Gönderen Konu: Tatlı namaz hatıraları  (Okunma sayısı 8028 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1954
    • http://www.sadakat.net
Tatlı namaz hatıraları
« : 16 Aralık 2012, 18:49:43 »

İslamın en büyük rüknü olan ve kılınıp kılınmamasına göre kişinin Müslümanlığı yaşayışını ortaya koyan ibadettir namaz.

Tabiki günlük olağan hayatta namaz kılmak o kadar zor olmasa gerek. Hele günümüz imkanlarında güzel seccadelerde, sıcak sularla alınmış abdestlerle kılıyoruz namazımızı.

Ama bazen hayat şartları olağanın dışına çıkabiliyor. Mesela bir sefere çıkıyorsunuz, namaz vakti uyuşmayabiliyor, mesela askere gidiyorsunuz, toplu hareket etmeniz icap ettiğinden namaz saati bir eğitim programına denk gelebiliyor, İstanbulda bir toplu taşıma aracına biniyorsunuz gideceğiniz yere trafiğin yoğunluğundan bir kaç saatte gidebiliyorsunuz vs. bunun örnekleri çoğaltılabilir.

Namaz kılan kimseler burada ikiye ayrılıyor. Bu tür zor durumlarda, sonra kaza ederim deyiverip kendince zorluktan naşi, bir cevaz çıkarrtıyor.
Ancak; namaz şuuru % 100 yerleşmiş bir zatı muhterem ise bu tür durumlarda tüm imkanları, gücünü ve varsa riskleri göz önüne alıp namazını kılıyor.
Böyle zorluklar içerisinde Mevlaya olan borcun ve itaatın neticesinde kalbinde tatlı bir huzur meydana geliyor.

Bu tür durumlarla illaki hayatımızda bazen karşılaşmışızdır. Ya da başkasının karşılaşıp bizler anlattıkları olabilir. Ya da Allah dostlarından örnekler olabilir. Bu yazı dizisinde bu tür hatıraları paylaşmanızı temenni ediyorum. Namaz ibadeti farz bir ibadet olduğu için riyalık ve enaniyetlik bir durum olmayacağı kanaatindeyim.

İncemeseleler    Sadakat.Net    İns SadakatForum  Sevadı Azam


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #1 : 16 Aralık 2012, 19:04:37 »
Alıntı
Namaz kılan kimseler burada ikiye ayrılıyor. Bu tür zor durumlarda, sonra kaza ederim deyiverip kendince zorluktan naşi, bir cevaz çıkarrtıyor.
Ancak; namaz şuuru % 100 yerleşmiş bir zatı muhterem ise bu tür durumlarda tüm imkanları, gücünü ve varsa riskleri göz önüne alıp namazını kılıyor.
Böyle zorluklar içerisinde Mevlaya olan borcun ve itaatın neticesinde kalbinde tatlı bir huzur meydana geliyor.


   Miftah kardeşim asıl müslüman,ne şart da olursa olsun namazını eda etmektir. O müslümanlardan olmayı rabbim bize nasip etsin...zaman zaman bununla ilgili hatıralarımız aklımıza gelirse,neden olmasın anlatalım.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #2 : 16 Aralık 2012, 23:24:27 »
Yoğun bir mesai gününde vaktin namazını elinize geçen ilk fırsatta eda etmezseniz, ikinci fırsat gelmezde gelmez. Aklınızın yarısı işle meşgüldür, diğer yarısı namazın vaktiyle. İkinci fırsatı da değerlendirmezseniz, işiniz kül demektir.
Siz siz olun namazlarınızı ilk vaktinde cemaatle edâ etmeye özen gösterin. İkinci fırsat ya gelir ya gelmez... Bir kardeş tavsiyesi :)

uzman.

