Gönderen Konu: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*  (Okunma sayısı 27094 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #30 : 14 Eylül 2011, 21:36:46 »

Aslında şu günlerde mürşid-i kamil ve onun yolundan gidenlere daha büyük işler düşüyor. Tarih boyunca mürşid-i kamiller ve onların yolundan gidenlerin en büyük misyonu, gayr-i müslimlere islamı tebliğ ederek, onların müslüman olmalarını sağlamak değil, müslümünlara müslümanca yaşamayı ve düşünmeyi öğretmek olmuştur. Şu günlerde de maalesef İslam'ı tahrif etmeye çalışanlar hızla çoğalmaktadır. İsimlerini siteyi takip edenlerin gayet iyi bildikleri bu isimler, İslam'ın temeline dinamit koymaya çalışmaktadırlar. Ramazan-ı şerif içinde oruçla ilgili yapılmaya çalışılan tahribatlar hala hafızalarımızda sıcaklığını muhafaza etmektedir.


Vehhabilik fitnesi, maalesef günümüzde isim değiştirilerek sinsice yayılmaya devam etmektedir. Vehhabiliğin bütün sapık itikadlarını aynen kabul eden ve kendilerine "selefi" ismi veren bu kişiler, hızlı bir biçimde yayıllmaktadır. Ehl-i sünnet itikadının en büyük savunucusu olan bizler "Ey İslam Cemaati, bizler hayatta olduğumuz müddetçe siz, eshab-ı kirama laf  mı edebileceğinizi zannediyorsunuz?" sözünü genişleterek, "Bizler hayatta olduğumuz müddetçe, İsam'ın kimsenin tahrif edemiyeceğini..." göstermeliyiz. Bunun içinde yapacağımız en büyük iş, bunların sapık fikirlerini öğrenerek, onlara göre verilecek cevapları öğrenmeliyiz. Bu konuda, Fazilet Neşriyat tarafından yayımlanmış olan yeni bir kitabı gördüm. Bunun elde edilerek, okunması yapacağımız ilk iş olabilir.
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı gülgiller

  • okur
  • *
  • İleti: 50
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #31 : 14 Eylül 2011, 22:29:35 »
hollandadan o kitabi nerden bulabiliriz

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #32 : 14 Eylül 2011, 23:39:22 »
Alıntı
Bunun içinde yapacağımız en büyük iş, bunların sapık fikirlerini öğrenerek, onlara göre verilecek cevapları öğrenmeliyiz. Bu konuda, Fazilet Neşriyat tarafından yayımlanmış olan yeni bir kitabı gördüm. Bunun elde edilerek, okunması yapacağımız ilk iş olabilir.

Kitabın ismini öğrenebilirmiyiz?
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #33 : 15 Eylül 2011, 00:40:32 »
Şevahidü'l-Hak'dan Vehhabilere Cevaplar, Yusuf Nebhani isimli yazarın eserinin tercümesi (2009 yılı)... DAha önceki yıllarda "Teymiyecilik ve Vehhabilik"  (galiba 1970'li yıllarda idi.) isimli bir eser daha bulunuyor. Eserin yeni baskısı olup olmadığını bilemiyorum. Ancak, internette satışa sunulmuş. Hem de oldukça cüz'i bir fiyata sunuluyor.
« Son Düzenleme: 15 Eylül 2011, 00:44:51 Gönderen: tarihman »
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6606
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #34 : 15 Eylül 2011, 21:55:02 »
Şevahidü'l-Hak'dan Vehhabilere Cevaplar, Yusuf Nebhani isimli yazarın eserinin tercümesi (2009 yılı)... DAha önceki yıllarda "Teymiyecilik ve Vehhabilik"  (galiba 1970'li yıllarda idi.) isimli bir eser daha bulunuyor. Eserin yeni baskısı olup olmadığını bilemiyorum. Ancak, internette satışa sunulmuş. Hem de oldukça cüz'i bir fiyata sunuluyor.

