • Milli Görüş Forum
Muhterem Başörtülü Kardeşlerim
« : 31 Mayıs 2005, 10:17:20 »

Muhterem Başörtülü Hanımefendi Kardeşlerim,

Bendeniz İlahiyat Fakültesi mezunu, evli ve iki çocuk babası bir kardeşinizim. Hergün binlerce insanın geçtiği işlek bir yol üzerinde bir dükkanım var. Bu yüzden birçok farklı insan görüyor ve yine birçok insanla görüşüyorum.
Sizlere bu mektubu yazmamın sebebi hergün gördüğüm insanların içinde yer alan yüzlerce başörtülü kardeşimin bazılarında tesbit ettiğim giyinme yanlışları hakkında sizleri uyarmak istememdir.

Buna cür`et etmemin sebebi de Yüce Rabbimiz Allah`ın şu ayeti ve önderimiz Hz. Muhammed`in (s.a.v.) şu sözleridir:
* "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Al-i İmran Suresi Ayet 104)
* "Sizden birisi bir kötülük görürse onu eli ile değiştirsin, buna gücü yetmezse dili ile değiştirsin, buna da gücü yetmezse kalbi ile bu durumu kötü görsün; ki bu da imanın en zayıfıdır." (Hadis-i Şerif)
* "Ya iyiliği emreder, kötülüğü menedersiniz; ya da başınıza Allah`tan gelecek bir musibeti beklersiniz." (Hadis-i Şerif)
* "Muhakkak ki din nasihattır." (Hadis-i Şerif)

Muhterem Kardeşlerim,
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bazı İslam düşmanlarının iftiralarının aksine bu din, kadını hor gördüğünden değil; tam aksine onu herkesin istediği şekilde göremeyeceği nadide bir mücevher gibi kabul ettiğinden, onu kem gözlerden korumak istediğinden yani ona değer verdiğinden dolayı örtünme emrini getirmiştir. Şu bilinmelidir ki İslam`dan başka hiçbir sistem, hangi inançtan olursa olsun, sonuçta bütün insanların ulaşmak istediği en değerli yer olan Cennet`i, "anneler`in ayağının altında" kabul edecek kadar; "Sizin en iyiniz kadınlarına karşı en iyi olanınızdır." diyecek kadar ve doğum sırasında ölen kadını "şehid" kabul edecek kadar kadınlara değer vermemiştir.

Başörtüsü ve örtünme emri, farz olduğu "müslümanlar" tarafından kesin olarak bilinen bir emirdir; bu konuda hiç bir şüphemiz yoktur ve müslümanlar bu emri severek yerine getirirler. Çünkü onlar Allah`ın ve Rasulunün emirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar ve "şiddeti her tarafa yayılacak olan büyük bir günün azabından" korkarlar.

Son senelerdeki başörtüsü tartışmaları, bazı bilgisiz veya kötü niyetli kişilerin yanlış veya
kasıtlı yorumları halkımızdan bazı kesimleri yanıltma ve sanki İslam`da örtünme emri yokmuş gibi bir hava estirme amacı gütmektedir. Birtakım yeni yetme İlahiyatçı veya din adamı görüntüsündeki şahıslar dünyada tek akıllı kendileri kalmış gibi Allah`ın ve Peygamberi`nin bu kesin emrini ilgili ayet ve hadisleri kendi hevesleri doğrultusunda yorumlayarak yozlaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu kişilere sormak gerekir; örtünme emrini (hâşâ) Peygamberimiz`den başlayarak asırlar boyunca bütün Sahabe, herbiri yüzlerce eser vermiş bütün İslam alimleri ve sonra bütün Müslümanlar yanlış anladı da; üç-dört kitap yazmayla profesör olan bu yeni yetmeler mi doğru anlıyor(?) Tabii ki hayır... Hadi bir anlık bütün dînî emir ve kavramları bir tarafa bırakalım, din diye birşey yok farzedelim; bu durumda bile başörtüsü bizim için vazgeçilmezdir. Çünkü başörtüsü bizim örfümüzde, kültürümüzde, tarihimizde kayıtlıdır, kazılıdır: İşte Anadolu Kurtuluş Savaşı`nda kağnıyla cepheye mermi taşıyan başörtülü ninelerimiz, işte köyüne saldıran düşmana satırla girişen Nene Hatunlar, işte örtüye uzanan bir düşman eli sebebiyle Maraş`tan Güneydoğu Kurtuluş hareketini başlatan Kahraman Maraş halkı ve işte "İstiklal Marşımızın yazarı" büyük şair, büyük insan Mehmet Akif Ersoy ve onun iki dizesi...
Kızımın iffeti batmakta rezîlin gözüne;

Acırım tükrüğe billâhi tükürsem yüzüne!

Başörtüsüne karşı duran bir Anadolu insanı bırakın dinine karşı olmayı, kendi milliyetine ve kültürüne karşıdır demektir, bir zamanlar Maraş`ta örtüye el uzatan düşmanla aynı safta demektir... Bu girişin ardından tekrar esas konumuza dönelim.