  • Ziyaretçi
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #3 : 16 Aralık 2012, 23:39:00 »
Hocam bir kac sefer banada oldu sifadan veya  umraniyeden cikiyorsun yola karsiya beylükdüzüne varaysa kadari iki vakit geciyor otobanda durma ihtimalida yok bende arabada kiliyorum bunun fetvasi nedir :sas

Çevrimdışı meftun

  • okur
  • *
  • İleti: 57
  • Bu Kültür Senin !
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #4 : 17 Aralık 2012, 00:19:27 »
İstanbul trafik deyince aklıma geldi. Bir kaç yıl önceydi. Otobüsün gelmeyeceği tuttu. Bekle Allah bekle. Neyse sonunda bir tane geldi. Üsküdardan Pendik taraflarına gidiyorum. Otobüs sıkış sıkış. Oturarakta yer bulmuşum. Otobüs hareket etti ama bir yandan da vakit iyice daraldı. Namazın geçmesine 15 dakika var. Otobüsten inip eve gitmem ise 25 dk yı bulacak. Yolu yarıladık ama aklımda hep bu endişe hakim.  Ve bir an kararımı verdim ve ilk durakta cami aramaya koyuldum. Mübarek yakında da cami yok. Orayı ara burayı ara abdest vs. derken son anlarda namazımı Hamdolsun eda edebildim. Güzel bir hatıraydı.
Yandım ebedi hüsnüne meftun olarak
Kar etti dilim ruhuma efsun olarak..

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #5 : 17 Aralık 2012, 01:15:51 »
Hocam bir kac sefer banada oldu sifadan veya  umraniyeden cikiyorsun yola karsiya beylükdüzüne varaysa kadari iki vakit geciyor otobanda durma ihtimalida yok bende arabada kiliyorum bunun fetvasi nedir :sas

Durma imkanı yoksa ve abdestte alması icab ediyorsa teyemmüm hakkını kullanır.
Oturduğu yerde ima ile namazını kılar. Burada dikkat edilmesi icap eden bir şey varsa oda ima şeklini müslümanlarin bilmemesidir. İma sadece başın hareket etmesidir. Yoksa otobüste secde ve rûküya gitmek değildir.


....Bu durumlarda namazınızı araç içinde oturarak kılabilirsiniz. Ancak tren, uçak, gemi gibi vasıtalarda mümkünse ayakta kılınır, değilse oturarak kılınır. Hayvan veya vasıta üzerinde oturarak namaz kılacak olan kimse, secdede rükûdan biraz fazla eğilir. Ancak otobüste öndeki koltuğun üzerine baş koyarak secde etmek mekruhtur.

Hareket hâlindeki araçlarda namaz kılarken kıbleye dönme mecburiyeti yoktur. Aracın gittiği yöne doğru oturulan yerde îma ile namaz kılınır.

Bu saydığımız yolları hiç denemeden, hiçbir gayrete girmeyip namazı kazaya bırakmak, büyük bir günahtır. Yolculuk bittikten sonra namazların kazasını yapmakla sorumluluktan kurtulunmuş olunmaz. Çünkü, burada kazaya bırakmayı gerektirecek bir engel yoktur.

Bu konuları bilmemek, namazı kazaya bırakmak için mazeret sayılmaz. Çünkü, dinimizi yaşamaya yetecek kadar bilgiyi öğrenmeye mecburuz.

Bir kimse, bir özür sebebiyle farz olan bir namazı yere inmeden hayvan üzerinde kıldığı zaman, gücü yettiği tarafa yönelerek namaz kılabilir. Fakat kıbleye doğru yürümekte olan bir hayvan üzerindeki insanın namazı, o hayvanın kıble yönünden bir rükün yerine getirilecek kadar dönmesi ile bozulur.

o gün için taşıt yoktu ama şu an aynı fetva arabalarda geçerlidir


Büyük islam ilmihali


Çevrimdışı Tesniye

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 395
  • Nişan aldık yıldızları..
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #6 : 17 Aralık 2012, 13:22:04 »
Amerika'da bulunduğum 60'lı yıllar... İzne çıkmıştık. Bir öğle namazı vaktinde okuldan uzaktaydım. Cami yok, kilise kapalı. Parka gittim. Orada ağaçların arasında, çimenlerin üzerinde namaza durdum. İçimde bir sevinç, bir ses... Çok şükür. Namaz kılıyorum.