Çok teşekkürler, Teymiyecilik ve Vehhabilik fazilette yok internette de tükendi görünüyor..
〰〰〰〰🐠

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #35 : 15 Eylül 2013, 22:13:13 »
Bu önemli bilgiler için teşekkür.


Alıntı
Hindistan’da bir çok alim ve tarikat erbabı bulunmasına rağmen bunlar Ekber Şah’ın zulmünden korktukları için her hangi bir faaliyette bulunmamışlardır. Ancak Varis-i Rasül, Mürşid-i Kamil İmam-ı Rabbani Hazretleri dini tahrip girişimlerine karşı amansız bir mücadele içersine girmiştir. Tahrif edilen dini ihya için tek başına mücadele vermiştir. İktidarın himayesindeki islama uymayan bütün durumlara muhalefet etmiş ve İslam’ın gerçek savunucusu olmuştur. İktidarın bütün nimetlerini kullanıp, sapık inançları yaymaya çalışan Ekber Şah’ın uydurma Din-i İlahi’si İmam-ı Rabbani hazretlerinin çalışmaları sayesinde son bulmuş ve İslam aslına dönmüştür.

Günümüzde bu kadar olmasa da buna benzer hadiseler zinciri devam etmektedir. Rollerde kimler, kimler figüran onu da sizin basiretinize bırakıyorum.


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #37 : 16 Eylül 2013, 11:37:51 »

İktidarın himayesindeki islama uymayan bütün durumlara muhalefet etmiş ve İslam’ın gerçek savunucusu olmuştur.

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #38 : 30 Nisan 2014, 08:31:29 »
Aslında şu günlerde mürşid-i kamil ve onun yolundan gidenlere daha büyük işler düşüyor. Tarih boyunca mürşid-i kamiller ve onların yolundan gidenlerin en büyük misyonu, gayr-i müslimlere islamı tebliğ ederek, onların müslüman olmalarını sağlamak değil, müslümünlara müslümanca yaşamayı ve düşünmeyi öğretmek olmuştur. Şu günlerde de maalesef İslam'ı tahrif etmeye çalışanlar hızla çoğalmaktadır. İsimlerini siteyi takip edenlerin gayet iyi bildikleri bu isimler, İslam'ın temeline dinamit koymaya çalışmaktadırlar. Ramazan-ı şerif içinde oruçla ilgili yapılmaya çalışılan tahribatlar hala hafızalarımızda sıcaklığını muhafaza etmektedir.

=============================
Bu güzel yazıları tekrar okumakta fayda var... Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Silsile-i Saadât Hazretleri (Silsile-i Zeheb | Altun Silsile)
« Yanıtla #39 : 19 Eylül 2016, 13:58:33 »
Silsile-i Saadât Hazretleri (Silsile-i Zeheb | Altun Silsile)

İmamı Rabbani (k.s.) hazretleri Mektubatının 250. Mektûb-u Şeriflerinde bu yol ile alakalı olarak buyuruyorki:
"Evliyâlık yolları arasında Silsile-tüz zeheb yolu, Sıddîk-i ekberin yolu olduğundan, bu yolun yolcuları uyanık olur. Onun için de, yolların en üstünüdür. Başka yoldaki Evliyâ, bunların kemâlâtına nasıl yetişebilir? Onların içyüzünü nasıl anlıyabilir? Bu yolun yolcularının, bu işte kârları müsâvîdir demek istemiyorum. Belki milyonda biri böyle olabilirse nîmettir, saadettir. Peygamberimizin haber verdiği Hazret-i Mehdî, vilâyetin en yüksek derecesinde olacağına göre, o da bu yoldan yetişmiş ve bu yolu temâmlamış ve düzeltmiş olacaktır. Çünki bütün vilâyet yolları, bu yoldan aşağıdır ve ulaştıkları vilâyetlerde, Peygamberlik makamının kemâllerinden az birşey vardır. Bu yoldan kazanılan Evliyâlıkta ise, Sıddîk-ı ekberin yolu olduğu için, o kemâlâttan pek çok bulunur."





Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2399
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #40 : 01 Ağustos 2018, 12:37:27 »
önemli.teşekkürler.

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2399
Ynt: Silsile-i Saadat, Sapıklıklarla Mücadele ve Günümüz...*
« Yanıtla #41 : 01 Ağustos 2018, 12:40:47 »
Silsile-i saadat dediğimiz büyük Allah dostlarının hayatlarını incelediğimiz zaman, bunların hayatlarında iki ortak noktaya ulaşırız. Bunlardan birincisi, bu büyük zatların hemen hemen hepsi “ben müslümanım” deyip, gerçekte İslam’ı yozlaştırmak ve temel inanç noktalarından uzaklaştırmak isteyen sapık cereyanlarla mücadele etmişlerdir. İkincisi ise hepsi bu faaliyetlerinden dolayı eza ve cefaya maruz kalmışlar, hatta bazıları hapse bile atılmıştır.

Burada günümüzle çok benzediği için İmam-ı Rabbani hazretlerinin hayatını misal olarak vermek istiyorum. Bilindiği gibi İmam-ı Rabbani hazretleri Hindistan’da doğmuş, büyümüş ve hizmet alanı yine Hindistan olmuştur. İmam-ı Rabbani hazretleri döneminde Hindistan’da Hint-Moğol kökenli Babürlüler Devleti’nin  hükümdarı Ekber Şah hüküm sürmekteydi.

Ekber Şah 1575 tarihinde “Divanhane” adı verilen bir bina inşa ettirip, bunu “ibadethane” olarak tesis etti. Burada Ehl-i Sünnet alimleri ve mutasavvıfları ile Mecusi, Hritsiyan, Budist ve Hindu din adamlarını bir araya toplayarak, güya ilmî müzakereler yaptırmaya başladı. Bu toplantıların sonunda, ehl-i sünnet alimlerinin görüşleri dikkate alınmadan şöyle bir düşünce ortaya çıktı. “İslam’ın ilk mensupları cahil ve bedevi bir millettir. Halbuki bizim mensup olduğumuz Babürlüler uygar bir millettir. Dolayısıyla bu ilkel din Babürlüler için uygun değildir.”

Bütün bunların sonucunda dini değerler hafife alınmaya başlandı. Peygamberlik, vahiy, cennet ve cehennem gibi kudsî değerler alay konusu edildi. Tenasüh (Reenkarnasyon) inancı yaygınlaşmaya başladı. Peygamberimizin mucizeleri inkar ediliyordu.

Ekber Şah'ı etkileyenlerin başında Şeyh Mübarek bin Hıdır en-Nagori ile iki oğlu Feyzi ve Ebü'l-Fazl el-Allâmî gelmekte idi. Hocası Mir Abdüllatif ise, Şimdiki Dinlerarası Diyalog’un o zamanki şekli olan çeşitli din ve mezheplerle ırklar arasında karşılıklı müsâmahaya dayanan dostluk ve barış içinde yaşama fikrini, yani sulh-ı küll'ü benimsetmede etkili olmuştu. Ebü'l-Fazl, Ekber Şah'ın bazı akıl ve mantık dışı çocukça hareketlerine Allah'a yakınlık ve ibadet vasfını veriyor, kaside ve methiyelerinde onu dünyaya ilahi bir vazifenin ifasına gelmiş bir hükümdar gibi gösterip övüyordu

Bütün bu çalışmalar meyvelerini 1582 yılında vermeye başladı. Ekber Şah, bütün eyalet valilerinin önünde "Din-i İlahi" (Allahsal Din) diye bir şey kurduğunu resmen ilan etti. Yeni dini şöyle savunuyorlardı: "Hak, doğruluk gibi evrensel gerçekler yalnız ve sadece bir dinde bulunmaz. Bunlar her din ve millette bulunur. O halde her dinde hak ve gerçek olan ne varsa alınmalı, bunlardan, hepsini bir araya toplayan tek bir din meydana getirilmeli, bütün insanlar da ona çağrılmalıdır. Böylece milletler ve dinler arası anlaşmazlıklar son bulacaktır. İşte insanları bir araya toplayacak olan ‘Din-i İlahi' budur."