Çok Değerli Başörtülü Hanım Kardeşlerim,

Örtünme emrinin amaçları arasında siz değerli hanım kardeşlerimizi kem gözlerden, hain bakışlardan korumak ve yabancı erkeklerin dikkatinin üzerlerinize çekilmemesini sağlamak olmasına rağmen, bazı kardeşlerimiz bu emri yerine getirmeye çalışırken yaptıkları hatalarla bu amaçların tersinin gerçekleşmesine sebep oluyor ve maalesef örtünüyoruz sandıkları halde örtünmüyorlar.

Bu durum da sizleri seven ve saygı duyan biz erkek din kardeşlerinizi üzüyor. Çünkü siz bizler için çok değerlisiniz. Sizler bizim ya anamız, ya bacımız, ya kızımız ya da hanımımızsınız. Bizler sizin yalnızca Allah`ın emrini tutarak örtünmenizden dolayı sizlerle gurur duyuyoruz, sizler bizim namusumuz ve Fatih`leri doğuran ve doğuracak en değerli varlıklarımızsınız, bizler sizin saçınızın bir telini bile esen rüzgardan sakınırız, kıskanırız.

Şimdi burada öncelikle konumuzla ilgili olan ve eğer müslümansak bizleri bağlaması gereken, hanımların giyinmesi ile ilgili bir ayeti, Peygamberimizin sözleri olan hadislerden birkaçını ve O`nun ocağında yetişmiş değerli hanımı Hz. Aişe`nin iki sözünü sizlere hatırlatmak istiyorum:

1- Ayet: "Mü`min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları hariç, zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar... Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar..." (Nûr Suresi Ayet 31.)

2- Hadis: Hz. Aişe`den rivayet edildiğine göre bir gün kızkardeşi Esma ince bir elbise ile Rasulullah`ın huzuruna girmişti. Hz Peygamber bunun üzerine hemen ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ey Esma! Şüphesiz kadınlar erginlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir." Hz Peygamber bunu söylerken yüzünü ve ellerini işaret etti. (Ebu Davud Libas 31.)
3- Hadis: "Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52.)
4- Hadis: Birgün Peygamberimiz bir arkadaşına Mısır`da dokunmuş bir keten kumaş vermiş, yarısından kendine gömlek diktirmesini, diğer yarısından ise hanımının giysi yapmasını istemiştir. Ancak daha sonra şöyle buyurmuştur: "Hanımına git söyle altına bir gömlek diksin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 156.)
5- Peygamberimizin Hanımı Hz. Aişe`nin Sözleri: Temim Oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz Aişe`yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz Aişe onlara şöyle dedi: "Eğer sizler mü`minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü`min değilseniz o zaman durum değişir."

Yine birgün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi: "Nûr Suresine inanan bir kadın bunu örtünmez." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 157.)
6- Hadis: "Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur." (Tirmizi, Edeb, 35; Nesâî, Zîne, 35)
7- Hadis: "Kadınlardan erkeklere benzeyenlerle; erkeklerden kadınlara benzeyenler bizden değildir." (Buhârî, Libas, 61)

Muhterem Başörtülü Kardeşlerim,

Şimdi sizlere bu mektubu yazma sebebim olan noktalara değinmeye geçebilirim. Burada bazı hanım kardeşlerimizin özellikle yaz aylarında düştükleri örtünme ve giyinme yanlışlarını madde madde sayarak sizleri uyarmak istiyorum:

A- SOKAKTA GİYİLEN ELBİSEDE YAPILAN YANLIŞLIKLAR:
1- İçi gösteren astarsız ve ince gömlek, elbise, özellikle etek (şifon ve organze türü):

Bazı kardeşlerimiz sokakta dış elbise olarak, güneş ışığı veya dükkanların ışıkları vurduğu zaman ve hatta ışık vurmadan bile içini gösteren ince elbise veya ceket altı etek giyiyorlar. Bu da çok vahim sonuçlara neden oluyor ve maalesef bazen içiniz görünüyor. Bu tür giyinme hatası geçen yaz mevsiminde had safhada idi bu yaz da öyle olacağa benziyor. Kardeşlerimiz bu tavırlarıyla yukarıda saydığımız 2, 3, 4 ve 5. hadislere aykırı davranıyorlar. Lütfen bu yanlışa düşmeyin.
2- Dar ve vücuda yapışan elbise, tişört ve gömlek:

Sokakta dış elbise olarak bu tür şeyler giyilince vücut hatları belli oluyor ve erkeklerin dikkatini çeker bir hale geliyor. Bu tür giyinişler de örtünme emrinin genel amaçları ile yukarıdaki 3. ve 4. hadislerin emirlerine aykırı. Lütfen sokakta dış elbise olarak bu tür şeyleri giymeyin.
3- İçi göstermese ve dar olmasa bile kumaşının türü sebebiyle vücuda yapışan ve vücut hatlarını belli eden elbise ve etek. (Buzy, ipekli türü vb.):