Namaz kılacağım yeri seçtim. Gölgeye bakıp kıbleyi tayin ettim. Acayip duygular içindeyim. "Niyet ettim öğle namazının sünnetini kılmaya", demedim... Dedim ki: "Allah'ım ben öyle bir yerde bulunuyorum ki Amerikalı öğretim üyelerine itaat ediyorum. Onlara itaat edip sana itaat etmemek olur mu? Kalbimi çalıştıran, bana hayat veren, sağlığımı devam ettiren, tahsil yapmak için bana akıl veren Allah'ım; Sana hamd için Sana şükür için namaz kılıyorum. Başımı toprağa koyacağım. Esmaül hüsnanın tecellisine karşı kendimi bir hiç hükmünde sayıp kainatın, her şeyin kumandan-ı azamı olan Allah'ım, Sana secde edeceğim. Allahu ekber..." tekbir aldım.

Hayalim diyor ki, yeryüzü bir mescit, Kâbe mihrap, Resul-ü Ekrem Efendimiz (sas) mânen imam, ben de cemaatim. Çevremde bulunan mahlukat namına Allah'a secde ediyorum...

Böylesine acîp bir duyguyla rükua eğildim, secdeye gittim.

Başımı secdeden kaldırmak istemedim. Amerika büyük bir devlet. O devletin büyüklüğü Allahu ekber yanında nokta bile olamaz.

Secdeden doğruldum. Bir de baktım, bir sürü insan dolmuş etrafıma. Büyük bir kalabalık. Onların ortasında ben namaz kılıyorum. Namazı bitirinceye kadar kalabalık dağılmadı. Selam verdim, kalktım. Kalabalıktan bazı insanlar secde ettiğim yere geldiler. Çimenlerin arasına bakıyorlar. Burada ne vardı ki, bu adam kafasını buradan kaldırmıyor? Sonra önümdeki ağacın gövdesine baktılar. Burada ne var ki bu adam yattı kalktı önünde? Sonunda biri gelip sordu, "Ne yapıyorsun?" Dedim ki: "Ben Müslüman'ım, namaz kılıyorum." Bu sözü söylerken sanki dünyanın tepesine çıkmışım, herkese ilan ediyorum. "Ben Müslüman'ım! Namaz kılıyorum!"

Namaz, çok uzakta yabancı bir ülkede, gayrimüslimlerin içinde beni İslam sancağı gibi ayakta tuttu. Namaz kıldığımı gören, yanıma gelirdi. Sen Müslüman mısın, derdi. Namaz, hayatıma nurunu serpiyordu...

Çilesini çekmediğimiz şey bizim değildir. Zor şartlarda namaz kılmanın çilesi varsa, Allah için çile çekmek en büyük saadet. "Çeşitli sebeplerle namaz kılmıyoruz." diyorlar. Onlara diyorum ki: "Hiç değilse bazen, bir vakit namaz kılmak lazım. O namazla ne oluyor? Müslüman, Müslümanlığını ilan ediyor.


Hekimoğlu İsmail'den
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma.
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben..
<< Lüzumsuz Konular Atlası >>

Çevrimdışı Tesniye

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 395
  • Nişan aldık yıldızları..
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #7 : 17 Aralık 2012, 13:38:04 »
Namaz Anılarım

    9 Eylül 1980'de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne kaydımı yaptırıp işlerimi bitirdikten sonra okul açılıncaya kadar Eskişehir'deki yakınlarımın yanında kalmak için 11 Eylül 1980 gecesi oraya gitmiştim. Fakat Eskişehir'e çok geç saatlerde vardığım için o vakitte kimseyi rahatsız etmeyip Otogar civarında bir otelde kalmayı tercih ettim. Otelciye de yol yorgunluğu ve vaktin geç olması sebebiyle namaza kalkamayacağımı hatırlatarak beni sabah namazına kaldırması için sıkı sıkı tenbih ettim. Kaldığım oda da resepsiyonun yakınındaydı. Uyandığımda gün doğmuş vakit geçmişti. Otelciye gidip “beni niye namaza kaldırmadın?” diye sordum. “Bu gece darbe oldu!” cevabını verdi.

