Gönderen Konu: Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş  (Okunma sayısı 3994 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sıddık-birgüvi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 282
Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş
« : 28 Şubat 2006, 03:20:30 »

RİYA (GÖSTERİŞ) - RÍYAKAR

Memnun ettiğin zaman, seni sende bulunmayan vasıflarla anan; darılttığın zaman yine seni sende bulunmayan kötülüklerle anıp anlatandır. (İmam Şafii)
  
Doğruluk, yaptığını Allah için yapmaktır; halk için yapmak ise riyadır. (Ebû'-l-HaBir kimse yaptığı hayırların ve iyi işlerin bilinmesinden ve konuşulmasından hoşlanıyorsa Allah'a şirk koşmuş olur.

(Ahmed ibni Ebûl-Havârî)
  
Riyakârsen Harakânî
« Son Düzenleme: 03 Eylül 2008, 13:27:16 Gönderen: mystic »

Çevrimdışı Mstfx67

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 354
RİYA (GÖSTERİŞ) - RÍYAKAR
« Yanıtla #1 : 28 Şubat 2006, 22:56:40 »
Allah razi olsun
BA$KASININ AYIBINI SÖYLEMEYi DÜSÜNDÜGÜN ZAMAN NEFSININ AYIBINI hATIRLA!!!

Çevrimdışı ankebut-57

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 908
Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş
« Yanıtla #2 : 27 Kasım 2007, 13:04:18 »


Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş


Başta hadis-i şerifler olmak üzere, ehemmiyetine binâen üzerinde sıklıkla durulan ve muhtelif birçok dini eserlerde “Gizli şirk” vasfına layık görülen riyâ; toplumsal hastalıktan öte şahsî bir hastalık olarak kişilerin ibâdet-ü taâtını yiyip bitiren veya etkisiz bırakan, daha ilerisi; “şirk” illetiyle sonlandırabilecek kadar tehlikeli olan kalbî bir hastalık…

Kabaca bir tasnifle; İlim, Amel ve İhlâs’dan müteşekkil olan ve İslâm şerîatının, “İhlâs” mefhumunu menfî yönde ziyadesiyle etkileyen, bir Müslüman için hiç şüphesiz en tehlikeli muhteviyâtın ana caddesi ve şirkin mukaddimesi mesabesindeki riyânın def edilmesi, hadis-i şerifte “Efdalü’z-zikri lâ ilâhe illAllah” (1) şeklinde zikrin en faziletlisi olarak bildirilen kelime-i tevhid’e ve kalbî zikre çokça devam etmekle mümkündür.

Riyâ öyle bir haldir ki; çoğu zaman kişinin, ibadetlerinin içine sarkıp sızan bu tehlikeyi fark etmesi mümkün olmayabilir. Bunu fark edip erken tedavi yoluna gidebilmek için, Peygamberi Zîşân Efendimiz(s.a.v)'in model ahlakını takınma gayretinde olmak, Allâh dostlarıyla bolca beraber olup eser ve hayatlarını okumak en etkili ilaçlardandır.

İlâhî emir ve yasakların gâyesi zikr-i ilâhi olduğuna ve başka niyetlerin bu gâye dışında olduğu bilindiğine göre, bu amaca ulaşmada yegâne engellerden olan riyânın def’ine, Allah Teâlâ’nın zikrini, heybet ve ta’zim yoluyla gönülde tazeleyerek yardımcı olunmaldır.

Kezâ yine topluluğun bulunduğu yerlerde, Mevlâyı Zülcelâl’in ismi zikredildiğinde veya buna benzer bir hâlin zuhuru esnasında; ağlamak, yerlere kapanmak vb. gibi şeyler tasavvûf erbâbınca hoş karşılanmamış ve şiddetle kaçınılması tavsiye olunmuştur. Zirâ onun bu hali; “Nefsinin azgınlığına ve gizli bir kibir üzere olduğuna delildir” denilmiştir. Bu konuda Salâhuddîn ibn Mevlânâ Sirâcüddîn HazretleriBöyle bir şahsın etvâr-ı mezkûresini istihsân (anlatılan bu tavırlarını, zikir esnasındaki ağlayıp sızlamalarını hoş ve güzel görmek), büyük günah ve vebâl teşkil eder. Bu gibi ahvâle şâhid olmaktan kaçınınız, hazer ediniz (sakınınız)!” buyurmuşlardır.


Riyâ Olmadığı Halde Riyâ Zannedilen Haller

Bir gün Hz.Ebû Bekir(r.a.)Hz. Hanzala(r.a.)’ın;

- “Hanzala münafık oldu” dediğini gördü ve:

- “SübhânAllah, sen neler söylüyorsun?” diye sordu. Hz. Hanzala(r.a):

-“Hz. Peygamberimiz (s.a.v)'in huzurunda olduğumuz sırada bize cennet ve cehennemden söz edilir, sanki gözlerimizle görmüş gibi oluruz. Oradan ayrılıp çoluk çocuğumuza, bağ bahçemize karışınca çoklukla unutup gidiyoruz.” dedi. Hz. Ebû Bekir(r.a.)’da

-“Allâh’a yemin olsun ben de aynı şeyi hissediyorum” dedi ve beraberce Alemlerin Efendisi’ne vardılar ve durumu açıkladırlar. Peygamberimiz(s.a.v):

-“Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e kasem olsun siz, benim yanımdaki hali dışarda da devam ettirip (cennet ve cehennemi) hatırlama işini koruyabilseniz, melekler sizinle yataklarınızda, yollarda müsafaha ederdi. Fakat ey Hanzala, bazan öyle bazan böyle olması normaldir” buyurdular. (2)


