Gönderen Konu: Münakaşa etmek!..  (Okunma sayısı 8612 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Münakaşa etmek!..
« : 27 Şubat 2010, 03:40:28 »

Münakaşa, cedelleşme dostlar arasındaki kin ateşini körükler. Münakaşa, karşıdaki insanı cahil yerine koymak, sen bilmezsin, ben bilirim demektir. Cahillikle suçlanan herkes az veya çok kızar. Hadis-i şerifte, “Allahü teâlânın en çok buğzettiği kul, tartışmada ileri gidendir” buyurulmaktadır.

Münakaşa, dostların azalmasına, hasımların çoğalmasına sebep olur. Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki: “Bin kişinin dostluğuna, bir kişinin düşmanlığını satın alma!”

Münakaşa eski ismi ile cidal etmek yasaklanmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kardeşinle tartışma, onunla alay etme! Ona bir söz verdiğin zaman, sözüne muhalefet etme!”, “Aranızdaki tartışmayı terk ediniz; zira tartışmanın hikmeti anlaşılmaz, fitnesinden de emin olunmaz!”

Müslim bin Yesar şöyle buyurmuştur: “Cedelden, münakaşadan kaçınınız! Zira o an, âlimin câhilleştiği andır. O saatte şeytan, âlimin sürçmesini bekler!”

Mâlik bin Enes buyurdu ki: “Dinde cedel yoktur. Mücadele kalpleri katılaştırır, kin ve nefret doğurur” Hadis-i şerifte, “Kim haklı olduğu halde tartışmayı terk ederse, onun için cennetin en yüce yerinde bir köşk bina edilir. Haksız olduğu halde tartışmayı terk eden bir kimse için ise, cennetin orta yerinde bir köşk bina edilir.”

Bilâl bin Sa’d buyurdu ki: “Kişiyi konuşmada fazla inatçı, cedelci veya görüşünü beğenmiş olarak gördüğün zaman bil ki onun zararı zirveye ulaşmıştır.”

Süfyan-ı Sevrî şöyle demiştir: “Dilediğin bir insanla muhabbet et! Sonra onu bir defacık cedelle kızdır. O sana öyle bir iftira atar ki o felâket senin hayatını altüst eder.”

İbni Ebi Leylâ şöyle buyurmuştur: “Ben kesinlikle arkadaşımla cedel etmem! Çünkü onunla cedelleştiğim takdirde ya onu yalanlayacak veya kızdıracağım. İkisi de mahzurludur.”

Ebû Derdâ da, “Devamlı cedel yapman günah bakımından sana yeter” demiştir.

Bilâl bin Sa’d buyurdu ki: “Bir kimsenin münâzara ve muhalefet yaptığını, sâdece kendi görüşünü beğendiğini, ısrarlı bir tutum içerisinde olduğunu görürsen, hüsranının tamam olduğunu bil.”

mehmet oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Hakiki iman için lazım olan altı haslet!
« Yanıtla #1 : 28 Şubat 2010, 04:20:31 »
Münakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde üstünlüğünü ispata çalışmaktır. Bu ise karşıdakini aşağılamaktır. Bu da, kalb kırıklığına sebep olur.
 
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: “Münakaşa etmeyen, kimseyi incitmeyen kimse Cennete girer.”

Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Altı haslet vardır ki kimde bulunursa o, imanın hakikatine varmıştır.

1- Haklı olduğu halde münakaşayı bırakmak.
2- Allah düşmanları ile savaşmak.
3- Yağmurlu ve bulutlu günlerde namazı ilk vaktinde kılmak.
4- Musibetlere sabretmek.
5- Zorluklara rağmen abdesti yerli yerinde, eksiksiz almak.
6- Yaz mevsiminde oruç tutmak.”

Hazreti Ömer şöyle buyurmuştur: “İlmi şu üç şey için öğrenme:

1. İlmi, halkla mücadele etmek için, 2. Onunla böbürlenmek için, 3. Riyakârlık yapmak için...