    Bakü'den İstanbul'a gelecektim. Uçak sabah saatinde kalkacaktı. Yolda vakit daralabilir diye sabah namazını otelde kılıp çıktım. Ama vakit biraz erken gibiydi ve tereddütteydim. Yolda taksiciye “ben namaz kılıp çıktım ama otele ezan sesi gelmiyor; acaba ben otelden çıkmadan önce vakit girmiş miydi?” diye sordum. Taksici “Valla ben bilmem ama oğlum namaz kılar” cevabını verdi.

    Romanya'nın başkenti Bükreş'te namaz kılacak bir yer arıyordum. Müslüman olduklarını tahmin ettiğim bir genç grubu gördüm. Yanlarına gidip “buralarda cami veya namaz kılabileceğim bir yer var mı?” diye sordum. Somalili olduğunu öğrendiğim bir genç gelip bana sadece namaz konusunda değil her işimde yardımcı oldu. Arkadaşları çağırdığında “Siz gidin, beni beklemeyin. Bu adam namaz kılan bir Müslüman ve buraların yabancısı, onu bırakmam uygun olmaz” cevabını verdi.

    Prof. Ahmet Ağırakça ve İHH temsilcisi Murat Yaşa ile birlikte Kudüs Müessesesi'nin yıllık kongresine katılmak için Cezayir'deydik. O sıralar Cezayir'de ikamet eden Özel FM'in eski müdürü Muhammed Arif'le birlikte bir çarşıya gitmiştik. Bir dükkandan alışveriş yapıyorduk. Akşam namazı vakti yaklaşmıştı. Muhammed Arif hemen hatırlattı; “Bir an önce işimizi halledelim yoksa ezan okunduğunda bu adam bizi kapıya atıp camiye gider” dedi. Biz Türkiye'de cemaate iştirak konusunda yeterince duyarlı olmadığımız için her ne kadar namazımızı vaktinde kılsak da maalesef kulağımız ezanda olmuyor. Orada çarşıdaki esnafın dahi cemaati kaçırmamak için müşteriyi kaçırmayı hiç önemsememesi dikkatimi çekmişti. Hatta müşterisini kapıya çıkarıp “kusura bakma ben cemaate gitmek zorundayım” diyebiliyor. Gerçekten de Muhammed Arif'in dediği gibi ezanla birlikte esnafın dükkanlarının kapılarını çekip camiye gittiğini gördük. O yüzden de cemaat bayağı kalabalıktı.


    Bangkok'ta bir tanıdığın davetiyle lüks bir otelin 25. katındaki restorantında şehri seyrederek balık yemiştim. Orada lüks otellerde de olsa see food yani deniz ürünleri denen yiyeceklerin dışında bir şeyi gönül rahatlığıyla yiyemiyorsun. Sebze yemeği bile olsa. Ne yağı kullandığını bilemiyorsun. Müşterinin hassasiyetlerini dikkate alan turistik otellerin güven verici yanı ise önüne koyduklarının verdikleri bilgiye mutabık olması. Namaz vaktiydi, çantamda seccadem de vardı ve köşede bir yere serip namaz kılmak istedim. Bangkok'un kıble açısına göre kıble istikametini tespit etmek için garsonlardan kuzeyi göstermelerini istedim. Bir genç garson cebinden Bangkok'un kıble açısını gösteren pusulayı çıkarıp yardımcı olunca şaşırdım. Genç garson Taylandlı bir Müslümandı ve hem kendisi namazına dikkat ediyor hem de Müslüman müşterilere yardımcı oluyordu.

    Siyonist katiller Mavi Marmara katliamında kardeşlerimizin ellerini kelepçelediler. Katil askerler kardeşlerimizden bazılarının tuvalete girerken bile kollarını açmıyorlardı. Hatta kollarını açtıkları bazı kardeşlerimizin özellikle tuvalete girerken kollarına yeniden kelepçe takıyorlardı. Ben bazı kardeşlerimizin bu şekilde kolları bağlı halde abdest alıp namaz kıldıklarına şahit oldum.