Bir üst maddedeki mahzurlar bu tür giyinişte de mevcut. Lütfen sokakta dış elbise olarak bu tür şeyleri giymeyin.
4- Pantolon:
Bazı başörtülü hanım kardeşlerimiz dış giysi olarak beline kadar bir üst elbise veya ceket giydiği halde belden aşağısı açıkta kalacak şekilde altına pantolon, hatta bazen dar pantolon ve hatta ne kadar acıdır ki bazen de bulucin giyiyorlar. Bu da vücut hatlarını belli ediyor ve dikkat çekiyor. Üstelik başörtülü bir hanımın böyle giyinmesi daha çok dikkat çekiyor ve İslam`la alakası olmayan insanların bile "Şuna bak bir de başörtüsü takıyor!" demesine neden oluyor. Onların öyle demesi bir yana bu tür giyinişler örtünme emrinin genel amaçları ile çelişki halinde. Bir de bu tür bir giyiniş yukarıdaki 7. hadiste geçen Peygamber Efendimizin şiddetli yasağının sınırlarını zorluyor. Lütfen bu tür olumsuzluklara sebep ve bir erkek giysisi olan pantolonu sokakta giymeyiniz.
5- Kısa kollu elbise:

Hayret edilecek bir şekilde son zamanlarda bu tür giyinişlere de rastlıyoruz. Özellikle bazı genç hanım kardeşlerimiz de üstlerine delikli, dantelli veya saydam bir üst giyisisi alıyor ve kısa kollu giyisisi bunun altından görülüyor. Oysa örtünme emrinin gerçekleşmesi için kolların kapalı olması gerekiyor. Yukarıdaki 2. hadiste Peygamberimiz, hanımların yabancı erkeklere karşı yalnızca yüz ve ellerinin açık kalacabileceğini söylüyor. Lütfen bu noktaya dikkat edin ve bu tür yanlışlara düşmekten kaçının. 6- Yırtmaçlı etek:
Anlaşılması çok güç ama bazı kardeşlerimiz de dış elbise olarak altlarına yırtmaçlı etek giyiyorlar. Gene anlaşılması çok güçtür ki bu yırtmaç bazen diz kapaklarına kadar bile çıkabiliyor. Kardeşlerim! Böyle örtünme olur mu? Yanlış yapıyorsunuz! Yoksa son zamanlardaki tesettür tartışmaları, televizyon ve tesettür defileleri vs. bizlere temel bazı şeyleri, bazı değerleri unutturdu mu? Kardeşlerim bu tarzda bir giyinmeyle ayete de hadise de, örtünme emrinin amaçlarına da muhalefet ediyorsunuz. Tesettürlü bir hanımınefendinin böyle bir giyiniş tarzı olamaz. Lütfen bu hataya düşmeyiniz.
7- Manto ve pardesü türlerinden: 1-İçini gösteren, 2-Çok aşırı süslü, 3-Çok dikkat çekici renkli (mesela kırmızı), 4-Dar, 5-Uzun yırtmaçlı, 6-Parlak deri, 7-Bele doğru daralan (Rus modeli):
Bu tür pardesü ve mantolar da dikkatleri üzerinize çekmenize veya bazen vücut hatlarınızın belli olmasına sebep oluyor. Oysa örtünme emrinin amaçları arasında bunları önlemek var. Lütfen pardesü ve mantonuzun böyle olmamasına özen gösterin.

B- BAŞÖRTÜSÜ YANLIŞLARI:
1- İçini gösteren ince türde baş örtüsü:

Yine arkadan ışık vurunca ve hatta bazen vurmadan bile içini gösteren başörtüler takılıyor. Bu durum da yukarıda 5. maddede Hz. Aişe`nin söylediği gibi dinin bu emrine açık bir muhalefet oluyor. Lütfen sokakta takacağınız başörtünüzü seçerken ve takarken içini göstermeyecek kalınlık ve kalitede olmasına dikkat edin.
2- Boynu örtmeyen baş örtüsü:

Bu yanlış uygulamaya da oldukça çok rastlanıyor. Yalnızca çene altında veya ensede bir düğüm atılınca boyun açık kalıyor ve yukarıdaki 1. ayette geçen "Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar" emri gerçekleşmiyor. Lütfen başörtünüzün ucunu boynunuzu da kapatacak şekilde yakanızın üzerine sarkıtın.
3- Saçı tam örtmeyen, saçtan arkaya kayan ve saçın önünü dışarı çıkaran baş örtüsü:

Bu yanlışa bir üst 2. maddedeki gibi başını bağlayan kardeşlerimiz düşüyor ve örtünme emri tam olarak gerçekleşmiyor. Lütfen başörtünüzü güzel ve sağlam bağlayarak veya altına tülbent takarak kaymamasını ve saçınızın hiçbir tarafının görünmemesini sağlayınız.
4- Aşırı süslü, dikkat çekici renkte (mesela kırmızı) ve yaldızlı başörtüsü:

Bu tür başörtüsü de dikkatleri ve bakışları üzerinize çekiyor. Oysa ki bu sonuç örtünme emrinin hedeflerinden değil. Lütfen sade veya aşırı süslü olmayan başörtülerini tercih edin.
5- Pardesü veya elbisenin içinde bırakılmak ve boyun veya ense üzerinde düğümlenmek suretiyle sıktırılan, böylece başın veya saçın şeklini ortaya çıkaran başörtüsü:

Yukarıda saydıklarım kadar tehlikeli olmasa da bu uygulama özellikle genç hanım kardeşlerimiz arasında oldukça yaygın. Hele bazı kardeşlerimiz başörtülerini böyle bağlamakla birlikte bir de saçlarını topuz yapıyor veya yukarıya doğru topluyorlar. Bu durumda başları 3. hadiste geçen tabirle "deve hörgücü"ne benziyor. Takdir edersiniz ki bu da çok dikkat çekici oluyor ve örtünmenin amacını bir ölçüde tehlikeye düşürüyor. Bu kardeşinizi dinlerseniz lütfen böyle yapmayın ve ayette geçtiği gibi başörtünüzü yakanızın üzerine koyarak sarkıtın derim.
C-AKSESUAR VE AYRINTI YANLIŞLARI:
Bunları şöyle sıralayabiliriz
Bazı genç hanım kardeşlerimin kullandıkları;

-Özellikle nakışlı eşarp altı alın süsleri,

-Dış elbisenin üzerine giyilen çok süslü ve dikkat çekici delikli, dantelli, saydam veya çok parlak deriden ceketler,

-Cafcaflı ve parlak çantalar,

-Aşırı süslü, dikkat çekici, uzun topuklu veya çok yüksek tabanlı ayakkabılar,

-Tıbbî zorunluluğu olmayan ve gösteriş niyetiyle takılan güneş gözlükleri,

-Yukarıdaki 6. hadise aykırı olarak aşırı tarzda parfüm sürünme ve makyaj.

Çok Değerli Genç Hanımefendi Kardeşlerim!

Gençlik çağında olmanız sebebiyle güzel görünmek ve beğenilmek istediğinizi biliyorum. Ancak inanın ki siz kardeşlerimin güzel olmak ve beğenilmek için bu süslü şeylerin hiçbirine ihtiyacınız yok. Çünkü sizin yüzünüzde Allah`ın verdiği bir nur var, sizin yüzünüzde Peygamberimizin "İmandandır" dediği "Hayâ"nın yani utanmanın güzelliği, berraklığı, temizliği var. Ben, şu dizelerde sizleri görüyorum:

O YÜZ, HER HATTI TEVHİD KALEMİNDEN BİR SATIR;

O YÜZ Kİ, GÖZ DEĞİNCE Allah`I HATIRLATIR...



Bu güzelliği ve nuru siz göremeseniz de biz görüyoruz; siz bilemeseniz de biz biliyoruz. Hatta öyle ki bu nurunuz bazı karanlık odakları ve yarasaları da rahatsız ediyor... Bu güzelliğiniz, bu nurunuz yıkılmak, yok edilmek isteniyor...

Kardeşlerim, tabii ki temiz, uyumlu ve size yakışanı giyeceksiniz, tabii ki paspal olmayacaksınız. Temizlik ve düzen zaten bizim dinimizin emirleri arasında. Ama bir müslümanın çoğu işinde olması gerektiği gibi orta yolu kaybetmeyeceğiz. Bahsettiğim türlerde yanlış giyinerek dikkat çekme sınırına geçmeyeceğiz. Ve genç kardeşlerim şunu da bilin ki eğer evleneceğiniz erkek, sizi sadece görünüşünüzden ve güzelliğinizden dolayı beğenecekse bu durumun ileride sizin için bir felaket olma ihtimali vardır. Çünkü güzellik birgün gidebilir veya birgün sizden daha güzel bir insan çıkabilir; eğer o kişi sırf güzelliğinize bakıp da sizi tercih etmişse böyle bir durumda sizden uzaklaşması ihtimali de yüksektir. Buna karşılık beğenilmenizi ve tercih edilmenizi sağlayan sizin temizliğiniz, sadeliğiniz, iç güzelliğiniz, hayânız, terbiyeniz ve ahlâkınız olursa -Allah`ın izniyle- ömür boyu hiç bitmeyecek güzellikler başlar.

Eğer imanlı ve dindar beyler istiyorsanız bu niyette olmanızı tavsiye ederim. Çünkü sizi arayacak olan müslüman ve dindar erkekler de Peygamber Efendimizin şu hitabıyla karşı karşıyadır ve ona göre hareket edeceklerdir: "Kadın dört şeyi için nikâhlanır: Malı, güzelliği, soyu ve dini için. Sen dindar olanını tercih et..."
Kardeşlerim, bendeniz buna inandım, böyle yaşadım, böyle dua ettim, böyle aradım ve Allah da bana tam istediğim gibi bir hanım verdi...Umarım size de salih beyler nasib eder.

Değerli Başörtülü Hanım Kardeşlerim,

Bu söylediklerimi lütfen "İyi dost acı söyler." sözü çerçevesinde, sizleri seven bir kardeşinizin uyarısı olarak alın. Benim kimseye bir kastım veya ithamım yok. Allah ve Rasulunu tasdik eden herkes müslümandır. Ancak Allah`ın bir emrini yerine getirirken bunu doğru uygulamak lazım; yoksa bilmeden zararlı çıkılabilir veya hedeflenen fayda elde edilmez. Dediğim gibi sizler bizim için çok değerlisiniz. Onun için bu kadar şey söyledim. Değerli olmasanız "hadi canım banane" der geçerim. Ama bunu yapamıyorum, çünkü sizler bizim umudumuzsunuz.

Son olarak sizlerden iki ricam var;
Birincisi, lütfen kitap okuyarak veya alim insanların katıldığı hanım toplantılarına katılarak, İslamî radyoların programlarını dinleyerek bilginizi artırın ve dinimizi doğru öğrenin, doğru öğrenilmesini sağlayın. Dünya hayatınız ile ilgili bilgilerin yanında ahiret hayatınız için de bilgiler öğrenin. Benim burada anlattıklarım bazı yanlışlara dikkat çekmektedir, sizin başörtüsü ve diğer meseleler ile ilgili bilmediğiniz bir konu varsa ayrıntılı bilgi için güvenilir ilmihal kitaplarına başvurun ve bilgiyi tam kaynağından öğrenin.

İkincisi ve en önemlisi; lütfen burada yaptığım uyarıları tanıdığınız başörtülü arkadaşlarınıza da ulaştırın ve bunların mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmasını sağlayın ki bu yanlış uygulamalar sona ersin.

Mektubuma burada son verirken hepinize en içten saygılarımı sunuyor ve sizleri Allah`a emanet ediyorum. Umarım siz de bana dua eder ve: "Allah`ım bu kardeşimize ilim yolunu nasib et ve onun ilmini artır." dersiniz.

Esselâmu Aleyküm.

(Alıntıdır )
« Son Düzenleme: 13 Ağustos 2008, 23:20:52 Gönderen: mystic »
Zafer Yakındır ve Zafer, İNANANLARINDIR...

Çevrimdışı misafir_001

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 21
....
« Yanıtla #1 : 31 Mayıs 2005, 18:54:24 »
"Bacımın Örtüsü batmakta rezilin gözüne;
  Acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne!!!"M.Akif
ihraptan ilahi kelam geliyor.
Yere düşmüş gökten selam geliyor.
Ne para ne pul, ne makam, ne mevki, savulun kalplere İslam geliyor.

Çevrimdışı muallim

  • yazar
  • ****
  • İleti: 758
Re: <<< Muhterem Başörtülü Kardeşlerim >>>
« Yanıtla #2 : 04 Haziran 2005, 09:06:18 »
Alıntı yapılan: "sedat_islam"

Kızımın iffeti batmakta rezîlin gözüne;
Acırım tükrüğe billâhi tükürsem yüzüne!

Sair ne guzel ozetliyor.Tesettur hakkında soylenebilecek en guzel sozlerden birisi...Okuyup okuyup ibret almak gerek..

Alıntı yapılan: "sedat_islam"
Ayet: "Mü`min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları hariç, zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar... Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar..." (Nûr Suresi Ayet 31.)  


Kuranı Kerimde gecen ayeti kerime ile kadınların nasıl bir tesettur anlayısına sahip olacakları  gayet net bir sekilde acıklanmış.Tesetturun farz oldugunun en buyuk delili olan ve kesinlikle hiç bir konuda taviz verilemeyeceğinin acık gorusu olan ayeti celile bazılarının verdiği fetvalara dayanarak okullarda basını acıp okuyanların gozune girsin..

Alıntı yapılan: "sedat_islam"

Elbise giyiminde yapılan hatalar...
1- İçi gösteren astarsız ve ince gömlek, elbise, özellikle etek (şifon ve organze türü):
2- Dar ve vücuda yapışan elbise, tişört ve gömlek:
3- İçi göstermese ve dar olmasa bile kumaşının türü sebebiyle vücuda yapışan ve vücut hatlarını belli eden elbise ve etek
4- Pantolon:
5- Kısa kollu elbise:
6- Yırtmaçlı etek:
7- Manto ve pardesü türlerinden: 1-İçini gösteren, 2-Çok aşırı süslü, 3-Çok dikkat çekici renkli (mesela kırmızı), 4-Dar, 5-Uzun yırtmaçlı, 6-Parlak deri, 7-Bele doğru daralan (Rus modeli):


yukarıda sayılan maddelerden en yaygın olanına değinmek istiyorum artık bariz bir şekilde pantolon kadınlar arasında ozellikle gencler arasında felaket derecede yayıldı. Bunu cemaat mensublerine varasıya herkes kullanıyor. Ve onlenemez bir yukseliş halinde. Sanırım bunda tesettur modası adı altında verilen moda defilerin etkisi buyuk.insAllah gencler bu durumdan bir an once kurtulup ahiret hayatlarını anlık bir dunya hayatı için zehir etmezler.  

Alıntı yapılan: "sedat_islam"

Basortu giyiminde yapılan hatalar
1- İçini gösteren ince türde baş örtüsü
2- Boynu örtmeyen baş örtüsü
3- Saçı tam örtmeyen, saçtan arkaya kayan ve saçın önünü dışarı çıkaran baş örtüsü
4- Aşırı süslü, dikkat çekici renkte (mesela kırmızı) ve yaldızlı başörtüsü
5- Pardesü veya elbisenin içinde bırakılmak ve boyun veya ense üzerinde düğümlenmek suretiyle sıktırılan, böylece başın veya saçın şeklini ortaya çıkaran başörtüsü


Allahın en bariz emrinde bile yapılan acık yanlıslıklardan bazılarını segilemişsiniz Allah razı olsun sizden..Kadın kardeslerimizden biraz daha samimiyet bekliyoruz.
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz."
[Hucurat Suresi 10]

Çevrimdışı t_evladi

  • okur
  • *
  • İleti: 60
  • "Lâ tahzen! İnnellâhe meana"
Ynt: <<< Muhterem Başörtülü Kardeşlerim >>>
« Yanıtla #3 : 13 Ağustos 2008, 17:23:53 »
bu mektup için tşk ederiz. ben sokağa çıktığımda giyimine dikkat etmeyen hanımefendi kardeşlerimizi gördüğümde utanıyorum. bu dikkatsizliğin gösterişin sebebi ya baskı sonucu örtünme ya da nefsini tatmin etmeye çalışma. oysa etraflarındaki insanların nasıl gözle baktıklarını bilseler bu şekilde davranmayacaklardır eminim.
"Ya Rabia: Olur mu bir gönülde iki Leyla?
                 Olur bir gönülde bir Leyla.
                    O da Hazreti Mevla."

Çevrimdışı ipeknur

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 127
  • Edeb Ya Hu!!
Ynt: <<< Muhterem Başörtülü Kardeşlerim >>>
« Yanıtla #4 : 13 Ağustos 2008, 22:58:42 »
Bu mektup icin cok tesekkur ederiz Rabbim bizlere muslumanligi en guzel sekilde temsil edebilmeyi ve islamin uygun gordugu sekilde giyinebilmeyi nasip etsin insAllah. Benim eklemek istedigim etek boylari var, etekler topuga kadar uzun olmali ama goruyorum ki bazi bayanlarin giydigi etekler ne topukta ne de dizinde ikisinin arasinda yani kisa, bilek kismi oldugu gibi gozukuyor ve cok cirkin bi goruntu olusuyor.Lutfen arkadaslar etek boylarina da dikkat edelim. Dikkat etmemiz gereken bu mektup icin tekrar tesekkur ederiz Allah ebeden razi olsun insAllah.
BU SEHIR GIRDAP GULUM
GIRDAPTA MEHTAP GULUM
FELEGIN BIR SUYU VAR
SU DEGIL KEZZAP GULUM....

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Muhterem Başörtülü Kardeşlerim
« Yanıtla #5 : 14 Ağustos 2008, 03:16:19 »
İpeknur kardeşimize katılıyorum etek boylarına dikkat edilmez oldu

« Son Düzenleme: 15 Ağustos 2008, 10:23:18 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı hüsnülhatime

  • okur
  • *
  • İleti: 57
Ynt: Muhterem Başörtülü Kardeşlerim
« Yanıtla #6 : 14 Ağustos 2008, 13:17:38 »
Allah razı olsun.Dikkatle okunması ve uygulanması gereken çok güzel bir yazı.Elinize sağlık.
Bak şu çeşmenin haline
İçecek tası yok
Kırma mü'minin kalbini
Yapacak ustası yok

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Muhterem Başörtülü Kardeşlerim
« Yanıtla #7 : 07 Eylül 2013, 22:50:32 »
Yazarların Gözüyle Başörtülü Hanımefendiler
 