Üç şey için de ilmi bırakma:

1. İlmi öğrenmekten utanmak için, 2. İlmi kıymetsiz saymak için, 3. İlim yerine cahilliğe razı olmak için...

Hazreti İsa şöyle buyurmuştur: ‘Kimin yalanı çoğalırsa, güzelliği silinir. Halkla münakaşa edenin ise mürüvveti düşer! Üzüntüsü çoğalanın bedeni hastalanır. Ahlâkı kötü olanın da devamlı canı sıkılır ve sıkıntı içinde kalır.’

Hafız-ı Şirazi, “Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir” buyurmuştur. Bunun için herkese yumuşak söylemeli, sert söylememeli, cedelleşmemelidir! İyi, kötü, herkese, güler yüz göstermeli, münakaşa etmemeli, düşman kazanmamalıdır!

Resulullah Efendimiz buyurdu ki:

“Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmeyen, şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan Müslüman Cennete girecektir.”

mehmet oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
“Rabbim bana münakaşayı menetti!”
« Yanıtla #2 : 01 Mart 2010, 12:13:36 »
Münakaşanın sebebi kişinin kendisini karşısındakinden üstün görmesidir. Kendini karşısındakinden üstün görmek ise kibirdir. Kibir ise kötü huylardandır. Dolayısıyla münakaşa güzel ahlâkın zıddıdır. Halbuki Müslüman güzel ahlâklı olmalıdır. Hadis-i şerifte, “Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnun etmeye çalışınız!” buyuruldu.

Resul aleyhisselam, “Münakaşa etmeyen, haklı olsa da, kimseyi incitmeyen, şaka veya güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan Müslüman Cennete girer” buyurdu.

Münakaşayı seven kimseler, şöhret sahibi olmayı isteyenlerdir. Falanca falancayla münakaşa etmiş, karşısındakini susturmuş gibi sözlerden zevk alırlar. Halbuki şöhret zararlıdır.

Nitekim, imam-ı Gazali hazretleri, “Ancak şöhret için uğraşan, tartışmayı sever. Şöhret ise afettir” buyurdu.

Salih mümin şöhreti sevmez, kibirli olmaz, vakar sahibidir, dünya işlerinde kolaylık gösterir. Din işlerinde sağlam olur. Hiç münakaşa etmez! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Putperestlik ve içkiden sonra Rabbimin beni nehyettiği ilk şey münakaşayı men etmek olmuştur.”
“Allah hidayet verdikten sonra cedele dalan bir kavim, dalâlete sapmış demektir.”
“Haklı da olsa kul, cedeli bırakmadıkça iman hakikatini kemâle erdiremez.”

Yine Lokman Hakîm hazretleri buyurdu ki: “Ey oğlum! Diline sâhip olmayan, sonunda pişmân olur. Çok münâkaşa ve münâzara yapan, kötülenir. Kötü işlerin yapıldığı yerlere girenler, oralarda işlenen kötü işleri yapmakla suçlanır ve töhmet altında kalırlar. Kötü kimse ile arkadaş olan, kötülükten kurtulmaz, emîn olamaz. İyi kimse ile arkadaş olan kimse de, iyi şeylere kavuşur.”

Enes bin Malik hazretleri bildiriyor: Biz bir gün dinî bir konuda tartışırken, Resulullah efendimiz yanımıza geldi. Bize öyle öfkelenmişti ki, hiç böylesini görmemiştik. Buyurdu ki: “Bırakın tartışmayı! Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helak oldu. Tartışmanın faydası yoktur, tartışma zararlıdır. Mümin münakaşa etmez. Münakaşa edene şefaat etmem.”

mehmet oruç

Çevrimdışı sakincan

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 212
Ynt: Münakaşa etmek!..
« Yanıtla #3 : 01 Mart 2010, 12:25:07 »
mehmet oruç kıymetli bilgiler veren

değerli bir yazar..

tşkler istifademize sunduğunuz için.
Bu akşam gül koydum yastığımın kenarına...
belki gelirsin rüyama...
benim için olmaz bilirim.......
gülün hatırına..

Çevrimdışı ..::NuN::..

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 16
Ynt: Münakaşa etmek!..
« Yanıtla #4 : 01 Mart 2010, 12:44:55 »
Paylaşım için teşekkürler , emeğinize sağlık,,

Münakaşa fayda kapılarını kapatır

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Münakaşa etmek!..
« Yanıtla #5 : 01 Mart 2010, 13:41:49 »
Allah c.c. razı olsun...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: Münakaşa etmek!..
« Yanıtla #6 : 01 Mart 2010, 15:49:11 »
mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Münakaşada üzme kırma vardır!
« Yanıtla #7 : 02 Mart 2010, 03:57:04 »
 Allah cümlemizden razı olsun

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cedelleşme, münakaşa etmek, başkasını susturmak, âciz bırakmak, konuşmasını tenkid suretiyle onun değerini düşürmek, onu kusurlu bulmak ve cahilliğini ortaya dökmekten ibarettir.

Mücadelede, münakaşada karşısındakinin hoşuna gitmeyecek şeyler ortaya atılır. Kusurları, yanlışları söylenir. Bu yapılırken de kendisinin kusursuz, ondan üstün olduğu ifade edilmiş olunur. Bu doğru bile olsa karşısındakinin kusurlarını, ayıbını ortaya çıkarttığı için caiz olmaz, ayrıca kendi kibrini, gururunu gösterdiği için bu da caiz olmaz. Bunun için insan, bu tür yanlıştan, mücadeleden sustuğu takdirde günahkâr olmayacağı her tür tartışmadan kaçınmakla kurtulabilir.

İnsanı bu tür mücadeleye teşvik eden şey, ilmini ve faziletini göstermek suretiyle üstünlüğünü ispat etmek ile başkasının eksikliğini göstererek ona hücum etmek hevesidir! Bunların ikisi de nefsin gizli ve pek kuvvetli iki arzusudur.

Münakaşa hiçbir zaman başkasını üzmekten uzak değildir. Öfkeyi kabartmaktan, kendisine itiraz edilen kişiyi yanlışa düşürmekten hatta hataya teşvik etmekten uzak değildir! Onun yanlışına sevinir. Halbuki kim söylerse söylesin yanlıştan, kötü sözden üzüntü duymak lazımdır. İş o noktaya varır ki taraflar karşısındakinin her sözüne itiraz eder, onun yanlışlığını ispat etmek için uğraşır. İş gittikçe kızışır; tıpkı birbirine hırlayan iki köpeğin arasındaki sürtüşmenin kızışması gibi.

Onların her biri diğerini ısırmaya fırsat kollar. Bunun tedavisi; başkasını kusurlu ve eksik görme huyundan kurtulmaktır.

Dâvûd-i Tâî hazretlerine soruldu:
- Sen neden inzivaya çekilmeyi seçtin?
-Cidali terk etmek suretiyle nefsimle mücadele etmek için inzivayı seçtim.
-Meclise gel! Söylenilen sözü dinle! Konuşma!
-Ben bunu yaptım! Bana bundan daha güç gelen bir mücâhede görmedim.

Başkasının yaptığının yanlış olduğunu düşünen bir kimsenin, o yanlışı düzeltmeye veya belirtmeye gücü olduğu halde, orada sabretmesi cidden zordur.

mehmet oruç

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Münakaşa etmek!..
« Yanıtla #8 : 02 Mart 2010, 10:33:49 »
Başkasının yaptığının yanlış olduğunu düşünen bir kimsenin, o yanlışı düzeltmeye veya belirtmeye gücü olduğu halde, orada sabretmesi cidden zordur.

Hele benim gibi biri için...  :usgunn:
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı aydeniz

  • yazar
  • ****
  • İleti: 560
  • Hakka kul olmak
Ynt: Münakaşa etmek!..
« Yanıtla #9 : 02 Mart 2010, 14:40:15 »
önemli bir konu,teşekkürler

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
İmtihan ağır, mükafat büyük!
« Yanıtla #10 : 03 Mart 2010, 04:40:58 »
Resul aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Kim haklı olduğu halde tartışmayı terk ederse, Allahü teâlâ ona cennetin en yücesinde bir köşk bina eder.” İmam-ı Gazali hazretleri bu hadis-i şerifi şöyle açıklıyor: Mükafatın büyük olması, imtihanın zor olmasındandır. Çünkü böyle bir durumda tartışmayı terk etmek, nefse çok ağır gelir. Bir de cedelleşme öyle bir tabiattır ki kişi bundan dolayı kendisine bir sevap geleceğini zanneder ve hırsı daha da artar.