    Yine Mavi Marmara katliamından sonra Türkiye'ye dönerken zindandan çıkış işlemleri tam sabah namazı saatine denk geldi. Bizim kaldığımız koğuştaki kardeşlerle Ramazan Kayan hocanın imamlığında namazı cemaatle kılıp çıktık. Fakat diğer koğuşlardaki bazı kardeşlerimiz kılamadan çıkarılmışlardı. Askerler onları adeta baskın yapar gibi koğuşlarından çıkardıkları için abdest de alamamışlardı. Arabada teyemmümle namaz kılmaları gerekiyordu. Fakat ne toprak ne taş vardı. Ya cama, ya metallere ya da kumaşlara el sürerek teyemmüm yapmaları gerekiyordu. Aramızda biraz fikir alışverişinde bulunduktan sonra toprağa en yakın maddenin cam olduğuna hükmettik ve onlar da camlara el sürerek teyemmüm yaptılar.

Ahmed Varol /Vuslat Dergisi Kasım 2010
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma.
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben..
<< Lüzumsuz Konular Atlası >>

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #8 : 17 Aralık 2012, 15:40:44 »
Bundan 15 yada 20 yıl evvel büyük ablam komsumuzun kızıyla terafiye gitmeye karar veriyorlar.Bizimkininde namazla pek arası yok zaten kıramıyor arkadaşını gidiyorlar camiye hoca yatsı namazı terafi namazı derken bide tesbih namazı kıldırıyor sansına kadir gecesi denk gelmiş.
Bizimkide zaten namaza gönülsüz gitmiş çok uzun gelmiş bide üstene tesbih namazıda kılıncada namaza karsı bi soğukluk oluşmuş bize de anlatırken o nasıl bi gündü öyle ya yatıyoruz kalkamıyoruz kalkıyoruz yatamıyoruz diye daha neler neler bende cok merak ederdim bu namaz nasıl bi namaz diye o zamanlar bendede namaz hakkında bilgi çok az sadece farzları biliyorum (oda yarım yamalak) bende gözümde öyle bütüyorumki sanki 100 rekat namazmış gibi sanıyorum.neyse Allah nasip etti o güne bizide ulaştırdı yatsı terafi derken sıra tesbih namazına cogu insan kılmadan çıkıyor içimden bi ses diyor kaç bak çok uzun bi namaz bacakların dayanmaz o kadar uzun namaza,  ben içimden karar  verene kadar hoca tesbih namazına niyet diyince fırladım ayaga içimden aha yandın bozamazsında diyor artık.
başladık tesbih namazına bi baktım ki başadığımızla bittiği bir oldu selam verdi ben hala namaz bekliyorum sonradan ayıldım namazın bittiğini ve ben o zamana kadar boştan yere namazdan korkmuşum.Anladımki namaz kılmaktan değil kılmamaktan dolayı korkmak gerekiyormuş insan kendisi deneyince anlıyor neyin ne olduğunu yaşayarak tecrübe etmek en güzeli.......
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #9 : 18 Aralık 2012, 01:32:46 »
geçen yıl alışverişe gitmiştik derken akşam namazı vakti girdi. girdiğimiz her mağazada namaz kılmak için yeriniz var mı sorumuza hayır cevabı alıyorduk. aslında çok sinirlenmiştim mağazalarda çalışan elemanların çoğu kapalı ve namaz kılmak için yer yok diyorlar. en son girdiğimiz mağazada yine sorduk başı açık olan eleman eğer seccadeniz varsa kabinde kılabilirsiniz dedi (Allah razı olsun) kabine girdim serdim seccademi çok şükür vakit geçmeden kıldık. kabinden çıkarken bayan eleman yanıma yaklaşıp Allah kabul etsin dedi sonrada aslına bakarsanız şaşırdım biraz, demek insan kılmak istiyorsa kılabiliyormuş dedi.

yine ailemle dışarıdaydık kahveleri içtikten sonra yine akşam vakti girdi garsona namaz kılmak için yeriniz var mı dedik beni takip edin dedi. küçük bir odaya girdik bir kaç sepet yıkanmış masa örtüleriyle doluydu ve sanırım garsonların üst değiştirdikleri bir odaydı. garson uzun bir uğraştan sonra bize yer açıp seccadeleri serdi ve buyurun dedi.  Allah o kişiden de razı olsun yer yok deyip uğraşmayabilirdi.