06 Eylül 2013 Cuma 09:57
 
kerimeyildiz@gmail.com
 Bugün, dört  yazarın, first leydilerimize, dört  farklı bakış açısından bahsetmek istiyorum.
Önce gündemi işgal ettiği için Cüneyt Arcayürek.
Emine Erdoğan hakkında, yaşına başına yakışmayan bir ifade kullandı.  Üstelik son derece kadınsı  bir yaklaşımdı. Birbirini çekemeyen kadınların en büyük silahıdır bedenleri üzerinden hakaret etmek. Karşındaki kadını kıskandın mı, "Şekerim sen bugünlerde kilo aldın?" de bitir işini. Arcayürek, hırsını alamayıp kilo meselesini, zerzevat zevzekliğine dökünce çıtayı bayağı aşağıya indirdi. Devletin binalarını, babalarından miras kaldı zanneden CHP'liler, bir zamanlar doya doya safa sürdükleri mekanların el değiştirmesinden dolayı depresyondalar. Beyaz Saray'da zenci görmüş  Ku Klux Klan ırkçılarına benziyorlar.
İkinci yazar, Aziz Üstel.
Doksanlı  yılların başıydı sanıyorum. Neslihan Yargıcı, bazı tesettürlü hanımlarla, defile için iletişim kurmuştu. Bir arkadaşımın anlattığına göre,  Aziz Üstel, bir programda ( ya da bir röportajında) "Neslihan nedir bu işler?" diye sormuş. Yargıcı ise şöyle cevap vermiş. "Napim Azizcim? Giyinmeyi bilmiyorlar."
Aynı Aziz Üstel, yıllar sonra Ali Babacan ve eşi Papermoon'a (Zencilerin giremediği beyaz Türk lokantası) yemeğe gidince canlı yayına bağlanıp bu garip durumu Türkiye'ye duyurdu. Ama, Arcayürek gibi kaba değil; kibar bir Ku Klux Klancı gibi. O şimdi, Star gazetesinde  hanımefendilerin başörtüsünü savunuyor. Taciz kaçınılmaz ise zevk almaya bakacaksın edası ile...
Üçüncü yazar, Ertuğrul Özkök.
Geçen sene, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın, eşleriyle birlikte Hüber Köşkü'nde çektirdiği  fotoğraf üzerine, bir yazı kaleme aldı( Fotoğrafda beyler oturmuş, hanımlar ayakda idi.). Özkök'ün yazısındaki bazı kısımlar şöyle:
"Ama son zamanlarda onun da (Hayrünnisa Gül'ü kastediyor) modernitesini ve kendine ait çizgileri korumasındaki cesaretini çok takdir ediyorum.
Doğan Hızlan'a Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü verildiği törende bile yüksek topuklu ayakkabılarından vazgeçmemesi gerçekten etkileyiciydi. Bir zamanlar kafamda, "Devletin başındaki iki insanın eşlerinin başının örtülü olması, Türkiye'nin imajına uygun mudur" diye bir soru vardı. Samimi olarak söylüyorum, artık böyle bir soru yok.
Artık orada karakterli, kendinden emin ve kendilerine ait duruşlarından taviz vermeyen iki kadın görüyorum.
Çevremdekileri kızdırma pahasına şunu da söyleyeceğim.
İkisinin de giyimi her geçen gün biraz daha güzelleşiyor."
Açıkçası, İngiltere kraliçesini bile şaşırtan topuklu ayakkabıları, Ertuğrul Özkök'ün etkileyici bulması garibime gitti. Bana göre, bu ifadede, takdir değil, buram buram istihza kokuyor.
Şimdilik burayı geçelim ve dördüncü yazara gelelim.
Nuh Gönültaş, birkaç yıl önce, “Emine Hanım burada, Selvi Hanım Nerede?” başlıklı ibretlik bir yazı yazmıştı. İbretlik çünkü, muhafazakar camianın modernleşmedeki akıl almaz hızını CHP’ye karşı üstünlük gibi sunan bir yazıydı. “Bakın! Asıl modern biziz.” türünden. Gönültaş, Emine Erdoğan’ın  ve Hayrünnisa Gül’ün her yerde eşlerinin yanında olduğunu belirterek, Olcay Baykal ile Selvi Kılıçdaroğlu’nun  ortalarda gözükmeyişini eleştiriyor ve CHP’li politikacıların neden eşlerinden uzakta politika yaptıklarını merak ediyordu. Yazıda, muhafazakar politikacıların  başörtülü eşlerini, davetlere, resepsiyonlara götürmedikleri için eleştirildiği; ama asıl, CHP’lilerin eşlerini  böyle yerlere götürmedikleri ifadesi de vardı.
Nerelerden, nerelere geldik. Solun temsilcisi bir yazar, sürekli değişen ve gelişen başörtülü eşleri,  Türk filmlerindeki Engin Çağlar misali,   "Aferin işte böyle olun" diye takdir ediyor; muhafazakar bir yazar ise Özkök'ü de sollayarak  karşı tarafın eşlerini de konuya dahil edip  "Biz daha moderniz" diyor.
Bana  göre, Olcay Baykal ile Selvi Kılıçdaroğlu'nun, eşlerinin  işlerinden dolayı bazı mecburiyetlere girmemeleri gayet kişilikli bir duruş. Üstelik bu mecburiyetler, onların inancına ve yaşama biçimine aykırı olmadığı halde. Esas sorun, inancına aykırı olanların mecburiyetleri. Eskiden, solcular kıyamet koparırdı kadının adı yok diye. Şimdi sağ ile sol bir çok konuda yer değiştirdi ya bu vazifeyi ,sağcılar yapıyor. Eğer, başörtülü eşlerin açılışlarda kurdele kesmesi, seçim mitinglerinde  öne çıkması, resepsiyonlardaki şıklık yarışı, kadın haklarında bir mesafe sanılıyorsa, bu çok büyük bir yanılgı. Birincisi, bir kadının kendisini bağımsız bir iş yada kariyerle değil de eşi üzerinden yani soyadından ifade etmesi sorunlu bir durum. İkincisi,  Merve Kavakçı misali hanımlar, kendi başına meclise girip siyaset yapamıyorken, politikacıların başörtülü  hanımlarını yanlarından ayırmaması, politik bir kandırmaca.