Bu düşünce çok yanlıştır. Kişi bozuk itikatlı, sapık düşünceli bir kimse ile bile karşılaşsa dilini tutması gerekir. Bu emr-i ma’rufu terk etme manasına gelmez. Böyle bir kimse ile karşılaştığında ona cedel, mükanaşa yoluyla değil, tenha bir yerde nasihat yoluyla ve uygun bir dille söylemelidir. Çünkü cedel, kişinin hatasını anlasa bile mahcub olmamak için hatasında ısrar etmesine sebep olur.

Kişi, bu şekilde nasihatinde, sapık itikatlı kimseye fayda vermeyeceğini anlarsa, o vakit bid’at ehlini terk edip, kendi nefsiyle meşgul olmalıdır. Nitekim Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur: “Ehl-i kıble hakkında dilini tutan bir kimseden Allah razı olsun. Ancak bildiğini en güzel bir şekilde söyleyebilir.”

Hişam bin Urve der ki: “Resul aleyhisselam bu hadîsi yedi defa tekrar etti. Kim mücadeleyi, münakaşayı âdet edinirse ve halk da onu överse ve bundan dolayı nefsinin memnun olduğunu ve halk tarafından kabul edildiğini görürse, o kimsede bu helâk edici sıfatlar kuvvet bulur ve öfke, kibir, riya, makam sevgisi ve faziletten dolayı aziz olmak gibi kötü sıfatlar kendisinde toplandığı zaman onlardan kurtulmaya gücü yetmez. Bu sıfatlarla teker teker mücadele etmek bile güç olduğu halde acaba tümüyle birden nasıl mücadele edilebilir?

Haklı olduğu halde tartışmayı terk etmek, haksız olduğu halde, tartışmayı terk etmekten daha zordur. Bu bakımdan haklı olduğu halde münakaşayı terk etmek daha çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Haklı da olsa, münakaşayı terk etmeyen, hakiki imana kavuşamaz.”, “Mücadelede ısrar edeni Allahü teâlâ sevmez.”

mehmet oruç

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Münakaşada ısrar etmek!
« Yanıtla #11 : 07 Mart 2010, 06:07:10 »
Mis’ar bin Kedâm hazretleri oğluna şöyle nasihatte bulundu:

 “Oğlum! Münâzarayı, söze muhalefet etmeyi, şaka ile insanlara takılmayı terk et. Bunları, sevdiğim kimseler için hoş görmüyorum. İnsanlara, sözlerinde ve işlerinde dâima muhalefet edip karşı çıkmak, karşıdakinin kızgınlık ve kin beslemesine sebeb olur. Bu, münâkaşa gibidir. Münâkaşa insana düşmanlık kazandırır. İnsanların sözlerine ve işlerine devamlı muhalefet edip karşı çıkmanın zararı, faydasından çoktur. Zaten insanların birbirine sövüp, çirkin sözler söylemesi de bu gibi davranışlardan ileri gelmektedir. İki kişi arasında münâzara ve birbirinin sözüne ve işine karşı çıkma olunca, mutlaka ikisinin de kalbi birbirine karşı bozulup, aralarında bir soğukluk hâsıl olduğu gibi, gizli bir düşmanlık da meydana gelir.”

Ebû Ahfeş el-Kenânî de şöyle nasihat etmektedir: “Ey oğul! Yaşadığın müddetçe birbirinizle münâzara ve birbirinize muhalefet edip, karşı çıkmaktan sakın. Hafifliği ve cehâleti terk et. Çünkü bu, insana bir fâide getirmez. Hilmi, yumuşaklığı zillet, alçak ve düşük bir hâl olarak kabûl etme. Şüphesiz hilm, en kıymetli ve insan için en sâlim ve koruyucu bir yoldur.”