bu güne kadar namaz kılmayı isteyipte burada namaz kılamazsınız cevabıyla karşılaşmadık çok  şükür. sadece seccadeniz varsa şurada kılabilirsiniz dendi.

bu bazen bir doktor muayenehanesi, mağaza kabini, kimi  zaman sadece kendilerinin namaz kılmak için kullandığı bir oda veya bir restoranın kullanılmayın başka bölümü oldu.

kısacası insan kılmak istediği zaman istisnalar dışında temiz bir yer oldumu serin seccadenizi yoksa isteyin o da yoksa zaten karşınızdaki anlayışlı biriyse size temiz bir örtü getirir.

hep aklımda şunu tutarım insanın savaşta bile namaz kılması gerekirken biz basit dünya meşgaleleri yüzünden nasıl namazı geçirebiliriz?






« Son Düzenleme: 18 Aralık 2012, 01:40:47 Gönderen: İsra »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #10 : 20 Aralık 2012, 15:24:50 »
Bir grup arkadaşla güneyde bir tatil yöresine gitmiştik. Yöreye girer girmez arkadaşlar evvela kalacak bir yer bakmamız gerektiğinde hem fikir oldular. Namaz vaktinin girdiğini, yer arama telaşıyla vaktin geçebileceğini söyliyerek arkadaşları zar zor ilk gördüğümüz camiye götürdüm. Namazdan sonra camide biriyle karşılaştık. Bize göre uygun olan kalacak bir yer tarif etti. Hem namazımızı edâ etmiş olduk, hem kalacak yer bulmuş olduk. Ne demiş büyükler "Namaz, sahibini yolda koymaz."



Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1954
    • http://www.sadakat.net
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #11 : 25 Aralık 2012, 16:19:46 »
Bir asker, namaz kılan diğer askere sordu:
Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz ? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5 vakit namaz kılıyorsun.

Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi:

-Şu insan; niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. 'yat' dese yatıyor, 'kalk' dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan bir insan değil mi?'

Diğer asker cevap verdi:
-'Evet! O da benim gibi bir insan ama rütbesi var,omuzun da yıldızı var'

Namaz kılan askerin cevabı müthişti:

'-Ey arkadaş!Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren Allah'a niçin itaat etmeyeyim?
Niçin namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim?
İncemeseleler    Sadakat.Net    İns SadakatForum  Sevadı Azam


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Çevrimdışı cennet_nuru

  • Cennet ucuz değil Cehennem dahi lüzumsuz değil...
  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 485
  • Her nefesimi SANA yönelmiş dualar eyle ...
    • sadakat.net
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #12 : 08 Şubat 2013, 19:50:58 »
Çilesini çekmediğimiz şey bizim değildir. Zor şartlarda namaz kılmanın çilesi varsa, Allah için çile çekmek en büyük saadet. "Çeşitli sebeplerle namaz kılmıyoruz." diyorlar. Onlara diyorum ki: "Hiç değilse bazen, bir vakit namaz kılmak lazım. O namazla ne oluyor? Müslüman, Müslümanlığını ilan ediyor.
O göremediğin koskoca derya gönlümdür...Gördüğün sahil ise dilim...Kıyılarıma vuran dalgalara şaşırma...!!Onlar aşktan gel-git'im...Beni kendinde,kendimde arama...Ben hem bende hem sende bir gizim...!!Beni Mecnun'dan Leyla'dan sorma...!!Ben sadece MEVLA'dan bir izim ... !!!

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Tatlı namaz hatıraları
« Yanıtla #13 : 18 Mart 2013, 13:02:06 »

hep aklımda şunu tutarım insanın savaşta bile namaz kılması gerekirken biz basit dünya meşgaleleri yüzünden nasıl namazı geçirebiliriz?


Çok doğru, her zaman akılda bulundurulmalı. Allah c.c. razı olsun...

Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana