Gönderen Konu: Ölüme hazır olanlara müjdeler!*  (Okunma sayısı 3295 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ölüme hazır olanlara müjdeler!*
« : 27 Mart 2009, 17:42:50 »

Ekin ekmeden mahsûl beklemek, akıllı kimsenin yapacağı iş değildir. Ekin ekme, tohum atma yeri dünyadır. Mahsül bekleme yeri ise ahırettir.  İnsanın, öldükten sonra Allahü teâlâya ibâdet etmesi mümkün olmaz. Ne yapılırsa hayatta iken bu dünyada yapılır. Ölüme ve ölüm meleğinin gelişine ancak bu dünya hayatında hazırlanılabilir. Öyleyse onu dâima hatırlamalı, hiç bir an bundan geri kalmamalıdır. Çünkü o, bizden gâfil değildir.

Aslında, her zaman hazır olan kimse için, ölüm korkulacak bir şey değildir. Hattâ sevinilecek bir şeydir. Çünkü, ölüm sevgiliyi sevgiliye kavuşturan köprü gibidir. Ehl-i sünnet üzere Îmân edip salih amel işliyen kimselere, ölüm ânında melekler gelerek, korkmamalarını, üzülmemelerini söylerler; onlara, karşılaşacakları mes'ut hayâtı müjdelerler. Derler ki: “Dünyada korkuya düşmeyiniz. Allahü teâlânın, sizlere va'd ettiği Cennetle sevininiz!”

Ölüm anındaki beş müjde!

Ölüm ânında verilen bu müjde beş türlüdür:

1- Müminlerin avâm tabakasından olanlara verilen müjde! Bunlara denir ki:

- Azâbın ebedî olmasından korkmayınız. Yanî ebediyyen azâbda kalmıyacaksınız. Peygamberler, Sâlihler, evliyalar size şefâ'at edecek. Dünyada, ilk anda Cennete gidecek kadar sevâba mâlik olamadığınız için kederlenmeyin. Cennetle sevinin. Yanî sonunda varacağınız yer yine Cennettir.

2- İhlâs sâhibi mü'minlere verilen müjde! Onlara denilir ki:

- Amellerinizin kabûl olunmamasından korkmayınız. Sizin amelleriniz makbûldür. Sevâbı kaçırdığınıza üzülmeyiniz. Zîrâ sizin için kat kat sevâb vardır.

3- İşledikleri günâhlara tevbe eden mü'minlere verilen müjde. Onlara denir ki:

- İşlemiş olduğunuz günâhlardan dolayı korkmayınız! Zîrâ onlar affedildi.

4- Zâhid mü'minlere verilen müjde! Onlara denir ki:

- Sevâblarınızın noksan oluşundan dolayı hüzünlenmeyiniz. Hesap vermeden ve azâb görmeden gireceğiniz Cennetle sevininiz.

5- İnsanlara dinlerini öğreten, ilimleriyle âmil olan âlimlere verilen müjde! Onlara denir ki:

- Kıyâmet gününün korkularından endişelenmeyiniz, hüzünlenmeyiniz. Şüphesiz ki Allah sizi amellerinizle mükâfatlandıracaktır. Size ve size uyanlara âit olan Cennetle sevininiz. 

Ömrünün son demleri böyle müjdelerle dolu olanlara ne mutlu! Zîrâ böyle müjdeler, ancak mü'min olanlar ve amellerini güzel yapanlar içindir. Böyle mü'minlere melekler gelir. Onlar meleklere derler ki:

- Sizler kimlersiniz? Biz, sizden daha güzel yüzlü ve daha güzel kokulu varlıklar görmedik. 

Melekler de onlara cevâben derler ki:

- Biz, sizin âhırette de dostlarınınız...

Gaflette olmamanın alâmeti

O hâlde, aklı başında olana yaraşan, gaflet uykusundan uyanmaktır. Gaflet uykusundan uyanmış olmanın alâmeti dört şeydir:

Gaflet uykusundan uyanmış olan kimse:

1- Dünyevî meselelerle alâkalı husûslarda kanâatkâr olur, acele etmez.

2- Âhiretle alâkalı meseleler husûsunda kanâatkâr olmaz, yapmada acele eder.

3- Dînî, uhrevî konularda istişare eder, âlimlere danışır. Kendiliğinden bir iş yapmaz.

4- Halka nasîhat eder, onlara iyi davranır, çevresindeki insanları iyi bir şekilde idâre eder.

İnsanların en fazîletlisi, kendisinde beş haslet bulunan kişidir. Bu insan:

1- Her zaman, Rabbine kulluğa yönelir,

2- Herkese faydalı olduğu açık ve kesindir. Herkes bilir.

3- Halk onun şerrinden emindir, kimse ondan zarar görmez

4- İnsanların elindekine hiç bir sûretle güvenmez.

5- Ölüme her an için hazırdır.

Bir hikmet ehli zât şöyle der:

Akıllı olan üç şeyi hatırından çıkarmaz:

1- Dünyanın fâniliğini, zevklerinin geçici olduğunu,

2- Ölümü,

3- Mârûz kalmaktan emin olmadığı felâketleri.

Ah yazık, vâh yazık!

Ömrüm boş şeylerle geçti, âh yazık!

Yarını hiç düşünmedim, âh yazık!

Hep hevâya binâ kurdum, şaşkınca,

Din temeli çürük oldu, âh yazık!

Daldım günâha, yapmadım hiç hayır

Mal için, makâm için hep uğraştım,

Sonsuz ni'metlerden oldum, âh yazık!

Yol bozuk ve karanlık, önde şeytân,

Günâh ağır, ağlarım hep, âh yazık!

Mehmet Oruç
« Son Düzenleme: 17 Nisan 2009, 21:03:25 Gönderen: Ay Işığı »
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı insirah

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1090
Ynt: Ölüme hazır olanlara müjdeler!
« Yanıtla #1 : 28 Mart 2009, 06:26:32 »
Allah razı olsun
yüce Allah hepimize hayırlı ömür ve hayırlı ölüm nasip eder
Hayat başladığı noktaya, bittiğinde geri döner! Hayatta her şey noktayla başlar, noktayla biter... Sümeyra Denizli

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Kul olan kul gibi yaşar!
« Yanıtla #2 : 07 Nisan 2009, 00:53:56 »
Dünyada aklı başında olup da, ölüm gerçeğini kabul etmeyen hiçbir kimse yok. Fakat, buna rağmen bunun idrakına varan; acizliğini, çaresizliğini her an hatırlayıp “kul” gibi yaşamayan çalışan, geçici olan bu âleme gönderiliş gayesine uygun davranın insan sayısı çok az.

Bazan insanoğlu acizliğini unutup, haddini aşıyor: Bir kaza esnasında veya ağır hastalıklarda hasta yakınları, “Ölmene müsaade etmeyecem!”, “Sakın ölme!”, “Bizi bırakıp gitme!” gibi kulluğa yakışmayan laflar ediyorlar. Sanki ölüp ölmemek, gidip gitmemek kendi allerinde! Teknolojinin herşeye çare bulacağını zannediyorlar.

Birçok olay, çok güvendikleri teknolojinin çaresizliğini kendilerini de ibretle seyrediyorlar. Eğer bir kimseye cenab-ı Hak ölümü murat etmiş ise, cümle âlem bir araya gelse yapacakları birşey olmaz; yaşamasını murat ettiyse kimse de buna engel olamaz!

FİİLEN MUHALEFET HALLERİ

Şakîk bin İbrâhim hazretleri buyurdu ki: İnsanlar, dört şeyde sözle muvâfakat ettiler,kabul ettiler fakat fiilen muhâlefet ettiler.

1- "Biz Allahın kullarıyız!" dediler. Fakat bir kul, köle gibi değil, bir hür kişi gibi davrandılar.

2- "Allah bizim rızkımıza kefildir" dediler. Fakat kalbleri dünyalıktan başka hiçbir şeyle tatmin olmadı.

3- "Âhıret dünyadan hayırlıdır!" dediler. Fakat devamlı dünyalık toplamakla meşgûl oldular.

4- "Bizler mutlaka öleceğiz!" dediler. Fakat hiç ölmeyecek insanlar gibi davrandılar. 

Aklı başında olana yaraşan, “kul” olduğunu hatırlayıp gaflet uykusundan uyanmaktır. Gaflet uykusundan uyanmış olmanın alâmeti dört şeydir:

1- Dünyevî meselelerle alâkalı husûslarda kanâatkâr olur, acele etmez.

2- Âhiretle alâkalı meseleler husûsunda kanâatkâr olmaz, yapmada acele eder.

3- Dînî, uhrevî konularda istişare eder, âlimlere danışır. Kendiliğinden bir iş yapmaz.

4- Halka nasîhat eder, onlara iyi davranır, çevresindeki insanları iyi bir şekilde idâre eder.

İnsanların en fazîletlisi, kendisinde beş haslet bulunan kişidir. Bu insan:

1- Her zaman, Rabbine kulluğa yönelir,

2- Herkese faydalı olduğu açık ve kesindir. Herkes bilir.

3- Halk onun şerrinden emindir, kimse ondan zarar görmez

4- İnsanların elindekine hiç bir sûretle güvenmez.

5- Ölüme her an için hazırdır.