Bu konuda Hüccetü’l-İslâm İmâm-ı Gazâlî Hazretleri buyurur ki:

“İnsan arasıra gece namazı kılan kimseler arasında gecesini geçirir. Bunlardan bir kısmı gece yarısına, bir kısmı sabaha kadar, bir kısmı da gecenin bir bölümünü ibadetle geçirir. Böyle bir adam eğer kendi evinde bulunmuş olsaydı, gece ibâdetini kısa kesecekti. Fakat ibadet edeni görünce onlara tabi olmaya heves eder ve normal âdetinden daha fazla ibadet eder veya gece ibadeti hiç âdeti değilken, onların arasında bulunduğu için kalkar ibâdet ederse veya aynı şekilde onlarla beraber heveslenip nafile oruç tutarsa, tuttuğu oruç gösteriş için olduğundan, tutmaması ve onlara uymaması gerektiği zannedilir.

Gerçekte öyle değildir. Bunun açıklaması vardır. Çünkü bütün mü’minler, Allâh’a ibâdet etmeyi, gündüz oruç tutup gece namaz kılmayı ister. Ancak karşısına bazı engeller çıkar. Şehvetine tâbi olur, gaflete düşer ve bu ibâdetleri yapamazlar. Fakat başkalarının gafletten uyanıp ibâdet ettiklerini görünce, kendiside gafletten uyanır veya bazı yerlerde ibâdetine engel olan şeyler ortadan kalkar, hevesi fazlalaşır, böylece de ibadete başlar.”
(3)


“İnsanlardan bir kısmı, gösteriş karışık korkusu ile ameli terk etmişlerdir. Bu düşünce yanlıştır. Çünkü zaten şeytanın istediği de bu olduğundan, şeytana uymuş olur.” (4)

***

İnsanları riyâ denen uçuruma yuvarlayan üç sebep vardır:

1- Övülme arzusu

2- Başkaları tarafından kınanma ve kötülenme korkusu.

3- Maddi menfaat temin etme, şan, şöhret, makam ve mevkî elde etme hırsı.

İşte riyâ denilen manevî hastalıkların öldürücü mikropları öz olarak bunlardır.

***

Kişinin kendisine mahsus ibâdetlerine riyanın karışma sebepleri farklıdır. Bunlar:

1- İbadete başlamadan evvel riyâ niyetinin bizzat olmasıdır ki, bu ibâdet yalnızca günah olacağı için başlanılması tavsiye edilmez.

2- İbâdete Allâh rızâsı için başladıktan sonra bu riyâ halinin zuhûr etmesidir ki, bu hal kişiye musallat olduğunda ibadeti bırakması tavsiye olunmaz. Bizzat devam etmeli, kalbî marazını (hastalığını) tedavi yoluna gitmelidir. Bunun en güzel yolu da kalbî zikirle bolca meşgul olmaktır. Yine benzer olarak ibâdete ihlâs ile başladıktan sonra bu halin musallat olmasıdır ki, bu durumda şeytanın “Sen bu ibadeti nasılsa gösteriş için yapıyorsun” gibi vazgeçirme vesveselerine kulak asmayıp, o ibâdeti ihlâsa döndürmeye çalışmalıdır.

“Ey Rabbimiz! Bize dünyada da, âhirette de iyilik ver. Bizi (cehennemin) ateş azâbından koru.” (5)


TEFEKKÜR NOTLARI

• İhlâs yok ise, iflâs mukadderdir.

• Bir İslâm âlimi, “Nefs, su yılanına benzer. Sopaladıkça dikilir” diyor. Çare, leyleklerin yılanlara yaptığı gibi, önce (korunarak) yükselmek ve nefs-i emmâreyi oradan bırakıp omurgasını kırmaktır.



DİPNOTLAR
(1) İbn Mâce, Sünen, Edeb, 55.
(2) Müslim, Tirmizi
(3) İhyâu’ulumi’d-dîn, Terceme Abdullah Aydın, Cilt-III, 3133, Karaoğlu Yay.
(4) A.g.e  s.3114
(5) Kur’ân-ı Kerîm, Bakara sûresi, 201.

Adem YAKUT
ankebut-57

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş
« Yanıtla #3 : 27 Kasım 2007, 16:55:19 »
 Ellerinize sağlık..Allah razı olsun

Alıntı
“Ey Rabbimiz! Bize dünyada da, âhirette de iyilik ver. Bizi (cehennemin) ateş azâbından koru.”
Amin..

Çevrimdışı insirah

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1090
Ynt: Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş
« Yanıtla #4 : 27 Kasım 2007, 18:56:11 »
Allah razı olsun
Hayat başladığı noktaya, bittiğinde geri döner! Hayatta her şey noktayla başlar, noktayla biter... Sümeyra Denizli

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1267
Ynt: Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş
« Yanıtla #5 : 28 Kasım 2007, 02:22:19 »
Alıntı
“İnsanlardan bir kısmı, gösteriş karışık korkusu ile ameli terk etmişlerdir. Bu düşünce yanlıştır. Çünkü zaten şeytanın istediği de bu olduğundan, şeytana uymuş olur.”


Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş
« Yanıtla #6 : 07 Mart 2012, 11:23:57 »

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 23 Şubat 1427
Miladi  : 7 Mart 2012 Çarşamba

“Allâhü Teâlâ’dan ve meleklerden başka hiç kimsenin görmediği yerde iki rek’at namaz kılan kimseye cehennem ateşinden berât yazılır.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn Asakir, Târîh-i Dımaşk)