Akıllı kimse, haklı olsa da münakaşa etmez. Belalara, sıkıntılara göğüs gerer. Nimetlere şükreder. Ehline danışarak iş yapar. Günah işlemekten ve bilhassa imansız gitmekten çok korkar. Çok istiğfar eder.

Muhammed Salim hazretlerine “Bir kimsenin evliya olduğu nasıl anlaşılır?” dediklerinde, “Münakaşa etmemesi, tatlı dili, güzel ahlâkı, güler yüzü, cömertliği, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile bir kimsenin velî olduğu anlaşılır” buyurdu. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Allahü teâlâ, mücadelede ısrar edeni sevmez.”

“Mücadelede ısrar eden hariç, hiç kimse, hidayete kavuştuktan sonra sapıtmaz.”

“Arkadaşınla münakaşa etme! Ona sıkıntı verme! Ona buna arkadaşının hâlini sorma! Belki ona düşman birine rastlarsın da, arkadaşın hakkında yanlış bir şey söyleyip aranızın açılmasına sebep olabilir.”

Husûmet, dini mahveder!

Münakaşa, cedelleşme, eksik, kusur arama; husûmete, hasım bellemeye, kin tutmaya ve düşmanlığa götürür. Husûmet, cedel ve itirazdan daha ileridir. Husûmette, ısrar ve inat öne çıkar. Bu ısrar ve inat bazen başlangıçta olur, bazen de karşısındakinin tavır ve davranışından kaynaklanır. Hazreti Âişe validemiz, Resulullahın şöyle buyurduğunu naklediyor: “Allah nezdinde erkeklerin en sevimsizi, münakaşada ısrar edenidir.”

Ebû Hüreyre hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruldu: “Kim ilimsiz olarak bir husûmette mücadele ederse, o mücadeleden vazgeçinceye kadar Allahın öfkesine maruz kalır.”

İslâm büyükleri, “Husûmetten sakının! Çünkü husûmet, dini mahveder. Mütteki bir kimse, din hususunda hiçbir zaman husûmet etmez” buyurmuşlardır.

Nitekim hadis-i şerifte hasedin ve kinin zararı şöyle bildirildi: “Eski ümmetlerden iki kötülük haset ve kin size bulaştı. Dinlerini haset ve kinle yıktılar.”

Evliyânın büyüklerinden Abdullah bin Hubeyk hazretlerine Horasan’dan Feth bin Şehraf isminde bir sevdiği geldi ve kendisinden nasîhat ricâ etti. Buyurdu ki:

“Ey Horasanlı! Dilinle yalan söyleme, gözünle harama bakma. Kalbinle Müslüman kardeşine hased etme. Kin tutma ve iyi şeyler arzu et. Eğer böyle yapmazsan, sonunda bedbaht olursun.” Bu zat Allahü teâlânın sonsuz ihsânına rağmen günah işlemekte ısrar edenleri; “Sana iyilik edene bile kötülük ediyorsun. Kötülük edene nasıl iyilik edebilirsin” diyerek, gafletten uyandırırdı.

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd buyurdu ki: “Kim, din kardeşi için diliyle sevgi ve hulûs gösterir de içinden ona düşmanlık ve kin beslerse, Allah ona lânet eder, dilsiz yapar ve kalp gözünü köreltir.” Hayvanları bile kötülemez, onlara lânet etmezdi. “Her kim bir binek ve yük hayvanına, lânet olsun, derse, o hayvan (hâl diliyle) der ki: Âmin, lâkin yüce Allah’a hangimiz daha fazla âsi ise, lânet onun üzerine olsun!” der buyurdu.

mehmet oruç


Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 650
Ynt: Münakaşa etmek!..
« Yanıtla #12 : 07 Mart 2010, 11:51:20 »
Cok tesekkürler Isra.
Münakasayi cok güzel anlatiyor.
Artik herkes nasibini alir.