Ölüme her an hazır olanın ve hazır olmayanın hali: Geçmişte, çok kibirli, gururlu ölümden çok korkan bir hükümdar vardı. Birgün maiyeti ile atın üzerinde dolaşırkan, karşısına, yamalı fakat temiz elbiseli yaşlı bir kimse çıkar. Hemen “Uzaklaştırın” emrini verir. Mâiyetindekiler uzaklaştıramazlar. Bu hâli gören hükümdar, küplere biner.

Fakat ihtiyar hiç oralı olmaz. Kulağına yavaşça, “Ben Azrâilim” der. Bu sözü duyan hükümdarın yüzü solar, eli ayağı soğumaya, korkudan titremeye başlar. “Ne olur bana biraz müsâade ver! Geri dönüp çocuklarımı, sarayımı son bir defacık olsun göreyim “ der. Azrâil aleyhisselâm,”Hayır buna müsâade edemem” deyip orada canını alır. Hükümdar saltanatından, köşklerinden ayrılmanın acısıyla cansız bir şekilde attan aşağıya yuvarlanır.

HAZIR OLAN KİMSENİN HALİ


Azrail aleyhisselam bu defa da, ölümden kormayan, her zaman ölüme hazır olan sâlihlerden birinin de yanına gelerek,”Benim işim, Rabbimden aldığım emirle can almaktır.” der. O kimse, “ Buyurun, aldığınız emri yerine getirebilirsiniz.” der. “İstersen, şu an hazır değilsen sana izin vereyim, git çoluk çocuğun ile görüş onlarla helâllaş, der.”

Lüzûm yok, ben zaten her zaman onlarla helâllaşırım, ben her zaman ölüme hazırım. Senden istediğim, bir an önce beni Allahü teâlâya kavuşturmandır. Sadece namaza durup, secde hâlinde iken canımı alırsan memnun olurum.” Secdeye vardığında, Azrâil aleyhisselâm canını alır. Huzur içinde, ahıret alemine uçup gider. 

Ölüme her zaman hazır olan kimse için, ölüm korkulacak bir şey değildir. Hattâ sevinilecek bir şeydir. Çünkü, ölüm sevgiliyi sevgiliye kavuşturan köprü gibidir.

Ehl-i sünnet üzere Îmân edip salih amel işliyen kimselere, ölüm ânında melekler gelerek, korkmamalarını, üzülmemelerini söylerler; onlara, karşılaşacakları mes'ut hayâtı müjdelerler.

Derler ki: Korkuya düşmeyiniz. Allahü teâlânın, sizlere va'd ettiği Cennetle sevininiz...

Mehmet Oruç
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı insirah

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1090
Ynt: Ölüme hazır olanlara müjdeler!
« Yanıtla #3 : 07 Nisan 2009, 05:31:18 »
Tuğra;Allah razı olsun

inş azrail yanımıza geldi vakit hazırlıklı oluruz
Hayat başladığı noktaya, bittiğinde geri döner! Hayatta her şey noktayla başlar, noktayla biter... Sümeyra Denizli

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ebedî yolculuğa her an hazır mıyız?
« Yanıtla #4 : 07 Nisan 2009, 09:48:02 »
Amin cümlemizden,inşAllah Rabbim Hayr ve selamet versin,
---------------------------------------------------------------------------

Ölüm haberlerinin, feci kazaların yaşanmadığı gün yok nerdeyse. Her gün yeni bir facia ile sarsılıyoruz. Her misafir haberli gelmez. Biz istemesek de gelen bir misafir var; o da ölüm meleği.  Ne zaman, nasıl, nerede geleceği belli değil. Belli olan tek şey var ki o da, mutlaka geleceğidir. İnanın da inanmayanın da, dinlinin de dinsizin de bunda şüphesi yok.

Hal böyle olunca ölüme inanan ve bir gün onun mutlaka kendisine de geleceğini bilen kimsenin, ona hazırlanması gerekir. Akıl da, mantık da zeka da bunu emredir. Birkaç saatlik yolculuğa çıkan bile az çok hazırlık yapar. Sonsuz yolculuğa çıkmak hiç hazırlıksız olur mu? Bu hazırlık, hayatta iken sâlih ameller işlemek ve kötü amellerden, işlerden uzak durmakla olur.

Bunun için gerçek bir müslüman, hayatının her ânında, sâlih ameller içinde bulunmalıdır. Zîrâ, ölümün ne zaman ve nerede geleceği hiç bir sûretle belli olmaz. Hiç kimsenin bir dakika sonrası için garantisi yok; hatta bir saniye sonrası için.

AKILLI KİMSE!

