Gönderen Konu: Sadaka ve hediye vermenin önemi  (Okunma sayısı 2614 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Sadaka ve hediye vermenin önemi
« : 02 Ekim 2009, 07:34:34 »

Mukaddes dînimiz İslâmiyette, ihsân ve infâk etme, ya’nî malını hayırda, hak yolda harcama, çeşitli şekillerde medh ve tavsiye edilmektedir.
Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruluyor ki:

“Allah, ihsân edenleri sever.” [Âl-i İmrân, 134, 148; Mâide 13, 93]

“İhsân edenlere, Allahü teâlânın rahmeti elbette çok yakındır.” [A’râf, 56]

“Allah, adâleti, ihsânı ve akrabâya vermeyi emreder.” [Nahl, 90]

“Allah, sana ihsân ettiği gibi, sen de [başkalarına] ihsânda bulun.” [Kasas, 77]

“İhsânın [iyiliğin] karşılığı ancak ihsân olur.” [Rahmân, 60]

“Ana-babaya ihsân edin.” [Nisâ, 36; En’âm, 151; İsrâ, 23]

Kur’ân-ı kerîmde, Hazret-i Yûsuf ve Hazret-i Mûsâ’ya verilen ni’metler bildirildikten sonra buyuruluyor ki: “İhsân edenleri, işte biz böyle mükâfâtlandırırız.” [Yûsuf, 22; Kasas, 14]

CÖMERT OLMAKTAN KORKMA!..

Peygamber Efendimiz, yemîn ederek buyuruyor ki: “Sadaka vermekle mâl, aslâ noksânlaşmaz.”[Taberânî]

Ayrıca, “Bir melek, ‘(Yâ Rabbî!) İnfâk edenin mâlının bedelini ver; cimrilik edip vermeyenin de mâlını telef et’ diye duâ eder” buyurmaktadır. [İbn-i Hibbân]

Mâlımızın noksânlaşmayacağı, hattâ artacağı garanti edildiğine göre, cömertlikten korkmamalıyız. Böylece îmânımızın da kuvvetli olduğu ortaya çıkacaktır. Cömerdin îmânının kuvvetli, cimrinin ise îmânının zayıf olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Cömertlik, îmân sağlamlığından ileri gelir. Îmânı sağlam olan Cehenneme girmez. Cimrilik, [îmândaki] şüpheden ileri gelir, böyle kimse de Cennete giremez.” [Deylemî]


Mâlı hayra harcama, başkalarına ihsânda bulunma ve hediyenin fazîleti çok büyüktür. Az veya çok sadaka vermeye gayret etmelidir.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Allahü teâlâ, “Biz, mâlı insana, ibâdet etmesi için ihsân ettik” buyurdu.” [İ. Ahmed]

İhsân etmek, hediye vermek ve almakla ilgili hadîs-i şerîflerden bazıları da şöyledir:

“Allahü teâlâ, ihsân sâhibidir. Öyle ise siz de ihsânda bulunun.” [İbn-i Adiy]

“Ana-babanıza ihsân ederseniz, çocuklarınız da size ihsân ederler.” [Taberânî]

“Komşuna ihsânda bulun ki, [kâmil] mü’min olasın.” [Tirmizî]

“Vermeyene ihsânda bulunanı, Allahü teâlâ Cennete koyar.” [Hâkim]

“İdârecilerin ihsânını, ihsân olarak kaldığı sürece alın.” [Ebû Dâvûd]

“Hediyeyi kabûl eden, Allah’ın gönderdiğini kabûl etmiş, reddeden de O’nun gönderdiğini reddetmiş olur.” [Râmûzü’l-Ehâdîs]

Şeytân, insânın düşmânıdır; onun mâlını hayra harcamasına mâni olmak ister. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “İblîs, en şiddetli adamlarını [militanlarını] mâlını hayra sarf edene musallat eder.” [Taberânî]

Şeytânın vesvesesine aldanmayıp Allahü teâlânın va’dine koşmalıdır. Şeytân, insana, ya mâlını isrâf ettirerek boşa gitmesini sağlar veya cimrilik ettirerek, hayra harcamaktan alıkoyar; onu “yoksul olursun, elin daralır” diye de korkutur. Onun için, malı, parayı, Allah yolunda harcamaktan korkmamalıdır. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruluyor ki:

“Şeytân, mâlınızı hayra sarf ettirmemek için sizi yoksullukla korkutur, cimri olmanızı ister. Allah ise, [sadaka ve zekât verene, hayra sarf edene] mağfiret, lutuf, bolluk va’deder.” [Bakara, 268]

Mümkünse fakîr de, az da olsa sadaka vermelidir. Fakîrin az sadaka vermesi, zenginin çok sadaka vermesinden daha kıymetlidir.

AKRABÂ TERCÎH EDİLMELİDİR

Malını; kendisini ve çoluk çocuğunu perîşân edecek kadar çok sarf etmek doğru değildir. Allahü teâlâ, cömert olan sâlih kimseleri överken buyuruyor ki: “Onlar, (mallarını) sarf ederken isrâf ve cimrilik etmezler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” [Furkân, 67]

Sadaka verirken, akrabâyı görüp gözetmek daha sevâptır.

Sadakayı, isteyen dilencilere değil, muhtâç olup isteyemeyen fakîrlere vermek gerekir. İsteyici olan, hiçbir zaman sıkıntıdan kurtulamaz. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “İsteyici, darlığa düşer.” [İmâm Ahmed]

Peygamber Efendimiz, yemîn ederek, “İsteyene verdiğim sadaka ateş olur” buyurunca, Hazret-i Ömer, “Yâ ResûlAllah, öyleyse niçin veriyorsunuz?” diye sordu; cevâbında “Ben, cimrilik yapamam” buyurdu. (Ebû Ya’lâ)

Ahmed Doğrusözlü