Mervegiller familyasından ( eş durumundan değil, bizzat kendi kariyerleri ile en küçük işyerinden Meclis'e kadar birey olma mücadelesi veren familya)  birisi olarak, bu noktada,  bir eleştiri yapmak istiyorum. Gönültaş gibi, politikacıların başörtülü eşlerinin her yerde görülmesinden ve siyasetle ilgilenmesinden memnun olanlara, hatta bizzat politikacılara, bazı şeyleri hatırlatmak lazım. Vaktiyle, okuyarak iş hayatına atılan ve kariyer yapan hanımlara, neden bu kadar hoşgörülü değillerdi? İş hayatı ile dini hayatın çeliştiği noktalarda, çalışan kadınlara son derece eleştirel iken, kendilerinin yada politikacı eşlerinin yaptıklarına nasıl bu kadar hızlı uyum sağladılar? Örneklerle izah edelim. El sıkışmak mesela. Başörtülü bir kadın, konumu gereği veya tercihi gereği  el sıkıştığında sorun yapan muhafazakar erkekler, çok rahat bir şekilde hanımlarla tokalaşıyor. Önceleri, “ niyet ettim odun tutmaya” çekincesi ile yapılan bu ritüel artık kanıksandı. Hatta, ortamın rehavetine kapılıp öpme boyutuna geçenler var.Ama hala, el sıkışma, çalışan, kariyer yapan  başörtülü çalışanlar için eleştiri konusu,  dedikodu malzemesi.  Fakat konu, başörtülü politikacı eşlerine gelince herkes sus pus. Acaba katıldıkları için takdir edildikleri resepsiyonlar ve açılışlar başörtülü kadınlar için ne kadar uygun ortamlar? Hele de içki servisinin olduğu mekanlar? Mezhebimiz genişledi vesselam. Bir de süs-püs  ve moda meselesi var. Bir zamanların kozmetik düşmanı beyleri, eşlerinin  cildinin pürüzsüzlüğünün konuşulmasına alıştılar. Modayı takib etmesinden çok memnunlar. Baş bağlama modelleri değişti. En şık eş yarışı aldı başını gidiyor.
Muhafazakar kadınların asıl görevinin, geride aileyi korumak olduğunu savunan erkeklerin, Ertuğrul Özkök modernitesini yakalaması, biz kadınları bile şaşırtıyor.
Şimdi şöyle bir soru sorulabilir. Ne yani politikacı eşleri, geride dursun, beylerine refakat etmesin mi? Elbette etsinler. Yalnız abartmasınlar.Normal şartlar altında uzak durdukları ortamlar ile bu kadar bütünleşmeye gerek yok. Modayı takip ettikleri kadar tarih de okusunlar. Mesela , Selçuklu sultanı Tuğrul Bey’in eşi Altuntaş Hatun’u örnek alsınlar. Devlet işlerinden uzak duran, ancak, eşi zorda kalınca atına atlayıp askerin başına geçerek yardıma yetişen bu hatun kişiyi çok fikretsinler. Kayıtsız şartsız tabiyet ile şahikalaşan Hz. Hatice’yi rol model alsınlar. Bacıyan- Rum teşkilatını incelesinler. Hadi bu kadar uzağa gitmeyelim. Yakın tarihimizde, köşkteki gecelerden ve resepsiyonlardan uzak duran Reşide Bayar ve "Bu devlet bu kadar zengin değil" diyerek yurt dışı gezilerine katılmayan Melahat Gürsel örneği var. Bazı fitne odaklarının,, Mihriban Aliyev gibi devlet parası ile barbi bebek haline gelen halkına umursuz bir leydiyi övüp, “Bir de bizimkilere bak” diye aşağılamasını umursamayıp saçını ve çantasını değiştirmeyen Semra Sezer örneği var.Otuz yıl önceki hali ile şimdiki hali arasında fark olmayan Gülten Çiçek örneği var. Özgün duruşları ile Münevver Arınç ve Sare Davutoğlu  örnekleri var. Başörtüsünü geleneksel bir şekilde önden bağlamakdan rahatsız olmayan rahmetli Mebrure Kutan örneği var.
Solculardan daha modern olduğumuzu ispat etmek için her kapalı kapıyı zorlamaya gerek yok. Vizyon değişirken  maneviyat kayboluyor.
BİR CESUR YÜREK
Adı Hanım, ama kendisi hanım değil. Zaten hanım hanımcık bir kız olsa biz, ondan ve kitabından mahrum kalırdık. Zira, yaptığı iş ve yazdığı kitap kocaman bir yürek ve er kişi cesareti ister.
Hanım Büşra Erdal'dan bahsediyorum. Zaman gazetesinin Ergenekon yargı sürecini takib eden muhabiri. Kafası Karışanlar İçin Ergenekon kitabının yazarı. Hukuk mezunu. Ergenekon ve Balyoz yazıları  yüzünden hakkında açılan 75 dava ve 300 yıldan fazla hapiz cezası istemi var.
Kitabın dili akıcı. Bazı bölümler film tadında. Yazarın, Türkçe'ye ve  konuya hakimiyeti takdire şayan derecede.
Lütfen bu kitabı okuyun ve okutun. Rahmetli abim Şenol Özbek, darbe karşıtı bir subaydı. En büyük hayali, bu konuda kitap yazmaktı. Ömrü vefa etmedi. Kitapta yazılanlar benim için yabancı değil. Ulusalcıların, ergenekoncuların, vatanseverlerin ne menem oldukları bilinsin, unutulmasın diye, gençliğinin en güzel yıllarını mahkeme koridorlarında geçiren  Hanım Büşra Erdal'ın önünde saygıyla eğiliyorum.
 Habervaktim.com