Akıllı bir kimseye yaraşan, bu fânî, geçici hayatı boşa geçirmemek ve sonsuz hayata hazırlanmaktır. Hikmet ehli bir zât şöyle der:

- Ey insan! Çocukluğun oyunla geçer, gençliğin gafletle. İhtiyarlayınca da zayıf düşersin. Acaba sen, şanı yüce olan Allah için ne zaman sâlih ameller işleyeceksin?..

Ekin ekme, tohum atma yeri dünyadır. Ekin ekmeden mahsûl beklemek, akıllı kimsenin yapacağı iş değildir. İnsanın, öldükten sonra Allahü teâlâya ibâdet etmesi mümkün olmaz. Ne yapılırsa hayatta iken bu dünyada yapılır. Ölüme ve ölüm meleğinin gelişine ancak bu dünya hayatında hazırlanılabilir. Öyleyse onu dâima hatırlamaktan hiç bir an geri kalmamalı. Çünkü o, bizden gâfil değildir.

Resûlullah efendimiz, Ensâr'dan bir kimsenin başı ucunda ölüm meleğini gördü. Ona hitâben dedi ki:

- Ey ölüm meleği! Dostuma rıfk ve iyilikle muâmele et. Zîrâ o bir mü'mindir.

Ölüm meleği cevâben dedi:

- Müjdeler olsun yâ ResûlAllah! Ben her bir mü'mine rıfk ve yumuşaklıkla muâmele ederim. Ben insanoğlunun rûhunu kabzederim. Rûhunu aldığım şahsın âile efrâdından birisi, yüksek sesle bağırır, çağırır ağlarsa, vâh ederse, derim ki:

- Bu feryâd niye? Allaha yeminle söylerim ki, biz ona zulmetmedik. Ecelini geriye bırakmadığımız gibi öne de almadık. Onun rûhunu almakta bizim bir günâhımız yoktur. Sizler, ey bu ölünün yakınları! Eğer Allahın hükmüne rızâ gösterirseniz, ecrini alırsınız. Yok, O'nun hükmüne râzı olmaz, âhu figân ederseniz günâha girersiniz.

Sizin bize bir kapınız, bir merdiveniniz yoktur. Fakat biz size mutlak yine geleceğiz. Sakının, sakının. İster karada olsun, ister denizde, ister kalın duvarlı evlerde bulunsun, isterse çadırlarda. Hiç bir âile efrâdı yoktur ki, mutlaka onların yüzüne dikkatle bakmış olmıyayım. Hattâ öyle ki, onların küçüklerini de büyüklerini de tanırım. Her birini şahsen tanırım.

ÖLÜMÜ ÇOK HATIRLAYINIZ!


Bir defasında Peygamberimiz, gülüp oynamakta olan bir topluluğu gördü. Onlara hitâben buyurdu ki:

- Eğer sizler, zevk ve eğlenceyi yok eden şeyi çok çok anmış olsaydınız, bu gördüğüm durumda olmazdınız. O, sizi meşgul ederdi. Böyle gülüşüp durmazdınız.

Sonra buyurdular:

- Zevk ve eğlenceleri yok eden şeyi, yanî ölümü çok anınız.

Daha sonra da buyurdular ki:

- Kabir, ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur. 

Süfyân-ı Sevrî hazretleri, yanında ölümden bahsedildiği zaman, bunu tâkîb eden günlerde uzun müddet kendisine gelemez ve bir şey sorulduğunda:

- Bilmiyorum, bilmiyorum... derdi.

Bir hikmet ehli zât şöyle der:

Akıllı olan üç şeyi hatırından çıkarmaz:

1- Dünyanın fâniliğini, zevklerinin geçici olduğunu,

2- Ölümü,

3- Mârûz kalmaktan emin olmadığı felâketleri.

Mehmet Oruç
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı insirah

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1090
Ynt: Ölüme hazır olanlara müjdeler!
« Yanıtla #5 : 07 Nisan 2009, 19:54:00 »
Allah razı olsun

Alıntı
1- Dünyanın fâniliğini, zevklerinin geçici olduğunu,

inş her zaman aklımızda olur
Hayat başladığı noktaya, bittiğinde geri döner! Hayatta her şey noktayla başlar, noktayla biter... Sümeyra Denizli

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1543
Ynt: Ölüme hazır olanlara müjdeler!
« Yanıtla #6 : 07 Nisan 2009, 22:57:30 »
İbni Ömer radıyAllahu anhümâ şöyle dedi:

Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem omuzumu tutarak şöyle buyurdu:

“Dünyada tıpkı bir garip hatta bir yolcu gibi davran!”

İbni Ömer radıyAllahu anhümâ şöyle derdi:

Akşamı ettiğinde, sabahı bekleme!

Sabaha çıktığında, akşamı bekleme!

Sağlıklı günlerinde, hastalanacağın vakit için; hayatın boyunca da öleceğin zaman için tedbir al!

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!