La ilahe illAllah, Ekber halifetullah (Allah'tan başka Allah yoktur ve Ekber O'nun vekilidir.)" sözünü bu yeni dinin şehadet kelimesi yapmışlardır. Bu “İlahi Din”'e girenler "teşile" adını alırdı ki bunun Hintçe'de manası "mürid ve tabi" demekti.

Hatta bunlar İslam’ın selamlaşma şekli olan “Es-Selamün Aleyküm” “Ve aleyküm selam” ifadelerini bile değiştirmeye cüret etmişlerdir.  Selama başlayan “Allahü Ekber” diyordu. Cevaben ise “Celle celalühü” diyordu. Şahın ismi Celaleddin, lakabı da Ekber’di. Hal böyle olunca selamlaşmada onun ismi ve lakabı kullanılıyordu. Hatta bir ara öyle ileri gidenler olmuştu ki, Ona secde etmekten bile çekinmiyorlardı.

Başlangıçta bu uydurma dinin esaslarını belirlemek için 40 kişilik bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyonun amacı bütün dinlerin iyi taraflarını belirleyip, yeni dine temel oluşturmaktı. Ancak bu yeni dine “İslam”dan başka bütün dinlerin esası alınmıştı. Hristiyanların Çan çalması, istavrozu, Mecusilerin “ateşe tapma” adeti, Hinduların kutsal bayram günleri bu dinin temelini oluşturmuştu. İbadetler ise Güneş’in batış ve doğuşuna göre ayarlanmış, Güneş kutsal kabul edilmişti. Hatta Güneş lafzı geçinde arkasından “Cellet kudretühü” biçiminde saygı ifadesi kullanılıyordu.

Burada daha sayamayacağımız kadar İslam dışı adetler, bu yeni dinin esaslarından sayılıyordu. İşte İmam-ı Rabbani hazretleri bu ortamda “Müceddid” ve “Mürşid-i Kamil” olarak görevlendirilmiştir. Kendisine secde etmediği ve fikirlerine karşı geldiği için Kevalyar Hapishanesi’ne attırılmıştır. Ancak Ekber Şah’tan sonra onun yerine geçen Cihangir Şah, bu büyük zatın büyüklüğünü anlamış ve onu hapisten çıkarmıştır. Onun oğlu Şah-ı Cihan Hürrem Şah İmam-ı Rabbani hazretlerinin sadık bir müridi ve talebesi olmuştur.

Hindistan’da bir çok alim ve tarikat erbabı bulunmasına rağmen bunlar Ekber Şah’ın zulmünden korktukları için her hangi bir faaliyette bulunmamışlardır. Ancak Varis-i Rasül, Mürşid-i Kamil İmam-ı Rabbani Hazretleri dini tahrip girişimlerine karşı amansız bir mücadele içersine girmiştir. Tahrif edilen dini ihya için tek başına mücadele vermiştir. İktidarın himayesindeki islama uymayan bütün durumlara muhalefet etmiş ve İslam’ın gerçek savunucusu olmuştur. İktidarın bütün nimetlerini kullanıp, sapık inançları yaymaya çalışan Ekber Şah’ın uydurma Din-i İlahi’si İmam-ı Rabbani hazretlerinin çalışmaları sayesinde son bulmuş ve İslam aslına dönmüştür.

Günümüzde bu kadar olmasa da buna benzer hadiseler zinciri devam etmektedir. Rollerde kimler, kimler figüran onu da sizin basiretinize bırakıyorum.